in

Kpss Ceza Hukuku – Ders Notları

SUÇUN UNSURLARI DIŞINDA KALAN HUSUSLAR

Tipiklik, Maddi unsurlar, Manevi unsurlar ve hukuka aykırılık unsurlarını taşımayan bir eylem suç olarak tanımlanamaz. Ancak bu unsurlardan farklı olarak suç işleyen failin cezalandırılabilmesi için bir takım gerekliliklere ihtiyaç vardır ki bunlara Suçun Unsurları Dışında Kalan Unsurlar adı verilir. Bunlar:

1- Ön şartlar: Bir davranışın suç olabilmesi için o davranışta bulunması gereken ilk husus ön şarttır. Örneğin zimmet suçunun söz konusu olabilmesi için failin mutlaka Kamu görevlisi olması gerekmektedir.

2- Cezalandırılabilme Koşulları: Bu şartlar da ön şartlar gibi suçun unsurlarından önce bulunması gereken hususlardır.

Örneğin, yabancı ülkede Türk vatandaşına karşı suç işleyen bir yabancı failin yargılanması için Türkiye de bulunması gibi. Bu yabancının eylemi suç olsa dahi Türkiye de değil ise yargılama yapılamaz.

Örn. Hileli iflas veya taksirli iflastan dolayı cezalandırılabilmesi için iflasa karar verilmiş olması gerekir.

3- Şahsi Cezasızlık Sebepleri: Aynı konutta beraber yaşayan eş, anne baba veya kardeşlerin birbirlerinin eşyalarını almaları durumunda hırsızlık suçu oluşur fakat faile ceza verilmez.

Örn. Yalan tanıklık suçunda, kişinin üstsoy, altsoy, eş veya kardeşinin soruşturma ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilecek bir hususla ilgili olarak yalan tanıklıkta bulunması durumunda ceza indirilebileceği gibi hiç ceza verilmeyebilir de.

Örn. Bir kimse kendi işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suçla ilgili olarak suç delillerini yok etem, gizleme veya değiştirme suçundan dolayı cezalandırılamaz.

Örn.    Milletvekillerinin meclis çalışmalar sırasındaki, söz, oy ve düşünce açıklamaları suç olsa dahi kişisel bir cezasızlık nedeni olduğu için cezalandırılamaz. Eylem suçtur fakat kişisel özel bir nedenden dolayı milletvekili cezalandırılamamaktadır. ( Kişisel cezasızlık hali )

4- Cezayı Kaldıran ya da Azaltan Etkin Pişmanlık: Suç tamamlandıktan sonra pişmanlık gösteren fail için bazı suç tiplerinde cezayı kaldıran ya da azaltan haller öngörülmüştür. Etkin pişmanlık halinde failin ceza sorumluluğu kalkacak ya da azalacaktır.

Örn. TCK 221. maddede, örgüt kapsamında suç işlemeden pişmanlık göstererek teslim olan örgüt üyesine örgüt üyeliği suçundan ceza verilmez.

Örn. TCK 110. madde hükmüne göre, kişi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işleyen fail, soruşturma başlamadan önce mağdura zararı dokunmaksızın güvenli bir şekilde serbest bırakırsa cezasının 2/3 e kadarı indirilir.

SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ BİÇİMLERİ (Teşebbüs- İştirak- İçtima)

 

TEŞEBBÜS

T.C.K madde 35 te: “ Kişi işlemeye kast ettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıpta elinde olmayan nedenlerle tamamlayamazsa teşebbüsten dolayı sorumludur” denilmektedir.

Teşebbüs halinde verilecek cezanın tehlikenin ağırlığı ve meydana gelen zarar göz önüne alınarak belirleneceği madde düzenlenmektedir. Teşebbüs halinde suçun işlenmiş halinden daha az bir ceza verilmektedir.

Teşebbüs olabilmesi için GEREKLİ OLAN ŞARTLAR:

  • Kasten işlenebilen, İCRAİ bir suç olmalı ( Taksirle İşlenen Suçlara ve İhmali Suçlara Teşebbüs Mümkün Değil )
  • İcra hareketleri ELVERİŞLİ ARAÇLARLA doğrudan doğruya başlamış olacak,
  • Failin gerçekleştirmek istediği netice ELDE OLMAYAN SEBEPLERLE gerçekleşmemiş ( Fail netice için her şeyi yapmış olacak fakat netice başka bir sebepten ötürü meydana gelmemiş olacak )

5237 Sayılı Kanunda tek bir TEŞEBBÜS vardır. EKSİK- TAM TEŞEBBÜS şeklinde bir ayrım yoktur.

Örn: Fail X öldürmek maksadı ile Y ye ateş etmiş ve onu yaralamıştır. Yaralanan Y kaldırıldığı hastanede ameliyata alınarak kurtarılmıştır. Bu durumda X öldürmek kastı ile ateş etmiş fakat ölüm ELİNDE OLMAYAN SEBEPLERLE ( Zamanında tıbbi müdahale ) meydana gelmemiştir. X in eylemi kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturur.

Örn: Ahmet öldürmek maksadı ile Cemil e ateş etmiş fakat kurşun Cemil e isabet etmemiştir. Bu durumda da ölüm Ahmet in elinde olmayan sebeplerle ( İsabet etmeme ) meydana gelmemiştir. Ahmet in eylemi kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturur.

Failde suç işleme fikrinin oluşması ile birlikte suçun evreleri başlamış olacaktır.

 

Suçun işlenme aşamaları: Suç fikrinin ortaya çıkması→Hazırlık Hareketleri→İcra Hareketlerinin Başlaması→İcra Hareketlerinin Tamamlanması →Neticenin Meydana Gelmesi evrelerinde oluşmaktadır.

Bu aşamalar içerisinde teşebbüs, icra hareketlerinin tamamlanması evresinden sonra ortaya çıkmaktadır.

TEŞEBBÜS ANCAK HAREKET VE NETİCENİN AYRILABİLDİĞİ SUÇLARDA SÖZ KONUSU OLABİLİR (MESAFE SUÇLARI). NETİCESİ HAREKETE BİTİŞİK SUÇLARDA (örn. Hakaret vs.) SUÇLARDA TEŞEBBÜS MÜMKÜN DEĞİLDİR. Yine dış dünyada görülebilen bir hareketin olmadığı İHMALİ SUÇLARDA TEŞEBBÜS OLMAZ.

ÖRN: Hakaret ani bir suçtur. Hakaret suçunda hareket ve netice aynı anda meydana gelir bu sebeple hakarete teşebbüs mümkün değildir.

Örn: Kasten yaralama suçu hareket ve neticenin ayrılabildiği bir suçtur. Bu sebeple kasten yaralama suçuna teşebbüs mümkündür.

