in

Kpss Eğitim Bilimleri Ders Notları

 

 

yasalara saygıyı, kurumlara güvenin oluşmasına zemin

hazırlayacaktır.

Kısaca   kazanılması   gereken   özellik   kendi   kendini

kontrol etme yeterliğidir.

  1. Evre: Girişkenlik/Suçluluk (3-7 Yaş)

Freud’un fallik-oedipal dönem olarak adlandırdığı dönemdir. 3 yaş ile 7 yaş arası dönemi kapsamaktadır. Bu dönemdeki çocuklar yetişkinlere özgü bazı faaliyetleri yapabilmeyi isterler. Ancak, ebeveynler tarafından konulan aşırı sınırlamalar çocuğun girişkenliğini engeller ve suçluluk hissetmesine neden olur. Çocuğun iskelet-kas sistemi üzerine hakimiyetinin artışı ve dil becerilerinin gelişimi ile dış dünyanın keşfı ve orada rol almak şeklinde üstünlük-büyüklük düşünceleri başlar. Çocukta aşırı bir merak, cinsel organlarla ilgili yoğun düşünceler, başkaları ile rekabet ve çevredekilere fiziksel olarak zarar verme görülür. Çocuğun cinselliğe olan giderek artan merakı grup içi cinsel oyuntara, kendi ya da yaşıtlarımn cinsel organlarına dokunma davranışlarına yol açar. Eğer aile bu davramşları aşırı bir şekilde bastırıp, korkutarak öntemeye çalışırsa, ileri dönemde cinsel alanda sorunlu ve baskılanmış bireyler oluşur.

Yaşıtlan ile oynayarak, onlarla nasıf ilişki kurabileceğini öğrenir. Eğer bu dönemde saldırgan dürtülerine hakim olabilmesi, uygun bir şekilde sağlamrsa çocukta inisiyatif kullanabilme yetisi ve tutku sahibi olma özelliği gelişir. Çok güçlü bir süper ego gelişimine neden olarak, ileride ya hep ya hiç tarzında düşünme, çevresindekileri kendi ahlak kalıpları içine girmeye zorlama şekfinde davranışlara yol açabilir. Bu dönem başarılı bir şekilde aşılırsa sorumluluk, kişisel disiplin özellikleri gelişir.

Bu dönemde yasaklanmış dürtülerin baskılanması ile kişide suç ve kaygı duyguları oluşur. Bu gelişen taslak ileride ahlak kavramını oluşturacaktır.Bu dönemde çocuk,

  • oedipus (erkek çocuğun anneye yönelmesi)
  • elektra (kız çocuğun babaya yönelmesi)

kompleksleri denen karşıt cins ebeveyne yakınlaşıp, kendi cinsinden olan ebeveyni rakip gibi görme şeklindeki gelişimsel düşüncelerden kurtulup, kendi insiyatifini ortaya koyarak, kendinde geüşen ahlak kuralları ve yaşam prensipleri çerçevesinde daha az çatışmalar ve suçluluk duyguları hissederek yaşamayı öğrenir.

Bu dönem başarılı bir şekilde yaşanamaz ise, suç ve girişim arasındaki çatışma ileri dönemde yaygın anksiyete bozukluğu, konversiyon bozukluğu da denen somatoform dissosiyasyonlara, fobik bozukluklara ve psikosomatik bozukluklara yol açabilecektir.

Bu dönemde cinsel organların uyarılabilmesi görülmektedir. Bu değişim ile birlikte, uyarılma sonucu ayıplanma, cezalandırılma korkusu başlamakta, cezalandırılma sonucunda çocuğun kendi cinsel organının kesileceği ya da tahrip edileceği şeklinde korkuları başlayabilmektedir.

Vücut daha bir gelişmekte, buna düşünsel gelişim de eklenmektedir. Gelişen çocuk kendi işlevlerinde daha etkin olup, inisiyatif kullanmaya başlar. Karşılaştığı başarısızlıkları tolere edebilmeye, olmazsa kendine başka hedefler belirlemeye çalışır. Sorumluluklar üstlenmeye, ufak planlar yapmaya başlar. Bir önceki donemde varolan özerklik, artık daha bir amaca yönelik, daha mantıklı ve uyumludur.

Bu dönemde sergilenen düşünsel ve vücutsal çaba sonucu sağlananlar ve elde edilen hazzın çevrece yoğun eleştirisi, suçluluk duygularına yol açmaktadır. Annenin bir numarası olma amacı ve bu uğurda sergilenen tavırlar, kıskançlık, suçluluk duyguları ve kaygıya neden olabilir. İleri dönemde, çocuğun kendi içinde ana-babanın kendine koyduğu yasaklar ve uygulanan eleştirileri mumla aratan bir denetleme kurumu – baskın bir süper ego gelişebilir. Bu dönem uygun bir şekilde yaşanırsa, çocuk sınırlarını bilerek, çevresiyle uyumlu bir şekilde görevler üstlenir, eşya ve amaca uygun nesneleri kullanarak, mutluluk ve başarı duygusunu daha çok tadar.

Bu dönemde amaçlı olma, etkinliğini başlatabilme yeteneğini geliştirmelidir.

  1. Evre Başarılı olma/Aşağılık duygusu (Okut Dönemi)

Freud’un latent dönem olarak adlandırdığı dönemdir. 7 yaş ile 11 yaş arası dönemi kapsamaktadır. Okul çağı dönemidir. Yeni beceriler kazanarak, yeterli ve üretken olmayı öğrenirler. Başarısızlık durumunda ise aşağılık duygusuna kapılır ve hiçbir şey yapmazlar. Bu dönemde çocuk cinsel açıdan bir durgunluk dönemine girerken, yaşıtları ile ilişkileri artarak, yeni şeyler öğrenme ve bir şeyler üretmenin hazzını yaşamaya başlar. Kendini örnek aldığı kişilerle özdeşleştirerek, çeşitli alanlarda roller üstlendiği şeklinde düşlemler kurar. Eğer çocuk bu dönem öncesini ve bu dönemi başarılı bir şekilde geçememiş ise aşağılık ve yetersizlik duyguları geliştirir.

Bir şeyier yaparak, başladığı işi bitirmenin keyfine varmaya başlar. Bir işi planlama, işbirliği yapma, öğrenme ve işi başarma özel bir öneme sahiptir. Kendinden yaşça büyük ya da daha deneyimlileri izleyerek araç-gereç kullanmayı öğrenir, el ve vücut becerisi geliştirir. Çocukta alet kullanma üretme çabası gözlenir.

 

22

Gelişim Psikolojisİ

 

 

 

Bu yaş grubunda çocuğun anlayışlı, sabırlı, ilgili ana baba, öğretmen, patron, iş ve okul arkadaşları ile karşılaşamaması ya da onlar arasında zayıf-uygunsuz bir noktada bulunmaları halinde, yetersizlik ya da aşağılık duyguları gelişir.

Çocuğa ayrım uygulanması, aşağılanması ya da aşırı koruyucu tavırlarda bulunulması, çocuğun kendisiyle aynı cinsiyetteki ebeveyn ile kendini uygunsuz bir şekilde karşılaştırması gibi durumlarda aşağılık ve yetersizlik hissi gelişebilir. Kendisine göre üst konumdaki kişileri örnek alamayıp, yanlış kişileri örnek alabilirler. Oku! ya da mesleğe hazırlık dönemi ilk olarak ailede başlar.

Eğer büyüyen çocuk hayatını, hedeflerini, düşlemlerini sadece iş üzerine yoğunlaştıracak olursa, kendi duygusal   ya   da   ruhsal   gelişimini   kısıtlayabilir.

Bu dönemde diğer kişilerle birlikte ortak bir şeyler yapma, başkalarının varlığında ya da denetiminde görev alma başladığından işbölümü, diğerlerinden farklı olarak sahip olduğu özelliklerin verdiği haz duyguları yaşanmaya başlar.

Bu dönemde zihinsel, sosyal ve fıziksel becerilerde yeterlilik duygusunu kazanmalıdır.

  1. Evre Kimlik Kazanma/Rol Kargaşası (11-18 yaş ergenlik)

Bu dönemde ergenler “ben kimim?” sorusuna cevap arayarak cinsel, politik ve mesleki kimliklerini oluşturmaya çalışır. Buna karşın olumsuzluk durumunda hangi rolleri gerçekleştirecekleri konusunda karmaşa yaşarlar. Özdeşim dönemidir. Bir kimlik geliştirme bu evrenin asıl amacıdır. Sağlıklı bir kimlik hisşinin temelinde, daha önceki evrelerin başarılı bir şekilde yaşanması yatmaktadır. Uygun kişilerin örnek alınması bu süreci kolaylaştırmaktadır. Bu evrede ahlaki değerlerde değişim gözlenebilmekte, ancak sonrasında her alanda olduğu gibi burada da taşlar yerine oturmaktadır.

Daha önceki inanç, düşünce ve alışkanlıklar sorgulanmaya başlar. Vücutsal büyüme ve cinsel gelişim gözlenir. Çevrelerince nasıl görülüp, değerlendirildikleri ve hangi mesleğe daha uygun oldukları     şeklinde     düşünceleri     bulunmaktadır.

Daha önce yaşanılan evden ve ebeveynlerinden ayrılıp, kendi ayakları üzerinde durarak hayatını yaşamak bu dönemdeki önemli bir hedeftir. Aileden ayrılamamak ve uzamış bağımlılık davranışları oluşabilir. Bu dönemde kişide rol kargaşası oluşması önemli bir sorundur. Kişide cinsel, sosya!, mesleki vb. alanlarda kendini bir yere ait hissedememe, çevreden uzaklaşıp tek başına yaşama ya da uygun olmayan

seçimleri yeğleme sonucunda psikotik türde ya da suça yönelik davranışlara neden olmaktadır.

Birey kendisini yetersiz hissedebilir. Kendilerini güçlü görebilmek için bir takım özellikleri ön plana çıkararak, önemli kişilere benzemeye, onların tarzlarını edinmeye başlarlar. Bu evrede cinsel kimlik sorunları başlayabilmektedir. Kişiler kimlik krizlerini aşabilmek için, ortak kimlik sunan bir takım çeşitli alt grup ya da çetelere girebilmekte ya da yerel kahramanları örnek alabilmektedirler.

İlk gençlik aşkları yaşanmaya başlar. Ancak bu aşklar daha masum ve kendini arayışın bir uzantısı olarak kısa sürelidir. Karşı cinsle arkadaşlıkta sevgi ağır basar. Henüz yeterli olgunluğa kavuşmamış olan kişilik yapısı, ilişkilerinde de iniş-çıkışlar, ayrılıklar ile kendini gösterir.

