in

Eski Türk Edebiyatı ‘’ Bilinmesi Gerekenler ‘’

MAHALLİ TARZ

Nevizade Atayi ve Sabit başlıca temsilcileridir.

Nevai yazmış olduğu beş mesnevisini klasik mesnevi geleneğinin dışında yeni bir muhteva ve üslupla kaleme almıştır.

Atayi tercüme ve taklitten kaçınarak sosyal hayattan aldığı konuları istanbul türkçesiyle başarılı bir şekilde işlemiştir.Özellikle Nefhatül Ezhar adlı mesnevisinde bulunan nefha ve destan başlıklarında yirmi halk hikayesi ve latifeyle üsluba renk katmış halk arasında yaygın kısalarla esere folklorik bir üslup kazandırmıştır.Atayi’nin bu üslubu kendini Sohbetül Ebkar’ında da gösterir.

Mahalli folklorik üslup dönemin sonunda Sabit tarafından benimsenmiştir.Sabir sokak argosunu da şiire sokmuştur.

Bu üslubun önemli özelliği bilindiği gibi önceki dönemlere ait klasik konuların terk edilerek mahalli konulara ilgi gösterilmesidir.

Bu üslup aynı zamanda bir sonraki dönemde ortaya çıkacak olan mahallileşme cereyanı ve Nedim üslubunun temelini de oluşturacaktır.

Bu yüzyılda matematik alanında da eserler kaleme alınmıştır ama farsça olarak kaleme alınmamıştır.Daha önceki dönemlerde osmanlı medreselerinde okutulan Ali Kuşcu’nun el Muhammediye fil Hisab adlı eserinin yerine Bahauddin el Amuli’nin Risale-i Bahaiye olarak tanınan Hulasatül Hisab’ı okutulmaya başlanmıştır.Bu dönemde bu alanda telif edilen diğer eserlerde Risale-i Bahaiye’ye şerh olarak yazılmıştır.

Bu asırda astronomi sahasında batı astronomisi ile temas haline geçen osmanlı edebiyatı Zic ve Coğrafya kitaplarının tercüme edilmesiyle Avrupada gelişem yeni astronomi kavramları ile tanışılmaya başlanmıştır.

Tezkireci Köse İbrahim Efendi el Zigetvari ,Latinceden türkçeye tercüme hareketinin öncü ismidir.TezkireciiNoel Duret’in Zic’ini Türkçeye Secenneül eflak fi gayetil idrak adı ile latinceden tercüme etmiştir.Copernicus astronomisi ile modern astronomi kavramlarını ilk defa osmanlı bilim literatürüne sokan bu eser astronomik cetveller konusunda türkçeye aktarılan bilinen ilk kitaptır.

Abdurrahman b. Osman,Uluğ Bey’in Zic’ini Türkçeye tercüme ederek Semerkand astronomi okulunun en önemli eserini Türkçeye kazandırmıştır.

Tunusta yaşayan ve sancaktar lakabıyla tanınan Ebu Abdullah muhammed el şerif, Uluğ bey’in Zic’ini Tunus boylamına göre Arapça yeni bir tertibini yapmıştır.

Özellikle coğrafya sahasında önemli eserler verdiği için Coğrafyacı Ebu Bekir Efendi diye tanınan Ebu Bekir b. Behram Abdullah Ed. Dımaşki,Sultan 4.Mehmed’in emriyle Janszoon Blaeu’nun latince yazılmış olan 11 ciltlik Atlas Major’unu Nusretül İslam ve sürur fi Tahriri Atlas Major adıyla türkçeye tercüme etti.Bu eser osmanlıda copernicustan bahseden ikinci eserdir.

Avı-ciriti ve silahları seven silahşör mahlaslı 1.Ahmed(Bahti) , Ayni Ali Efendi’ye devletin gelir giderini belirten kanunname niteliğinde eser olan Kavanin-i Osman der Mezanin-i Defter-i Divan adlı eserini yazdırmıştır.

Mimar Mehmed Ağaya yaptırdıgı yaptırdığı camide kendiside çalışmıştır.

2.osman 5 yabancı dil bilmektedir.(arapça-farsça-latince-yunanca-italyanca).

2.Osman sürekli tebdil-i kıyafet dolaşır meyhaneleri basar oradan bulunan askerleri cezalandırır.

Şeyh Mehmed ,2.Osman adına Bahtiyarname edebi bir eser kaleme alırken Taşkörüzade Kemal Efendi onun için Mevzuatül Ulüm tercümesi ile mensur bir Şerhname yazmıştır.Ayrıca Divan-o Hümayun katiplerinden edirneli Mehmed Efendi Nuhbetüt Tevarih vel Ahbar isimli tarih kitabını 2.Osmana sunmuştur.

Sultan 4.Murad dönemi vaizi Kadızade Mehmed Efendi ile Sultan Ahmet camii vaizi Sivasi Abdülmecit Efendi ve Galata Mevlevihanesi postnişini İsmail Dede arasında vuku bulan münakaşalara ilgi gösteren 4.Murad bunlardan Kadızade’nin fikirlerini benimsemiştir.

Talik yazıya merakı olan sultan dönemin hattatlarından Nefeszade Katip İbrahim Efendi’den hat sanatıyla ilgili bir eser yazmasını istemiş o da Gülzar-ı Savab isimli risalesini kaleme almıştır.

Katip Çelebi ve Koçi Bey bu dönemin önemli simalarındandır.

Emir Çelebi,Zeynelabidin ibn Halil ve Şirvanlı Şemseddin İtaki 4.Murad zamanının önemli hekimlerindendir.

Diyarbakırlı Molla Mehmed Çelebi 4.Murad’ın emriyle tefsir,hadis,beyan,meani,mantık,kelam,geometri ve astronomiden bahseden Es’ile isimli eserini yazmıştır.

Reisülküttap Bosnalı Hüseyin Efendi 4.Murad’ın emriyle Bedreddin Hasan Çelebi’nin arapça peygamberler ve halifeler tarihini Türkçeye tercüme etmiştir.

Ava olarak merakından doalyı Avcı Mehmed olarak da tanınan 4.Mehmed av için sürekli Edirneye gitmesi dolayısıyla onun devrinde edirne çok gelişmiştir.

Halepli Salih ibn Nasrullah ibn. Sellum’a Geyetül Beyan fi Tedbiri Bedenil İnsan’ı,Hayatizade Mustafa Fevziye beş risaleden oluştuğu için Hamse-i Hayati diye de anılan Resailül Müşfiye fil emrazil müşkile’yi yazdırmıştır.

Musikiyi de seven 4.Mehmed dönemin ünlü bestekarlarından Itri ile Hafız Post’u taltif etmiştir.

Abdi Abdurrahman Paşa ise 4.Mehmed’in emriyle Osmanlı vekayinamesini kaleme almıştır.

Bu dönemde osmanlı tıbbı en olgun çağını yaşamıştır.Bazı Türkçe tıp lügatleri de telif edilmiştir.Bu konuda Larendeli Siyahizade Derviş hazırladığı Lügat-i Müşkilat-i Ecza isimli eseriyle başta gelmektedir.Üsküdarlı Mustafa Efendi bu eseri Terceme-i Molla Siyahi Müntehabat-ı İhtiyarat-ı Şifa der Beyan-ı ilm-i Tıb adıyla manzum olarak yeniden tertip etmiştir.Eserde mevsimlerin tıbbi tesiri hastalık ve ilaçların tarifi de verilmiştir.

Şemseddin el İtaki ve Emir Çelebi Osmanlı tıbbına yenilikler getirmişlerdir.