KANUNDA BAZI SUÇ TİPLERİ TEŞEBBÜS AŞAMASINDA KALSA DAHİ TAMAMLANMIŞ GİBİ CEZALANDIRILMAKTADIR. BU DURUMLAR TEŞEBBÜSÜN İSTİSNASIDIR. BU SUÇLAR T.C.K M. 310, Cumhurbaşkanına suikast ( m. 310 ) ve Anayasayı cebir ve şiddet ile ihlal suçu ( m. 309 ) , Devletin bölünmez bütünlüğü aleyhine işlenen suçlara ( m. 302 )teşebbüs dahi olsa tamamlanmış gibi cezalandırılır. Bu tür suçlara KALKIŞMA TİPİ SUÇLAR DENİR.

            Şu suçlarda teşebbüs hükümleri uygulanamaz:       Taksirli Suçlar, Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Suçlar, Olası Kast ile işlenen suçlar, saf ihmali suçlar, kalkışma suçları.

GÖNÜLLÜ VAZGEÇME:

Fail icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya sonucun gerçekleşmesini önlemesidir. Gönüllü vazgeçme genel bir düzenlemedir. Bütün suçlar bakımından mümkün olabilir.

Gönüllü vazgeçme, cezayı kaldıran KİŞİSEL BİR NEDENDİR. Gönüllü vazgeçme suçun icra hareketleri aşamasında olabileceği gibi icra hareketlerinin tamamlanmasından sonra da mümkündür.

SUÇ TAMAMLANDIKTAN SONRA GÖNÜLLÜ VAZGEÇME MÜMKÜN DEĞİLDİR. Suç tamamlandıktan sonra ETKİN PİŞMANLIK SÖZ KONUSU OLUR.

Örn: Hırsız A çaldığı eşyaları ertesi gün haline üzüldüğü ev sahibine geri vermiştir. Bu durumda gönüllü vazgeçme yoktur. Çünkü suç tamamlanmıştır.

Örn. A, B ye karşı hakaret içeren bir mektup yazmış ve fakat mektup henüz B nin eline geçmeden mektubu geri almıştır. Bu olayda fail kendi hareketi ile sonucun gerçekleşmesine engel olduğu için gönüllü vazgeçme vardır.

Örn: A hasmı C yi öldürmek için evinin önünde pusu kurmuş ve geldiği saati kollamaya başlamıştır. C evinin önüne geldiğinde A silahını çekmiş ve bu arada C nin kızının babasına doğru koştuğunu görmüş ve bu duruma üzülerek öldürmekten vazgeçmiştir. Bu durumda A gönüllü vazgeçmiştir. Çünkü hiçbir engel neden yok iken İcra HAREKETLERİNE BAŞLAMAMIŞ VE ATEŞ ETMEMİŞTİR.

Örn. Öldürmek için ayağına taş bağlayıp denize attığı kişiyi henüz ölmeden denizden çıkarmak gönüllü vazgeçmedir.

Örn. Karısını öldürmek isteyen kocanın, karısının yiyeceğine zehir karıştırdıktan sonra henüz ölüm meydana gelmeden bir panzehir ile ölümün gerçekleşmesine engel olması.

Örn: Hırsız H, zengin bir işadamı olan Hulusi nin evini soymak için malikanesinin önüne gitmiş ve fakat tam eve girecek iken evin önünde polis otosu görmüştür. O günün hırsızlık yapmak için iyi bir gün olmadığını ve eğer hırsızlık yapar ise polisin kendisini rahatça yakalayacağını düşünerek hırsızlık yapmaktan vazgeçmiştir. Bu durumda gönüllü vazgeçme yoktur. H nin eylemi hırsızlık suçuna teşebbüstür. Çünkü gönüllü bir vazgeçme yoktur.

Gönüllü vazgeçme; özgür irade ile suç işlemekten vazgeçmektir.

Gönüllü vazgeçme halinde faile işlemek istediği suçtan dolayı ceza verilmez. Ancak gönüllü vazgeçtiği ana kadarki eylemleri suç oluşturuyorsa sadece o suçtan ceza verilir.

Örn: Öldürmek için ruhsatsız silah temin etmişse ya da hasmının evine girmişse bu durumlarda gönüllü vazgeçme halinde öldürme ve hırsızlık suçlarından ceza verilmez fakat ruhsatsız silah taşıma ve konut dokunulmazlığını ihlal suçundan ceza verilir.

Örn. Öldürmek için zehir vermiş fakat ölüm meydana gelmeden ( netice meydana gelmeden ) panzehir ile mağdurun ölümüne engel olması durumunda o ana kadar ki eylem bağımsız olarak kasten yaralama suçunu oluşturur ve fail kasten yaralama suçundan sorumludur.

İŞTİRAK HALİNDE GÖNÜLLÜ VAZGEÇME

Birden fazla kimsenin bir suçu işlemek için bir araya geldiği bir durumda bunlardan birisinin gönüllü vazgeçmesi halinde de gönüllü vazgeçen faile ceza verilmez.

Suç gönüllü vazgeçenin gösterdiği bütün gayrete rağmen işlenmiş olursa veya gönüllü vazgeçenin gayretinin dışında başka bir nedenden dolayı işlenememiş olsa bile gönüllü vazgeçene CEZA VERİLMEZ.

Örn: A ile B hırsızlık yapmak için Masum un evine girmiştir. Masum un çok fakir birisi olduğunu gören A suç işlemekten vazgeçmiş ve geri dönmüştür. B ise “ Fakir de olsa herkesin evinde çalınacak bir şey vardır ” diyerek eyleme devam etmiştir.

Bu olayda: A gönüllü vazgeçmeden faydalanır ve sadece o ana kadarki eylemi bir suç teşkil ediyorsa o suçtan cezalandırılır. Eğer Ev sahibi uyandığı için hırsızlık suçu işlenememiş ise B, hırsızlığa teşebbüsten sorumludur çünkü gönüllü vazgeçmesi yoktur.

ETKİN PİŞMANLIK

Suçun bütün unsurları ile tamamlandıktan sonra failin suç yolunda ilerlemekten dönmesine etkin pişmanlık denir. Etkin pişmanlık yalnızca suç tamamlandıktan sonra belli suçlar bağlamında cezayı kaldıran ya da azaltan KİŞİSEL BİR NEDENDİR. Etkin pişmanlık GENEL BİR NEDEN DEĞİLDİR. Her suç bakımından uygulanmaz.

Türk Ceza Kanununda etkin pişmanlık ilgili genel bir hükümle değil ilgili olduğu suç tiplerinde özel olarak- ayrıca- belirtilmiştir. ( m. 93, m. 168, m. 316-2, m. 274, m. 110, m. 221)

Örn: A, B yi kaçırmış ve fakat mağdura bir zarar vermeden güvenli bir yerde serbest bırakmıştır. Etkin pişmanlık söz konusudur.

Örn: K, gece vakti M nin evine girerek 100 TL sini çalmış ancak ertesi gün M nin çok fakir olduğunu öğrenip parasını geri iade etmiştir.

