TANIKLIKTAN ÇEKİNME
Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilir:
- a) Şüpheli veya sanığın nişanlısı.
- b) Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi.
- c) Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu.
- d) Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları.
- e) Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı bulunanlar.
Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayanlar, kanunî temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak dinlenebilirler. Kanunî temsilci şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin çekinmeleri konusunda karar veremez.
Tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce tanıklıktan çekinebilecekleri bildirilir. Bu kimseler, dinlenirken de her zaman tanıklıktan çekinebilirler.
Tanıklıktan çekinme hakkı olan kimseler, çağrıldıklarında mahkemeye gitmek zorundadırlar. Mahkemeye gitmeden tanıklıktan çekinme hakkı kullanılamaz. Mahkeme tarafından çağrılan bir kimse, tanıklıktan çekinme hakkına dayanarak çağrıya uymaz ise, mahkemeye zorla getirilir.
MESLEK VE SÜREKLİ UĞRAŞILARI SEBEBİYLE TANIKLIKTAN ÇEKİNME
Meslekleri ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinebilecekler ile çekinme konu ve koşulları şunlardır:
- a) Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcılarının, bu sıfatları dolayısıyla veya yüklendikleri yargı görevi sebebiyle öğrendikleri bilgiler.
- b) Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensuplarının, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ve bunların yakınları hakkında öğrendikleri bilgiler.
- c) Malî işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterlerin bu sıfatları dolayısıyla hizmet verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri bilgiler.
Avukat ve yardımcılarıdışındaki meslek mensupları; şüpheli veya sanığın RIZA GÖSTERMESİ HALİNDE TANIKLIKTAN ÇEKİNEMEZLER.
Ancak avukat ve avukat yardımcıları yargı görevi ile ilgili konularda; şüpheli veya sanık RIZA GÖSTERSE DAHİ TANIKLIKTAN ÇEKİNEBİLİR.
DEVLET SIRRI NİTELİĞİNDEKİ BİLGİLERLE İLGİLİ TANIKLIK
Bir suç olgusuna ilişkin bilgiler, Devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz. Açıklanması, Devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek; anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek nitelikteki bilgiler, Devlet sırrı sayılır.
Tanıklık konusu bilgilerin Devlet sırrı niteliğini taşıması halinde; tanık, sadece mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından zâbıt kâtibi dahi olmaksızın dinlenir. Hâkim veya mahkeme başkanı, daha sonra, bu tanık açıklamalarından, sadece yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgileri tutanağa kaydettirir.
Devlet sırrı ile ilgili tanıklık, hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarla ilgili olarak uygulanır.
Cumhurbaşkanının tanıklığı söz konusu olduğunda sırrın niteliğini ve mahkemeye bildirilmesi hususunu kendisi takdir eder.
KENDİSİ VEYA YAKINLARI ALEYHİNE TANIKLIKTAN ÇEKİNME
Tanık, kendisini veya yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap vermekten çekinebileceği önceden bildirilir.
Tanıklıktan çekinme durumu söz konusu ise C. Savcısı ve Hâkim bunu ilgiliye bildirmek zorundadır.
YEMİN VERİLMEYEN TANIKLAR
Aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir:
- a) Dinlenme sırasında 15 ( on beş ) yaşını doldurmamış olanlar.
- b) Ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve önemini kavrayamayanlar.
- c) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar.
TANIKLIKTAN ÇEKİNEBİLECEK KİMSENİN ÇEKİNMEMESİ
Tanıklıktan çekinme hakkı olan bir kimse çekinmeyip tanıklık edeceğini söylerse bu halde tanığın yemin edip etmeyeceğine hakim karar verecektir. Tanık yemin teklif edilse dahi YEMİN ETMEKTEN ÇEKİNEBİLİR. Bu husus kendisine bildirilir.
Tanıklıktan çekinmeye ilişkin hükümleri BİLİRKİŞİ HAKKINDA DA UYGULANIR. Şüpheli veya sanık ile aralarında tanıklıktan çekinmeyi gerektirir bir durum söz konusu olan bir BİLİRKİŞİ bilirkişilik yapmaktan çekinebilir. Böyle bir durumda bilirkişi reddedilebilir.
G- BİLİRKİŞİ
Çözümü bir meslek ve sanatta uzmanlık gerektiren konularda hâkime ilgili meslek ve sanat hakkında teknik konularda yardımcı olan kimseye bilirkişi adı verilir.
Bilirkişiyi atamak hakim veya C. Savcısının TAKDİRİNDEDİR.
Ancak, Sahte para ve değerler üzerinde yapılacak incelemede, gözlem altına almada, beden muayanesi ve vücuttan örnek alma, moleküler genetik incelemeler, ölünün adli muayenesi ve otopsi, zehirlenme şüphesi işlemlerinde BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ZORUNLUDUR.
Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgi ile çözülmesi olanaklı konularda bilirkişi dinlenemez. (Eylemin hangi suç olduğu, kasıt ya da taksir olup olmadığı, nitelikli hallere girip girmediği gibi konularda.. )
Bilirkişiyi hakim atar. Ancak Cumhuriyet Savcısı da soruşturma aşamasında bilirkişi atayabilir.
Bilirkişiler, il adlî yargı adalet komisyonları tarafından her yıl düzenlenen bir listede yer alan gerçek veya tüzel kişiler arasından seçilirler.
Cumhuriyet savcıları ve hâkimler, yalnız bulundukları il bakımından yapılmış listelerden değil, diğer illerde oluşturulmuş listelerden de bilirkişi seçebilirler.
Atama kararında, gerekçesi de gösterilmek suretiyle, birinci fıkrada belirtilen listelere girmeyenler arasından da bilirkişi seçilebilir.
Kanunların belirli konularda görevlendirdiği resmî bilirkişiler öncelikle atanırlar. Ancak kamu görevlileri, bağlı bulundukları kurumla ilgili davalarda bilirkişi olarak atanamazlar.
Listelere kaydedilen bilirkişiler, il adlî yargı adalet komisyonu huzurunda:
“Görevimi adalete bağlı kalarak, bilim ve fenne uygun olarak, tarafsızlıkla yerine getireceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim.” sözlerini tekrarlayarak yemin ederler.
Bu bilirkişilere görevlendirildikleri her işte yeniden yemin verilmez.
Aşağıda belirtilen kişi veya kurumlar, bilirkişilik görevini kabul etmekle yükümlüdürler:
- a) Resmî bilirkişilikle görevlendirilmiş olanlar ve bilirkişi listelerindde yer almış bulunanlar.
- b) İncelemenin yapılması için bilinmesi gerekli fen ve sanatları meslek edinenler.
- c) İncelemenin yapılması için gerekli mesleği yapmaya resmen yetkili olanlar.
Bilirkişi raporunu 3 Ay içinde vermek zorundadır. Zorunlu hallerde süre bir kez uzatılabilir. (En fazla 6 Ay içinde raporunu vermek zorundadır)
Bilirkişi raporunda, hâkim tarafından yapılması gereken hukukî değerlendirmelerde bulunulamaz. ( Suçun oluşup oluşmadığını, failin cezalandırılıp cezalandırılamayacağını veya kast ya da taksirli olduğunu yazamaz. )
Bilirkişi reddedilebilir ve bilirkişi raporuna itiraz edilebilir.
Bilirkişiye, inceleme ve seyahat gideri ile çalışmasıyla orantılı bir ücret ödenir.
Mahkeme, her zaman bilirkişinin duruşmada dinlenmesine karar verebileceği gibi, ilgililerden birinin istemesi halinde de açıklamalarda bulunmak üzere duruşmaya çağırabilir.
Yaptıkları açıklamalardan sonra mahkeme başkanı veya hâkim, çekilmelerine izin vermedikçe, bilirkişiler duruşma salonunda kalırlar; ancak salona teker teker alınıp birbirinden ayrı olarak dinlenmeleri zorunlu değildir.
Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine bilimsel mütalaa hazırlayan uzmanın duruşmada dinlenmesi aynı usule tabidir.
Bilirkişi usulüne göre çağrıldığı halde gelmez veya gelip de yemin etmekten, oy ve görüş açıklamaktan çekinir ise, dava hakkında hüküm verilinceye kadar ve her halde 3 Ayı Geçmemek Üzere DİSİPLİN HAPSİ ile cezalandırılabilir.
Gözlem Altına Alınma, Muayene, Keşif ve Otopsi
Gözlem altına alınma
Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir. Bu işleme gözlem altına alma adı verilir.
Şüpheli veya sanığın müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi üzerine, baro tarafından bir müdafi görevlendirilir. (Zorunlu Müdafiilik)
Gözlem süresi üç haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa resmî sağlık kurumunun istemi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere ek süreler verilebilir; ancak sürelerin toplamı üç ayı geçemez.
Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir; itiraz, kararın yerine getirilmesini durdurur.
Şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması
Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re’sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir.
Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.
İç beden muayenesi yapılabilmesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınabilmesi için müdahalenin, kişinin sağlığına zarar verme tehlikesinin bulunmaması gerekir.
İç beden muayenesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınması, ancak tabip veya sağlık mesleği mensubu diğer bir kişi tarafından yapılabilir.
Cinsel organlar veya anüs bölgesinde yapılan muayene de iç beden muayenesi sayılır.
Üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, kişi üzerinde iç beden muayenesi yapılamaz; kişiden kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınamaz.
