in

Kpss Ceza Hukuku – Ders Notları

ÖZEL AFTA: CEZA HALA TEKERRÜRE ESASTIR VE ADLİ SİCİLDE VARLIĞINI KORUR.

ORMAN SUÇLARI İÇİN GENEL VE ÖZEL AF ÇIKARILAMAZ. ORMAN YAKMA, YOKETME VE DARALTMA EYLEMLERİ ORMAN SUÇU SAYILMAKTADIR.

3- DAVA VE CEZA ZAMANAŞIMI

DAVA ZAMANAŞIMI

Kanunda öngörülen süreler içerisinde kamu davası hiç açılmaması durumunda DAVA AÇILMAMASI ve açılmışsa da davanın düşmesini gerektiren sürelere dava zamanaşımı denilir.

DAVA ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN DURMASI VEYA KESİLMESİ

Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.

Bir suçla ilgili olarak;

  • Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
  • Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
  • Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
  • Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, halinde, dava zamanaşımı kesilir.

Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.

Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.

CEZA ZAMANAŞIMI

Kanunda yazılı sürelerin geçmesiyle birlikte CEZANIN İNFAZ EDİLEMEMESİ sonucunu ortaya çıkaran sürelere ceza zamanaşımı adı verilir.

CEZA ZAMANAŞIMININ KESİLMESİ

Mahkûmiyet hükmünün infazı için yetkili merci tarafından hükümlüye kanuna göre yapılan tebligat veya bu maksatla hükümlünün yakalanması ceza zamanaşımını keser.

Bir suçtan dolayı mahkûm olan kimse üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlediği takdirde, ceza zamanaşımı kesilir.

CEZA ZAMANAŞIMI VE HAK YOKSUNLUKLARI

Cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen hak yoksunluklarının süresi ceza zamanaşımı doluncaya kadar devam eder.

MÜSADEREDE ZAMANAŞIMI

Müsadereye ilişkin hüküm, kesinleşmeden itibaren 20 YIL geçtikten sonra infaz edilmez.

 

ZAMANAŞIM HÜKÜMLERİNİN UYGULANAMAYACAĞI SUÇLAR

            Soykırım Suçu, İnsanlığa Karşı Suçlar ve İşkence Suçunda zamanaşımı hükümleri uygulanmaz. Ayrıca, Türk Ceza Kanunu’nun ikinci kitap dördüncü kısmında yer alan “Millite ve devlete Karşı Suçlar”  bakımından ki bu suçlar içerisinde zimmet, rüşvet, irtikap gibi -Kamu idaresinin güvenilirliğine karşı suçlar da var- bu suçlar içerisinde Ağ. Müebbet, Müebbet veya 10 yıldan fazla hapis gerektiren suçların YURT DIŞINDA İŞLENMESİ halinde DAVA ZAMANAŞIMI HÜKÜMLERİ UYGULANMAZ.

Bu bağlamda öncelikle BU SUÇLARIN Ağ. Müebbet, müebbet ya da 10 YILDAN FAZLA hapsi gerektirmesi lazım ve YURT DIŞINDA İŞLENMİŞ OLMASI LAZIM. (Zimmet, rüşvet ve irtikap suçlarının üst sınırı 12 yıldır.) Soykırım, İşkence ve İnsanlığa Karşı Suçlarda ise, suçun yurt dışında işlenmiş olmasına gerek yoktur.

 

4-ŞİKÂYET

Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.

Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.

Şikâyet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez. (Şikayetin Bağımsızlığı)

Kovuşturma yapılabilmesi şikâyete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz. Hüküm kesinleşinceye kadar vazgeçme mümkündür.

İştirak hâlinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikâyetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar. (Şikayetin Bölünemezliği)

Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. Yani şüpheli/sanık kabul etmedikçe, şikâyetçi tek taraflı olarak soruşturmayı veya davayı düşüremez. Şikâyetten vazgeçme tek taraflı bir beyan ile hüküm ve sonuç doğurmaz.

Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikâyetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsî haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz.!!!!

Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.

Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.

Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında Türkiye’nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette bulunulabilir.

Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.

İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir.

Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur. !!!

 

5- ÖN ÖDEME

Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı üç ayı aşmayan suçların faili;

  1. a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını,
  2. b) Hapis cezasının aşağı sınırının karşılığı olarak her gün için yirmi Türk Lirası üzerinden bulunacak miktarı,
  3. c) Hapis cezası ile birlikte adlî para cezası da öngörülmüş ise, hapis cezası için bu fıkranın (b) bendine göre belirlenecek miktar ile adlî para cezasının aşağı sınırını, Soruşturma giderleri ile birlikte, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

CEZA MUHAKEMESİ HUKUKU

Ceza muhakemesi suç haberinin alınması ile başlayıp yargılama sonucunda sanık hakkında bir hüküm verilmesine kadar geçen süreci ifade etmektedir. Ceza Muhakemesi Hukuku, şekli bir hukuktur. (Oysa ceza hukuku maddi hukuk olarak tanımlanmaktadır.)

Ceza Muhakemesi Kanunu, suç yargılamasının ilkelerini ve kurallarını, suç yargılamasına (soruşturma ve kovuşturma evresinde) katılan kimselerin (hakim, savcı, avukat, şüpheli vs.) hak ve yetkilerini düzenleyen ve hukuka uygun bir biçimde hüküm verilmesine ilişkin kuralları ortaya koyan hukuk dalıdır.

Ceza kanunu sadece SUÇLULARIN KANUNU İKEN; Ceza Muhakemesi Kanunu suçluların olduğu kadar, MASUMLARIN DA KANUNUDUR.

