BİLİŞSEL YAKLAŞIMLAR
Öğrenmeye bakışı aşağıdaki formülle açıklanmaktadır.
Uyarıcı -» Organizma (bilişsel süreçler) -> Davranış /
Tepki
Öncüleri Gestalt yaklaşımdır.
Bilişsel Süreçler;
- Zihindeki bilgi birikimleri
- Bu bilgi birikimleri arasındaki bağlantılar
- Bu bağlantılar arasında yapılan işlemlerdir.
Bilişsel yaklaşımın dayandığı temel ilkeler
- Bazı öğrenme süreçleri yalnızca insana özgü
Bu nedenle bilişsel araştırmalar insanlar
üzerinde yapılır. - Zihinsel olaylar araştırmanın odağıdır.
- Birey öğrenme sürecine aktif olarak katılır.
- Öğrenme gözlenemeyen bazı zihinsel
bağlantılarm oluşmasmı da içerebifir - Bilgi örgütlenir.
- Öğrenme daha önce öğrenilenle yeni öğrenileni
ilişkilendirme sürecidir.
Bilişsel yaklaşımlar insanın dünyayı anlamada kullandığı zihinse! süreçleri incelerler. Bilişsel yaklaşıma göre öğrenme; zihinsel yapıdaki değişmedir. Önemli olan zihinde ne olup bittiğidir.
Bilişsel yaklaşım içinde temel olarak gestalt yaklaşım ve bilgiyi işleme kuramı incelenecektir.
Davranışçı öğrenme yaklaşımı ile bilişsel öğrenme yaklaşımları arasındaki temel farklılıkiar
- Davranışçılar, davranışa neden o!an ve davranışı
takip eden uyarıcıları incelerken; bilişsel
kuramcılar, uyarıcının birey tarafından
algılanmasından itibaren bireyde meydana gelen
içsel süreçler ve öğrenmeye etki eden bireysel
özellikler ile ilgilenmişlerdir. - Davranışçı yaklaşıma göre davranış öğrenilir.
Bilişsel yaklaşıma göre ise bilgi öğrenilir. Bilgide
meydana gelen değişme davranışa yansır.
Davranışçı yaklaşımda öğrenme ve hafıza ayrımı
Yalnızca öğrenme vardır. - Davranışçı yaklaşımda pekiştireç davranışı
kuvvetlendirir ve dıştan verilen pekiştireçler
öğrenmede önemli rol oynar. Bilişsel kuramcılara
göre dıştan verilen pekiştireçler öğrenen için,
yaptığı davranışın doğruluğu hakkında dönüt sağlar.
Davranışçı yaklaşımda öğrenen, uyarıcılarla etkileşimde bulunmak ve pekiştireç almak için aktif olmalıdır. Bilişsel yaklaşımda ise öğrenen, dikkatini kontrol ederek, uyarıcıları seçerek, onları anlamlı hale getirip kodlayarak öğrenme sürecine aktif olarak katılır.
Davranışçı kuramlar, çoğunlukla hayvanlar üzerinde araştırmalar yaparak öğrenmeyi açıklayan genel kuralları bulmaya çalışmışlardır. Bilişsel kuramcılar ise insanların doğal çevre içinde değişik durumlarda nasıl öğrendikleri üzerinde araştırmalara ağırlık vermektedirler.
Birey belli bir zaman ve yerde öğrendiği bilgiyi, istediği yer ve zamanda uygulama yetisine sahiptir. Bu durum bireyin öğrenilen bilgileri belli bir yerde depolama kapasitesine sahip olduğunu göstermektedir.
GESTALT YAKLAŞIM (VVertheimer, Koffka, Köhler)
Öncelikle algılama ve problem çözme süreçleriyle ilgilenmişlerdir. Öğrenme ile ilgili görüşleri, algılama ile ilgili çalışmalarına dayanmaktadır. Onlara göre algısal örgütleme yasaları öğrenmeyi açıklamaya yardım etmektedir. Gestalt kuramcılara göre algı, bir örgütlemedir.
Gestalt: Almanca’da şekil form parçaların toplamı değil entegre olmuş bütün gibi anlamları vardır. Birey bütünü parçalarına ayrıştırarak değil, bütünlük içinde algılar. Geştaltçılara göre organizma dünyayı bütün olarak algılar. Örneğin bir elemanın rengi, kokusu tadı ve şekli algılanır. Gestaltçılara göre ise elma bir bütün olarak algılanır. Diğer özellikleri daha sonraki algılarla tanınır. Kuram öncüleri alman VVertheimer Köhler, Koffka ve Kurt Lewin (Alan Kuramı)’dir.
Öğrenme: Kişinin karşılaştığı birdurumu algılaması ve yorumundaki değişmedir,
Gestalt Kurama Göre “Algılama”
Gestalt yaklaşıma göre algı bir örgütlemedir. Algısal Örgütleme yasalarından en önemlileri; şekil-zemin, yakınlık, benzerlik, tamamlama, basitlik’tir. VVertheimer birçok algı yasası ortaya koymuş ama diğer kuramcılarla birlikte bunları daha genel ortak bir yasada toplamaya çalışmışlar ve buna “Pragnanz” adını vermişlerdir. Pragnanz yasası, algılama, öğrenme ve bellekle ilgili çalışmalarda yol gösterici bir ilke olmuştur.
60
öğrenme Psikolojisl
Pragnanz: Denge durumu yasasıdır. Organizmanın iyi biçim, iyi şekil iyi bütün olma eğilimidir.
- Birbirine yakın ve benzer uyarıcılar birlikte
algılanır. - Algıda eksik olduğu hissedilen parçaları
bütünleştirme eğilimi vardır. - Aynı yönde giden çizgiler, parçalar devamlı (ilişkili)
olarak algılanır. - Basit parçalar daha kolay algılanır.
örnek:
- Basitlik Yasası
Diğer unsurlar eşit olduğu taktirde, birey basit, düzenli bir şekilde organize edilmiş fıgürleri algılama eğilimindedir. Bu yasa, algılamanın simetrik, düzenli, düzgün olan iyi bir biçime, şekile, bütüne doğru olduğunu göstermektedir.
| Örnek: |
o
Algısal Örgütleme Yasaları
- Şekil-zemin ilişkisi
Şekil o anda öğrenilen şeydir. Dikkat ettiğimiz uyarandır. Zemin ise uyaranların bulunduğu ortamdır. Bir sınıfta sınıf ortamı zemin, öğretmenin sesi şekildir. Zil çaldığında zil sesine dikkat eden öğrenciler için öğretmenin sesi o andan itibaren zemin olmuştur.
- Yakınlık yasası
Organizma bir alandaki öğeleri, nesneleri birbirlerine olan yakınlıklarına göre gruplandırarak algılama eğilimindedir.
örnek:………….
Yukandaki noktalar üçlü gruplar halinde algılanmaktadır. Müzikteki ritm algılaması, zaman içinde birbirine değişik yakınlıklarda bulunan vuruşlara dayaîıdır. Okyanus-gemi, okul-öğrenci vb.
- Benzerlik Yasası
Şekil, renk, doku, cinsiyet gibi pek çok özellik bakımından birbirine benzer maddeler birlikte gruplanarak algılanma eğilimindedir.
Örnek:… OOO OOO
Yukarıdaki şekiller renk ve şekil benzerliği nedeniyle gruplanarak algılanmaktadırlar. Kalabahk bir yerde konuştuğumuz kişinin ses tonlarının benzerliği nedeniyle onu diğerlerinden ayırt edebilir ve konuşmaya devam edebiliriz.
- Tamamlama Yasası
Organizma, tamamlanmamış etkinlikleri, şekilleri, sesleri tamamlayarak algılama eğilimindedir. Böylece gestalt’a ulaşmaktadır.
örnek:
Bu örnekte kesik çizgiler halinde verilen çizgiler kare olarak algılanmaktadır.
- Devamlılık Yasası
Aynı yönde giden noktalar, çizgiler vb birimler birlikte gruplanarak algılanma eğilimindedir.
Yukarıdaki şekilde öncelikle elips ve kare algılanmakta ikisi arasındaki yarım ay ise algılanmamaktadır.
Algısal Değişmezler
Bir objenin değişik koşullar altında aynı biçimde görülmesine, algılanmasına’algısal değişmezlik denir. Örneğin kapı değişik durumlarda farklı görülmesine rağmen biz kapıyı hangi açıda olursa olsun aynı kapı olarak algılarız.
İÇGÖRÜSEL ÖĞRENME VE PROBLEM ÇÖZME Gestalt yaklaşımın öğrenme türleri
İç görüsel öğrenmenin temel özellikleri,
- ön çözümden çözüme geçiş ani ve tamdır.
- İç görü yoluyla edinilen çözüme dayalı
performans genellilikle pürüzsüz ve hatasızdır. - İç görü yoluyla kazanılan problem çözümü uzun
süre hatırlanır. - İç görü yoluyla kazanılan bir ilke, diğer
problemlerin çözümüne kolaylıkla uygulanabilir. - Zeki olanlar iç görüsel çözüme daha kısa sürede
ulaşırlar
Köhler’in maymunlar üzerinde yapmış olduğu araştırma içgörüsel öğrenmeye örnektir. Gestalt yaklaşıma göre problem çözmede böyle bir deney düzeni, hayvanın problemi ve problemin çözümü için gerekli olan bütün ögeleri göfmesini sağlamaktır.
Davranışçıların deneylerinde organizma labirenti çözümfemek için gerekli bütün ögeleri görmemekte, aktif olarak deneme yanılmalardan sonra çözüme ulaşmaktadır. Gestalt yaklaşımda ise çözüme aniden ve zihinsel olarak ulaşmaktadır.
Thorndike’ın ifade ettiği gibi deneme yanılma yaparak küçük adımlarla çözüme yaklaşmaz,
Öğrenme Psikolojisİ
61
uygun çözümü aniden ve zihinsel olarak bulduktan sonra harekete geçmektedir. Gestalt yaklaşıma göre problem ya çözülür ya da çözülmez.
URETICI DUŞUNME
VVertheimer, gestalt psikolojinin ilkelerini eğitime uygulamıştır. İçgörüsel öğrenmeyi okullarda uygulamaya çalışmıştır.
İki tür problem çözmeden bahsetmiştir.
- A Türü Çözümler: Gestalt ilkelerine
dayalıdır, orjinaldir, içgörüseldir. Kısaca,
problemin doğasını temel yapısını
anlamayı gerektirir. Çözüm birey
tarafından bulunur, kolayca
genellenebilir, ve uzun süre hatırlanır. - B Türü Çözümler: Anlamadan
ezberlemeye dönüktür. Öğrenci, olguları,
kuralları, olayları anlamadan ezberler.
Böyle bir öğrenme katıdır, kolayca
Sadece sınırlı durumlarda
uygulanabilir.
Gestalt yaklaşımın öğrenme ilkeleri;
- însanlar gördüklerini bir bütün olarak algılar
- Bir nesnenin ya da parçanın algılanışı onun diğer
parçalarla otan ilişkisine bağlıdır. - İnsanlar çevrelerini bir düzen içinde görürler. Eşya
ya da olaylar tek başlarına değil organize edilmiş
bir bütünlük içinde anlam kazanırlar.
Öğrencinin her şeyi yeniden keşfetmesine (buluş) gerek yoktur. Öğrenci yeni bilgileri kendi varolan bilgi sisteminin içine yerleştirerek öğrenir.