Beden muayenesi ve örnek almaya ilişkin hakim veya mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna başvurulabilir.
Özel kanunlardaki alkol muayenesine ve kan örneği alınmasına ilişkin konularda (Örneğin Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yapılacak alkol testleri bakımından) CMK hükümleri uygulanmaz.
Diğer Kişilerin Beden Muayenesi ve Vücutlarından Örnek Alınması
Bir suça ilişkin delil elde etmek amacıyla, mağdurun vücudu üzerinde dış veya iç beden muayenesi yapılabilmesine veya vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; sağlığını tehlikeye düşürmemek ve cerrahî bir müdahalede bulunmamak koşuluyla; Cumhuriyet savcısının istemiyle ya da re’sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir.
Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.
Mağdurun rızasının varlığı halinde, bu işlemlerin yapılabilmesi için birinci fıkra hükmüne göre karar alınmasına gerek yoktur.
Çocuğun soy bağının araştırılmasına gerek duyulması halinde; bu araştırmanın yapılabilmesi için birinci fıkra hükmüne göre karar alınması gerekir.
Tanıklıktan çekinme sebepleri ile muayeneden veya vücuttan örnek alınmasından kaçınılabilir. Çocuk ve akıl hastasının çekinmesi konusunda kanunî temsilcisi karar verir. Çocuk veya akıl hastasının, tanıklığın hukukî anlam ve sonuçlarını algılayabilecek durumda olması hâlinde, görüşü de alınır. Kanunî temsilci de şüpheli veya sanık ise bu konuda hâkim tarafından karar verilir. Ancak, bu hâlde elde edilen deliller davanın ileri aşamalarında şüpheli veya sanık olmayan kanunî temsilcinin izni olmadıkça kullanılamaz.
Diğer kişilerin beden muayenesi ve vücutlarından örnek alınmasına ilişkin hakim veya mahkeme kararlarına karşı İTİRAZ edilebilir.
Kadının muayenesi
Kadının muayenesi, istemi halinde ve olanaklar elverdiğinde bir kadın hekim tarafından yapılır.
Moleküler genetik incelemeler
Şüpheli veya mağdurdan elde edilen kan veya diğer örnekler üzerinde, soybağının veya elde edilen bulgunun şüpheli veya sanığa ya da mağdura ait olup olmadığının tespiti için zorunlu olması hâlinde moleküler genetik incelemeler yapılabilir. Alınan örnekler üzerinde bu amaçlar dışında tespitler yapılmasına yönelik incelemeler yasaktır.
Moleküler genetik incelemeler, bulunan ve kime ait olduğu belli olmayan beden parçaları üzerinde de yapılabilir.
Hâkimin kararı ve inceleme yapılması
Moleküler genetik incelemeler yapılmasına sadece hâkim karar verebilir. Kararda inceleme ile görevlendirilen bilirkişi de gösterilir.
Yapılacak incelemeler için resmen atanan veya bilirkişilikle yükümlü olan ya da soruşturma veya kovuşturmayı yürüten makama mensup olmayan veya bu makamın soruşturma veya kovuşturmayı yürüten dairesinden teşkilât yapısı itibarıyla ve objektif olarak ayrı bir birimine mensup olan görevliler, bilirkişi olarak görevlendirilebilirler. Bu kişiler, teknik ve teşkilât bakımından uygun tedbirlerle yasak moleküler genetik incelemelerin yapılmasını ve yetkisiz üçüncü kişilerin bilgi edinmesini önlemekle yükümlüdürler. İncelenecek bulgu, bilirkişiye ilgilinin adı ve soyadı, adresi, doğum tarihi bildirilmeksizin verilir.
Genetik inceleme sonuçlarının gizliliği
Moleküler ve biyolojik inceleme sonuçları, kişisel veri niteliğinde olup, başka bir amaçla kullanılamaz; dosya içeriğini öğrenme yetkisine sahip bulunan kişiler tarafından bir başkasına verilemez. Bu bilgiler, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz süresinin dolması, itirazın reddi veya hükmün kesinleşmesi hallerinde en geç on gün içinde Cumhuriyet savcısının huzurunda yok edilir ve bu husus dosyasında muhafaza edilmek üzere tutanağa geçirilir.
Fizik kimliğin tespiti
Üst sınırı iki yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı şüpheli veya sanığın, kimliğinin teşhisi için gerekli olması halinde, Cumhuriyet savcısı veya hâkim kararıyla, fotoğrafı, beden ölçüleri, parmak ve ayak izi, bedeninde yer almış olup teşhisini kolaylaştıracak diğer özellikleri ile sesi ve görüntüleri kayda alınarak, soruşturma ve kovuşturma işlemlerine ilişkin dosyaya konulur.
Kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilmesi hâllerinde söz konusu kayıtlar Cumhuriyet savcısının huzurunda derhâl yok edilir ve bu husus tutanağa geçirilir.
Keşif
Keşif, hâkim veya mahkeme veya naip hâkim ya da istinabe olunan hâkim veya mahkeme ile gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.
Keşif tutanağına, var olan durum ile olayın özel niteliğine göre varlığı umulup da elde edilemeyen delillerin yokluğu da yazılır.
Keşifte, tanık veya bilirkişinin dinlenmesinde bulunabilecekler
Keşif yapılması sırasında şüpheli, sanık, mağdur ve bunların müdafii ve vekili hazır bulunabilirler.
Tanık veya bilirkişinin duruşma sırasında hazır bulunamayacağı veya oturduğu yerin uzaklığı nedeniyle bulunmasının güç olduğu anlaşılırsa, bunların yerine müdafii veya vekilleri hazır bulunabilirler.
Mağdur, şüpheli veya sanığın huzuru, tanıklardan birinin gerçeğe uygun tanıklık etmesine engel olabilecekse, o işte şüpheli veya sanığın bulunmamasına karar verilebilir.
Bu işlerde hazır bulunmaya hakkı olanlar, işin geri bırakılmasına neden olmamak koşuluyla, işlerin yapılması gününden önce haberdar edilirler.
Şüpheli veya sanık tutuklu ise, hâkim veya mahkeme tarafından ancak zorunlu sayılan hâllerde keşifte hazır bulundurulmasına karar verilebilir.
Ölünün Kimliğini Belirleme ve Adlî Muayene
Engelleyici sebepler olmadıkça ölü muayenesinden veya otopsiden önce ölünün kimliği her suretle ve özellikle kendisini tanıyanlara gösterilerek belirlenir ve elde edilmiş bir şüpheli veya sanık varsa, teşhis edilmek üzere ölü ona da gösterilebilir.
Ölünün adlî muayenesinde tıbbî belirtiler, ölüm zamanı ve ölüm nedenini belirlemek için tüm bulgular saptanır. Bu muayene, Cumhuriyet savcısının huzurunda ve bir hekim görevlendirilerek yapılır.
Otopsi
Otopsi, Cumhuriyet savcısının huzurunda biri adlî tıp, diğeri patoloji uzmanı veya diğer dallardan birisinin mensubu veya biri pratisyen iki hekim tarafından yapılır. Müdafi veya vekil tarafından getirilen hekim de otopside hazır bulunabilir. Zorunluluk bulunduğunda otopsi işlemi bir hekim tarafından da yapılabilir; bu durum otopsi raporunda açıkça belirtilir. (Otopsi de bilirkişi (hekim) bulunmak zorundadır)
Otopsi, cesedin durumu olanak verdiği takdirde, mutlaka baş, göğüs ve karnın açılmasını gerektirir.
Ölümünden hemen önceki hastalığında öleni tedavi etmiş olan tabibe, otopsi yapma görevi verilemez. Ancak, bu tabibin otopsi sırasında hazır bulunması ve hastalığın seyri hakkında bilgi vermesi istenebilir.
Gömülmüş bulunan bir ceset, incelenmesi veya otopsi yapılması için mezardan çıkarılabilir. Bu husustaki karar, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilir. Mezardan çıkarma kararı, araştırmanın amacını tehlikeye düşürmeyecekse ve ulaşılması da zor değilse ölünün bir yakınına derhâl bildirilir.
Bu işlemler yapılırken, cesedin görüntüleri kayda alınır.
Yeni doğanın cesedinin adlî muayenesi veya otopsi
Yeni doğanın cesedi üzerinde adlî muayene veya otopside, doğum sırasında veya doğumdan sonra yaşam bulgularının varlığı ve olağan süresinde doğup doğmadığı ve biyolojik olarak yaşamını rahim dışında sürdürebilecek kadar olgunlaşmış olup olmadığı veya yaşama yeteneği bulunup bulunmadığı saptanır. (Zorunlu Bilirkişilik)
Zehirlenme şüphesi üzerine yapılacak işlem
Zehirlenme şüphesi olan hâllerde organlardan parça alınırken, görünen şekli ile organın tahribatı tanımlanır. Ölüde veya başka yerlerde bulunmuş şüpheli maddeler, görevlendirilen uzman tarafından incelenerek tahlil edilir.
Cumhuriyet savcısı veya mahkeme, bu incelemenin, hekimin katılmasıyla veya onun yönetiminde yapılmasına karar verebilir. (Zorunlu Bilirkişilik)
YER GÖSTERME ( CMK m. 85 )
Cumhuriyet savcısı, kendisine yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmuş olan şüpheliye (susma hakkını kullanmamış olan) yer gösterme işlemi yaptırabilir. 250 nci Maddenin birinci fıkrası kapsamına giren suçlar söz konusu olduğunda, adli kolluk amiri de yer gösterme işlemi yaptırmaya yetkilidir.