TEŞEBBÜSTE ÖZEL DURUMLAR

  • Fail daha fazlasını isterken azını almış ise; bu durumda teşebbüs değil tamamlanmış suç vardır. Örn: A cep telefonundan beş tane telefon çalmak isterken 2 tane çalmış ise bu durumda teşebbüs değil tamamlanmış hırsızlık suçu vardır.
  • Zincirleme suçlarda ilk suçu işleyen failin ikinci suç işlerken yakalanması durumunda: tamamlamış olduğu ilk suçtan dolayı ceza alır. Örn: A bir beyaz eşya dükkanından ilk gün 5 adet çamaşır makinası çalmıştır. İkinci gün yine aynı dükkandan dünden kalan 2 çamaşır makinesini daha almak için gelmiş fakat bu makineleri çalarken yakalanmıştır. Bu durumda teşebbüsten değil tamamlamış olduğu ilk suçtan dolayı ceza verilir verilir ve zincirleme suç hükümleri uygulanır.
  • Mütemadi Suç ( Kesintisiz- Sürekli Suç ): Bu suçlarda kesinti devam ederken fail yakalanmış ise teşebbüs değil tamamlanmış suç söz konusu olur.

Örn: A zorla senet imzalatmak için V yi yakalamış ve zorla bir odaya kapatmıştır. V bir gün sonra durumun arkadaşları tarafından öğrenilmesi üzerine kapatıldığı odadan kurtarılmıştır. Bu durumda işlenmiş bir kişi hürriyetinden yoksun kılma suçu vardır. Teşebbüs yoktur. Bu suç özgürlük kısıtlanması yapıldığı ilk anda gerçekleşmektedir.

İŞLENEMEZ SUÇA TEŞEBBÜS

Fail tarafından gerçekleştirilmek istendiği halde suçun maddi konusunun bulunmaması ya da kullanılan aracın elverişsizliği nedeniyle işlenmesi mümkün olmayan suçlara İŞLENEMEZ SUÇ adı verilir.

Örn: A komşusu B ile bir gün önce tartışmış ve onu öldürmek istemektedir. Ertesi gün bahçede yüz üstü yattığı bir sırada ona karşı iki el ateş etmiştir. Ancak ölüm sonrası yapılan otopsi de B nin bir gün önce gece kalp krizinden ölmüş olduğu ve A nın eylemi sırasında zaten ölü olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda A ya ceza verilemez. Çünkü suç konusu imkansızdır. Ölmüş bir kimse ikinci kez öldürülemez.

Örn: Su tabancası ile bir kimsenin öldürülmesi mümkün olmadığından ( ARACIN MUTLAK ELVERİŞSİZLİĞİ ) su tabancası ile öldürme veya öldürmeye teşebbüs suçları işlenemez.

Aracın elverişli olup olmadığı işlenmek istenen suç bakımından değerlendirilmelidir. Ses tabancası öldürme suçu için elverişsizdir ancak tehdit veya gasp suçu için elverişli araçtır.

            İşlenemez suçtan dolayı faile CEZA VERİLMEZ. 

SÖZDE SUÇ                

Failin gerçekleştirmeyi düşündüğü ya da gerçekleştirdiği eylemin kanunda suç olarak tanımlanmadığı durumlarda sözde ( mefruz ) suç vardır. Fail suç işlediğini düşünmektedir oysa ortada bir suç yoktur.

Örn: Evlilik dışı birlikteliklerde kişi zina suçu işlediğini düşünmekte ise de zina yasada suç olarak tanımlanmadığı için bu durumda söz de suç vardır.

İŞTİRAK

Ceza kanununda belirtilen bir suçun birden fazla fail tarafından işlenmesi halinde çok failli suç, yalnızca bir kimsenin suç işlemesi halinde ise tek failli suç söz konusu olur.

Örn: Kavga suçu en az iki fail tarafından gerçekleştirilebilen suç iken, hırsızlık suçu tek failli bir suçtur.

Örn: Rüşvet suçu, bir rüşvet alan ve bir de rüşvet veren kimsenin varlığını zorunlu kılan suç olduğu için çok failli bir suç tipidir.

T.C.K ya göre İştirak: “ Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu tutulur. ” Bir suçu beraber işleyen kimselerden her biri asli maddi faildir. Bu kimseler BERABER İŞLEYEN ( İŞTİRAK ) kimselerdir.

İştirak TEK FAİLLİ BİR SUÇUN BİRDEN FAZLA KİMSE TARAFINDAN İŞLENMESİDİR. İştirak CEZA SORUMLULUĞUNU GENİŞLETEN BİR KURUMDUR.

İştirakın ŞARTLARI:

Birden çok fail olmalı.

Suçun icrasına başlanmalı ( ASİL FAİL EN AZINDAN SUÇUN İCRA HAREKETLERİNE BAŞLAMIŞ OLMALI ) ve bütün ortaklar bakımından işlenmesi konusunda anlaşılan suç aynı olmalı. İştirak yalnızca tamamlanmış suçlarda söz konusu olmaz. TEŞEBBÜS AŞAMASINDA KALMIŞ SUÇLARA DA İŞTİRAK MÜMKÜNDÜR.

Failleri işlenen suça katkı sağlamalıdır. Suç konusu üzerinde bir fiil hâkimiyeti bulunmalıdır. Örn: Bir öldürme suçuna gülümseyerek bakan kimsenin eylemi iştirak değildir. Bu eylem suç konusu üzerinde fiili hakimiyet sağlanmadığı için iştirak sayılamaz.

İştirak yalnızca AKTİF hareketlerle değil İHMALİ HAREKETLERLE DE olabilir. (Örn. Hırsızla anlaşan güvenlik görevlisinin gece kasaları kilitlememesi suretiyle iştirak etmesi ise ihmali bir harekettir. )

– Suça katılma SUÇTAN ÖNCE OLABİLECEĞİ GİBİ SUÇ İŞLENDİĞİ SIRADA DA OLABİLİR.      (Örn: Fail A mağduru yaralıyorken oradan geçmekte olan A nın arkadaşı B mağdurun kollarını tutmak suretiyle A ya yardım etmesi suç işlendiği sırada söz konusu olan bir iştirak halidir.)

– İştirak eden kimsenin Suç işleyeceğini bilerek ve isteyerek katılmış olması. Suç işlemeden önce ya da suç İŞLENDİĞİ SIRADA SUÇ KONUSUNDA ANLAŞMA OLMALIDIR.

– Failler birbirinden habersiz hareket ediyorsa İŞTİRAKTEN SÖZ KONUSU OLMAZ.

Örn: B ye birbirinden habersiz olarak zehir veren A ve C arasında iştirakten söz edilemez. Çünkü faillerin suç işlemek konusunda ortak bir amacı yoktur.

İŞLENMİŞ (TAMAMLANMIŞ SUÇA- NETİCE SONA ERMİŞ SUÇA) İŞTİRAK MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Örn: Hırsızlık yapmış olan A nın çaldığı eşyayı saklayan B nin eylemi hırsızlık suçuna iştirak olmayıp suç eşyasını saklamak suçudur. Çünkü suç işlenmiştir. İşlenmiş suça iştirak mümkün değildir. Ancak bu yardım suç işlemeden önce VAAT EDİLMİŞ İSE ve bu suretle failin suç kararını kuvvetlendirmiş ise bu durumda İŞTİRAK SÖZ KONUSU OLUR.

