- Aşağıdakilerden hangisi klasik (tepkisel) koşullanma sürecinde en öncelikli zorunlu-luktur? (2002 KPSS-88)
- Belirli aralıklarla tekrar
- Koşullu uyarıcının ayırt edilmesi
- Davranıştan sonra pekiştireç verilmesi
- Koşulsuz uyarıcı ile nötr uyarıcının eşlenmesi
- E) Davranışın adım adım geliştirilmesi
- Her hafta düzenli olarak devam ettiği derste, öğretim elemanının derse devama önem vermediğini gören öğrenci bir süre sonra o derse devam etmemeye başlamıştır.
Bu öğrencinin davranışı edimsel koşullanma ilkelerine göre aşağıdakilerden hangisine örnektir? (2002 KPSS-3)
- Sakalları olan bir baba bebeğini her akşam eve geldiğinde öpmekte, her defasında babanın sakalları bebeğin yüzünü acıttığı için bebek ağlamaktadır. Bir sure sonra bebek, babasının yanına yaklaştığını görür görmez ağlamaya başlamıştır.
Aşağıdakilerden hangisi koşullanma yoluyla öğrenmede babanın yerini tutan öğedir? (2003 KPSS-60)
- Olumsuz pekiştirme
- Koşullu tepki
- Koşulsuz tepki
- Koşulsuz uyarıcı
- E) Genelleme
| A) | Bağ kurma |
| ||
| B) | Genelleme |
| ||
| E) | Bitişiklik |
38
öğrenme Psikolojisl
- Aşağıdakilerden hangisi bir öğrencinin annesinin hediye ettiği kalemle girdiği sınavdan çok yüksek puan alması sonucunda, daha sonraki sınavlarda da aynı kalemi kullanmasını nitelendirir? 2003 KPSS-71)
- Öğrenmenin aktarılması
- Genelleme
- Batıl inanç
- Koşullu tepki
- E) Koşulsuz tepki
- 18 yaşındaki ablası ile aralarında her anlaşmazlık çıktığında “Seni anneme söyleyeceğim” diyen 7 yaşındaki Ali, ablasının artık durumdan sıkılıp, birkaç kez üst üste “Istiyorsan git söyle” demesi üzerine bu davranışını göstermemeye başlar. Ablası üniversite sınavını kazanıp başka bir şehirde yaşamaya başlar, üç ay sonra ablası tatil için eve döndüğünde. AIı ablası ile aralarmda çıkan her anlaşmazlıkta yine “Seni anneme söyleyeceğim” demeye başlar.
Ali’nin, ablası üç aylık bir ayrılıktan sonra eve geri döndüğünde, yine “Seni anneme söylerim” demeye başlaması, aşağıdakilerden hangisine örnektir? (2003 KPSS-75)
- Duyarsızlaşma
- Olumsuz aktarma
- Kendiliğinden geri gelme
- Olumlu pekiştirme
- E) Karşıt tepki oluşturma
- Matematik Ödevini yapmayan bir öğrenci
öğretmenine hasta olduğunu söylemesi üzerine
zayıf not almaz. Aynı öğrenci bir başka gün sonra
ingilizce dersinde de ödevini yapmadığında,
öğretmenine hasta olduğu için ödevini yapamadığı
söyler.
Aşağıdakilerden hangisi öğrencinin İngilizce öğretmenine de hasta otduğunu söyleyerek zayıf not almaktan kurtulmaya çalışmasını açıklar? (2003 KPSS-77)
- Model alma
- öğrenmenin genellenmesi
- Koşullu uyarıcı
- Ayırt etmeyi öğrenme
- E) Olumsuz aktarma
- Oynayacağı tiyatro oyununa hazırlanan oyuncu
makyaj yaparken makyaj fırçasını görüne batırmış
ve gözü fena halde yaşarmıştır. Ertesi gün fırçayı
eline alır almaz gözünün tekrar yaşardığını fark
etmiştir.
Bu durumu aşağıdakilerden hangisi açıklar? (2004 KPSS-22)
- Tepkisel Koşullanma
- Uyarıcı genellemesi
- Algısal değişmezlik
- Ayırt etmeyi öğrenme
- E) Olumsuz koşullanma
- Bir çocuk evde kardeşlen ile oyun oynarken, kardeşlerinin oynadığı oyuncağı istediğinde ağlayarak annesinin yanına gitmekte ve annesi kardeşlerinin elinden oyuncağı alıp kendisine vermektedir. Çocuk anaokuluna başladığında arkadaşlarının oynadığı bir oyuncağı istediği zaman ağlayarak öğretmeninin yanma gider. Ancak öğretmeni arkadaşlarının elinden oyuncağı alıp ona vermediği için zamanla bu davranışı yapmamaya başlar.
Çocuğun zamanla bu davranışı yapmaması aşağıdakilerden hangisine örnektir? (2003 KPSS-76)
- Kendiliğinden geri gelme
- Unutma
- Sönme
- Pekiştirme
- E) Sistematik duyarsızlaştırma
- Diz kapağımızın altındaki belirti bir noktaya vurulduğunda ayağımız sıçrar: bir ıslık sesi böyle bir tepki ortaya çıkarmaz. Ancak, bir ıslık sesi duyar ve hemen arkasından diz kapağımızın altındaki bir noktaya darbe alırsak, bu olay defalarca tekrarlandığı takdirde ıslık sesi kendi başına ayak sıçratma tepkisini ortaya çıkartmaya başlar.
Yukarıda verilen tepkisel koşullanma örneğine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? (2004 KPSS-23)
- Islık sesi koşulsuz uyancı, diz kapağının
altına vurulan darbe koşullu tepkidir. , - Diz kapağının altına vurulan darbe koşullu
uyarıcı, bu dar beye verilen tepki koşulsuz - Islık sesi koşullu uyarıcı, bu sese verilen
tepki koşullu tepkidir. - Diz kapağının altına vurulan darbe koşulsuz
uyarıcı, bu darbeye verilen tepki koşullu - E) Diz kapağının altına vurulan darbe koşulsuz
tepki, ıslık sesi koşullu tepkidir.
Öğrenme Psikolojisl
39
|
Bu örnekteki İzmir sözcüğü aşağıdakiierden hangisinin işlevini yerine getirmektedir? (2004 KPSS-24)
- Pekiştirici uyarıcı C) Birincil pekiştireç
- Koşullu uyarıcı D) Koşulsuz uyarıcı
- E) Olumsuz pekiştireç
82.
Gül, akşam eve gelince babasından kendisine bir
cep telefonu almasını istemeye karar verir. Ancak,
işinden dönen babasının yüzündeki öfkeli ifadeyi
görünce, bu isteğini ona iletmeyi ertelemesinin
doğru olacağını düşünür.
Bu örnekte babasının yüzündeki öfkeli ifade
Gül’ün davranışını kontrol eden ne tür bir
uyarıcıdır? (2004 KPSS-36)
B)Koşulsuz D) Ayırt edici
- E) Pekiştirici
| 84. |
| 85. |
- Tepkisel koşullama ilkelerine göre, olumlu duygusal tepki uyandıran bir uyarıcıyla eşleştirilen bir nötr uyarıcı, bir süre sonra tek başına aynı olumlu tepkiyi uyandırır.
Aşağıdaki durumların hangisinde, bu ilkeden yararlanılmaya çalışılmaktadır? (2004 KPSS-25)
- Kepek şampuanı reklamında, saçların
şampuanın kullanılmasından öncesi ve sonraki
durumun gösterilmesi - Yeni üretilen bir otomobilin tanıtımının güzel
mankenlere yaptırılması - Deterjan reklamında ev hanımı rolündeki
oyuncuların yer alması - Yaşam sigortası reklamında sigorta
yaptırmanın yararlarının . anlatılması - E) Emniyet kemeri kullanmayı özendirmek için,
emniyet kemeri takan ve takmayan sürücülerin
kaza sonrasındaki durumlarının gösterilmesi - Aslı ders başladığı halde sırasına oturmayıp sınıfta dolaşmaktadır Yerine oturmayıp dolaştığı için öğretmeni Aslı’yı azarlamış ve Aslı hemen sırasına oturmuştur bu yaşantıdan sonra Aslı öğretmenini sınıfın kapısında görür görmez hemen sırasına oturmaya başlamıştır.
Ash’nın davranışında görülen bu değişme, aşağıdakilerden hangisinin sonucudur? (2004 KPSS-35)
- Geriye doğru ket vurma
- Ceza
- İç görü kazanma
- Tepkisel koşullama
- E) Sosyal öğrenme
- Sinema alanında uzman film eleştirmeni bir konuşması sonunda övgüler almıştır. Bu övgüierden sonra her konuda görüş belirtir olmuştur.
| hangisiyle |
Bu durum aşağıdakilerden açıklanabilir? (2004 KPSS-37)
- Genelleme C) Koşulsuz tepkileme
- Koşullu uyarım D) Olumsuz davranış
- E) Sönmeye direnç
Aşağıdaki özdeyişlerden hangisi, koşullama yoluyla Öğrenmede gözlenen “uyarıcı genellemesi” olgusunu çağrıştırmaktadır? (2004 KPSS-38)
- Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer.
- Denize düşen yılana sarılır.
- Göz görmeyince gönül katlanır
- Yumuşak atın çiftesi pek olur.
- E) Fazla naz âşık usandırır.
Bir köpek, sahibi ıslık çaldığı zaman ön ayaklarından birini uzatarak tokalaşma hareketi yaptığında kendisine yiyecek verileceğini Öğrenmiştir. Daha sonra, köpeğin bu davranışı ön ayağını uzattığında yiyecek verilmeyerek söndürülmüş ve köpek, sahibi ıslık çaldığında artık bu davranışı yapmaz hale gelmiştir. Ancak, oradan bir süre geçtikten sonra sahibi ıslık çaldığında köpeğin tekrar ön ayaklarından birini uzatarak tokalaşma hareketi yapmaya başladığı gözlenmiştir.
Köpeğin ıslık sesini duyduğunda tekrar ön ayaklarından birini uzatmaya başlaması aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir? (2004KPSS-41)
- Tepki genellemesi
- Ayırıma varma
- Kendiliğinden geri gelme
- Ayırt etmeyi öğrenme
- E) Olumlu aktarma ,:
40
öğrenme Psikolojisi
BİTİŞİKLİK KURAMLARI
Bitişik kuramcılara göre öğrenme tek denemede bile
gerçekleşebilir. Korku insanlarda tek denemede
gerçekleşebilir. örnek, boğulma tehlikesi, elektrik
çarpması vb. Burada yapılan işlem genellemedir.
Genelleme, öğrenilmiş bir davranışın çok çeşitli
durumlarda işe yaramasını sağlar. istenmeyen
davranışların ortadan kaldırılması üzerine
yoğunlaşmışlardır.
Pekiştirme ve ödülü kabul etmemişlerdir.
Bitişiklik kuramları içerisinde VVatson ve Guthrie ele
alınmıştır.
1-WATSON
VVatson için en önemli şey uyarıcı-tepki ikileminin tekrarlanma sıklığıdır. Basit bir labirent yapıp koridorun sonunda yiyecek koydu. Labirentte koşmayı ilk kez öğrenen farenin diğer tekrarları otomatik olarak yaptığını fark etti. İlk defada bir uyarıcıyla başlayan daha sonra uyarıcısız da gerçekleşti ver davranış bir alışkanlık halini aldı. VVatson’un kuramı Thorndike’ın etki yasasından farklıdır. Çünkü onun çalışmasında memnuniyet ve hoşnutsuzluk gibi psikolojik kavramlara yer yoktur. Tekrar, pekiştirme ve etki yasasını reddeder. Bilişsel süreçlere tamamen karşı çıkmıştır. Ona göre düşünce açıklanabilir ve konuşmada öğrenilebilecek basit bir davranış biçimidir. VVatson, öğrenmeyi davranış gelişiminin temel süreci olarak kabul etmiş ve ” bir insan ne öğrenmişse odur.” Anlayışını getirmiştir. Bu fikri ile eğitimde fırsat eşitsizliğinin önemini kafalara yerleştirmiştir • Davranışçıların kurucusu olarak kabul edilir.
| öğrenmeyi açıklamıştır. |
uyarıcı-tepki bitişikliği olarak
- Öğrenmede çevrenin (uyarıcıların) etkisi üzerinde
durmuştur. VVatson, davranışın kalıtımsal olmayıp
insanın çocukluğundan beri çevresindeki belli
uyarıcılarla belli tepkilerin birleşmesi sonucu U-T
bağlarının birbiri üzerine şartlanma yoluyla inşa
edilmesi sonucunda geliştiği görüşünü savunur. - Bütün davranışlar koşullanma yoluyla öğrenilebilir.