Şemseddin el İtaki Teşrihül Ebdan ve Terceman-ı Kıbale-i Feylesufan adlı bol resimli ve açıklamalı tıp eserinde Türk-islam geleneğini sürdürmekle birlikte Vesailus gibi batı kaynaklarından da istifade etmiştir.

Emri Çelebi’nin türkçe olarak telif ettiği Enmucetüt Tıb bu dönemin en önemli eseridir.Eserde müellif anatominin önemine ve mutlaka cesetlerin incelenmesi gerektiğine vurgu yapmıştır.

Rönesansın Hekim filozofu——->Paracelsus

Paracelsus’un eserlerinin tercüme edilmesiye bizde tıbbı cedid ve tıbbı kimya dönemleri başlamıştır.Bu akımların başlamasına Salih Nasrullah Sellum öncülük etmiştir.

Bu dönemde hat alanında ise önceki dönem devam ettirilmiştir.Şeyh Hamdullah ve Ahmed Şemseddin Karahisari’nin tesirleri bu dönemde yine görülmektedir.

Bu dönemde Şeyh Hamdullah ekolünü Halid-i Erzurum-i,Derviş Ali,Ağakapılı İsmail,Suyolcuzade Mustafa Eyyubi ve Hafız Osman temsil etmektedir.

Şeyh Hamdullah ekolünü en iyi şekilde temsil eden ve üstat sayılan Derviş Ali Şeyh Sani diye adlandırılmıştır.Hafız Osman ise Şeyh Hamdullah üslubundaki aklam-ı sitteyi ikinci bir estetik değerlendirmeye tabi tutmuş ve bundan yeni bir tarz ortaya çıkarmıştır.Neticede Hafız Osman üslubu Şeyh Hamdullah’ınkini kısa sürede unutturmuştur.

Musiki bu asrın en parlak sanatlarındandır.Osmanlı musikisi için 2.Murad’tan sonra okul sayılabilecek ikinci parlak dönem 4.Murad ve 4.Mehmed dönemi olmuştur.Solakzade,Ama Kadri,Benli Hasan Ağa,Neyzen ve çengi Yusuf Dede,Derviş Ömer ve Koca Osman Efendi gibi büyük bestekarları çevresinde toplayan 4.Murad Revan ve Bağdat seferi dönüşünde en tanınmışı bestekar Şeştari Murad Ağa olan azeri musikişinasları da İstanbul’a getirmiştir.Ünlü bestekarlardan Itri,Hafız Post,Taşcızade Recep Çelebi,Ali Şirugani,Seyyid Nuh,Yahya Nazim ile musiki bilgini Ali Ufki Bey de 4.Mehmed’in meclislerinde yer almışlardır.Bunlardan asıl adı Alberto Bobowsky olan leh mühtedisi Santuri Ali Ufki Bey’in eski batı notası ile pek çok saz ve söz eserini notaya alması yüzlerce eserin günümüze ulaşmasını sağlamıştır.

GANİZADE NADİRİ

Babası Abdülgani adında alim ve şairdir.

Şeyhülislam Sunullah Efendi’nin damadıdır.

40 akçe ile başlayan müderrislik görevine çeşitli medreselerde devam etti.

1.Ahmed tarafından İstanbul kadılığına getirildi.

Divanında Baki,Nefi ve Şeyhülislam Yahya’ya nazireler bulunan Nadiri şiirlerinde önemli ölçüde bu şairlerin etkisinde kalmıştır.Özellikle Miraciye’si çok beğenilmiş ve şaire asıl şöhretini kazandırmıştır.Daha sonra bu esere Nabi,Nevizade Atayi ve Halimi gibi şairler nazire yazmışlardır.

Hattatlık ta yapan ganizade ,Ahizade Abdulhalim Efendi’den dersler almış sülus,nesih,rika ve talik yazıda devrin hattatları arasında yer almıştır.

Divan’ı mensur bir mukaddime’den sonra bir Miraciye bir naat 37 kaside,1tercii bend,4müseddes,3tahmis,121gazel,9tarih,21kıta ve 32 rubai vardır.

Divan üzerine doktora tezi hazırlayan Numan Külekçi tarafından Divandan seçmeler de yayınlanmıştır.

Sultan 2.Osman’ın emriyle Şehname kaleme almıştır.Sultan 1.Ahmed’in son devirleriyle 2.Osmanın tahta geçişinden başlayarak İran Savaşları ve Hotin seferine yer verir.Bu sefer dönüşü dünyaya gelen oğlu için yapılan şenlikler anlatılır.

Aynı zamanda iyi bir nesir yazarı ve münşi olan Nadiri 20 kadar mektubattan oluşan denemelerini bir münşeat kitabında toplamıştır.

Risaletül Kalemiye adlı arapça bir risalesinden başka bir de kendi el yazması nüshası Süleymaniye Kütüphanesinde bulunan Tefsir-i Beyzavi Haşiyesi vardır.Mahzen-i Bahr adlı mesnevisi henüz ele geçmemiştir.

NEFİ

*İlk mahlası zarara mensup anlamında Darri iken Gelibolulu Ali’nin tavsiyesi ile faydaya mensup olan Nefi mahlasını almıştır.

*Babası , Nefi henüz çok küçükken onu bırakıp Kırım Hanının yaynına gitmiştir buna çok kıza Nefi Siham-ı Kaza adlı meşhur eserine babasını hicveden bir şiirle başlamıştır.

*Sultan 1.Ahmet tahta çıktığı zaman İstanbula gelmiştir.1.Ahmet,2.Mustafa,2.Osman ve 4.Murad gibi hükümdarlara kasideler sunmuştur.

*Üç kere Gürcü Mehmed Paşa tarafından azledilmiştir.

*Riyazi onun Divan-ı Hümayunda Maadin  Mukataacısı olduğunu belirtmiştir.

*Sultan 4.Murad Siham-ı Kazayı okurken çok sinirlenmiş bu yüzden Nefinin idamına karar vermiştir.Nefinin ölümünün nedenlerinden birisi de Bayram Paşa hakkında söylediği bir hicivdir.

*Eski edebiyatımızın en büyük kaside ve fahriyye şairidir.

*Gerçekten beğendiği kişileri över.Mesela Sultan Mustafayı öven bir şiir yazmamıştır.

*Övgülerinde ve yergilerinde ifrat ve tefrit yolunu kullanmıştır.

*Nefiyi Nefi yapan en önemli özellik şiirlerindeki ahenk ve müzikalitedir.

*Şiirlerinde özellikle nesib-teşbib bölümlerinde çizdiği manzarayı kendine has bir ses tonu,muhteşem bir ahenk ve şiirin muhtevasına uygun bir musikiyle okuyucuya sunmuştur.

*Kasideyi fahriye ile başlatarak bir yenilik meydana getirmiştir.

*Tasavvufi imajlarla yüklü gazelleri kasidelerine göre daha sade yazılmıştır.

*Türkçe Divanı bizzat Nefi tarafından tertip edilmiştir.Divanda Fuzuliye tesdis te vardır.Eski harfli olarak üç kere basılmıştır,En sağlam metni Metin Akkuş tarafından 8 ayrı nüsha karşılaştırılarak yayımlanmıştır.