Gestalt yaklaşıma göre Eğitimde göz önünde bulundurulması gerekenler
Kurama göre, birey bütünü anlamlı parçalarına göre ayrıştırarak değil, anlamlı örgütlenmiş bütünler halinde algılar. Bu nedenle algıda basitlik, bezerlik, yalınlık devamlılık, şekil zemin ilişkileri önemlidir. Dersin başında dersin temel çerçevesi öğrenciye verilmelidir. Öğrenci böylece konular arasındaki ilişkileri kavraya bilecektir. Üniteler bilinenden bilinmeyene doğru aşamalandırılmalıdır.
Eğitimci eğitim ortamını öğrencinin ihtiyaçlarına göre düzenlemelidir. Burada öğrencinin psikolojik ihtiyaçları göz önüne alınmalıdır. Öğrencinin üretici düşünmesini sağlamak için problemin doğasını anlamalı, ilkeleri öğrenmelidir. Körü körüne ezbere yapılmamalıdır. İç görüsel problem çözme ve üretici düşünme
geliştirtmelidir. Öğretmen öğrenciye rehberlik etmeli çözümleri öğrenci kendisi bulmalıdır.
Tekrarlar bu kuramda öğrenme için önemlidir. Ne kadar çok problem çözülürse iç görüsel problem çözme ve üretici düşünme de o kadar iyi gelişir. Öğrenmede öğrenilen bilginini yeni durumlara ve problemlere transfer edilmesi önemlidir . bu nedenle öğrencilere ev ödevleri verilmelidir.
Öğretmen önceden işlenen ve öğrenilen konular hakkında yeni derslerde öğrencilerin hatırlamasını sağlayarak, yeni öğrenmelerinin daha hızlı gerçekleşmesini sağlamalıdır.
- “Kavrama, bir seri ayn uyaranlara ayrı tepkilerin
sonucu değil, bütünlük içindefci duruma bileşik
bir tepkidir.” görüşünü, aşağıdaki öğrenme
yaklaşımlarından hangisi vurgutamaktadır?
(2002 KPSS-84) - Bilgi-işiem modeü
- Sosyal öğrenme
- Edimsel koşullanma
- Gestalt öğrenme
- E) Klasik koşullanma
- Içi seker dolu olan bir kutuyu açmaya çahşan bir
küçük çocuk, bir süre hiçbir davranışta bulunmadan
kutuyu inceledikten sonra ansızın, kutunun üst
kısmında bir düğme olduğunu ve bu düğmeye
basıldığında kutunun açıldığını fark etmiştir.
Küçük çocuğun düğme ile kutu arasındaki ilişkiyi fark edip kendisini sonuca ulaştıracak çözümü buiması, aşağıdaki problem çözme türlerinden hangisine örnektir? (2003 KPSS-54)
- Tümevarım yoluyla
- Tümdengelim yoluyla
- Hazır modellerler
- Deneme-yanılma yoluyla
- E) Kavrama yoluyla
- Turgut aldığı model uçağın parçalarını tek tek
incelemiş, bunların nastl, hangi sırayla bir araya
getirilmesi gerektiğini beürlemiş ve uçağı
yapmıştır. Turgufun bu davranışı aşağıda-
kilerden hangisine örnektir? (2004 KPSS-17) - Kavrama yoluyla öğrenme
- Sınama yanılma yoluyla öğrenme
- Gözlem yoluyla öğrenme
- Edimsel koşullama
- E) Örtük (gizil) Öğrenme
62
öğrenme Psikolojisl
BİLGİYİ İŞLEME KURAMI
Bireyin bilgiyi toplama, örgütleme, depolama ve hatırlamasıyla ilgilenirler.
öğrenme süreci bilgisayarm işleyişine benzetilmiştir. Birey öğrenme sürecinde aktiftir. Geçmiş yaşantı ve birikimler (öğrenme) önemlidir. Beklentiler öğrenmede önemli bir etkendir.
Aynı sınıfta iki öğrenci ders dinliyor. Dersin sonunda öğretmenin sorduğu soruları biri doğru olarak yanıtlarken, diğeri yanıtlayamıyor. Bu iki öğrenciye öğretmen tarafından sunulan uyarıcılar aynı olmasına rağmen, niçin biri diğerinden daha iyi öğrenmiştir?
Çünkü öğrenme bireyseldir. Bireyin yeni gelen bir bilgiyi öğrenebilmesi için, öğrenme işine etkin olarak katılması, kendisine sunulan uyarıcıları seçmesi, bunları kendisi için anlamlı hale getirmesi ve en uygun tepkiyi üretmesi gerekir.
- yüzyıl başında, Almanya’da bir grup bilim adamı, öğrenmede rol oynayan doğrudan gözlenemeyen bilişsel süreçlerle ilgilenmeye başlamıştır. Gestalt psikologlarıyla başlayan öğrenmedeki bilişsel süreçlere yönelik çalışmalar, daha sonra Piaget, Bruner (Buluş yoluyla öğrenme), Ausubel (Sunuş yoluyla öğrenme), Gagne (Öğretim durumları modeli) gibi psikoiog ve eğitimcilerin katkıları ile giderek gelişmiş ve bilişsel kuramlaradı altmda toplanmıştır.
- Biliş: insan zihninin dünyayı ve çevresindeki
olayları anlamaya yönelik yaptığı işlemlerin
tümüdür. - Bilişsel faaliyetler: Dıştan ahnan uyarımların
algılanması, önceki bilgilerle karşılaştinlması, yeni
bilgilerin oluşturulması, elde edilen bilgilerin
belleğe depolanması, hatırlanması ile zihinsel
ürünlerin kalite ve mantık yönünden
değerlendirilmesi,
Organizmanın bilgiyi işleme biçimleri 2 türlüdür.
1-Duyum
2-Algı
DUYUM
Organizmanın iç ve dış uyarıcılan, 5 duyu ile algılama durumudur. Örneğin; Işığın parlaklığı, ses, tat vb.
ALGİ
Organizmanın duyumları yorumlayıp anlamlı hale getirme sürecidir. örneğin; Sesi duyar, Vivaldi’nin “4 Mevsimi” olarak algılar.
ALGIDA SEÇİCİLİK / DİKKAT
Insanın duyu organlarına gelen binlerce uyarandan birine yönelmesidir.
Bilgi işlem kuramına göre öğrenmenin riasıl gerçekleştiği iki boyutta incelenmiştir.
- BİLGİ DEPOLARI (BELLEK TÜRLERİ)
- BİLİŞSEL SÜREÇLER
- BİLGİ DEPOLARI (BELLEK TÜRLERİ)
Bilgiyi işleme kuramına göre üç tür bellek vardır. Bunlar;
- Duyusal kayıt,
- Kısa süreli bellek,
- Uzun süreli bellek.
Duyusal Kayıt
Çevreden gelen uyarıcılar duyu organları yolu ile duyusal kayıta gelirler. Duyusal kayıtın kapasitesi çok geniş olmasına karşın bilginin kalış süresi çok kısadır. Ancak dikkat ve algı süreçleri ile bu bilginin bir kısm! alınırve kısa süreli belleğe gönderilir. Süre 0,5 /4 sn.
Gözlerimizin önünde bir kalemi ya da parmağımızı sallarsak objeden geriye kalan gölgeyi fark ederiz . Elimizle diğer kolumuza hafifçe vurursak, vurmayı hemen duyumsanz. Başka bir söylemle biz vurma ve kalem izini gerçek kalktıktan sonra duyumsarız.
Duyusal kayıtın içerdiği bilgi özgün uyarıcının tam bir kopyasıdır. Görsel duyular duyusal kayıt tarafından aynı fotoğraf gibi kısa bir süre için kodlanır. Aynı şekilde işitsel duyular da ses kalıpları olarak kodlanır. Kimi yazarlar bilginin duyusal kayıtta kalış süresinin yarım saniyeden daha az olduğunu belirtirler. Duyusal belleğin işitsel bilgi için yaklaşık dörtsaniye; görsel bilgi için yaklaşık bir saniye süren, uyancmm tam bir kopyasmın tutulduğu bilgi deposu olmasıdır. Böylece duyusal kayıt her duyu için farklı kodlama biçimlerinin olduğu , sınırsız kapasitesi ile bilgininçok kısa tutulduğu bir bellek türüdür.
Duyusal kayıtın varlığı insan yaşamında kritik bir öneme sahiptir. Birey okuduğu ya da işittiği bir cümlenin sonu gelmeden başlangıçtaki sözleri unutsaydı cümleyi anlamlandırması olanaksız olurdu.
Duyusal kayıtın kapasitesinin sınırsız olmasına karşın gerekli bilgiler işlenmezse kaybolur ya da varolan bilgi yeni bilgi tarafından itilir. Birey dikkat ve algı süreçleri yoluyla bu bilgiyi işleme şansına sahiptir. İşlenen bilgi bir sonraki sisteme yani kısa süreli belleğe geçer. Kısa süreli belleğin kapasitesinin sınırlı olması nedeniyls işlenemeyen bilgi, duyusal kayıttan kaybolur.
Kısa Süreli Bellek
Duyusal kayıttan dikkat ve algı süreçleri sonunda ayrılan bilgi , sistemin ikinci öğesi olan kısa süreli belleğe geçer. Kısa süreli belleğin hem bilgi tutma süresi, hem de kapasitesi sınırlıdır. Kısa süreli belleğin kapasitesinin yaklaşık 7±2 birimlik bilgi olduğunu
Öğrenme Psikolojisİ
63
belirtilmektedir. Ancak bireyler her birimin büyüklüğünü artırarak kapasiteyi fazlalaştırabilirler. Gruplama adı verilen bu işlemle kısa süreli belleğin kapasitesi artırılır . örneğin; 5 7 2 8 9 10 olan 7 birimlik bir sayı dizisi 57 28 9 10 olarak gruplanırsa 4 birim haline gelir. Ancak bir birimde bulunması gerekli bilgi miktarı ne büyüklükte olmalıdır sorusu henüz yanıtlanmamıştır.
Kısa süreli bellekte bilginin kalma süresi yaklaşık 20-30 saniyedir Bilginin kısa süreli bellekte daha uzun süre kalması , bilgi üzerinde düşünmek ve onu yinelemekle sağlanır. Kısa süreli bellekte zihinsel tekrarın öğrenmede önemi büyüktür. Kısa süreli bellekte kalan bilgi tekrar yoluyla büyük bir olasılıkla uzun süreli belleğe geçer. Kısa süreli belleğin kapasitesinin sınırlılığı nedeniyle geçiş yaptırılamayan bilgi yeni gelen bilgilerin zorlamasıyla kayboîur. özetle, daha fazla bilginin kısa süreli bellekte daha uzun süre kalması için; (1) gruplama, küçük parçaları ilişkilendirerek geniş parçalar haline getirme, (2) zihinsel tekrar gerekir.
Kısa süreli belleğe bilgi, duyusal kayıt ve uzun süreli bellekten gelir. Genellikle her ikisi aynı anda olur. Örneğin; birey bir kuş ile karşılaştığında, kuşun imgesi kısa süreli belleğe geçer, aynı anda uzun süreli bellekten kuşlara ilişkin bilgi araştırılır ve kuşun hangi tür olduğu beiirlenir. Kısaca.tanımlama aynı anda gelir, çünkü, kuşa ilişkin tüm bilgiler uzun süreli bellekte depolanmıştır.
Kısa süreli belleğin iki yaşamsal işlevi vardır.
- Bilgiyi kısa süre için de o!sa depolamaktır.
- Zihinsel işlemterin yapılmasıdır.
Bu nedenle çalışan bellek olarak da adlandırılır. Kısa süreli belleğe gelen bilgi;
- Bireye gerekli değilse unutulur,
- Bilgiyi korumak için tekrar edilir,
- Tekrar edilerek, kodlanarak ya da uzun
süreli bellekteki bilgilerle ilişkilendirilerek
bilgi işlenir.