SUÇA İŞTİRAK TÜRLERİ

Suça iştirak türleri faillerin eylemin işlenişinde suç konusu üzerindeki EGEMENLİKLERİ ( HÂKİMİYETLERİ ) göz önüne alınarak belirlenmektedir.

İştirak FAİLLİK (BERABER İŞLEYEN-MÜŞTEREK FAİLLİK), AZMETTİRME, YARDIM ETME olmak üzere üç tür söz konusudur.

1- BİRLİKTE FAİLLİK ( MÜŞTEREK FAİLLİK )

Suçun kanuni tanımında öngörülen hareketlerin birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesi durumunda her bir kimse FAİL ( BİRLİKTE FAİL- MÜŞTEREK FAİL ) olarak sorumludur. Bu durumda her bir fail suç konusu üzerinde ORTAK HAKİMİYET KURMAKTADIR. Örn: İki kişinin bir başkasını tutarak kasten yaralama suçunu işlemesi.

Örn: ARALARINDA İŞTİRAK İRADESİ bulanan Beş kişi bir mağdura karşı Silah ile ateş etse ve mağdur bu hareketler neticesinde ölmüş olsa. Suç sonrası yapılan araştırmada öldürücü darbenin kimin silahından çıkan mermiden dolayı olduğu ortaya çıkmasa ve hatta bazı faillerin mağdura isabet dahi ettirememiş olması halinde failler SUÇ KONUSU ÜZERİNDE ORTAK HAKİMİYETE SAHİP OLDUKLARI İÇİN HER BİR FAİL TAMAMLANMIŞ KASTEN ÖLDÜRME SUÇUNDAN SORUMLUDUR.

Failler arasında iştirak iradesi olmasaydı, A ve B mağdur M ye karşı aynı anda fakat birbirlerinden habersiz bir şekilde Öldürmeyecek kadar zehir vermeleri ve fakat iki zehir birleşerek ÖLÜMÜ MEYDANA GETİRMİŞ İSE bu durumda failler arasında iştirak iradesi söz konusu olmadığı için iki fail de ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜSTEN SORUMLUDUR. Eğer her bir fail öldürecek kadar zehir vermiş ise artık her iki fail de kasten öldürmeden dolayı sorumludur.

2- DOLAYLI FAİLLİK

Suçun işlenmesinde bir başkasının araç olarak kullanılması durumuna DOLAYLI FAİLLİK adı verilir. Bir başkasını araç olarak kullanan kimse FAİL OLARAK SORUMLUDUR VE SUÇU KENDİSİ İŞLEMİŞ GİBİ CEZA ALIR.

Örn: Akıl hastasına birisini öldürmesini öğreten bir kimse akıl hastası öldürme suçu işlediği zaman öldürmeyi öğreten kimse DOLAYLI FAİL olarak sorumludur.

Örn: Notere, yanılgıya düşerek sahte vekaletname düzenletilmesi sahte vekaletnameyi bilmeden düzenleyen noter değil, düzenlettiren kimse BELGEDE SAHTECİLİK SUÇU sebebiyle DOLAYLI FAİL durumundadır.

Örn: Tapu memuruna kendin taşınmak maliki olarak göstererek, bu taşınmazın başkasına satışının gerçekleştirilmesi durumunda, resmi belgede sahtecilik yapılmıştır. Bu durumda da dolaylı faillik söz konusudur.

Dolaylı faillikte araç olarak kullanılan kimse CEZALANDIRILMAZ.

Suçun işlenmesinde KUSUR YETENEĞİ OLMAYAN KİŞİLERİN ( akıl hastası, suç işleme kabiliyeti olmayan çocuk ) ARAÇ OLARAK KULLANILMASI DURUMUNDA DOLAYIL FAİLE VERİLECEK CEZA 1/3 ten YARIYA KADAR ARTIRILIR.

ÖZGÜ SUÇ: Bazı suçların ancak belirli bir niteliğe sahip kimseler tarafından işlenmesinin öngörüldüğü suçlara özgü suç adı verilir. Örn: Zimmet ya da görevi kötüye kullanma suçunu işleyen kimse ancak KAMU GÖREVLİSİ olabilir.

ÖZGÜ SUÇLARA İŞTİRAK MÜMKÜNDÜR. ANCAK İŞTİRAK EDEN KİMSELER AZMETTİREN YA DA YARDIM EDEN SIFATIYLA SORUMLUDUR. ( İştirakte Bağlılık Kuralı )

Örn. Bir memurun kendisine teslim edilmiş olan parayı zimmetine geçirmesine iştirak eden kimse (parayı onun adına banka hesabında tutan) yardım eden veya azmettiren sıfatıyla sorumlu olur.

Sadece İŞKENCE SUÇUNDA, kamu görevlisinin işkençe fiiline iştirak eden kimseler kamu görevlisi olmasalar da kamu görevlisi gibi cezalandırılırlar.

3- AZMETTİRME

Hiçbir suç işleme kararı olmayan bir kişiye suç işlettirilmesine azmettirme adı verilir.

Örn: A hasmını öldürmek için çok miktarda para vererek B ile hasmı H yi öldürmesi konusunda anlaşmışsa A azmettirendir. Bu durumda Hem A hem de B kasten öldürme suçundan dolayı sorumludur.

Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır.

Üstsoy ve altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça azmettirme hâlinde, azmettirenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır.

Çocukların suça azmettirilmesi hâlinde, azmettirme suretiyle cezanın artırılabilmesi için üstsoy ve altsoy ilişkisinin varlığı aranmaz.

– Azmettirenin belli olmaması hâlinde, kim olduğunun ortaya çıkmasını sağlayan fail veya diğer suç ortağı hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine on beş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezasına hükmolunabilir. Diğer hâllerde verilecek cezada, üçte bir oranında indirim yapılabilir.

      Azmettiren ile DOLAYLI FAİL arasındaki FARK:

  • Azmettirmede azmettiren kimsenin yanında suç işleyen kimse de cezalandırılır. Ancak dolaylı faillikte suç işleyen kimse cezalandırılmaz.
  • Azmettirmede fail özgür iradesi ile hareket ediyorken, dolaylı faillikte suç işleyen kimse suç işlediğinin farkında değildir.
  • Azmettirilen suçu azmettiren adına işlediğini bilir. Oysa dolaylı faillikte fail suçta kullanıldığını bilmez.

Azmettirilen azmettirildiği suçtan başka bir suç işlerse AZMETTİREN SORUMLU MUDUR ?