Bebekler koşullanma yoluyla, suçlu, müzisyen,
ressam haline getirile bilir. Yani insan, koşullanma
yoluyla her kişiliğe getirilebilir.
Korku koşullanması
Küçük bir çocuk (Albert) beyaz renkli fare ile oynarken arkasından ani bir gürültü (ses) yapılarak fareden korkması sağlanmıştır. Çocuk bundan sonra gördüğü beyaza benzer her şeyden (beyaz sakallı dede, beyaz oyuncak) uyarıcı genellemesiyle korkmuştur.
Sistematik duyarsızlaştııma
Tepkiye neden olan durum parçalara ayrılıp her parçada duyarsızlaştırma (örnek rahatlama tekniği) yapılır. Aslında bir anlamda klasik koşullanmadır. Korku öğrenilmişse, korkmama da öğrenilir. Bunun için önce çocuğa korktuğu şeyden (fare) korkmayan çocukların oynadığı bir oyun, tv. filmi izlettirilmiştir. Daha sonra sevmediği şey (fare) yavaş yavaş gösterilerek (fare bir kafes içerisinde yavaş yavaş yaklaştırılır) korku ortadan kaldırılmıştır,
- Okulda matematik problemi çözmekten zevk
almayan bir öğrenci, karşılaştığı buna benzer bir
başka matematik problemini de çözmekten
hoşlanmaz. - Koşullanmada pekiştirmeyi, etki ilkesini ve haz
duygusunu kabul etmemiştir. - Öğrenmede koşullu ve koşulsuz uyaranlar
birbirlerine çok yakın zamanlarda verilmelidir.
En son ve En Sık ilkesi
VVatson öğrenmede ödüllendirme ve ya pekiştirmeden söz etmemiş. Bunun yerine herhangi bir uyarıcıya verilecek tepki. o uyarıcıya verilen en son ve en çok tekrarlanan tepki olacaktır demiştir. Bir başka deyişle zor olan bir problemi çözmekten hoşlanmayan bir öğrenci benzer nitelikte bir problemle karşılaşınca yine çözmekten hoşlanmayacaktır.
2- GUTHRİE
Guthrie’ye göre çağrışımsal U-T bağlarının kuruluşunun tek yasası işaret ve tepki bitişikliğidir. Guthrie’nin önerdiği sistemde şartlı uyarıcılar aslında hareket tepkilerinin meydana getirdiği uyarıcılardır. Bu uyarıcılar alışkanlıklara bir bütünlük ve devamlılık kazandırır. Guthrie, diğer kuramcılar gibi öğrenmenin sonuçlarıyla ilgilenmez. Organizmanın hareket tepkilerine önem verir. Eğitimde ikaz etme ve tavsiyede bulunma yerine doğru davranışın bizzat yaptırlması gerekir.
- Öğrenmenin tek yasası bitişikliktir.
Bitişikliği; bir uyarıcıya karşı yapılan tepkinin daha sonra aynı (benzer) uyarıcıyla karşılaşıldığında da gösterilme eğilimi olarak açıklar.
- Bitişikliği uyarıcı-tepki bitişikliği olarak ele alır.
- Yaptığımız şeyi öğreniriz, tekrarlar beceriyi
geliştirir. - öğrenmede ödüle veya pekiştirmeye gerek yoktur.
- Ceza bitişikle ilgilidir. Eve her girdiğinde
mantosunu ve çantasını yere atan çocuğunu
annesi her seferinde azarlar ve onları yerine astırır
öğrenme Psikolojisİ
41
bu hep böyle devam eder .Daha sonra annesi kızının manto ve şapkayı atmasını saptayan uyancının onu azarlaması olduğunu anlayarak diğer seferinde manto ve çantasını alarak dışarı çıkmasını ister ve içeri girer girmez manto ve çantayı asmasını ister. Bu kez davranış düzelir.
- Öğrenmeye yön veren en önemli etmen hazır
oluştur.
Kötü alışkanlıkların (öğrenmelerin) yok edilmesi
- Eşik Yöntem (Alıştırma Yöntemi)
İstenmeyen davranışları, istenen davranışlara dönüştürmeyi sağlayan bir öğrenme tekniğidir. Koşullandırılmış istenmeyen tepkileri söndürmeyi amaçlar. Bireyin istemediği uyarıcı en azdan en çoğa doğru belirli düzeylerde verilir.
- Zeytin yemeyi sevmeyen birine zeytin azar azar
parçalayarak verilir. - Çocuğunu özel okula göndermek isteyen anne,
bu fikre karşı çıkan babaya bu durumu yavaş
yavaş kabul ettirir. - Okula korktuğu için gitmek istemeyen gitmeyen
çocuğa, eğlenceli okul öyküleri anlatılır, okul
arkadaşlarının eve gelmesi sağlanır. Okula
yakın yerlerde gezintiye çıkılır, okul bahçesinde
oyun oynanır ve çocuk alıştırılır.
- Bıktırma Yöntemi
Istenmeyen davranış organizmaya biktırıncaya ve sıkılıncaya kadar yaptırılır. Organizma istenmeyen davranışı yapmaktan sıkıldığı için davranış sönme eğilimine girer.
Bıktırma yönteminde (doyurma, taşırma da denir) bireyin ilgisini çeken herhangi bir durumla yoğun bir şekilde yüzleşmesi sağlanarak kendisine çekici gelen durum belli bir süre sonra artık bıkkınlık verecek duruma gelir.
Örnek;
- Kibritle oynayan çocuğa ya da sigara alışkanlığı
olan bireye uygulanan işlemler. - Atı eğere alıştırmak için, atın üstüne eğer
yerleştirilir. Kişi biner ve at eğeri atmaktan
vazgeçinceye kadar koşturulur. - Tavuk yiyen köpeğin boynuna ölü tavuk asılır.
- Kibrit yakarak tehlike saçan bir çocuğu anne bir
sürü kibrit vererek bıkıncaya kadar yakmasını
- Zıt Tepki Yöntemi
Bu yöntemde istenmeyen davranışı meydana getiren uyarıcı ile birlikte, ona zıt olan onunla rekabet edebilecek istenen davranışı meydana getiren uyarıcı sunulur. Bireye yapmaktan kaçındığı ve hoşlanmadığı davranış, hoşlandığı ve yapmak istediği bir davranış ile birlikte yaptırılır . Örneğin ; kediden korkan çocuğa annesi kedi hediye eder. Kedi korku yaratan uyarıcıdır. Anne ise sevilen güven duyulan uyarcıdır. İkisi birlikte sunulduğunda, eğer anne daha baskın bir uyarıcı ise, anneye karşı duyulan güven, kediye karşı da oluşacak, kediyi tek başına gördüğünde de ondan korkmayacaktır. Örnek: sigarayı bırakmak isteyen birinin sakız çiğneyerek sigarayı unutmaya çalışması.
Eğitim açısından Gutheri’nin görüşleri
Eğitim hedeflerini önceden belirlemek gerekir. Çünkü istenen tepkileri alabilmek için hangi uyarıcıları vermememiz gerektiğini bilmeliyiz. Bitişiklik kuramını savunması nedeni ile hangi tepkiler bireye kazandırılacak hangileri kazandırılmayacak önceden bilinmelidir.
Dikkat çekici bir uyarıcıya beklenen tepki verilebilir. Öğrenme-öğretme ortamı düzenlenirken, öğrencilere verilecek uyarıcılar onların dikkatlerini çekmelidir ki beklenen tepkiyi versinler. “Dikkat edilen şey yapılan şey için işaret haline gelir.”
Öğrencinin öğrenmeye karşı ihtiyaç duyması gerekir. Öğrenciye bu ihtiyaç hissettirilmelidir. Aynı zamanda alıştırma önemlidir. Ancak öğrenme açısından değil ona göre öğrenme tek denemede oluşur ancak becerinin ve performansın geliştirilmesi için tekrarlar önemlidir.
Okul yaşamın gerçek temsücisi olmalıdır. Çünkü öğrenci yaptığı şeyi öğrenir bir başka deyişle yaparak yaşayarak öğrenme önemlidir. Bu nedenle okui dışında ne yapması gerekiyorsa okul içinde de aynı şeyi yapmalıdır.
Ceza yerinde kullanıldığında etkilidir. İstenmeyen davranışa zıt bir davranış olması önemlidir. Uyulmayacak emirler yada yerine getirilmeyecek nasihatler verilmemelidir. Örneğin derste arkadaşı ile konuşan bir çocuğa kızıp bağırmak yerine bir soru sormak ve ya tahtada bir problem çözmek daha etkili olacaktır. Çünkü öğrenmenin kızması gürültüyü azaltmayacak artıracaktır.
42
öğrenme Psikolojisl
- Bir baba sigara içmeye özen en çocuğunun önüne sigaraları koyarak, sigaradan bıktınncaya kadar sigara dumanı içine çekmesini sağlamıştır.
Bu durumda baba, aşağıdaki öğrenme ku-ramcılarından hangisinin görüşlerini uygu-lamaktadır? (2002 KPSS-104)
- Guthrie
- Thorndike
- Ausubel
- Bruner
- E) Skinner
ARAÇSAL KOŞULLANMA (Thorndike) BAĞLAŞIMCILIK
Thorndike’ın kuramı Bağ kuramı, bağlantı ya da çağrım
yoluyla öğrenme olarak da bilinir.
Bu kuram, iki uyarıcının aynı anda tekrar tekrar ortaya
çıkmasıyla iki uyarıcının bağlantılı duruma gelmesi ve
birinin diğerini hatırlatması temeline dayanır.
Bağlaşımcılık
Thorndike çağrışımı, duygusal uyarıcılar ile harekete geçiriciler arasında kurulan bir bağ olarak görmektedir. Bu nedenle onun kuramı bağlaşımcılık olarak adlandırılmaktadır. İlgilendiği konu sadece uyarıcı koşullar ve davranış eğilimleri değil, aym zamanda uyarıcı ve tepkiyi bir arada tutan şeyin ne olduğudur. Thorndike, uyarıcı ve tepkinin sinirsel bir bağla bağlandığına ifade etmiştir.
Seçme Ve Bağlama
Thomdike’a göre öğrenmenin en temel formu deneme-yanılma öğrenmesidir. İnsan ya da hayvan olsun, öğrenme durumunda olan organizma, belli bir problemlerie karşılaştığında kendisi amaca götürmeyen başarısız tepkileri eler. Haz ile sonuçlanan, başarıya götüren tepkiler kalıcı hale gelir. öğrenici olan organizma, kafesten kaçma, bir yiyeceğe ulaşma, para kazanma gibi çeşitli amaçlara ulaşmak zorunda olduğu problemli bir durumla karşılaştırılır. Organizma amaca ulaşmak için değişik davranışlar yapar. Bunlardan bazıları amacına ulaştırır, bazıları ulaştırmaz. Öğrenen organizma aynı problemle karşılaştığında amaca ulaştıran tepkileri seçer. Thorndike bu duruma daha sonra seçme ve bağlama adını vermiştir.
