ÖDEME EMRİNE İTİRAZIN GİDERİLMESİ
Ödeme emrine itiraz ile duran icra takibine devam edilebilmesi için borçlunun bu itirazının giderilmesi gerekir. Borçlunun itirazının giderilebilmesi için alacaklının başvurabileceği 2 yol vardır. Alacaklı:
Genel mahkemelerde İtirazın İptali Davası açabilir
İCRA MAHKEMESİNDE İtirazın Kaldırılması’na başvurabilir.
Alacaklının İCRA MAHKEMESİ’de İtirazın Kaldırılması yoluna başvurabilmesi için elinde İİK m.68-68a’da sayılan belgelerden birinin bulunması gerekir. Alacaklının elinde bu belgelerden biri yok ise başvurabileceği yol sadece İtirazın İptali Davasıdır. Alacaklının elinde İİK m.68-68a’da sayılmış belgelerden biri var ise bu iki yoldan istediğine başvurabilir.
İtirazın İCRA MAHKEMESİ’de kaldırılması yolu itirazın iptali davasına göre daha basit ve çabuk bir yoldur.
İTİRAZIN İPTALİ DAVASI
Bu davanın konusu: icra takibinde borçlunun yapmış olduğu itirazın iptal edilmesidir.
İtirazın iptali davasını açan alacaklı, bu yolu bırakarak İCRA MAHKEMESİNDE itirazın kaldırılması yoluna başvuramaz. Ancak bunun tersi mümkündür. Yani önce İCRA MAHKEMESİNDE itirazın kaldırılması yoluna başvuran alacaklı bir kereye mahsus, bu yolu bırakarak itirazın iptali davası açabilir.
Görevli mahkeme HUMK’a göre belirlenir (Asliye veya Sulh Hukuk Mahkemesi). Ticari işlerde Ticaret Mahkemesinde, iş hukukuna ilişkin işlerde İş Mahkemesinde açılır.
Davacı: İcra takibi yapan alacaklı
Davalı: İcra takibinin borçlusudur.
Davacı alacaklı, davalının icra takibine yaptığı itirazının iptalini ve davalı borçlunun icra takibinin konusu olan alacağı ödemeye mahkum edilmesini ister. Aynı zamanda borçlunun inkar tazminatına da mahkum edilmesini isteyebilir.
Alacaklı, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren 1 yıl içinde bu davayı açmalıdır. Bu süre içinde dava açılmazsa icra takibi düşer.
İtirazın iptali davasında her türlü hukuki delille ispat mümkündür, yani yemin, bilirkişi, tanık delillerine başvurulabilir. Bu davada borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği sebeplerle bağlı değildir.
İtirazın iptali davasının yargilâması sonunda;
Davanın reddi halinde, mahkeme borçlunun itirazını kabul eder yani alacaklıya borcu olmadığı kanısına varır. Böylece alacaklının iddia ettiği ve icra takibi yaptığı alacağın gerçekte mevcut olmadığı ortaya çıkmış olur . Kararın kesinleşmesi ile, borçluya karşı yapılmış olan icra takibi iptal edilmiş sayılır. Ayrıca, borçlu cevap dilekçesinde talep etmişse ve alacaklının kötü niyetli olduğu kanaatine varılmışsa alacaklı icra tazminatına mahkum edilir.
Davanın kabulü halinde, mahkeme borçlunun itirazının doğru olmadığına yani itirazının iptaline karar verir. Bu karar itiraz ile durmuş olan icra takibine devam edilmesini sağlar; bunun için kararın kesinleşmiş olması gerekmez.
Ayrıca, mahkeme, alacaklı talep etmişse borçluyu inkar tazminatına da mahkum eder.
Borçlunun İcra İnkar Tazminatına Mahkum Edilebilmesinin Şartları:
Geçerli bir ilâmsız icra takibi yapılmış olmalıdır
Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalıdır
Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası bulunmalıdır
Alacaklı talep etmiş olmalıdır
Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmiş olmalıdır
Borçlunun kötü niyetli olması kural olarak şart değildir ( Ancak borçlunun yerine veli, vasi, kayyım veya mirasçı itiraz etmişse; bu halde bunların kötü niyetli olmaları koşulu da aranır).
İcra İnkar Tazminatının Miktarı: Kanun takip konusu alacağın en az yüzde kırkı demiştir. Ancak alacaklı daha az talep etmişse, talepten fazlasına hükmedilmemelidir. Alacaklının zararı, yüzde kırk oranından fazla ise, ispat edilmek şartı ile mahkeme bu miktara hüküm verebilir.
İTİRAZIN KALDIRILMASI (İCRA MAHKEMESİ’de)
İtirazın kaldırılması yoluna sadece elinde İİK m.68-68a da sayılmış olan belgelerden birisi olan alacaklılar başvurabilir. Borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren 6 ay içinde açılmalıdır.