Bu dönemde kendinden farklı yapıda, düşüncede, alışkanlıklarda olanları kabul etmeme, dışlama hatta onlara karşı saldırı içine girebilmektedirler. Benzer düşünce yapısmdakilerle bir araya gelerek kuvvetli görünmeye ve ortak bir kimlik oluşturmaya çalışabilirler. Bu gruplarda suç işleme, alkol-madde kullanımı gibi davranışlar belirebilir.

Birey yaşıtları ya da çevresindekilerce onaylanma, saygı duyulma gereksinimini bu şekilde sağlayabilmektedir.

Bu dönemde birey kendinin en iyisini (olumlu ya da olumsuz anlamda) araştırıp bularak gelecekteki erişkinliğin dünyasına adım atmak için yer bulmaya çalışır. Bu aşama ana-babalık ya da eş olmak yolunda kendisini ruhsal ve sosyal olarak hazırlamada önemli bir basamaktır.

Olumlu kimlik geliştirme belirtileri:

  • Kendimle mutluyum
  • Karşı cinsle iyi anlaşırım
  • Ailem beni sever
  • Bana bir şey olmaz kendime bakabilirim
    Olumsuz kimlik geliştirme belirtileri:
  • Kimse benden hoşlanmıyor

Gencin kimük geliştirmesine neden olan etmenler:

  • Düşünce sistemindeki değişiklikler
  • Cinsel rolierdeki yenilik ve değişiklikler
  • Meslek seçimi
  • Ana baba tutumları
  • Otoriteyle olan ilişkiler (öğretmen vb.)
  1. Evre: Yakınlık/Yalnızlık (18-21 yaş genç yetişkinlik)

Bu dönemdeki genç yetişkinler sevgi dostluğu paylaşabilecekleri   birilerini   aralar (eş   seçimi)   bunu

 

Gelişim Psikolojisİ

23

 

 

 

başaramadıklarında düş kırıklığına uğrama korkusuyla insanlardan uzaklaşırlar. Eğer kimlik krizi çözülmüşse cinsel yaşantı, arkadaşlık ilişkileri ve tüm sosyal iletişimler kişi için korkutucu olmaktan uzaktır. Bu aşamaya gelene dek elde edilen kimlik başkalarının kimlikleriyle daha çok bir araya gelmeye, kaynaşmaya başlar. Dost ve eş ilişkileri ile bazen taviz vererek, bazen karşılıklı özveri alışverişleri ile ilişkilerini sürdürebilme alışkanlığı kazanılır.

Bu devredeki temel hedef bir başkası ile yakın iletişim kurulmasıdır. Başarılı ve düzenli bir evlilik ya da aile ilişki yapısı yakınlık kurma kapasitesine bağlıdır.Birlikteliğin kurulup, sürdürülebilmesi, bu aşamada bazı kişilerin sahip olup, kendini diğerlerinden ayrı kılan özellik ve yeteneklerin, kişilik yapısının kısaca benliğin kaybı korkusuna yol açtığından bunlardan kaçınma gözlenebilir. Bu da yalnız kalma duygusu ve kendi çevresine yüksek duvarlar örerek, korku, kuşku, risk alamama, birisini sevememe ve kendi kendinin kurdu olmasına yol açar.

Yakın ilişki kurmamak, çevresindekileri kendisi için zararlı ya da tehdit edici görerek kendinden uzak tutmaya, bu amaçla kendi güvenlik çemberini çok dar tutarak, insanları bu alana sokmamak, kendinden öyle ya da böyle uzaklaştırarak, gerekirse bu amaçla onlarla mücadele etme davranışlarına yol açmaktadır. Bu durumda, bu aşamada çok kesin olarak bilinen-tanıdık ile bilinmeyen-yabancı arasına bir hat çekilip, kısır bir ortam içine sürüklenilebilir. Benzerleriyle bile savaşmaya dayanan ilişkiler yaşanabilir.

  1. Evre: Üretkenlik / Durgunluk (yetişkinlik)

Orta yaş dönemini kapsamaktadır. Kişi üretkenlik ile duraklama arasında seçimini yapma aşamasındadır. Bu dönemde birey anlamlı ve üretken iş yaşamı ve çeşitli faaliyetleri dışında gelecek kuşaklara katkıda bulunmakta veya durgunlaşıp içine kapanmaktadır. Bu dönemde üretkenlik, daha küçükleri, hayata yeni başlayanları olumlu amaca yöneltmek ve yükselen nesli oluşturmak, muasır medeniyet düzeyine yöneltmektir. Aynı zamanda ev dışında olup, monotoniuğu kıran aktivitelerle uğraşmak anlamındadır. Bu döneme dek kişi ruhsal, sosyal ve cinsel gelişimini uygun hız ve rotada tamamlamamışsa, gerçek ve içten olmayan bir yakınlaşmaya gereksinim duyarlar.

Geçmişteki şaşaalı sahte yükselme dönemi bitmiş ve çöküş öncesi duraklama dönemi başlamıştır. Aslında bu dönem çok öncelerden sinyallerini vermiştir. Çocukluk döneminde yaşanan olumsuzluklar, bunların etkisini gidermeye çalışan kendini aşırı değerli, üstün, kaf dağında görme türü gibi sahte rahatlatıcı düşünce ve hareket yapıları ve sonunda her şeye karşı inancın tükenmeye başladığı, hayata olumsuz bakışlar gibi…

İletişim kurmak bu gibi durumda sadece obsesif bir yakınlık anlamındadır, gerçek bir dostluk değildir. Bu kişiler evlenip, çocuk sahibi olabilmelerine karşın gene de herkese uzaktırlar. Sanki kendileri çocuktur ve kendileri ile ilişki halindedirler. Bu dönemde alkol ve bağımlılık yapıcı madde kullanımına rastlanmaktadır.

  1. Evre Benlik Bütünlüğü/Umutsuzluk (Yaşlılık)

65 yaş üzeri yaşlılık dönemini kapsamaktadır. Birey, yaşamını anlamlı hale getirmeye çalışmakta veya amacına ulaşamadığı için umutsuzluğa kapılmaktadır. Bu dönemde kişi bütünlük (hayat dolu dolu ve üretken bir şekilde yaşanmıştır, yaşanan hayattan tatmin olunmuştur) ya da umutsuzluk (hayatın anlamı yoktur ve boş geçmiştir hissi vardır) arasında bir çatışma yaşar. Bütünlüğü yaşayan kişi bilgedir. Hayattaki yeri ve rolünü kabul etmiştir, kendisi ile barışıktır. Kendi yolunu kendisi çizmiştir ve sonuçlarından kendisi sorumludur. Kişi artık geri dönemeyecek ya da geçmişi değiştiremeyecek bir aşamadadır.

Bu döneme dek olan basamakları uygun bir şekilde, çok zedelenmeden ve büyük hatalar yapıp çevresini yıkmadan çıkmışsa bir rahatlık ve olgunluk içindedir. Etrafına güven duygusu ve olumlu diğer duyguları yansıtır. Hayatını eksi ve artıları ile kabul etmiştir, pişmanlık duyguları taşımaz. Hayata keşke tekrar başlayıp, olanları düzeltsem ya da farklı yaşasam şeklinde yaklaşmaz. Geçmişini “Yapabileceklerimin en doğru ve iyisini yaptım” şeklinde değerlendirerek, huzur içindedir.

Bu hissin yaşanmadığı ve önceki basamakların sorunlu olup, hakkıyla geçilemediği durumlarda derin bir pişmanlık, değersizlik ve depresif düşünce yumağı ile karşılaşılır. Ölüm korkusu belirgindir. Artık geçmişe tekrar dönmek, olanları düzeltmek olanaksızdır ve ne yazık ki ekilenler biçilmektedir.

Bu içe kapanma, yakınlarını etrafında tutmak için değişik çabalar içine girilmesi, gençlere karşı olumsuz, eleştirel bakış açısına neden olabilir. Ümitsizlik, nefret ve ölüm korkusu içindedir. Hastalık hastalığı, depresyon, psikosomatik hastalıklara rastlanmaktadır. Toplumda sağlıklı bireylerin yetişmesi, sağlıkiı ve bilge düzeyine erişmiş, yukarıda belirtilen sekizinci evrede beklentilerini gerçekleştirmiş olgun kişilerin varlığı ve bunlarm kendileri gibi araştırmacı, çalışkan, sabırlı, dürüst ve mutlu olmasını bilen kişüeri yetiştirmesi ile mümkündür. Bilinen bir deyimle ‘kılavuzumuzun karga olmamasr gerekir.

Ana-baba ya da diğer büyükler ölümden korkmayacak
bir olgunluğa ulaşabilmişler ise çocuklar da aile
okulunda öğrendikleri ile yaşamın sorunları ve
sorumluluklarından               korkmayacak,               onları

göğüsleyebilecek     özgüven     ve     beceriye     sahip

 

24

Gelişim Psikolojisl

 

 

 

olacaklardır. Aile içi eğitim, aile içi demokrasi ve ahlak anlayışı toplumun yükselip, kaliteli hale gelmesinde asıl öneme sahiptir.

  1. Bir öğretmen, sınıf arkadaşları kadar hızlı okumayan öğrencisine, “Senin de yakında çok hızlı okuyabileceğini biliyorum. Matematik işlemlerinde çok başarılısın. Bunu da yapabilirsin” demiştir.

Erikson’un “Psikososyal Gelişim Kuramı”na göre, öğretmen bu sözleriyle hangi gelişimsel soruna (kriz) çözüm bulmaya çalışmaktadır? (2001 KPSS-8)

  1. Başarıya karşı aşağılık duygusu
  2. Kimliğe karşı rol karmaşası
  3. Özerkliğe karşı utanç ve kuşku
  4. Girişkenliğe karşı suçtuluk
  5. E) Üretkenliğe karşı durgunluk
  1. 21 Yaşındaki Meltem kimsenin samimiyetine inanmadığı için karşı cinsle yakın ilişki kurmakta zorlanmaktadır.