Bu durumu yaptığı deneyle açıklamıştır; Kediyi bir kafese koymuştur. Kedi kafesten dışarıya çıkmaya çalışacaktır. Ancak dışarı çıkabilmesi için bir pedala basması yada bir zinciri çekmesi gerekmektedir. ilk denemelerde hayvan epeyce bir çaba harcamış ancak başarılı olamamıştır. Kafesin içindeki her şeye
saldırmış aralıklardan kaçmaya çalışmıştır. En sonunda tesadüfen pedal basmış ve dışarı çıkmayı başarmıştır. Daha sonraki denemelerde hayvan saldırma davranışını bırakarak pedala basarak dışarı çıkmıştır. Kedi burada deneme yanılma yolu ile kafesten çıkmayı öğrenmiştir.
Öğrenme Küçük Adımlarla Oluşur
öğrenme, büyük atlamalardan çok, küçük sistemli adımlarla meydana gelir. Problem çözme süresi, ardışık denemelerin sonucunda yavaş yavaş kısaldığından öğrenme birden bire iç görüsel bir şekilde değil, yavaş yavaş oluşur. Throndike’a göre öğrenme doğrudandır ve düşünme veya usa vurma yoluyla yönlendirilemez. Ona göre öğrenmede deneme yanılma yoluyla doğrudan seçme ve bağlama vardır.
Thordike öğrenmeyi açıklarken, Pavlov’un gittiği yoldan gitmiştir. Thomdike, bir uyarıcı karşısında oluşan davranışın gelecekteki davranışları etkilediğini söylemiştir. Kedi ve köpekler üzerinde yaptığı araştırmaların sonunda kendisine ait olan öğrenme yasalarını ve bunların içinde en önemtileri olan “etki” yasasmı ortaya koymuştur.
Thorndike’nin Öğrenme Kuramının Temel Yasaları;
- Hazır bulunuşluluk
- Etki (Araçsal Koşullanma)
- Tekrar (Alıştırma)
1- Hazır bulunuşluluk yasası
Organizmada davranış eğiliminin mevcut olduğu durumlarda ancak öğrenmeye yönelik davranıştan söz edilir.
- Bir kişi, etkinlik göstermeye hazır ise, etkinliği
yapmasına izin verilmesi ona mutluluk verir. - Bir kişi etkinlik göstermeye hazır olduğu halde,
etkinliğin yaptırılmaması, bireyde kızgınlık yaratır. - Bir kişi etkinliği yapmaya hazır olmadığı halde
yapmaya zorlanırsa kızgınlık duyar.Çocuk, düzgün
yazı yazmaya hazır ve buna izin verilirse, yazmaktan
haz duyar. Çocuk, kalem tutmaya hazır, fakat eline
kalem almasına izin verilmezse, çocukta kızgınlık
yaratır. Çocuk, düzgün yazı yazmaya zorlanırsa
kızgınlık duyar.
2- Etki yasası (Araçsal Koşullanma)
Öğrenme psikolojisine getirdiği en önemli katkı, “etki kanunu” dur. Araçsat koşullanma adı verilen etki kanununa göre tepki sonuçları tarafından kontrol edilir.
Eğer bir davranış o çevrede bir doyuma ulaşıyorsa aynı ortamda o davranışın oluşma olasılığı artmaktadır. Sonuç olarak gelecekte bir davranışm
Öğrenme Psikolojisl
43
olup olmayacağının şu anki davranışlara bağlı olduğu söylenebilir.
Eğer uyarıcının yol açtığı tepkinin sonucu haz verici ise uyarıcı ve tepki arasındaki bağ güçlenir, uyarıcının yol açtığı tepkinin sonucu rahatsız edici ise uyarıcı ve tepki arasındaki bağ zayıflar. Diğer bir deyîşle, etki pekiştirilirse uyarıcı tepki arasındaki bağ güçlenir. Tepki cezalandırılırsa uyarıcı ve tepki arasındaki bağ zayıflar.
■ Thorndike’in etki kanunu, yani davranışın, sonuçları tarafından şekillendirildiği ilkesi, Skinner’in edimsel koşullanma teorisinin temellerini oluşturmuştur.
3- Tekrar yasası
Tekrar ederek öğreniniz; tekrar etmediğimizde
unuturuz.
Uyarıcı ve tepki arasındaki bağ kullanıldıkça güçlenir.
Buna kullanma yasası denir.
Uyarıcı ve tepki arasındaki bağ kullanılmadıkça zayıflar Buna kullanmama yasası denir.
Kısaca tekrar kanuna göre yaparak öğrenir, yapmayarak unuturuz.
Thorndike’ın Eğitime İlişkin Görüşleri
Öğretimin düzenlenmesine, öğrenciye kazandırılacak hedef davranışları belirleyerek başlamalıdır. Eğitim bilimsel bir nitelik taşımalıdır. Bunun için çıktıların nesnel olarak gözlenebilir, ölçülebilir özellikler taşımalıdır. Bu özeilikler öğrendye kazandırılacak davranışlardır. Bu nedenle öncelikle hedef ve davranışlar belirlenmelidir.
Bu hedef davranışları belirlerken öğrencinin hazır bulunuşluk düzeyi dikkate alınmalıdır. (Hazır bulunuşluk kanunu)
Thorndike için güdüleme, öğrenciye haz veren durumun belirlenmesi için önemlidir. Öğrenciye kazandırılacak davranışlann öğrencinin ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte olması gerekir. İçsel pekiştireç yerine dışsal pekiştireçler daha önemlidir.
Öğrenme küçük birimler halinde oluştuğundan, öğrenme adım adım sağlanmahdır. Kolaydan zora doğru olmalıdır.
Öğrenci, uyarıcı durumdaki dikkati çeken baskın öğelere tepkide bulunur, diğer önemsiz ayrıntıları eler. Bu durumda, öğretme-öğrenme sürecinde, hedef davranışa yöneltecek uyarıcıların dikkati çekici nitelikte olması gerekir.
Doğru tepkiler hemen pekiştirilmeli, yanlışlar tekrar edilmeden düzeltilmelidir. Bu nedenle öğrenciye geribildirim (dönüt) verebilmek için düzenli olarak sınav yapmak gerekmektedir.
Thorndike’ın sisteminde ceza yoktur. Çünkü ceza, uyarıcı ile tepki arasındaki bağı zayıflatmaz.
Öğretme-öğrenme ortamının gerçek yaşamın bir temsilcisi olmasına özen gösterilmelidir. Thomdike’ın “benzer öğeler transfer teorisi”ne göre iki durum arasındaki ortak öğeler ne kadar çok olursa, transfer o kadar yüksek olur. Öğretme- öğrenme ortamında öğretmen değil, öğrenci etkin olmalı; yaparak yaşayarak öğrenmelidir. Öğrenci öğretmenin anlattıkları ile değil kendi kendine yaptığı çağrışımlarla öğrenmelidir.
- Hiç yapmadığı bir yemeği ilk kez yapacak bir
bayanın bu yemeği deneme-yanılma yoluyla
yaptığını aşağıdakilerden hangisiyle
anlayabiliriz? (2002 KPSS-93)
- Arkadaşının yemeği hazırlarken yaptıklarını
hatırlayarak uygulamaya çalışması - Televizyon programından yemeğin tarifini
izlemesi ve uygulaması - Yemek kitabındaki açıklamalara uyarak yemeği
hazırlaması - Annesinin tarifini alarak, kendi malzemeleriyle
pişirmesi - E) Sadece pişmiş şeklini gördüğü yemeği, elindeki
malzemelerle yapmaya çalışması - Dört yaşındaki bir çocuk yap-boz oynarken çeşitli parçaları rastgele bir araya getirmekte, eğer bu parçalar birlikte bir bütün oluşturmuyorsa vazgeçmektedir.
| bu durumu en iyi |
Aşağıdakilerden hangisi açıklar? (2002 KPSS-97)
- Anlamlı öğrenme
- Sosyal öğrenme
- Kavrayarak öğrenme
- Deneme-Yanılma yoluyla öğrenme
- E) Uyarıcı-tepki zincirleme
44
öğrenme Psikolojisi
89.
Bir öğrenci fen bilgisi dersinde yaptığı deneyde, değişik renkteki sıvıları değişik oranlarda birbiri ile karıştırmış ve hangi renkteki sıvıları hangi oranda karıştırdığında istediği renkte sıvı elde edeceğini bulmuştur.
Öğrencinin istediği renkteki sıvıyı nasıl elde edeceğini bu biçimde bulması aşağıdaki öğrenme türlerinden hangisine örnektir? (2003 KPSS-53)
- Deneme-yanılma yoluyla öğrenme
- Kavrama yoluyla öğrenme
- Bilişsel öğrenme
- Model alma yoluyla öğrenme
- E) Gözlem yoluyla öğrenme
- Evine müzik seti alan Sönül bu müzik setini odada istediği yere koyduğunda kablosunun elektrik prizine yetişmediğini görür. Mobilyaların yerini değiştirme, prizin yerini değiştirme gibi çeşitli çözüm yollarını denedikten sonra, bir uzatma kablosuyla sorunun çözülebileceğini anlar.
Gönül’ün bir uzatma kablosu alarak sorunu çözebileceğini anlaması aşağıdakilerden hangisine örnek olabilir? (2004 KPSS-16)
- Koşullanma yoluyla öğrenme
- Sınama yanılma yoluyla öğrenme
- Gözlem yoluyla öğrenme
- İç görü kazanma
- E) Ayırt etmeyi öğrenme
90.
Anaokuluna yeni başlayan Elif çok hoşuna giden bir oyuncak bebeği almak üzere oyuncak dolabının yanına gelir. Ancak öğretmeni Elife izin istemeden dolaptan oyuncak alamayacağını söyler. Bunun üzerine Elif evinde uyguladığı yemek yememe, yere yatıp tepinme, küsme, sorulara yanıt vermeme, gibi taktikleri teker teker kullanarak amacına ulaşmak ister; fakat başarılı olamaz. Sonunda Elif, dolaptan oyuncak almanın, izin istemekten başka yolunun olmadığını öğrenir.
Elifin, oyuncak dolabından hoşuna giden oyuncağı alabilmesinin tek yolunun izin istemek olduğunu bu şekilde öğrenmesi, öğrenmeyle ilgili aşağıdaki kavramların hangisine örnek olabilir? (2004 KPSS-15)
- Tepkisel koşullama
- Sınama yanılma
- Sosyal öğrenme
- Genelleme
- E) Model alma
Öğrenme Psikolojisl
45
EDİMSEL (OPERANT) KOŞULLANMA (Skinner)
Skinner; Davranışlarımızın büyük bir çoğunluğu içinde
bulunduğumuz çevresel koşulları değiştirebilen
davranışlardır. Bunlar tepkiden farklıdır. Tepkiden farklı
olduğu için bu davranışlara edimsel (operant) adını
vermiştir.
Ders çalışmak, işe gitmek, konuşmak, okumak,
yazmak, problem çözmek, çevremizde sevilen biri
olmaya çalışmak gibi yaşamımızı sürdürürken
gerçekleştirdiğimiz davranışların büyük bir bölümü
edimseldir.
Skinner, kendisinin geliştirmiş olduğu skinner kutusu ile
bilinmekte aynı zamanda programlı öğretimin
kurucusudur. öğretme makinaları kavramından
bahsetmiştir.
Organizmanın günlük davranış repertuarında bulunan
bir davranışın pekiştirilmesi ve böylelikle aynı
davranışın yeniden ortaya çıkmasının ya da ceza ile
ortaya çıkmamasının sağlanmasıdır.
Bir davranışın sonuçları olumlu olursa o davranışın görülme sıklığı artar. Davranışın sonucunda organizmanm aldığı karşılıklar pekiştireçlerdir.
Örnek: Skinner kutusundaki fare manivelaya basıncaya kadar bir sürü davranış yapar. Daha sonra tesadüfen manivelaya basar. Bunun sonucunda pekiştireç alır. Pekiştireç alınca farenin maniveiaya basma davranışmı yeniden gösterme olasılığı artar.
