in

Kpss Ceza Hukuku – Ders Notları

KPSS SON TEKRAR, ÖNERİLER ve TAHMİNLERİM
KPSS SON TEKRAR, ÖNERİLER ve TAHMİNLERİM

Kpss  A Grubu Ceza Hukuku Konu Anlatımı

CEZA HUKUKU GENEL HÜKÜMLER

  • CEZA HUKUKUNUN İŞLEVİ

       Suç adı verilen haksız fiile uygulanacak olan yaptırımları belirleyen kurallar bütününe ceza hukuku adı verilmektedir. Ceza hukuku toplumsal yaşamda meydana gelen ihlallerde en son uygulanacak olan hukuk dalıdır. Toplumsal yaşamda ortaya çıkan her türlü hukuka aykırılık hallerinde ceza yaptırımı uygulanmaz.

Örneğin kabahat teşkil eden bir kısım eylemler hukuka aykırı olmasına rağmen bu tür hukuka aykırılık hallerinde ceza değil idari yaptırımlar uygulanmaktadır.

Ceza hukukunun temel olarak kefaret edici, önleyici ve bastırıcı fonksiyonu vardır. Ceza kanunlarında belirlenen suç adı verilen normlar ve cezalar kişilerin bu hükümleri ihlal etmeleri durumunda karşılaşacakları yaptırımı önceden bilmeleri ve suç işlemek fikrinden vazgeçmelerini sağlar. Bu etki önleyici ( caydırıcı ) etkidir. İkinci etki ise suç işleyerek kamu düzeni ve toplumsal yaşayışın kurallarını bozan kimselerin eylemlerinin karşılığı olarak kanunda yazılı olan cezalara çarptırılması sebebiyle ortaya çıkan bastırıcı, ödetici etkidir.

 

  • CEZA HUKUKUNUN KAYNAKLARI
  1. Anayasa: Ceza hukukunun il ve en önemli kaynağı ve ceza hukukuna ilişkin temel esasları içeren kaynağı Anayasa’dır. Anayasa da ceza hukukuna ilişkin çok sayıda hüküm vardır. Ancak en temel ve en önemli hüküm 38. Maddededir. Suç ve cezalara ilişkin esaslar başlığı altında:

– Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda aynı kural geçerlidir.

– Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.

– Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.

– Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.

– Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.

– Ceza sorumluluğu şahsidir.

– Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz.

– Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.

– İdare, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Silahlı Kuvvetlerin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.

Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

 

  1. Türk Ceza Kanunu: 1 Haziran 2005 te yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunudur. İlk 76 Madde genel hükümler ve sonraki maddeleri ise özel hükümler içermektedir. Türk Ceza Kanunun genel bir ceza kanunundur.

Ceza Kanunu ile Özel Ceza Yasaları Arasındaki İlişki

Genel yasası niteliğinde olan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun genel hükümleri ( İlk 75 madde ) özel ceza yasaları ve ceza içeren yasalardaki suçlar hakkında da uygulanacaktır. ( 5237 S.K. m. 5 )

Özel ceza yasaları ve ceza içeren yasalardaki suç ve cezalara ilişkin hükümler aynen uygulanmaya devam edilecek fakat TEŞEBBÜS, İŞTİRAK, TEKERRÜR, ERTELEME, ÇEVİRME, MÜSADERE vs. genel hükümler alanına giren konularda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu uygulanmak zorundadır.

  1. Uluslararası Sözleşmeler: Anayasanın 90/son cümle ( 2004 değişikliği ) uyarınca temel hak ve hürriyetlere ilişkin uluslar arası sözleşmeler kanunlardan öngelen, öncelikli bir uygulama alanına sahiptir. Bu sebeple ceza kanunu hükümleri yorumlanırken aynı konuda kanun ile temel hak ve hürriyetlere ilişkin uluslararası sözleşme hükümleri arasında çatışma çıktığı durumlarda uluslar arası sözleşme hükümleri uygulanmak zorundadır.

CEZA HUKUKUNA HÂKİM OLAN İLKELER

  • Hukuk Devleti İlkesi

Anayasamıza göre Yargı yetkisi bağımsız mahkemeler tarafından kullanılan bir yetkidir. Ceza hukuku bağlamında bakıldığında hukuk devletinin üç niteliği bulunmaktadır. İnsan haklarına saygı ve insan haklarının güvenceye bağlanması, adaletin sağlanması ve güvenliğin tesis edilmesidir.

  • Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi

Suç adı verilen insan davranışının ve bunun karşılığında uygulanacak yaptırımın ANCAK YASA İLE belirlenmesini öngören ilkedir. Yasallık ilkesi ilk kez 1876 Kanuni Esasi ile düzenlenmiştir.