İtirazın kaldırılması bir dava değildir. Burada İCRA MAHKEMESİ’nin yaptığı inceleme itirazın iptali davasında mahkemenin yaptığı incelemeye oranla daha basit ve sınırlıdır. Alacaklı alacağını sadece İİK m.68-68a da sayılan belgelerden biri ile ispat edebilir. Borçlu da itirazını belge ile ispat edebilir. İCRA MAHKEMESİ’de tanık, yemin gibi delillere başvurulamaz.
Borçlu ödeme emrine itiraz ederken itiraz sebeplerini bildirse de bildirmese de İCRA MAHKEMESİ deki duruşmada sadece bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlıdır, sonradan sadece senet metninden anlaşılabilen itiraz sebeplerini ileri sürebilir (2003 Değişikliği)
İCRA MAHKEMESİ’de itirazın kaldırılması iki çeşittir. Borçlunun itirazının niteliğine göre itirazın kaldırılması farklı hükümlere tabi kılınmıştır.
Borçlu borca itiraz etmişse alacaklının başvuracağı yol => İtirazın Kesin Kaldırılması
Borçlu imzaya itiraz etmişse alacaklının başvuracağı yol => İtirazın Geçici Kaldırılması
1-İtirazın Kesin Kaldırılması
Borçlunun borca itiraz etmesi halinde başvurulacak yoldur. İCRA MAHKEMESİ’ne başvurulur.
Alacaklının bu yola başvurabilmesi için elinde İİK m. 68-68a da sayılan belgelerden biri olması gerekir. Bu belgeler şunlardır:
İmzası borçlu tarafından ikrar edilmiş bir adi senet: Bu senet kayıtsız ve şartsız olarak bir borç ikrarını içermelidir. Alacaklının belgeler zincirine dayanması da mümkündür. Yani, alacaklı ile borçlu arasında düzenlenen ilk belgede kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarı bulunmuyor ama birbirini tamamlayan belgeler ile borç ikrarı ortaya çıkıyorsa, alacaklı itirazın kaldırılması yoluna bu belgelerin tümünü vererek başvurur.
İmzası noterlikçe tasdik edilmiş bir senet: Bu senedin de kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarı içermesi gerekir.
Resmi dairelerin ve yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre vermiş oldukları makbuz ve belgeler: Buna örnekler: borç ödemeden aciz belgesi, kesin rehin açığı belgesi, SSK ve Bağ Kur’un prim alacaklarının ödenmesi için düzenledikleri belgeler.
Kredi Kurumlarının Düzenledikleri Belgeler (m.68b): Kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde itiraz edilmeyen hesap özetleri ile krediyi kullandıran tarafından usulüne uygun olarak düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlar.
Borçlunun Resmi Daireler veya Memurlar Huzurunda Borç İkrarında Bulunması Örnekler: icra tutanağında borçlunun borç ikrarını kabul ettiği ve imzasının bulunduğu haller; ihtiyati haciz tutanağında borçlunun borç ikrarında bulunması ve imzasının bulunması.
Alacaklı ibraz ettiği bu belgelerden biri ile alacağını ispat etmiş olur. Borçlu alacaklının ibraz ettiği bu belgeleri hükümden düşürmek istiyorsa bunu yine burada sayılan belgelerden birisiyle ispat etmelidir. Eğer borçlu belge ile ispat edemezse ödeme emrine yapmış olduğu itiraz İCRA MAHKEMESİ tarafından kaldırılır. Borçlunun itirazının kaldırılması alacaklının icra takibine devam edilmesini isteyebilmesi sonucunu doğurur.
Buna karşılık, borçlu belge iddiasını ile ispat edebilirse o zaman İCRA MAHKEMESİ alacaklının talebini reddeder, yani borçlunun itirazını yerinde bulur. Bu karar sonucunda borçlu hakkındaki icra takibinin iptali gerekir. Borçlu talep etmişse alacaklı icra ve inkar tazminatına mahkum edilir. Burada alacaklının kötüniyetli görülmesi şart değildir. Borçlu, itirazının kaldırılması kararının kendisine tefhim veya tebliğinden itibaren 3 gün içinde mal beyanında bulunmak zorundadır.
İCRA MAHKEMESİ’de icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için İCRA MAHKEMESİnin kararının esasa ilişkin nedenlerle kabul veya red şeklinde olması gerekir. Yani şekle ilişkin sebeplerle – örneğin yetkisizlik gibi- red kararı verilmişse bu halde icra inkar tazminatı söz konusu olmaz (2003 Değişikliği)
İCRA MAHKEMESİNDE itirazın kesin kaldırılması sırasında borçlu ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği sebeplerle bağlıdır. Bu sebepleri değiştiremez ve genişletemez. Burada sadece senet metninden anlaşılabilen itiraz sebeplerini ileri sürebilir (örneğin senet metninden borcun vadesinin gelmediği veya borcun zamanaşımına uğradığı).