Uyarıcı saldırısı altında kalan birey birçok işlerde otomatik hale gelerek problemlerini kolaylıkla çözebilir. Otomatiklikle bireyler hızlı, güç harcamadan, özerk, tutarlı, uygun ve özgür olarak bir işi yerine getirirken, çalışan belleğin bir başka durumla çalışmasına izin verirler. Yürürken konuşma ve dinleme gibi. Matematikte temel işlemler, sözcük dağarcığı, yabancı dil bilgisi diğer görevlerin uygun olarak yerine gelmesini sağlarlar. Otomatik işlemler uzun süreli bellekten gelir. Eğer otomatiklik başarılı değilse öğrenciler problem çözme ya da yazma gibi karmaşık işlemleri yerine getirirken yetersiz kalırlar ve daha fazla bilişsel güç harcarlar.
Uzun Süreli Bellek
Bilgiyi işleme modelinde bilgiyi, özellikle iyi öğrenilmiş bilgiyi, uzun süre saklayan kısmına uzun süreli bellek adı verilmektedir. uzun süreli belleği, kitaplara milyonlarca girişi olan bir kütüphaneye benzetmektedir. Düzenlenmiş bilgiler, gerektiğinde kullanıma hazır olarak beklemektedir. Uzun süreli bellek, bilgiyi her istendiğinde kullanılmaya izin veren bir ağa sahiptir. Kapasitesi sınırsızdır.bazı kestirimlere göre, sınır bir milyondan fazladır ve bazı olaylar sonsuza dek kalmaktadır
Uzun süreli bellekte bilgiyi, istediğimiz uzunlukta ve mikîarda depolar ve asla unutmayız . Bu konudaki problem, gerektiği zaman doğru bilgiyi bulmaktır. Uzun süreli bellekte bilgiler kaybolmaz, ancak bilgi, uygun biçimde kodlanmamış ve uygun yere yerleştirilmemişse, geri getirmede zorluklarla karşılaşılır. iyi öğrenilmiş bilginin dayanıklılığın yüksek olduğunu belirtilmektedir.
Uzun süreli bellekte birçok farklı bilgi bulunur. Görsel imgeler, duygular, tatlar, sesler, kokular, problem çözmek için stratejiler, dili anlamaya yarayan kurallar, olaylar, çocuklukta geçirilen deneyimler gibi. . Özetîe uzun süreli belleğin kapasitesi çok geniştir, hatta doldurmaya yaşamımız yeterli değildir. Ancak kısa süreli bellekte olduğu gibi, uzun süreli belleğe bilgi hızla girmez, biraz zaman ve güç gerekir.
UZUN SÜRELİ BELLEK TÜRLERİ
- Anısal bellek (Epizodik hafıza)
Bireyin başından geçen olayların saklandığı bellektir. Olgu hafızası olarak da bilinir.
Kişisel yaşantılarla ilgili bölümdür. Belirli birzaman, yer ve olaylarla ilgilidir. Örneğin; yemekte yediklerimiz, özel bir günde giydiğimiz giysi, yaptığımız gezi anısal beilektedir. Yaşamımızda başimizdan geçen tüm olaylar, şakalar, dedikodular anısal bellekte tutulur Anılar güç sarf edilmeden öğrenilir. Fakat anıların birbirine karışma eğilimi vardır. Bu nedenle, bilgiyi geri getirmede zorluk çekilir. Ancak, önemli ve travmatik olaylar ayrıntılı hatırlanır. Bunun yanı sıra olağan ve sürekli yinelenen olayların anımsanması zordur, çünkü yeni olaylar öncekini bozabilir.
- Anlamsal bellek (Semantik Hafıza)
Dünyayla ilgili genel kültür bilgilerinin saklandığı hafızadır. örnek; semantik sözcüğünün anlamını bilmek.
Uzun süreli belleğin kurallar, genellemeler, kavramlar, problem çözme becerileri gibi genel bilgilerin yer aldığı bölümdür. anlamsal bellekte sözel ve görsel kodların
| öğrenme Psikolojisi |
64
birlikte ağ gibi birbirine bağlanarak bilginin depolandığını belirtir. Birçok psikolog da bilginin hem görsel hem de sözel olarak kodlanmasının anımsamayı kolaylaştırdığını kabul etmektedir.
Anlamsal bellekte bilgi önerme ağları ve şemalar biçiminde depolanır. önerme, doğru ya da yanlış olduğuna karar verilebilecek bilginin en küçük parçasıdır.önerme ağı ise bilgi birimleri setidir. Başka bir söylemle, birbirine bağlı düşünceler, kavramlar, ilişkiler setidir. Bilgiyi daha geniş ölçüde düzenleyen veri yapıları da şema olarak adlandırılır. Şema birbirine bağlı düşünceler, ilişkiler ve işlemler setidir. Şemalar bilgi ağlarını içerir ve karar verme, problem çözme durumlarında bilgi ağlarmı yönlendirir ve kullanır.
- İşlemsel bellek
Belli bir işlemin nasıl yapıldığına ilişkin bilgilerin saklandığı bellek bölümüdür. İşlemsel bellekte işlemlerin basamaklarının oluşması uzun zaman alır, ancak oluştuktan sonra anımsanması çok kolaydır. Örneğin;yüzmenin öğrenilmesi zaman alır ancak unutulmaz. İşlemsel bellek durum-etkinlik kuralları deposudur. Bireyler tüm durum-etkinlik kurallarını gerekli bir biçimde belirtemezler ama gerekeni yaparîar. İşlem ne denli çok yinelenirse o denli doğal tepkiye dönüşür.
BİLİŞSEL SÜREÇLER
Bilginin Duyusal Kayıttan Kısa Süreli Belleğe
Aktarılmasını Sağiayan Süreçler
Dikkat
Uyarıcı ya da uyancıîara tepkiye yönelmedir. “Akjının aktif ve seçici bir yanı olup, kişinin belli bir uyarıcı ya da uyarıcı durumunu algılamasında öîkin hazırhk ve yönelmelerden kuruludur”. Başka bir söylemle, dikkat, hangi bilgînin kısa süreli belleğe geçip geçmeyeceğini belirler, Bilgiyi işleme süreci dikkat ile başlar. Dikkatin yönelmediği uyarıcılar kaybolur. Birey içten ve çevreden gelen uyarıcıların bir kısmına bilinçli olarak, bir kısmına ise hiç bir çaba sarf etmeden, kendiliğinden aynmına varır. Başka bir söylemle, dikkat seçici ve kendiliğinden olabilmektedir. Seçici dikkat bireyin denetimi altındadır. Bireyler.çevrede belirli bilgi kaynaklarına, bilişsel güçlerini yöneltme yeteneğine sahiptirler. Etkili öğrenme, bireyin seçicilik yeteneğine dayanır.
Dikkatin ilgili uyarıcıya yönelmesi iki şekilde gerçekleşir;
- Süzücü dikkat: Belli bir nesneye dikkat
edilmez, herhangi bir değişikliğin farkına
varmak, haberleri genel olarak dinlemek buna
örnek verilebilir. - Seçici dikkat; Belli bir nesneye dikkat etmek
(algıda seçidlik ve diğer algı kuralları devreye
girer. Büyük, yoğun, yeni ve beklenen bir uyaran daha çok dikkati çeker. Örnek; Galatasaray maçının sonucuna gibi bir habere dikkat etmek.
Algı
Duyusal bilginin yorumlanması ya da anlamlandırılması işlemidir. Bir uyaranın anlamlandırılabilmesi için öncelikle bireyin, o uyaranla ilgili bilgilerinin olması gerekir. Eğer birey karşılaştığı uyarana ilişkin hiçbir bilgiye sahip değilse, uyarıcıya anlam vermesi olanaksızdır. Algı büyük ölçüde geçmiş yaşantılara dayalıdır.
Algıyı etkileyen bir başka etken de beklentilerdir. örneğin; öğrenciler çalışacakları materyalin zor olduğunu düşünüyorlarsa, materyali büyük bir olasılıkla zor buîacaklardır. Beklentiler bir olay ya da objeye hazır olmayı etkiler. Algılama “bireyin zihinsel kuruluşu, geçmiş yaşantılan, güdüîenmişlik düzeyi ve pek çok başka içsel faktörlerden etkilenir.” Bu durumda dikkat ve algı süreçleriyle kısa süreli belleğe giren bilgi, gerçeğin aynısı değildir, bireyin öznel bilgileri, gerçeği yorumlamadaki beklentileriyle algılanan kendi gerçeğidir
Tanıma
Yeni gelen uya.rıcıların özelliklerinin uzun süreü bellekteki bilgilerle karşılaştırılması eylemidir. Ne kadar çok kelime haznemiz var ise (tanıyorsanız) o kadar kolay okur ve anlarsımz.
Kısa Süreli Bellekte Bügiyi Sakiama Süreçteri
Kısa süreii bellekte bilgiyi saklama,
- Sürekli tekrar
- Gruplama
ile olanaklıdır.
Kısa süreli belleğin zaman sınırlılığı sürekli tekrar, kapasitesi ise gruplama yapılarak artırıiabilir.
Belleğe Aktarılmasında
Bilginin Uzun Süreli Kullaniian Süreçler Açık ve örtük tekrar
Bilgi yeterli sıklıkta tekrarlanırsa uzun süreli belleğe geçer. örneğin; öğrenciler tekrar yolu ile ülkelerin başkentlerinin adlarını, sözcüklerin söylenişini tekrarla öğrenirler. Tekrar, bilginin uzun süreli belleğe geçişinde çocukların kullandığı ilk bellek stratejisidir.
Tekrar iki biçimde; sesli ve zihinde yapılır. Tekrar sürecinde bireyin rolü önemlidir. Şöyle ki, tekrar süreci ile öğrenen birey pasif değil, etkin olmalıdır. Ayrıca aralıklı tekrar sürekli tekrardan daha etkilidir. Aralıklı tekrarın uzun süreli bellekte tutulma olasılığı daha yüksektir. Bir başka söylemle, aralıklı tekrar uzun süreli bellekten geri getirmeyi kolaylaştırmaktadır.
Öğrenme Psikolojisl
65
Kodlama
Bilginin bellek sistemine yerleştirilmesidir. Bilgiyi işleme kuramında en önemli süreç kodlamadır. Kodlama olmadan çevreden gelen bilginin çoğu geçici olarak depolanır. Kodlama, uzun süreli bellekte varolan bilgi ile kısa süreli bellekteki bilginin ilişkilendirilerek transfer edilmesidir.
Uzun süreli bellekte bulunan şemalara yeni gelen bilginin eklenmesi ve varolan şemanın yeniden düzenlenerek bağlanması öğrenme sürecinde önemlidir. Ancak kodlamanın etkili olması gerekir. Kodlamanın etkili olması ise anlamlandırma ile olanaklıdır.
Anlamlılık, uzun süreli bellekteki bir düşünce ve diğer düşünceler arasında mümkün olduğunca bağlantılar, ilişkiler kurmakla gerçekleşir.
Anlamlandırma
Daha öznel yaşantılara dayanır. Bu nedenle örgütlemedeki gibi mantıksal bir temeli olmayabilir. Anlamlandırma için görsel imgeler kullanma materyalin ana fikrini belirleme, özet çıkarma, metni kendi cümleleriyle yorumlama, soru oluşturup bunlara cevaplar hazırlama gibi yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Böylece var olan bilgilerle mümkün olduğu kadar çok bağlantılar oluşturulur.