Örnek: Köpeklere attığımız topu geri getirmelerini öğretmek.
Edim
Herhangi bir ihtiyaç durumunda organizmanın kendiliğinden ortaya koyduğu davranışlara denir. Operant
öğrenmede önemli olan davranışın sonucu ve doğurduğu etkidir. Davranışın organizmanın belli bir gereksinimini gidermesi önemlidir. Operant öğrenmede organizma eylemlerinde serbesttir, düşünme ve eylemlerini seçme sansına sahiptir.
Edimsel koşullanma
ödüle götüren ya da cezadan kurtaran bir davranımın yapılmasını öğrenmektir. Hoş olan veya hoş olmayan sonuçların bireylerin davranışlarında yarattığı değişikliklere denir. Örnek; Dil öğrenme, Tenis oynamayı öğrenme, birçok sosyal davranışlar, problem çözme
Davranış sonucunda organizmanın hoşuna giden bir durum ortaya çıkar. Örneğin yeni aldığınız bir kazağı giydiğiniz zaman arkadaşlarınız “Kazağın çok güzel, sana çok yakışmış” derse, o kazağı giyme davranışınız devam eder. Davranışın sonucunda organizmanın hoşuna gitmeyen bir durum ortaya çıkarsa. Yeni kazağınızı giydiğiniz gün değer verdiğiniz bir arkadaşınız size yakışmadığını söylerse, o kazağı artık giymek istemezsiniz.
Skinner operant koşullanmayı klasik koşullanmadan farklı olarak T-U şeklinde formüle etmiştir.
Tepki (davranış
Tesadüfen keşfedilir, fare manivelaya tesadüfen basar, ardından pekiştireç alır.
Klasik koşullanma ile operant koşullanma arasındaki farklar aşağıda verilmiştir;
| KLASİK KOŞULLANMA | OPERANT KOŞULLANMA |
| Organizma pasiftir | Organizma aktiftir |
| Uyarıcıya yönelik tepki vardır. Fizyolojiktir. | Tepki rastlantısaldır, fizyolojik değildir. |
| Uyarıcı bellidir. (ses, ışık) | Uyarıcı belli değildir. Kafesteki her şey olabilir. |
| Pekiştirme yapılan davranımdan bağımsızdır | Pekiştirme yapılan davranıma bağımlıdır. Sonra verilir. |
| Pekiştireç: Koşulsuz uyarıcıdır. | Koşutlu koşulsuz kavramları yoktur. Bunu yerine, olumlu, olumsuz pekiştireç kavramları vardır. |
| Her ikisinde de genelleme, ayırdetme ve sönme vardır. | |
- Aşağıdakilerden hangisi edimsel koşullanma yoluyla bir davranışın tekrarlanma olasılığının kontrol edebilmek için önkoşuldur? (2003 KPSS-65)
- Davranışa uygun bir ayırt edici uyana bulunması
- Bir ayırt edici uyarıcının davranışı kontro! etmesi
- Davranışın en az bir kez yapılmış olması
- Davranışın biçimlendirilmesi
- E) Davranışın pekiştirilmesi
| Öğrenme Psikolojisİ |
46
93.
94.
Bir baba akşam ödev yapmayıp, televizyon izleyen oğluna eğer televizyon izlemeyi bırakıp ödevlerini yaparsa hafta sonu birlikte futbol maçı izlemeye gideceklerini söyler. Fakat babanın vaat ettiği ödüle rağmen oğlu televizyon izlemeye devam eder ve ödevlerini yapmaz.
Aşağıdakilerden hangisi, koşullanma ilkeleri çerçevesinde, çocuğun ders çalışmaya başlamamasının ve televizyon izlemeye devam etmesinin nedenlerinden değildir? (2003 KPSS-66)
- ödülün davranıştan hemen sonra verilmemesi
- Maça gitmenin uygun bir ödül olmaması
- Babanın oğluna ödül almanın yararlarını iyi
anlatamaması - Televizyon izlemeyip ödev yapmanın çocuk için
hoşa gitmeyen bir davranış olması - E) ödev yapmayıp yerine televizyon izleme
davranışının sönmeye karşı dirençli olması
Bir psikolog utangaçlık şikayetiyle kendisine başvuran Hakan’a tedavi sürecinin ilk adımı olarak, oturduğu apartmandaki komşularına her rastladığında “Merhaba nasılsınız?” deme görevi verir. Komşularının bu tür bir yakınlığa olumlu tepki vermelerinin bir sonucu olarak, Hakan rastladığı kişilere çekinmeden selam vermeye ve onların hatırlarını sormaya başlar.
Hakan’ın selam verme davranışında görülen değişme, aşağıdaki öğrenme türlerinden hangisiyle açıklanabilir? (2004 KPSS-26)
- Kavrama yoluyla Öğrenme
- Bilişsel öğrenme
- Tepkisel koşullama
- Dolaylı öğrenme
- E) Edimsel koşullama
- Sınıfta sürekli konuşarak öğretmeninin dikkatini
çekmeyi başaran bir öğrencinin aynı yolu kullanarak
bu amaca ulaşması engellendiğinde, ilk başiarda,
konuşma davranışında bir artma olur. Ancak
zamanla öğrenci daha fazla konuşmakla
öğretmeninin dikkatinin çekilemeyeceğini
kabullenmeye başlar ve daha az konuşur.
Öğrencinin öğretmenin dikkatinin konuşarak çekilemeyeceğini kabullenmeye başlaması, aşağıdaki süreçlerden hangisinin başladığına işaret etmektedir? (2004 KPSS-34)
- Sönme
- Ceza
- Olumsuz pekiştirme
- Kaçınma
- E) Kendiliğinden geri gelme
- Ders sırasında sürekli olarak söz alıp dersin akışını bozan bir öğrencisinin bu davranışını onun söz alma isteğini görmezden gelerek engellemeye çalışan bir Öğretmen, aşağıdaki davranış kontrol tekniklerinden hangisin kullanmaktadır? (2004 KPSS-40)
- Sistematik duyarsızlaştırma
- Karşıt koş ulama
- Olumsuz pekiştirme
- Sönmeye tabi tutma
- E) Olumlu pekiştirme
PEKİŞTİRME
Bir davranımın yapılma sıklığınm artırılması eylemidir. Yapılan bir davranışın taktir edilmesi
Pekiştireç
Bir davranışın yapılma sıklığını artıran uyarıcıya denir. Bir diğer ifadeyle ortama konulduğunda ya da ortamdan çekildiğinde bir davranımın yapılma sıklığını artıran uyarıcıya denir. Yemek, su, aferin vb.
Pekiştireçler kendi içinde ikiye ayrılır;
- Olumlu Pekiştireçler
- Birincil olumlu pekiştireçler
- ikincil olumlu pekiştireçler
- Olumsuz Pekiştireçler
- Birincil olumsuz pekiştireçler
- Ikincil olumsuz pekiştireçler
Olumlu Pekiştireç
Ortama konulduğunda davranışın yapılma sıklığını artıran uyarıcılardır
Öğrenme Psikolojisİ
47
Birincil Olumlu Pekiştireç
Organizmayı doğal olarak pekişiren ve organizmanın yaşaması ile ilgili olan pekiştireçlerdir. Doğuştandır. örnek: Yiyecek, su, güvende hissetme
İkincil Olumlu Pekiştireç
Herhangi bir nötr uyarıcının olumlu birincil pekiştireçlerle itişkilendirilmesiyle olumlu pekiştireç özelliği kazanan uyarıcılardır. Örnek: Para, statü, gülümseme, başını okşama, yıldız verme
Olumsuz Pekiştireç
Ortamdan çıkarıldığında davranışın yapılma sıklığını artıran uyarıcılardır.
Birincil Olumsuz Pekiştireç
Organizmaya zarar veren, yaşamı tehdit eden uyarıcılardır. Doğuştandır. Yüksek ses, şok vb.
İkincil Olumsuz Pekiştireç
| PekiştireÇ kullanırken dikkat dilecek noktalar; |
Herhangi bir nötr uyarıcının birincil olumsuz pekiştireçlerle ilişkilendirilmesiyle pekişitreç özelliği kazanan uyarıcılardır. örnek: soba, ütü
| PFKİSTİRFOI FR | |||||
| X | |||||
| OLUMLU PFKİSTİRFP. | OLUMSUZ PEKİSTİRECL | ||||
| RfRİN 1 İKİNCİI | 1 RİRİN | İKİNC.İI | ||||
- Tür Ceza
İstenmeyen davranışın ardından ortamdan hoş olan bir uyaranın çekilmesidir. Ceza verildiğinde;
- Ortama olumsuz bir uyaran gelir
- Ortamdan olumlu bir durum çıkarılır
- Davranışın yapılma sıklığı azalır
- Organizma hangi davranışı yapmasının uygun
olacağını bilemez - Kontrol ortadan katlığında olumsuz davranış yine
yapılır
Cezaya alternatif uygulamalar:
- Istenmeyen davranışa neden olan ortamı
değiştirmek, - İstenmeyen davranışı bıktırıncaya kadar yaptırmak,
- Eğer istenmeyen davranış çocuğun gelişim
döneminin bir özelliği ise, bu dönemi atlatmasını
sabırla beklemek, - İstenmeyen davranışı görmezlikten gelip, istenen
davranış görüldüğünde hemen pekiştirmek, - Sönme meydana getirmek.
- Olumlu istendik davranışa verilmelidir
- Davranışın hemen ardından verilmelidir
- Olumlu pekiştireçler davranış değiştirmede
oldukça etkilidir - Öğrencinin gelişim dönemine, gereksinimlerine,
beklentilerine uygun pekiştireç kullanılmalıdır - Zor ve yeni konularda sık kullanılmalıdır
- İstenmeyen davranışa ilgisiz kalınmalıdır
CEZA
Bir davranışın arkasından gelen ve organizma için
hoşa gitmeyen bir durum yaratan uyarıcılardır.
Ceza kendi içinde iki gruba ayrıîır. I. Tür ceza ve II. Tür
ceza.
I.Tür Ceza
İstenmeyen davranışın ardından ortama olumsuz bir
uyaranın konulmasıdır.
- Beş yaşındaki bir çocuğun evde ve okuldaki isteklerini ağlayarak yaptırmaya çalışmasından rahatsız olan aile ve öğretmen, bu davranışı görmezden gelerek söndürmeye karar vermişlerdir. Ancak görmezden gelme yöntemi ile çocuğun ağlama davranışında bir artış gözlenmiştir.
Bu durum aşağıdakilerden hangisiyle açıklanabilir? (2001 KPSS-15)
- Söndürme, görmezden gelmenin etkisiz bir
yöntem olması - Söndürülecek davranışlann şiddetinde,
başlangıçta geçici bir artışın görülebilmesi - Söndürülen davranışın kendiliğinden geri gelme
olasılığının bulunması - Ailenin davranışlarında tutarlılık sağlamamış
olması - E) Ağlama davranışının uzun bir geçmişe sahip
olması
| öğrenme Psikolojisi |
48
- öğretmenin beğenisini kazanmak için uzun bir süre çeşitli girişimlerde bulunan bir öğrenci, öğretmenin onun hareketierini bir türlü fark etmemesi üzerine bu girişimlerden vazgeçmiştir.