Soruşturmayı geciktirmemek kaydıyla, müdafi de yer gösterme işlemi sırasında hazır bulunabilir.
Yer gösterme işlemi, tutanağa bağlanır.
TEŞHİS (CMK da değil Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nda düzenlenmiştir.)
Polis, olaydaki failin, gözaltına alınan şüpheli ile aynı kişi olup olmadığının belirlenmesi bakımından zorunlu olması halinde, Cumhuriyet savcısının talimatıyla teşhis yaptırabilir.
Tanıklıktan çekinebilecek olanlar, teşhiste bulunmaya zorlanamaz. (PVSK Ek Madde 6)
KORUMA TEDBİRLERİ
Ceza Muhakemesinde, şüpheliye/sanığa ve/veya delile ulaşmak maksadıyla uygulanan, kanuna dayanan, kişi hak ve hürriyetlerine müdahale niteliği taşıyan ve zor içeren tedbirlere koruma tedbirleri adı verilir. Koruma tedbirleri, kanuna dayanmalı ve ölçülü olmalıdır.
1-YAKALAMA VE GÖZALTI
Yakalama emri kural olarak hâkim tarafından verilir. Ancak aşağıda sayılan hallerde vatandaşlar, kolluk ve Cumhuriyet Savcısı da yakalama karar verebilmekte ve yakalama yapabilmektedir.
Aşağıda belirtilen hâllerde, herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir:
- a) Kişiye suçu işlerken rastlanması.
- b) Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması.
Bu şekilde yapılan yakalama neticesinde kolluğa teslim edilen veya ikinci fıkra uyarınca görevlilerce yakalanan kişi ve olay hakkında Cumhuriyet savcısına hemen bilgi verilerek, emri doğrultusunda işlem yapılır.
Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde; Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağı bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler.
Gecikmesinde sakınca bulunan hal: Derhal işlem yapılmadığı takdirde suçun iz, eser, emare ve delillerinin kaybolması veya şüphelinin kaçması veya kimliğinin tespit edilememesi ihtimalinin ortaya çıkması ve gerektiğinde hakimden karar almak için vakit bulunmaması halidir. ( Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği m. 4 )
Soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı olmakla birlikte, çocuklara, beden veya akıl hastalığı, malûllük veya güçsüzlükleri nedeniyle kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hallerinde kişinin yakalanması şikâyete bağlı değildir.
Kolluk, yakalandığı sırada kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyecek tedbirleri aldıktan sonra, yakalanan kişiye kanunî haklarını derhal bildirir.
Yakalama emrine konu işlemin yerine getirilmesi nedeniyle yakalama emrinin çıkarılma amacının ortadan kalkması ( kişinin ölmesi vs. ) durumunda mahkeme, hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından yakalama emrinin derhâl iadesi istenir.
GÖZALTINA ALMA
Yakalanan kişi Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir.
Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren 24 saati geçemez.
Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre 12 saatten fazla olamaz. ( EN FAZLA 36 SAAT )
Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediğini SOMUT DELİLLERİN (2014 DEĞİŞİKLİĞİ) varlığına bağlıdır.
Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Bu halde toplu suçlarda gözaltı süresi toplamda EN FAZLA 4 GÜN OLMAKTADIR.
Toplu suç: Aralarında iştirak iradesi bulunmasa da 3 veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçtur.
Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir.
Gözaltı süresinin dolması veya sulh ceza hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi hakkında yakalamaya neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz.
Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç gözaltı süreleri sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir. Sorguda müdafii de hazır bulunur. ( ZORUNLU MÜDAFİİLİK )
2014 YILINDA DEĞİŞTİRİLEN CMK M. 94 HÜKMÜNE GÖRE:
HAKİM VEYA MAHKEME TARAFINDAN VERİLEN YAKALAMA EMRİ ÜZERİNE SORUŞTURMA VEYA KOVUŞTURMA EVRESİNDE YAKALANAN KİŞİ EN GEÇ 24 SAAT İÇİNDE YETKİLİ MAHKEME VEYA HAKİM ÖNÜNE ÇIKARILIR.
YAKALANAN KiŞİ, EN GEÇ 24 SAAT İÇİNDE YETKİLİ HAKİM VEYA MAHKEME ÖNÜNE ÇIKARILAMIYORSA, AYNI SÜRE İÇERİSİNDE YAKALANDIĞI YER ADLİYESİNDE, MEVCUT DEĞİL İSE EN YAKIN ADLİYEDE KURULU SESLİ VE GÖRÜNTÜLÜ İLETİŞİM SİSTEMİNİNKULLANILMASI SURETİYLE YETKİLİ HAKİM VEYA MAHKEMETARAFINDAN BU KİŞİNİN SORGUSU YAPILIR VEYA İFADESİ ALINIR.
YAKALAMA ve GÖZALTININ BİLDİRİLMESİ
Şüpheli veya sanık yakalandığında, gözaltına alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında, Cumhuriyet savcısının emriyle bir yakınına veya belirlediği bir kişiye gecikmeksizin haber verilir.
Yakalanan veya gözaltına alınan yabancı ise, yazılı olarak karşı çıkmaması halinde, durumu, vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.
YAKALAMA EMRİ VE NEDENLERİ
Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir.
Yakalanmış iken kolluk görevlisinin elinden kaçan şüpheli veya sanık ya da tutukevi veya ceza infaz kurumundan kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında Cumhuriyet savcıları ve kolluk kuvvetleri de yakalama emri düzenleyebilirler.
Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri re’sen veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir.
Yakalama emrinde, kişinin açık eşkâli, bilindiğinde kimliği ve yüklenen suç ile yakalandığında nereye gönderileceği gösterilir.
2- TUTUKLAMA
Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren SOMUT DELİLLERİN (2014 DEĞİŞİKLİĞİ) ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.
İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
- a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
- b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
- Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
- Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa bir tutuklama nedeni var kabul edilir.
SUÇUN TOPLUMDA İNFİAL OLUŞTURMASI BİR TUTUKLAMA NEDENİ DEĞİLDİR. (ESKİ KANUNDA BU HAL TUTUKLAMA NEDENİ SAYILIYORDU)
Yine kanunda sayılan bazı suçlar söz konusu olduğu hallerde de bir tutuklama nedeni var sayılmaktadır.
Bu suçlar:
Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir (KATALOG SUÇLAR)
26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
- Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (Madde 76, 77, 78),
- Kasten öldürme (Madde 81, 82, 83),
- Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),
- İşkence (Madde 94, 95)
- Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, Madde 102),
- Çocukların cinsel istismarı (Madde 103),
- Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
- Uyuşturucu veya uyarıcı Madde imal ve ticareti (Madde 188),
- Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, Madde 220),
- Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (Madde 302, 303, 304, 307, 308),
- Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (Madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
- b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (Madde 12) suçları.
- c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci Maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
- d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
- e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü Maddelerinde tanımlanan suçlar.
- f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu Maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
2014 DEĞİŞİKLİĞİNE GÖRE: ŞÜPHELİ VEYA SANIĞIN MÜKERRİR, İTİYADİ SUÇLU VEYA SUÇU MESLEK EDİNEN KİŞİ OLMASI DURUMUNDA DA TUTUKLAMA NEDENİ VAR SAYILABİLİR. (2014 DEĞİŞİKLİĞİ)
TUTUKLAMA HÂKİMİN TAKDİRİNDEDİR. BÜTÜN ŞARTLAR OLUŞSA DAHİ TUTUKLAMA TEDBİRİNİ BAŞVURMAYIP ŞÜPHELİYİ TUTUKSUZ YARGILANMAK ÜZERE SERBEST bırakabilir.
TUTUKLAMA YAPILAMAYACAK SUÇLAR (TUTUKLAMA YASAĞI)
Sadece adlî para cezasını gerektiren VE MÜKERRİRLER VE İTİYADİ SUÇLULAR HARİÇ (2014 DEĞİŞİKLİĞİ) hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.
TUTUKLAMA KARARI
Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re’sen mahkemece karar verilir.
Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
- a) Kuvvetli suç şüphesini,
- b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
- c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.
Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır. (Zorunlu Müdafilik)
Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.
Tutuklama için şüpheli veya sanığın sorguya çekilmezi ZORUNLUDUR. Hakim yüzünü dahi görmediği bir kimseyi TUTUKLAYAMAZ. Şüpheli veya sanığın Gıyabında tutuklama kararı verilemiz. SADECE KAÇAK HAKKINDA GIYABİ TUTUKLAMA KARARI VERİLEBİLİR.
Tutuklamaya İtiraz
TUTUKLAMA KARARINA İTİRAZ EDİLEBİLİR. İtiraz 7 gün içerisinde bir üst mahkemeye yapılır. ( Sulh Ceza için Asliye- Asliye Ceza için Ağır Ceza- Ağır Ceza için en yakın yer AĞIR CEZA )
TUTUKLULUKTA GEÇECEK SÜRE
– Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok 1 yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek 6 AY daha uzatılabilir. ( EN FAZLA 1,5 YIL OLUYOR )
– Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok 2 YIL dır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam 3 YILI geçemez. ( Toplamda en fazla 5 yıl)
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.
TUTUKLANANIN DURUMUNUN YAKINLARINA BİLDİRİLMESİ
– Tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karardan tutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye, hâkimin kararıyla gecikmeksizin haber verilir.