İtirazın kesin kaldırılması yoluna başvuran alacaklının bu talebi İCRA MAHKEMESİ tarafından reddedilirse yani İCRA MAHKEMESİ borçlunun itirazlarını yerinde görür ve icra takibinin haksız olarak yapıldığına karar verirse ALACAKLI (eğer 1 yıllık süre geçmemişse) mahkemede itirazın iptali davası açabilir. Eğer bu davayı açarsa dava sonuna kadar icra takibi durmaya devam eder. (2003 Değişikliği).
2- İtirazın Geçici Kaldırılması
Borçlu, adi senet altındaki imzayı inkâr ederek imza itirazında bulunmuşsa, bu itiraz ile duran icra takibinin devam edebilmesi için alacaklının başvuracağı yol İCRA MAHKEMESİNDEN itirazın geçici kaldırılmasıdır.
İCRA MAHKEMESİ inkar edilen imzanın borçluya ait olup olmadığını inceler.
Borçlu imzayı İCRA MAHKEMESİNDE de inkar ederse, borçlunun imzası İCRA MAHKEMESİ tarafından incelenir. Bunun sonucunda:
İmzanın borçluya ait olmadığı kanısına varırsa borçlunun itirazını yerinde görür. Bu karar ile; imzaya itiraz ile durmuş olan icra takibine devam edilemeyeceğine karar verilmiş olur. Borçlunun talebi halinde, İCRA MAHKEMESİ ayrıca alacaklıyı icra inkar tazminatına mahkum eder.
İCRA MAHKEMESİ yaptığı inceleme sonunda inkâr edilen imzanın borçluya ait olduğu kanısına varırsa borçlunun itirazının geçici olarak kaldırılmasına karar verir. İCRA MAHKEMESİ borçluyu aynı zamanda takip konusu alacağın %10’ u oranında para cezasına mahkûm eder. Talep edilmiş ise borçlu icra inkâr tazminatına da mahkûm edilir. İtirazın geçici kaldırılması üzerine alacaklı kesin haciz isteyemez, geçici haciz isteyebilir.
İtirazı geçici olarak kaldırılan borçlu kararın tefhim veya tebliğinden itibaren 3 gün içinde mal beyanında bulunmalıdır.
Borçlu, itirazın geçici kaldırılması kararının kendisine tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde borçtan kurtulma davası açabilir. Bu süre hak düşürücü süredir. Mahkeme bu süreyi kendiliğinden gözetir. Süre geçtikten sonra borçtan kurtulma davası açılmış ise, davaya menfi tespit davası olarak devam edilir. Borçlu, itirazın geçici kaldırma kararının kesin kaldırma kararına dönüşmesini istemiyorsa bu davayı açmalıdır.
Borçlu borçtan kurtulma davası açmazsa itirazın geçici kaldırılması kararı, itirazın kesin kaldırılması kararına dönüşür. Ayrıca alacaklı geçici haciz istemiş ise bu da kesin hacze dönüşür.
Borçtan Kurtulma Davası
İCRA MAHKEMESİ tarafından itirazın geçici kaldırılması kararı aleyhine olan borçlu icra takibine devam edilmesini önlemek için 7 gün içinde genel mahkemede bir dava açabilir. Bu davaya borçtan kurtulma davası denir.
İCRA MAHKEMESİ geçici kaldırma kararı verirken basit bir inceleme yaptığı için borçlu genel mahkemede bir dava açarak (eğer kendini haklı görüyorsa) icra takibinden kurtulabilir.
Borçtan kurtulma davasının hukuki niteliği menfi tespit davasıdır.
Borçlu ilk duruşma gününe kadar, alacağın yüzde on beşi oranında teminat yatırmalıdır. Bu teminat, borçtan kurtulma davasının özel dava şartıdır.
Borçlu borçtan kurtulma davası açarsa ilâmsız icra takibi bu davanın sonuna kadar durmakta devam eder. Geçici haciz yapılmışsa, davanın sonuna kadar kesin hacze dönüşmez. Davada geçen süre, haciz isteme süresinin hesabına katılmaz.
Davada ispat yükü alacaklıdadır. Yani alacaklı, alacağını öncelikle ispat etmelidir.
Dava sonunda:
Borçlu davayı kazanırsa: borçlunun borçlu olmadığı tespit edilmiş olur, yapılmış olan icra takibi hükümsüz kalır. Artık alacaklının icra takibine devam etmesi imkanı yoktur.
Borçlu davayı kaybederse: Borçlunun borçlu olduğu ortaya çıkar ve itirazın geçici kaldırılması kararı kesin kaldırma kararına dönüşür. Alacaklı icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Eğer alacaklı geçici haciz istemişse bu da kesin hacze dönüşür ve alacaklı hacizli malın satılmasını isteyebilir.
Davayı kaybeden taraf, diğer tarafın talebi varsa, asgari yüzde kırk oranında tazminat ödemeye mahkûm edilir (m.69, son). Borçlu bu davayı kaybederse, İCRA MAHKEMESİNDE geçici kaldırma sırasında mahkûm olduğu tazminatla birlikte iki adet (asgari yüzde 40) tazminat ödemek zorunda kalır.