Erikson’a göre Meltem’in bu sorunu aşağıdaki gelişim dönemlerinden hangisindeki bir aksamadan kaynaklanabilir? (2004 KPSS-8)

  1. Özerklik kuşku ve utanç
  2. Güven güvensizlik
  3. Girişimcilik suçluluk
  4. Yakınlık uzaklık
  5. E) Kimlik kazanma – bocalama

 

 

 

  1. Erikson’un gelişim kuramına göre, ergenlik döneminde sürekli yüksek beklentilerle karşılaşan gencin üzerinde, bu beklentinin nasıl biretki yapması beklenir? (2002 KPSS-70)
  2. Zihinsel süreçlerinin çok hızlı gelişmesi
  3. Cinsel kimlik arayışında karmaşa yaşaması
  4. Olumsuz bir kimlik belirlenmesi
  5. Temel güven duygusu gelişiminin engellenmesi
  6. E) Toplumsal rolleri konusunda karmaşa yaşaması

42.

Aşağıdakilerden hangisi Erikson’un psikososyal gelişim kuramına göre, ilköğretim öğrencilerinin çalışkanlık ya da beceriklilik duygularını geliştirmek için izlenebilecek yollarla ilgili olarak yanlış bir açıklamadır? (2003 KPSS-88)

  1. Öğrencilere   çok iyi   örnekler   göstermek   ve
    onların ve onların davranışlarını bu örneklerle
    kıyaslamak
  2. Öğrencilere eksikliklerini giderecekleri ortamlar
    hazırlamak

 

 

 

  1. Erikson’un psiko-sosyal gelişim kuramına göre, kişilik gelişimi aşağıdakilerden hangilerine bağlı olarak ortaya çıkar? (2002 KPSS-78)
  2. Biyolojik temeller- sosyal çevre
  3. Kişiler arası ilişkiler- fiziksel çevre
  4. Kişisel deneyimler- fiziksel çevre
  5. Ahlak gelişimi – psiko-seksüel temeller
  6. E) Psiko-seksüel temeller – biyolojik temeller
düzeylerine     uygun
  1. C)   Öğrencilere     gelişim sorumluluklar vermek
  2. D) Öğrencileri alacakları görevleri başarmaları için
    cesaretlendirmek
  3. E) Öğrencilerin performanslarının olumlu yönlerini
    değerlendirmek

 

 

 

  1. Melis’in babası doktor, annesi gıda mühendisidir. Melis küçüklüğünden beri voleybol oyuncusu olmak istemektedir. Anne ve babası, Melis’in bu kararını onaylamaz, doktor ya da gıda mühendisi olması için zorlar.

Bu durum karşısında Melis ne olmak istediği konusunda kararsızlığa düşer. Erikson’a göre Melis’in bu durumu aşağıdaki kavramlarm hangisine örnektir? (2004 KPSS-7)

  1. Kimlik kazanma
  2. Olumsuz kimlik
  3. Kimlik karmaşası
  4. Kimlik araştırması
  5. E) Kimliğin değişmesi

43.

Anasınıfı öğrencisi bir çocuk annesi ve babası tarafından okula bırakıldığında, onları öpüp sarılarak onlardan ayrılmakta ve sınıfına giderek arkadaşları ve öğretmeni ile uyum içinde davranışlar sergilemektedir.

Böyle bir çocuk ne tür bir bağlanma davranışı sergilemektedir. ? (2003 KPSS-89)

  1. Kuşkulu
  2. Kaçınan
  3. Kaygılı
  4. Güvenli
  5. E) Saplantıiı

 

Gelişim Psikolojisİ

25

 

 

 

 

Atatürk’ün “Öğretmenler Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır”   ifadesi,   Erikson’un   bireyin     yaşam

44.

görevi     ile

sürecindeki     hangi     gelişimsel örtüşmektedir? (2004 KPSS-113 )

  1. Yakınlığa karşı yalıtılmışlık
  2. Üretkenliğe karşı durgunluk
  3. Özerkliğe karşı kuşku ve utanç
  4. Temel güvene karşı güvensiztik
  5. E) Kimlik edinmeye karşı kimlik krizi

ZEKA

Zekanın ne olduğu uzun zamandan beri psikologların üzerinde çahştıkları bir konudur. Günümüze kadar üzerinde uzlaşılabilmiş zeka tanımı henüz yapılmamıştır.

Zeka ile ilgili çalışmalar 1920li yıllara uzanmaktadır. Spearman zeka ile ilgili çalışmaları başlatmıştır. Spearman zekanın bir “g” faktörü adını verdiği bir genel faktör ve ve bazı alt yeteneklerden oluştuğunu belirtmiştir.

Zekanın ölçülmesi ile ilgili çalışmalar günümüzde halen devam etmektedir. Zeka testleri tek faktörlü ve çok faktörlü olmak üzere genelde iki gruba ayrılırlar. Çok faktörlü zeka testleri daha çok kabul görmüştür. Çok faktörlü zeka testleri, zekanın birçok alt faktörden oluştuğunu ve bunların hepsinin ölçülmesi gerektiğini öne sürerler. Çok faktörlü zeka testlerinden ülkemizde de en çok kullanılanlara Stanfort-Binet ve VVechsler zeka testleri örnek verilebilir.

Zeka konusunda bireysel farklılıklar vardır. Bacanlı (2000), zeka bölümü sınırlarını ve toplumdaki yüzdelerini tablo halinde vermiştir.

Zeka iie ilgili olarak normalden ayrılanlar iki grup altında toplanabilir.

  • Zeka Engelliler
  • Üstün Zekalılar

Her iki grup da eğitim açısından yardıma muhtaç durumdadırlar. Her iki grup için de özel programlar hazırlanmalıdır.

 

Zeka BölümününSınırları
ZB SınırlarıNüfuz °A
0-24     ~~1
25-49       >-2
50-69   J
70-797
80-8916
90-10950
110-11916
120-1297
130+2

ÇOKLU ZEKA KURAMI

Gardner tarafından ortaya konmuştur. İnsanın tek bir zeka türüne değil bir çok farklı zeka türüne sahip olduğunu ileri sürmektedir. Bu kuramın temelinde biyolojik ve kültürel etkenler olduğu savunulur. Çoklu zeka kuramına göre insanda sekiz ayrı zeka türü vardır. Çoklu zeka kuramının amacı eğitimde bireylerin neler yapabileceğinin düşünülmesidir. Çoklu zeka kuramının dayandığı temeller;

  • Her insan çeşitli zeka alanlarının tümüne
  • Her insan çeşitli zeka alanlarından her birini
    yeterli bir düzeyde geliştirebilir.
  • Çeşitli zeka alanları genellikle bir arada
    karmaşık bir yapıda çalışırlar
  • Bir kişinin her alanda zeki olabilmesinin bir
    çok yolu bulunmaktadır.

Gardner’a göre bilmemizi ve öğrenmemizi sağlayan bu zeka alanları şunlardır.

SÖZEL-DİLSEL ZEKA: Kelimelerle düşünme ve ifade etme, dildeki kompleks anlamları değerlendirme, kelimelerdeki anlamları ve düzeni kavrayabilme, şiir okuma, mizah, hikaye anlatma, gramer bilgisi, mecazi anlatım, benzetme, soyut ve simgesel düşünme, kavram oluşturma ve yazma gibi karmaşık olayları içeren dili üretme ve etkili kullanma becerisidir.

MANTIKSAL-MATEMATİKSEL ZEKA: Sayılarla düşünme, hesaplama, sonuç çıkarma, mantıksal ilişkiler kurma, hipotezler üretme, problem çözme, eleştirel düşünme, sayılar, geometrik şekiller gibi soyut sembollerle tanışma, bilginin parçaları arasındaki ilişkiler kurma becerisidir.

GÖRSEL VE UZAMSAL ZEKA: Üç boyutlu bir nesnenin şekil ve görüntüsünü görmeden zihinde canlandırma ayrıntıları görebilme söz konusudur. Resimler, imgeler, şekiller ve çizgilerle düşünme, üç boyutiu nesneleri algılama ve muhakeme etme becerisidir.

BEDENSEL-KİNESTETİK ZEKA: Hareketlerle, jest ve mimiklerle kendini ifade etme, beyin ve vücut koordinasyonunu etkili bir biçimde kullanabilme becerisidir.

MÜZİKSEL-RİTMİK ZEKA: Sesler, notalar, ritimlerle düşünme, faklı sesleri tanıma ve yeni sesler, ritimler üretme becerisidir. Ritmik ve tonal kavramları tanıma ve kullanma, çevreden gelen seslere ve müzik aletlerine karşı duyarlılık kapasitelerini içerir.

KİŞİLER ARASI-SOSYAL ZEKA: Grup içerisinde işbirlikçi çalışma, sözel ve sözsüz iletişim kurma, insanların duygu, düşünce ve davranışlarını anlama,

 

26

Gelişim Psikolojisİ

 

 

 

 

  1. Tan,   Ş. (Ed. Ankara 2004

paylaşma, ifade edebilme, yorumlama ve insanları ikna edebilme becerisidir.

KİŞİSEL-İÇSEL ZEKA: İnsanın kendi duygularını, duygusal tepki derecesini, düşünme sürecini tanıma, kendini değerlendirebilme ve kendisiyie ilgili hedefler oluşturabilme becerisidir.

DOĞACI-VAROLUŞÇU ZEKA: Doğadaki tüm canlıları tanıma, araştırma ve canlıların yaratılışları üzerine düşünme becerisidir.

GOLEMAN’IN DUYGUSAL ZEKA KURAMI

Duygusal zeka bireyin öz denetimini sağlaması, kendi kendini güdülemesi, isteklerini erteleyebilmesi, duygusal değişimleri düzenleyebilmesi, kendine karşı yönelen engellemelere direnç gösterebilmesi, sevecen bir tavırla yaklaşması, insanların en derin duygularına karşı empatik bir anlayış ve tutum içerisinde olması ve kişiler arası ilişkilerde rahat, esnek ve saydam olabilmesidir.

Goleman’ın Duygusal Zeka kuramı 5 ögeden oluşmaktadır.

  1. Özbilinç

(Kendi duygularının Farkında Olma)

Bireylerin kendilerini tanıması ile ilgilidir. Bireyler daha oluşma aşamasındaki duyguların farkına varır ve o duyguları tanımaya çalışır. Duygularını tanımladıktan sonra kendi potansiyellerinin farkına varır. Kendi kendine “ben neleri yapabilirim? Neleri yapamam?” sorularına cevap arar.

  1. Duyguları İdare Edebilme
    (Sıkıntı verici Duygularla baş etme)

Bireyler olumsuz bir olay ve olumsuz olayın sonucunda yoğun bir duygulanım yaşıyorsa kendi kendilerini sakinleştirebilmelidirler. Yani bireyler kendilerini en olmsuz bir olayda bile yatıştırmasını bilmelidirler. Aynı zamanda yoğun kaygı ve karamsarlıklardan kendilerini soyutlayabilmeliler ve olumsuz bir deneyim sonrası kendi kendilerini toparlayacak gücü kendilerinde bulabilmelidirler. Bununla birlikte bireyler her türlü alınganlıktan rahat bir şekilde kurtulabilirler.