CEZA MUHAKEMESİNDE DAVA ve YARGILAMA ŞARTLARI

Bir ceza davasının açılması için bir takım maddi ve şekli şartların bulunması gerekmektedir. Bu şartlara DAVA ŞARTLARI adı verilmektedir.

Dava şartları olmadan dava açılamaz, açılmış ise dava reddedilir. Yargılama sırasında dava şartlarının olmadığı anlaşılır ise ve şart gerçekleşmez ya da gerçekleşmesi imkansız hale gelir ise DÜŞME kararı verilir.

DAVA ŞARTLARI

1- İHBAR VE ŞİKÂYET: Kamu davasına konu suçlarda yani devletin re sen araştırma yaptığı suçlarda suç teşkil eden durumun ilgili makamlarca öğrenilmesi ile birlikte soruşturma kendiliğinden başlamaktadır. Ancak Kanunda takibi mağdurun şikâyetine bağlı tutulan suçlar için mutlak surette mağdurun şikâyeti gerekmektedir. Şikâyet olmadan soruşturmaya başlanamaz.

İhbar ve şikâyetin yapılacağı makam: Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir. Valilik veya kaymakamlık ya da mahkemelere yapılan şikâyet ve ihbarlar ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Yurt dışında işlenip de ülkede takibi gereken suçlarlarla ilgili olarak Türk elçiliği ve Konsolosluklara da ihbarda bulunulabilir.

İhbar ve şikâyet yazılı ya da sözlü yapılabilir. Kamu davası usulü ile takip edilen bir suç için yapılan kovuşturmada suçun takibi şikâyete bağlı bir suç olduğu anlaşılırsa bu halde MAĞDUR ŞİKAYETİNDEN VAZGEÇMEDİKÇE YARGILAMAYA DEVAM OLUNUR.

Takibi mağdurun şikâyetine bağlı olan suçlarda mağdur failin veya suç teşkil eden fiilin bilindiği ya da öğrenildiği andan itibaren 6 AY içinde şikâyetçi olmalıdır. Ancak failin ve fiilin öğrenilmesi zamanaşımı süresini geçemez.

2- DAVA SÜRESİ: Ceza kanununda kural olarak dava süresi bulunmazken bir takım suçlar için dava açma süresi öngörülmüştür. Bu dava süreleri içerisinde dava açılmazsa artık bu andan sonra o eyleme ilişkin olarak dava açılamayacaktır. Bu süreler hak düşürücü sürelerdir.

Örn: Basın kanunu kapsamında işlenen suçlarla ilgili olarak suç teşkil eden eylemin öğrenilmesi veya basılı eserin ilgili makama tesliminden itibaren günlük süreli yayınlarda 4 AY içinde dava açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü süredir. Artık bu sürenin geçmesinden sonra dava açılamaz.

3- KESİN HÜKÜM: Bir eylem hakkında daha önceden yargılama yapılmış ve nihayet bir yargı organı tarafından hüküm verilmiş ise artık aynı eylem hakkında ikinci bir yargılama yapılamaz. Bir suça ancak bir ceza kuralının bir yansıması olarak ikinci yargılama yapmak mümkün değildir. Eğer açılmış ise davanın reddi gerekmektedir. Ancak daha önceki muhakemeye ilişkin yeni ve ciddi bir delil bulunmuş ise yeniden yargılama yapılabilir.

4- İZİN: Bazı suçlarda yargılama yapılabilmesi için belli makamlardan izin alınması gerekmektedir. Örneğin memurların görevleri nedeniyle işlemiş oldukları suçlardan ötürü yargılanmaları için ilgili makamlardan kovuşturma izni almak gerekmektedir.

5- TALEP: Takibi belirli kimselerin talebine bağlı olan suçlarda kovuşturma yapabilmek için ilgili kimsenin talebi olmadan yargılama yapılamaz.

Örn. Yurt dışında Türkiye aleyhine işlenen suçlarda yabancının yargılanması için Adalet Bakanı nın talebinin olması gerekir. Bu talep yok ise yargılama yapılamaz.

6- AÇILMIŞ BİR DAVA BULUNMAMASI: Bir eylem hakkında devam eden bir yargılama var ise bu yargılamanın varlığı sebebiyle ikinci bir dava açılamaz. Aynı olaya ilişkin olarak, ikinci bir dava çılır ise mahkeme, ikinci dava bakımından Davanın Reddine karar verir. Mevcut bir yargılamanın bulunması bir dava engelidir.

7- ÖN ÖDEME: Ön ödemeye konu suçlarda ön ödeme yolu uygulanmadan yargılama yapılamaz. Öncelikle Cumhuriyet Savcısı tarafından ön ödeme yolu denenmeden dava açılamaz. Eğer dava açılmış ise iddianamenin iadesi gerekmektedir.

Ceza davasının açılması ile birlikte soruşturma aşamasından kovuşturma aşamasına geçilmiş olur. İDDİANAMENİN KABULÜYLE birlikte, kovuşturma aşamasına geçilmektedir.

Bu aşamada açılmış olan ceza davasında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan şartlara da YARGILAMA ŞARTLARI adı verilmektedir.

YARGILAMA ŞARTLARI

1- SANIĞIN HAZIR BULUNMASI: Ceza dava açılabilmesi için failin ve fiilin bilinmesi ve bunların iddianamede yer alması yeterlidir. Ancak iddianamenin kabulünden sonra başlayacak olan kovuşturma aşamasında yargılama için ilk ve belki de en önemli unsur SANIĞIN HAZIR BULUNMASIDIR.

Sanık hazır bulunmadan yargılama yapılması üç halde mümkündür:

– Gaiplik: Bütün arama ve tebligatlara rağmen sanık bulunamıyor ise bu durumda gaiplik söz konusudur. Gaip hakkında DURUŞMA AÇILMAZ. Gaibi duruşmaya getirebilmek için mahkemece “Duruşmaya gelmesi halinde tutuklanmayacağına ilişkin” bir güvence belgesi verilebilir.