İCRA TAKİBİNİN İPTALİ VE TALİKİ
İcra Takibinin İptali: Ödeme emrinin kesinleşmesinden sonra borç sona ermişse takibe devam edilmemesi gerekir. Borçlu, iki sebebe dayanarak takibin iptalini isteyebilir.
İtfa Sebebiyle: Borcun aslı ve ferileri icra takibinin kesinleşmesinden sonraki dönemde icra dairesi dışında itfa edilmiş ise ( ödeme, hibe, ibra, af terkin, takas…), borçlu İCRA MAHKEMESİ’NE başvurarak takibin iptalini isteyebilir. Borçlu, itfayı sadece; imzası noterden onaylı senet veya imzası alacaklı tarafından ikrar edilmiş adi belge ile ispat edebilir. Alacaklı imzayı inkâr ederse İCRA MAHKEMESİ bunun hakkında inceleme yapamaz. Takibin iptali talebini reddetmelidir. İcra takibinin iptali talebi “paraların paylaştırılması” safhasına kadar yapılabilir. Bundan sonra ancak istirdat davası söz konusu olabilir.
Zamanaşımı Sebebiyle: Takibin kesinleşmesinden sonra zamanaşımı süresi geçerse borçlu İCRA MAHKEMESİNDEN takibin iptalini isteyebilir. Borçlu belge göstermek zorunda değildir. Çünkü takibe ilişkin son işlem tarihi icra takip dosyasından bellidir. Alacaklı, zamanaşımın durduğu veya kesildiği iddiasında ise, bu hususu ispatlamalıdır. Alacaklı bu ispatı, ancak resmi belgeler veya imzası borçlu tarafından ikrar edilmiş adi belge ile yapabilir. İCRA MAHKEMESİ’NİN vereceği takibin iptali kararı ile takip durur bu kararın kesinleşmesi ile takip düşer.
İcra Takibinin Ertelenmesi: İcra takibinin kesinleşmesinden sonraki dönemde, alacaklı borçluya mühlet vermiş ise; borçlu İCRA MAHKEMESİ’ne başvurarak bu durumu resmi senet veya imzası alacaklı tarafından ikrar edilmiş adi belge ile ispatlarsa İCRA MAHKEMESİ takibin ertelenmesine karar verir. Bu halde haciz ve satış isteme süreleri durmaz.
MENFİ TESPİT VE İSTİRDAT DAVALARI
İlamsız icra takibinde bulunabilmek için alacak hakkında bir mahkeme kararına gerek yoktur. İİK, para (ve teminat) alacaklarının ilâmsız icra prosedürü içinde, alacağın mahkeme kararına ihtiyaç duyulmaksızın tahsil edilmesine yönelik düzenlemeler getirmiştir. Bu sebeple bir kimse maddi hukuk bakımından borçlu olmadığı halde, kendisine gönderilen ödeme emrine itiraz etmeyi ihmal etmiş veya itiraz ettiği halde elinde borcunu ödediğine dair İİK.m.68-68a’daki belgeler olmadığı için borçlu olmadığını ispat edememiş böylece hakkındaki icra takibi kesinleşmiş olabilir. Bu borçlu gerçekte borçlu olamadığı bir borcu icra takibi kesinleştiği için ödemek zorunda kalabilir.
Maddi hukuk bakımından gerçekte borçlu olmayan bir borçluya borçlu olmadığını İcra ve İflas Kanunu (İİK) sistemine göre değil, genel hükümlere göre tespit ettirmek imkânı verilmiştir. Bu imkânlar menfi tespit davası ve istirdat davası açma imkânlarıdır.
MENFİ TESPİT DAVASI
Alacaklı tarafından kendisinden talep edilen alacağın gerçekte mevcut olmadığını iddia eden borçlunun açtığı davaya menfi tespit davası denir. Borçlu bu dava ile, borçlu olmadığının tespit edilmesini mahkemeden talep etmektedir.
Menfi tespit davasının icra takibine etkisi:
1-İcra Takibinden Önce Açılan Menfi Tespit Davasının İcra Takibine Etkisi
Borçlu, kendisine karşı ortada bir icra takibi yok iken borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir; ancak bunun için borçlu olmadığının hemen tespitinde korunmaya değer bir hukuki yararının olması gerekir (örneğin, A B’ye protesto çekmiş ve 1 milyar TL tutarındaki senedini öde diyor; fakat B A’ya böyle bir senet vermemiş ise bu halde menfi tespit davası açmasında hukuki yararı vardır)
Borçlu menfi tespit davası açtıktan sonra, alacaklı bu dava konusu alacak için icra takibi yapabilir. Daha önce açılan menfi tespit davası icra takibini engellemez ve icra takibini kendiliğinden durdurmaz. Fakat menfi tespit davasına bakan mahkeme, teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı ile icra takibini durdurabilir.