Ezber
Sözel malzemenin ritmik hale getirilerek işitsel malzemeyle eşleştirilmesidir.
Bilginin anlamlılığını artırarak kodlama sürecini zenginleştirmede dört temel öğe vardır Bilginin anlamlandırılmasını artıran unsurlar I.Etkinlik,
- Örgütleme,
- Eklemleme,
- Bellek destekleyici ipuçları.
- Etkinlik; öğrenen kişinin etkin olmasıdır. Bilgiyi
işleme kuramına göre, birey bilginin pasif bir alıcısı
değil, kendi öğrenme sorumluluğunu taşıyan etkin bir
kişidir. Birey, bilgiyi bir sünger gibi içine çekmez, onun
yerine uzun süreli belleğinde depolamak için bilgiyi
düzenler ve yapılandırır. - Örgütleme; Düzenleme ya da bilgiyi gruplama,
tutarlı yapılar oluşturma gibi işlemler olup, kodlamaya
yardım eden önemli bir süreçtir. Örgütleme, geniş ya
da karmaşık bilgiler için öğrenme ve anımsamayı
kolaylaştırıcı bir süreç olarak işlev görür. Yapıda yer
alan bir kavram hem genel açıklamaları hem de belirli
örnekleri öğrenme ve anımsamada bireye yardımcı
Örnek telefon numaralarının kolay hatırlanacak
hale getirilmesi, 4382108 yerine 438 21 08 gibi.
örgütleme, öğrenme malzemesinin uyarıcıların birbiriyle bağdaştırılarak anlamsal veya kavramsal gruplandırmalannı yapmadır.
Örnek:
- a) Ağaçtan yapılmış maddeler (kağıt, dolap)
- b) Plastikten yapılmış maddeler (klavye, torba)
Örgütlemede kavram haritaları kullanılır.
Kavram haritası: Birbirine benzer özelliklere sahip olay düşünce ve nesnelere ilişkin bütünlük özelliği taşıyan bilgilerin uzun süreli belleğe yerleştirilmesi için en uygun yoldur. Örnek, bir kitabın içeriğinin ilk sayfalarda verilmesi
Bir okuma materyalini örgütleme, okuyucunun bölüm ve alt bölümlerini yeniden düzenlemesidir. Örgütlemenin bir başka özelliği de parça, bölüm ya da başlıkların aşamalı bir ilişkiyi içermesidir. Küçük parçalar bütün ile uyumludur ve birlikte büyük parçayı oluştururlar.
- Eklemleme; Bilginin uzun süreli belleğe
yerleştirilmesinde en etkili strateji olan eklemleme, bilgi
birimleri arasında ilişkiyi ve anlamlandırmayı artırma
sürecidir. Eklemleme yeni materyalle daha tanıdık,
bilinen materyal arasında ilişki kurma olarak
tanımlanabilir. Örnek; Bilgi işlem kuramının bilgisayarın
işleyişine benzetilmesi. Eklemleme uzun süreli bellekte
varolan şemaya yeni bilgi ilişkilendirildiğinde oluşur.
Yeni bilgi varolan şemaya eklenerek hem yeni bilgiye
anlam verilir, hem de mevcut şemanın anlamı artırılır. - Bellek Destekleyici İpuçları örgütleme ve
eklemleme etkili kodlama stratejileridir. Ancak tüm
bilgiler bu stratejileri kullanmaya uygun olmayabilir.
Örneğin; bilgi tek ya da yenidir, böylece eklemleme
yapılamayabilir. Böyle durumlarda bilgiyi uzun süreli
belleğe yerleştirmek için bellek destekleyici ipuçları
kullanılır.
Bellek destekleyici ipuçları, içerikle doğal olarak varolmayan ilişkileri kurarak kodlamaya yardımcı olurlar. Bir başka söylemle doğal bağlantının varolmadığı durumlarda, çağrışımlar oluşturarak bağlantı yaratırlar.
Bellek destekleyici ipuçları iki biçimde sınıflandırılır.
- İmajlar kullanmak,
- Sözel sembollerdir.
İmajların kullanıldığı bellek destekleyici ipuçlarında bilgi, bilişsel resimler içine kodlanır. Sözel semboller kullanmada ise yeni bilgi ile daha anlamlı sözei yapılar arasında bağlar oluşturulur.
66
öğrenme Psikolojisl
- İmajlar Kullanmak: Yerleşim, zincirleme, askı
sözcük, anahtar sözcük olmak üzere dörde ayrılır. - Yerleşim; İyi bilinen bir mekan ile yeni öğrenilen
bilgi eşleştirilir. Hatırlanacak bilgi coğrafi yer veya
mekansal bölme ile ilişkilendirilir. Örnek: Beş duyu
ilkokul çocuklarına öğretilirken aşağıdaki örnek
kullanılabilir;
Okulun yanındaki çarşı GÖRMEYE değerdir. Ama yanındaki kasabın KOKUSU kötüdür, Kasabın yanındaki lokalden güzel müzik DUYUKMAKTADIR. Lokalin üstündeki pet-shop’ta yavru köpeklere DOKUNARAK sevmeye izin verilmektedir. Onun yanındaki dondurmacının dondurmalarını TATMAK ayrı bir zevktir.
- Zincirleme; Yeni öğrenilen bilgi ile hikaye
oluşturma - Askı sözcük; örnek; bir-kir, iki-içi, üç-uç
- Anahtar sözcük; Tanıdık olmayan bilgi tanıdık
kelimelere benzetilir. Örnek; Niyagara- Ne
yaygara, Penisilin- Beni silin. Burada yapılan işlem
tanımadık kelimeye karşılık tanıdık bir anahtar
kelime kullanmaktır.
- Sözel semboller: Öğrenilecek bilginin kendi içinde bir anlam oluşturmadır. Baş harfler ve kafiye oluşturma olarak iki gruptur.
- Baş harfler: Bilkauyansende
- Kafiye oluşturma: İsveç, Norveç, Danimarka,
Türkiye’nin başkenti Ankara
Geri Getirme Ve Unutma
öğrenme sürecinde ön bilginin geri getirilmesi öğrenme düzeyini etkiler. Çünkü yeni bilgiler ön bilgi ile ilişkilendirilirse anlamlı hale gelir. Öğrenme hem sunulana hem de buna uyum sağlayan mevcut bilgiye bağlıdır. Böyiece geri getirilip kullanılan varolan bilgi birimi öğrenileni etkileyebilir. Örneğin; bir öğrenci yeni bir programlama dilini öğrenirken hesap makinelerinin nasıl çalıştığına ilişkin ön bilgiyi geri getirecektir.
Doğru kodlanmış bilgiler, bireyde mevcut şemalarda ilişkilendirilmiş ise, anımsama daha kolay olmaktadır. Şöyle ki, bilginin başlangıçta iyi eklemlenmesi, çok sayıda ilişki kurulması, iyi örgütlenmesi onun geri getirilmesini kolaylaştıracaktır. Geri getirme uzun süreli bellekten, bilginin aranıp bulunarak etkin duruma getirilmesidir.
Hatırlamada vetenekler: Anımsamada önemli bir etmen, bireylerin yeteneklerindeki ayrılıklardır. Bilgiyi korumada yetenekli öğrenciler, ortalama yetenekli ve düşük yetenekli öğrencilerden daha iyidirler. Bu ayrılıklar öğrencilerin öğrenim başında öğrenme düzeyleri aynı olduğunda ortaya çıkar.
Hatırlamada tutumlar: Bireyin tutumu da anımsamada rol oynamaktadır. Bireyin öğrenme ve öğrendiği şeyi anımsama isteği akılda tutmayı kolaylaştırır. Freud, bazen kasıtlı olarak belli bilgi ya da yaşantıları unuttuğumuzu ya da bastırdığımızı söyler. Ancak bu neden acı veren yaşantıları unuturken, iyi olanları unutmadığımızı açıklamaktadır. Genellikle hoşnutluk duygusu uyandıranların iyi, acı yaşantıların az hatırlandığı, bireyin kayıtsız kaldığı durumların ise çabuk unutulduğu kabul edilir. KET VURMA / TRANSFER
Karışma: Karışma, bir öğrenme durumunda önceden öğrenilenlerin ya da yeni öğrenilenlerin öğrenmeyi bozmasıdır.
Ket Vurma
Hatırlama ve unutma ile ilgilidir. Öğrenme malzemesinin niteliğinden çok, önceki ya da sonraki öğrenmenin diğerini unutturmasıdır. Yani etkisi geçmişe de dönüktür.
Aşağıda açıklanacağı gibi ileriye ket vurma ile negatif transfer aynı anlama geliyor gibi görünse de biri unutma diğeri öğrenmeyle ilgilidir.
Geriye Ket Vurma
Yeni öğrenilenlerin önceki öğrenilenleri unutturmasına
denir. Örnek;Yeni yazı öğrenenin eski yazıyı unutması
İleriye Ket Vurma
Eski öğrenilenlerin yeni öğrenilenleri unutturmasına denir. Örnek: Türkiye’ de araba kullanan birinin İngiltere’de araba kullanmayı öğrenmeyi zorlaştırması, sık sık unutturmasıdır.
Transfer (Aktarım)
Önceki öğrenmenin şimdiki öğrenmeyi etkilemesi olayıdır. Öğrenme malzemesinin YENİ öğrenmeyi kolylaştırması ya da zorlaştırmasıdır. Yani ileriye dönüktür. Pozitif transfer
önceden öğrenilmiş bilginin sonraki bilgileri öğrenmeyi kolaylaştırmasıdır. örnek; hentbolü bilenin basketbolü kolay öğrenebilmes
Negatif transfer
Önceden öğrenilmiş bilginin sonraki bilgilehn öğrenilmesini zorlaştırmasıdır. Alışkanlık çatışması da denir.lki parmak daktilo bilenin 10 parmağı öğrenememesi
Öğrenme Psikolojisİ
67
- Bir öğrenci, matematik dersindeki öğrenme isteklerini tamamlayarak başarı düzeyini yükseltiyor. Bu öğrenci fizik dersindeki çabalarında bir değişiklik yapmadığı halde, onun bu dersteki başarısında da yükselme oluyor. Bu durum, aşağıdakilerden hangisinde örnektir? (2001 KPSS-100)
- Zihinde canlandırma
- Bilişsel öğrenme
- Negatif transfer
- Olumlu aktarma
- E) Genelleme
- Bir ev kadını alıştığından farklı özellikte bir fırında kek pişirdiğinde yanlış düğmelere basmış ve yanlış ısı ayarlamaları yapmıştır, bunun üzerine de yaptığı kek yanmıştır.
Aşağıdakilerden hangisi ev kadının yeni fırında kek pişirmekte zorlanmasmın nedenidir? (2003 KPSS-78)
- Olumsuz aktarma
- Olumsuz pekittirme
- Olumlu pekiştirme
- Sönme
- E) Genelleme
- Bir eğlence sırasında arkadaşlarının ısrarı üzerine, sözlerini tam olarak bilmediğini düşündüğü, son günlerin popüler bir türküsünü onlarla birlikte söyleyen Suat, şarkı bitince şarkının sözlerini baştan sona kadar eksiksiz söyleyebildiğini hayretle fark eder.
Suat’ın şarkının sözlerini eksiksiz söylemesi aşağıdaki kavramların hangisiyle açıklanabîlir? (2004 KPSS-18)
- Dış kaynaklı pekiştirme
- iç kaynaklı pekiştirme
- Hatırlama
- Bilinçaltı
- E) öğrenmenin tekrarlanması
- Yavuz, çalışma sistemi eski TV’sinden çok farklı olan yeni bir TV almıştır. Sistem farklılığına rağmen yeni TV’yi kullanmayı eskisinden daha kısa sürede öğrenmiştir.