– Yokluk: Sanığın duruşmaya gelmemesi durumunu ifade etmektedir. Bu halde sanığa ulaşmak ve hatta zorla getirmek mümkündür. Oysa gaiplik durumundan hiçbir surette sanığa ulaşılamamaktadır. Yokluk halinde sanık daha önceden sorguya çekilmiş ise ve mahkeme sanığın duruşmaya gelmesini zorunlu görmemiş ise sanığın yokluğunda yargılama yapılabilir.

– Kaçaklık: Hakkındaki kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurt içinde saklanan veya yurt dışında bulunan ve bu nedenle mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişidir.

Kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilir. Ancak, daha önce sorgusu yapılmamış ise, mahkûmiyet kararı verilemez.

Duruşma yapılan hâllerde kaçak sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir avukat görevlendirilmesini ister. (Zorunlu Müdafilik)

Kaçak hakkında, mahkemece kaçaklığa karar verildiği anda dava zamanaşımı süresi DURUR. Kaçak hakkında sorgusu yapılmaksızın (GIYABEN) TUTUKLAMA kararı verilebilir. Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda gıyabi tutuklama kararı verilebilen tek haldir.

Ancak öncelikle kaçaklık halinin tespiti ve karara bağlanması gerekmektedir. Kaçak sanığın daha önce sorgusu yapılmamış ise mahkûmiyet kararı verilemez. Ancak daha önce sorgusu yapılmış ise her türlü karar verilebilir.

SANIK HAKKINDA ELDEKİ DELİL DURUMUNA GÖRE MAHKÛMİYET DIŞINDA BİR KARAR VERİLEMESİ DURUMU SÖZ KONUSU İSE SORGUSU YAPILMAMIŞ OLSA DAHİ SANIĞIN YOKLUĞUNDA HÜKÜM VERİLEBİLİR.

Sadece MAHKÛMİYET KARARLARI İÇİN SANIĞIN SORGUSUNUN YAPILMASI ZORUNLUDUR.

2- SANIĞIN AKIL HASTASI OLMAMASI: Suç işledikten sonra akıl hastalığına yakalanan kimse hakkında dava açılmış olsa dahi yargılama yapılamaz.

Fail suç işlediği sırada akıl hastası ise bu durumda genel hükümler uyarınca kusurluluğu kaldıran ya da azaltan bir neden söz konusu olur ve genel hükümlere göre bir değerlendirme yapılır. Ancak yargılama bakımından şart olan şey suç işledikten sonra akıl hastalığının ortaya çıkmasıdır.

3- GEÇİCİ YASAMA DOKUNULMAZLIĞININ OLMAMASI: Bir milletvekili ( ya da dışarıdan atanan bakan ) hakkında dava açılmış olsa bile yargılama yapılamaz. Öncelikle milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması gerekmektedir.

Ancak AGIR CEZAYI GEREKTİREN SUÇÜSTÜ HALİNDE VE SEÇİMLERDEN ÖNCE SORUŞTURMASINA BAŞLANMIŞ OLMASI KAYDI İLE ANAYASANIN 14. Maddesindeki durumlarda yargılama yapılabilir. ( Bu iki istisna dışında parlamenterler tutulamaz, tutuklanamaz ve yargılanamaz ) YARGILAMA YAPILABİLMESİ İÇİN MİLLETVEKİLİ DOKUNULMAZLIĞININ T.B.M.M TARAFINDAN KALDIRILMASI GEREKMEKTEDİR.

4- BEKLETİCİ MESELENİN ÇÖZÜLMÜŞ OLMASI: Yargılamayı yapan mahkemenin işin görülmesi sırasında kendi uzmanlık alanı dışında bir sorun ile karşılaşması durumunda konuyu ilgili mahkemeye gönderir veya kendisi o konudaki hukuku uygulayarak sorunu çözer. Eğer başka bir mahkemeye gönderilmiş ise (örneğin senedin gerçek olup olmadığı vs.) b mahkeme sonuçlanıncaya kadar yargılama yapılamaz.

Sanığın yaşının tespiti Ceza Mahkemesi tarafından yapılmak zorundadır. Ceza Mahkemesi sanığın yaşının tespitini başka bir mahkemeden isteyemez. (CMK 218/2)

Yargılama Şartlarının Yokluğu

Yargılama şartlarının bir bütün olarak bulunması zorunludur. Bu şartlar tamam olmadan yargılama yapılamaz. Bu şartların bir bütün halinde bulunmaması durumunda mahkemece DURMA KARARI verilir.

Tamamlanması beklenen şartın gerçekleşmeyeceği imkansızlaşır ise ( örn. Sanık hakkında gaiplik kararı verilmesi, sanığın akıl hastalığının iyileşmeyeceğinin anlaşılması gibi…) bu halde artık DÜŞME KARARI verilir.

CEZA MUHAKEMESİNE HÂKİM OLAN İLKELER

CEZA YARGILAMASI İLKELERİ

1- DAVASIZ YARGILAMA OLMAZ İLKESİ: Yargılama yapılabilmesi, kovuşturma aşamasının başlaması için C. Savcısı tarafından bir iddianame hazırlanarak dava açılması gerekmektedir. İddianame hazırlanmadan bir mahkemenin her hangi bir konu hakkındaki davaya bakması mümkün değildir.