  • Azmettirilen kimse azmettiren ile anlaştığı suçtan BAŞKA ( Hukuksal Niteliği  Farklı ) BİR SUÇ İŞLEMİŞ ise bu durumda azmettiren sorumlu olmaz. Örn: Hırsızlık suçu konusunda anlaşılmış iken azmettirilen fail cinsel saldırı suçu işlemiş ise azmettiren bu suçtan sorumlu olmaz.
  • Fail teşebbüs aşamasında kalmış ise Azmettiren de teşebbüsten sorumlu olur. Fail çoğu yerine azını işlemiş ise azmettiren ortaya çıkan suçtan dolayı sorumlu olur.
  • Fail suç işlerken suç konusunda bir sapma yapmış ise azmettiren bu sapmadan dolayı da sorumludur. Örn. Fail B, C nin öldürülmesi için A tarafından azmettirilmiştir. Bu durumda fail B suç işlerken C yerine D yi öldürmüş ise bu durumda D nin öldürülmesinden dolayı Azmettiren sorumlu olur.

4- YARDIM ETME

Suç işleme kararı vermiş bir kişiye yasada sayılan kolaylıkların sağlanması suretiyle suç katılmış olan kimseye yardım eden adı verilir. YARDIM ETME HALLERİ SADECE KANUNDA SAYILAN HALLER İÇİN SÖZ KONUSU OLABİLİR. Yardım eden kişiye işlenen suçun cezası yarı oranında verilir. Yardımda bulunma Maddi ve manevi olabilir.

Maddi Yardımlar:

Araç sağlamak ( suç aleti sağlamak ) , Suç işleyen kimseye maddi yardım ( yemek götürmek, yer temin etmek vs.). Bu yardımlar OLMAKSIZIN SUÇ İŞLENEMEYECEK İDİYSE O ZAMAN YARDIM ETME DEĞİL BERABER İŞLEME- MÜŞTEREK FAİLLİK SÖZ KONUSU OLUR.

Örn: Gözcünün gözcülüğü olmadan suç işlenemeyecek idiyse yardım etmekten değil BERABER İŞLEMEKTEN sorumlu olur. Yardım olmazsa olmaz ise beraber işleyen durumu söz konusu olur.

Manevi Yardımlar:

Teşvik; Suç işlemeyi düşünen ancak henüz kesin karar vermemiş bulunan kişinin kararını vermesini sağlamak. Örn. Yaparsan iyi olur, iyi yapıyorsun yap devam et demek.

Suç Kararını Kuvvetlendirme; Suç işleme kararını vermiş bir kişiyi icraya geçmeye yöneltmek halidir. Örn: Gün bu gündür bas tetiğe ya da sen onu şimdi vurmazsan o seni sonra vurur demek.

Yardımda Bulunacağını Vaat: Suç işlemeden önce faile suç işlediğinden yardım edeceğini söylemektir. Örn. Yakalanırsan mahpusta ben sana bakarım. Sana iki günde pasaport alır yurt dışına kaçırırım.

Yol Göstermek: Suç işlemesinden önce suçun nasıl işleneceği konusunda öneride bulunmak. Örn. Eve şuradan gir. Şurasına vur. Şuradan bıçaklarsan bir daha iflah olmaz. Şu yoldan geçerken sıkıştır orda kimse olmaz yakalanmazsın demek gibi.

Bu sayılanlardan başka YARDIM BİÇİMİ YOKTUR. Bu haller sınırlayıcı bir biçimde sayılmıştır.

İŞTARAKTE SUÇ ORTAKLARININ KARARLAŞTIRILAN SUÇTAN BAŞKA BİR SUÇU İŞLEMESİ

Ortaklardan birisi iştirak anlaşması dışındaki bir suç işlerlerse sadece bu farklı suçu işleyen fail sorumlu olur.

Örn: A, B, C hırsızlık için D nin evine girmiş ise fakat içeride B D yi öldürmüş ise A, C öldürmekten dolayı sorumlu değildir.

Örn: A, gazeteci B ile B nin gazete Köşesinde İŞADAMI C ye hakaret etmesi konusunda anlaşmış fakat Gazeteci B hakaret fiili ile birlikte İFTİRA da ederse A iftira suçundan dolayı sorumlu olmaz.

İŞTİRAKTE BAĞLILIK KURALI

  • Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir.

Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. ( A aynı konutta oturduğu babasının cebinden para çalmak konusunda B ve C ile anlaşmış ise A kişisel cezasızlık nedeniyle ceza almazken B ve C ceza alır. ) Henüz 11 yaşında olan A ile 19 yaşında olan B, C yi öldürmek konusunda anlaşmışlar ve öldürmüşler ise A kişisel cezasızlık nedeniyle ceza almazken B bundan etkilenmeyecek ve ceza alacaktır.

  • Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçlara iştirak mümkündür. Ancak Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.
  • Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için işlenmesi konusunda anlaşılan ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması

İÇTİMA (Suçların Ya Da Cezaların İçtimaı)

Kural olarak dış alemde meydana gelen her netice bir suça vücut vermekte iken kanunda istisna olarak bazı hallerde birden çok netice tek suç sayılmakta ve/veya tek ceza verilmektedir.

Bu haller:

  • Zincirleme Suç
  • Birleşik Suç
  • Fikri İçtima

 

Zincirleme Suç (Müteselsil Suç)

Zincirleme Suçun iki temel biçimi vardır:

  1. Aynı suç işleme kararının (Genel Plan-Niyet) icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.

Zincirleme suçta, hareket doğal olarak çoktur ancak HUKUKEN TEK BİR SUÇ OLARAK KABUL EDİLİR.

Örn: Bir kasiyer, maaşını az bulduğu için her gün 10 lira almak kaydıyla kasadan 300 lira almayı düşünmektedir. Gerçekte 30 kez para çalmış olsa da, aynı suç işleme kararı olduğundan ve nihayet mağdur da aynı kişi olduğu için bu hareketler hukuken tek suç sayılmaktadır. (zincirleme suç)

Örn: A, aralarında husumet olan B ye, her sabah okul girişinde hakaret etmektedir. Bu şekilde iki gün aralıklarla 5 kez hakaret edilmiş olsa da bir tek hakaret suçu vardır fakat ceza artırılır.

Zincirleme suçun olabilmesi için, farklı zamanlarda, aynı mağdura karşı “aynı suçun” işlenmesi gerekir.

Bir suçun teşebbüs hali, temel şekli veya nitelikli halleri AYNI SUÇ SAYILIR.

Örn. A, B ye ait eve hırsızlık amacıyla girmek üzere iken ev sahibinin uyanması üzerine evden kaçmıştır (hırsızlığa teşebbüs), ertesi gün ise yine aynı eve girmiş ve bir adet televizyon çalışmıştır (tamamlanmış hırsızlık). İki gün sonra da gece vakti girip buz dolabını çalmıştır (nitelikli hırsızlık). Bu olayda da zincirleme bir şekilde hırsızlık suçu işlenmiştir.

Fiiller arasında SUÇ KASTINI YENİLEYECEK BİR ZAMAN GİRMİŞ İSE artık suç kastı YENİLENMİŞTİR ve İKİ AYRI SUÇ söz konusudur.