Yavuz’un yeni TV’yi kullanmayı kısa sürede Öğrenmesi aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır? (2004 KPSS-20)
- Uyancı kontrolü
- Alışkanlık
- Öğrenmenin aktarılması
- Algısal değişmezlik
- E) Uyarıcı genellemesi
141.Sürekli olarak önceki elektronik posta adresinin akla gelmesi nedeniyle yeni elektronik posta adresinin öğrenilmesinde güçlük çekilmesi, aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir? (2004 KPSS-21)
- Geriye doğru ket vurma ;
- Olumlu transfer
- Kodlama
- Ileri doğru ket vurma
- E) Öğrenme
Yürütücü kontrol Bireyin tüm biliş süreçlerini denetleyen sisteme verilen addır.
Yürütücü kontrol sistemi bireyin kendi öğrenmesinin iki temel yönünü denetlemektedir;
- Güdüsel süreçlerle ilgilidir. Güdüsel süreçler
bireyin bir şeyi elde etmeye niyet etmesi, onu
elde etmeyi amaçlaması gibi birey tarafından
bilinçli olarak denetlenebilen durumlardır. - Bilgiyi işleme ile ilgili tüm süreçlerdir.
Yürütücü Biliş
Bireyin kendi biliş yapısı ve öğrenme özelliklerinin farkında olmasıdır. Bireyin nasıl öğrendiğinin farkındalılığıdır.
İki işlevi vardır.
- Koşullu bilginin uygulanmasıdır. Örneğin, okulda
öğrenilenlerin evde uygulanması gibi. - Düşünme sürecini değerlendirme ve yönetmek’tir.
Yürütücü bilişli bir öğrenci, düşünme biçiminin farkındadır, nasıl çalışacağına karar verirken yalnızca materyali öğrenmeye odaklanmaz, aynı zamanda bilişsel güç ve zayıflıklarının da farkındadır.
Yürütücü biliş, Bireylere öğrenme durumlarında öğrenip öğrenmediklerini sınamalarına yardımcı olur. Eğer öğrenme gerçekleşmezse yürütücü biliş, duruma uygun doğru süreçleri işe koşar. Özetleme, eklemleme, şematize etme, düzenleme gibi. Yürütücü biliş,
| 68 |
| öğrenme Psikolojisl |
| öğrenmenın izler. |
gerçekleşip gerçekleşmediğini sürekli
Bireyler yürütücü biliş yetenekleri açısından ayrılırlar ve bu ayrılık gelişme sürecinde ortaya çıkar. Yürütücü biliş yetenekleri, 5-7 yaşlarından gelişmeye başlar ve okul yılları süresince gelişir. Yürütücü biliş yeteneklerinde bireyler arası ayrılıklar, biyolojik ve yaşantı farklılığı nedeniyle oluşmaktadır. Ancak, yürütücü biliş becerilerinin kazanılmasında öğretimin etkisi, olgunlaşmanın etkisinden daha fazladır.
Özet
Bilgiyi işleme kuramı, bireyin bilgiyi toplama, örgütleme, depolama ve hatırlama aşamalarıyla ilgilenir.
Bilgiyi işleme kuramındaki öğrenme modeli, bilgisayarın çalışmasına benzetilmektedir.
Bilgiyi işleme kuramına göre öğrenme, bireyin sahip olduğu bazı yapılar ve bu yapılarla bağlantılı süreçler sonucunda gerçekleşir.
Bu modele göre öğrenmeyi etkileyen temel yapılar; duyusal kayıt, kısa ve uzun süreli belleklerdir.
öğrenmeyi etkileyen belli başlı süreçler ise tanıma, algı ve dikkat, bilgiyi kodlama, örgütleme, depolama ve hatırlamadır.
Bilgiyi işleme sürecinin ilk aşaması duyusal kayıüır. Bu aşamada çevredeki uyarıcı, duyu organları yoluyla sinirleri uyarır. Bu sırada uyarıcının izi yaklaşık bir saniye duyuya kayıt olur. Bu süreç duyusal kayıt olarak adlandırılmaktadır. Tüm duyu organlarının, organik bir bozukluk olmadığı durumlarda, duyusal kayıt yapma yeteneği vardır
Duyusal kayda gelen bilgiler çok kısa zamanda, yaklaşık bir saniye içinde silinir. Bu nedenle duyusal kayıt, anlık bellek olarak da isimlendirilir. Duyulara kaydolan bilgilerin hangilerinin kısa süreli belleğe transfer olacağını tanıma ve dikkat süreçleri belirler. Tanıma, yeni gelen uyarıcıların özelliklerinin uzun süreli bellekteki bilgilerle karşılaştırılması eylemidir. Algı: Duyu organlarına gelen uyarımların anlamlı hale getirilmesi sürecine algı denir. insanlar, duyu organlarına gelen uyarımlara anlam vermek için, onları örgütlerler. Her bireyin aldığı uyarımlan örgütleme biçimi farklıdır. Bu nedenle iki kişi aynı uyarıcıya baksalar da farklı şeyler görebilirler. Algıyı Etkileyen Faktörler
- Birey çevresindeki obje, olay ve fıkirleri anlamlı bir bütün haline getirmeye çalışır. Bu nedenle örgütlü olmayan uyarıcılann hatırlanması ve anlaşılması güçtür.
- Algı görelidir. Sesler, renkler, objelerin büyüklüğü, zaman ve hareket göreli olarak algılanır.
3 Birbirine benzer uyarıcılar bir grup olarak algılanırlar.
- Zamanda ve mekanda birbirine yakın uyarıcılar
bir bütün olarak algılanır. - Farklı uyarıcılar farklı fikirler olarak algılanırlar.
Algıda Seçicilik ve Dikkat Organizma evreden gelen uyarıcıların bazılarını seçer. Buna algıda seçicilik denir. Çevremizdeki uyarıcılardan hangisini seçeceğimiz dikkatimize bağlıdır.
- Yabancı ve farklı uyarıcılar dikkat çekicidir.
- Çok yalın ve karmaşık uyarıcılardan çok, orta
derecede karmaşık uyarıcılar daha dikkat
çekicidir. - öğrenilmiş ipuçları dikkat çeker.
- Bireyin beklenti ve ihtiyaçlan dikkati etkiler.
Kısa süreli bellek, duyusal kayda geten bilgilerin davranışa dönüşmesini ya da uzun süreli belleğe kodlanmasını sağlar. Bu belleğin kapasitesi oldukça sınırlıdır. Kısa süreli belleğin bilgiyi koruma süresi ise yaklaşık 20 saniyedir.
Kısa süreli bellek sürekli çalışır. Bu özelliğinden dolayı kısa süreli bellek, çalışan bellek olarak da adlandırılır.
Kısa süreli belleğe gelen bilgilerin uzun süreli belleğe depolanması genellikle iki süreçle sağlanmaktadır. Bunlar tekrar ve gruplandırmadır.
Koruyucu tekrarda bilgiler hiçbir değişikliğe uğratılmadan, aynı biçimde tekrar edilerek hem kısa süreli bellekte korunabilir, hem de uzun süreli belleğe işlenebilir. Düzenleyici tekrarda ise, yeni bilgi eski bilgilerle ilişkilendirilerek tekrarlanır. Bu yolla yeni gelen bilgiler birey için anlamlı hale gelir.
Uzun süreli bellek, yeni gelen bilgilerin eskilerle örgütlenerek saklandığı yerdir. Uzun süreli belleğin kapasite sınırları belli değildir. Bilgilerin burada kalma süresi de çok uzundur. Kısa süreli bellekte etkin olan bilgiler, uzun süreli bellekte edilgen biçimde durur. Bu nedenle kısa süreli bellekteki bilgiler anında hatırlanırken, uzun süreli bellekteki bilgilerin hatırlanması için belli bir süre geçmesi gerekmektedir. Uzun süreli bellekteki bilgilerin hatırlanma süresi, bilginin belleğe depolanma biçimine göre değişir. iyi örgütlenmiş bilgiler çabuk hatırlanırken, diğerleri daha uzun zamanda hatırlanır.
Öğrenme Psikolojisl
69
Uzun süreli belleğe depolanan bilgilerin türü ve örgütleniş biçimine göre üç türlü bellek tanımlanmaktadır:
Anlamsal bellek bilginin anlamlı hale gelmesini sağlar. Bu bellekte birbiriyle ilintili bilgiler bir araya gelerek önermeler ağını oluşturur. Kavramlar ve ilkelerle ilgili şemalar bu bellekte yer alır.
Anısal bellek ise, yaşadığımız olayların depolandığı yerdir. Insanlar katıldıkları bir düğünle ilgili her türlü ayrıntıyı bir bütün olarak hatırlarlar. Bu tür bilgilerin saklandığı yer anısal bellek olarak tanımlanmaktadır. Anısal bellek anlamlı belleğe göre daha güçlüdür. Bilgilerin kodlanması için de fazla bir çabaya ihtiyaç yoktur.
Öğretmenin bu sözü aşağıdaki görüşlerden hangisinin benimsediğini gösterir? (2001 KPSS-81)
- Kalıcı bir öğrenme için düzenli çalışılması
gerektiği - Sınavlara son günlerde çalışan öğrenci çok zeki
ise yüksek puan alabileceği - Dere ilgisiz olan öğrencilerin mutlaka başarısız
olacağı - Öğrencinin bir daha asla bu başarıyı
gösteremeyeceği - E) Her ders için farklı bir çalışma tekniğinin
kullanılabileceği
- Dört aylık bir bebeğin sesli ve renkli bir oyuncağa gülmesi ve kollarını açması, bir süre sonra ise bu oyuncağa eskisi gibi heyecan belirtileri göstermemsi aşağıdaki süreçlerden hangisi ile açıklanabilir? (2001 KPSS-14)
- Alışkanlık kazanma
- Bireyselleştirme
- Özümseme
- Duyarlık kazanma
- E) Aigı azalması
- Aşağıdakilerden hangisi, öğrenilen malzemenin hatırda tutulmasını zorlaştırır? (2001 KPSS-101)
- Anlamlı olması
- Sık kullanılması
- Karmaşık olması
- İlgi çekici olması
- E) Birden çok duyuya hitap etmesi
- Bir lise öğrencisi, kimya dersinden sürekli olarak beklendiğinin çok altında not almaktadır. öğrenci öğretmenine kesinlikle doğru yaptığını yinelemektedir.
Öğretmenin bu öğrenciye yapabileceği en uygun yardım aşağıdakilerden hangisidir? (2001 KPSS-
80)
- A) Bundan sonraki sınavlarda daha dikkatli olması gerektiğini hatırlamak
| sınıftaki öğrencilerle |
| B) |
Sınav sorularını incelemesini istemek
| C) |
Sınav sorularını yanıtlarken nerelerde hata yaptığını kendisiyle birlikte incelemek
| D) |
Diğer öğrencilerin de beklentilerinin altında not aldığını söyleyerek öğrenciyi rahatlatması
E)
Başarısız oluğu konularda özel öğretmenlerden ders almasını önermek
- Dersinin sınavına son gün çalışıp başarılı olan bir öğrenciye öğretmeni bu başarıya çok sevinmemesi gerektiğini belirtmiştir.
- İlköğretimin 4. sınıfında görev yapan bir öğretmen, sınıftaki birkaç öğrencinin dikkatlerini yoğunlaştırmada güçlük çektiklerini gözlemiştir.