2- İcra Takibi Başladıktan Sonra Açılan Menfi Tespit Davasının İcra Takibine Etkisi
Borçlu icra takibi devam ederken menfi tespit davası açabilir, bu dava ile de icra takibi kendiliğinden durmaz. Mahkeme, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı ile dahi icra takibini durduramaz. Davaya bakan mahkeme sadece teminat karşılığı, icra veznesine girmiş olan paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verebilir.
Ayrıca, borçlu mallarının haczini engellemek istiyorsa, alacağın tamamını (icra faiz ve giderler ile birlikte) icra dairesine yatıracağını, ancak bunun alacaklıya ödenmesinin engellenmesini mahkemeden ihtiyati tedbir kararı ile isteyebilir. Borçlu bu halde borcu icra dairesine para olarak yatırmak zorundadır (m.72,III c.2).
Menfi Tespit Davasının Sonuçları:
Dava alacaklı lehine sonuçlanırsaà Alacaklı icra takibine devam eder. İhtiyati tedbir yolu ile icra takibi durdurulmuş ise, icra takibi uzatıldığı için mahkeme alacaklının talebi olmasa da borçluyu tazminata mahkûm eder.
Borçlu lehine sonuçlanırsaà Karar ile icra takibi durur, karar kesinleşince icra takibi iptal edilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasının sonunda mahkeme, borçlunun talebi üzerine, alacaklının da kötü niyetle icra takibi yaptığı kanısında ise borçlu lehine tazminata hükmeder. Menfi tespit davası icra takibinden önce açılmış ise, borçlu lehine tazminata hükmedilmez.
İSTİRDAT DAVASI
Maddi hukuk bakımından gerçekte borçlu olmayan bir kişi kendisine gönderilen ödeme emrine itiraz etmeyi şu veya bu sebeple ihmal etmiş veya itiraz etmesine rağmen İCRA MAHKEMESİNDE borçlu olmadığını ispat edememiş, icra takibinden önce veya icra takibi sırasında menfi tespit davası da açmamış ve bunun sonucunda borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için dava açabilir bu davaya istirdat davası denir.
Borçlunun menfi tespit davası açmış olması halinde menfi tespit davası sonuçlanmadan önce icra takibi sonunda borcun ödenmesi söz konusu olursa menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir.
İstirdat davasının takip hukuku bakımından şartı: takip borçlusunun borçlu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmasıdır.
Borçlu ödeme emrine itiraz süresi olan 7 gün içinde itiraz etmeyerek, borcu ödemiş ise istirdat davası açamaz. Çünkü burada itiraz imkanı olduğundan cebri icra tehdidi henüz yoktur. Bu halde sebepsiz zenginleşme davası açabilir.
Davanın maddi hukuk bakımından şartı: borçlu olunmayan paranın ödenmek zorunda kalınmasıdır.
İstirdat davası açmak 1 yıllık süreye tabidir. Bu süre, hak düşürücü süredir ve paranın icra dairesine tamamen ödendiği tarihten itibaren başlar. Davada ispat yükü borçlu (davacıdadır) m. 72, VIII c.2; Yargıtay ispat yükünün davalıda olduğu görüşündedir. Bu davada icra inkar tazminatı söz konusu değildir.
MAL BEYANINDA BULUNMAMA
Borçlu, mal beyanında bütün mal ve haklarını bildirmek zorunda değildir. Borcuna yetecek kadarını bildirmesi yeterlidir.
Süresi: -Ödeme emrine itiraz edilmezse, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde
-Ödeme emrine itiraz ederse; itirazının kaldırılması (veya) iptali kararının tefhim veya tebliğinden itibaren 3 gün içinde mal beyanında bulunmalıdır.
Müeyyideler:
Hapisle Tazyik à Alacaklının talebi üzerine mal beyanında bulununcaya kadar, İCRA MAHKEMESİ hakimi borçlunun hapisle tazyikine karar verir (Temyiz edilemez). Bu yola ancak 1 kere başvurulabilir ve hapisle tazyik süresi üç ayı geçemez. Borçlu süresi geçtikten sonra mal beyanında bulunursa hapisle tazyik edilemez. Hapisle tazyik başladıktan sonra beyanda bulunursa serbest bırakılır. Müeyyidenin uygulanabilmesi için; ödeme emrinde ihtar mutlaka bulunmalıdır.
Hafif Hapis Cezasıà süresinde mal beyanında bulunmamak kabahat niteliğinde bir suç teşkil eder. Borçlu, ödeme emrindeki ihtara rağmen süresi içinde mal beyanında bulunmamış olmalıdır. Bu durum bir özre dayanmamalıdır ve ayrıca alacaklı şikâyet etmiş olmalıdır (takibi şikâyete bağlıdır).
Ceza, on günden bir aya kadardır. Cezayı İCRA MAHKEMESİ verir.
Cezadan kurtulabilmek için: haczedilebilir malların alacaklı tarafından bilindiği veya bilinmesi gerektiği ispat edilmelidir. Borçlu borcunu öderse; alacaklının şikâyet hakkı ve açılmışsa dava ve ceza verilmişse bu ceza bütün sonuçları ile birlikte düşer. Borçluya bu şekilde ceza verilebilmesi için, borçluya gönderilen ödeme emrinde bu yönde ihtar yer alması gerekir. Ödeme emrinde bu ihtar yer almamışsa borçluya ceza verilemez.