– Ayrıca, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek kaydıyla, tutuklunun tutuklamayı bir yakınına veya belirlediği bir kişiye bizzat bildirmesine de izin verilir.
– Şüpheli veya sanık yabancı olduğunda tutuklanma durumu, yazılı olarak karşı çıkmaması halinde, vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.
CUMHURİYET SAVCISININ TUTUKLAMA KARARININ GERİ ALINMASINI İSTEMESİ
Cumhuriyet savcısı, şüphelinin adlî kontrol altına alınarak serbest bırakılmasını sulh ceza hâkiminden isteyebilir. Hakkında tutuklama kararı verilmiş şüpheli ve müdafii de aynı istemde bulunabilirler.
Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re’sen serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır.
ŞÜPHELİ VEYA SANIĞIN SALIVERİLME İSTEMLERİ
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir. İtiraz üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz.
Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re’sen de verilebilir.
TUTUKLULUĞUN İNCELENMESİ
Soruşturma Evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç 30 GÜNLÜK süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından karar verilir.
Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir.
Kovuşturma Evresinde, Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında veya her 30 günde bir değerlendirerek karar verir.
3- ADLÎ KONTROL
Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. (Adli kontrol tedbirinin uygulanacağı suçlar bakımından bir hapis cezası sınırı yoktur.) Adli kontrol, tutuklamadan önce ve ona alternatif olarak uygulanabilecek bir koruma tedbiridir.
Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de (2 yıldan aşağı hapis gerektiren suçlar), adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
- a) Yurt dışına çıkamamak.
- b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
- c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
- d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek.
- e) Özellikle uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu Maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tâbi olmak ve bunları kabul etmek.
- f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.
- g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek.
- h) Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim tarafından miktarı ve ödeme süresi belirlenecek parayı suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere aynî veya kişisel güvenceye bağlamak.
- i) Aile yükümlülüklerini yerine getireceğine ve adlî kararlar gereğince ödemeye mahkûm edildiği nafakayı düzenli olarak ödeyeceğine dair güvence vermek.
- j) Konutunu terk etmemek.
- k) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek.
- l) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek.
Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d) bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.
Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Ancak, şüpheli uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu Maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatırılmış ise hastanede kaldığı süre MAHKUMİYETTEN İNDİRİLİR.
Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
ADLÎ KONTROL KARARI VE HÜKMEDECEK MERCİLER
Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir. Adli kontrole görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında hükmedilebilir. Adli kontrole ilişkin kararlara karşı itiraz edilebilir.
TEDBİRLERE UYMAMA
Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir.
Adli kontrol sürecinde şüpheli veya sanıktan mahkemeye belli bir güvence göstermesi istenebilir. Bu yolla kişinin usul işlemlerinde hükmün infazında veya halen veya sonradan kontrol altına alınabileceği diğer yükümlülüklerini yerine getirmek üzere hazır bulunması garanti altına alınmış olur.
Eğer kişi bu yükümlülükleri yerine getirmez ve hazır bulunmaz ise güvence devlet hazinesine gelir kaydedilir.
Şüpheli veya sanık tarafından gösterilecek güvence ( KEFALET- TEMİNAT ):
- a) Şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya altına alınabileceği diğer yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır bulunması.
- b) Aşağıda gösterilen sıraya göre ödemelerin yapılması:
- Katılanın yaptığı masraflar, suçun neden olduğu zararların giderilmesi ve eski hâle getirme; şüpheli veya sanık nafaka borçlarını ödememeleri nedeniyle kovuşturuluyorlarsa nafaka borçları.
- Kamusal giderler.
- Para cezaları hakkında da bir teminat niteliği taşır.
4-ARAMA VE ELKOYMA
Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda SOMUT DELİLLERE DAYALI KUVVETLİ ŞÜPHE (2014 DEĞİŞİKLİĞİ) varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.
Şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi veya suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla, diğer bir kişinin de üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir.
GECE YAPILACAK ARAMA
Konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama yapılamaz. Gece: güneşin batmasından 1 saat sonradan başlayıp güneşin doğumundan 1 saat öncesine kadar olan zaman dilimidir.
Suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile yakalanmış veya gözaltına alınmış olup da firar eden kişi veya tutuklu veya hükümlünün tekrar yakalanması amacıyla gece konutta, işyerinde veya diğer kapalı alanlarda arama yapılabilir.
ARAMA KARARI
Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler.
Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir.
KOLLUK AMİRİNİN EMRİ İLE KONUTTA, İŞYERİNDE VE KAMUYA AÇIK OLMAYAN ALANLARDA ARAMA YAPILAMAZ.
Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir.
Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.
Askerî mahallerde yapılacak arama, Cumhuriyet savcısının istem ve katılımıyla askerî makamlar tarafından yerine getirilir.
ARAMADA HAZIR BULUNABİLECEKLER
Aranacak yerlerin sahibi veya eşyanın zilyedi aramada hazır bulunabilir; kendisi bulunmazsa temsilcisi veya ayırt etme gücüne sahip hısımlarından biri veya kendisiyle birlikte oturmakta olan bir kişi veya komşusu hazır bulundurulur. Kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamaz.
BELGE VEYA KÂĞITLARI İNCELEME YETKİSİ
Hakkında arama işlemi uygulanan kimsenin belge veya kâğıtlarını inceleme yetkisi, Cumhuriyet savcısı ve hâkime aittir.
KOLLUK BELGE VE KÂĞITLARI İNCELEME YETKİSİNE SAHİP DEĞİLDİR.
İnceleme sonucu soruşturma veya kovuşturma konusu suça ilişkin olmadığı anlaşılan belge veya kâğıtlar ilgilisine geri verilir.
ELKONULAMAYACAK MEKTUPLAR, BELGELER
Şüpheli veya sanık ile tanıklıktan çekinebilecek kimseler arasındaki mektuplara ve belgelere; BU KİMSELERİN ELİNDE bulundukça el konulamaz. Bu mektuplar şüphelinin elinde ise bu elkonulabilir.
ELKOYMA KARARINI VERME YETKİSİ
Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir.
Hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, 24 saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren 48 saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar.
Askerî mahâllerde yapılacak elkoyma işlemi, … Cumhuriyet savcısının istem ve katılımıyla askerî makamlar tarafından yerine getirilir.
Elkoyma tedbiri uygulanabilecek değerler kanunda sayılmıştır. Bu sayma sınırlı saymadır. Yani bu sayılanlar dışındaki değerlere, eşyalara el konulamaz.
Bunlar, taşınmazlar, kara, deniz ve hava ulaşım araçları, banka ve diğer kredi kurumlarındaki hesaplar, kıymetli evrak, gerçek ve tüzel kişiler nezdindeki her türlü alacak, ortak olunan şirketteki ortaklık payı, kiralık kasa içindekilere, diğer malvarlığı gelirleri. ( BU SAYILANLAR HAKKINDA ANCAK AĞIR CEZA MAHKEMESİ OYBİRLİĞİ İLE EL KOYMA KARARI VEREBİLİR.)
Bu sayılan değerlere el konulabilmesi için ilgisine göre BDDK, SPK veya MASAK, KGMDSK tarafından söz konusu değerlerin suçtan elde edildiğine dair rapor alınması zorunludur.
AVUKAT BÜROLARINDA YAPILACAK ARAMA ( HAKİM KARARI )
Avukat büroları ancak MAHKEME KARARI ile ve KARARDA BELİRTİLEN OLAYLA İLGİLİ OLARAK CUMHURİYET SAVCISININ DENETİMİNDE ARAMA YAPILABİLİR. Aramada baro başkanı veya görevlendireceği bir avukat da hazır bulundurulur.
BİLGİSAYARLARDA, BİLGİSAYAR PROGRAMLARINDA VE KÜTÜKLERİNDE ARAMA, KOPYALAMA VE ELKOYMA ( HAKİM KARARI )
Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, SUÇ İŞLENDİĞİNE SOMUT DELİLLERE DAYANAN KUVVETLİ ŞÜPHE SEBEPLERİNİN VARLIĞI VE (2014 DEĞİŞİKLİĞİ) başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine hâkim tarafından karar verilir.
Bilgisayar, bilgisayar programları ve bilgisayar kütüklerine şifrenin çözülememesinden dolayı girilememesi veya gizlenmiş bilgilere ulaşılamaması halinde çözümün yapılabilmesi ve gerekli kopyaların alınabilmesi için, bu araç ve gereçlere elkonulabilir. Şifrenin çözümünün yapılması ve gerekli kopyaların alınması halinde, elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir.
Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoyma işlemi sırasında, sistemdeki bütün verilerin yedeklemesi yapılır.
Alınan bu yedekten bir kopya çıkarılarak şüpheliye veya vekiline verilir ve bu husus tutanağa geçirilerek imza altına alınır. (2014 DEĞİŞİKLİĞİ)
Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da, sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır.
5-ŞİRKET YÖNETİMİ İÇİN KAYYIM TAYİNİ (SADECE HÂKİM KARAR VERİR)
Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, HÂKİM veya MAHKEME, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir.
6-TELEKOMÜNİKASYON YOLUYLA YAPILAN İLETİŞİMİN DENETLENMESİ
Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin KUVVETLİ ŞÜPHE sebeplerinin varlığı ve BAŞKA SURETTE DELİL ELDE ETME İMKÂNININ BULUNMAMASI durumunda, AĞIR CEZA MAHKEMESİ OYBİRLİĞİ İLE (2014 değişikliği) VEYA GECİKMESİNDE SAKINCA BULUNAN HALLERDE C. SAVCISININ kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir.