2- DOĞRUDAN DOĞRUYALIK- YÜZ YÜZELİK: Ceza yargılamasında hâkim bütün delilleri vasıtasız olarak değerlendirmek ve sanık tanık ve diğer kişileri vasıtasız olarak dinlemekle karar vermelidir. Hakim gerek maddi delilleri ve gerekse tanıkları doğrudan doğruya görmeli, duymalı ve bizzat incelemelidir.

3- KOVUŞTURMA MECBURİYETİ: Suç ihbarı veya şikayetinin alınmasından sonra ister kamu davasına isterse takibi şikayete bağlı bir suç olsun C. Savcısı olayı takip etmek, delillere ulaşmak ve bir soruşturmak yapmak ve nihayet yeterli suç şüphesine ulaşmış ise dava açmak zorunda olması kovuşturma mecburiyetinin bir sonucudur.

İNSAN HAKLARINA İLİŞKİN İLKELER

1- HUKUK DEVLETİ: Suç soruşturmasında ve suç kovuşturmasında asıl olan ilke hukuk devletidir. Yargı organları yargılama yaparken hukuk devleti ilkelerine anayasa ve kanunlara uygun olarak hareket etmelidirler. Gerçekte hukuk devleti ilkesi kural koyanların ve kanunları uygulayan organların öncelikle bu kurallara kendilerinin uymasını zorunlu kılan bir ilkedir.

2- İNSAN ŞEREF VE HAYSİYETİNE SAYGI: Ceza yargılamasının asli unsuru şüpheli/ sanık olmakla birlikte bu kimse yargı organları elinde bir suje anlamsız bir konu olmaktan öte, suçlu olsa/ suç şüphesi altında olsa dahi sırf insan olması sebebiyle belirli haklara sahip olan ve bu haklarına saygı gösterilmek zorunda olan bir varlıktır. Bu sebeple suç işlemiş olsa dahi insanlık şeref ve haysiyetine uygun bir muameleye tabi tutulmalıdır. Bütün işlemler hukuk kuralları dâhilinde insanlık şeref ve haysiyetine uygun olmalıdır. Nitekim susma hakkı ve yasak sorgu usulleri ile elde edilen delillere dayanılma yasağı bu ilkenin yansımalarıdır.

3- MERAM ANLATMA İLKESİ: Şüpheli veya sanığın kendisini savunması ve kendi masumiyetini ispat yönünde delil gösterebilmesi ve bu savunma hakkının hiçbir surette kısıtlanamamasını ifade eder.

4- BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ HÂKİM İLKESİ: Hâkimin hiçbir baskı altında kalmadan, emir, talimat almadan objektif olarak Anayasa ve kanunlara uygun bir biçimde vicdanı kanaatine göre karar verebilmesi ve davanın taraflarından her hangi birisini üstün tutmadan bir hüküm vermesini ifade eden ilkedir.

5- ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR: Suçluluğu mahkeme kararı ile sabit oluncaya dek hiç kimsenin suçlu sayılamayacağını ifade eden ilkedir. Bu ilkeden hareketle bir mahkumiyet kararı verilebilmesi için sanığın suçu işlemiş olduğuna dair %100 bir kanaate ulaşılması zorunludur. %1 dahi olsa şüphe sanık lehine değerlendirilerek beraat kararı verilmelidir. Çünkü asıl olan masumiyettir ve masumiyetin %1 ihtimal bile olsa korunmasıdır.

6KIYAS SERBESTİSİ: Ceza Hukukunda suç ve ceza içeren hükümlerde kıyas kesin bir biçimde yasak olmasına rağmen, Ceza Muhakemesi Hukukunda, bir konu hakkında kanun tarafından sınırlı bir hüküm bulunmadıkça ve istisnai bir hükme yer verilmedikçe kural olarak KIYAS SERBESTTİR.

CEZA MAHKEMELERİ

Mahkemeler üçe ayrılmaktadır. Bunlar, ilk derece mahkemeler, istinaf mahkemeleri ve temyiz mahkemesi ( YARGITAY ).

1- İLK DERECE MAHKEMELERİ: Ceza yargılamasının ilk derece mahkemeleri Sulh Ceza, Asliye Ceza ve Ağır Ceza Mahkemeleridir. İlk derece mahkemeleri her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önüne alınarak HSYK ( Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu )nın görüşü alınarak ADALET BAKANLIĞINCA KURULUR.

İlk derece mahkemeleri Adalet Bakanlığının önerisi ve HSYK KARARI İLE KALDIRILIR.

Sulh ceza ve Asliye Ceza Mahkemeleri TEK HÂKİMLİDİR. AGIR CEZA MAHKEMESİ İSE ÜÇ HÂKİMLİDİR.

ASLİYE CEZA VE AĞIR CEZA MAHKEMELERİNDE yapılan duruşmalarda CUMHURİYET SAVCISI BULUNUR. (İstinaf mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar Asliye Ceza Mahkemelerinin duruşmalarında da C. Savcısı’nın bulunması zorunluluğu kaldırılmıştır.)

SULH CEZA MAHKEMESİ: 2 YIL (dahil) ve altında hapis cezaları ve bu cezalarla birlikte adli para cezaları ve sadece adli para cezalarına ve güvenlik tedbirlerine ilişkin konular bakar. Ayrıca Cumhuriyet Savcısının yokluğunda ya da iş yoğunluğu halinde SULH CEZA HAKİMİ BÜTÜN SORUŞTURMA İŞLEMLERİNİ YAPMAYA YETKİLİDİR.

ASLİYE CEZA MAHKEMESİ: Esas görevli olan mahkemedir. Sulh ceza ve agır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan bütün işlere asliye ceza mahkemeleri bakar.