3- HACİZ
Ödeme emrinin kesinleşmiş olmasına rağmen, borçlu borcunu ödemezse alacaklı takibe devam edilmesini yani borçlunun mallarının haczedilmesini isteyebilir.
Haciz, kesinleşmiş bir icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için, alacaklı lehine, söz konusu alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara icra dairesi tarafından hukuken el konulmasıdır.
Haciz Talebi: Ödeme emrinin kesinleşmesinden sonra icra takibine kendiliğinden devam edilemez bunun için alacaklının “haciz talebi”nde bulunması gerekir.
Haciz isteme süresi : Alacaklının haciz isteme hakkı, ödeme emrinin borçluya tebliği tarihinden itibaren 1 sene geçmekle düşer. Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse İCRA MAHKEMESİ de itirazın kaldırılması için başvurulması veya itirazın iptali için mahkemeye başvurulması tarihinden bu makamlardan çıkan kararların kesinleşmesine kadar olan süre 1 yıllık süre hesabına katılmaz.
Bu sürenin geçmiş olması sadece haciz isteme hakkının düşmesine sebep olur. İcra takibi düşmez. Alacaklı yeniden haciz isteyebilmek için yenileme talebinde bulunmalıdır. Yenileme talebi borçluya tebliğ edilir. Ancak borçluya yeniden ödeme emri gönderilmez.
Haczin Yapılması
İcra dairesi, alacaklının haciz talebi üzerine borçlunun menkul, gayrimenkul malları ile alacak ve haklarından alacaklının alacağına ( faiz ve giderler dahil) yetecek kadarına haciz koyar.
Haczi icra müdürü veya yardımcısı veya icra dairesi görevlilerinden biri yapabilir. İcra dairesi haciz talebinden itibaren 3 gün içinde hacze başlamalıdır.
Haczi yapan görevli haczedilen malların kıymetini takdir eder ve haciz tutanağına geçirir. Kıymet takdiri için bilirkişiye başvurulabilir.
Borçlu haczi sırasında talep edilirse, kilitli yerleri açmaya ve mallarını göstermeye mecburdur. Borçlunun üzerinde kıymetli bir eşya sakladığı anlaşılırsa ve bunları vermemekte direnirse borçlunun şahsına da zor kullanılabilir.
Haciz Tutanağı
Haczedilen mallar kıymetleri ile birlikte haciz tutanağına yazılır.
Haczedilebilen hiçbir mal bulunmadığını tespit eden haciz tutanağı kesin aciz belgesi hükmündedir.
Kıymet takdirine göre, haczedilenler alacağı ve takip giderlerini karşılamıyorsa, bu durumu belirten haciz tutanağı geçici aciz belgesi hükmündedir.
HACZİN KONUSU
Menkul Malların Haczi: İcra dairesi borçlunun menkul mallarını yerinde haczeder ve kıymet takdiri yaparak haciz tutanağına geçirir. İcra dairesi menkul malları haczedince bunlar hakkında muhafaza tedbirleri almak zorundadır:
Para, altın, kıymetli evrak, banknot, hamiline senet ve diğer kıymetli şeyleri icra dairesi bizzat muhafaza eder (bunların bizzat icra dairesi tarafından muhafaza altına alınması hacizlerinin geçerli olabilmesi için şarttır )
Yukarıda sayılanlar dışındaki menkulleri yediemine teslim eder ( alacaklı kabul ederse haczedilen malları yediemin olarak borçluda bırakabilir).
Sicile kayıtlı malların (örneğin otomobil) haczinde; icra takibinin yapıldığı yer dışında bir yerdeki sicile kayıtlı malların haczi için, takibin yapıldığı icra dairesinin haczi doğrudan sicil amirliğine bildirmesi (kaydî haciz) ile haciz işlemi tamamlanmış olur. (2003 Değişikliği).
Borçluya ait bir mal üçüncü bir kişinin elinde iken haczediliyorsa, alacaklının muvafakati ve üçüncü kişinin kabulü ile o haczedilen mal üçüncü kişi elinde yediemin olarak bırakılır. Aksi halde icra dairesi o malı muhafaza altına almalıdır. (2003 Değişikliği)
Ticari işletme rehni kapsamındaki menkul mal haczinde, haczedilen malların icra dairesince satışına karar verilinceye kadar muhafaza altına alınması mümkün değildir (işletmenin devamını sağlamak amacıyla) (2003 Değişikliği)
Gayrimenkul Malların Haczi: Gayrimenkullerin haczi de mahallinde yapılır ve haciz tutanağına geçirilir. Bundan sonra icra dairesi gayrimenkulün haczedildiğini ve haczin ne miktar alacak için konulduğunu tapu sicil memurluğuna bildirir. Haciz, tapu siciline temlik hakkının tahdidi (kısıtlanması) olarak şerh verilir.