Örn: Hırsız H, A’nın evine girip hırsızlık yaptıktan 5 Ay sonra, evin camının açık olduğunu görüp yine bu eve girmiş ise artık iki farklı hırsızlık suçu vardır.

Yaklaşık bir yıl arayla iki adet sahte bono düzenlenmesi durumunda genel plan-suç kastı bulunmayıp iki ayrı evrakta sahtecilik suçu vardır. (Yar. 6. CD. 1979/583)

  1. Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, zincirleme suç vardır. Suçun mağduru belli bir kişi değil ise bu durumda da zincirleme suç hükümleri uygulanır.

Örn: Z şahsının bir sınıfa girerek 10 kişiye birden HIRSIZLAR demesi durumunda tek bir fiille birden fazla mağdura karşı hakaret suçu işlenmiş olur ve zincirleme suç hükümleri uygulanır.

Örn: Kusurlu araç kullanarak birden fazla kimsenin taksirle yaralanması durumlarında tek bir hareket/aynı suç ve fakat birden fazla mağdur vardır.

Örn: A, elindeki molotof kokteylini fırlatarak B ve C ye ait aracın yanmasına sebep olmuş ise bu halde de tek hareketle İKİ FARKLI MAĞDURA karşı mala zarar verme suçu işlenmiştir. Burada da zincirleme suç hükmü uygulanır.

ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİNİN UYGULANAMAYACAĞI SUÇLAR

TCK m. 43/4 uyarınca 4 suç tipinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması yasaklanmıştır. Su suçlar:

  • Kasten öldürme,
  • Kasten yaralama,

–   İşkence,

–   Yağma suçlarında zincirleme suç hükümleri uygulanmaz.

Örn. Bir evi ateşe vererek 5 kişiyi öldüren fail 5 ayrı kasten öldürme suçundan sorumludur.

Örn. C, silah doğrulmak suretiyle 3 kişinin ceplerindeki paraları almış ise artık 3 ayrı yağma   (gasp) suçu söz konusudur.

Örn. İki gün ara ile 6 kişiyi öldüren seri katil Z, ayrı ayrı 6 öldürme suçundan sorumludur.

Bu tür suçlarda NETİCE SAYISI KADAR SUÇ VARDIR. (GERÇEK İÇTİMA)

Birleşik Suç (Mürekkep Suç)

Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir.

Örn: Yağma suçu, cebir ve şiddet kullanılarak bir kimsenin taşınır malını almak şeklinde işlenmektedir. Bu halde cebir ve şiddet SUÇTUR. Bir kimsenin malını rızası dışında almak ta hırsızlık suçudur. Ancak iki suç birleşerek yeni bir suç oluşturmaktadır. Hem CEBİR hem de HIRSIZLIK suçu bu durumda YAĞMA SUÇUNUN UNSURU olmaktadır. Fail sadece yağma suçundan dolayı cezalandırılır.

Örn: Bir bilgisayar virüsü ile Mağdur M nin bilgisayarına zarar veren ve onun banka şifrelerini kullanarak hesabından para aktaran kimse; hem 244-2 de yar alan“ Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere göndermek ” suçunu hem de, Hile ile bir başkasının parasını aldığı için basit dolandırıcılık suçunu işlemiştir.

Ancak kanun koyucu bilişim sistemine ilişkin suçu, dolandırıcılık suçunun nitelikli unsuru haline getirmiştir. Bu halde kişi sadece NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇUNDAN ( 158/1,g- bilişim sistemi ile   dolandırıcılık ) sorumludur.

Birleşik suç halinde yeni bir suç oluşmaktadır ve faile sadece bu suçtan ceza verilmektedir.

 

Fikri İçtima

İşlediği bir fiil (tek suç işleme kastı) ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.

Fikri içtima da BİR HAREKET ile BİRDEN FAZLA FARKLI SUÇ AYNI ANDA oluşmaktadır. Bu durumda sadece en ağır olan suçtan dolayı fail sorumlu tutulmaktadır.

Örn: Bir kimse çocuğunu yaralar ise ortaya iki suç çıkmaktadır. Bunlardan birisi aynı konutta birlikte yaşadığı kimselere kötü muamele diğeri ise kasten yaralama. Bu durumda fail en ağır suçtan (kasten yaralama) dolayı sorumludur.

Örn: Bir yerden ruhsatsız silah çalan kişi, hem hırsızlık Hem de taşınması yasak olan silahı taşımak suçunu tek bir hareket ile işlemiş olur. Bu durumda fikri içtima vardır.

Örn: İnsanların bulunduğu bir ortamda bir kişiyi ateşli silahla yaralayan kişi hem kasten yaralama hem de genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçlarını işlemiştir. Bu halde sadece en ağır suçtan (kasten yaralama) dolayı sorumludur.

Fikri İçtimanın olabilmesi için TEK BİR KAST ile gerçekleştirilen BİR FİİL ile BİRDEN FAZLA FARKLI SUÇUN oluşması gerekir. Eğer failin kastı neticelerin hepsini kapsamakta ise bu durumda fikri içtima değil gerçek içtima söz konusu olur.

Örn: Fail A ya ateş ederken onun arkasında bulunan ve A’nın yakın arkadaşı B’yi görmüş ve fakat onun da yaralanmasını isteyerek ateş etmiş ise bu durumda failin kastı her iki kişiye ve her iki suça yöneliktir ve bu halde fikri içtima uygulanmaz. Fail kasten öldürme ve kasten yaralama suçlarından dolayı ayrı ayrı sorumludur.

Örn: Fail aralarında tartışma çıkan B’nin aracına ateş ederken aynı zamanda arabaya da hasar vermek istemiş ise bu durumda hem kasten öldürme hem de mala zarar verme suçları söz konusudur. Gerçek içtima kuralı uyarınca her iki suçtan dolayı da sorumludur.

Fikri İçtimada:

  • Fail, sadece en ağır suçtan cezalandırılır.
  • Suçlardan birisi kamu davası birisi şikayete bağlı ise kamu davası usulü ile görülür,
  • Suçun işlenme yeri, zamanı, zamanaşımı vs. ağır suça göre belirlenir,
  • Eğer suçlardan birisi affa uğramış ise fail diğer suçtan cezalandırılır.

 

Fikri İçtima Örnekleri

Örn. Yaralamak kastı ile A ya fırlatılan taş B ye isabet etmiş ise bu halde biri kasten yaralamaya teşebbüs diğeri taksirle yaralama olmak üzere iki farklı suç vardır ve fail en ağır suçtan cezalandırılır.

Örn. Gözlüklü A ya karşı yumruk atan ve onu yaralayan B, aynı zamanda gözlüğünü de kırmış ise, yaralama ve mala zarar verme suçları aynı fiil ile meydana gelmiştir ve B en ağır suçtan cezalandırılır.