AĞIR CEZA MAHKEMESİ: Kanunların ayrıca görevli kıldığı durumlar saklı kalmak üzere, ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve 10 YILDAN FAZLA hapis cezasını gerektiren suçlarla Yağma, İrtikap, Nitelikli Dolandırıcılık, Hileli iflas, Resmi Belgede Sahtecilik suçlarına bakar.

Ağır Ceza Mahkemeleri kategorisi içerisinde bir kısım mahkemeler de ihtisas (uzmanlık) mahkemeleridir. Örneğin, Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri.

2- İSTİNAF/BÖLGE ADLİYE (İKİNCİ DERECE) MAHKEMELERİ: İsitnaf (Bölge Adliye Mahkemeleri) kurulmuş ancak henüz faaliyete geçmemiştir.

Kurulma ve kaldırılma usulü ilk derece mahkemelerinde olduğu gibidir. Bu mahkemeler kurulduğunda ispat ve hukuka uygunluk incelemesi yapacaktır.

Kural olarak ilk derece mahkemelerine karşı başvurulabilecek üst yargı yolu istinaf olacaktır. Bu mahkemeler kurulduktan sonra YARGITAY bir içtihat mahkemesi haline gelecektir.

3- YARGITAY: Hukuk ve ceza mahkemeleri tarafından verilen ve kanunda başka mercilere verilmeyen hüküm ve kararların son inceleme yeridir. Hukuk ve ceza mahkemelerinin temyiz mahkemesidir.

Ayrıca YARGITAY BAŞKAN VE ÜYELERİNİN, YARGITAY C. Başsavcısı ve vekilinin işlemiş olduğu KİŞİSEL suçlardan dolayı yargılamayı yapacak olan makam YARGITAYDIR. Bu kimselerin görev ile ilgili suçlarından dolayı YÜCE DİVAN da yargılandığına dikkat etmek gerekmektedir.

  1. SINIFA AYRILMIŞ HAKİM VE SAVCILARIN GÖREV SUÇLARINDAN DOLAYI YARGILANMASI İSE YARGITAY TARAFINDAN YAPILIR.

CEZA MUHAKEMESİNDE KİŞİLER

A- HÂKİM: İddia ve savunmaları değerlendirerek uyuşmazlık konusunda bir karar vermekle görevli ve yetkili kimseye hâkim adı verilir. Sulh ve Asliye Ceza Mahkemelerinde tek hâkim bulunurken Ağır Ceza Mahkemesinde üç hâkim ( toplu mahkeme ) bulunmaktadır.

Hâkim bağımsız ve tarafsız olmalıdır.

Bağımsızlık: Hâkimlerin hiç kimseden emir almamasını ifade eder. Hiçbir organ makam veya merci ve kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz. ( Anayasa m.   138 ) Görülmekte olan bir dava hakkında T.B.M.M de görüşme yapılamaz, soru sorulamaz veya her hangi bir beyanda bulunulamaz.

Yine basın yayın organları da, kovuşturmanın başlamasıyla birlikte hüküm kesinleşinceye kadar hakim ve mahkemenin hüküm, karar ve işlemleri hakkında görüş yayınlayamayacağı düzenlenmiştir.

Hakimler azlolunamaz, kendileri istemedikçe 65 yaşından önce emekliye ayrılamaz, bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, AYLIK, ÖDENEK, ve diğer ÖZLÜK HAKLARINDAN YOKSUN KILINAMAZ.

Tarafsızlık: Hakimin yargılamanın taraflarına eşit mesafede ve objektif olmasını ifade eder. Bu amaç için bir takım düzenlemeler yapılmıştır. Bunlardan ilke hakimin bazı hallerde davaya bakmasının yasak olmasıdır. Bu durumda, hakimin tarafsız olamayacağı öngörülmekte ve hiç kimse talep etmese de bizzat kendi kendine çekinmesi zorunlu görülmektedir.

HAKİMİN DAVAYA BAKMASI YASAK OLAN HALLER:

Hâkim;

  1. a) Suçtan kendisi zarar görmüşse,
  2. b) Sonradan kalksa bile şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlilik, vesayet veya kayyımlık ilişkisi bulunmuşsa ( NİŞANLILIK SAYILMAMIŞ !!!! )
  3. c) Şüpheli, sanık veya mağdurun kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyundan biri ise,
  4. d) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında evlât edinme bağlantısı varsa,
  5. e) Şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında üçüncü derece dahil kan hısımlığı varsa,
  6. f) Evlilik sona ermiş olsa bile, şüpheli, sanık veya mağdur ile aralarında ikinci derece dahil kayın hısımlığı varsa,
  7. g) Aynı davada Cumhuriyet savcılığı, adlî kolluk görevi, şüpheli veya sanık müdafiliği veya mağdur vekilliği yapmışsa,
  8. h) Aynı davada tanık veya bilirkişi sıfatıyla dinlenmişse, Hâkimlik görevini yapamaz.

Yine, tarafsızlığı sağlamak amacıyla yargılamaya katılamayacağı durumlar açıkça Ceza Muhakemesi Kanununda düzenlenmiştir.

YARGILAMAYA KATILAMAYACAK HÂKİM

Bir karar veya hükme katılan hâkim, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamaz. ( ilk derece mahkemesinde hüküm veren hakim Yargıtay da görevlendirildiğinde ilk derece mahkemesinde vermiş olduğu kararın temyizine katılamaz )

Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hâkim ( örn. Soruşturma işlemlerini sulh ceza hakimi yapmışsa ve daha sonra bu hakim kovuşturmayı yapacak mahkemede görevlendirilmişse ) , kovuşturma evresinde görev yapamaz.

Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hâkim, aynı işte görev alamaz.