*Farsça Divanı içerisinde en çok rubailer vardır(171 tane),Nefinin farsçaya olan hakimiyetini gösteren bir eserdir,mecazi aşkın hiç görülmediği tamamen tasavvufi aşkın görüldüğü bir eserdir,Divanda yer alan farsça Sakinamesi Türkçesi gibi türünün en güzel örneklerindendir,Nefinin özellikle farsça şiirlerinde Örfi ve Enveri etkisi görülür Bu iki şairde hicivleriyle ünlüdür,Farsça Divanı A.N. Tarlan türkçeye tercüme etmiş Mehmet Atalay doktora çalışması yapmıştır.Farsça Divanda naatler arasında yer alan ve şair tarafından Tuhfetül Uşşak adı verilen 97 beyitlik kasidenin müstakil bir eser olduğu anlaşılmıştır.Fuzuli’nin Enisül Kalb adlı eserine nazire olan Tuhfetül Uşşak Ali Nihad Tarlan tarafından tercüme edilerek British Museum yazmasının fotokopisi ile birlikte neşredilmiştir.Siham-ı Kaza Nefinin hicivlerinin yer aldığı ve kendisinin Heccav olarak tanınmasına vesile olan mecmuadır.Siham-ı Kaza’yı Saffet Sıtkı Bilmen ve Metin Akkuş yayımlamıştır.

NEVİZADE ATAİ

*Nevi’nin oğludur.

*Hezliyatı bir divançe oluşturacak hacimdedir.Tasavvufa da meyilli olan Atai Üsküdarlı Aziz Mahmud Hüdai’nin müridi idi.

*Türkiye kütüphanelerinde oldukça fazla nüshası bulunan Atai Divanında 1 miraciyye,Sultan 2.Osman’a,4.Murad’a,Şeyhülislam Sunullah ve Yahya Efendilere ve devlet ileri gelenlerine sunulmuş 31 kasidesi vardır.299 gazelin yer aldığı eser Şeyhülislam Yahya’ya sunulmuştur.Divan üzerine Saadet Karaköse doktora çalışması yapmıştır.

*Türk edebiyatı tarihinde Nefi’nin en belirgin özelliği hamse sahibi olmasıdır.Hamsesinde ki mesneviler :Sakiname,Nefhatül Ezhar,Sohbetül Ebkar,Heft han ve Hilyetül Efkardır.

*Atai’nin mensur eserleri içerisinde en önemlisi Hadaikul Hakaik fi Tekmiletiş Şakaık adıyla Taşköprülüzade’nin Şakaikun Numaniyyesine yazdığı zeyl’dir.

*Fıkha dair arapçadan kaleme aldığı El Kavlül Hasen fi Cevabil Kavli Limen yazarın ilmi kudretine delil gösterilmiştir.

*Sekiz mektuptan oluşan Münşeat’ından başka bitirmeye ömrünün yetmediği Zeyl-i So Siyer-i Veysi’si vardır.

ŞEYHÜLİSLAM YAHYA

*İlk defa şeyhülislamlığa atanmasından 1 yıl sonra sadrazam Kemankeş Ali Paşa’ya rüşvetçilikte ileri gittiğini ima etmesi üzerine paşa ile arası açılmış,paşanın Sultan 4.Murad’a aleyhte tezyinatta bulunması üzerine azledilmiştir.

*Şeyhülislamlığın son yılında Cinci Hoca’nın zuhuru ve padişah üzerinde yoğun nüfus kurması,devlet işlerinde sık sık görüşlerine müracaat edilen Yahya Efendi’yi kenarda bırakmıştır.

*Sultan 4.Murad’ın Revan ve Bağdat seferlerine katılmıştır.

*Kaynaklar onu herkesçe sevilen,zarif,hoşsohbetli,güleç yüzlü,yüksek ahlaklı ve mütevazi bir kişiliğe sahip olduğunu tarif ederler.

*Bir gün Hurşid Çavuş kürsüde vaaz sırasında Şeyhülislam Yahya’nın o günlerde nazmettiği ”Mescitte riyakarlar bırak riya edegörsünler,sen meyhaneye gel.Çünkü meyhanede ne riya vardır ne de riyacı”anlamındaki beytini kastederek ”Ey cemaat her kim bu beyti okursa kafir olur.Çünkü bu beyit apaçık bir küfürdür”demiştir.

*Yahya Efendi daha önce Necati Bey ve Baki ile temsil edilen şehir türkçesini başarıyla devam ettirmiştir.Eski devirle yeni devir arasında köprü görevi üstlenen şair,Gibb’inde zikrettiği gibi Baki ve Nedim ile birlikte Osmanlı şiirinde tekamül zincirini muhafaza etmiştir.

*Özellikle gazellerindeki duru ve sade türkçe,türlü söz ve mana sıkıntılarına düşmeden dile hakim,rahat ve rindce söyleyiş ona haklı olarak çağdaşı şairler arasında en seçkin mevkiyi kazandırmıştır.

*Şeyhülislam Yahya’nın gazellerindeki en belirgin özellik ilahi aşkı,yoğun ve taşkın bir beşeri aşk kisvesi altında başarıyla işlemiş olmasıdır.Şarap,meyhane gibi kavramları çok güzel bir şekilde sembolleştirerek şiirlerinde kullanmıştır.

*Şiirlerinde mahalli unsurlara da yer veren şair sanatlara fazla düşkün değildir.Bakide dikkati çekecek kadar yoğun olan sanat gösterme titizliği onda yoktur.Şeyhülislam Yahyadaki şuh ve serbest üslup adeta Nedim’i müjdeler.

*Toplumdaki aksaklıkları iğneliyici ifadelerle dile getirmiştir.

*Şeyhülislam Yahya’nın en önemli eseri ; Divan’ıdır.Divanda 452 gazel,Sultan 4.Murad’ın gazeline tahmis bulunmaktadır.İbnul emin Mahmut Kemal İnal’ın başkanlığında Süleyman Nazif,Cenap Şehabettin,İsmail Hakkı ve Osman Kemal tarafından eski harflerle basılan Divanın tenkitli yayımı Rekin Ertem ve Hasan Kavruk tarafından gerçekleştirilmiştir.Lütfi Bayraktutan ise Divandan seçmeleri neşretmiştir.

*Şeyhülislam Yahya,Kemalpaşazade’nin Nigaristanını tercüme ve Muhsin Kayseri’nin Manzume-i Feraiz’ini şerh etmiştir.

*Sakiname adlı eserinde tasavvufi anlatım yoğunluktadır.

ŞEYHÜLİSLAM  BAHAYİ

*Kadılık yapmıştır fakat keyif verici maddelere düşkünlüğünden dolayı görevinden azledilmiştir.

*Kendisine has şiir anlayışı ve üslubuyla Baki’nin şiir tarzını devam ettirmiştir.Güzel söyleyişe önem verip kelime seçiminde titiz davranmıştır.Zarif bir üsluba ve sağlam bir dile sahip olan Bahayi şiirlerinde mana ve hayal dolgunluğuna önem vermiş,mısralarını titizlikle işlemiştir.Şiirleri şekil bakımından kusursuzdur.Özellikle serazat kişiliğinden dolayı şiirlerinde rahat ve serbest bir ifadeyi yakalayan Bahayi Efendi,devrinin şiir anlayışına hakim olan sosyal temalara fazla itibar etmemiştir.

*Şiirdeki kudretini saha çok gazelleriyle sergileyen Bahayi bunların çoğunda aşk,sevgili,hasret gibi konuları işlemiştir.

*Tevhid,münacaat ve naatin bulunmadığı küçük Divan’ında yer yer tasavvufi remizlerden istifade etmiş,sufice bir edaya yer vermiştir.

*Rubailerinin tamamında tasavvufi düşünce belirgin bir şekilde yer almaktadır.

*Klasik şiir geleneği içerisinde Bahayi çok az yazan şairlerdendir.Bundaki neden üsluba çok önem vermesi ve titiz davranmasıdır.