Bilişsel psikoloji ilkelerine göre, aşağıdakilerden hangisi öğretmenin bu öğrenciler için uygulayabileceği yardım stratejilerinden biri değildir? (2001 KPSS-102)
A)
Dikkat dağılmasını önlemek için fiziksel çevrede düzenlemeler yapmak
| B) |
Bu öğrencilere, bu durumları nedeniyle bazı konuları öğrenemeyeceklerini söylemek
| C) |
Derste öğrenilmesi gereken önemli bilgileri daha açık bir biçimde vurgulamak
| D) |
Dikkat dağınıklığı ile baş edebilmeleri için bu öğrencilere, kendilerini gözleme ve denetleme tekniklerini öğretmek
E)
| ihtiyaçlarını |
Dersi işlerken öğrencilerin karşılayacak önlemler almak BİLİŞSEL ÖĞRENME TÜRLERİ
Bilişsel öğrenmeler düşünme ve kavrama sistemlerinde meydana gelen ve semboller kullanılarak
70
öğrenme Psikolojisl
gerçekleşen öğrenmelerdir. Bilşsel öğrenme ürünleri; sözel bilgiler, kavram öğrenme, ilke öğrenme, problem çözmeyi öğrenme olarak basitten karmaşığa doğru gelişen bir süreç izler.
- Sözel Bilgileri Öğrenme
Herkesin ezbere bildiği ay, gün, dağ, ırmak şehir isimleridir. Basit olguları öğrenme, Olay ve eleman arasındaki ilişkidir. “Türkiye’nin başkenti Ankara’dır”. Sözel Zincirleri Öğrenme, Birbirini takip eden olguların oluşturduğu bilgilerdir. Haftanın günleri, çarpım tablosu vb.
- Kavram Öğrenme
Birbirine benzer özelliklere sahip olay, düşünce ve nesnelere isim vererek gruplandırma yapmaktır. Örnek; hayvan, bitki, böcek, trafik, okul vb. Kavramların öğretiminde kullanılan teknikler şunlardır;
- Kavram analizi yapmak: Adı, tanımı,
örnekleri, örnek olmayanları, kritik özellikleri - Kavram Haritaları (Ağı) Kullanmak:
Kavramın ilişki içerisinde otduğu diğer
kavramlarla anlamlı bağlantılar kurularak bir
şemada gösterilmesidir. Kavramların somut
ve görsel anlamda öğrenilmesini sağlar. - Kavram öğretiminin İlkeleri: Somuttan
soyuta, bilinenden bilinmeyene, Basitten
karmaşığa, örnek-zıt örnek - İlke (Kural) Öğrenme
İki ya da daha fazla kavram arasındaki ilişkiyi belirten ifadelere ilke (kural) denir. İlkeler doğada ve toplumdaki genel ya da özel belirli düzenliliklerin anlatımıdır. Örnek: Boşluğa bırakılan nesneler yerçekiminin etkisiyle yere düşer.
Deneme-Yanılma yoluyla problem çözme:
(Thorndike, davranışçı yaklaşım) Birey problem durumu karşısında (uyarıcı) çeşitli davranışlar sergiler, Sonuca götüren (pekiştirilen) davranışlar öğrenilir. Diğerleri söner. Anlamlı bilgilerin olmadığı, problem hakkında ön bilgilerin eksik olduğu durumlarda kullanılır.
Kavrama yoluyla problem çözme: (Köhler, Gestalt) Birey, sahip olduğu bilişsel yapılar, geçmiş yaşantılar ile edindiği tecrübelerden faydalanarak aniden, birdenbire, zihinsel olarak problemi çözer.
Hazır modeller yoluyla problem çözme:
Birey belli bir problemin çözümünü öğrendikten sonra benzer durumlarda da aynı yolu kullanarak problemi çözer. Birey daha önce öğrendiği çözüm yollarını uzun süreli belleğinde örgütler ve benzer durumla karşılaştığında aynı çözümü uygular.
Yaratıcı düşünceyi kullanarak probtem çözme: Bilişsel yeteneğin imgesel (hayal gücü) ve sezgisel boyutlarını içine alan ve çok yönlü düşünme biçimleri olarak ifade edilen yaratıcı düşünme , bireye alışılmışın ve var olanın dışında yeni yollar arayarak probleme çözüm üretmeyi sağlar. Öğrenilenler her duruma uyarlanamaz. Seziş yoluyla öğrenme organizmanın içinde butunduğu duruma ya da probleme özgü olarak ortaya çıkar.
- Problem Çözmeyi Öğrenme
Bilişsel öğrenmenin en üst düzeyidir. Problem, bireyin karşılaştığı güçlüktür, Birey buna çözüm arayarak bilgi ve becerisini kullanır ve geliştirir.
John Dewey Problem çözmenin aşamalarını aşağıdaki gibi sıralamıştır;
- Problemin hissedilmesi
- Problemi tanımlama ve bilgi toplama
- Çözüm yolları üretme (hipotez)
- Çözüm önerilerini test etme
- Uygulama üzerinde çalışma
- Sonuca ulaşma ve problemi çözme
Problem Çözmeye İlişkin Yaklaşımlar;
- Aşağıdakilerden hangisi seziş yoluyla
öğrenmenin özelliklerinden biri değildir? (2002
KPSS-95) - öğrenilenlerin unutulması oldukça zordur
- Öğrenmenin gerçekleşmesinde ip uçları’ yararlı
olmaktadır - öğrenilenler her türlü duruma uyarlanabilir
- Öğrenilenlerin birdenbire ortaya çıktığı görülür
- E) öğrenme organizmanın hazır olduğu bir anda
ortaya çıkar - Aşağıdakilerden hangisi, problem merkezli
öğrenmenin özelliklerinden biri degildir? (2001
KPSS-105)
öğrenme Psikolojisİ
71
- Öğrencilerin, problemin çözümü için sorumluluk
alması - öğretmenin değişik çözüm yollarını
öğrencilerine sunması - Düşünme süreçlerinin kullanılması için fırsatlar
sağlaması - Çözüm için belli bir formül ya da kalıbın
olmaması - E) öğrencilerin bilgi toplamada etkin olarak rol
alması .
NÖRO-FİZYOLOJİK KURAM (BEYİN TEMELLİ ÖĞRENME)
İnsan öğrenmeierini beyin fonksiyonları ile ele almıştır. Kuram ile ilgili olarak Hebb ilgilenmiştir. Beyindeki uyarılmaların sonunda beyinde olan kimyasal değişiklikleri yakından inceleyerek kuramını geliştirmiştir. Bu kurama göre öğrenmede beyinde olan kimyasal değişikliklerdir.
Bu görüşe göre duygusal-zihinsel süreçler beynin bir dizi işlevinin ürünüdür. Nasıl ki yürüme, soluk alma, gülümseme gibi basit motor devinimler beyin işlevinin birer ürünü ise duygulanım, öğrenme, düşünme beste yapma gibi karmaşık duygusal ve bilişsel davramşlar da beyin işlevinin birer ürünüdür. Çağdaş nörobiyolojiye göre davranışın beyin işlevinin bir yansıması olduğu görüşü hakimdir.
Beyin iki yarım küreden meydana gelmiştir. Her yarım küre de 2 lob’dan oluşur. Bunlar;
- Frontal Lob (alın lobu): Alnımızın arka bölümüdür.
Konuşma merkezidir. Duyuları birleştirip,
bütünleştirme görevini üstlenir. - Temporal lob (Şakak lobu): Şakaklar hizasındadır.
İşitmeyi sağlar. - Parietal lob (Çeper lob): Duyu ve hareket
- Oksipital lob (Ense lobu): Görme ve ışık
Beynin görevleri
Beyin zekanın, bilincin, algının, iradenin merkezidir. Ayrıca istemli ve istemsiz motor hareketlerin yapılmasını sağlar. Konuşma ve düşünme gibi karışık olayları idare eder. Duyu organlarından gelen uyarıcıları anlamlaştırır ve duygu haline getirir.
Sağ Beyin
Vücudun sol yanını kontrol eder. Sözcükler, mantık , sayılar, ardışıklık, matematik, analiz, üsteleme,
konuşma, yazma, sözel, matematiksel, mantıksal bilgiyi işlemek için daha uygundur.
Sol beyin
Vücudun sağ yanını kontrol eder. Ritm, müzik, bütünü görme, hayal kurma, sentez, renkler, şekiller, üç boyutlu düşünme, görüntüler, algısal , dikkat çekici, uzaysal, bütüncü artistik bilgiyi işlemek için uygundur.
Beynin iki yarı küresi sinirsel bir bağ aracılığı ile iletişim kurmakta herhangi bir öğrenmeye iki yarı küre de katkıda bulunmaktadır.
Korteks (Beyin kabuğu, zarı)
İnsan davranışlarını kontrol eder. Algılama, bilinçli davranışlar, öğrenme, hatırlama, düşünme, heyecan, biünçlilik ve kişilik bütünlüğü vb. gibi fonksiyonları yerine getirir
Nörobilim ve bilişsel yaklaşımla bağlantılı bir öğrenme yaklaşımıdır. Insan beyninin yapısı ve işlevleri üzerinde durmuştur. Beynin nasıl öğrendiğinin farkında olunmadan yapılan eğitim rastgele ve amaçsız bir eğitimdir.
Beyin temelli öğrenmenin 12 ilkesi vardır;
- Beyin paralel işlemcidir
- Öğrenme fizyolojik bir olaydır
- Beyin kendisine ulaşan vehlere anlam yüklemeye çalıştr
- Anlam yükleme örüntüleme yotuyla olur. (Örgütleme,
sıniflandırma) - Duygular örüntülemede önemli rol oynar
- Beyin parçaları ve bütünü aynı anda algılar. Sol beyin
parça bilgileri, sağ beyin bütün bilgileri organize eder.
Her iki beyin her etkinlikte yer alır. - Öğrenme hem doğrudan odaklanılan hem de yan
uyancılardan algılanan bilgileri içerir.Dikkat etkilidir. - Öğrenme kasıtlı ve kasıtsız süreçlerden oluşur
- İki tür bellek vardır;
- Uzamsal bellek: Günlük yaşantılarla ilgilenir.
- Ezberleyerek öğrenme: Olgu ve becenlerle
ilgilenir. - Olgular ve beceriler uzaysal bellekte depolandığında
daha iyi öğrenilir. - Öğrenme zihni zorlayan etkinliklerle artar, tehditle
kilitlenir - Hiçbir beyin diğerine benzemez
Bu yaklaşıma göre en iyi öğrenme gerçek problemleri çözerek gerçekleşir. Öğrencilerin etkin katılımı şarttır.
| öğrenme Psikolojisl |
72
Yapılandırmacı yaklaşımda olduğu gibi öğrenciler yaparak yaşayarak öğrenirler.
Değerlendirme çok önemlidir. Değerlendirme beynin ihtiyaç duyduğu dönütü sağlar.
İNSANCIL (HÜMANİST) KURAMLAR
Öğrenmenin nasıl olduğunun değil, neyin nasıl bir ortamda öğrenilmesi gerektiğinin üzerinde durur. Bu kuramda insani değerler öğretilmeli ve bu, öğrenciye saygı gösteren, değer verilen ortamlarda öğretilmelidir.
Temelde iki unsur önemlidir: 1-Öğrenci biriciktir 2-Öğretmen özerktir.
*İnsancıl yaklaşım bireyselliği savunmasına karşın işbirliğine de önem verir. örneğin; işbirliğine dayalı öğrenmede yüz yüze iletişim ve kazan-kazan prensibi vardır.