Bu sayılan, YASAKLIK ve YARGILAMAYA KATILINAMAYACAK HALLERDE hâkim bizzat çekinmek zorundadır. Ancak hakim çekinmemiş ise bu hallerde taraflar da hakimi reddedebilirler. YASAK HALLERDE HAKİM YARGILAMANIN HER AŞAMASINDA ÇEKİLEBİLİR. Çekilmemiş ise , C. SAVCISI, Şüpheli, sanık veya müdafii, katılan veya vekili hâkimi çekilmeye davet edebilir. Malen Sorumlu Hakimin Reddi Talebinde Bulunamaz!!!

Hâkimin davaya bakmasının yasak olduğu haller dışında hakimin tarafsızlığından şüphe edilen durumlarda da hakimin reddi istenebilir.

Yasak haller sınırlayıcı olarak kanunda sayılmakla birlikte tarafsızlığından şüphe edilen haller sayılmamıştır.

Örneğin hâkimin nişanlısı sanık ise bu durumda yasak sebebi olmamakla birlikte tarafsızlıktan şüphe duyulan bir hal vardır ve hakim reddedilebilir.

Hakimin tarafsızlığından şüphe duyulan hallerde red istemi süreye bağlıdır. Bu hallerde ilk derece mahkemesinde sanığın sorgusundan önce, Bölge Adliye Mahkemelerinde (İSTİNAF) duruşmalı işlerde görevli hakimin inceleme raporu okununcaya ve diğer hallerde ise inceleme başlayıncaya kadar red istemi yapılmalıdır.

Red sebebi sonradan ortaya çıkmış ya da öğrenilmiş ise duruşma ya da inceleme bitinceye ve nihayet öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde red istemi yapılmalıdır. Red istemi reddi istenen hakimin mensup olduğu mahkemeye yapılır. Red istemi hakkında yapılan görüşmeye reddi istenen hakim katılamaz.

REDDİ İSTENEN HAKİM RED İSTEMİ HAKKINDA KARAR VERİLİNCEYE KADAR SADECE GECİKMESİNDE SAKINCA BULUNAN İŞLERİ YAPABİLİR.

Red istemi: süresinde yapılmamış ise, red sebebi ve delil gösterilmemiş ise ve red istemi duruşmayı uzatmak amacıyla yapılmış ise geri çevrilir.

Ret isteminin kabulüne karar verildiğinde, gecikmesinde sakınca bulunan hâl nedeniyle yapılmış işlemler dışında, duruşma tekrarlanır.

Hakimin reddine ilişkin hükümler ZABIT KATİBİ ve BİLİRKİŞİ hakkında da uygulanır.

MAHKEMELERİN ( HAKİMLERİN ) YETKİLERİ

1- GÖREV (Madde Bakımından Yetki)

Bir suça hangi mahkemenin bakacağını gösteren kurallardır. Yani suça sulh, asliye veya ağır ceza mahkemelerinden hangisinin bakacağını belirleyemeye yarayan kurallara görev kuralları ya da madde bakımından yetki kuralları adı verilir. Mahkemelerin görevi KANUN tarafından BELİRLENİR.

– Madde bakımından yetki ( görev ) kamu düzenine ilişkindir.

Mahkemenin her aşamasında ileri sürülebilir. ( Temyiz aşamasında dahi )

– Hakim kendiliğinden dikkate almak zorundadır, taraflar da mahkemenin her aşamasında görev itirazında bulunabilirler.

– Görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkeme belirler.

İddianamenin kabulünden sonra; işin, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.

Adlî yargı içerisindeki mahkemeler bakımından verilen görevsizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.

GÖREVSİZLİK KARARI VERİLEMEYECEK HÂL

Duruşmada suçun hukukî niteliğinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dosya alt dereceli mahkemeye gönderilemez. Ancak suç üst mahkemenin görevine giriyorsa DOSYA ÜST MAHKEMEYE GÖNDERİLİR.

GÖREVLİ OLMAYAN HÂKİM VEYA MAHKEMENİN İŞLEMLERİ

Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında ( dinlenen tanığın ölmüş olması, akıl hastası olması gibi durumlar dışında ), görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür. Çünkü görev kamu düzenine ilişkindir.

Suçlar ya da failler arasında bağlantı var ise bağlantı söz konusu olur. Ve bağlantı olan durumlarda ORTAK GÖREVLİ YÜKSEK MAHKEMEDE DAVA AÇILIR.

Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.

BAĞLANTI KAVRAMI

Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.

Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır.

BAĞLANTILI DAVALARIN BİRLEŞTİRİLEREK AÇILMASI

Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir.

GÖRÜLMEKTE OLAN DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ VE AYRILMASI

Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.

Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.

İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur.

GENİŞ BAĞLANTI SEBEBİYLE BİRLEŞTİRME

Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, birden çok failin aynı suçu işlemesi veya bir failin birden çok suç işlemesi veya suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri OLMASA DAHİ, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir.

2- YETKİ (Yer Bakımından Yetki)

Bir suça hangi yerdeki (coğrafi olarak) mahkeme veya hakimin bakacağını gösteren kurallar da yer bakımından yetki kurallarıdır. Yer bakımından yetki itirazları DURUŞMA BAŞLANGICINDA VE İDDİANAME OKUNMADAN ÖNCE YAPILMALIDIR.

Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.

Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.

– Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.

– Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir.

Görsel veya işitsel yayınlarda da yayın merkezi mahkemesi yetkilidir. Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir.

SUÇUN İŞLENDİĞİ YER BELLİ DEĞİLSE AŞAĞIDAKİ SIRA TAKİP EDİLEREK YETKİLİ MAHKEME BELİRLENİR

Suçun işlendiği yer belli değilse, şüpheli veya sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

– Şüpheli veya sanığın Türkiye’de yerleşim yeri yoksa Türkiye’de en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Mahkemenin bu suretle de belirlenmesi olanağı yoksa, ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.