TALEPTE BULUNULURKEN, HAKKINDA BU MADDE UYARINCA TEDBİR KARARI VERİLECEK KİŞİNİN KULLANDIĞI TELEFON HATTININ VEYA İLETİŞİM BAĞLANTISININ TESPİTİNE İMKAN VEREN KODU TAŞIYAN CİHAZIN SAHİBİNİ GÖSTERİR BELGE EKLENİR (2014 DEĞİŞİKLİĞİ).
Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç 24 saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır.
Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir.
Tedbir kararı en çok 2 AY için verilebilir; bu süre BİR AY daha uzatılabilir. (2014 DEĞİŞİKLİĞİ)
Ancak ÖRGÜTLÜ SUÇLARDA hâkim HER DEFASINDA 1 AYDAN FAZLA OLMAMAK ÜZERE VE TOPLAMDA ÜÇ AYI GEÇMEMEK ÜZERE sürenin uzatılmasına karar verebilir. Bu noktada, örgütlü suçlar bakımından 2 ay + 1 ay + 1ay +1 ay + 1 ay olmak üzere en fazla 6 Ay iletişimin denetlenmesine karar verilebilir. (2014 DEĞİŞİKLİĞİ)
BU TEDBİR SADECE KANUNDA SAYILAN KATALOG SUÇLAR İÇİN UYGULANABİLİR. BÜTÜN SUÇLAR İÇİN UYGULANAMAZ.
BU TEDBİR UYGULANIRKEN, şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ya da AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN OY BİRLİĞİ İLE ONAYLAMAMASI HALİNDE bunun uygulanmasına Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl son verilir. Bu durumda, yapılan tespit veya dinlemeye ilişkin kayıtlar Cumhuriyet savcısının denetimi altında EN GEÇ 10 GÜN içinde yok edilerek, durum bir tutanakla tespit edilir.
Tespit ve dinlemeye ilişkin kayıtların yok edilmesi halinde soruşturma evresinin bitiminden itibaren, en geç 15 gün içinde, Cumhuriyet Başsavcılığı, tedbirin nedeni, kapsamı, süresi ve sonucu hakkında ilgilisine yazılı olarak bilgi verir.
Şüpheli veya sanığa yüklenen suç dolayısıyla MÜDAFİİN bürosu, konutu ve yerleşim yerindeki telekomünikasyon araçları hakkında iletişimin denetlenmesi tedbirine başvurulamaz.
TESADÜFEN ELDE EDİLEN DELİLLER
Arama veya elkoyma koruma tedbirlerinin uygulanması sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ancak, diğer bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir.
Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, İLETİŞİMİN DENETLENMESİ TEDBİRİNİN UYGULANABİLECEĞİ KATALOG SUÇLARDAN birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir.
GİZLİ SORUŞTURMACI GÖREVLENDİRİLMESİ
Soruşturma konusu suçun işlendiği hususunda SOMUT DELİLLELERE DAYANAN KUVVETLİ ŞÜPHE (2014 Değişikliği) sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilememesi halinde, AĞIR CEZA MAHKEMESİ TARAFINDAN OYBİRLİĞİ İLE veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı kararı ile sadece KAMU GÖREVLİLERİ gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilir. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi koruma tedbirine sadece KANUNDA SAYILAN KATALOG SUÇLAR bakımından başvurulabilir.
Kamu görevlisi olmayan kimseler gizli soruşturmacı olarak görevlendirilemez.
Gizli soruşturmacının kimliği değiştirilebilir. Bu kimlikle hukukî işlemler yapılabilir. Kimliğin oluşturulması ve devam ettirilmesi için zorunlu olması durumunda gerekli belgeler hazırlanabilir, değiştirilebilir ve kullanılabilir.
Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karar ve diğer belgeler ilgili Cumhuriyet Başsavcılığında muhafaza edilir. Soruşturmacının kimliği, görevinin sona ermesinden sonra da gizli tutulur.
Gizli soruşturmacı, faaliyetlerini izlemekle görevlendirildiği örgüte ilişkin her türlü araştırmada bulunmak ve bu örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili delilleri toplamakla yükümlüdür.
Soruşturmacı, görevini yerine getirirken suç işleyemez ve görevlendirildiği örgütün işlemekte olduğu suçlardan sorumlu tutulamaz.
Soruşturmacı görevlendirilmesi suretiyle elde edilen kişisel bilgiler, görevlendirildiği ceza soruşturması ve kovuşturması dışında kullanılamaz.
Suçla bağlantılı olmayan kişisel bilgiler derhal yok edilir (2014 DEĞİŞİKLİĞİ)
TEKNİK ARAÇLARLA İZLEME
Kanunda sayılan KATALOG SUÇLARIN işlendiği hususunda SOMUT DELİLLERE DAYANAN (2014 Değişikliği) kuvvetli şüphe sebepleri bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi hâlinde, şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri (KONUT HARİÇ) teknik araçlarla izlenebilir, ses veya görüntü kaydı alınabilir.
Katalog suçlar dışında teknik araçlarla izleme koruma tedbirine başvurulamaz.
Teknik araçlarla izlemeye AĞIR CEZA MAHKEMESİ TARAFINDAN OYBİRLİĞİ İLE ya da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilir. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmidört saat içinde AĞIR CEZA MAHKEMESİ’nin ONAYINA onayına sunulur.
Teknik araçlarla izleme kararı en çok 3 haftalık süre için verilebilir. Bu süre gerektiğinde 1 HAFTA DAHA uzatılabilir. (En fazla 4 Hafta) (2014 Değişikliği)
Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, her defasında bir haftadan fazla olmamak, TOPLAM DÖRT HAFTAYI GEÇMEMEK ÜZERE DÖRT HAFTAYI GEÇMEMEK ÜZERE uzatılmasına karar verebilir. (3 hafta + 1 hafta + 1 hafta +1 hafta + 1 hafta + 1hafta olmak üzere örgütlü suçlarda toplam en fazla, 8 hafta teknik takip yapılabilir (2014 DEĞİŞİKLİĞİ)
Teknik araçlarla izlemeden elde edilen deliller, kanunda sayılan katalog suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturma dışında kullanılamaz; ceza kovuşturması bakımından gerekli olmadığı taktirde Cumhuriyet savcısının gözetiminde derhâl yok edilir.
Kişinin KONUTUNDA teknik araçlarla izleme koruma tedbiri uygulanamaz.
KORUMA TEDBİRLERİ NEDENİYLE TAZMİNAT
Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
- a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
- b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
- c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
- d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,
- e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
- f) Mahkûm olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,
- g) Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan,
- h) Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,
- i) Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,
- j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
- k) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat hükmü içerisinde bütün koruma tedbirleri sayılmamıştır. İletişimin denetlenmesi, gizli soruşturmacı ve teknik izleme koruma tedbirlerinin hukuka aykırı icra edilmesi durumunda CMK da yer alan koruma tedbirleri nedeniyle tazminata ilişkin hükümler uygulanamaz. Bu durumlarda idare hukukunun genel prensipleri uyarınca idareye karşı kusur sorumluluğu esasına dayanarak dava açılabilir.
TAZMİNAT İSTEMİNİN KOŞULLARI
Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 AY ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen 1 YIL içinde tazminat isteminde bulunulabilir.
İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır.
Devlet, ödediği tazminattan dolayı, koruma tedbiriyle ilgili olarak görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan kamu görevlilerine rücu eder.
TAZMİNAT İSTEYEMEYECEK KİŞİLER
Kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan kişilerden aşağıda belirtilenler tazminat isteyemezler:
…
- b) Tazminata hak kazanmadığı hâlde, sonradan yürürlüğe giren ve lehte düzenlemeler getiren kanun gereği, durumları tazminat istemeye uygun hâle dönüşenler.
- c) Genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülenler.
- d) Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenler.
- e) Adlî makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suç işlediğini veya suça katıldığını bildirerek gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olanlar.
CEZA MUHAKEMESİNİN EVRELERİ
Ceza muhakemesi iki evreye ayrılmaktadır. Bunlardan birincisi soruşturma evresi, ikincisi ise kovuşturma evresi.
1- SORUŞTURMA EVRESİ
Suç sayılan eylemin gerçekleşmesinden sonra bu durumun yetkili mercilere ihbar/şikayet yoluyla bildirilmesi ile hemen yargılama aşamasına geçilmez. Bu ihbar/şikayeti alan Cumhuriyet Savcılığı suç, suçlu ve suça ilişkin deliller hakkında soruşturma yaparak neticede bir soruşturma dosyası hazırlar.
Kural olarak bu soruşturma evresi gizli ve YAZILIDIR. Kovuşturma evresi ise kural olarak SÖZLÜ ve ALENİDİR.
Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden istenen adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk âmir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılır.
Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. (Re’sen Araştırma İlkesi)
Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir; yukarıdaki Maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir. Cumhuriyet savcısı, adlî görevi gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin yargı çevresi dışında bir işlem yapmak ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o yer Cumhuriyet savcısından söz konusu işlemi yapmasını ister.
Adlî kolluk görevlileri, elkoydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.
Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü olarak verir. Sözlü emir, en kısa sürede yazılı olarak da bildirilir.
Diğer kamu görevlileri de, yürütülmekte olan soruşturma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri, talep eden Cumhuriyet savcısına vakit geçirmeksizin temin etmekle yükümlüdür.