Davranışçı ve bilişsel yaklaşımdan sonra 3. güç olarak ortaya çıkmıştır. Diğer kuramlardaki gibi katı ilkelerden çok belli bazı temel ilkeler konusunda anlaşmış bilim adamlannın görüşlerinden oluşmaktadır. Gestalt yaklaşımın ilkelerinden yararlanmışlardır.
İnsancıl kuramlar, Gestalt yaklaşımdan yarartanan ve bireyi merkeze alan bir yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre öğretimde öğrenci biriciktir. Maslow, Rogers, ve Combs başta gelen temsilcilerindendir.
Insancı yaklaşımın önemli kavramları; fenomenoloji (içe bakış), kendini gerçekleştirme, benlik, güdü, empati, saygı, saydamlık, ilişkinin şimdi ve buradalığı, tutarlılık, kararlılık gibi kavramlardır.
Bu yaklaşıma göre insan değerlidir. İnsanın kendini gerçekleştirmesi için fırsat verilmelidir.
Bu yaklaşıma göre güvenli bir sınıf ortamında saygı, empati ve dürüstlük olmalıdır. Öğrenciyi merkeze alan, onun gelişimini öne alan, hoşgörülü, özgür ortamlarda eğitmeliyiz.
insancıl yaklaşıma göre özellikle davranışçı yaklaşım
insanı ihmal etmektedir.
insancıl yaklaşım iki temel ilkeyi savunur.
- Öğrencinin biricikliği: Öğrenci önemlidir. Eğitimin
merkezinde öğretilmesi gereken davranış değil
öğrenci bulunmaktadır. - Öğretmenin özerkliği: Öğretmen sınıfta daha
önceden verilen kararların uygulayıcısı
olmamalıdır.
insancıl yaklaşımı ilk ortaya atan kişi maslov’dur. Eğitimle ilgili olarak daha çok Rogers’ın düşünceleri yaygınlaşmıştır.
Rogers’a göre insan doğuştan iyidir. Olumlu bir potansiyele sahiptir. İnsan yaşamı boyunca kendini gerçekleştirmeye yönelik etkinliklerde bulunması gerekir. Rogers’ın önemli kavramları;
Benlik
Bir kimsenin öz varlığı, kişiliği, onu kendisi yapan şeydir.
Özben
bireyin gerçek benliğidir.
Benlik tasarımı
Bireyin olmak istediği benliktir. ideal benliktir.
Ayna Teorisi
Bireyin kendini algılayışı, başkalarının kendini nasıl algıladığına bağlt olması durumudur. Bu nedenle çocuklara kötü davranılmamalı, kötü sözler söylenilmemelidir.
Rogers’ın eğitimle ilgili görüşleri;
Danışan merkezli terapi
Yönlendirici olmayan psikolojik danışma yaklaşımıdır. Akıl verme yoktur. “yansıtmacı”, “yönlendirici olmayan” birterapi yaklaşımıdır. Amaç, danışanın farkındalılığını artırmaktır. Danışma ve terapide danışan ya da terapi yardımı alan kişinin bir birey olarak kişiliği, değerleri, yaşam felsefesi v.b. göz önünde bulundurularak, danışma sürecinin iki eşit insan ilişkisi içinde ( “ben-sen” ilişkisi), empati, saygı, koşulsuz kabul, dürüstlük, saydamlık, tutarlılık ilkelerinin önem kazandığı terapidir.
Fenomenoloji
Dış dünyanın ne olduğundan çok bireyin ona nasıl bir anlam yüklediğidir. Önemli olan dünyanın başkalarına nasıl göründüğü değil, bireye nasıl göründüğüdür. Bu açıdan insancıl yaklaşım varoluşçudur.
İnsancıllık (hümanizm)
Temelde insana, bireyselliğe, insan olmanın değerine, kişisel eylemleri belirleme hakkına önemi vurgulayan felsefı akımdır.
Rogers’ın kuramının temel ilkeleri;
- Bireyin davranışını anlamak için onun iç referans
noktasını bilmek gerekir (Fenomenolojik alanı
nedir? v.b.)- - Benlik, çevreyle etkileşim sonucunda oluşur.
- Davranışların çoğu bireyin benlik kavramıyla
tutarlıdır.
öğrenme Psikolojisİ
73
- Her birey sürekli değişen yaşantı dünyasının
merkezidir - Organizma yaşadığı ve algıladığı şekliyle bir alana
“fenomenolojik alana” tepkide bulunur. Aynı
öğretmeni bazı öğrencilerin sevip, diğerlerinin
sevmemesi gibi - Organizmanın temel bir hedefi ve amacı vardır.
Yaşayan organizmayı gerçekleştirmek,
sürdürmek, geliştirmek.
Kendini Gerçekleştirme
Rogers’ın önemli kavramlarmdan biridir. Tam işlevli kişi anlamına gelir. Kişin potansiyellerini ortaya çıkarması demektir. Yeterlik ve olgunluğu artırmaya yönelik bir yöneliş sürecidir.
- Davranışı anlamanm en iyi noktası bireyin iç
referans noktasıdır. Yani kişinin dünyayı nasıl
gördüğünü hatta nasıl algılayıp yorumladığını
dikkate almak gerekir. - Çevreyle etkileşimin bir sonucu olarak benlik
yapısı oluşur.
Benlik
Çevreyle etkileşim sonucunda kişinin geliştirdiği ben algıları ve bu algılara bağlı değerlerdir. Bu algılar doğrudan ya da dolaylı yaşantılar sonucunda gelişir.
- Organizmanm benimsediği davranış biçimlerinin
çoğu benlik kavramıyla tutarlıdır. - Eğitim anlayışı öğrenci merkezlidir.
İnsancıl yaklaşımm ilkeleri
- Eğitimde benlik duygusu ve bireysel kimliğin
gelişimi önemlidir. - Bireyin gelişimi için etkili insan ilişkileri, dürüst
kişiler arası iletişim, yapıcı çatışma çözümleri gibi
konular yapılmalı ve öğretilmelidir. - Geleneksel yaklaşımla bağdaştırılabilecek ve
onun içinde uygulanabilecek biryaklaşımdır. - öğrencilerin bireysel kimlikleri ön plana çıkartılır.
- Açık ve içten iletişim kurulur.
- Bireysel değerler kabul edilir ve geliştirilir.
- Benlik duygusu ve duyguların geliştirilmesine
önem verilir.
- Düşünce ve duygulara, bilgilerden daha çok önem
- Grup etkinliklerine, oyunlara, rol oynamaya yer
İnsancıl sınıf yaklaşımları
- Deger açıklama yaklaşımı: Öğrencilerin
değerlerinin farkına varmalarını sağlamaktır. Her
düşünceye saygı göstermek esastır. Öğretmen
belli değerleri öğrencilere kabul ettirmeye
çalışmaz. Öğretmen kolaylaştırıcıdır. 1970’lerde
popülerlik kazanmıştır.
b-Öğretmenlerin sınıfta yapabilecekleri etkinlikler ve ders programları geliştirilmiştir.
c-Amaç öğrencilerin değerlerinin farkına varmalarını sağlamaktır.
d-öğrenciye saygı göstermek esastır.
e-Öğretmen kolaylaştırıcı rolündedir.
- Öğretmen stilleri yaklaşımı: Öğrencilerin öğrenme
stilleri belirlenir. Okul, öğrencilerin öğrenme
stillerine uygun ortamlar sağlamaya çalışır.
Bireysel çalışma olanakları sağlanır. Değer ve
ilgiler belirlenir, yaratıcılık ve katılım vurgulanır. - İşbirliğine dayalı öğrenme: Öğrencilerin grup içinde ancak yarışmacı değil işbiriikçi bir ortamda öğrenmelerini öngörmektedir.
Öğrenciler ortak bir amaca ulaşmak için birükte çalışırlar. Birlikte çalışmanın esası, birilerinden daha iyi olmak değil birileriyle daha iyi yapmaktır.
Yüz yüze bir yöntemdir. Teme! kazanç işbirliği ve grupla çalışma becerilerinin kazanılmasıdır. Bu gruplara genellikle “bilgi/öğrenme çemberleri adı verilir. 4-6 kişilik gruplar oluşturulur. Gruplar birbirleriyle yarışırlar. Bireysel sorumluluğa önem verilir.
Geleneksel Eğitim Anlayışının İlkeleri:
- Yalnızca akademik başarı için mücadele eder.
- Bireysel kimliği öne çıkarmaz.
- Öğrencilerin biricikliği önemli değildir.
- Açık ve içten iletişim önemli değildir.
- Değerlerin açıklığa kavuşturulması önemli değildir.
- Benlik duygusu ve duyguların geliştirilmesi önemli
değildir.
însancıl yaklaşımla öğrenmede sınıfta uygulanacak önemli noktalar:
74
öğrenme Psikolojisl
- Içerikten çok öğrenme yöntemi ve etkinlikleri, sınıf
ortamıdır. - Dış dünyanın ne olduğu değil bireyin ne anlam
yüklediği (olguya karşı anlam) - Dış dünyaya verilen tepki değil, ne hissettiği
(tepkiye karşı duygu) - Birey toplum adına yok olmamalı (topluma karşı
birey) - Varolan durumu sürekli geliştirmek önemli,
korumak değil (korumaya karşı değişme) - öğrencinin uyması değil özgür olması (uymaya
karşı özgürlük) - Edilgen öğrenme değil etkin öğrenme
- Başkalarının düşüncelerini almaya karşı kişisel
gelişim - Kabul etmeye karşı araştırma
- Statükoya karşı değişim
İnsancı sınıf ortamının özellikleri;
- Rahat ve işbirliği olan
- Öğretimin temeli öğrendlerin ilgileri, yararları ve
hedefleridir - Amaç ve hedefleri belirlemelerine yardım etmektir
- Güvenli bir sınıf ortamı oluşturularak öğrencilerin
bireysel farklılıklarına uygun öğretim yoları
kullanılır
Çağrılı Öğretim (Purkey)
Çağrılı öğretmenlerin 7 özelliği aşağıdaki gibidir;
- Her öğrenciye ulaşma (isimlerini öğrenme)
- Dikkatle dinleme
- öğrencilere karşı gerçekçi olma
- Kendine karşı gerçekçi olma
- lyi bir disipün sağlama
- Reddedilmeyle başa çıkma (öğrencilerin tepki
vermelerini kişisel olarak algılamama)
| (Kendisi hakkında olumlu |
- Kendini çağırma düşünme)
GÜDÜ
Organizmayı harekete geçiren durumdur. Bilinçli veya bilinçsiz davranışa yön veren harekete geçiren güç anlamında kullanılmaktadır.
Motivasyon
Bireyin öğrenmeye istekli hale getirilmesidir.
Güdülenme
Bireyin işinin yönünü, gücünü ve öncelik sırasını
belirleyen iç ve dış dürtünün etkisi ile eyleme
geçmektir.
Güdülemek
insan ya da hayvanlardaki belli güdüleri harekete
geçirerek canlıyı eyleme itmektir.
Güdüleyici
Eyleme geçirici ya da yönlendirici unsurlardır.
Dürtü
İçten gelen gerilimdir. Fizyolojik ya da psikolojik olabilir.
İtki (tepi)
Bir iş yapmak, harekete geçmek için duyulan ve bireyin engelleyemeyeceği kadar güçlü isteğe verilen isimdir.
öğrenmenin gerçekleşmesi için öğrencilerin güdülenmiş olmaları gerekir. öğrenciye zorla bir şey öğretmek zordur.
Güdülerin döngüsel olma özelliği vardır.
- ihtiyacın hissedilmesi
- Ihtiyacı gidermeye yönelik davranış
- Ihtiyacın giderilmesi (rahatlama)
Güdüler nasıl kazanılmaktadır?