  1. Kendini Harekete Geçirme
    (Kendini Başarıya Doğru Güdüleme
    )

İnsanların harekete geçebilmesi için bir amaç gerekmektedir. Eğer insanların gerçekleştirmek istedikleri bir amacı varsa bu amaç etrafında kolayca motive olabilirler. En önemlisi de o amaç için dikkatlerini bir noktaya toplayabilirler.

  1. Empati

(Başkalarını Duygularını Anlama)

Bireyin, karşısındaki kişinin belli bir durumda ne düşündüğünü ve ne hissettiğini anlama gücüne sahip olmasıdır. Yani birey karşısındakinin hal ve hareketlerini, his ve düşüncelerini kavrayabilmesidir.

  1. llişkileri Yürütebilme

(Temel Sosyal Becerilere Sahip Olma)

Bireyler Kişiler arası ilişkileri yürütürken ilişkilerin sağlam temeller üzerine kurabilmelidirler. Kısaca kişiler arası iletişim bir sanattır ve bu sanat daha çok başkalarının duygularını idare etme becerisidir.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

  1. Özkatp,   Enver (Ed.).   Davranış   Bilimlerine   Giriş,   C.
    Anadolu Üniversitesi Yayınları, No: 1027. Eskişehir, 1998
  2. Yeşüyaprak,   Binnur.   Gelişim   ve Öğrenme   Psikolojisi.

Pegem A yayıncılık, Ankara, 2004

  1. Selçuk, Ziya. Gelişim ve Öğrenme. Nobel Yayın Dağıtım,
    Ankara, 2000
  2. Bacanlı, H. Gelişim ve Öğrenme. Nobe! Yayın Dağıtım,
    Ankara, 2002
  3. Baymur, F. Genel Psikoloji. Remzi Kitabevi, Istanbul, 1994
  4. Erden, M. Akman, Y. Eğitim Psikolojisi. Arkadaş Yayınevi,
    İstanbul, 1995

7       Senemoğlu,   N   Gelişim   Öğrenme   ve   Öğretim   Gazi Kitabevi, Ankara, 2003

  1. Hakan,   A.   (Ed.).   Eğitim   Psikolojisi.   C.   Anadolu
    Üniversitesi Yayınları No: 185, Ankara, 1987
  2. Kaya, Z. (Ed.). Öğretmen Adayları için KPSS     Öğreti,
    Pegem A Yayıncılık, 2004
  3. Oktaylar, H. C. (Ed). Öğretmen Adayları için KPSS. Yargı
    Yayınevi, Ankara, 2004

Eğitim Bilimleri KPSS. Empati yayınevi,

 

öğrenme Psikolojisl

27

 

 

 

İnsan davranışlarının büyük bir çoğunluğu öğrenme yoluyla kazanılmıştır. Bu davranışlar çevre ile etkileşim sonucu gelişir. Belli bir dilin öğrenilmesi, tutum kazanmak, kişilik özellikleri kazanmak vb. hepsi öğrenme ile kazanılır.

TEMEL KAVRAMLAR

Öğrenme: Bireyde kendi yaşantıları yoluyla, davranışında meydana gelen nispeten kalıcı izli davranış değişikliği olarak tanımlanmaktadır.

Öğrenmenin olabilmesi için;

  • Davranışta bir değişiklik olmalıdır
  • Davranıştaki değişiklik nispeten kalıcı izli olmalıdır
  • Davranıştaki değişiklik yaşantı ürünü olmalıdır

öğrenilmiş davranışlar nelerdir?

  • İki tekerlekli bisiklette dengeyi sağlama
  • Aşçının, yemeğin kokusundan yemeğin pişip
    pişmediğini anlaması

 

  • Usta sürücünün motordaki ses değişikliğini
    fark etmesi
  • Yol soran birisine yol tarifi yapmak

Yaşantı: Bireyin çevre ile etkileşimi sonucu kalan izlerdir. Yaşantılardan etkilenmenin en güzel örneğini çocuklar oluşturur.

  • Sürekli eleştirilen çocuk kınama ve ayıplamayı
    öğrenir.
  • Alay edilip aşağılanmışsa sıkılıp utanmayı öğrenir.
  • Aile içinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse, mutlu
    olmayı öğrenir.

Davranış: Organizmanın hertürlü etkinliğidir. Diğer bir deyişle organizmanın dışarıdan gözlenebilen ya da kendisince hissediiebilen tepki ve hareketlerinîn tümüne denir.

Eğitim: Bireylerde kendi yaşantıiarı yoluyla istendik davranışlar meydana getirme sürecidir. Eğitim-Öğrenme iüşkisi;

  • Eğitim davranışlarda istendik yönde değişiklikler
    oluşturur.
  • Her ikisinde yaşantı yoluyla değişiklikler oluşur.
  • Eğitim,     öğrenmelerin     istendik     davranışların
    toplamıdır.
  • Eğitim öğrenmeyi kapsar.

Davranış çeşitleri

  1. Doğuştan gelen davranışlar: İçgüdüsel ve reflex davranışlar. Öğrenme sonucu kazanılan davranışlar değildir.

Reflex: Doğuştan getirilen, belli bir uyarıcıya karşı organizmanın belli ve basit bir davranış gösterme

eğilimidir. Reflex’in üç özelliği vardır.

  • Doğuştan getirilmesi,
  • Belli bir uyarıcının bulunması,
  • Basit bir tepki olması.

Örnek; dizimize vurulduğu zaman ayağımızı kaldırmamız, nefes alma, emme, yutma, göz kırpma, emmeye bağlı arama refleksi öğrenilmemiştir.

İçgüdü: Doğuştan getirdiğimiz diğer bir davranış grubudur. Doğuştan getirilen türe özgü davranış örüntülerine denir. İçgüdünün 4 özelliği vardır; Doğuştan gelmelidir, bir türün tüm üyelerinde olmalıdır, başka türlerde olmamalıdır, karmaşık bir davranış örüntüsü olmalıdır. Örnek; Kuşların göç etmesi, arıların ba! yapması, ipek böceğinin koza örmesi

Reflex ve içgüdü karşılaştırması:

  • Reflexler ertelenebilir, içgüdüler ertelenemez
  • Reflex basit bir davranıştır, içgüdü karmaşık bir
    davranıştır.
  • İnsanlarda   içgüdü   yoktur,   içgüdüsel   davranış
    vardır. Örnek; Annelik
  1. Geçici   davranışlar:   Alkol,   ilaç,   hastalık   ve
    yorgunluk sonucu ortaya çıkan davranışlardır.
    Öğrenme sonucu kazanılan davranışlar değildir.
  2. Sonradan   kazanılan   davranışlar:   İstendik ve
    istenmedik davranışlardır.             Öğrenilmiş
    davranışlardır. Bu davranışlar tecrübe ve eğitim
    öğretim yoluyla olmak üzere iki türlü kazanılır.

İstendik Davramşlar: Formal ve informal ortamlarda kazanılan davranışlardır. Okullarda kazanılan akademik bilgilerin tamamı, evde ve çevrede kazanıian toplumsal roller vb.

İstenmedik Davranışlar: Forma! ve informal ortamlarda kazanılan davranışlardır. Bu davranışlar ailede ve sokakta kazanılabilir. Kopya çekme, hırsızlık gibi davranışlar örnek verilebilir.

 

28

Öğrenme Psikolojisl

 

 

 

Doğuştan gelen

Davranışlar -Refleksler

DAVRANIŞ

Geçici davranışlar (hastahk AJkol aşın kavpr v s^

İstendik davranışlar Eğitim sonucu gerçekleşen riavranıslart

I

Sonradan kazanılan davranışlar (Öğrenme sonucu

aprr.p.Hpsipn

İstenmedik davranışlar Kötü kültürel koşullar altında kazanılan davranışlar, Yanlış eğitim sonucu ortaya çıkan davranışlar)

  1. Bir anne iki yaşındaki oğluna ezbere 100’e kadar saymayı öğretmeye çalışmakta, fakat bunu başaramamaktadır.

Bu başarısızlığın temel nedeni aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir? (2001 KPSS-13)

  1. Fiziksel yoksunluk
  2. Kullanılan öğrenme yönteminin yetersizliği
  3. Genel uyarılmışlık hali
  4. Zeka düzeyi
  5. E) öğrenmeye hazır olma düzeyi

 

 

 

Performans: İcra veya edim de denilmektedir. Organizmanın bizzat yaptığı şeyler olup, öğrenme, güdü, yorgunluk gibi çeşitli bileşenlerden oluşmaktadır. öğrenilmiş veya öğrenilmemiş birçok etken performansı etkilemektedir.

Öğrenme ile performans arasındaki farklar;

  • öğrenme.performansı   oluşturan   unsurlardan
    sadece biridir
  • Performans   doğrudan   gözlenip   ölçülebilir,
    öğrenme doğrudan doğruya ölçülemez.
  • Performans     organizmanın     ne     yaptığını,
    öğrenme ise ne yapabileceğini ifade eder.

47.

  1. Narkoz ve ilaç gibi etkenlere bağlı olarak
    oluşma
  2. Kalıcı özellik taşıma

III) Yaşantılar sonucunda görülme
IV)Organlarm olgunlaşmasıyla ortaya çıkma

Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri, bir davranışın öğrenilmiş davranış olabilmesi için gerekli degildir? (2002 KPSS-79)

  1. A)   IV.I     B) IV.III     C) II, III     I)       E) IV

 

 

 

Uyarıcı: Duyu organlarını harekete geçiren ve tepkiye yol açan herhangi bir nesne ya da enerjiye denir. Uyarıcılar içsel ya da dışsal olabilir.

Tepki: Uyarıcılann organizmayı etkilemesi sonucu organizmanın gösterdiği herhangi bir davranışa denir. Tepkiler basit ya da karmaşık, açık ya da gizli olabilir.