Bu öğrencinin girişimlerinden vazgeçmesine, edimsel koşulanmada ne ad verilir? 2001 KPSS-99)
- Birincil pekiştirme
- Sönme
- Olumlu pekiştirme
- Olumsuz pekiştirme
- E) ikincil pekiştirme
- Aşağıdakilerden hangisinde olumsuz pekiştireç kullanılmıştır? (2002 KPSS-92)
- Derste arkadaşının saçını çeken öğrenciyi,
öğretmenin görmezden gelmesi - ödevlerini, erkenden bitiren öğrencinin,
arkadaşlarıyla oyun oynamasına izin vermesi - Kardeşinin oyuncaklarını almak için kavga
çıkaran çocuğa, aynı oyuncaklardan alınması - Oyuncaklarını düzeyli kuilanmadığı ve sürekli
kıran bir çocuğun oyuncaklarının elinden
alınması - E) Çikolata yemesine izin verilmeyen çocuğa,
yemeğini yediği için çikolatasının geri verilmesi
- Edimsel koşullanmayı aşağıdakilerden hangisi açıklar? (2002 KPSS-86)
- Tekrar, davranışın öğrenilmesinde temel
oluşturur - Koşullu uyarıcı, koşulsuz uyarıcıdan önce
verilmelidir - Davranış içinde bulunulan çevrenin bütün olarak
algılanmasıyia oluşur - Davranışın devamlılığı, davranışın oluşturduğu
doyuma bağlıdır - E) Davranış organizmadan değil, çevreden gelen
uyancılarla başlar
- Okumayı yeni öğrenmekte olan bir öğrenci dört heceli kelimeleri bazen doğru, bazen yanlış okumaktadır.
Böyle bir durumda aşağıdakilerden hangisi öğretmenin yapacağı etkiti davranıştır? (2002 KPSS-100)
- Okuma-yazmanın önemini anlatmak
- Okuyabilenleri örnek göstermek
- Daha basit metinleri okutmak
- Görmesinde problem olup olmadığını araştırmak
- E) Her okumadan sonra doğru olup olmadığını
belirtmek
100.Babasının ayakkabılarını sildiğinde babasının kendisine harçlık verdiğini gören çocuk, kendisinden böyle bir şey istenmediği halde her sabah babasının ayakkabılarını silmeye devam eder. Bu durum aşağıdakilerden hangisine örnektir? (2002 KPSS-89)
- Kavrayarak öğrenme
- Edimsel (operant) koşullanma
- Klasik (tepkisel) koşullanma
- Gizil (örtük) öğrenme
- E) Sosyal öğrenme
- Bir öğretmen üçüncü sınıf öğrencilerinin Türkçe
dersinde çok sıkıldıklarını gözlemlemektedir.
Öğrencilerin müzik dersinden çok
hoşlandıklarını bilen öğretmen, Türkçe dersinde, metinlerle ilgili şarkılardan yararlanma yoluna gitmiştir. Öğretmenin böyle bir yol seçmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir? (2002 KPSS-103)
- Müzik dersine olan ilgiden yararlanarak Türkçe
dersine olan ilgiyi artırmak - Öğrencinin gelişim özelliklerine uygun olarak
ifade becerilerini geliştirmek - öğrenilecek konuları tüm derslere yayabilmek
için dersleri birleştirmek - öğrencileri derslerin işleniş yöntemlerini
belirlemede söz sahibi yapmak - E) Türkçe dersine daha fazla önem verdiği için
müzik dersini geçiştirmek
Öğrenme Psikolojisİ
49
- Okula yeni başlayan Tuba ve Tekin evde istediklerini yaptırmak için küsme davranışı kazanmışlardır. Tuba’nın öğretmeni küsüp, konuşmadığı, derse katılmadığı, yönergelere uymadığı zamanlarda onu görmezden gelirken, Tekin’in öğretmeni bazen ilgi göstermekte, önemsiz olduğunu düşündüğünde de görmezden gelmektedir.
Bu iki durumda Tuba ve Tekin’in davranışlarının nasıl bir gelişme göstermesi beklenebilir? 2002 KPSS-105)
- Tuba ve Tekin küsme davranışını göstermeye
devam ederler - Okula ve öğretmene alıştıkça davranış
kendiliğinden ortadan kalkar - Her ikisinin de davranışı daha seyrek olmakla
birlikte devam, eder - Tuba’nın davranışı ortadan kalkarken, Tekin’in
davranışı devam eder - E) Tekin’in istekleri karşılandığı için küsme
davranışı ortadan kalkarken, Tuba okulu
sevmez - Bir öğretmen kendisi ders anlatırken, öğrencilerin, kendiaralarında konuşmasının istenmeyen bir davranış olduğunu belirttiği ve her defasında uyarıda butunduğu halde, fısıldaşmaların öğrenciler arasmda gittikçe yaygınlaştığını görmüştür.
Aşağıdakilerden hangisi bu durumun nedenlerini açıklar? (2002 KPSS-107)
- Öğrenciler dersten sıkıldığı için fısıldaşmaların
artması - Istenen davranışın öğrenci gelişimine uygun
olması - istenmeyen davranış için verilen tepkinin
caydırıcı olmaması - Öğrencilerin öğretmenin dikkatini çekmek için
çabalaması - E) istenmeyen davranışın sürekli vurgulanarak
pekiştirilmiş olması
- Aşağıdakilerden hangisi bir ilköğretim öğretmeninin ödevlerini düzenli yapmayan bir öğrencisine düzenli ödev yapma alışkanlığı kazandırmak amacı ile başvurabileceği yollardan en az etkisi olanıdır? (2003 KPSS-61)
- Öğrenciye ilgilendiği konularda ödevler vermek
- Düzenli bir biçimde ödev yapmanın yararlarım
sürekli sınıfta anlatmak - Öğrenciye her ödev yapışında ödül vermek
- Düzenli ödev yapan tüm öğrencileri sınıf önünde
ödüllendirmek - E) Öğrenciye düzenli ödev yapan sevdiği bir
arkadaşı ile birlikte çalışmasını önermek - Bir öğrenci diğer ders öğretmenlerine arkadaşları ile ilgili herhangi bir şikayette bulunmazken, İngilizce öğretmenine, her derste arkadaşlarını şikayet etmektedir.
Yukarıdaki örnekte İngilizce öğretmeni Öğrencinin arkadaşlarını şikayet etme davranışını kontrol eden ne tür bir uyarıctyı temsi! etmektedir? (2003 KPSS-62)
- Koşulsuz
- Koşullu
- Nötr
- Genelleme
- E) Ayırt etme
1O8.Öğrencisine ödev yapma alışkanlığı kazandırmak isteyen bir ilköğretim öğretmeni, öğrencisine ödevim yaptığı için her gün ödül vermiştir. öğretmen bir hafta sonunda öğrencisinin düzenli ödev yapma alışkanlığı kazandığını düşünerek ödül vermeyi kesmiştir. Ancak öğretmen öğrencinin yavaş yavaş ödev yapmaktan vazgeçtiğini gözlemiştir.
Aşağıdakilerden hangisi öğrencinin ödev yapmaktan vazgeçmesinin nedenidir? (2003 KPSS-64)
- Bazı davranışların alışkanlık haline gelmesi için
çok uzun süre pekiştirilmesi gerekir - Öğretmen yeterli miktarda pekiştireç
kullanmamıştır - Öğretmen öğrencinin düzenli ödev yapma
alışkanlığını kazanması için uygun pekiştireç
seçmemiştir - Düzenli ödev yapma alışkanlığı kazanılması zor
biralışkanlıktır - E) Öğretmen yanlış pekiştirme tarifesi seçmiştir
50
öğrenme Psikolojisl
- Aşağıdakilerden hangisi sınıf içinde söz almaktan çekinen bir öğrencinin söz alma davranışını artırmak için, öğretmenin izleyeceği, en az etkili olan yoldur? (2003 KPSS-68)
- öğrencinin söz alarak yaptığı konuşmaları
pekiştirmek - Öğrenciye söz alıp alamayacağını sık sık
sormak - Başlangıçta ilgisiz konularda da olsa öğrencinin
konuşma eğilimini pekiştirmek - Öğrenciyi kendini iyi hissettiği konularda
konuşması için güdülemek - E) öğrenci söz almak islediğinde ona söz vermek
- Çocuğuna tuvalet eğitimi veren bir anne, çocuğunun kendi başına tuvalete her gidişinin ardından onu çikolata ile Ödüllendirmektedir. Annenin çocuğuna verdiği çikolatanın yerine getirdiği işlev nedir? (2003 KPSS-69)
- Öğretmen olan bir baba evde sınav kağıtlarını okumak için masa başına oturur, ancak dört yaşındaki oğlu sürekli olarak gürültü yapmaktadır, bu nedenle çalışamamaktadır. Baba oğlunu azarlamayı düşünmüş fakat sonra azarlayarak susturmaktan vazgeçerek oğlu ile yumuşak bir ses tonu ile konuşmuştur, ona “Eğer bir saat sessiz durursan sınav kağıtlarını okuduktan sonra birlikte çocuk bahçesine gideriz” demiştir. Çocuk bunun üzerine gürültü yapmamış ve baba da sınav kağıtlarını okuyabilmiştir,
Yukarıdaki örnekte babanın hangi davranışı üzerinde ne tür bir pekiştirme olmuştur? (2003 KPSS-72)
- Evde sınav kağıdı okuma davranışı olumlu
pekişmiştir - Oğluna sesiz kaldığında birlikte çocuk
bahçesine gitmeyi vaat etme davranışı olumsuz
pekişmiştirğlunun sesiz kalması için onu
azarlaması davranışı olumlu pekişmiş, tir
| rahatsız olma |
- C) Oğlunun yaptığı gürültüden davranışı olumsuz pekişmiştir
|
İpucu
Koşulsuz uyarıcı Koşullu uyarıcı Birincil pekiştireç
- E) Ikincil pekiştireç
- D) Oğlu ile yumuşak bir ses tonu ile konuşma davranışı olumlu pekişmiştir
- Aşağıdakilerden hangisi bir ilköğretim ikinci sınıf öğretmeninin; öğrencilerinin yazı yazmaktan hoşlanmayıp resim yapmayı tercih etmeleri durumunda, onların, yazı yazma alıştırması yapmalarını sağlamak için uygulayacağı en uygun yöntemdir? (2003 KPSS-70)
- öğrencilere güzel yazı yazmanın önemini
açıklamak ve resimleri evde yapmalarını
söylemek - öğrencilere, yazı yazma alıştırmasını
tamamlayanların resim yapabileceklerini
söylemek - öğrencilerin yazı yazma alıştırmalarını daha
istekli biçimde yapacakları düşüncesiyle önce
resim yapmalarına izin vermek - Resim yapmayı sıkıcı bir hale getirerek
öğrencilerin yazı yazmayı tercih etmelerini
sağlamak - E) En güzel resmi yapan öğrencinin daha az yazı
yazacağını söylemek
- Bilgen, gürültü yaparak çevresini rahatsız etmektedir. Babası bunu engellemek için masallar okumak tadır. Ancak Bilgen’in gürültü yapmasında artış olduğu görülmüştür.
Bilgen’in, gürültü yapma davranışının artma nedenine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur? (2004 KPSS-27)
- Çocuğun gürültü yapma davranışı babası
tarafından pekiştirilmektedir. - Çocuğa gürültü yapmasının neden yanlış
olduğu anlatılmamaktadır. - Çocuğun gürültü yapma davranışına olumsuz
pekiştiren verilmektedir. - Çocuk gürültü yaptığı için cezalandırılması
gerekirken cezalandırılmamaktadır. - E) Baba çocuğunun gürültü yapmamayı
öğrenmesini sağlayacak bir model
olmamaktadır.
öğrenme Psikolojisİ
51
- Olumsuz pekiştirme ile ceza arasmdaki farka ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? (2004 KPSS-30)
- Olumsuz pekiştirme davranışın tekrarlanma
olasılığını artırır, ceza ise azaltır. - Olumsuz pekiştirmede ortamdan itici bir
uyarıcının çıkması.cezada ise ortama itici bir
uyarıcının girmesi söz konusudur. - Olumsuz pekiştirmenin gerçekleşebilmesi için
başlangıçta ortamda itici bir uyarıcının
bulunması gerekliyken cezanın
gerçekleşmesi için böyle bir gereklilik yoktur. - Olumsuz pekiştirme istenmedik davranışların,
ceza ise istenilen davranışların tekrarlanma
olasılığını azaltır. - E) Olumsuz pekiştirme sadece ortamdan itici bir
uyancının çıkması ile gerçekleşirken
pekiştirici bir uyarıcının ortamdan
çıkmasıyla da gerçekleşebilir.