Kanunilik ilkesinin beş adet sonucu vardır. Bunlar:

     a- Belirlilik: Bir eylemden dolayı her hangi bir kimsenin cezalandırılabilmesi için o eylemin açık ve seçik bir biçimde yasada suç olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Hangi eylemin suç olduğu açık bir biçimde yasada yazmalıdır. Nitekim T.C.K nın 2. Maddesine göre: Kanunun AÇIKÇA suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Yasa koyucu ceza kanunlarında belirsiz ve elastik kavramlar kullanmaktan kaçınmalıdır. Ceza yasaları açık ve net olmalıdır.

    b- Aleyhe Kanunun Geçmişe Yürütülmesi Yasağı: Kişinin suç sayılan eyleminden sonra yürürlüğe giren ve durumunu ağırlaştıran yasalar aleyhe yasadır.

            Eylemin işlenmesinden sonra yürürlüğe giren yasa failin durumunu önceki yasaya göre daha da ağırlaştırıyorsa yani failin aleyhine ise fail hakkında sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri uygulanamaz.

            T.C.K nın 7. Maddesine göre: “ İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.

            İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.”

Türk Ceza Kanunun ikinci maddesine göre ise, Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.

     c- Kıyas YASAĞI: Kıyas bir hukuk boşluğunun benzer kuralları yardımıyla doldurulmasıdır. Ceza hukuku açısından açıkça suç olarak düzenlenmeyen bir eylemin suç olarak düzenlenmiş başka bir eyleme benzetilerek cezalandırılması ya da failin ceza sorumluluğu ile ilgili kurallarda boşluk bulunması halinde benzer kurallardan yararlanılması kıyastır. Ancak T.C.K. m.2/3 uyarınca:

            “ Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında KIYAS YAPILAMAZ. Suç ve ceza içeren hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. ”

Bu sebeple suç ve ceza içeren hükümlerin uygulanmasında ve yorumlanmasında kıyas mutlak olarak yasaktır. Kıyas failin lehine yada aleyhine olsun yasaktır.

Ceza hukukunda kıyas ile birlikte KIYASA YOL AÇACAK BİÇİMDE GENİŞ YORUM YAPMAK da yasaktır. Ancak kıyasa yol açmayacak surette yorum yapmak mümkündür ve hatta gereklidir de. Kanunun somut olaya uygulanması için yorumlanması gerekmektedir. Bu sebeple yasak olan Kıyasa yol açacak biçimde GENİŞ YORUM dur.

     d- İdarenin Düzenleyici İşlemlerle Suç Oluşturması ve Hürriyet Bağlayıcı Ceza Vermesi YASAĞI: İdare tüzük, yönetmelik gibi işlemlerle suç oluşturamaz ve ceza veremez. Türk Ceza Kanunun 2. Maddesine göre: “ İdarenin düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza konulamaz ”.

     Kanun Hükmünde Kararnameler ile ( Olağan Dönem K.H.K ları ) temel haklar, kişi hak ve ödevleri ve siyasal hak ve ödevler konusunda düzenleme yapılamaz. Suç ve ceza koymak ise temel haklar ve kişi hak ve ödevleri bölümünde yer alan bir konudur. Bu sebeple OLAĞAN DÖNEM K.H.K ları İLE SUÇ ve CEZA KONULAMAZ.

     Anayasa’nın 38. Maddesine göre: “ Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ANCAK KANUN İLE KONULUR ”.

     e- Örf Adete Dayanılarak Suç Oluşturma ve Ceza Verme YASAĞI: Ceza hukukunda örf adete dayanılarak suç oluşturulamaz, ceza verilemez. Kişi neyin suç olduğunu kolayca öğrenebilmelidir. Oysa örf adet yazısız kurallar olduğu için bireylerin sağlıklı bir bilgi edinebilmesi güçtür. T.C.K nın 2. Maddesine göre: “ Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz .”

     Örf adet kuralları, yasa hükümlerinin somut olaya uygulanmasında rol oynar. Örneğin alenen hayasızca hareketler suçundaki ( TCK m. 225 ) teşhircilik kavramının anlamı veya hakaret suçunda ( TCK m. 125 vd. ) hakaret kavramının anlamları örf ve adetten yararlanılarak belirlenir.