Vali ve kaymakamlar hakkında 2.12.1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri , en üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise, hâkimlerin görevlerinden dolayı tâbi oldukları yargılama usulü uygulanır.
Ağır cezayı gerektiren suçüstü hâllerinde, bu Kanunun hükümleri uygulanmak koşuluyla, vali ve kaymakamların kişisel suçlarından dolayı haklarında genel hükümlere göre soruşturma yapılması kaymakamların mensup oldukları il ve valilerin bulundukları ile en yakın il Cumhuriyet başsavcısına aittir.
Bu suçlarda kovuşturma yapmaya, soruşturmanın yapıldığı yerin görevli mahkemesi yetkilidir. 4483 Sayılı Memur Muhakemat Kanunu’na Göre Vali ve Kaymakamların Görev Nedeniyle İşledikleri Suçlardan Dolayı Yargılanmasında (m. 13); Kamu görevlilerin görevleri ile bağlantılı olarak işlemiş oldukları suçlar hakkındaki davaya bakmaya yetkili ve görevli mahkeme, genel hükümlere göre yetkili ve görevli mahkemedir.
Ancak Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri, müsteşarlar ve valiler için yetkili ve görevli mahkeme Yargıtayın ilgili ceza dairesi, kaymakamlar için ise il ağır ceza mahkemesidir.
Yetkisizlik kararı ile gelen bir soruşturmada Cumhuriyet savcısı, kendisinin de yetkisiz olduğu kanaatine varırsa yetkisizlik kararı verir ve yetkili savcılığın belirlenmesi için soruşturma dosyasını, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine gönderir. Mahkemece bu konuda verilen karar kesindir. (2011 Değişikliği)
Cumhuriyet Savcısı acele hallerde sonradan yazılı hale getirilmek kaydı ile sözlü emir verebilir. Kişi özgürlüğüne müdahale teşkil edecek bir eylemde bulunmak gerekirse (örn. Telefon dinleme, tutuklama, adli kontrol, yakalama vs. ) bu hallerde Cumhuriyet Savcısı SULH CEZA HÂKİMİNE BAŞVURUR.
Yukarıda bahse konu olduğu üzere Cumhuriyet Savcısının iş yoğunluğunun fazla olması ya da Cumhuriyet Savcısına erişilemiyor ise Sulh Ceza Mahkemesi hakimi de bütün soruşturma işlemlerini tek başına yapabilir.
Soruşturma sonucunda suç oluştuğu konusunda YETERLİ SÜPHEYE ulaşılmış ise Cumhuriyet Savcısı tarafından bir İDDİANAME HAZIRLANIR. Hazırlanan iddianame yetkili ve görevli mahkemeye sunulur.
Cumhuriyet Savcısı iddianamede kanunen zorunlu olan bütün bilgi, isim, adres, delil gibi unsurlara yer vermek zorundadır. Cumhuriyet Savcısı sadece failin aleyhine değil LEHİNE BİR DURUM VAR İSE ONU DA İDDİANAME DE BELİRTMEK ZORUNDADIR.
Cezayı kaldıran bir sebep olarak etkin pişmanlık veya kişisel cezasızlık halleri var ise SAVCI DAVA AÇMADAN KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA KARAR VEREBİLİR. Bu hallerde dava açmasına gerek yoktur.
Yine soruşturma konusu suç TAKİBİ ŞİKAYETE BAĞLI İSE VE ÜST SINIRI 1 YILDAN AŞAĞI BİR CEZA VEYA DAHA AZ CEZA GEREKTİRİYOR İSE C. Savcısı, 5 YIL SÜRE İLE KAMU DAVASININ AÇILMASINI ERTELEYEBİLİR.
EĞER FAİL; 5 YIL İÇİNDE KASITLI BİR SUÇ İŞLEMEZ İSE KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA KARAR VERİR.
Cumhuriyet Savcısı yeterli delile ulaşamamış ise, suçun fail tarafından işlendiği hususunda yeterli şüpheye ulaşamamış ise ve suçun oluşmadığına kanaat getirmiş ise KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA KARAR VERİR. Bu karara karşı, suçtan zarar görenler 15 GÜN içinde en yakın yer AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE İTİRAZ EDEBİLİRLER.Cumhuriyet Savcısının mahkemeye sunmuş olduğu iddianame mahkemece değerlendirilir. 15 gün içinde her hangi bir karar verilmeyen iddianame KABUL EDİLMİŞ SAYILIR.
Eğer mahkeme iddianamenin eksik olduğunu düşünüyorsa İDDİANAMEYİ CUMHURİYET SAVCILIĞINA İADE EDER. C. Savcısı bu karara karşı en yakın ağır ceza mahkemesi nezdinde itirazda bulunabilir. MAHKEME HUKUKİ NİTELENDİRME HATASI SEBEBİYLE İDDİANAMEYİ İADE EDEMEZ. Yani eylemin hangi suç olduğu konusunda C. Savcısı ile aynı kanaatte olmasa bile sırf bu nedenden dolayı iddianameyi iade edemez. (C. Savcısı eylemin hırsızlık olduğunu yazmış ve Mahkeme de eylemin dolandırıcılık olduğunu düşünüyorsa bu bir nitelendirme hatasıdır. Bu nedenden ötürü iddianame iade edilemez.)
İDDİANAMENİN KABULÜYLE BİRLİKTE KAMU DAVASI AÇILMIŞ OLUR VE KOVUŞTURMA AŞAMASI BAŞLAR. ŞÜPHELİNİN SIFATI ARTIK SANIKTIR.
2- KOVUŞTURMA EVRESİ
Kovuşturma evresinde duruşma yapılır. Duruşmada ilk yapılacak olan iş mahkemeye çağrılmış olan SANIK VE MÜDAFİİN HAZIR BULUNUP BULUNMADIĞIDIR. Kanunda yazılı haller dışında ( gaiplik, kaçaklık, yokluk ) halleri dışında SANIK HAZIR BULUNMADAN DURUŞMA YAPILAMAZ. Sanığın hazır bulunması bir YARGILAMA ŞARTIDIR.
SANIĞIN DURUŞMADA HAZIR BULUNMAMASI
Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz.
Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.
Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir. Sadece mahkumiyet kararları için sanığın sorgusunun yapılması zorunludur.
SANIĞIN MAHKEMEDEN UZAKLAŞMASI
Mahkemeye gelen sanığın duruşmanın devamı süresince hazır bulunması sağlanır ve savuşmasının önüne geçmek için mahkeme gereken tedbirleri alır.
Sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir.
SANIĞIN YOKLUĞUNDA DURUŞMA
Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.
SANIĞIN DURUŞMADAN BAĞIŞIK TUTULMASI (Duruşmadan Vareste Tutulma)
Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.
Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir.
İstinabede, sanığın sorgusu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve müdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazır bulunması zorunlu değildir.
Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulur.
İstinabe yoluyla sorgulamada, sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle sorgusunun yapılabilmesi olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak sorgu yapılır.
Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.
Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir.
SANIĞIN MÜDAFİ GÖNDEREBİLMESİ
Sanık hazır bulunmasa da müdafii bütün oturumlarda hazır bulunmak yetkisine sahiptir.
SANIK HAZIR BULUNMAKSIZIN YAPILAN DURUŞMADA ESKİ HÂLE GETİRME KOŞULU
Duruşma, sanık hazır bulunmaksızın yapılırsa, mahkemenin karar ve işlemlerinin kendisine tebliği tarihinden itibaren 1 Hafta içinde, sürenin geçmesinden doğan sonuçları gidermek için sanık, kanunî nedenlere dayanarak, mahkemenin o karar ve işlemleri hakkında eski hâle getirme isteminde bulunabilir.
Ancak, sanık kendi istemi üzerine duruşmadan bağışık tutulmuş veya müdafii aracılığıyla temsil edilmek yetkisini kullanmış olursa artık eski hâle getirme isteminde bulunamaz.
SANIĞIN ZORLA GETİRİLEBİLMESİ
Mahkeme, sanığın hazır bulunmasına ve zorla getirme kararı veya yakalama emriyle getirilmesine her zaman karar verebilir.
SORGU SIRASINDA SANIĞIN MAHKEME SALONUNDAN ÇIKARILABİLMESİ
Sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse, mahkeme, sorgu ve dinleme sırasında o sanığın mahkeme salonundan çıkarılmasına karar verebilir.
Sanık tekrar getirildiğinde, tutanaklar okunur ve gerektiğinde içeriği anlatılır.
DURUŞMANIN DÜZENİ ve DURUŞMA SIRASINDA İŞLENEN SUÇ HAKKINDA İŞLEM
Duruşmanın düzeni, mahkeme başkanı veya hâkim tarafından sağlanır. Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın düzenini bozan kişinin, savunma hakkının kullanılmasını engellememek koşuluyla salondan çıkarılmasını emreder.
Kişi dışarı çıkarılması sırasında direnç gösterir veya karışıklıklara neden olursa yakalanır ve hâkim veya mahkeme tarafından, avukatlar hariç, verilecek bir kararla derhâl dört güne kadar disiplin hapsine konulabilir. Ancak çocuklar hakkında disiplin hapsi uygulanmaz.
Davranışları nedeniyle, hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşıldığında sanık, duruşma salonundan çıkarılır. Mahkeme, sanığın duruşmada hazır bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması bakımından zorunlu görmezse, oturumu yokluğunda sürdürür ve bitirir. Ancak, sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister. Oturuma yeniden alınmasına karar verilen sanığa, yokluğunda yapılan işlemler açıklanır.