PEKİŞTİRME TARİFELERİ
Sürekli Pekiştirme
Her doğru davranış pekiştiriür. Davranış çabuk yerleşir, Çabuk kaybolur.
Aralıktf Pekiştirme
Pekiştireç çok sık verilirse değerini yitirir ve pekiştireç olma özelliğini kaybeder. Bu nedenle öğrenme gerçekleştikten sonra pekiştireçler belli aralıklarla verilmelidir.
Sabit Oran Aralıklı Pekiştirme
Belli sayıda tekrar edilen davranış pekiştirilir. Davranış yavaş kayboîur, yavaş yerleşir. Örneğin işçilere ürettikleri parça başına ücret verilmesi bu tür pekiştirmeye örnek gösterilebilir. Okulda da öğrencilere yaptıkları her ödev için not ya da yıldız verilmesi, doğru yanıtladıkları her 5 problem için tam puan verilmesi, sabit oranlı pekiştirmedir. Bu durumda öğrenciler yaptıkları doğru davranış sayısını artırarak istediği kadar pekiştireç alabilirler.
Değişken Oran Aralıklı
Farklı sayıda tekrar sonunda davranış pekiştirilir. Davranış çok yavaş kaybolur, çok yavaş yerleşir. Öğretmenin bir seferinde 5 problemi doğru çözeni, diğer seferinde 7 problemi doğru çözeni ödüllendirmesi bu tür pekiştirme tarifesine örnek verilebilir.
SabitZaman Aralıklı Pekiştirme
Davranış belirli zaman aralıkları sonunda pekiştirilir. Yavaş kaybolur, yavaş yerleşir. Memur maaşları, günlük yövmiyeler, öğrenciler için teneffüsler bu tip pekiştirmelere örnektir. Öğrencilerin yazılı ve sözlü
sınavlardan önce çalışıp, sonra çalışmamaları
verilebilir.
Değişken Zaman Aralıklı Pekiştirme
Davranış değişen zaman aralıkları sonunda pekiştirilir.
Çok yavaş kaybolur, çok yavaş yerleşir. Okulda
öğretmenin, öğrencilerin bazı başarılarını pekiştirmesi,
arada sırada başansına yüksek puan vermesi
*** en iyi pekiştirme, değişken oranlı pekiştirmedir. Kumar alışkanlığı buna örnektir.
Premack ilkesi (Büyükannenin Kuralları)
Davranışın davranışlarla pekiştirilmesidir. Organizmanın sıralamasında alt sıralarda yer alan bir davranışı yaptırmak için üst sıralarda yer alan bir ihtiyacın pekiştireç olarak kullanılmasıdır. Çok sık görülen (tercih edilen) davranış pekiştireç olarak kullanılarak, az gösterilen (tercih edilmeyen) davranış ortaya çıkarılmaya çalışılır.
Örneğin, sebze yemeğini sevmeyen, ancak tatlıyı çok seven bir çocuğa, sebze yedirmek için “Sebze yemeğini bitirdikten sonra, tatlı yiyebilirsin” denebilir. “Şu kadar yazı yazarsanız, teneffüse çıkabiürsiniz” şeklinde okulda da çok kullanılır.
Simgesel Ödülle Pekiştirme
Davranışı değiştirmek için doğrudan ödül yerine o ödüle ulaştıran simgesel ödüllerin kullanılmasıdır. Ççocuğa şeker, oyuncak, sokağa çıkma izni gibi doğrudan doğruya ihtiyacını karşılayacak bir ödül yerine, yıldız, puan, oyuncak, para vb. simgesel ödüller verilir. Çocuk bu simgesel ödülleri toplayarak daha sonra gerçek ödüle dönüştürür. Simgesel ödülle pekiştirme, okulda özellikle yavaş öğrenen ve özürlü çocuklarda, akademik ve sosyal davranışların geliştirilmesinde etkili bir biçimde kullanılabilir. Simgesel ödülle pekiştirme, bir program çerçevesinde düzenlenir. Bu programı öğretmen kendisi hazırlayabüeceği gibi, öğrenciyle birlikte de
52
öğrenme Psikolojisl
hazırlayabilir. Program hazırlanırken aşağıdaki işlemlerin yapılması gerekir.
Değiştirilmek istenilen davranışların belirlenmesi: Programın başarıya ulaşması için öncelikle öğrencide hangi davranışların değiştirilmek istendiğine karar verilmesi gerekir. Bu amaçla öğrencinin sınıftaki davranışları incelenir ve bu davranışlardan istenen ve istenmeyenler belirlenir.
Değiştirilecek davranışlar belirlendikten sonra simgesel ödülün ne olacağına ve her davranışın karşılığında kaç simge verileceğine öğrencilerle birlikte karar verilir. Simgesel ödül, öğrencinin adına açılan bir kartona yıldız çizme ya da yapıştırma, boncuk verme, renkli kartonlardan yapılmış küçük çiçek figürleri vb. olabilir. Simgeler belirlendikten sonra elde edilen simgelerin nasıl harcanacağına, yani birincil pekiştireçlerin neler olacağına ve bunlarm kaç simgeye bedel olduğuna karar verilmesi gerekir. Pekiştireçler seçilirken öğrencinin ihtiyaç ve tercihleri göz önünde bulundurulmalıdır. Pekiştireçlerin bedeli, çocuk için çekiciliğine göre, çocukla birlikte belirlenmelidir.
Biçimlendirme / Şekillendirme / Kademeli Yaklaştırma
Amaca götürücü alt düzey davranışları belirleme ve pekiştirmedir. Alt düzey amaçlar gerçekleştikçe pekiştirme yukarı çekilir. Biçimlendirme, beklenen davranışa yakın olarak görülen bir tepkinin pekiştirilmesiyle başlayan ve kademeli bir şekilde istenen tepkiye daha yaklaşan tepkilerin pekiştirilmesi ve en sonunda da istenen tepkinin kazandırılmasıyla sonlanan bir süreçtir. Örnek: çocuğun konuşmayı öğrenmesi, aşarılı bir öğrenci olması, bir hayvana takla atmayı öğretmek
Edimsel koşullama süreci normal koşullarda çok zaman alır. Skinner kutusuna konan hayvanın kendi başına manivelaya basarak yiyeceği elde etmesi beklenirse, hayvan ya ölür yada tesadüfen yiyeceği elde etmeyi öğrenir. Oysa edimsel koşullamada bir başka yaklaşım olan biçimlendirme ile hayvanın daha kısa sürede yiyeceği elde etmesi sağlanabilir. Biçimlendirmenin temeli, orpanizmanın beklenen en vakın tepkisi pekiştirilerek, kademe kademe amaç davranışa ulaşmasını saalamaktır.Ömek: Rövaşata ile go! atmayı öğretmek.
Edimsel koşullanmanın getirdiği ilkeler günümüzde halen geçerliğini korumaktadır. Edimsel koşullanma özellikle çocuk eğitiminde, sınıfta disiplinin Sağlanmasında, psiko-motor ve duyuşsal davranışların kazandırılmasında önemli rol oynamaktadır.
Batıl davranış; Tesadüfen meydana gelen iki olay batıl davranışın gelişmesine neden olabilir. (Tesadüfi pekiştirme)
- “29 Ekim” törenlerinde şiir okuyacak bir öğrencinin tören gününde heyecanlanmaması ve rahat olması için önce aile bireyleri önünde şiirini okuması, ardından teneffüslerde birkaç arkadaşına okuması ve sınıf önünde okuması gibi alıştırmalar yaptırılır.
Bu durumda edimsel koşullanma ilkelerinden hangisinin uygulandığı görülmektedir? (2002 KPSS-102)
- Pekiştirme
- Genelleme
- Kademeli yaklaştırma
- Uyarıcı ayırt etme
- E) Sönme
- Bir anne matematik dersi iyi olmayan ve matematik problemi çözmek istemeyen ilköğretim öğrencisi oğluna, ilk gün 10 dakika problem çözdüğü taktirde kendisine bir ödül vereceğini söyler ve oğlu 10 dakika problemi çözünce ödülü verir. Anne oğlunun ödül alabilmek için gerekli olan problem çözme süresini her gün arttırır, böylece oğlunun her gün 2 saat düzenli bir biçimde matematik problemi çözer duruma gelmesini sağlar.
Aşağıdakilerden hangisi annenin oğlunun her gün düzenli bir biçimde matematik problemi çözmesini sağlamak için kullandığı tekniktir? (2003 KPSS-63)
- Edimsel koşullanma
- Kademeli yaklaşma
- Kavrama yoluyla öğretme
- Karşıt koşullanma
- E) Sistematik duyarsızlaştırma
- İlköğretim 1. sınıfında görev yapan bir öğretmen önce öğrencilerin her doğru yanıtını, bir süre sonra da ikinci ve üçüncü doğru yanıtını pekiştirmesinin başlıca nedeni aşağıdakilerden hangisidir? (2001 KPSS-16)
- öğrenmenin pekiştirmesine soru-yanıt
yönteminin elverişli olması - Öğrenmede, ödüllendirmenin cezadan daha
etkili olması - Her doğru yanıtı pekiştirmenin çok zaman
alması - Isınıfın başlangıcında pekiştirmenin çok önemli
olması - E) Aralıklı pekiştirenin davranışa süreklilik
kazandırması
öğrenme Psikolojisİ
53
- Sınıfta dört işlem alıştırmaları yaptıran bir öğretmen, öğrencilerine doğru çözdükleri her üç alıştırma için bir artı vermektedir.
Aşağıdakilerden hangisi bu örnekteki öğ-retmenin kullandığı pekiştireç tarifesidir? (2002 KPSS-91)
- Sabit oranlı
- Sabit aralıklı
- Tesadüfi
- Değişken aralıklı
- E) Değişken oranlı
- Bir öğretmenin, öğrencilerin sürekli çalışmasını sağlamak amacı ile, öğrencilerin tahmin edemeyeceği değişik ders saatlerinde küçük sınavlar yapması hangi pekiştirme tarifesine örnektir? (2003 KPSS-57)
- A) B) C) D) E)
Sürekli
Değişken aralıklı Sabit aralıklı Değişken oranlı Sabit aralıklı
12O.Şekil verme ya da biçimlendirme, edimsel koşullanma yaklaşımında kullanılan, kişiye yeni bir davranışın kazandırılmasında yararlanılan yöntemlerdir.
Aşağıdakilerden hangisi, edimsel koşullanmaya göre, şeki! verme ya da biçimlendirme işlem basamaklarından değildir? (2003 KPSS-67)
- Hedef davranıra götürecek olan davranış
basamaklarının belirlenmesi - Kişinin hedef davranışa ait performans
düzeyinin belirlenmesi - Kazandınlacak hedef davranışın açıkça
tanımlanması - Yeni davranış oluşuncaya kadar kişiye
geribildirim verilmesi - E) Hedef davranışla ilgisi olmayan davranışların
cezalandırılması
121.Dışarı çıkmak isteyen çocuğuna “Odanı düzeltirsen dışarı çıkmana izin veririm.” diyen bir annenin kullandığı davranış kontrol tekniği aşağıdakilerden hangisidir? (2004 KPSS-28)
- Karşıt koş ulama
- Sistematik duyarsızlaştırma
- Büyükanne kuralı (Premack İlkesi)
- Kademelilik İlkesi
- E) Aralıklı pekiştirme
- Öğrencilerinin fizik güçlerini artırıcı idman yapmayı sevmediklerini, buna karşılık antrenman, kendi aralarında maç yaparak geçirmekten çok hoşlandıklarım fark eden bir basketbol koçu onlara fizik gücü artırıcı idmanı gerektiği gibi yaptıklarında kendi aralarında maç yapmalarına izin vereceğini, yapmadıklarında vermeyeceğini söyler.