G.menkul haczi onun hâsılat ve menfaatlerini de kapsar. İcra dairesi g.menkul üzerinde rehin hakkı olanlara ve kiracılara da haczi bildirir. Kiracılara yaptığı bildirimde işleyecek kiraları, icra dairesine yatırmaları emrolunur ( m.92).
G.menkul rehni ipotek akit tablosunda sayılı bulunan teferruat g.menkulden ayrı olarak haczedilemez.
Anonim Şirketlerde Çıplak Pay Haczi
Anonim şirketlerde paylar için pay senedi veya pay ilmühaberi çıkarılmamışsa, borçlunun şirketteki payı icra dairesi tarafından şirkete tebliğ olunarak haczedilir. Bu haczin şirket pay defterine işlenmesi zorunludur; ancak haciz, şirket pay defterine işlenmemiş olsa bile şirkete tebliğ tarihinde yapılmış sayılır. Haciz, icra dairesi tarafından tescil edilmek üzere Ticaret Siciline bildirilir. Bu durumda haczedilen payların devri, alacaklının haklarını ihlal ettiği oranda batıldır (2003 Değişikliği).
Borçlunun 3. Kişilerde Bulunan Alacaklarının Haczinde İzlenen Usul
(2003 değişikliği ile usul değişmiştir)
Bunlar: borçlunun bankadaki parası (mevduatı), 3. kişiye vermiş olduğu ödünç para, satmış olduğu bir malın bedeli, kiraladığı evin kira v.s. olabilir.
Alacaklının talebi ile borçlunun 3. bir kişide bulunan bir alacağı (mesela bankadaki parası) icra dairesince haczedilir ve haciz tutanağına yazılır.
İcra dairesi bundan sonra 3. kişiye, takip borçlusunun kendisinden olan alacağına haciz konulduğunu, borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin geçerli olmadığını bildirir. Buna birinci haciz ihbarnamesi denir. Bu ihbarname ile 3. kişiye, bundan sonra borcunu ancak icra dairesine ödeyebileceği ihtar edilir. Ayrıca 3. kişiye, eğer böyle bir borcu mevcut değilse 7 gün içinde icra dairesine itiraz edebileceği, eğer itiraz etmezse o alacağın kendisinin zimmetinde sayılacağı bildirilir.
- kişinin, birinci haciz ihbarnamesine itiraz edip etmemesine göre iki ihtimal ortaya çıkar:
BİRİNCİ İHTİMAL
- HACİZ İHBARNAMESİNE İTİRAZ EDİLİRSE: Bu halde borç 3. kişi zimmetinde sayılmaz. Yani 3. kişi kendisinden istenen parayı ödemekten kurtulur. Ancak 3. kişi gerçeğe aykırı olarak itiraz etmişse, alacaklı İCRA MAHKEMESİ’ ye başvurarak 3.kişinin verdiği cevabın doğru olmadığını ispat edebilir. Alacaklı bunun için İCRA MAHKEMESİ’de bir ceza davası açar. Burada iki hususa karar verilmesini ister: 3. kişinin cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkûm edilmesini (yani 3. kişinin takip borçlusuna olan borcunu icra dairesine ödemesine mahkûm edilmesini).
İKİNCİ İHTİMAL
- HACİZ İHBARNAMESİNE İTİRAZ EDİLMEZSE: 3. kişi birinci haciz ihbarnamesine 7 gün içinde itiraz etmez ise söz konusu borç üçüncü kişinin zimmetinde sayılır ve kendisine ikinci haciz ihbarnamesi gönderilir. İkinci haciz ihbarnamesi ile 3. kişiye; birinci haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de borcun zimmetinde sayıldığı bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren icra dairesine 7 gün içinde itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi istenir.
Burada da iki ihtimal ile karşılaşılır:
- Haciz İhbarnamesine İtiraz Edilirse: Bu halde 3. kişi zimmetinde sayılan borcu ödemekten kurtulur. Ancak 3. kişi gerçeğe aykırı olarak itiraz etmişse, alacaklı İCRA MAHKEMESİ’ ye başvurarak 3.kişinin verdiği cevabın doğru olmadığını ispat edebilir. Alacaklı bunun için İCRA MAHKEMESİNDE bir ceza davası açar. Burada iki hususa karar verilmesini ister: 3. kişinin cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkûm edilmesini .
- Haciz İhbarnamesine İtiraz Edilmezse: İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen üçüncü kişiye son bildirim gönderilerek 15 gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye zorlanacağı bildirilir.
Burada da iki ihtimal ile karşılaşılır:
Üçüncü şahıs, bu son bildirimi (3. haciz İhbarnamesini) aldıktan sonra icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde (asliye hukuk veya sulh hukuk mahkemesinde) süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu davada üçüncü kişi, takip borçlusuna borçlu olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü kişi açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde kırkından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkûm edilir. Üçüncü kişi menfi tespit davasını kazanırsa zimmetinde sayılan borcu ödemekten kurtulur. Bu halde üçüncü kişi lehine tazminat söz konusu olmaz, çünkü haciz ihbarnamelerine itiraz etmeyerek davanın açılmasına kendisi sebep olmuştur.