3- Kusursuz Suç ve Ceza Olmaz İlkesi

Failin suç oluşturan bir eylemini gerçekleştirmesinde kusuru olmadıkça, ceza yaptırımına maruz kalamayacağını ifade eden ilkedir. Kusur; bir eylemin isnad kabiliyeti bulunan bir kimse tarafından bilerek ve isteyerek ya da en azından bilerek yapmasıdır. Bilmeden ya da istemeden yapılan bir hareketten dolayı kimse cezalandırılamaz. Bu ilkenin üç önemli sonucu vardır:

  • Kusursuz bir fiilden dolayı kimse cezalandırılamaz.
  • Ceza failin kusurunun derecesini aşamaz.
  • Ceza failin hak ettiğinden az olamaz.

 

 

 

  • Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği İlkesi

5237 Sayılı T.C.K nın 20. Maddesine göre. “ Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbirleri uygulanabilir.”

Bu hüküm uyarınca ceza sorumluluğunun kişisel olduğu ve hiç kimsenin bir başkasının işlemiş olduğu fiil nedeniyle sorumlu olamayacağı ortaya konulmuştur. Bu maddede tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirlerinin ilgili maddede belirtilmek kaydıyla uygulanabileceğine ilişkin hükme de yer verilmiştir.

Tüzel kişilere ceza verilemez. Ancak tüzel kişiler hakkında eşya müsaderesi, kazanç müsaderesi ve faaliyetin durdurulması ( Faaliyet izninin iptali SADECE TÜZEL KİŞİLERE HAS BİR GÜVENLİK TEDBİRİDİR ) güvenlik tedbirlerine müracaat edilebilir. Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanabilmesi için her suç tipinde AYRICA BU DURUMUN BELİRTİLMESİ GEREKMEKTEDİR.

  • Adalet ve Kanun Önünde Eşitlik İlkesi

Suç işleyen kişi hakkında işlenen eylemin ağırlığı ile orantılı olarak ceza ve güvenlik tedbirine hükmedilmesine adalet ilkesi adı verilir. T.C.K nın 3. Maddesinde: “ Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur ” denilerek adalet ilkesine yer verilmiştir.

Ceza yasasının uygulanmasında kişiler arasında din, dil, ırk ya da sair her hangi bir sebeple ayrım yapılmamasına ise eşitlik ilkesi adı verilmektedir. Bu durumda T.C.K.m. 3 hükmü ile düzenlenmiştir.

  • İnsan Haysiyetinin Korunması İlkesi (Ümanizm İlkesi)

Suç işlediği için ceza yaptırımına tabi tutulan kişinin yeniden topluma kazandırılmasını amaç edinen ilkedir. Bu ilke gereği kişi suç işlese de insan haysiyetini yaraşır bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmedilmelidir. Anayasamızın 17. Maddesinde: “ Hiç kimseye işkence ve eziyet yapılamaz, kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz… ” hükmü ile insan haysiyetinin korunması güvence altına alınmıştır. Bu amaçla ölüm cezası, kırbaç, genel müsadere, taşlama ve sair cezalar kabul edilmemiştir. İnsan suç işlemiş olsa dahi insanlık sıfatına yaraşır bir muameleye tabi tutulmalı ve insan gibi yargılanmalıdır.

  • Non Bis İn İdem İlkesi ( Tek fiile Tek Ceza İlkesi )

Failin işlemiş olduğu bir fiil nedeniyle tek bir ceza verilmesi, bir suça bir ceza şeklinde formüle edilen ilkedir. Bu ilke uyarınca yargılama yapılarak hüküm verilen bir konu hakkında yeniden yargılama yapılamaması gerekir. Bu ilkenin yurt dışında işlenen suçlarla ilgili istisnaları vardır. Uluslar arası suçlarda bu ilkeye geçerlilik tanınmamıştır. Örneğin uyuşturucu madde imal veya ticareti suçu.

Bir kimse yurt dışında yargılansa ve hüküm verilse dahi istisnaen Türkiye de tekrar yargılanmaktadır. Ancak kişi, ikinci kez yargılansa dahi, kişinin YURT DIŞINDA OLSA BİLE maruz kaldığı bütün ÖZGÜRLÜK KISITLAMALARI cezadan mahsup edilecektir.

 

CEZA KANUNUNUN UYGULANMASI

 

Ceza Kanunun uygulanmasını Yer, Zaman ve Kişi bakımından uygulama olarak üçe ana başlık altında inceleyebiliriz.