*Yaklaşık 900 beyitten oluşan küçük bir Divan’ı vardır.Divan’ı önce Sadettin Nüzhet Ergun yayımlamış daha sonra Harun Tolasa bu nesirle birlikte İstanbul Kütüphanelerinde yer alan yedi yazmaya dayanarak divanını,şiirlerinin ekseriyetini içine alan bir seçme halinde neşretmiştir.Erdoğan Uludağ ise Divan üzerine yüksek lisans tezi hazırlamıştır.

*Kaynaklara göre keskin bir zekaya ve kuvvetli bir hafızaya sahip olan Bahayi Efendi iyi bir tahsil görmemesine ve ilmi konularda derinleşmemesine rağmen anlayış ve kavrayış gücü sayesinde hemen her meselenin üstesinden kolaylıkla gelmiştir.

NAİLİ-İ  KADİM

*Kaynaklarda Pirizade diye de bahsedilir.

*19.yy şairlerinden Manastırlı Naili’den ayırmak için Naili-i Kadim diye bahsedilir

*Divan-ı Hümayunda ve Maadin Kaleminde katiplik ederek baş halifeliğe kadar yükselmiştir.

*4.Murad ve 4.Mehmed’e kasideler sunmuş ama beklediğini bulamamıştır.

*Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa’nın gazabına uğrayarak İstanbuldan sürülmüştür.

*Türk şairleri bu yüzyılda Örf-i Şirazi,Kelim-i Hemedani ve Saib-i Tebrizi gibi Sebk-i Hindi şairlerinin etkisi altındadır.Naili de bu tesirin altındadır.Naili bu devir şairleri arasında bu üslubun en güçlü ve en belirgin temsilcisi olarak ortaya çıkmıştır.

*Neşati,Naili’yi hazırlayan ve etkisi altında bırakan simalardandır.

*Hayallerindeki yükseklik ve mübalağalı edasıyla fahriye kasidelerinden Nefi’yi rehber edindiği anlaşılmakla birlikte Naili’nin üslubu Nefi gibi yüksek perdeden ve pervasızca değil ince ve zariftir.Şiirlerinde zaman zaman devlet işlerinin bozukluğundan,uygunsuzluklarından dem vurduğu ve düşmanlarından şikayet ettiği görülür.

*Gazellerini fazla uzatmayak 5 beyitle bitirir.Bundaki amaç lafzı aza indirerek manayı güçlendirmektir.

*Alışılmıl birtakım mazmunları terk ederek yeni mazmunlar kullanmıştır.Şiirlerinin anlaşılması zordur bunda Sebk-i Hindi akımına bağlı olmasının tesiri büyüktür.

*Gazellerinin önemli bir kısmı tasavvufla örtülüdür.Tasavvuf,ayetler,hadisler,islam tarihine göndermeler onun şiirinde anahtar kelimenin ardına gizlenen birer bilmece gibidir.

*Dönemin diğer şairleri gibi dilde sadeleşmeye ve mahallileşmeye önem vermiştir.

*Türk edebiyatında ilk şarkı yazan şairdir.İki tane de ilahi söylemiştir.

*Kasidelerinin çoğunda nesib kısmı bulunmaz.

*Naili’nin tek eseri Divan’ıdır.Divanda 11 şarkı,Hz. Ali,Hasan ve Hüseyin için mersiye,4.Murad,4.Mehmed ve Merzifonlu Kara Mustafa Paşaya kasideler vardır.Divan Haluk İpekten tarafından yayımlanmıştır.Ayşe Mine Yeşiloğlu divan üzerine tahlili bir çalışma yapmıştır.Haluk İpekten ve İskender Pala divandan seçtikleri şiirler üzerine bir inceleme hazırlamışlardır.

NEŞATİ

*Asıl adı Ahmed olup Sakıp Dede’nin Sefine’sinde bu isim Süleyman olarak zikredilir.

*İlk şiirlerini at cambazı anlamına gelen Semendi mahlasıyla yazmıştır.Neşati mahlasını ise devrin şeyhülislamının verdiği yada Ağazade tarafından verildiği düşünülmektedir.

*Meşhur mesnevi şarihi ve reisülküttap Sarı Abdullah Efendi’nin kesedarlığı hizmetinde bulunmuştur.Mevlevi tarikatine intisap ederek Gelibolu ve Beşiktaş mevlevihaneleri postnişini Ağazade Mehmed Dede’ye Gelibolu’da intisap etti.

*Neşati’nin ölümü üzerine başta Nabi olmak üzere İbrahim Vehbi Çelebi,Saraybosnalı Rüşdi,Reşid,Faik,Tahir,Kadri,Nazim,Müstakimzade gibi şairler tarih düşürmüşlerdir.

*Neşati,Sarı Abdullah Efendi’ye yakınlığından doalyı Bayrami-Melami tarikatine mensup olarak görünse de buna bir ipucu bulunamamıştır.

*Divanında 4.Murad,4.Mehmed,Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa,Merzifonlu Kara Mustafa Paşa,Kemankeş Mustafa Paşa ve Şeyhülislam Bahayi gibi devletin önde gelen şahsiyetlerine kasideler vardır fakat bunlardan himaye görmemiştir.Sadece Etmekçizade için yazdığı bir mersiyeden onun himayesini gördüğü anlaşılmaktadır.

*Arkadaşı Edirneli Güfti Teşrifatüş Şuarasında ondan kendisinin dert ortağı ve eski arkadaşı olarak bahseder.

*Neşati’nin en önemli özelliği kendisinden sonra gelen birçok şaire hocalık etmesidir.Gerek Esrar Dede tezkiresinde gerek se Fik Reşad’ın Eshaf’ında bu özelliği ısrarla vurgulanır.

*Sadettin Nüzhet onun bir farsça hocası olduğunu bildirir.Bir mevlevi olması sebebiyle şairin bu dersleri Mesnevi eğitimi için verdiği düşünülebilir.

*Neşati,Naili-i Kadim üzerinde derin izler bırakmıştır.

*Neşati Sebk-i Hindi’nin önemli temsilcilerindendir.Nitekim özellikle gazellerindeki engin hayal gücü,mübalağalı ifadeler,orjinal bebzetmeler,mecazlar ve yeni manalar onun hint üslubu ile olan alakasını göstermektedir.

*Neşati söylediği şiirleriyle Nefi takipçici olarak kabul edilmektedir.Neşati’nin kasidelerinde sadece vezin ve kafiye yönünden değil duygu,hayal yönünden de Nefi’ye yakın olduğu görülmektedir.

*Neşati kasidede Nefi’den gazelde ise Sebk-i Hindi’den ve şiirlerini bu tarzda yazan Türk şairlerinden etkilenmiştir.

*Neşati divanında Mevlana övgüsü de yer almaktadır.Divan Sadettin Nüzhet ve Mahmut Kaplan tarafından yayımlanmıştır.Ömer Savran ise divan üzerine tahlili bir çalışma yapmıştır.

*Mesnevi şeklinde nazmettiği 187 beyitlik Hilye-i Enbiya ,Hakani’nin meşhur Hilye’si ve Cevri’nin Hilye-i Çar-yar-ı Güzin’i tarzında bir eser verme düşüncesiyle nazmedilmiştir.

*Neşati’nin 144 beyitlik diğer mesnevisi de Edirne Şehrengizidir.

*Meşhur İran şairi ve Sebk-i Hindi akımının önde gelenlerinden Örfi Şirazi’nin bazı güç beyitlerini açıklama amacıyla kaleme aldığı Şerh-i Müşkilat-ı Urfi küçük bir eser olup Neşati’nin bu üstada duyduğu hayranlığını ve farsça metinlere vukufunu göstermektedir.