Öğrenme ilkeleri çerçevesinden bakıldığında, basketbol koçunun öğrencilerine yalnızca fizik gücü artırıcı idman yaptıkları günlerde kendi aralarında maç yapmalarına izin vereceğini söylemesinin temel amacı aşağıdakilerden hangisi olabilir? (2004 KPSS-29)
- Fizik güce çok önem verdiğini dolaylt bir
şekilde anlatmak - Yapılma olasılığı yüksek olan davranışları,
yapılma olasılığı düşük olan davranışları
kazandırmak için kullanmak - Fizik gücü artırıcı idmanların çok gerekli
olduğunu vurgulamak - Kademeli yaklaşma yoluyla, fizik gücü
arttırıcı idman yapma alışkanlığı kazandırmak - E) Kendi aralarında maç yaparken gösterdikleri
davranışları pekiştirme yoluyla
şekillendirmeye çalışmak - Mete’ye dışardan geldiğinde eşyalarını düzenleme alışkanlığı kazandırmak isteyen annesi, eşyalarını her düzenleyişinde çeşitli şekillerde pekiştirmiş ve bir sure sonra Mete dışardan geldiğinde kendiliğinden eşyalarını düzenlemeye başlamıştır.
Anne, Mete’nin eşyalarını düzenleme davramşını aşağıdaki pekiştirme tarifelerinden hangisine göre pekiştirmeye devam ederse, bu davranışın sönmeye karşı dirençli olma olasılığı daha yüksek olacaktır? (2004 KPSS-32)
C )Sürekli
|
54
öğrenme Psikolojisl
- Gürsel öğretmen her sabah uyandığında kapısının önüne bırakılmış olan gazetesini almaktadır. Gürsel öğretmenin her sabah kapının önüne bakma davranışı aşağıdaki pekiştirme türlerinden hangisine Örnek olabilir? (2004 KPSS-33)
- Değişken aralıklı
- Sabit oranlı
- Rastgele
- Sabit aralıklı
- E) Değişken oranlı
pekiştireçler içsel pekiştireçlerden daha önemlidir.
- okullarda programlı öğretim uygulanmalıdır.
öğrenme ortamında bireysel farklılıklar göz
önüne alınmalıdır. Her öğrenci aynı hızda
öğrenemez ilkesine sahiptir. öğretim
bireyselleştirilmelidir. - Eğitimde cezadan kaçmak gereklidir.
Öğrencinin olumlu davranışları pekiştirilmeli
olumsuz davranışları görmezden
Okuldaki disiplin problemleri
eğitim öğretim ortamının iyi
planlanamamasından kaynaklanmaktadır. Bu
nedenle planlama önemlidir.
- Beden eğitimi Öğretmeni Emre Bey, okula yeni başlayan bir öğrencisine gol vuruşu yapmayı öğ-retmek amacıyla, ilk başlarda, topa yaptığı her düzgün vuruştan sonra onu ödüllendirmiş; daha sonra sadece kalenin yakınından geçen vuruşlarını, en sonunda da sadece kaleye isabet eden vuruş-larını ödüllendirmeye başlamıştır.
Beden eğitimi Öğretmeni Emre Bey’in, öğrencisine gol vuruşu yapmayı öğretmek için kullandığı teknik aşağıdakilerden hangisidir? (2004 KPSS-39)
- Sistematik duyarsızlaştırma
- Karşıt koş ulama
- Davranış, değiştirme
- Kademeli yaklaşma
- E) Aralıklı pekiştirme
EĞİTİM AÇISINDAN SKİNNER’İN GÖRÜŞLERİ
- Eğitim öğretim sürecinden önce hedef ve
davranışlar belirienmelidir. Hedeflehn
davranışsal tanımlamaları yapılmalıdır. - Öğrenmenin görevleri davranışları
biçimlendirmektir. Çünkü skinner’e göre
uyarıcı-tepki arasındaki bağ önemli değildir.
Tepki ya doğal olarak meydana gelir yada
biçimlendirilir. - Pekiştirme ilkelerini bilmek önemlidir. Hangi
davranış ne zaman hangi aralıkla
pekiştirilecektir? Öğrenilen her davranış
hemen pekiştirilmelidir. - Skinner’e göre güdeieme önemlidir. Ancak
öğrenciye verilen pekiştirici uyarıcının
pekiştirici olma özelliğini belirlemesi
bakımından önemlidir. Sınıf içinde ikincil
pekiştireçler daha çok kullanılmalıdır.
(Afehn, çok güze! olmuş v.s) ona göre dışsal
İŞARET-ÖĞRENME (Tolman)
Tolman’ın kuramı amaçlı davranışçılık, işaret gestaltya da beklenti kuramı olarak da bilinir. Tolmana göre öğrenme, çevreyi keşfetme sürecidir. Bu keşfetme sürecinde organizma bazı olayların başka olaylara yol açtığını ya da bir işaretin diğer bir işarete götürdüğünü öğrenir ve bunları kullanarak amacına ulaşır. Tolmana göre organizma çevreden birçok şey öğrenir ancak tüm öğrenmeleri etkinlik olarak göstermez. Organizmanın gereksinim duyuluncaya kadar göstermediği öğrenmeler örtük öğrenmelerdir.
s Amaçtı davranış
Ona göre davranış, basit bir U-T değil, amaca yöneliktir. Davranış ulaşılacak amaç doğrultusunda çevre koşullarına göre değiştirilebilir, uyum sağlayabilir bir özelliğe sahiptir. örneğin; Her gün arabasıyla iş yerine giden kişinin arabası bozulursa otobüs, taksi, bir arkadaşının arabasıyla gitme gibi davranışlara dönüşebilir.
s Bütüncü davranış
Tolman’a göre davranış amaçlıdır. Davranışı küçük parçalara, elementlere ayırarak çalışmak davranışın anlamını kaybettirmektedir. İşe arabayla gitme, yemek pişirme, çamaşır yıkama, sınavda cevapları yazma bütüncül davranışlardır. Özetle Davranışlar;
- Amaçlıdır
- Bütüncüldür
- Bilişseldir
Toiman’a göre öğrenme için güdüienme gerekii değildir. Bu noktada Guthrie ile aynı, Thorndike, Skinner ve Hull ile farklı görüştedir. Çünkü güdülenme sadece “algısal vurgulayıcıdır.”Dikkatin nereye yöneleceğini belirler.
Öğrenme Psikolojisl
55
s Beklenti
Tolman’a göre kuramın temel sayıltısı şudur; Organizma bilgiyi, çevresel olaylara dikkat etme ve onları keşfetmesinin bir sonucu olarak kazanılmaktadır. Bunun için ödül gerekli değildir. Amaca yönelik I. Uyarıcı, I. Tepki ve II. Uyarıcı sırasıyla gelirse beklenti güçlenir. Örnek; Kapı zili, zile basma, zil sesi.
Tolman’ın kuramının temelinde diğer davranışçılardan farklı olarak; öğrenmeyi davranış kuramlarında olduğu gibi küçük birimlerle değil bütüncül olarak ele almasıdır. Ona göre her davranışın bir amacı vardır. Diğer kuramcılar davranışı küçük birimler incelemişler bütünü gözden kaçırışlardır.
Tolman’a göre öğrenme çevreyi keşfetme sürecidir. Organizma araştırarak bazı olayların belirli başka olaylara yol açtığını keşfeder. Böylece amaca ulaşılır. Bir işaretin başka bir işarete organizmayı götürdüğünü ifade etmiştir. Bilişsel harita kavramından bahsetmiştir.
Bu nedenle öğrenme uyarıcı-tepki değil, uyarıcı-uyarıcı ilişkisidir. Gece saat 12.00 olduğunda yatma zamanına işaret eder.
Kuramı davranışçı-gestalt birleşimidir. Öğrenci öğrenme sürecine amaçlı, niyetli ve planlı olarak katılır. Davranış amaca yöneliktir, bütüncüldür, planlıdır. Organizma amaca ulaştıracak en uygun davranışı seçer. Örnek; su içmek, ekmek almak, işe gitmek, ticaret yapmak, pazara gitmek
İki öğrenme kavramı geliştirmiştir. Bu kavramlar daha sonra gestalt yaklaşımda da görülecektir. 1. Gizli, (örtük) öğrenme
Kişinin farkında olmadan öğrenmesidir. Kendi içinde ikiye ayrıhr;
- Bilişsel harita
Yer öğrenmesidir. Çevremizle ilgili zihnimizde oluşturduğumuz haritadır. Örnek; maymun deneyi, bilmediğimiz bir şehre gittiğimizde yaşadığımız durum
- Bilişsel senaryo
Uzun süreli bellekteki işlemsel hafıza bilgilerine denir. Bir olayın nasıl gerçekleştiği ile ilgili senaryo vardır.
- Yer (işaret) öğrenme
Amaca ulaşmak için çevre hakkında bilgi toplanır. İpuçları ve ihtiyaç kaynakları kullanılarak öğrenilir. Amacımız neyse zihnimiz bilinçsizce bizi o amaca götürecek kayıtlı tüm şemaları harekete geçirir. Böylece amaca ulaştırır. Örnek: Farelerin yer öğrenmesi deneyi
B
s Bütüncü Davranış
Diğer kuramcılar davranışı kas hareketlerine indirgeyerek çalışmışlarıdır. Oysaki bir farenin labirentte yiyecek araması sırasında bir çok farklı davranış vardır. Davranış tek bir kas hareketinden değil bir çok kas hareketinin bileşimden olaşabilir.
s En az çaba ilkesi
Organizma zihninde oluşturduğu haritalar ile kendisini amaca ulaştıracak olan en kısa yolu seçmektedir. Örneğin bir matematik problemi bir çok değişik yoldan çözülebilir organizma bunların hepsini öğrenmiş olabilir ancak organizma en kısa olan yolu seçecektir.
s Deneme yanılma
Eğer organizma bir amaç için bir çözüm üretecekse. Kısa çözüm yollan için alternatifler arar. Bunu deneme-yanılma ile gerçekleştirir.
s Performans
Tolaman’a göre öğrenilenlerin gerek duyulduğunda gözlenebilir davranışa dönüştürülmesine denir. Örneğin A avukatının bürosunu bilebiliriz ancak avukata ihtiyacımız olan kadar bu bilgiyi bellekte saklarız. İhtiyaç ortaya çıkınca avukatın bürosuna gideriz.
s Sönme
organizmanın beklentilerine uygun durum oluşmazsa sönme gerçekleşir. Önceden pekiştirilen davranışlar pekiştirilmez ise örtük sönme gerçekleşir.
- Annesinin boş (ip) makaralarıyla oynamayı, çeşitli şekillerde birleştirmeyi çok seven bir çocuk, kendisine verilen aynı renk ve şekildeki makaralardan üzerinde farklı bir marka yazılı olan makarayı “bu farkh” diyerek kabul etmemiştir.
Bu durum aşağıdakilerden hangisi ile açıklanabilir? (2002 KPSS-94)
- Gizli (örtük) öğrenme
- Kavrama yoluyla öğrenme
- Sosyal öğrenme
- Gestalt öğrenme
- E) Edimsel (operant) koşullanma
56
öğrenme Psikolojisl
SOSYAL ÖĞRENME KURAMI (Bandura)
Bandura’nın kuramı model alma, taklit, gözlem yoluyla öğrenme kuramı olarak da bilinir. Bandura’ya göre davranış bilişsel, davranışsal ve çevre etkileşimi ile olur.
Davranışların büyük çoğunluğu diğer insanlarla etkileşim yoluyla olur. ilgili davranışı gösteren biri model alınarak öğrenilir.
Temel olan bireyin başkalarını gözleyerek öğrenmesidir. Yemek yeme, moda, eğlence vb.
Zihni tamamen devre dışı bırakarak bütün öğrenmeleri açıklayamayız. Sosyal hayatta karşılaştığımız birçok öğrenme durumları sadece koşullanma teorileriyle açıklanamaz. Sosyal hayatta öğrenilenlerin çoğu klasik koşullanma teorileriyle açıklanamaz.