DENİZ, HAVA VE DEMİRYOLU TAŞITLARINDA VEYA BU TAŞITLARLA İŞLENEN SUÇLARDA YETKİ

Suç, Türk bayrağını taşıma yetkisine sahip olan bir gemide veya böyle bir taşıt Türkiye dışında iken işlenmişse, geminin ilk uğradığı Türk limanında veya bağlama limanında bulunan mahkeme yetkilidir.

– Türk bayrağını taşıma hakkına sahip olan hava taşıtları ile demiryolu taşıtları için,TESCİLLİ OLDUKLARI YER VEYA UĞRADIKLARI İLK YER MAHKEMESİ

– Ülke içerisinde deniz, hava veya demiryolu taşıtlarında ya da bu taşıtlarla işlenen suçlarda, bunların ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetkilidir.

– Çevreyi kirletme suçu, yabancı bayrağı taşıyan bir gemi tarafından Türk kara suları dışında işlendiği takdirde, suçun işlendiği yere en yakın veya geminin Türkiye’de ilk uğradığı limanın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler.

YABANCI ÜLKEDE İŞLENEN SUÇLARDA YETKİ

Yabancı ülkede işlenen ve kanun hükümleri uyarınca Türkiye’de soruşturulması ve kovuşturulması gereken suçlarda yetkili mahkeme, şüpheli veya sanığın yakalandığı yer mahkemesidir. Şüpheli veya sanık yakalanmamaşı ise yerleşim yeri mahkemesi, Türkiye’de yerleşim yeri yok ise en son oturduğu adresin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.

Bununla birlikte Cumhuriyet savcısının, şüphelinin veya sanığın istemi üzerine Yargıtay, suçun işlendiği yere daha yakın olan yer mahkemesine yetki verebilir.

Eğer şüpheli veya sanık, Türkiye’de yakalanmamış, yerleşmemiş veya adresi yoksa; yetkili mahkeme, Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay tarafından belirlenir

Yabancı ülkelerde bulunup da diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk kamu görevlilerinin işledikleri suçlardan dolayı yetkili mahkeme Ankara mahkemesidir.

BAĞLANTILI SUÇLARDA YETKİ

Her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.

Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir.

Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir.

Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur.

YETKİSİZLİK İDDİASI

Sanık, yetkisizlik iddiasını, ilk derece mahkemelerinde duruşmada sorgusundan, bölge adliye mahkemelerinde incelemenin başlamasından ve duruşmalı işlerde inceleme raporunun okunmasından önce bildirir.

Yetkisizlik iddiasına ilişkin karar, ilk derece mahkemelerinde sanığın sorgusundan önce, bölge adliye mahkemelerinde duruşmasız işlerde incelemenin hemen başlangıcında, duruşmalı işlerde inceleme raporu okunmadan önce verilir. Bu aşamalardan sonra yetkisizlik iddiasında bulunulamayacağı gibi mahkemeler de bu hususta re’sen karar veremez.

Yetkisizlik kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.

DAVANIN NAKLİ

Yetkili hâkim veya mahkeme, hukukî veya fiilî sebeplerle görevini yerine getiremeyecek hâlde bulunursa; yüksek görevli mahkeme, davanın başka yerde bulunan aynı derecede bir mahkemeye nakline karar verir.

Kovuşturmanın görevli ve yetkili olan mahkemenin bulunduğu yerde yapılması kamu güvenliği için tehlikeli olursa, davanın naklini Adalet Bakanı, Yargıtay dan talep eder.

YETKİLİ OLMAYAN HÂKİM VEYA MAHKEMENİN İŞLEMLERİ

Yetkili olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemler, sadece yetkisizlik nedeniyle hükümsüz sayılmaz. Bu işlemler kural olarak geçerlidir.

Bir hâkim veya mahkeme, yetkili olmasa bile, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, yargı çevresi içerisinde gerekli işlemleri yapar.

CEZA MUHAKEMESİNDE SÜRELER

Gün ile belirlenen süreler, tebligatın yapıldığının ertesi günü işlemeye başlar.

Süre, hafta olarak belirlenmiş ise, tebligatın yapıldığı günün, son haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer.

Süre, ay olarak belirlenmiş ise tebligatın yapıldığı günün, son ayda sayı itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer. Son bulduğu ayda sayı itibarıyla karşılığı olan gün yoksa; süre, ayın son günü mesai saati bitiminde sona erer.

Son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter.

Adli tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren 3 GÜN uzatılmış sayılır. (CMK 331/4)

Adli Tatil, her yıl yirmi temmuzda başlar, otuzbir ağustosta sona erer ( 20 Temmuz- 31 Ağustos) Yeni adli yıl bir eylülde başlar

Sürelerin Kaçırılması ve Eski Hale Getirme

Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir.

Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır.

Eski hale getirme dilekçesi, –engelin kalkmasından itibaren 7 gün içerisinde– süreye uyulsaydı hangi mahkemeye verilecek idiyse, o mahkemeye verilir. (sürenin kaçırılma sebebi ve bu sebebe ilişkin bulgu ve belgelerle birlikte)

Eski hale getirme talebi kararın yerine getirilmesi kendiliğinden durdurmaz. Ancak, mahkeme kararın yerine getirilmesini erteleyebilir.

Mahkeme İşlemlerinin Bildirilmesi

Tefhim, hazır bulunan tarafın yüzüne karşı verilen karar, kendisine açıklanmış ise buna tefhim adı verilir. Doğrudan bir bildirimdir. İlgili isterse kararın bir suretini alabilir.

Tebliğ, ilgili kişiye dolaylı olarak (bir vasıta ile) yapılan yazılı bildirimdir.