Suç Ne Zaman İşlenmiş Sayılır

       Suçun işlendiği zaman, o fiile uygulanacak kanunun hangisi olduğunu tespit açısından önem arz eder. Genelde hareketin yapılmasıyla sonuç da gerçekleşir (ani suçlar) ve böylece hareketin yapıldığı zaman suç işlendiği zaman olarak göz önüne alınır ve her hangi bir sorun ortaya çıkmaz. Ancak sonucun yani neticenin hareketin yapılmasından sonra meydana gelmesi halinde ( mesafe suçları ) suçun hareketin yapıldığı anda mı yoksa neticenin meydana geldiği anda mı işlendiği konusunda bir çelişki ortaya çıkar.

       Türk ceza hukuku uygulamasında suçun işlendiği an HAREKETİN YAPILDIĞI ZAMAN olarak kabul edilmektedir. Çünkü, kamu düzeni suç sayılan haraketin yapıldığı anda bozulmuştur. Suçun hareketin yapıldığı anda işlendiği kuralının, zincirleme suçlar ve kesintisiz suçlar bakımından istisnaları vardır. ( Bkz. Aşağıda. Ceza Muhakemesinde Yer Bakımından Yetki )

A- ZAMAN BAKIMINDAN UYGULAMA

            Kural: Kişi suç işlediğinde yürürlükte olan yasanın DERHAL uygulanmasıdır.

Kişinin hareketi gerçekleştirdiği anda yürürlükteki yasa hükümlerine göre eylem suç teşkil etmiyorsa kişiye ceza verilmez. Sonradan çıkan bir kanun kişinin eylemini suç yapsa daha bu durum kişinin aleyhine olduğu için kişi hakkında uygulanamaz. ( Aleyhe Kanunun geçmişe yürümesi yasağı )

            İstisna: Suç işledikten sonra yürürlüğe giren yasa hükümleri failin lehine ise yasa geçmişe yürür ve fail bu hükümlerden yararlanır.

 

LEHE OLAN YASA NASIL BELİRLENİR:

  • Bir eylemi suç olmaktan çıkaran yasa lehedir ( Örneğin yasa kullanma hırsızlığını suç olmaktan çıkarırsa bu failin lehinedir )
  • Suçun oluşmasına ek koşullar bağlayarak zorlaştıran yasa lehedir. ( Örn. Suçu özel kast ile işlenebilir hale getiren, ya da yargılama için bir makamdan izin alınması şartını getiren yasa lehedir. )
  • Resen kovuşturulan suçu Takibi Şikayete Bağlı Hale getiren yasa lehedir.
  • Zamanaşımı süresini kısaltan yasa lehedir.
  • Yaptırım olarak adli para cezası öngören yasa lehedir. ( İlk yasa hapis cezası sonradan yürürlüğe giren yasa sadece adli para cezası öngörüyorsa lehedir. )
  • Tür ve miktar olarak daha az ceza öngören yasa lehedi ( Süreli hapis cezası öngören yasa müebbet hapis cezasına göre lehedir. Yine müebbet hapis cezası öngören yasa ağırlaştırılmış müebbet cezası öngören yasaya göre lehedir. )
  • Her iki yasa da sabit ceza öngörüyorsa daha az ceza öngören yasa lehedir. Örneğin, ilk yasa 3 yıl hapis cezası öngörüyor sonraki yasa da 2 yıl öngörüyorsa sonradan yürürlüğe giren yasa lehedir.
  • Her iki yasada aralıklı ( hakime takdir yetkisi tanıyan ) bir ceza öngörmüş ise üç ihtimal vardır:
  • Üst sınırlar aynı fakat alt sınırlar farklı ise; alt sınırı daha az olan yasa lehedir. Örneğin İlk yasa 2 yıldan 5 yıla hapis cezası öngörmekte iken sonradan yürürlüğe giren yasa 1 yıldan 5 yıla hapis cezası öngörüyorsa ikinci yasa lehedir, çünkü alt sınırı daha azdır.
  • Alt sınırları aynı fakat üst sınırları farklı ise; üst sınırı daha az olan yasa lehedir.Örneğin ilk yasa 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası öngörmekte iken sonradan yürürlüğe giren yasa 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası öngörüyor ise sonradana yürürlüğe giren yasa üst sınır olarak daha az hapis cezası öngördüğü için lehedir.
  • Alt ve üst sınırlar farklı ise; önceki ve sonraki yasa bir bütün halinde olaya AYRI AYRI uygulanarak lehe olan yasa tespit edilmeye çalışılır. Bu şekilde lehe olan yasa tespit edilip o yasa olaya uygulanır. Bir yasanın sadece lehe olan hükümleri olaya uygulanamaz.