Üçüncü şahıs, bu son bildirimi (3. haciz İhbarnamesini) aldıktan sonra 15 gün içinde menfi tespit davası açmaz ise zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemek zorundadır. Aksi halde icra dairesi söz konusu borcu zorla (haciz yoluyla) üçüncü kişiden tahsil eder.
NOT 1: Üçüncü kişinin haciz ihbarnamelerinden sonra 7 gün içinde icra dairesine itiraz etmesini engelleyen elinde olmayan sebeplerin varlığı halinde GECİKMİŞ İTİRAZ yoluna başvurabilir.
NOT 2: 2003 değişikliği öncesi sadece iki haciz ihbarnamesi vardı ve ikinci haciz ihbarnamesi ile üçüncü kişiye 7 gün içinde menfi tespit davası açma hakkı veriliyordu; değişiklik ile prosedüre son bildirim (3. haciz ihbarnamesi) eklendi ve bu son bildirimden (3. haciz ihbarnamesinden) sonra menfi tespit davası açma süresi eskiden 7 gün iken 15 güne çıkarıldı.
NOT 3: Burada anlatılan usul, borçlunun üçüncü kişilerde bulunan menkul mallarının haczinde de aynen uygulanır.
HACZEDİLEMEYEN MAL VE HAKLAR
Haczedilemeyen mal ve haklar iki ana gruba ayrılmaktadır:
Tamamı Haczedilemeyen Mal ve Haklar Bir Kısmı Haczedilemeyen Mal ve Haklar
I- Tamamı Haczedilemeyen Mal ve Haklar Bunlar üçe ayrılmaktadır:
1- Maddi Hukuka Göre Başkasına Devri Yasak Olan Mal ve Haklar
Bu devredilmezlik niteliğinin kanuna dayanması gerekir. Kanundan dolayı devredilemedikleri için haczedilemeyin mal ve haklara örnekler:
Manevi tazminat talepleri
Ana ve babanın çocuk malları üzerindeki intifa hakları
Münhasıran şahsa bağlı haklar (MK. m.23)
sükna hakkı
Ölünceye kadar bakma alacaklısının hakkı
İlama bağlı nafaka alacakları
Şahsa bağlı intifa hakları
2- İİK m.82’ye göre Tamamı Haczedilemeyen Mal ve Haklar
Bu mal ve haklar İİK’ da 12 bent halinde sayılmıştır. Bunlardan bazıları:
Devlet malları haczedilemez. Devlete karşı icra takibi yapılabilir ama devlet malları haczedilemez. Özel hukuk hükümlerine tabi olan bazı kamu tüzel kişilerinin malları haczedilebilir. (örnek: SSK ve Bağkur malları).
Haczedilemeyen Devlet Mallarına Bazı Örnekler
Köy orta malları
İl özel idaresi malları
Katma bütçeli dairelerin (Genel Müdürlüklerin) malları
Encümen kararı ile kamu hizmetine tahsis edilmiş belediye malları
Borçlu ve ailesinin yaşaması ve ekonomik varlığını sürdürmeleri için haczedilmemesi gereken mal ve haklar. Bu malların neler olduğu İİK’ da 6 bent halinde sayılmıştır.
Ordu ve zabıta hizmetlerinden malul olanlara bağlanan emekli maaşları.
Vücut ve sıhhat sağlığına verilen zararlar karşılığı verilen tazminatlar
Borçlunun haline münasip evi haczedilemez
Özel Kanunlarda Haczedilemeyeceği Yazılı Olan Mal ve Haklar
SSK ve Bağkur kanunları gereğince bağlanan gelir ve aylıklar ve sağlanan yardımlar
Sendikalar Kanununa göre kurulan mesleki kuruluşların malları v.s.
Telefon intifa hakkı ve tahsis edilen numara
Yola çıkmaya hazır gemiler (TTK m.892).
- Bir Kısmı Haczedilemeyen Mal ve Haklar
- Maaş ve ücretler: Bunların tamamı haczedilemez. Borçlunun ve ailesinin geçinebilmeleri için gerekli olan kısım onlara bırakılmalıdır.
Bir kısmı haczedilemeyen maaş ve ücretlerin neler olduğu İİK.m.83 de sayılmıştır:
Maaşlar, ödenekler, her çeşit ücretler, şahsa bağlı olmayan intifa hakları, emekli aylıkları (SSK ve Bağ-kur hariç—Emekli Sandığı dahil)
İİK m.83’deki ücret kavramına her türlü ücret dahildir. Öğrenci bursları da buraya dahildir.
2-Özel Kanunlara göre Bir Kısmı Haczedilemeyen Haklar
İş Kanununa göre işçilerin aylık ücretlerinden 1/4’den fazlası haczedilemez.
SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ
[wp_ad_camp_5]
sonraki sayfadan devam ediniz