Örn. Bir kişiyi öldürmek için ateşlenen silâhtan çıkan kurşun, mağdura isabet etmeden duvara çarpması nedeniyle sekerek bir başkasının ölümüne veya yaralanmasına neden olabilir. Bu durumda, hedeflenen kişi açısından kasten öldürme suçu teşebbüs aşamasında kalmıştır; ancak, sekme sonucunda ölümüne veya yaralanmasına neden olunan kişi açısından ise, taksirle öldürme veya taksirle yaralama suçu işlenmiş olmaktadır.

YAPTIRIMLAR

Suçun karşılığı olarak uygulanabilecek yaptırımlar, CEZA ve GÜVENLİK TEDBİRLERİ dir. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak KANUN İLE KONULUR. ( Kanunilik İlkesi )

            Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. (T.C.K m. 2)

Türk Ceza Kanununda öngörülen cezalar iki türlüdür:

  • Hapis Cezası.
  • Adli Para Cezası.

Bir suçun karşılığı olarak sadece hapis cezası öngörülebilir, hapis cezası ile birlikte adli para cezası öngörülebileceği gibi sadece adli para cezası da tek başına öngörülebilir.

HAPİS CEZALARI

Türk Ceza Kanununda hapis cezaları: Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası, Müebbet Hapis Cezası ve Süreli Hapis Cezası olarak hükme bağlanmıştır.

Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis: Sık güvenlik tedbirleri ile ömür boyu çektirilen cezadır.

Müebbet Hapis: Ömür boyu infaz edilen hapis cezasıdır.

Süreli Hapis Cezası: 1 Aydan 20 Yıla kadar olan hapis cezasıdır.

Kısa Süreli Hapis Cezası ise süreli hapis cezasının bir türüdür ve 1 yıl veya DAHA AZ SÜRELİ HAPİS CEZASIna kısa süreli hapis cezası adı verilir.

KISA SÜRELİ HAPİS CEZASINA SEÇENEK YAPTIRIMLAR

1 veya DAHA AZ hapis cezalarının infaz kurumunda çektirilmesinin mahzurları                   (olumsuz yanları) söz konusu olduğu için bu cezaların aşağıda sayılan seçenek yaptırımlara ÇEVRİLEBİLİR. Ancak bu çevirme Hâkimin TAKDİRİNE BAĞLIDIR.

Seçenek yaptırımlar:

  • ADLİ PARA CEZASIGÜN ESASINA GÖRE ADLİ PARA CEZASI-: (Kanunda aksi belirtilmedikçe 5 günden az 730 günden fazla olmayan ve failin ekonomik durumuna göre bir gün için 20-100 TL nin devlet hazinesine ödenmesidir. Hâkim bu miktarı taksitlendirebilir. Taksit süresi 2 Yılı GEÇEMEZ ve taksit sayısı 4 TEN AZ OLAMAZ.)
  • Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,
  • En az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmeye,
  • Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,
  • Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya,
  • Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya, çevrilebilir.

Hakkında seçenek yaptırımlardan birine hükmedilen kişinin bu yaptırımın gereklerine uygun hareket etmesi durumunda, bu ceza infaz edilmeyecek ve kişi açısından bu mahkûmiyete ilişkin sonuçlar ortaya çıkmayacaktır. Çünkü: “Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbirdir.”

Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez.

SEÇENEK YAPTIRIMA ÇEVİRME ZORUNLULUĞU

Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile;

– Fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir. Bu iki durumda hâkimin takdir yetkisi yoktur, cezayı seçenek yaptırımlardan birine çevirmek zorundadır.

Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de (1 YILDAN FAZLA OLSA DAHİ ) olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı hâlinde taksirli hapis cezası adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir hâlinde uygulanmaz.

 

SEÇENEK YAPTIRIMLARIN YERİNE GETİRİLMEMESİ

Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek yaptırımın gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi hâlinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhâl infaz edilir ve ARTIK MAHKÛMİYET BU YAPTIRIMLAR DEĞİL MAHKUM OLUNAN HAPİS CEZASI OLACAKTIR.

 

HAPİS CEZASININ ERTELENMESİ ( TECİL)

Türk Ceza Kanununa göre ERTELEME bir İNFAZ BİÇİMİDİR. Cezası ertelenen kişi erteleme süresinin sonunda CEZASINI ÇEKMİŞ SAYILIR.

Erteleme için Gerekli ŞARTLAR:

  • Kişinin 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olması (Eğer fail suçu işlediği sırada 18 yaşını tamamlamamış ise veya 65 yaşını bitirmiş ise süre 3 YILDIR)
  • Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı 3 AYDAN FAZLA HAPİS CEZASINA MAHKÛM OLMAMIŞ OLMASI,
  • Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, gerekir.

Ertelemenin ŞARTA BAĞLANMASI: Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi hâlinde, hâkim kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhâl salıverilir.

Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz.

Denetim süresi içinde;

  1. a) Bir meslek veya sanat sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine,
  2. b) Bir meslek veya sanat sahibi hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
  3. c) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine MAHKEMECE KARAR VERİLEBİLİR.

Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman kişiyi görevlendirebilir. Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden geçirilmesine de karar verebilir.

 

ERTELEMENİN ORTADAN KALKMASI

Hükümlünün denetim süresi ( 1-3 Yıl) içinde:

  • Kasıtlı bir suç işlemesi ( TAKSİRLİ SUÇ DEĞİL ) VEYA,
  • kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.

ERTELEME İLE BELİRLENEN Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır. ( KİŞİ MAHKÛM OLMUŞ VE CEZASINI ÇEKMİŞ SAYILIR. )

GÜVENLİK TEDBİRLERİ

Güvenlik Tedbiri: Toplum için tehlike oluşturan suçun işlenmesinden sonra fail hakkında hakim tarafından hükmedilen yaptırımdır.

Güvenlik tedbirleri bir yandan toplumu korumak diğer yandan da, suç teşkil eden fiili ortaya koyan şahsın, yeni suçlar işlememesi için uygulanır. Güvenlik tedbiri, tekrar suç işlenmesini önlemek için öngörülmüş olan toplumsal savunma mekanizmasıdır.

1- Türk Ceza Kanununda GERÇEK KİŞİLER İÇİN güvenlik tedbirleri üç türdür:

  • Belli hakları kullanmaktan yoksun kılma,
  • Eşya müsaderesi,
  • Kazanç müsaderesi.

2- TÜZEL KİŞİLERE HAS GÜVENLİK TEDBİRİ İSE: FAALİYET İZNİNİN İPTALİDİR. Faaliyet izni kötüye kullanılarak işlenilen suçlarda faaliyet izni iptal edilebilir.

Yine eğer şartları var ise, tüzel kişiler için de eşya müsaderesi ve kazanç müsaderesi güvenlik tedbirleri de uygulanabilir.

A- Belli Haklardan Yoksun Kılma:

            Kişi, KASTEN işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;

  • Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tâbi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
  • Seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasî hakları kullanmaktan,
  • Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan,
  • Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasî parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,
  • Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tâbi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten, yoksun bırakılır.