İnfaz Rejimine ve Güvenlik Tedbirlerine İlişkin Yasaların Zaman Bakımından Uygulanması

İnfaz rejimine ilişkin yasalar kural olarak, failin lehine ya da aleyhine olup olmadığına bakılmaksızın hemen uygulanır ( derhal uygulama ilkesi ). Örneğin mahkumlara günde 3 saat kitap okuma şartı getiren bir infaz yasası mahkumların aleyhine bile olsa derhal uygulanır. Ancak üç halde hükümlünün aleyhine hükümler içeren yasa uygulanmaz:

– Hapis Cezasının Ertelenmesi

– Koşullu Salıverme.

– Tekerrür.

Bu haller İnfaz Kanunu uyarınca hükümlünün kişi özgürlüğünü doğrudan etkileyen (cezanın infaz süresini veya şartlarını artıran/azaltan ) derhal uygulama ilkesinin istisnalarıdır. Bu durumlarda ancak failin lehine ise yasa hükümleri uygulanabilir. Aleyhine ise uygulanamaz. Aleyhe kanun geçmişe yürümez yasağı bu hallerde geçerlidir.

Güvenlik tedbirlerinde; TEKERRÜR HARİÇ ( tekerrür de cezanın infazını etkiler ) derhal uygulama ilkesi geçerlidir.

Geçici ve Süreli Kanunların Zaman Bakımından Uygulanması

            Geçici ceza yasaları, belli dönemlerde yürürlükte olan ceza yasalarıdır.

Süreli ceza yasaları ise yürürlükte kalacakları zaman açıkça düzenlenmiş olan yasalardır. OHAL yasaları süreli ceza yasalarıdır.

Geçici ve süreli yasalar bakımından ileriye yürüme ilkesi geçerlidir. Yani yasaların geçerli olduğu dönem içerisinde suç işleyen fail; yasanın yürürlükte olduğu süre geçtikten sonra da yine geçici ve süreli yasa hükümlerine göre yargılanacaktır.

Geçici ve süreli yasalar bakımından sadece ZAMANAŞIMI hükümlerinde LEHE KANUN geçmişe yürür. Zamanaşımı dışında geçici ve süreli ceza yasalarında lehe kanunun geçmişe yürümesi kabul edilmemiştir.

 

 

Yargılama Hukuku Yasalarının Zaman Bakımından Uygulanması

5237 Sayılı Türk Ceza Kanununa göre; Ceza Muhakemesi ve güvenlik tedbirlerine ilişkin kurallar failin lehine veya aleyhine olup olmadığına bakılmaksızın DERHAL UYGULANIR.

B- YER BAKIMINDAN UYGULAMA

            Suçun işlendiği yer ( nerede işlenmiş olduğu ) nasıl tespit edilir?

T.C.K nın 8. maddesine göre : “ Fiilin kısmen veya tamamen Türkiye’de işlenmesi veya neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi hâlinde suç, Türkiye’de işlenmiş sayılır”.

Ceza kanunun yer bakımından uygulanmasında 4 sistem vardır:

  • Mülkilik:

Failin veya mağdurun vatandaşlığına bakılmaksızın suç nerede işlenmiş ise o ülkenin ceza kanunlarının uygulanmasını ifade eder.

Türk Ceza Kanununun 9. Maddesine göre: “ Türkiye de işlediği suçtan dolayı yabancı ülkede hakkında hüküm verilmiş olan kimse Türkiye de yeniden yargılanır ”. Bu halde, Türkiye de yeniden yargılama yapılabilmesi için her hangi bir izin, talep veya şikayete ihtiyaç yoktur. Suç nerede işlenir ise Türkiye’de işlenmiş sayılır:

  • Türk kara ve hava sahalarında ve Türk Karasularında,
  • Açık denizde ve bunun üzerindeki hava sahasında,
  • Türk deniz ve hava araçlarında veya bu araçlarla,
  • Türk deniz veya hava savaş araçlarında veya bu araçlarla,
  • Türkiye kıta sahanlığı ya da Münhasır Ekonomik bölgesinde tesis edilmiş sabit platformlarda veya bunlara karış işlenmiş ise suç TÜRKİYE DE İŞLENMİŞ SAYILIR.

 

  • Şahsilik:

Şahsilik sistemi ikiye ayrılır. Bunlardan birisi failin vatandaşlığını esas alan faile göre şahsilik diğeri ise mağdurun vatandaşlığını esas alan mağdura göre şahsilik.