*Kavaid-i Deriyye yahut Kavaid-i Fürs adıyla zikredilen kitabı farsça dil bilgisi kitabıdır.Farsça verdiği derslerde bu kitapta yer almaktadır.

*Mahmut Kaplan yaptığı araştırmalar neticesinde şairin Sultan Veled’in 70 beytinin beşer beyitle mesnevi formunda farsça şerhinden oluşan Tufetül Uşşak isimli yeni eserini tesbit etmiştir.

FEHİM-İ  KADİM

*İstanbulda Gevrek ve kurabiye satan bir adamın oğludur,Arap asıllıdır.Kaynaklarda Uncuzade diye anılmaktadır.

*Genç yaşlarda Örf-i Şirazi’nin divanını istinsah etmiştir.

*Mısıra gitmeden önce Anadolu şairlerin rezilliğinden,mevki sahipleri kişilerin değer bilmezliğinden ve buradan kurtulma arzusundan bahsetmiştir fakat Mısırda da sıkılan Fehim İstanbula duyduğu hasreti dile getirmeye başlamıştır.Kendisini içkiye veren Fehim bir süre sonra Vatan-ı Asli dediği İstanbul’a gitmek üzere yola çıkar fakat yolda geçirdiği hastalık sebebiyle İstanbula gidemeden  Konya’da vefat eder.

*Fehim’in en önemli özelliği kendine has bir üslubunun olmasıdır.Gazellerinde Pitoresk tasvirler ile günlük olayların gayet tabi bir şekilde yer aldığı görülür.Bunda Sebk-i Hindi’nin yeni anlatım tarzlarını ararken halkın yaşayış ve söyleyişini şiire sokan ifade şeklinin etkisi kendisini göstermektedir.

*Şiirlerinde kendi iç dünyasını anlatan şair,düşünce yerine muhayyileyi,dış dünyadan çok insanın heyecan ve üzüntülerini esas temalar tarzında benimseyen Sebk-i Hindi’nin ilk büyük temsilcilerinden sayılmaktadır.

*Söz sanatları yerine mana sanatlarını kullanma yolunu seçmiştir ve şiirlerinde fazla sözden kaçıp kısa ve öz söyleyişi seçmiştir.Kafiye ve redif kullanımında da bazı yenilikler ortaya koymuştur.

*Örf-i Şirazi tesirinde kalarak yetişen ve erken ölümü dolayısıyla kabiliyetini tam olarak geliştirme fırsatı bulamayan Fehim’in Naili,Neşati,Vecdi,Süruri,Nabi,Cevri,Şeyh Galib,Enderunlu Vasıf,Namık Kemal ve bütün Encümen-i Şuara şairlerini içine alan oldukça geniş bir etki alanı vardır.

*Fazla hacimli olmayan Divan’ını Sadettin Nüzhet ve Tahir Üzgör yayımlamıştır.

*Şehrengiz’i içine yer yer rubai ve gazellerin serpiştirildiği oldukça müstehcen bir üslupla kaleme alınmış bir mesnevidir.

*Bahri Tavil,doksan yedi ”feilatün” tefilesinden oluşan ilk bölümden sonra sırasıyla Arap,Arnavut,Ermeni,Rum,Yahudi,Tatar,Acem,Kürt,Türk ve kendi ağzından olmak üzere ellişer tefile civarında 10 bölümden meydana gelmiştir.

*Tercüme-i Letaif-i Kümmelin,büyüklerin söylediği saçma gibi görünen ancak ibret verici mahiyette olan seksenden fazla latifeden oluşmaktadır.

*Atasözlerini alfabetik sırayla verdiği ve yer yer müstehcenliğe kaçan Durub-ı Emsal-i Türki isimli bir eseri vardır.

SABRİ

*Sultan 4.Murad’ın nedimlerindendir ve bu hükümdar zamanında şöhret kazanmıştır.

*Edirneli Abdurrahman Hıbri,Enisül Müsamirin adlı eserinde şairin kadılık için gittiği bir Rumeli kasabasında öldüğünü bildirmektedir.

*Kaside alanında Nefi’den sonra en kuvvetli şair kabul edilmektedir.

*Üslup itibariyle Nefi’ye yakındır fakat mübalağada Nefi’den ileri gitmiştir.Nefi’deki heyecan ve mana derinliği Sabri’de yoktur.Onun için şiirlerinde kuruluk sezilir.Bunlara rağmen Nefi tarafından şiirdeki kudreti övülmüştür.

* Sabri’nin küçük bir Divan’ı vardır.Fakat bu Divan bir yanlış anlaşılma sonucu İstanbul’da Sabri Şakir Divanı adıyla basılmıştır.Buna sebep Nefinin, Sabrinin bir mısrasını tazmin ederken kullandığı Sabri Şakir ifadesinin Namık Kemal tarafından Şakir kelimesinin şairin asıl ismi zannedilmesidir.

*Divan’ından başka Hüsnü Dil adında kayıp bir manzum eseri daha vardır.

CEVRİ

*Derviş Abdi Mevlevi’den hat dersleri almış olup günümüze ulaşan yazılarından özellikle ”talik kırması”nı çok güzel yazdığı anlaşılmaktadır.

*Şehname,Tarih-i Vassaf,Künhül Ahbar gibi büyük hacimli eserlerin yanı sıra Mesnevi’yi de yirmi iki defa istinsah ettiği belirtilmektedir.

*Cevri’nin edebi şahsiyetini ortaya koyan en önemli eseri Divan’ıdır.Kasidelerinde Nefi’nin etkisi görülmektedir.Ancak Cevri’nin kaside ve gazelleri gösterişsiz ve ahenksizdir.Ayrıca Cevri’nin şiirlerinde hiciv ve mizaha da rastlanmaz.Gazellerinde yer yer Baki edası hakimdir.

*Özellikle yazmış olduğu terkib-i bend ve tercii bendleriyle dikkati çeken Cevri,Bağdatlı Ruhi ile en güzel şeklini bulan eğilimin bu asırdaki en belirgin temsilcilerindendir.Terkib-i Bendinde Bğdatlı Ruhi’nin etkisi görülmektedir.

*Divan’ı Hüseyin Ayan tarafından yayımlanmıştır.

*Halil-i Tahkikat,Mevlana’nın mesnevisinden seçilen 40 beyte,beşer beyit ilave edilerek oluşturulmuş bir terkib-i bend’dir.Sofu Mehmed Paşa’ya ithaf edilmiştir.Tamamı 415 beyit olan eser Aynul Füyuz ile birlikte basılmıştır.

*Cevri’nin Hilye Çihar Yar-ı Güzin,Aynül Füyuz,Selimname,Melhame ve Nazm-ı Niyaz isimli mesnevileri vardır.Bunlar dışında Muamma Risalesi,Müfredat-ı Tıp Manzumesi,Cevri Tarihi,Terceme-i Ahval-i Hace Hafız-ı Şirazi, Terceme-i Pend-i Attar ve Terceme-i Şehname-i Firdevsi Tusi Cevri’ye atfedilen manzum eserlerdendir.

İSMETİ

*İsmeti iyi huylu,nazik,zeki ve hoşsohbet biri olup bu meziyetleriyle zamanında daima takdir edilmiş,bütün ulema ve şuara meclislerinde neşesi,zekası ve nükteleriyle daima aranmıştır.Ayrıca güzel,inandırıcı ve ikna edici konuşmalarıyla da meşhur olan İsmeti oldukça cimri birisidir.Nitekim Güfti,tezkiresinde onun bu hususiyetini abartarak pek fazla hisset sahibi ve sözünde durmaz bir adam olarak tasvir etmiştir.