Bir kimse, duruşma sırasında bir suç işlerse, mahkeme olayı tespit eder ve bu hususta düzenleyeceği tutanağı yetkili makama gönderir; gerek görürse failin tutuklanmasına da karar verebilir.
DELİLLERİN ORTAYA KONULMASI VE REDDİ
Sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına başlanır. Ancak, sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel olmaz. Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir.
Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde reddolunur:
– Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse.
– Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa.
– İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa.
Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir.
DELİL VE OLAYIN GEÇ BİLDİRİLMESİ
Delilin ortaya konulması istemi, bunun veya ispat edilmek istenen olayın geç bildirilmiş olması nedeniyle reddedilemez.
DELİLLERİ TAKDİR YETKİSİ
Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle ( VİCDANİ DELİL SİSTEMİ ) serbestçe takdir edilir.
Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille (SERBEST DELİL İLKESİ ) ispat edilebilir.
CMK m. 222’de yer alan, “Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir.” Hükmü, delil serbestisi ilkesinin tek istisnasıdır.
CEZA MAHKEMELERİNİN EK YETKİSİ
Yüklenen suçun ispatı, ceza mahkemelerinden başka bir mahkemenin görev alanına giren bir sorunun çözümüne bağlı ise; ceza mahkemesi bu sorunla ilgili olarak da bu Kanun hükümlerine göre karar verebilir. Ancak, bu sorunla ilgili olarak görevli mahkemede dava açılması veya açılmış davanın sonuçlanması ile ilgili olarak bekletici sorun kararı verebilir.
Kovuşturma evresinde mağdur veya sanığın YAŞININ ceza hükümleri bakımından tespitiyle ilgili bir sorunla karşılaşılması halinde; mahkeme, ilgili kanunda belirlenen usule göre bu sorunu çözerek hükmünü verir. (Ceza yargılamasında yaşa ilişkin problemi CEZA MAHKEMESİ KENDİSİ ÇÖZER)
DOĞRUDAN SORU YÖNELTME
– Hakim/ler
– Cumhuriyet savcısı,
– Müdafi,
– Vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir. Dikkat edilirse doğrudan soru sorma SADECE yargılama işleminde yer alan HUKUKÇULAR için öngörülmüş bir yöntemdir.
TERCÜMAN BULUNDURULACAK HÂLLER
Sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir.
Engelli olan sanığa veya mağdura, duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar, anlayabilecekleri biçimde anlatılır.
Tercüman bulundurulmasına ilişkin bu hükümler, soruşturma evresinde dinlenen şüpheli, mağdur veya tanıklar hakkında da uygulanır. Bu evrede tercüman, hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından atanır.
DURUŞMA
Kural olarak duruşmalar alenidir. ( AÇIKLIK İLKESİ ). Ancak aşağıdaki hallerde duruşmaların BİR KISMI VEYA TAMAMI gizli olarak yapılabilir:
– Genel ahlaka aykırı durumlar,
– Kamu güvenliğinin KESİN OLARAK GEREKLİ KILDIĞI DURUMLARDA.
Duruşmada hüküm katılacak HAKİM, C. SAVCISI, ZABIT KATİBİ, zorunlu müdafiliğin kabul edildiği hallerde MÜDAFİİ BULUNMAK ZORUNDADIR. ( Sulh Ceza Mahkemelerinde duruşmada C. Savcısı bulunmaz. Asliye Ceza ve Ağır Ceza Mahkemelerinde C. Savcısı bulunur. )
Duruşmanın kapalı yapılması konusundaki gerekçeli karar ile hüküm açık duruşmada açıklanır.
Açıklığın kaldırılması istemine ilişkin olarak yapılacak duruşma, istem üzerine veya mahkemece uygun görülürse kapalı yapılır.
DURUŞMANIN KAPALI YAPILMA ZORUNLULUĞU: Sanık, 18 YAŞINI doldurmamış ise duruşma kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır.
ŞÜPHELİNİN VEYA SANIĞIN MÜDAFİ SEÇİMİ
Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla müdafiin yardımından yararlanabilir; kanunî temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa müdafi seçebilir.
Soruşturma evresinde, ifade almada (SADECE İFADE ALMADA) en çok üç avukat hazır bulunabilir.
Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.
Müdafiin Görevlendirilmesi
Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi hâlinde bir müdafi görevlendirilir.
ZORUNLU MÜDAFİİİLİK HALLERİ (Devlet tarafından Avukat ATANAN DURUMLAR ):
Aşağıda sayılan hallerde SANIK- ŞÜPHELİ istemi aranmaksızın devlet tarafından atanan bir avukat yardımından faydalandırılır.
– Sağır, dilsiz ve kendini anlatamayacak derecede malul olanlar,
– 18 yaşından küçük sanıklar,
– İşlemiş olduğu suçun alt sınırı 5 yıldan fazla olanlar.
– Bu hallerde devlet tarafından atanan bir avukat şüpheli- sanığa hukuki yardımda bulunur. Müdafiin ücreti devlet tarafından karşılanır. Bu sayılanların yanında TUTUKLAMA ve SORGU SIRASINDA ve Gözlem Altına Alma (CMK m. 74) Kararı Verileceği Zaman da avukat bulunması zorunludur.
MÜDAFİ GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEDİĞİNDE YAPILACAK İŞLEM
Gerek şüphelinin istemi üzerine ve gerekse zorunlu müdafilik hallerinde görevlendirilen müdafi, duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırsa, hâkim veya mahkeme derhâl başka bir müdafi görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar. Bu durumda mahkeme oturuma ara verebileceği gibi oturumun ertelenmesine de karar verebilir. Eğer yeni müdafi savunmasını hazırlamak için yeterli zaman olmadığını açıklarsa oturum ertelenir.
ŞÜPHELİ VEYA SANIĞIN BİRDEN FAZLA OLMASI HÂLİNDE SAVUNMA
Yararları birbirine uygun olan birden fazla şüpheli veya sanığın savunması aynı müdafie verilebilir.
MÜDAFİİN DOSYAYI İNCELEME YETKİSİ (2014 Değişikliği)
Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir örneğini harçsız olarak alabilir. Bu maddenin içerdiği haklardan suçtan zarar görenin vekili de yararlanır.
Müdafi ile Görüşme
Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz.
Kanunî temsilci veya eşin duruşmada hazır bulunması
Sanığın kanunî temsilcisine duruşma gün ve saati bildirilir ve duruşmaya kabul edilerek istemi üzerine dinlenebilir.
Sanığın eşi hakkında da tebligat yapılmaksızın birinci fıkra hükmü uygulanır.
Müdafiin görevlendirilmesinde usul
Gerek şüphelinin istemi halinde ve gerekse zorunlu müdafiilik hallerinde müdafii;
- a) Soruşturma evresinde, ifadeyi alan merciin veya sorguyu yapan hâkimin istemi üzerine,
- b) Kovuşturma evresinde, mahkemenin istemi üzerine, Baro tarafından görevlendirilir.
Yukarıda belirtilen hâllerde müdafi soruşturmanın veya kovuşturmanın yapıldığı yer barosunca görevlendirilir.
Şüpheli veya sanığın kendisinin sonradan müdafi seçmesi halinde, baro tarafından görevlendirilen avukatın görevi sona erer.
SANIĞA YÜKLENEN SUÇUN İSPAT EDİLMESİ
Yüklenen suç hukuka uygun olarak ele geçirilmiş olan deliller ile ispat edilebilir. Hukuka aykırı olarak ele geçirilmiş olan delillere dayanılarak hüküm verilemez. Hukuka aykırı deliller: Hukuka uygun surette elde edilmemiş HER TÜRLÜ DELİL YASAK DELİLDİR.
İFADE ALMA VE SORGUDA YASAK USULLER
İfade alma: Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini,
Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.
Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez. Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa dahi delil olarak değerlendirilemez. ŞÜPHELİ VEYA SANIĞIN aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir. Bu halde KOLLUK İFADE ALAMAZ.
Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
KARAR VE HÜKÜMLERDE GEREKLİ OY SAYISI
– Mahkemece karar ve hükümler oybirliği veya oyçokluğuyla verilir.
– Karşı oya tutanakta yer verilir; gerekçesi de tutanakta gösterilir.
– Hükmün başına TÜRK MİLLETİ adına ibaresi yazılır. ( CMK m. 232 )
HÜKMÜN KONUSU VE SUÇU DEĞERLENDİRMEDE MAHKEMENİN YETKİSİ
Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.
Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.
CEZA YARGILAMASINDA KARAR TÜRLERİ
1– BERAAT KARARI AŞAĞIDAKİ HALLERDE VERİLİR:
- a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
- b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
- c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
- d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,
- e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması, Hallerinde verilir.
2– KUSURUN BULUNMAMASI NEDENİYLE CEZA VERİLMEYE YER OLMADIĞI KARARI
- a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
- b) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
- c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,( Meşru savunma halinde BERAAT VERİLİR. BURADA MEŞRU MÜDAFAADA SINIRIN AŞILMASI SÖZ KONUSU )
- d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
3- CEZA VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA
İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
- a) Etkin pişmanlık,
- b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
- c) Karşılıklı hakaret,
- d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı, Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
4- MAHKÛMİYET
Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde (% 100 kanaat olacak), sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir.
Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.( MAHKÛMİYETLE BİRLİKTE GÜVENLİK TEDBİRLERİNE HÜKMEDİLMESİ ZORUNLUDUR )
Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa DAVANIN REDDİNE karar verilir.
Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, DURMA KARARI verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır.
5- HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARI
Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. ( HÂKİMİN TAKDİRİNDEDİR )
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
- a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
- b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
- c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
- d) Uzlaşmaya tabi bir suç olmamalıdır.
- e) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz.
Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez. (2010 Değişikliği)
Öngörülen 5 yıllık denetim süresi içerisinde fail KASITLI bir SUÇ işlemez ise 5 yılın sonunda DAVANIN DÜŞMESİNE KARAR VERİLİR. Bu 5 yıllık süre içerisinde hüküm açıklanmadığı için, mahkûmiyetin hiçbir olumsuz etkisi olmaz.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın verilebilmesi için SANIĞIN KABULÜ GEREKİR.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı İTİRAZ yoluna başvurulabilir.
UZLAŞMA
Kanunda sayılan bazı suçlar bakımından, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur.
Bu suçlar:
- a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar. (Cinsel Dokunulmazlığa Karşı İşlenen Suçlar Hariç)
- b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;
- Kasten yaralama (Sadece basit kasten yaralama ve kasten ihmali davranışla yaralama suçu),
- Taksirle yaralama (madde 89),
- Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
- Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
- Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239), suçları.
Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda yer alan, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suçlar bakımından da uzlaştırma hükümleri geçerlidir. Ancak diğer kanunlarda yer alan re’sen kovuşturulan suçlar bakımından uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
Uzlaştırma Uygulanmayan Takibi Şikayete Bağlı Suçlar
Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez.
Uzlaşma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.
Uzlaşma Teklifi
Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması halinde, Cumhuriyet savcısı veya talimatı üzerine adlî kolluk görevlisi, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur.
Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Cumhuriyet savcısı uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren 3 (Üç) gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.
Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi, soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına engel değildir.
Uzlaştırıcı
Şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görenin uzlaşma teklifini kabul etmesi halinde, Cumhuriyet savcısı uzlaştırmayı kendisi gerçekleştirebileceği gibi, uzlaştırmacı olarak avukat görevlendirilmesini barodan isteyebilir veya hukuk öğrenimi görmüş kişiler arasından uzlaştırmacı görevlendirebilir.
Ceza Muhakemesi Kanununda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde bulundurulur.
Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Cumhuriyet savcısı uzlaştırmacıya, soruşturmanın gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.
Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten itibaren en geç 30 (Otuz) Gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır. Cumhuriyet savcısı bu süreyi en çok 20 (Yirmi) Gün daha uzatabilir.
Uzlaştırma Müzakerelerinin Yürütülmesi
Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür.
Uzlaştırma müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve vekil katılabilir.
Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı, uzlaştırmacıya talimat verebilir.
Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte Cumhuriyet savcısına verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır.
Uzlaşma Teklifinin Reddinden Sonra Tarafların Kendi Aralarında Uzlaşması
Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler.
Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
Uzlaştırmanın Sonuçları
Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.
Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir.
Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır.
Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır.
Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır. Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren, uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu düzenleyerek Cumhuriyet savcısına verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
Uzlaştırmacıya Cumhuriyet savcısı tarafından çalışma ve masraflarıyla orantılı bir ücret takdir edilerek ödenir. Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından karşılanır.
Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
Birden Çok Fail Bulunması Halinde Uzlaşma
Aralarında iştirak ilişkisi olsun veya olmasın birden çok kişi tarafından işlenen suçlarda, ancak uzlaşan kişi uzlaşmadan yararlanır.
Birden çok failin bulunması halinde faillerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi zorunlu değildir. Sadece uzlaşmayı kabul eden fail/failler ile mağdur arasında uzlaştırma uygulanır.
Mahkeme Tarafından Uzlaştırma
Uzlaştırma kural olarak, soruşturma aşamasında yapılan bir işlemdir. Ancak, kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, uzlaştırma işlemleri mahkeme tarafından yapılır.
Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir.
Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir.
Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır.
CEZA MUHAKEMESİNDE MAĞDUR ve ŞİKÂYETÇİNİN HAKLARI
Mağdur ile şikâyetçi, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrı kâğıdı ile çağırılıp dinlenir.
Bu hususta yapılacak çağrı bakımından tanıklara ilişkin hükümler uygulanır.
MAĞDUR İLE ŞİKÂYETÇİNİN HAKLARI
Mağdur ile şikâyetçinin hakları şunlardır:
- a) Soruşturma evresinde;
- Delillerin toplanmasını isteme,
- Soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme,
- Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,
- 153 üncü Maddeye uygun olmak koşuluyla vekili aracılığı ile soruşturma belgelerini ve elkonulan ve muhafazaya alınan eşyayı inceletme,
- Cumhuriyet savcısının, kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararına kanunda yazılı usule göre itiraz hakkını kullanma.
- b) Kovuşturma evresinde;
- Duruşmadan haberdar edilme,
- Kamu davasına katılma,
- Tutanak ve belgelerden vekili aracılığı ile örnek isteme,
- Tanıkların davetini isteme,
- Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme, (MAĞDUR BAKIMINDAN ZORUNLU AVUKAT YARDIMI)
- Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma.
Mağdur, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilir.
Sayılan haklar, suçun mağdurları ile şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve bu husus tutanağa yazılır.
MAĞDUR İLE ŞİKÂYETÇİNİN DAVETE UYMAMALARI
Mağdur, şikâyetçi veya vekilinin, dilekçelerinde veya tutanağa geçirilmiş olan beyanlarında belirttikleri adresleri tebligata esas alınır.
Bu adrese çıkartılan çağrıya rağmen gelmeyen kimseye yeniden tebligatta bulunulmaz.
Belirtilen adresin yanlışlığı, eksikliği veya adres değişikliğinin bildirilmemesi nedeniyle tebligat yapılamaması hâllerinde adresin araştırılması gerekmez.
Bu kimselerin beyanının alınması zorunlu görüldüğü hâllerde üçüncü fıkra uygulanmaz.
MAĞDUR İLE ŞİKÂYETÇİNİN DİNLENMESİ
Mağdurun tanık olarak dinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.
İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklıdır.
Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. Bunlar hakkında bilirkişilere ilişkin hükümler uygulanır.
CEZA MUHAKEMESİNDE KANUN YOLLARI
İki tür kanun yolu vardır. Bunlar olağan kanun yolu ve olağanüstü kanun yolu.
KANUN YOLLARINA MÜRACAAT EDEBİLECEK KİMSELER:
– C. SAVCISI
– Şüpheli veya SANIK
– Katılan,
– Bunların Müdafii.
– Şüpheli veya Sanığın KANUNİ TEMSİLCİSİ VE EŞİ.
– Katılma talebi reddedilen veya bu konuda mahkemece bir karar verilmeyen.
1- OLAĞAN KANUN YOLLARI
A- İTİRAZ: Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.Kararı veren mahkemenin bir üst mahkemesine yapılan 7 GÜN İÇİNDE YAPILAN müracaata kararın denetlenmesi işlemidir. Hangi işlemlere karış itiraz yoluna gidilebileceği kanunda sayılmaktadır.
B- İSTİNAF: İstinaf mahkemeleri kurulduktan sonra (2012 itibariyle henüz faaliyete geçmemiştir) kural olarak birinci derece mahkemelerinin kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yolu İSTİNAFTIR. İstinaf BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNE MÜRACAAT YOLUYLA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARININ DENETLENMESİ SURETİYLE YAPILIR )
C- TEMYİZ: İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARININ YARGITAY TARAFINDAN DENETLENMESİ- İNCELENMESİDİR. HÜKMÜN AÇIKLANMASINDAN İTİBAREN 7 GÜN İÇİNDE BU YOLA MÜRACAAT EDİLEBİLİR.
2- OLAĞANÜSTÜ KANUN YOLLARI
KESİNLEŞMİŞ KARARLARA KARŞI ÖNGÖRÜLMÜŞ KANUN YOLLARIDIR.
A- KANUN YARARINA BOZMA: Temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş hukuka aykırı görülen kararlara karşı Adalet Bakanlığının İstemi İle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Kararın Temyizi İçin İlgili Yargıtay Dairesine Başvurur.
B- YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISININ İTİRAZI
Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.
C- YARGILAMANIN YENİLENMESİ
Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
- a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
- b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
- c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
- d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
- e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
- f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren 1 YIL içinde istenebilir. ( Bu hüküm, 2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.)
İlk Kararı Veren Hakim Yargılamanın Yenilenmesi Halinde Yargılamaya Katılamaz.
YARGILAMANIN YENİLENMESİNİN KABUL EDİLMEYECEĞİ HÂL
Kanunun aynı maddesinde yer almış sınır içinde olmak üzere cezanın değiştirilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesi kabul edilemez. Hatanın giderilebilmesini sağlayacak başka bir yol varsa, yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemez. Yargılamanın yenilenmesi istemi hükmü veren mahkemeye sunulur. yargılamanın yenilenmesi hükmün infazını ertelemez.
Yeniden yapılan yargılamada verilen hüküm ilk hükümden DAHA AGIR BİR CEZA VERİLEMEZ.
Karar Düzeltme
Ceza Yargılaması Hukukunda, KARAR DÜZELTME KANUN YOLU BULUNMAMAKTADIR. (2005 yılında kaldırılmıştır.)
[wp_ad_camp_5]