            Faile GÖRE ŞAHSİLİK: Failin işlemiş olduğu suçtan ötürü failin vatandaşı olduğu ülkenin ceza kanunları uyarınca cezalandırılmasıdır. Bu sistemde bir Türk Vatandaşı yurt dışında işlediği bir suçtan dolayı TÜRKİYE de yargılanması için:

  • İşlediği suçun en az 1 yıl hapis cezası gerektirmesi, ( tek başına veya seçimlik olarak Adli Para cezası gerektiren suç olmayacak ) Suç 1 yıldan aşağı hapis gerektiriyor ise yargılama için zarar görenin veya yabancı devletin şikayetçi olması gerekir.
  • Zarar gören ülkenin veya zarar gören mağdurun fail ( Türk Vatandaşı ) Türkiye ye girdikten sonra 6 Ay içinde şikayetçi olması,
  • Fail Türk Vatandaşının TÜRKİYE de BULUNMASI,
  • Bu fiilden dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması
  • Fail Türk Vatandaşının işlemiş olduğu suça ilişkin olarak yabancı ülke ceza kanununda hem hapis cezası hem de adli para cezası seçimlik olarak uygulanıyor ise mağdurun şikayeti olsa bile suç SORUŞTURULMAZ.

            Ancak yabancı ülkede Türkiye Namına Memuriyet Veya Görev Üstlenmiş Olup Da Bundan Dolayı Bir Suç İşleyen Kimse bu fiile ilişkin olarak yabancı ülkede hüküm verilmiş olsa bile TÜRKİYEDE YENİDEN YARGILANIR. (Yurt dışında hüküm verilmiş ve ceza almış ise çekmiş olduğu ceza TÜRKİYE de verilen cezadan düşülür )

Ayrıca TCK m. 13 te yer alan suçlar ( soykırım ve insanlığa karşı suçlar, devlete ve anayasal düzene ilişkin suçlar, fuhuş, çevrenin kasten kirletilmesi, işkence, uyuşturucu ticareti suçlar, parada sahtecilik, rüşvet, deniz, demiryolu veya havayolu ulaşım araçlarının kaçırılması ) bakımından TÜRK KANUNLARI UYGULANIR.

Soykırım ve insanlığa karşı suçlarda ve devlete ve anayasal düzene karşı suçlarda YABANCI ÜLKEDE HÜKÜM VERİLMİŞ OLSA BİLE Türkiye de YENİDEN YARGLIMA YAPILIR.

Mağdura GÖRE ŞAHSİLİK: Suçtan zarar gören mağdurun vatandaşı olduğu devletin ceza kanunlarının uygulandığı sistemdir.

            Türk Ceza Kanuna göre:

  • Türkiye nin zararına,
  • Türk Vatandaşı zararına,
  • Türk Kanunlarına göre kurulmuş ÖZEL HUKUK TÜZEL KİŞİSİ ne karış suç işlenmiş ise mağdura göre şahsilik sistemi uyarınca Türkiye de yargılama yapılabilecektir.

 

Mağdura göre şahsilik sistemi uyarınca yargılama yapılabilmesi için:

  • Suç en az 1 yıllık hapis cezasını içerecek,
  • Türkiye zararın işlenmiş ise ADALET BAKINININ TALEBİ,
  • Türk Vatandaşı ya da özel hukuk tüzel kişisi aleyhine işlenmiş ise bu kimselerin ŞİKAYETİ,
  • Yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması,
  • En önemlisi de FAİLİN ( YABANCI ÜLKE VATANDAŞININ ) TÜRKİYE DE BULUNMASI

            Türkiye zararına işlenmiş bir suçta yabancı ülkede yargılama yapılsa ve hüküm verilse bile Türkiye de ADALET BAKANININ talebi üzerine yeniden yargılanabilir. Yurt dışında almış olduğu ceza Türkiye de verilecek cezadan mahsup edilir.

Ancak suç Türk Vatandaşına karşı ya da Türk Özel Hukuk Tüzel Kişisine karşı işlenmiş ise bu halde yurt dışında yargılama yapılmış ve hüküm verilmiş ise ( 13. maddede yer alan suçlar dışında ) Türkiye de yeniden Yargılama YAPILAMAZ.

  • Koruma SİSTEMİ:

Failin vatandaş ya da yabancı olup olmadığına bakılmaksızın devlet varlığına yönelik bir suçun yurt dışında işlenmesi halinde bu suçun mağdur devletin kendisi tarafından cezalandırılmasına imkan tanıyan sistemdir.

Bu suçlar: İşkence, Soykırım, Fuhuş, Parada Sahtecilik, Mühür Sahteciliği, Devletin Egemenlik Alametlerine Karış işlenen suçlar, Devlete karşı işlenen suçlar, Anayasaya karşı işlenen suçlar, Casusluk, Rüşvet, vs.