  1. Aşağıdakilerden hangisi, öğrenme yoluyla kazanılan bir davranışa örnek degildir? (2001 KPSS-11)
  2. Çocuğun, bisiklete bindiğinde dengesini kurması
  3. Bir kişinin evinin bulunduğu yeri tarif etmesi
  4. Oto tamircisinin motordaki sesin nedenini kısa
    sürede bulması
  5. Çocuğun,   yüzüne   rüzgar   gelince   gözlerini
    kırpması
  6. E) Aşçının     kokusunu     aldığı     yemeğin     pişip
    pişmediğini anlaması
  1. Aşağıdakilerden hangisi öğrenme sonucu oluşan bir davranış değildir? (2002 KPSS-80)
  2. Öğrencinin kendisine verilen sayıyı çarpanlanna
    ayırarak sonucu söylemesi
  3. Sürücünün   kavşaklara   yaklaştığında   hızını
    keserek trafık ışıklarını kontrol etmesi
  4. Üç aylık bir bebeğin yüzüne dokunulduğunda
    başını o yöne doğru çevirmesi
  5. Alkol bağımlısı olan bir kimsenin, bu alışkanlığı
    terk etmesi
  6. E) Çocuğun       yemeklerden       sonra       dişlerini
    fırçalaması
  7. Aşağıdakilerden hangisi öğrencinin öğ-

renmesine etki eden dış etkenlerdendir? (2002 KPSS-81)

  1. Güdülenmişlik düzeyi
  2. Tutum ve alışkanlıklar
  3. Bilişsel gelişim düzeyi
  4. ilgi ve yetenek
  5. E) öğretim materyali

 

öğrenme Psikolojisl

29

 

 

 

  1. Aşağıdaki seçeneklerden hangisinde öğrenilmiş davranışların bir özelliği verilmemistir? (2004KPSS-13)
  2. Yaşantı sonucunda oluşması
  3. Kalıcı izli olması
  4. Önceki davranışlardan farklı olması
  5. Süreklilik göstermesi
  6. E) Olgunlaşma ile ortaya çıkması
  7. Erşen girdiği ehliyet sınavında başarısız olmuştur. “Aslında araba kullanmayı çok iyi bilirim, ama heyecanlanınca yapamadım” demiştir.

Bu durum karşısında öğrenme psikolojisini dikkate alarak aşağıdaki sözlerden hangisini söyleyemeyiz? (2004 KPSS-14)

  1. İyi araba kullanıp kullanamadığınıza ancak
    buradaki   performansınıza   bakarak   karar
  2. Biraz   daha   alıştırma   yaparsanız   gelecek
    sınavda başarılı olma şansınız artar.
  3. Sınavda     heyecanlanacak     bir   şey   yok,
    heyecanınızı kontrol edin.
  4. Araba kullanmayı ne kadar iyi öğrenirseniz
    heyecanlanma olasılığınız o kadar azalır.
  5. E) Araba kullanmayla ilgili yaşantılarınız arttıkça
    daha az hata yapmaya başlayacaksınız.

ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

  1. Öğrenenle ile ilgili faktörler S   Türe özgü hazır oluş

öğrenecek olan organizmanın istenüen davranışı göstermek için gerekli biyolojik donanıma sahip olması demektir. Organizma bu donamımdan yoksun olduğunda öğrenemez. Örneğin; İnsan uçmayı öğrenemez ancak kuşlar uçabilir.

s   Olgunlaşma

  • Organların kendilerinden beklenen görevleri yapabilecek duruma gelmesi durumudur. Diğer bir deyişle Organizmanın temelindeki potansiyel güçlerin göreve hazır bir duruma ulaşmasıdır.

Organizma türe özgü hazır oluş durumunda olsa bile olgunlaşma olmadan öğrenemez. Olgunlaşma yaş ve zeka açılarından ele alınmaktadır.

İki aylık bir bebek yürüyemez, yaş açısından o olgunluğa ulaşmamıştır. Aynı zamanda bazı insanlar yaş olarak olgunlaşmış olsalar bile zeka gelişimleri açısından yeterli olgunluğa ulaşmamış olabilirler.

s   Kaygı ve genel uyarılmışlık hali

Organizmanın verimli bir öğrenme sağlayabilmesi için hazır ve tetikte bulunmasıdır. Bireyin dışarıdan gelen uyarıcıları alma derecesidir. “Canım ders çalışmak istemiyor” diyen öğrenci aslında yeterli genel uyarılmışlık haline ulaşmamıştır. Yatakta ders çalışmak öğrencinin genel uyarılmışlık haline girmesini olumsuz yönde etkilemektedir. Benlik kavramı, güdü, çalışma alışkanlıkları gibi etkenler genel uyarılmışlık halini etkileyen faktörlerdendir.

s   Kaygı

Güçlü bir istek ya da dürtünün gerçekleşmeyecek gibi göründüğü durumlarda ortaya çıkan tedirgin edici bir duygudur. Aşın ve düşük düzeydeki kaygı öğrenmeyi olumsuz yönde etkilemektedir.

s   Güdülenme (Motivasyon)

Organizmayı etkileyerek bir amaç için harekete geçiren durumdur. Buradaki “durum” ifadesi dürtü, istek, ihtiyaç, hırs vb. olabilir.

Güdüler bizi harekete geçiren güçlerdir. Yani davranışı bir amaca doğru başlatan ve sürdüren bir iç şarttır. Güdüler organizma içindeki ihtiyaçlardan doğar ve bu ihtiyaçların giderilmesi için organizmayı harekete geçirir. Organizmanın öğrenmeye güdülenmiş olması bireyin öğrenmesini kolaylaştırır.

Öğrenmede güdüler üç nedenle önemlidir;

  1. Güdü, davranışı oluşturan en önemli koşuldur. Örnek: aç olmayan organizmaya et gösterilse de salya salgılamaz.
2.

Güdü,   pekiştirme   için   de   gereklidir.   Yani davranışın sürdürülmesini-tekrarını sağlar.

3.

Güdü, davranış değişikliğini de denetler. Yani davranışın şu ya da bu yönde olmasını sağlar. Böylece organizmanın istenen tepkide bulunabilme artar.

Güdüler   genellikle   içse!     veya   dışsal   uyarıcılar

tarafından   uyarılmaktadır.    Güdünün   uyandırılması

sonucunda   organizma   bu   güdüyü   doyurmak   için
harekete geçmektedir.

Örneğin susuzluk dürtüsü organizmayı su ihtiyacını karşılamak için harekete geçmeye zorlar. Organizma

 

 

öğrenme Psikolojisl

30

harekete geçerek su aramaya başlar. Suyun içilmesiyle birlikte susuzluk dürtüsü doyurulmuş olur.

Güdülerin içsel-dışsal, birincil-ikincil, döngüsel olma gibi özellikleri vardır.

  • Dikkat: Bilincin bir noktada toplanması haline denir. Diğer bir deyişle psikofizik enerjinin bir noktada toplanmasıdır.

s   Eski Yaşantılar

Daha önceden deneyimli oluş ya da konu ile tanışıklığın bulunması (eski yaşantılar) yeni öğrenmeleri etkiler

Yetişkin kişiler hemen hemen hiç bir öğrenmeye sıfırdan başlamazlar. Okullardaki eğitimde her konu daha önce öğrenilmiş olması gereken başka konularla bağlantılıdır. Bu açıdan bir derste öğrenilen kavramlar diğer bir dersteki öğrenilen kavramlarla ters düşmemelidir.

Birey öğrenmeyi kolaylaştıracak ve hızlandıracak önbilgilere (ön öğrenmeler) sahip olmalıdır. Bu ön öğrenmeler öğrenmeyi kolaylaştıracağı gibi zorlaştırabilir.

s   Öğrenmenin Aktarılması

Pozitif transfer (olumlu aktarma): Geçmiş yaşantıların öğrenmeyi kolaylaştırmasına denir. Otomobil kullanmayı öğrenen birisinin başka bir model ya da marka otomobili de kullanabilmesi.

Negatif transfer (olumsuz aktarma): Geçmiş yaşantıların öğrenmeyi olumsuz etkilemesine denir. Iki parmak yöntemiyle daktilo yazmayı öğrenen birisi on parmak ile yazmaya çalıştığında zorlanır ve daha yavaş yazar. Önceki öğrenme yeni öğrenmeyi olumsuz etkiler.

s   Fizyolojik Durum

Öğrenme için sağlıklı bir fizyolojik yapı gereklidir. Süreğen hastalıklar ve duyu organlarındaki bozukluklar öğrenmeyi olumsuz yönde etkiler.

s   Bireysel Farkhlıklar

Zeka, ilgi, yetenek, tutum, güven, benlik tasarımı gibi farklılıklar öğrenmeyi etkileyen bireysel farklılıklardır. Kalıtım ve çevrenin rolü vardır.

  1. Öğretim Yöntemi ile ilgili Faktörler s   Konunun Yapısı

öğrenmede konunun bütün olarak verilmesi parçalara bölerek verilmesinden daha etkilidir. Konu anlamlı ve kolayca birbirine bağlanabilir nitelikte olmalıdır.

s   Öğrenmeye Ayrılan Zaman

Öğrenen bireyler arasında bir konunun öğrenilmesine ayrılan zaman bakımından farklılıklar vardır.

Bazı öğrenciler öğrenilecek konuyu günde 2 saatten bir haftada öğrenirler buna aralıklı öğrenme denir. Sistematik çalışmadır. öğrenilen bilgiler kısa sürede unutulmaz.

Bazı öğrenciler de öğrenilecek konuyu yoğun bir biçimde bir günde öğrenirler buna toplu öğrenme denir. Sadece sınav zamanında çalışan öğrenciler bu gruba girer. Öğrenciler konuyu kısa zamanda öğrenmekte ve sınavda başarılı olmaktadırlar. Buna karşın öğrenilen bilgi kısa sürede unutulmaktadır.

S   Katılım (öğrenci aktivitesi)

Öğrenilecek olanla etkileşim öğrenme çabasına girmedir. Bu etkileşim dinleme-okuma-yazma-anlatma şeklinde olabilir. Dinlemede öğrenci pasiftir. Öğrenme zayıf olmaktadır. Buna karşın anlatmaya doğru gidildikçe öğrenci aktifleşmekte ve öğrenme artmaktadır.

s   Geribildirim (Dönüt)

Sonuçların bilgisi de denebilir. iyi bir öğrenmenin gerçekleşmesi için öğrencinin öğrenip öğrenmediği veya ne kadar öğrendiği ile ilgili olarak bilgilendirilmesi gerekir. Öğrenci yaptıkları ve söylediklerinin ne derece doğru olduğunu bilirse daha kolay öğrenir. Bunu bilmeyen öğrenci yavaş öğrenir. Sınav sorularının kısa sürede cevaplanması geribildirimdir.