Mahkemelerin Tebligat İşlemleri

Mahkeme başkanı veya hâkim, her türlü tebligatı, tüm gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri veya kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili yazışmaları yapar.

İnfaz edilecek kararlar, Cumhuriyet Başsavcılığına verilir.

Tebligat, CMK da yer alan özel usuller saklı kalmak kaydı ile Tebligat Kanunu na göre yapılır.

Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılan Tebligat

Cumhuriyet Başsavcılığına, MAHKEME TARAFINDAN yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur.

Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır.

Tebligat Usulleri (Tebligat Kanunu ve CMK)

  1. Yazılı Tebliğ
  2. Sözlü Tebliğ (CMK m. 90/PVSK m. 13)
  3. İlan Yoluyla Tebliğ

– Kapıya Asma (adres değiştirip de adresini bildirmeyen kişilere, eski adresin bina kapısına yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihidir)

– Gazete ile (adresi meçhul olanlara. Gazete ilanından 7 gün sonra tebliğ yapılmış sayılır)

Telefon, Telgraf, Faks ve E-Posta (Tanıkların çağrılmasında bu yol kullanılabilir.)

– Gösterme yoluyla tebliğ (C. Savcısına yapılabilir. C.Savcısı evrakı gördüğü tarihi evrakın aslı üzerine yapar.)

B- CUMHURİYET SAVCISI

Suç ihbarı-şikayeti haber alındıktan sonra soruşturma başlatan ve bu kapsamda soruşturma konusu ile ilgili şüphelinin lehine ve aleyhine delilleri toplayan ve nihayet yeterli suç şüphesine ulaştığından görevli ve yetkili mahkeme nezdinde kamu adına dava açan kimsedir. Savcılar hakimler gibi tam bağımsız değildir.

Savcı dava açtıktan sonra bunu devlet adına temsil ve takip eder. İddianamenin mahkemece kabul edilmesiyle birlikte KOVUŞTURMA AŞAMASI BAŞLAR, KAMU DAVASI AÇILMIŞ OLUR. Bu aşamadan sonra şüpheli artık SANIK olarak adlandırılır.

C- SANIK

Soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kimseye şüpheli, kovuşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kimseye ise SANIK adı verilir.

Sanığın hakkındaki suçlamayı öğrenme hakkı, susma hakkı, kendi lehine delil araştırılmasını isteme hakkı, tercüman yardımından faydalanma hakkı, yakınlarını durumunu bildirme hakkı vardır.

Sanık sadece KİMLİK BİLGİLERİ KONUSUNDA SUSMA HAKKINI KULLANAMAZ. Kimlik bilgilerini söylemek zorundadır. Bunun dışındaki bütün soru ve konularda susma hakkını kullanabilir. Bu yönü itibariyle susma hakkı mutlak ve sınırsız değildir. Sanık kimliğine ilişkin bilgileri söylemek zorundadır.

D- MAĞDUR VE ŞİKÂYETÇİ

Suç teşkil eden fiil ile hukuken korunmuş olan bir hakkı zedelenen gerçek veya tüzel kişiye mağdur adı verilir. Mağdur ile birlikte suç sayılan fiilden zarar gören yakınları ( eşi çocuğu vs. ) da suç nedeniyle mağdur durumda olmakla birlikte ceza yargılamasında bu kimselere Suçtan Zarar Gören denilmektedir.

Takibi için mağdurun şikâyetinin zorunlu olduğu suçlarda yetkili makamlara şikayette bulunan kimseye şikayetçi adı verilir.

E- MALEN SORUMLU VE KATILAN

Yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişiye MALEN SORUMLU denir. Örn. Bir banka görevlisinin müşterinin hesabındaki parayı zimmetine geçirmesi suçuna ilişkin yargılamada, fail banka görevlisi, mağdur müştere ve malen sorumlu da bankadır. Çünkü bu yargılama sonunda verilen hüküm ile birlikte, banka müşterinin bankaya yatırdığı parayı kendisine ödemekle sorumlu olacaktır.

Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlunun ilk derece yargılanmasında hüküm verilinceye kadar şikayetçi olduklarını bildirerek kamu davasına müdahil olmalarına KATILMA, bu şekilde müdahil olanlara ise KATILAN adı verilir.

– Katılma dilekçe veya sözlü başvuru ile olur,

– Katılma anından sonraki tebligatlar KATILANA da yapılır.

Temyiz aşamasında KATILMA OLMAZ.

Katılma DAVAYI DURDURMAZ.

KATILAN CUMHURİYET SAVCISINDAN AYRI OLARAK TEMYİZ YOLUNA BAŞVURABİLİR. (C.Savcısı ile birlikte temyize başvurma zorunluluğu yoktur)

– Katılan, vazgeçerse veya ölürse KATILMA SONA ERER.

Mirasçılar, katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabilirler.

F- TANIK

Beş duyu organı ile soruşturma ve kovuşturma konusu olay hakkında bir bilgi edinen kimseye tanık denir.

Ceza muhakemesinde tanıklık ZORUNLUDUR. Çağrıya uymayan tanık hakkında ZORLA GETİRME KARARI VERİLİR.

Tanık duruşmaya gelir ve fakat hiçbir kanuni neden olmaksızın tanıklık yapmaktan veya yemin etmekten çekinir ise, dava hakkında hüküm verilinceye kadar ve her halde 3 Ayı Geçmemek Üzere DİSİPLİN HAPSİ ile cezalandırılabilir.

Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık yapmayı istemesi halinde beyanı konutunda alınabilir ya da yazılı olarak gönderebilir.

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ

[wp_ad_camp_5]

sonraki sayfadan devam ediniz