Davranışçı yaklaşım: Şartlanma ve modelden öğrenme yollarıyla öğrenilmektedir. Güdülenmede pekiştireç önemli etkendir. Dışsal güdülemeye dayalı bir yaklaşımdır.
İnsancıl Yaklaşım: “Aslında bütün insanlar güdülenmiştir. Kimse asla motivasyonsuz değildir. Bazen insanlar bizim onlann yapmasını tercih ettiğimiz şey için güdülenmemiş olabilirler. Ancak onların tamamen motivasyonsuz olduğunu söylemek doğru değildir.” İfadesi bu yaklaşımın güdülemeye bakış açısını yansıtmaktadır. İnsancıl yaklaşım güdülenmeyi, insanların büyüme ve gelişmelerine neden olan etkin bir iç güdü olarak görmektedir. Güdülenme öğretmenin öğrenciye veya sınıfta dışsal olarak yaptığı bir şey değildir. Aksine büyüme, gelişme ve yeni tecrübeleri entegre etmek için halihazırda var olan pozitif bir eğilimi beslemektir. örnek; sabah okula gitmek istemeyen müdür örneği
Sosyal öğrenme yaklaşımı: Davranışçı, bilişsel yaklaşımların özelliklerini içerir ve yeni boyutlar ekler. Davranışlar, çevresel değişkenler ve kişisel ö<elliklerin etkileşimi sonucu ortaya çıkar.
Sosyal öğrenme yaklaşımına göre güdülenmeyi etkileyen üç ana etken vardır;
- Bireyin amacına ulaşma beklentisi
- Amacın birey için değeri
- Bireyin yapılacak işe yönelik tepkisi
Birey ilk iki maddeye olumlu cevaplar veriyorsa özyeterlik duygusu gelişecektir.
özyeterlik; Bireyin belli bir işi başaracak yeteneğe sahip olduğu ile ilgili algısıdır. Bireyin geçmiş yaşantılarına dayalı olarak veya başka kişilerin yaşantılarını gözleyerek bir işin sonucunu tahmin eder. Beklenen sonuçlar olumlu ise ve yapılacak iş yarar sağlayacaksa güdülenme gerçekleşir. örnek;
Öğrenme Psikolojisl
75
Ellerimizin donmasını beklemeden eldivenlerimizi giyeriz.
Bilişsel Yaklaşım: Var olan düzeni ve dünya işlerini anlama ve denge kurabilme ihtiyacından dolayı güdüleniriz. Davranışçı yaklaşımda dışsal etkenler önemli görülürken, bilişsel yaklaşımda ise içsel etkenler önemlidir. Hoşlandığı bir dersin sınavına çalışan bir öğrenci yorgunluğunun, açlığının ya da uykusuzluğunun farkında olmayabilir. Çünkü amaçlarını gerçekleştirme gibi içsel ihtiyaç onu etkilemektedir. Bütün öğrencilerdeki içsel ihtiyaçlar farklıdır.
- Başlangıçta başarısız olmalarına rağmen neden
bazı öğrenciler problem çözmeye devam eder. - Neden bazı öğrenciler notlarım etkilemeyeceğini
bildikleri halde bazı etkiniiklerle ilgilenirler. - Bazı öğrenciler neden derslerin önemsiz yerleriyle
ilgilenirler - Neden öğrenciler olumsuz geribildirim almayı, hiç
geribildirim almamaya tercih ederler.
Güdülenmeyi etkileyen kişisel etkenler;
Güdülenme biliş, davranışlar, çevre ve diğer kişisel
etkenlerin etkifeşimi sonucunda ortaya çıkmaktadır.
Kişisel etkenler;
a- Uyarılma (genel uyarılmışlık hali)
b- İhtiyaçlar (Soyut, somut, basit ya da karmaşık
Olabilir) c- inançlar d- Amaçlar (Derslerle ilgili amaçları)
Maslovv
Maslow’a göre, güdülenmenin temelinde ihtiyaçlar vardır.
- İhtiyaçlar evrenseldir
- İhtiyaçlar hiyerarşik bir sıra izler.
- Bir üst sıradaki ihtiyacın ortaya çıkabilmesi, için
kendinden bir öncekinin en azından biraz
doyurulması gerekir. - Bir üst ihtiyaç bir alt sıradaki ihtiyaç için feda
edüebilir. Ancak bir üst sıradaki ihtiyaç için bir alt
sıradaki temel ihtiyaç feda edilemez.
Maslovv, klinrk gözlemlerine dayanarak ihtiyaçları bir sıraya koymuştur. İhtiyaçların hiyerarşik sıralamasını aşağıdaki gibidir;
- Fizyolojik ihtiyaçlar: Yiyecek ,su, oksijen uyku, cinsellik
- Güvenlik ihtiyacı: Kendine güven ve emniyet
içinde, tehlikeden uzak hissetmek - Ait olma ve sevgi ihtiyacı: Başkalarıyla ilişki
kurma, kabul edilme ve bir yere ait olma - Takdir edilme ihtiyacı: Başarıya ulaşma, yeterli
olma, başkalarınca Benimsenme, tanınma - Bilişsel İhtiyaçlar: Bilme ,anlama ve keşfetme
- Estetik ihtiyaç: Simetri.düzen ve güzellik
- Kendini Gerçekleştirme: Potansiyelin ortaya
çıkması
Maslovv’a göre o anda en çok ihtiyaç duyulan güdü en baskın olandır. Bir ait düzeydeki ihtiyaç giderilince, bir üst düzeydeki ihtiyacı giderici güdü önem kazanacaktır.
Maslow, güdüleri birincil ve ikincil güdüler olmak üzere ikiye ayırmaktadır.
Birincil güdüler
(Doğuştan gelen güdüler): Organizmanın yaşamını sürdürmesi rçin gerekli olan ve doğuştan getirilen güdülerdir. Organizmanın açlık.susuzluk gibi hayati ihtiyaçlarından kaynaklanır ve fizyolojik dürtüler olarak adlandırılır.
İkincil güdüler
Edinilen/kazanılan güdüler): Yaşamsal önemi olmayan ama organizmayı davranışa yönlendiren durumlardır. Bireyin daha çok sosyal çevrede edindiği güdülerdir. Örnek; başarı güdüsü.
GÜDÜLEME
1-İçsel Güdülenme: Birey “doyum” elde etmek için bir işi başarmak istiyorsa bu içsel güdülenmedir. içsel güdülerde kişinin içinden gelen etkiler (ilgi, merak, ihtiyaç) söz konusudur. Örneğin; matematiğe ilgi duyan bir çocuk ona “yap” demeden kendisi istediği için matematik çalışıyorsa içsel olarak güdülenmiş demektir.
2-Dışsal Güdülenme: Bireyin güdülenmesi dışsal etkilerle, öğrenci için özendirici hedefler seçilerek ya da pekiştireçler kullanılarak geliştirilirse bu durumda güdüleme dışsaldır. Dışsal güdü dışarıdan gelen ödül, ceza, baskı, rica gibi etkilerle ortaya çıkar. Örneğin; annesinin “yemeğini yemezsen oyun oynayamazsın” demesi üzerine yemeğini yemeye başlayan çocuk dışsal olarak güdülenmiştir. Yemek yemesi yemeği sevdiğinden değil, oyun oynamak için yemeği araç olarak kullanmasıdır.
76
öğrenme Psikolojisl
Öğrenme odaklı sınıf modeli (Eggen ve Kauchak)
Bu modele göre öğrenci güdülenmesini artırmada etkili olan 3 faktör vardır. (Bacanlı, 2000)
- öğretmen nitelikleri (iyi model, coşku, sıcak
davranma) - Iklim değişkenleri (sınıf düzenli, güven verici,
anlaşılması kolay olmalı, hafif düzeyde yarışma
olmalıdır) - Öğretim değişkenleri Konuya uygun giriş
yapılmalı, mümkün olduğunca kişiselleştirilmelidir.
Katılım sağlanmalıdır. - Bir öğretmenin öğrencilerini güdülemesinin en etkili yolu aşağıdakilerden hangisidir? (2002 KPSS-101)
- Derste konuların hangi sırayla işleneceğini
söyleme - Ders anlatırken tüm sınıfı görebilecek şekilde
durması - Konuyu anlattıktan sonra öğrencilere özet
yaptırması - Konuyla ilgili bol bol alıştırma yaptırması
- E) Derste öğrenilecek bilgilerden nasıl
yararlanacaklarını anlatması
15O.öğrencilerine ev ödevi veren öğretmen, birkaç öğrencinin bu ödevi başkalarına yaptırdığını fark eder.
Bu öğretmenin, öğrencilerinin ruh sağlığını bozmadan yapacağı en doğru davranış aşağıdakilerden hangisidir? 2002 KPSS-106)
- Ödevlerini başkalarına yaptıran öğrencileri
cezalandırması - ödevlerinin yetersiz olduğunu söyleyerek düşük
puan vermesi - ödevlerini başkalarına yaptıranlara yeni ödevler
vererek yeni ödevleri değerlendirmesi
a.
- D) ödevlerini başkalarına yaptırmanın büyük bir
suç olduğunu anlatması
- E) ödevleri tahtada yaptırarak öğrencileric.
kendinin yapmadığını ortaya Çıkarması
- öğrenmeyi etkileyen etmenlerden olan güdülenme;
içten güdülenme ve dıştan güdülenme olmak üzere
ikiye ayrılmaktadır.
Aşağıdaki hangisi içten güdülenme örneğidir? (2003 KPSS-52)
- Bir öğrencinin annesinin azarlamaması için ders
çalışması - Bir gencin babasının araba almaya söz vermesi
üzerine üniversite sınavını kazanmak için ders
çalışması - Bir gencin kendim her konuda geliştirmeye
önem vermesi nedeni i!e değişik alanlarda kitap
okuması - Bir çocuğun annesinin kendisine çikolata
vermesi için ıspanak yemeğini yemesi - E) Bir öğrencinin Türkçe öğretmeninin önerdiği
bir kitabı okuması - Maslovv’un ihtiyaçlar hiyerarşisini dikkate alarak
hangi seçenekte doğru bir sıralama yapılmıştır?
(2004 KPSS-9) - Güvenlikte olma – kendini gerçekleştirme –
beslenme – statü kazanma – sevme ve sevilme - Güvenlikte olma – beslenme – statü kazanma –
sevme ve sevilme – kendini gerçekleştirir - Beslenme – sevme ve sevilme – güvenlikte olma
– statü kazama – kendini gerçekleştirme
- D) Beslenme – güvenlikte olma – sevme ve sevllme
– statü kazanma – kendini gerçek
- E) Kendini gerçekleştirme – beslenme – sevme ve
sevilme – güvenlikte olma – statü kazanma
ÖĞRENME STRATEJİLERİ
Bir öğrenme malzemesinin nasıl öğrenileceğinin öğrenciye öğretilmesi ile ilgili bir konudur. Öğrencilerin kendi öğrenmelerini kendilerinin sağlamasını amaç edinir.
- DİKKAT STRATEJİLERİ
Öğrenci etkinliklerinin birincisi dikkati konuya çekmektir. Bu nedenle kandi öğrenmesini sağlayacak öğrenci öğreneceği konuya çeşitli yöntemler kullanarak dikkatini toplamalıdır
Anahtar sözcüklerin ya da temel fikirlerin altını çizme Öğrencinin öğrenme hedefine sahip olması (hedeften haberdar olmalıdır) Metnin kenarına not almak
öğrenme Psikolojisl
77
SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ
[wp_ad_camp_2]
SAYFA NUMARALARINI KULLANIN