  1. Öğrenme Malzemesi ile ilgili faktörler s   Algısal Ayırt Edilebilirlik

Öğrenme malzemesinin çevredeki uyarıcılardan ayırt edilebilir olmasıdır. Beyaz uyarıcılar içinde siyah bir uyaranın dikkat çekmesi gibi öğrenilecek konu da öğrencinin dikkatini çekmelidir. Diğer uyaranlar arasından öğrenilecek malzeme ile ilgili uyaranlar kolayca ayırt edilebilir nitelikte olmalıdır. Öğrenilecek malzeme öğrencilerin amaçlarına, beklentilerine uygun olmalıdır.

 

Öğrenme Psikolojisİ

31

 

 

 

s   Anlamsal Çağrışım

Anlamlı bir şekilde öğrenilen bilgi anlamsız bilgilerden daha kolay hatırlanabilir. Bu tür bilgiler daha kalıcıdır. öğrenilen yeni konu daha önce öğrenilen konularla ilişkisi sağlanmış olmalıdır. Anlamsal çağrışım dizileri oluşturulmalı ve bunların sayısı çoğaltılmalıdır.

Örnek: Peynir kavramı öğretilirken buna yakın ya da ilişkili olan kavramlarla ilişkisinin kurulması bu kavramın öğrenilmesini kolaylaştırır. Süt, yumurta, inek, kahvaltı, beyaz, çay, pamuk, karvb.

■/   Kavramsal Gruplandırma

İyi organize edilmiş gruplar halindeki bilgiler kolay öğrenilir. Ünite ve konular iyi bir şekilde gruplanarak verilmelidir. Kavramsal gruplandırma birçok bilgi veya kavramın öğrenilmesi durumunda çok etkilidir. Bu durumda öğrenme malzemeleri birtakım grupla halinde bütünleştirilmelidir. Bütünleştirmede öğrenilecek malzeme basamaklar haline getirilmelidir. Kavramlar gruplara, gruplar alt gruplara ayrılabiliyorsa öğrenilmesi kolaylaşır.

Aşağıda kavramsal gruplandırmaya örnek verilmiştir. (Bacanlı, 2000)

 

Mineraller
\\
TaşlarMetaller
I1
\1\I   J

Değerl       Değersiz       Yaygm         Nadjr         Alaşım

  1. Çalışma ortamınızı düzenlerken ışık ve ısının uygun olmasına, bir masa ve sandalyede çalışmasına özen gösteriniz.

Lise öğrencilerine yönelik böyle bir önerinin temel dayanağı aşağıdakilerden hangisidir? (2001 KPSS-73)

  1. Öğrenme     kullanılan     bilişsel     yaklaşımların
    bireyden bireye değişebilmesi
  2. Öğrenme   hızının   öğrenciden   örenciye   göre
    değişebilmesi
  3. Öğrenme için öncelikle genel bir uyarılmışlık
    durumunun gerekli olması
  4. Ders çalışmanın planla çaba gerektiren bir uğraş
    olması
  5. E) Öğrencinin evde kendi kendine çalışabileceği
    bir yere ihtiyacın olması
  1. Küçük yaşlarda bir müzik aleti çalmaya başlayan bir kimseyle, ileri yaşlarda müzikle ilgilenen bir bireyin müzik aletini çalma becerisi uzun bir zaman aynı düzeyde olmaz.

Bu   durum aşağıdakilerden   hangisinin   etkisini açıklayıcı bir örnektir? (2002 KPSS-83)

  1. Sosya! çevre
  2. Yetenek
  3. Deneyim i Yaşantı
  4. Olgunlaşma
  5. E) Zaman
  6. Aşağıdakilerden hangisi, bir öğretmenin velilere çocukların çalışma koşullarıyla ilgili verebileceği önerilerden en doğru olanıdır? (2002 KPSS-99)
  7. Çocuklarınızın   çalışırken   istediği   biçimde   ve
    odada   olmasına   izin   veriniz,   bu   onların
    özgürlüğünü arttırır.
  8. Hareketsizlik onların fiziksel gelişimini olumsuz
    etkileyebilir,     çalışırken     sürekli     oturmaları
    engellenmelidir
  9. Okuldaki başarılarının artması için evde mutlaka
    sınıfa     benzer     bir     ortamda     çalışmaları
    sağlanmalıdır
  10. öğrencilerin   hepsinde aynı düzeyde   ilerleme
    olması       gerektiğinden,       evde       ödevlerin
    yetiştirilmesine yardım edilmelidir
  11. E) Genel uyarılmışhk düzeyinin düşmeme si için,
    çocukların ödevlerini masa başında yapmalarına
    dikkat edilmelidir
  12. Özel eğitim görmekte olan zihinsel engelli bir çocuğun öğretmeni, onun dersteki doğru davranışlarını bisküvi vererek ödüllendirmektedir. çocuğun annesi bisküviyi almak için daha çok çalışacağını düşünerek, onu okula kahvaltı etmeden götürmüştür.

Yukarıdaki durumda öğrenmeyi olumsuz etkileyen temel etken aşağıdakilerden hangisinde açıklanmaktadır? (2002 KPSS-108)

  1. Aç olması nedeniyle çocuğun dikkati bisküviye
    yönelmiştir
  2. Çocuk sürekli aynı ödülü almaktan sıkılmıştır
  3. Çocuk   annesinin   kendisini,   artık sevmediğini
    düşünmüştür
  4. Çocuğun   davranışını   etkileyen   diğer faktörler
    ihmal edilmiştir
  5. E) Öğrenme       etkinlikleri      çocuğun       gerçek-
    leştirebileceklerinin üstündedir

 

öğrenme Psikolojisl

32

56.

Bir üniversitesinin psikoloji bölümünde öğrenme psikolojisi alanında yapılan bir deneyde; köpeklere ve kedilere kutuya küçük toplan atmaları öğretilmeye çalışılmıştır. Köpekler topları ağızları ile kutuya atmayı kısa sürede öğrenmişlerdir. Ancak çok sayıda deneme yapılmasına rağmen kedilerin bu davranışı öğrenemedikleri görülmüştür; kediler topları ön ayakları tutmuş ve ön ayakları ile toplarla oynamışlardır.

Aşağıdakilerden hangisi köpeklerle kediler arasındaki Topu kutuya atmayı öğrenme açısından gözlenen bu farkı en doğru biçimde açıklamaktadır? (2003 KPSS-50)

  1. önceki öğrenilenlerin aktarımı
  2. Güdülenme
  3. Genel uyarılmışlık hali
  4. Türe özgü hazıroluş
  5. E) Olgunlaşma
  1. Aşağıdaktlerden hangisi ilköğretim birincisıtıtfa başlayan bir öğrencinin. Öğretim yılının ilk aylarında iyi bir başarı gösterip, ilerleyen aylarda başarısının düşmesinin nedenlerinden   değildir? (2003 KPSS-56)
  2. Öğrenme yaklaşımının ancak ilk aylarda verilen
    konular için yeterli olması
  3. öğrenme isteğinin ilk aylarda daha fazla olması
  4. Öğrenme yeteneğinin azalması
  5. Olgunlaşma   düzeyinin   ancak   ilk   aylardaki
    konula

Öğrenmeye yeterli olması

  1. E) Okul öncesi eğitimde almış olduğu bilgilerin ilk
    aylardaki öğrencisine katkı sağlamış olması

 

 

 

57.

Aşağıdakilerden hangisi, bir Öğrencinin sınıftaki diğer arkadaşlarına oranla matematik dersindeki konuları öğrenmede çok fazla güçlük yasamasının nedenlerinden değildir? (2003KPSS-51)

  1. Genel uyarılmıştık hali
  2. Derse ilişkin tulum
  3. Zeka düzeyi
  4. Geçmişteki öğrenmelerin aktarımı
  5. E) öğretme yöntemi
  1. “Bireyin, bir konuyu tam olarak öğrenebilmesi için o konunun gerektirdiği gelişim ve güdülenme düzeyine ulaşmış olması gerekir.” ifadesini aşağıdakilerden hangisi açıklar? (2004 KPSS-19)
  2. Eğitim düzeyi
  3. Genelleme düzeyi
  4. Zeka düzeyi
  5. Kahtım
  6. E) Hazırbulunuşluk

 

 

 

58.

Evde kızı Türkçe pop müzik şarkısı dinleyen bir baba, hiçbir zaman bu şarkıları dikkatle dinlememiştir, ancak bir gün durup dururken bir Türkçe pop müzik şarkısmın müziğini sözleriyle birlikte söyleyebildiğini fark etmiştir,

Aşağıdakilerden hangisi, babanın bir Türkçe pop şarkısını sözü ve müziği ile birlikte tekrarlayabilmesini doğru olarak açıklamaktadır? (2003 KPSS-55)

  1. A)   Bazı   Türkçe   pop   şarkılarının   radyoda   ve televizyonda birçok kanalda yayınlanması
  2. Bazı öğrenmelerin bilinçli bir çaba göstermeden
    gerçekleşmesi
  3. Türkçe   pop   müzik şarkılarının   çok   hareketli
    olması
  4. Yetişkinlikteki öğrenmenin çok hızlı bir biçimde
    gerçekleşmesi
  5. E) Türkçe   pop   şarkılarının   çok   popüler   kişiler
    tarafından söylenmesi
  1. Aşağıdaki örneklerin hangisinde,bir davranışın ayırt edici uyarıcı tarafından kontrol edilmesi söz konusudur? (2004 KPSS-31)
  2. Servet,   diğer   derslerde   uslu   bir   biçimde
    otururken   Müzik   dersinde   sınıfın   disiplinini
    bozan davranışlar sergilemektedir.
  3. Gözde’nin müzik yeteneği resim yeteneğinden
    daha fazladır.
  4. Suat,   ikisine de aynı ölçüde çalıştığı , halde,
    Ingilizce   sınavında   Matematik   sınavından
    daha başarılı olmuştur.
  5. Hatice, ders aralarında bahçeye çıkmak yerina
    sınıfta oturmayı tercih etmektedir
  6. E) Metin,   sabah   erken   saatlerde   çalıştığında
    okuduklarını daha kolay anlayabilmektedir.

 

Öğrenme Psikolojisİ

33

 

 

 

ÖĞRENME KURAMLARI

Tüm öğrenme durumlarını açıklayan tek bir kuram yoktur. Farklı öğrenme durumları için farklı kuramlar geliştirilmiştir. Belli başlı öğrenme kuramları aşağıdaki gibidir;

  1. DAVRANIŞÇI KURAMLAR: Öğrenmenin nasıl
    gerçekleştiğine odaklanırlar, sonuç odaklıdırlar.
  2. Klasik koşullanma   (Pavlovv)
  3. Bitişik kuramlar     (Vvatson.Guthrie)
  4. Bağ kuramı     (Thorndike)
  5. Edimsel koşullanma     (skinner)
  6. BİÜŞSEL AĞIRLIKLI – DAVRANIŞÇI KURAMLAR:

Süreç odaklıdıriar.