Bu sistemde devletin kendisine karşı işlenen suçlarda kendisini koruması amaçlanmıştır.

Soykırım ve insanlığı karşı işlenen suçlar ve Devletin varlığına yönelik suçlarla ilgili olarak yabancı ülkede mahkumiyet ya da beraat kararı verilmiş olsa dahi, ADALET BAKANININ TALEBİ ÜZERİNE TÜRKİYE DE YENİDEN YARGILAMA YAPILABİLİR.

 

  • Evrensellik Sistemi:

Dünyanın neresinde olur ise olsun, hiçbir suçun cezasız kalmaması amacıyla kabul edilen sistemdir. Bu durumda mağdur da fail de yabancıdır. Ancak işlemiş olduğu suç çok vahim bir suç olduğu için hangi ülkede olursa olsun suç işleyen kişi yargılanabilir ve cezalandırılabilir.

GERİ VERME

Geri verme devletler arasında imzalanan ikili anlaşmalarla düzenlenmiştir. Geri verme ancak Türkiye nin egemenlik sahası dışında işlenen suçlar için söz konusu olabilir. Çünkü Türkiye nin egemenlik alanında işlenen suçlara mutlak surette TÜRK KANUNLARI UYGULANACAK ve fail Yabancı olsa da Hiçbir surette GERİ VERİLMEYECEKTİR.

Geri verme sadece yabancı failler için söz konusudur. Anayasaya göre VATANDAŞ ULUSALARARASI CEZA DİVANININ GEREKTİRDİĞİ YÜKÜMLÜLÜK DIŞINDA HER NE SEBEPLE OLURSA OLSUN GERİ VERİLMEZ.

Yabancı bir ülkede işlenen veya işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle hakkında ceza kovuşturması başlatılan veya mahkûmiyet kararı verilmiş olan bir yabancı, talep üzerine, kovuşturmanın yapılabilmesi veya hükmedilen cezanın infazı amacıyla geri verilebilir. Ancak, geri verme talebine esas teşkil eden fiil;

  1. a) Türk kanunlarına göre suç değilse,
  2. b) Düşünce suçu veya siyasî ya da askerî suç niteliğinde ise,
  3. c) Türkiye Devletinin güvenliğine karşı, Türkiye Devletinin veya bir Türk vatandaşının ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş bir tüzel kişinin zararına işlenmişse,
  4. d) Türkiye’nin yargılama yetkisine giren bir suç ise,
  5. e) Zamanaşımına veya affa uğramış ise, Geri verme talebi kabul edilmez.

Kişinin, talep eden devlete geri verilmesi hâlinde ırkı, dini, vatandaşlığı, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasî görüşleri nedeniyle kovuşturulacağına veya cezalandırılacağına ya da işkence ve kötü muameleye maruz kalacağına dair kuvvetli şüphe sebepleri varsa, talep kabul edilmez.

Kişinin bulunduğu yer ağır ceza mahkemesi, geri verme talebi hakkında bu madde ve Türkiye’nin taraf olduğu ilgili uluslararası sözleşme hükümlerine göre karar verir. Bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.

Mahkeme geri verme talebinin kabul edilebilir olduğuna karar verirse, bu kararın yerine getirilip getirilmemesi Bakanlar Kurulunun takdirine bağlıdır.

Geri verilmesi istenen kişi hakkında koruma tedbirlerine başvurulmasına, Türkiye’nin taraf olduğu ilgili uluslararası sözleşme hükümlerine göre karar verilebilir.

Geri verme talebinin kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi hâlinde, ayrıca Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre tutuklama kararı verilebilir veya diğer koruma tedbirlerine başvurulabilir.

Geri verme hâlinde, kişi ancak geri verme kararına dayanak teşkil eden suçlardan dolayı yargılanabilir veya mahkûm olduğu ceza infaz edilebilir. (Geri Vermede Özellik Kuralı)

Geri vermede, failin işlemiş olduğu suçun KASITLI bir suç olmasına gerek yoktur. Taksirli suçlar sebebiyle de geri verme talep edilebilir.

YABANCI KANUNUN GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMASI

Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye’de yargılama yapılırken, Türk kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz.

Ancak suçun;

  • Türkiye’nin güvenliğine karşı veya zararına olarak,

– Türk vatandaşına karşı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına olarak, işlenmesi durumunda, bu hüküm uygulanmaz.