*İsmeti,Naili kadar derin ve kudretli olmamasına rağmen üslubunun açıklığı,zevkinin ve hassasiyetinin kuvvetiyle ulema arasında edindiği müstesna yer gibi,devrin belli başlı şairleri arasında da girmeyi başarmıştır.

*Onun asıl değerini gösteren gazelleri olmuştur.Şeyhülislam Yahya ve Bahayi vadisinde söylediği gazelleri sizde ve üsluptaki temizlik,açıklık ve akıcılık;hayaldeki incelik ve derinlik dikkat çekmektedir.Istırap şiirinin hakim teması olarak görülmektedir.Şiirlerinde yer yer hakimane söyleyişlere de rastlanılmaktadır.

*İsmeti’nin küçük divanı Haluk İpekten tarafından yayımlanmıştır.Tülay Söğüt divanı tahlil etmiştir.

*İsmeti ayrıca Birgivi Mehmed Efendi’nin arapça olarak kaleme aldığı Tarikat-ı Muhammediye adlı eserini Türkçeye tercüme etmiştir.

VECDİ

*Divan-ı Hümayunda başarılı bir katip olduğu için Vecdi mahlasını almıştır.Başarısından dolayı Reisülküttap Samipaşazade Mehmed Efendi’nin aracılığıyla beylikçilik makamına getirilmiştir.O da minnet duygusuyla Samipaşazade’yi öven müzeyyel bir gazel yazmıştır.

*Akıcı ve sade gazelleriyle edebiyatımızda ikinci derecede bir şair olarak nitelendirilen Vecdi,bazı beyitlerinde Baki ve Nefi’yi eski,kendisini değişik ve yeni olarak görmektedir.

*Dostu Mezaki’yi üstad olarak saymış ve ona müzeyyel bir gazel yazmıştır.

*Ziya Paşa Harabat’ında her ne kadar Vecdi’yi Nabi ekolüne mensup bir şair olarak görse de,o esasında Sebk-i Hindi özelliği taşıyan bazı beyit ve şiirleri olmasına rağmen daha çok klasik üslupla şiir yazan şairlerin etkisinde kalmıştır.Baki ve Nedim çizgisinde önemli bir şahsiyet olan Vecdi’nin şiir anlayışı üstadı Mezaki gibi sadedir.Bu sadelik sadece dil ve üslıp bakımından değil hayal,mana ve mazmun bakımından da durum böyledir.

*Naili ve onun etkisinde kalan Cevri’nin aksine Vecdi’de daha çok vuzuh vardır.O daha çok Fehim-i Kadim’in yolundan gitmiştir.

*Vecdi aynı zamanda iyi bir hattattır.

*Vecdi’nin yegane eseri küçük Divan’ıdır.Ahmet Mermer yayımlamıştır,Eşref Yanmaz yüksek lisans tezi hazırlamıştır.

NEDİM-İ  KADİM

*18.yy meşhur şairi Ahmed Nedim’den ayırmak için Kadim ünvanıyla anılır.

*Nedim-i Kadim,Baki ve Şeyhülislam Yahya ile gelişerek 18.yy’da Nedim’i yetiştiren bir çizgi üzerinde yer almış ve bu tarzda yapıcı olmaktan çok izleyici olmuş bir şahsiyettir.

*Kadim,velut olmayan şahsiyetiyle Nefi,Şeyhülislam Yahya ve Naili gibi şairlerin seviyesine çıkamamasına rağmen yazmış olduğu güzel gazelleriyle döneminde iyi bir şöhrete kavuşmuştur.

*Üslubunun en belirgin özelliği duygu ve hayal derinliğinden çok bunları sade ve külfetsizce dile getirmesidir.

*Bazı şiirlerinde özellikle kasidelerinde anlamın bir beyitte tamamlanmayarak diğer beyitlere geçtiği ”merhun” beyitlerin fazlalığı dikkati çekmektedir.

*Kadim,şiirlerinde herşeyden evvel mana’yı öne alarak mana’nın zarif bir dille ifadesini esas almıştır.

*Onun tek eseri yaklaşık 500 beyitten oluşan Divan’ıdır.Divan’da mektup yer almaktadır.Osman Horata yayımlamıştır.

NABİ

*Bir mutasarrıfın dikkatini çekerek  24 yaşlarındayken 4.Mehmed’in saltanatı yıllarında İstanbul’a gönderilen Nabi,Musahib Mustafa Paşa’ya intisap ederek kısa zamanda ona divan katibi olmuştur.Padişahın av gezintilerine Paşa’nın maiyetinde katılan şair Lehistan seferine katılarak Kamaniçe’nin fethi üzerine Fetihname-i Kamaniçe’yi kaleme almıştır.

*Edirne’de tertiplenen muhteşem sünnet düğününde bulunarak Surname’yi yazdı.

*Hacca gitmeye niyetlenen şaire yolda rahat etmesi için padişah tarafından ferman verildi.Hac dönüşü Mustafa Paşa’ya kethüda olan şair Tuhfetül Harameyn adlı eserini bu devrede kaleme almıştır.

*Oğlu Ebulhayr için Hayriyye eserini kaleme almıştır.

*Nabi;kaside,tarih düşürme,mesnevi,lügaz,muamma,seyahat,tarih,mektup gibi çeşitli şekil ve türlerde dini,içtimai,siyasi vb. değişik konularda birçok eser vermiştir.Gayet rahat,kolay ve tekellufsuz yazan velut bir şairdir.

*Sebk-i Hindi’nin etkisiyle bazen zincirleme farsça terkipler kullanmış ve yeni mazmunlar bulmuştur.

*Farsça terkipler yanında sağlam ve temiz türkçeyi,halk deyimlerini,atasözlerini de kullanmayı ihmal etmeyerek dengeyi çok iyi sağlamıştır.Edebi sanatlarla mazmunlara da önem veren şair manayı esas almakla birlikte lafzı da ihmal etmemiştir.

*Şairler tarafından çokca kullanılan;gül,bülbül,dudak,boy,servi,çimen gibi kavramların basit tekrarını uygun görmemiş,şairin yenilikler yapması,kimsenin gidemediği güç yollara gitmesi gerektiğini söylemiş,tekrarlanan sözleri bırakıp,yeni ve yüksek manaları avlamayı tavsiye etmiştir.

*Divan’ında orijinal tasvirleriyle Medine,Şam,Halep,Erzurum ve Manisa gibi şehirler üzerine yazdığı şiirler ve özellikle mesnevilerinde daima ilhamını hayattan almıştır.

*Şiirleri şekil yönüyle muhkem olan Nabi,vezne ve kafiyeye hakimdir.

*Nabi edebiyat tarihinde Hikemi Tarz’da kaleme alnımış şiirlerin temsilcisidir.Şiirlerinde sürekli okuyucusuna öğüt verip yol gösterici bir tavır takınmıştır.

*Şevket-i Buhari,Örf-i Şirazi ve Saib-i Tebrizi gibi şairlerin de etkisinde kaldığı anlaşılan Nabi özellikle Saib’in hikmet üzerine kurulu şiir anlayışının türk edebiyatında temsilcisi olarak bilinir.Şiirlerinde çok nadir rastlanan lirizm yerine,onda eşyaya ibretle bakarak bundan bir hikmet çıkarma temayülü hakimdir.