  1. işaret öğrenme   (Tolman)
  2. Sosyal öğrenme   (Bandura)
  3. BİLİŞSEL KURAMLAR: Öğrenmenin zihindeki
    oluşumuna odaklanırlar.
  4. Geştalt kuram   (VVertheimer, Köhler, Kofka)
  5. Bilgi-işlem kuramı
  6. İNSANCIL (HÜMANİSTİK) KURAMLAR:

Öğrenmenin nasıl daha iyi olabileceğine odaklanırlar.

  1. Ihtiyaçlar Hiyerarşisi   (Maslow)
  2. Benlik Kuramı (Rogers)
  3. (NÖROFİZYOLOJİK KURAM)
  4. Beyin temelli öğrenme modeli Burada yapılan smıflamalar farklı kaynaklarda farklı şekillerde yapılmaktadır. Ancak sıntflama o kadar önemli değildir. Hangi kuramın hangi ilkeyi savunduğunu kavramak yeterli olacaktır. Bir çok kaynak Davranışçılar ve bilişselciler olmak üzere ikiye ayırmaktadır.

DAVRANIŞÇI YAKLAŞIM

Deneysel, bilimsel bir yaklaşımdır. Etkisi 1960 lara kadar sürmüştür. Öğrenme uyarıcı-tepki ilişkisi içinde açıklanır. Insan davranışlarının gözlenebilir hale getirilmesi üzerinde çalışmışlardır. Kurucusu VVatson’dur. Öğrenmeyi gözlenebilen, ölçülebilen uyarıcı ve tepkilere indirgemiştir. Thomdike, Pavlov, VVatson Skinner önde gelen temsilcilerindendir.

Davranışçı yaklaşımın temel sayıltıları;

  1. İnsanların   öğrenmesi   ile canlıların   öğr4enmesi
    birbirine benzerdir.
  2. Hayvanlar     üzerindeki     araştırmalarla     insan
    davranışları açıklanabilir.
  1. İnsan doğduğunda zihni boş bir levha gibidir.
  2. Öğrenmeler   ölçülebilir   ve   gözlenebilir   olaylar
    üzerinde odaklanarak incelenebilir.
  3. Duygu, düşünce, güdü gibi özellikler gözlenip
    ölçülemediği için bilimsel olarak araştırılamaz
    ancak uyarıcılar ve tepkiler araştırılabilir.
  4. Öğrenme uyarıcı ve tepki arasındaki ilişki
    çerçevesinde incelenebilir.
  5. Klasik, operant ve gözlem yoluyla olmak üzere üç
    temel öğrenme süreci vardır.
  6. Öğrenme çevresel uyarıcılar tarafından
    şartlanmayı içermektedir. Dolayısıyla öğrenme
    organizmanın kontrol edilmesi anlamındadır.
  7. Gözlenen davranış değişikliği meydana geldiğinde
    öğrenme gerçekleşmiş olarak kabul edilir.
  8. Tüm öğrenmeler aynı basit kurallarla kısa ve öz bir
    şekilde ifade ediiir.
  9. İçsel yaşantıları reddeder. İnsan zihnini bir
    karakutuya benzetirler. Karakutuya değil,
    karakutuya girip çıkanları dikkate alırlar.
  10. Davranış bozukluklarını yanlış öğrenmelere
    bağlamışlardır.
  11. Davranış bozuklukları yeni öğrenmelerle
    düzeltilebilir. Bu amaçla karşıt koşullama,
    sistematik duyarsızlaştırma, yeniden koşullama,
    deneysel söndürme gibi teknikler geliştirmişlerdir.

Ilk anahtar sözcük davranıştır. İnsan davranışını tamamen reflexler, U-T ilişkisi ve pekiştiricinin etkisi ile açıklamaya çalışmıştır. Hisler ve diğer bilişsel süreçlere kuşkuyla bakılır. Iki temel öğesi vardır;

  • Uyarıcı: Organizmayı harekete geçiren iç ve dış
    uyarıcılar
  • Tepki: Uyarıcının organizmada meydana getirdiği
    fizyolojik ve psikolojik değişmeler
  • Davranışçı   yaklaşımın   üzerinde   durduğu   konu
    bireyin ne düşündüğü değil ne yaptığıdır.

 

34

Öğrenme Psikolojisl

 

 

 

  1. Matematik dersinde tahtada üç bilinmeyenli denklemi çözmediği için matematik öğretmeninden eleştiri alan bir öğrenci “Ben aslında üç bilinmeyenli denklem çözümünü çok iyi öğrenmiştim” der. Matematik öğretmeni de bunun üzerine “Ben üç bilinmeyenli denklem çözümünü öğrenip öğrenemediğini ancak tahtadaki denklemi çözüşüne bakarak anlayabilirim” karşılığını verir.

Yukarıdaki Örnekte matematik öğretmeninin öğrenciye verdiği yanıt aşağıdaki yargılardan hangisini doğrular niteliktedir? (2003 KPSS-49)

  1. öğrenme yaşantılar sonucu ortaya çıkar
  2. öğrenme varlığı ancak gözlenilen davranışlarla
    anlaşılabilen içsel bir süreçtir
  3. Hatırlanamayan bir şey öğrenilmemiş
    dernektir
  4. Öğrenilen bazı bilgiler unutulabilir
  5. E) Her davranış değişimi öğrenme sonucunda
    olmamaktadır

KLASİK KOŞULLANMA (TEPKİSEL ŞARTLANMA)

Klasik koşullanma; başlangıçta nötr olan uyarıcıya organizmanın tepki vermeyi öğrenmesidir. Klasik koşullanma yolu ile öğrenmeyi Pavlov açıklamıştır. Köpeklerin yiyecek vermeden salya salgılamaları dikkatini çekmiştir. Oysa bu durum yiyecek verildikten sonra oluşmalıdır. Köpekler Pavlov’un ayak seslerini duyunca salya salgılamaya başlamışlardır. Pavlov (1849-1936) bu durumu deneysel ortamda ayrıntılı oiarak incelemiştir.

Klasik koşullanmanın 3 temel kuralı vardır; 1-Koşulsuz uyarıcı doğal bir uyarıcı olmalıdır (et).

2-Koşulsuz uyarıcı ile koşulsuz tepki arasında doğal bir bağ olmalıdır.

3-Uyarıcı tepkiden hemen önce verilmelidir.

Tepki Yok

Nötr Uyarıcı

(Zil)

Koşulsuz Tepki (Salya)

Koşulsuz Uyarıcı (Yiyecek)

Koşulsuz Uyarıcı (Yiyecek)
Koşulsuz Tepki (Salya)

Koşullu Uyarıcı

(Zil)

Koşullu tepki (Salya)

Koşullu Uyarıcı

(Zil)

Koşulsuz uyaran

Doğal olarak organizmanın tepkide bulunacağı uyarandır. Yiyecek, içecek, acı, şok, limon suyu, iğnenin acısı vb.

Koşullu uyaran

Doğal ortamda organizmanın doğal uyaranlardan birine verdiği tepkiyi vermeyeceği uyarandır. Zil, ışık, iğne resmi, limon resmi vb.

Koşulsuz tepki

Organizmanın doğal ortamda koşulsuz uyaranı aldığında gösterdiği doğal tepkilerdir. Örnek: Etyenirse saly6a akar, iğne batırılırsa canı yanar

Koşullu tepki

Organizmanın koşullu uyarana gösterdiği tepkidir.

öğrenilmiş davranışa temel olan doğal uyarıcı bulunabiliyorsa o zaman davranışın klasik koşullanma yöntemiyle öğrenildiği söylenebilir. Klasik koşullanma bir “tepkisel şartlanmadır”. Yani yeni bir uyarıcının tepki oluşturma gücünü kazanmasıdır.

Örnek, kediye toptan korkmayı öğretebiliriz, ayıların tef çalındığında oynamaları da aynı şekilde bir öğrenmedir.

Matematik öğretmenini seven çocuk matematik dersini sever. Beyaz kediden korkan çocuk pamuktan da korkar. Genç kız arkadaşının hoşlandığı müzikten hoşlanır.

Klasik şartlanma ile insanlarda:

  • Korkular hızla şartlanabilir
  • Şartlanma için duygular kullanılabilir
  • Reflekslerden yararlanılabilir

Öğrenilmiş davranışa temel olan doğal uyarıcı bulunabiüyorsa o zaman davranışın klasik koşullanma yöntemiyle öğrenildiği söylenebilir. Klasik koşullanma bir “tepkisel şartlanmadır”. Yani yeni bir uyarıcının tepki oluşturma gücünü kazanmasıdır.

KLASİK KOŞULLANMANIN TEMEL KAVRAMLARI Bitişiklik

Bu koşullanma türünde koşullu ve koşulsuz uyarıcıların verilme zamanları birbirine yakın olması önemlidir. Koşullu ve koşutsuz uyarıcıların arka arkaya verümesi olayı bitişiklik olarak adlandınlmaktadır. 3-5 sn.

Pekiştirme

Koşullanmanın gerçekleşmesi için önemli bir başka ilke ise pekiştirmedir. Klasik koşullanma deneyinde pekiştirme, koşulsuz uyarıcının meydana getirdiği etkidir. Koşulsuz uyarıcı pekiştireç görevi görmektedir.

 

Öğrenme Psikolojisl

35

 

 

 

Pavlov koşulsuz tepkiyi salyayı meydana getiren koşulsuz uyarıcıya birincil pekiştireç, koşullu tepkiyi (salya) meydana getiren koşullu uyarıcıya da ikincil pekiştireçadını vermektedir.

Sönme

Koşullanmadan bir süre sonra pekiştireç verilmezse koşullu uyarana koşullu tepkinin verilmemesidir. Koşullu uyarıcının, koşullu tepkiyi oluşturmaması durumudur.

Pavlov’ un deneyinde; koşullu uyarıcı olan ses, koşullu tepki olan salya davranışına neden olmuyorsa sönme gerçekleşir. Sönmenin gerçekleşmesi için, koşulsuz uyarıcı (yiyecek) olmadan koşullu uyarıcının (ses) verilmesi gerekir.

Dereceli şartlandırma (Üst düzey şartlandırma): Herhangi bir şartlı uyarana karşı kazanılan şartlı tepki organizmaya yerleştikten sonra aynı sistem içinde yürütülen çalışmalarla başka bir şartlı uyarıcıya karşı da şartlanmanın oluşmasıdır.