C- KİŞİ BAKIMINDAN UYGULAMA

Suç işleyen kimsenin sıfatına bakılmaksızın kanun önünde eşitlik ilkesi uyarınca yargılanması ve cezalandırılması Ceza Hukukunun temel ilkelerindendir. Ancak bu kuralın istisnaları bulunmaktadır:

  • Cumhurbaşkanı: Vatana ihanet dışında cezai sorumluluğu yoktur. Görevi nedeniyle işlemiş olduğu suçlardan ötürü tam olarak sorumsuzudur. T.B.M.M nin 1/3 ünün teklifi ve ¾ ünün kararı ile Yüce DİVAN da ( Anayasa Mahkemesi ) Vatana ihanet ile yargılanabilir.

Cumhurbaşkanının hukuk davalarında davalı olmasında bir engel yoktur. Ancak mahkemelerde tanıklık yapmaya zorlanamaz. Kendisi isterse tanıklık yapar. Yoksa Zorla götürülemez.

  • Yasama Dokunulmazlığı: Milletvekillerine tanınan bu dokunulmazlık iki türdür. Bunlardan birisi kürsü dokunulmazlığı ikincisi ise yargılamaya karşı tanınan kişisel dokunulmazlık.

Mutlak Dokunulmazlık: Parlamenterlerin meclis çalışmalarındaki (mutlaka meclis binası içinde olması zorunlu değil) oyları, sözleri ve düşünce açıklamaları nedeniyle hiçbir surette sorumluluğu yoktur. Bu eylemler nedeniyle suç oluşsa dahi yargılama yapılamaz. Çünkü bu eylemler nedeniyle cezai sorumluluk yoktur. Kürsü dokunulmazlığı mutlaktır, kaldırılamaz ve bu dokunulmazlıktan feragat edilemez. Milletvekilliği sona ermiş olsa dahi bu eylemlerden dolayı yargılama yapılamaz.

Nispi Dokunulmazlık: Seçimden önce ya da sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekilinin MECLİS TARAFINDAN DOKUNULMAZLIĞI KALDIRILMADIKÇA tutulamaması, yakalanamaması, sorguya çekilememesi, tutuklanamaması ve yargılanamamasıdır. Bu dokunulmazlık mutlak değildir, geçicidir. Milletvekilliği süresi bittiğinde dokunulmazlık da kendiliğinden kalkar.

Dokunulmazlık süresi (milletvekilliği süresi) boyunca ZAMANAŞIMI DURUR.

Ancak Anayasanın 14. Maddesinde yazılı olan Devletin bütünlüğüne ve Anayasal düzene karşı işlenmiş olan suçlardan ve suçüstü halinde işlenen AĞIR CEZALIK SUÇLARDAN dolayı Seçimden ÖNCE SORUŞTURMAYA BAŞLANMIŞ olmak kaydı ile milletvekili yargılanabilir.

  • Yargı Bağışıklığı (Diplomatik Dokunulmazlık): Diplomatik dokunulmazlık sebebiyle sağlanan bağışıklıktır. Yabancı ülkede görev ile ilgili ya da görevi ile ilgili olmayan bir suç işleyen diplomat o ülkede yargılanamaz. Böyle bir suçtan dolayı sadece kendi ülkesinde yargılanabilir.

Bu dokunulmazlık büyükelçiler ve büyükelçi seviyesinde devleti temsil eden kimseler için söz konusudur. Konsoloslar diplomatik dokunulmazlıktan yararlanamazlar.

            Bir yabancı ülkeyi ziyaret eden devlet başkanları, dışişleri bakanları, B. M Temsilcileri, Adalet Divanı ve devleti temsil eden kimseler bu bağışıklıktan yararlanırlar. Bu bağışıklıktan yararlanan kimseler yabancı ülkede cinayet işleseler dahi o ülkede yargılanamazlar. Kendi ülkelerinde yargılanırlar.

  • NATO Askerleri: Türkiye de bulunan yabancı ülke askerleri de bazı suçlarda dokunulmazlığa sahiptir. Bu kimseler de bir takım suçları işlediklerinde kendi ülkeleri tarafından yargılanırlar.

 

SUÇ GENEL TEORİSİ

SUÇ:

Kanunun, karşılığında bir ceza yaptırımı öngördüğü fiillere suç adı verilir. Suçun belli başlı unsurları vardır. Bunlar, TİPİKLİK, MADDİ UNSURLAR ( Fail, mağdur, hareket, konu, netice, illiyet bağı ), Manevi UNSURLAR ( fail ile fiil arasındaki psikolojik bağ ), HUKUKA AYKIRILIK.

 

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ

[wp_ad_camp_5]

sonraki sayfadan devam ediniz