*Nabi’nin Türkçe Divan’ı Halep valisi Silahtar İbrahim Paşa’nın ısrarlarıyla vücuda getirilmiş olup eski edebiyatın en hacimli divanları arasında yer alır.888 tane gazel yer almaktadır.Divan’ı Ali Fuat Bilkan yayımlamıştır.Meserret Diriöz ise tahlili bir çalışma yapmıştır.Ali Fuat Bilkan Nabi’nin hayatını,Halep’te geçirdiği günleri,eserlerindeki soyo-kültürel temaları da yayımlamıştır.

*Farsça yazdığı şiirlerini derlediği eseri Divançe-i Farisi’dir.

*Molla Cami’nin manzum kırk hadisinin Türkçeye tercümesinden oluşan Hadis-i Erbain’i vardır.

*Nabi’nin en meşhur eseri oğlu için yazmış olduğu Hayriyye adlı mesnevidir.Oğluna nasihat olarak yazdığı bu eseri aslında bütün gençlere yol göstermesi için kaleme almıştır.

*Hayrabad mesnevisi ise kısmen Feridüddin-i Attar’dan tercümedir.Sonu hicran ve hüsranla biten mesnevilerin aksine vuslatla biten bir eserdir.

*587 Beyit tutarındaki Surname’si Sultan Mehmed’in şehzadelerinin on beş gün süren sünnet düğünü eğlence ve etkinliklerini anlatan bir mesnevidir.

*Hac ziyaretinden yaklaşık 5 yıl kadar sonra kaleme aldığı Tuhfetül Harameyn ve Veysi’nin Hz. Muhammed’in doğumundan Bedir Gazvesine kadar yazdığı siyerine ek olmak üzere kaleme aldığı Zeyl-i Siyer-i Veysi onun nesir eserlerindendir.

BOSNALI  SABİT

*Paşmakcızade Seyyid Ali’ye yazdığı kaside’de belittiğine göre bir keresinde eşkiya yağmasına uğramış,kızı eşkiyalara esir düşmüştür,İsmail adlı oğlu Tunca nehrinde boğulmuştur.

*Tekfurdağı müftülüğünde bulunduğu sırada Edhem ü Hüma mesnevisini kaleme almıştır.

*Konya mevleviyetine getirilince Mevlana için medhiye yazmıştır.

*Ramazan ayı münasebetiyle yazdığı Ramazaniyye son eserlerindendir.

*Nabi ile aynı ay içinde vefat etmiştir.

*Uzun boylu,uzun sakallı,fazla konuşmayı sevmeyen biri olduğu rivayet edilir.Sohbetlerde konuşup latife söylemekten çekinen Sabit nazmıyla herkesi şaşırtmıştır.

”Ben söz söyleyemiyorum.Bereket versin kalemim biraz söylüyor.O da söylemese çatlardım.”

*Atasözleri,deyimler ve Türkçenin kıvrak ifadelerinden çokca yararlanan Sabit,sürekli olarak taklitçilikten kaçınmıştır ve kendine has bir üslubun temsilcisi olmuştur.

*Zaman zaman çok nadir görülen ifadeler kullanmış,bazen de çok basit sözler ve garip ifadeler kullanmıştır.Bazılarına göre Sabit,eski şiirde yeni bir dil kullanarak milli üslubu oluşturan ilk şairlerden sayarlar.

*Çorlulu Ali Paşa Camii ve Hamamı için yazdığı kasidedeki tasvirlerinde ince sanatkar ruhunu ortaya koymayı başaran şair hikemi tarzda yazdığı şiirlerinde içine düştüğü sonuk üsluptan kendisini kurtaramamıştır.

*Divan’ında bazen müstehcen ifadeler yer vermiştir.(balgam,uyuz,tükürmek,gübre,piyaz).Divan Turgut Karacan tarafından yayımlanmıştır.

*Yerli ve tamamen orijinal olan Derename ve Berbername gibi biraz da alışılmadık ve müstehcen konularda kendine has üslubuyla kaleme aldığı mesnevileriyle kendisinden sonra gelen Enderunlu Fazıl ve Enderunlu Vasıf gibi şairlere öncülük etmiştir.

*Kırım Hanı Selim Giray’ın Rus ordusuna karşı kazandığı Prekop zaferini anlatan 426 beyitlik bir Zafername’si,bir de Sultan 3.Ahmed’e sunduğu manzum ve mensur bir Hadis-i Erbain Tercüme ve Tefsir’i vardır.

HALETİ

*Sultan 3.Murad’ın hocası alim ve şair Azmi Efendi’nin oğludur.

*Sultan 2.Osman’ın taht’a geçmesi üzerine sunduğu Arz-ı Hal mesnevisiyle Mısır kadılığına getirilmiştir.

*Katip Çelebi,Osmanlı tarihinde Kınalızade Ali Efendi ve Azmizade Haleti kadar çok okuyan ve araştıran bir alim daha olmadığını belirtmektedir.Nitekim öldüğünde her birinin kenarında 4bin kitap bulunmuştur.

*Şiirlerinde yaşadığı hayattan,değerinin bilinmediğinden ve haksızlıklılara uğradığından sık sık şikayet etmiştir.

*Bağdatlı Ruhi bir kıtasında Haleti’nin güzel şiirleriyle gönüllerde yer tuttuğunu söylemiştir.

*Haleti edebiyatımızda şiirlerinden çok rubaileriyle tanınmıştır.O rubailerinin hem değeri hem de sayısı bakımından aşılamamış bir şairdir.Yaklaşık 1000 tane rubai’si vardır.

*Haleti,Divan’ını Sultan 3.Mehmed adına tertip etmiştir.Oldukça hacimli bir Divan’dır.

*Haleti’nin hayatı,eserleri ve edebi kişiliği üzerine Bayram Ali Kaya tarafından doktora tezi hazırlanmıştır.

*Divanda yer alan rubai’ler ayrıca Rubaiyyat-ı Haleti adıyla bir araya getirilmiştir.

*Cevat Yerdelen Haleti’nin rubaileri üzerine doktora tezi yapmıştır.

*Sakiname’si Bayram Ali Kaya tarafından yayımlanmış olup eksik olan Mihr ü Mah mesnevisinden başka pek çok şerh,haşiye ve talikatı da vardır.Devrindeki bazı kişilere yazdığı mektupların toplandığı Münşeat’ı,onun inşa sanatındaki ustalığını göstermesi bakımından önemlidir.

ŞAİR      PADİŞAHLAR

BAHTİ——————–>1.AHMED

FARİSİ——————–>2.OSMAN

VEFAİ———————>4.MEHMED

AHMED——————->2.AHMED

 

 

NEFİ

*İlk mahlası zarara mensup anlamında Darri iken Gelibolulu Ali’nin tavsiyesi ile faydaya mensup olan Nefi mahlasını almıştır.

*Babası , Nefi henüz çok küçükken onu bırakıp Kırım Hanının yaynına gitmiştir buna çok kıza Nefi Siham-ı Kaza adlı meşhur eserine babasını hicveden bir şiirle başlamıştır.

*Sultan 1.Ahmet tahta çıktığı zaman İstanbula gelmiştir.1.Ahmet,2.Mustafa,2.Osman ve 4.Murad gibi hükümdarlara kasideler sunmuştur.

*Üç kere Gürcü Mehmed Paşa tarafından azledilmiştir.

*Riyazi onun Divan-ı Hümayunda Maadin  Mukataacısı olduğunu belirtmiştir.

*Sultan 4.Murad Siham-ı Kazayı okurken çok sinirlenmiş bu yüzden Nefinin idamına karar vermiştir.Nefinin ölümünün nedenlerinden birisi de Bayram Paşa hakkında söylediği bir hicivdir.

*Eski edebiyatımızın en büyük kaside ve fahriyye şairidir.

*Gerçekten beğendiği kişileri över.Mesela Sultan Mustafayı öven bir şiir yazmamıştır.