 

a-     Zil     -j► Salya(Burada zıl, 1.Dereceşartlı
uyarcıdır)
b-lşık + Zil –-> Salya
c-   Işık     -+Salya(Burada ışık   II.Dereceşartlı
uyancıdır.)

Kendiliğinden geri geime

Koşullanmaya bir süre ara verilmesine karşın Koşullu uyarıcının (zil) verildiği durumlarda deneğin koşullu tepkiyi (Salya) gösterdiği gözlenmiştir. Bu durum Kendiliğinden geri gelme olarak adlandırılır.

Genelleme

Aynı türden olan ya da birbirine benzer uyarıcıya karşı daha önce kazanılan tepkinin verilmesidir.

Önemli koşullanma ilkelerinden birisi olan genelleme, Koşullu uyarıcının benzerlerine de koşullu tepkinin gösterilmesidir.

Bu deneyde verilen   ses koşullu uyarıcıdır. Orijinal sese benzer farklı seslerde verildiğinde deneğin salya salgılaması bir genellemedir. Ayırt etme

Genellemenin tersi ayırt etmedir. Koşullu uyarıcının benzerlerine koşullu tepkinin ortaya çıkmamasıdır.

Birbiriyle yakınlıkları olsa bile uyarımlar arasındaki farkı anlayabilmedir.

Örneğin deneğin farklı tonlardaki sesi ayırt ederek orijinal ses dışındaki seslerde koşullu tepkiyi (salya) göstermediği gözlenmiştir.

Öğrenilmiş Çaresizlik

Organizma ne kadar çaba harcarsa harcasın durumunu değiştiremeyeceğini öğrenmesidir Bu durumda pasif kalmakta ve pasifliğini tüm istenmeyen durumlara genellemektedir. Belirtileri; pasiflik, korku, depresyon ve sonucu kabullenmeye istekliliktir.

Gölgeleme

İki koşullu uyarıcının aynı anda verilmesi durumudur. Uyarıcılardan biri diğerine göre daha güçlü olduğu durumda koşullu tepki güçlü olan uyarıcıya verilir. Bu olaya gölgeleme denir.

Ses ve ışık birlikte verildiğinde Salya tepkisi sese verilirken ışığa verilmemiştir. Ses uyarıcısı ışık uyarıcısını gölgelemiştir.

Kaçınma Koşullanması

Bir kişiden, bir nesneden veya bir durumdan kaçınmayı öğrenme klasik ya da operant olabilmektedir. Kaçınma şartlanmasının ortaya çıkması için önce korku ve kaçma şartlanmasının olması gerekmektedir. Bunlardan korku şartlanması klasik, kaçma ise operant şartlanmaya girmektedir. Albert’in beyaz tavşandan korkması korku şartlanmasına ömektir. Nötr bir uyancıyla korku tepkisinin eşleştirilmesine korku koşullanması denir.

Örnek: (Selçuk, 2000) Bir köpek tabanı elektrik şoku vermeye elverişli bir kutuya konur. Kutunun önünde bir bölme olup, elektrik şoku verildiğinde köpek.-bu bölmeden atlayıp şoktan kurtulma olanağına sahiptir. Köpek ilk zamanlar şokun devamında havlamak, zıplamak, dolaşmak gibi çeşitli hareketler yaparak şoktan kaçmaya çalışmış fakat kaçamamıştır. Sonunda bölmeden atlamanın kendisini şoktan kurtardığını öğrenmiş ve şoktan kaçınmayı başarmıştır.

Kaçınma şartlanması insanlarda da benzer şekilde oluşmaktadır. Küçük çocukların sobaya „■ ilk dokunduklarında önce korkarak kaçma davranışı göstermeleri ve bir iki tecrübeden sonra sobadan kaçınmayı öğrenmeleri kaçınma şartlanmasıdır.

Klasik koşullanmanın eğitim açısından önemi

Duygusal tepkilerin hepsi doğaldır. Hangi tepkilerin hangi uyarıcıya karşı yapılacağı ve tepkilerde görülen zenginlik öğrenmenin   sonucudur.   Bazı   öğrencilerin

 

36

öğrenme Psikolojisl

 

 

 

okula, bazı öğrencilerin öğretmenlere ya da belli derse karşı kaygıları ve yersiz korkuları, okul içi ve okul dışı yaşantıları meydana gelen şartlandırmaların bir sonucudur. örnek: bir üniversite öğrencisinin sezonun ilk maçında hakemin başlangıç düdüğü ile birlikte binlerce kuşun sahaya dolmasını sağlamak amacıyla yaptığı işlemler şartlanmadır.

Klasik   koşulmamanın   eğitim   öğretim   ortamında kullanımı sınırlıdır. Buna karşın duyuşsal özelliklerin kazandırılmasında önemli roller üstlenebilir. Örneğin   öğrencilerde   kendilerine   olan   özgüvenin geliştirilmesi

  • Olumlu benlik kavramının geliştirilmesi,
  • Okula karşı olumlu tutum oluşturulması,
  • Sınav korkusunun, kaygısının azaltılması,

Matematik dersine karşı olumsuz tutum geliştirmiş bir öğrenciyi klasik koşullanma ile matematik dersini seven başarılı olan bir duruma getirmek mümkün olabilmektedir.

Küçük çocuklara yaramazlık yaptıkları zaman iğneciye,
polise vereceklerini söylemek çocukların
hemşirelerden               polislerden               korkmalarına

(koşullanmalarına) neden olmaktadır. Çocukların normal olarak yapması gereken etkinlikleri ceza aracı olarak kullanmamak gereklidir.

Klasik koşullanma ilkeleri eğitim alanından çok reklam sektöründe oldukça etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Bir banka reklamında güven verici bir kişi ile birlikte kredi kartı birleştirilmekte ve kredi kartlarına karşı bir süre sonra tek başına güven biri hizmet olarak algılanmasına neden olmaktadır.

Oysaki eğitim öğretim ortamında klasik koşullanma ilkeleri tesadüfen kullanılmaktadır. Planlı ve düzenli bir şekilde kullanıldığında oldukça verimii sonuçlar alınacaktır. Bu konuda öğretmenlere ve anne babalara büyük görevler düşmektedir.

Diğer önemli bir nokta ise öğrencileri öğrenilmiş çaresizlikten kurtarıp, kendilerine olan özgüven kazandırılabilir. Öğrencilere yapabilecekleri problemler verip kendilerine özgüven kazanmaları sağlanabilir.

Sonuç olarak öğrencilerimizi çok iyi tanımalı ve ihtiyaçları doğrultusunda klasik koşullanmadan yararlanmalıyız.

63.

Sahipsiz   bir   köpek   tarafından   ısırılan   bir çocuğun   önceleri   tüm   köpeklerden,   bir süre sonra da sadece sahipsiz köpeklerden korkması aşağıdakilerden hangisi ile açıklanabilir? (2001 KPSS-17)

  1. İşaret öğrenme
  2. Transfer
  3. Ayırt etme
  4. özümseme
  5. E) Genelleme

64.

Bir öğrencinin, okula zamanında gitme ve ödevlerinin zamanında yapma gibi davranışları alışkanlık haline getirilmesinde aşağıdakilerden hangisi en çok rol oynar? (2001 KPSS-18)

  1. Klasik (tepkiset) koşullanma
  2. Bilişsel öğrenme
  3. Edimsel (operant) koşullanma
  4. Sosyal öğrenme
  5. E) Psikomotor öğrenme
  6. Ailesiyle birlikte alışverişe çıkan bir çocuk, her seferinde kendisine bir şeyler alınmasını istemekte, istekleri yerine getirmeyince ağlamaktadır. Bu duruma çare bulamayan aile çocuğun öğretmeninden yardım istemektedir.

Öğretmenin Anne-babaya, aşağıdakilerden hangisîni önermesi en uygundur? (2001 KPSS-71)

  1. Çocuğa, istediği her oyuncağın alınmayacağını
    kesin bir dille söylenmesi
  2. Çocuğa,   oyuncak   yerine,   isterse   çikolata
    alınacağının söylenmesi
  3. Sorunun   o   an   çözülebilmesi   için     çocuğun
    istediği oyuncağın alınması
  4. Çocuğun azarlanarak vitrinden uzaklaştırılması
  5. E) Çocuğun bir daha alışverişe götürülmemesi

 

öğrenme Psikolojisl

37

 

 

 

66.

“Anne bebeğini dışarı çıkaracağı zaman onu çocuk arabasına bindirmektedir. Bir süre sonra, bebek çocuk arabasına her oturtulduğunda dışarı çıkacaklarmış gibi sevinç gösterilerinde bulunmaya başlar.” Örneğinde çocuk arabası klasik koşullanmadaki

  1. Koşulsuz uyarıcı
  2. Koşullu uyarıcı
  • Nötr uyarıcı

öğelerinden hangilerinin işlevini gerçekleştirir? (2002 KPSS-85)

  1. Aşağıdakilerden hangisi bir bebeğin açlıktan ağlarken annesinin elindeki biberonu görünce susmasını açıklayan öğrenme yaklaşımıdır? (2003 KPSS-58)
  2. Klasik koşullanma
  3. Edimsel koşullanma
  4. Gözlem yoluyla öğrenme
  5. Bilişsel öğrenme
  6. E) Model alarak öğrenme

 

 

 

  1. A) I ve II D) III ve I
  1. B) I ve III E) Yalnız
  1. C) III ve II

 

 

 

  1. Kuyruğuna bastığı bir kedi tarafından tırmalanıncaya kadar kedilerden korkmayan çocuk, bu olaydan sonra her kedi gördüğünde korkup kaçmaktadır

Aşağıdakilerden hangisi çocuğun kedilerden korkup kaçma davranışına örnektir? (2002 KPSS-87)

  1. Edimsel koşullanma
  2. Kavrayarak öğrenme
  3. Sosyal öğrenme
  4. Bilişsel öğrenme
  5. E) Klasik koşullanma
  1. Aşağıdakilerden   hangisi   klasik koşullanma öğrenilmiştir? (2003 KPSS-59)
  2. Sağlıklı beslenme alışkanlığı
  3. Güzel yemek yapma becerisi
  4. Karanlık korkusu
  5. Saldırgan davranışlarda bulunma alışkanltğı
  6. E) Düzenli ödev yapma alışkanlığı

ile

 

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ

[wp_ad_camp_2]

SAYFA NUMARALARINI KULLANIN