Yemek, giyim, halk oyunları, eğlence, ulusal ve hatta ekonomik davranışlar ne tam olarak koşullanma ile ne de bilişsel teorilerle tam olarak açıklanamaz. Bebekler konuşmayı, çevresinde bulunan kişileri taklit ederek öğrenir. Cinsiyet rolleri, anne baba ve kardeşlerden öğrenilir.
Gençler, ilgi duydukları alanlarda ünlü kişileri model alarak davranış oluşturur ve geliştirirler. Insanlarm, birçok karmaşık davranışı, uzun pekiştirmeler olmadan sadece gözleyerek öğrendikleri görülmektedir. Örneğin yemek yeme, parmak kaldırarak söz isteme, öğretmen geldiği zaman sessiz durma, oyun oynama gibi…
Bandura’ya göre öğrenme ile performans birbirinden farklıdır. Gözlem yoluyla öğrenilenler güdüleninceye kadar ya da ihtiyaç duyuluncaya kadar performansa dönüştürülmezler.
Giyimde, teknolojik gelişmelerin yayılmasında, iyi ve kötü davranışların yaygınlaşmasmda en önemli etken, insanlardaki taklit etme güdüsüdür. Sosyologlar, insan davranışlarının tamamen sosyal olarak oluştuğunu; toplumsal kurumların ve kültürün bir kalıp gibi bütün insan davranışlarını şekillendirdiğini iddia ederler.
Çocuklar, çevrelerindeki kişilerin davranışlarını ve bu davranışların sonucunu sürekli gözlerler. Gözledikleri davranışlardan pekiştirilenleri taklit ederken, sonucu olumlu olmayan davranışları taklit etmezler. Bu nedenle modeli taklit etme de bir tür edimsel koşullanmadır.
Koşullu öğrenmede birey kendi tecrübelerine dayandığı halde, sosyal öğrenmede başkalarının tecrübelerinden yararlanarak öğrenir.
Bir davranışın öğrenilmesi için, bireyin bu davranışın sonucunu yaşayarak öğrenmesi gerekmez. örneğin köpek tarafından ısırılan ya da salıncaktan düşen bir çocuğu gözleyen biri, köpek ve salıncaktan korkabilir. Günlük yaşantımızda gözleyerek öğrendiğimiz pek çok davranış vardır.
Bandura, insanların çevrelerindeki kişüerin davranışlarını gözlediklerini, buradan bazı sonuçlar çıkararak kendileri için yararlı olan davranışı yaptıklarını öne sürmüştür. örneğin, önündeki arabanın bir çukura ya da kasise girerek sarsıldığını gözleyen sürücü, arabasına zarar vermemek için gözlediği davranışı taklit etmez.
Bandura’ya göre model alınan, gözlenen davranışların bireyin belleğine kodlanması ve gerektiği zaman hatırlanması gerekir. Bu özelliklerinden ötürü gözlem yoluyla öğrenmenin bilişsel boyutu da vardır.
Öğrenme sürecinin 4 temel aşaması
- Dikkat
Model alınan davranışın doğru taklit edilebilmesi için öncelikle model alınan davranışa dikkat edilmesi gerekir. Kişi, duygularıyla beraber tüm dikkatini beğendiği ve taklit etmek istediği davranışa yöneltir. Statüsü ve çekiciliği yüksek modellere dikkat edilir.
- Hatırlama
Gerektiğinde taklit etmek içinü modelin tüm davranışlarını belleğe kodlamak gerekir. Çünkü gözlenen davranış genellikle gözlemden hemen sonra taklit edilmeyebilir. Birey gözlediği davranışı yeri geldiği zaman da kullanabilir. Davranış belleğe görsel, sözel ya da sembolik olarak kodlanabilir.
- Yeniden Üretme (uygulama)
Model alınan davranışın gösterilmesi için bireyin gözlemlerini kendi davranışına dönüştürebilmesi gerekir. Bu bazen tam taklit olmayabilir: çevre şartları, bireyin fiziksel gücü ve imkanları, zaman vs model alınan davranışın biraz farklı üretilmesine neden olur.
- Pekiştireç
Taklit edilen davranış çevrede beğenildiysö tekrar edilir, beğenilmediyse tekrar edilmez ve zamanla söner.
Temel Kavramlar
Dolaylı pekiştireç
Seçilen modelin yaptığı davranışların ödüllendirilmesi o davranışın taklit edilmesini güçlendirir
Öğrenme Psikolojisİ
57
Dolaylı duygusallık
Birey başkalarının yaşantılarını gözieyerek dolaylı olarak korku, kaygı gibi duygular geliştirebilir. Örnek; fareden korkma
Dolayh ceza
Seçilen modelin yaptığı davramşların cezalandırılması bireyin o davranışları yapma eğilimini azaltır. Trafik kazası, kopya çeken öğrenciye ceza verilmesi.
Özyeterlik
Kişinin kendi kapasitesinin farkında olmasıdır. Bireyin karşılaşacağı problemi ne derece çözebileceğine ilişkin kendisine olan inancı ve yargısıdır.
özyeterliği etkileyen unsurlar: Yaşantı, dolaylı yaşantı, sözel ikna, psikolojik durum
Sosyal öğrenme kuramına göre eğitimde göz önünde bulundurulması gereken noktalar
Öğretmenler, öğrencilerin dikkatini gerçek hayattan, roman ve film kahramanlarından model alabilecekleri kişilere çekmelidir.
Araştırmalar çocuklarrn özellikle safdırgan davranışları daha çok taklit ettiklerini göstermektedir. Bu nedenle çocuklann izledikleri filmler dikkatle seçilmeli, çocuklara kötü model oluşturacak filmler gösterilmemeüdir.
Öğretmen en çok model alınan kişilerden biridir. Bu nedenle öğretmenin sınıfta ve sınıf dışında öğrencilere çok iyi bir model oluşturması gerekir.
Öğrencilerde istendik davranışlar oluşturmak için,
doğru davranan öğrenciler pekiştirilerek, bu
öğrencilerin diğer öğrencüer tarafından model alınması
sağlanmalıdır.
Sınıf disiplinini sağlamada, el becerilerinin
öğretilmesinde bu teoriden yararlanılmahdır. Burada
öğrencilerin geiişimsel hazır o!ma durumlanna da
dikkat etmelidir.
Model alma yoluyla kazanılan ürünler;
- Yeni bilişse! (problem çözme, etkili okuma) ve
psikomotor beceriler öğrenilebilir - Önceden yapılmaktan kaçınılan davranışlar
yapılmaya başlanabiiir.
| kullanılacağı |
- Yeni değerler, inançlar kazanılabiür
- Çevrenin ve eşyaların nası!
öğrenilebilir - Duygulan açma, etkili iletişim kurma gibi beceriler kazanıîabilir
- Bir öğretmenin sınıf içindeki davranışlarıyla öğrencilere olumlu örnekler oluşturmaya çalışması ve yeri geldikçe bu davranışlarının nedenlerini de açıklaması…
Öğretmenin bu tutumu, aşağıdaki öğrenme yaklaşımlarından hangisini benimsemiş olduğunu gösterir? (2001 KPSS-10)
- Bireyin, davranışlarını pekiştir yoluyla
kazandığını savunan edimsel (operant)
koşulama yaklaşımı - Düşünme süreçlerine ağırlık veren bilişsel
öğrenme yaklaşımı - Bireyin modelden öğrendiğini savunan sosyal
öğrenme yaklaşımı - Bireyin genetik özelliklerinin, davranışlarını
belirlediğini savunan biyolojik yaklaşım - E) Bireyin, davranışlarını tepkisel koşullanma
yoluyla kazandığını savunan klasik (tepkisel)
koşullanma yaklaşımı - Sınıfta parmak kaldırmadan söz alan
öğrencilerini bu alışkanlıktan vazgeçirmek
isteyen bir öğretmenin izleyebileceği en uygun
yol aşağrdakilerden hangisidir? (2001 KPSS-79) - Parmak kaldırarak söz alınması gerektiği
kuralını hatırlatma - Parmak kaldırmadan söz alan öğrencileri
uyarma - Parmak kaldırmadan söz alan öğrencileri derse
alamayacağını söyleme - Parmak kaldırmadan söz alan öğrencilere ceza
vermek - E) Parmak kaldırarak söz isteyen öğrencilere söz
verme, diğerlerini görmezlikten gelme - ilköğretim altıncı sınıftaki bir öğrenci kitaplarını
çantada taşımak yerine çok sevdiği üniversite
öğrencisi olan bir ablası gibi kucaklayarak taşımaya
başlamıştır.
Aşağıdakilerden hangisi öğrencinin ger-çekleştirdiği öğrenmeye örnektir? (2002 KPSS-96)
- Modelden öğrenme
- Kavrayarak öğrenme
- Edimsel (operant) koşullanma
- Örtük öğrenme
- E) Klasik (tepkisei) koşullanma
58
öğrenme Psikolojisl
- Modelden öğrenen bireyin davranışlarının sıklaşmasını aşağıdakilerden hangisi sağlar? (2002 KPSS-98)
- Öğrenen bireyin yaşça büyük olması
- öğrenen ile model alınan bireylerin akran
olması - Örnek alınan davranışın, öğrencinin takdir
edilmesini sağlaması - örnek alınan bireyin toplum tarafından
dışlanması - E) öğrencinin birini örnek aldığının çevresi
tarafından fark edilmesi - İki kız kardeşten küçük olan Serpil sürekli olarak ablasını model almakta ve onun davranışlarını taklit etmektedir. Ancak ablasının çok aşırı makyaj yapması sonucu cilt sorunları yaşadığını gözlemlemesi nedeni ile makyaj yapmamaktadır. Aşağıdakilerden hangisi Serpil’in makyaj yapmamasının nedenidir? (2003 KPSS-73)
- Yaş ilerledikçe taklit edilen davranış sayısı azalır
- Çocuklar kendilerinden yaşça büyük olan
herkesi model almazlar - Eğer bir davranış pekiştirilmezse tekrarlanma
olasılığı azalır - Davranışın tekrarlanma olasılığı, onu yapan kişi
için yaradığı sonuçlar tarafından kontrol edilir - E) İstenmeyen bir durumla sonuçlandığı görülen bir
davranışın taklit edilme olasılığı azalır
- Sosyal öğrenme kuramlarına bir çocuğun gözlediği modellerin davranışlarını taklit etme olasılığını artıran ya da azaltan bazı etkenler vardır.
Aşağıdaki örneklerden hangisin, de bu etkenlerden herhangi birine vurgu yapılmamaktadır? (2004 KPSS-42)
- Füsun’un konuşma tarzı ve konuşurken
yaptığı hareketler babasından çok annesine
benzer - Okula yeni başlayan bir çocuk arkadaşlarının
yemek almak için sıraya girdiklerini görünce,
kendisi de sıraya girer. - Sigara içen bir arkadaşının çok kötü bir
biçimde öksürdüğüne tanık olan bir çocuk,
sigaraya başlamaktan vazgeçer. - Bir genç, saçlarını hayran olduğu bir pop
yaldızının saçlarına benzer şekilde kestirir. - E) Bir arkadaşmın gitar çaldığı için popüler
olduğuna tanık olan bir genç, gitar dersi
almaya başlar. - Bir Türkçe öğretmeni veli toplantısında “eğer çocuklarınızın kitap okuma alışkanlığı kazanmasını istiyorsanız, evde kitap okuyarak çocuklarınıza ömek olunuz.” önerisinde bulunmuştur.
Türkçe öğretmeninin bu önerisi aşağıdaki kuramlardan hangisi ile açıklanabilir? (2003 KPSS-74)
- Edimsel koşullanma
- Klasik koşullanma
- Bilişsel öğrenme
- Sosyal öğrenme kuramı
- Bilgiyi işleme kuramı
Öğrenme Psikolojisİ
59
SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ
[wp_ad_camp_2]
SAYFA NUMARALARINI KULLANIN