*Övgülerinde ve yergilerinde ifrat ve tefrit yolunu kullanmıştır.

*Nefiyi Nefi yapan en önemli özellik şiirlerindeki ahenk ve müzikalitedir.

*Şiirlerinde özellikle nesib-teşbib bölümlerinde çizdiği manzarayı kendine has bir ses tonu,muhteşem bir ahenk ve şiirin muhtevasına uygun bir musikiyle okuyucuya sunmuştur.

*Kasideyi fahriye ile başlatarak bir yenilik meydana getirmiştir.

*Tasavvufi imajlarla yüklü gazelleri kasidelerine göre daha sade yazılmıştır.

*Türkçe Divanı bizzat Nefi tarafından tertip edilmiştir.Divanda Fuzuliye tesdis te vardır.Eski harfli olarak üç kere basılmıştır,En sağlam metni Metin Akkuş tarafından 8 ayrı nüsha karşılaştırılarak yayımlanmıştır.

*Farsça Divanı içerisinde en çok rubailer vardır(171 tane),Nefinin farsçaya olan hakimiyetini gösteren bir eserdir,mecazi aşkın hiç görülmediği tamamen tasavvufi aşkın görüldüğü bir eserdir,Divanda yer alan farsça Sakinamesi Türkçesi gibi türünün en güzel örneklerindendir,Nefinin özellikle farsça şiirlerinde Örfi ve Enveri etkisi görülür Bu iki şairde hicivleriyle ünlüdür,Farsça Divanı A.N. Tarlan türkçeye tercüme etmiş Mehmet Atalay doktora çalışması yapmıştır.Farsça Divanda naatler arasında yer alan ve şair tarafından Tuhfetül Uşşak adı verilen 97 beyitlik kasidenin müstakil bir eser olduğu anlaşılmıştır.Fuzuli’nin Enisül Kalb adlı eserine nazire olan Tuhfetül Uşşak Ali Nihad Tarlan tarafından tercüme edilerek British Museum yazmasının fotokopisi ile birlikte neşredilmiştir.Siham-ı Kaza Nefinin hicivlerinin yer aldığı ve kendisinin Heccav olarak tanınmasına vesile olan mecmuadır.Siham-ı Kaza’yı Saffet Sıtkı Bilmen ve Metin Akkuş yayımlamıştır.

NEVİZADE ATAİ

*Nevi’nin oğludur.

*Hezliyatı bir divançe oluşturacak hacimdedir.Tasavvufa da meyilli olan Atai Üsküdarlı Aziz Mahmud Hüdai’nin müridi idi.

*Türkiye kütüphanelerinde oldukça fazla nüshası bulunan Atai Divanında 1 miraciyye,Sultan 2.Osman’a,4.Murad’a,Şeyhülislam Sunullah ve Yahya Efendilere ve devlet ileri gelenlerine sunulmuş 31 kasidesi vardır.299 gazelin yer aldığı eser Şeyhülislam Yahya’ya sunulmuştur.Divan üzerine Saadet Karaköse doktora çalışması yapmıştır.

*Türk edebiyatı tarihinde Nefi’nin en belirgin özelliği hamse sahibi olmasıdır.Hamsesinde ki mesneviler :Sakiname,Nefhatül Ezhar,Sohbetül Ebkar,Heft han ve Hilyetül Efkardır.

*Atai’nin mensur eserleri içerisinde en önemlisi Hadaikul Hakaik fi Tekmiletiş Şakaık adıyla Taşköprülüzade’nin Şakaikun Numaniyyesine yazdığı zeyl’dir.

*Fıkha dair arapçadan kaleme aldığı El Kavlül Hasen fi Cevabil Kavli Limen yazarın ilmi kudretine delil gösterilmiştir.

*Sekiz mektuptan oluşan Münşeat’ından başka bitirmeye ömrünün yetmediği Zeyl-i So Siyer-i Veysi’si vardır.

ŞEYHÜLİSLAM YAHYA

*İlk defa şeyhülislamlığa atanmasından 1 yıl sonra sadrazam Kemankeş Ali Paşa’ya rüşvetçilikte ileri gittiğini ima etmesi üzerine paşa ile arası açılmış,paşanın Sultan 4.Murad’a aleyhte tezyinatta bulunması üzerine azledilmiştir.

*Şeyhülislamlığın son yılında Cinci Hoca’nın zuhuru ve padişah üzerinde yoğun nüfus kurması,devlet işlerinde sık sık görüşlerine müracaat edilen Yahya Efendi’yi kenarda bırakmıştır.

*Sultan 4.Murad’ın Revan ve Bağdat seferlerine katılmıştır.

*Kaynaklar onu herkesçe sevilen,zarif,hoşsohbetli,güleç yüzlü,yüksek ahlaklı ve mütevazi bir kişiliğe sahip olduğunu tarif ederler.

*Bir gün Hurşid Çavuş kürsüde vaaz sırasında Şeyhülislam Yahya’nın o günlerde nazmettiği ”Mescitte riyakarlar bırak riya edegörsünler,sen meyhaneye gel.Çünkü meyhanede ne riya vardır ne de riyacı”anlamındaki beytini kastederek ”Ey cemaat her kim bu beyti okursa kafir olur.Çünkü bu beyit apaçık bir küfürdür”demiştir.

*Yahya Efendi daha önce Necati Bey ve Baki ile temsil edilen şehir türkçesini başarıyla devam ettirmiştir.Eski devirle yeni devir arasında köprü görevi üstlenen şair,Gibb’inde zikrettiği gibi Baki ve Nedim ile birlikte Osmanlı şiirinde tekamül zincirini muhafaza etmiştir.

*Özellikle gazellerindeki duru ve sade türkçe,türlü söz ve mana sıkıntılarına düşmeden dile hakim,rahat ve rindce söyleyiş ona haklı olarak çağdaşı şairler arasında en seçkin mevkiyi kazandırmıştır.

*Şeyhülislam Yahya’nın gazellerindeki en belirgin özellik ilahi aşkı,yoğun ve taşkın bir beşeri aşk kisvesi altında başarıyla işlemiş olmasıdır.Şarap,meyhane gibi kavramları çok güzel bir şekilde sembolleştirerek şiirlerinde kullanmıştır.

*Şiirlerinde mahalli unsurlara da yer veren şair sanatlara fazla düşkün değildir.Bakide dikkati çekecek kadar yoğun olan sanat gösterme titizliği onda yoktur.Şeyhülislam Yahyadaki şuh ve serbest üslup adeta Nedim’i müjdeler.

*Toplumdaki aksaklıkları iğneliyici ifadelerle dile getirmiştir.

*Şeyhülislam Yahya’nın en önemli eseri ; Divan’ıdır.Divanda 452 gazel,Sultan 4.Murad’ın gazeline tahmis bulunmaktadır.İbnul emin Mahmut Kemal İnal’ın başkanlığında Süleyman Nazif,Cenap Şehabettin,İsmail Hakkı ve Osman Kemal tarafından eski harflerle basılan Divanın tenkitli yayımı Rekin Ertem ve Hasan Kavruk tarafından gerçekleştirilmiştir.Lütfi Bayraktutan ise Divandan seçmeleri neşretmiştir.

*Şeyhülislam Yahya,Kemalpaşazade’nin Nigaristanını tercüme ve Muhsin Kayseri’nin Manzume-i Feraiz’ini şerh etmiştir.

*Sakiname adlı eserinde tasavvufi anlatım yoğunluktadır.

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ

[wp_ad_camp_3]

SAYFA NUMARALARINI KULLANINIZ