BU HAKLAR SADECE İŞLENEN SUÇUN CEZASI ÇEKİLİNCEYE KADAR KULLANILAMAZ. Ömür boyu YASAKLAMA SÖZ KONUSU DEĞİLDİR.

Ancak mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından her hangi bir kısıtlama söz konusu olmaz.

Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen kişi hakkında kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten yoksun kılınma tedbiri uygulanmayabilir.

→ Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada 18 yaşını tamamlamamış kişiler hakkında yukarıda sayılan HAK YOKSUNLUKLARI UYGULANAMAZ.

Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.

 

B- EŞYA MÜSADERESİ

            Müsadere, suça konu olan veya suçta kullanılan, suçtan elde edilen veya suç işlenmek suretiyle ortaya çıkan bir eşyanın mülkiyetinin devlete geçmesidir.

İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur.

Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlâk açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir.

Birinci fıkra kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkânsız kılınması hâlinde; bu eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilir.

Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.

Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir.

Bir şeyin sadece bazı kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir.

Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunur.

BASIN ALETLERİ suç eşyası olduğundan bahisle MÜSADERE OLUNAMAZ. (Anayasa m. 30)

 

C- KAZANÇ MÜSADERESİ

Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddî menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddî menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.

Müsadere konusu eşya veya maddî menfaatlere el konulamadığı veya bunların merciine teslim edilmediği hâllerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin ( EŞYA YERİNE GEÇEN DEĞER- PARA ) müsaderesine hükmedilir.

Kazancın/eşya yerine geçen değerin müsadere edilebilmesi için, eşyayı sonradan iktisap eden kişinin 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun iyiniyetin korunmasına ilişkin hükümlerinden yararlanamıyor olması gerekir

 

D- ÇOCUKLARA ÖZGÜ GÜVENLİK TEDBİRLERİ

Çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin neler olduğu ve ne suretle uygulanacakları ilgili kanunda gösterilir. Çocuk Koruma Kanunu’na göre bu tedbirler; Danışmanlık, Eğitim, Bakım, Sağlık ve Barınma Tedbirleridir. (Çocuk Kor. Kan. m. 5)

E- AKIL HASTALARINA ÖZGÜ GÜVENLİK TEDBİRLERİ

Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.

Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine mahkeme veya hâkim kararıyla serbest bırakılabilir.

Suç işleyen alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı kişilerin, güvenlik tedbiri olarak, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmasına karar verilir. Bu kişilerin tedavisi, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığından kurtulmalarına kadar devam eder. Bu kişiler, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca bu yönde düzenlenecek rapor üzerine mahkeme veya hâkim kararıyla serbest bırakılabilir.

 

 

SUÇTA TEKERRÜR ( TEKRAR SUÇ İŞLEME) VE ÖZEL TEHLİKELİ SUÇLULAR

Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, ( AYNI TÜRDEN SUÇ OLMASINA GEREK YOKTUR. BAŞKA BİR SUÇ İŞLENMİŞ İSE DE) tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez. İlk CEZANIN KESİNLEŞMİŞ OLMASI YETERLİDİR.

Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;

  1. a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
  2. b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet hâlinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl, geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.

Tekerrür hâlinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur.

 Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz.

Kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke mahkemelerinden verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.

Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.

Tekerrür hâlinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Tekerrür sebebiyle FAİLİN CEZASI ARTIRILMAZ. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.

Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.

 SINIR DIŞI EDİLME

İşlediği bir suç sebebiyle HAPİS CEZASINA MAHKUM OLAN YABANCIkoşullu salıverilmeden yararlandıktan ve her halde cezasının infazı tamamlandıktan sonra, durumu, sınır dışı işlemleriyle ilgili olarak değerlendirilmek üzere derhal İçişleri Bakanlığına bildirilir.

CEZANIN BELİRLENMESİ VE BİREYSELLEŞTİRİLMESİ

Somut olayda önce TEMEL CEZA belirlenir. Daha sonra temel ceza üzerinden ÖNCE ARTIRIMLAR SONA İNDİRİMLER YAPILIR. Daha sonra ise İLK ÖNCE TEŞEBBÜS en son ise TAKDİRİ İNDİRİM NEDENLERİ uygulanarak sonuç ceza belirlenir.

Kanunda açıkça yazılı olmadıkça, cezalara ne artırılabilir ne eksiltilebilir ne de değiştirilebilir. ( TCK m. 61/10 )

 

TAKDİRİ İNDİRİM NEDENLERİ

Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.

Takdiri indirim nedeni olarak:

  • Failin geçmişi,
  • Sosyal ilişkileri,
  • Fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları,
  • Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir.

Hakim takdiri indirim yapmak zorunda değildir. Ancak takdiri indirim uygulasa da uygulamasa da bunu kararda göstermek zorundadır.

Takdiri indirim nedeni olarak gözönüne alınacak olan sebepler kanunda sayılanlar ile sınırlı değildir. Bu sayılanlar örnek olarak verilmiştir.

 

MAHSUP

Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir. Adlî para cezasına hükmedilmesi durumunda, bir gün yüz Türk Lirası sayılmak üzere, bu cezadan indirim yapılır. MAHSUP SADECE BİR MAHKÛMİYET İÇİN YAPILIR.

 

 

 

 

 

 

DAVA VE CEZANIN DÜŞÜRÜLMESİ

1- SANIĞIN VEYA HÜKÜMLÜNÜN ÖLÜMÜ

Sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibarıyla müsadereye tâbi eşya ve maddî menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.

Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur.

2- AF

ÖZEL AF: Cezaya bağlı olan veya hükümde belirtilen hak yoksunlukları, özel affa rağmen etkisini devam ettirir.   Özel af sadece HAPİS CEZASININ İNFAZINI ORTADAN KALDIRIR.

Özel af ile ( ÖZEL AFFA; TBMM veya KOCAMA, SÜREKLİ HASTALIK- SAKATLIK HALLERİ ile sınırlı olmak kaydı ile CUMHURBAŞKANI KARAR VERİR) hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir veya infaz kurumunda çektirilecek süresi kısaltılabilir ya da adlî para cezasına çevrilebilir.

ÖZEL AF İLE: ADLİ PARA CEZALARI SONA ERMEZ.

AFFIN GENELLİĞİ/ÖZELLİĞİ; KAPSADIĞI SUÇLARIN VE SUÇLULARIN SAYISINA GÖE DEĞİL, DOĞURDUĞU SONUÇLARA GÖRE BELİRLENİR.

GENEL AFTA: AFFA UĞRAYAN CEZALAR ADLİ SİCİLDEN SİLİNİRLER VE AFFA UĞRAMIŞ MAHKUMİYETLER TEKERRÜRE ESAS OLAMAZ.

Genel af hâlinde ( GENEL AFFA T.B.M.M KARAR VERİR ), kamu davası düşer, hükmolunan cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkar.

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ

[wp_ad_camp_5]

sonraki sayfadan devam ediniz