in

Kpss A Grubu – Türkiye Ekonomisi

EK 2: AKP’nin Acil Eylem Planı ve Hükümet Programı belgelerinde Türkiye toplumuna vaaddettiği çözüm önerileri ana hatlarıyla şunlardır:

 

  • Acil Eylem Planı’nda, doğrudan yabancı yatırımların özendirileceği belirtilmektedir. Bu öneri, geçmiş hükümetlerin ekonomideki büyüme için topluma taahhüt ettikleri politika önermelerinin devamı niteliğindedir ve IMF-Dünya Bankası çözüm önerileriyle uyumludur. Kalkınmayı, çok uluslu şirketlerde gören bu anlayış, bütünüyle neoliberal ideolojik öncüllerle hareket etmektedir ki, son 20 yıldır Türkiye’de hükümetler hep bu tür öncüller içerisinde olmuştur. Doğrudan yabancı yatırımlar, sanıldığının aksine ülkede iş olanağı yaratacak yeni yatırım fırsatları doğurmamakta; bu süreç, ülkedeki mevcut yatırımların da çok uluslu şirketler tarafından ucuza ele geçirilmesi şeklinde işlemektedir. Anlaşılan AKP hükümeti de neoliberal bir duyarlılık sergileyerek doğrudan yabancı yatırımlara isnat edilen “kalkınmanın motoru” şeklindeki temel yargıdan kopmak için herhangi bir neden görmemektedir.
  • AKP’nin programı, serbest piyasanın daha iyi işlemesi için gerekli koşulların sağlanarak, ekonomideki etkinlik ve verimliliğin artırılacağı, bu amaçla özelleştirmelere hız verileceği sözünü vermektedir. Nitekim 13 Ocak tarihinde açıklanan özelleştirme takvimi AKP’nin tüm kamu varlıklarını haraç-mezat elden çıkarma niyetini açıkça göstermektedir. AKP’nin bu tercihi de 1980’li yıllardan beri süregelen neoliberal ideoloji temelli talan ekonomisinin yeniden icadından başka birşey değildir. Bu da, toplumun kurucu öznesi olarak “özel sektörü” görme ve ulusal kaynaklar üzerindeki toplumun kollektif çıkarı ve denetimini özel çıkar gruplarına terk etme anlamına gelmektedir. AKP özelleştirme programında Türkiye’nin doğal kaynakları arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olan bor işletmelerinin öncelikli bir yere sahip olduğu görülmektedir. Bu işletmelerin özerk bir yapıya kavuşturulacağı, yani uluslararası sermaye ve piyasaların denetimindeki üst kurullaşma sürecine terk edileceği anlaşılmaktadır. Benzer şekilde, madencilik sektörünün tümünde özelleştirme çalışmalarının hızlandırılarak, kamuya ait ruhsatlı maden alanlarının tedricen özel sektöre devredileceği programda açıkça belirtilmektedir. Hükümet tarafından yapılan açıklamalar kaygı verici niteliktedir. İMKB ve Milli Piyango İdaresi gibi kuruluşların özelleştirme kapsamına alınacağının açıklanması, hükümetin bu konuda ne kadar ileri gidebileceğini göstermektedir. Kaldı ki, özelleştirmelerden elde edilen gelirlerin devlet borçlarının kapatılması ve faiz dışı fazlayı koruyabilmek amacıyla kullanılacak olması (Hükümet Programı sf. 10; 19) özelleştirmenin temel amaçları arasında görülen, “verimsiz kamu işletmelerinin kamuya yük olmaktan çıkartılması” ve “sermayenin tabana yayılması” gibi saiklerden tamamiyle uzak bir amaca yönelik olarak yürütüldüğünün açık göstergesidir. Hükümetin özelleştirme programı, “bakkala borcunu ödemek için evden eşya satan aile reisleri”nin davranış kalıplarını çağrıştırmaktadır.
  • Program, devlet personel rejiminde köklü bir reformu gerçekleştirmeyi ve bu amaçla bütün kamu kurum ve kuruluşlarında “norm kadro” uygulamasına geçileceğini öngörmektedir. Benzer işe benzer statü ve maaş vaad eden programın bu açıdan asıl amacı “esnek çalışma usullerinin” kamu çalışma alanına yerleştirilmesidir. Programın topluma bu vaadi de geçmiş programların devamı niteliğindedir. Unutulmamalıdır ki, Kemal Derviş tarafından IMF’ye verilen Şubat 2002 Niyet Mektubu’nda 45,800 kamu işçisinin “atıl istihdam” olarak saptanması da yapılan “norm kadro çalışmaları”nın ürünüydü. Devleti bir şirket gibi yönetmeyi hedefleyen bu politikaların kullandığı tılsımlı kavramlar “esnekleşme” ve “yönetişim”dir.
  • Özellikle Dünya Bankası güdümlü tüm programlara yansıyan “yönetişim” anlayışı, kamu erkinin yanında özel sektör ve devlet dışı kuruluşları karar alma sürecine katmayı vaad etmekte; bu yolla toplumsal demokrasiye ve katılıma olanak sağlanacağını iddia etmektedir. Bu kavrayışta söz edilen toplumsal katılımın öznesi “yurttaş” değil, “özel sektör kuruluşları” ve “uluslararası denetim şirketleri”dir. Adeta Sovyetler Birliği’ndeki “İşçi Sınıfı Diktatoryası” (devlet + işçi sınıfı + sivil toplum örgütleri) formülünü andıran yukarıdaki formül, devlet idaresinde açık sınıf tercihinin de bir yansımasıdır. AKP’nin programı yönetişim kavramı çerçevesinde geliştirilen bu neoliberal sentezi hedefleyerek kamu alanının yeniden düzenleneceğini öngörmektedir. Bu amaçla program, “kamu yönetiminde toplam kalite ve yönetişim ilkelerinin hayata” geçirilmesinin ve bu konuda bir “Çerçeve Yasanın” çıkarılmasının sözünü vermektedir.
  • Acil Eylem Planı’nda öne çıkan bir başka düzenleme de “Kamu Mali Yönetimi” alanında yapılacak olan düzenlemelerdir. Bütçe birliğinin sağlanması ve kuruluşlara bütçe uygulamalarında daha fazla esneklik ve saydamlık vaadleriyle planlanan “Muhasebe-i Umumiye Kanunundaki değişiklikler” ve “Sayıştay’ın denetim yetkisinin Cumhurbaşkanlığı, TBMM ve üst kurullar dahil olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarını kapsayacak şekilde genişletilmesi” gibi olumlu bir iddiadan yola çıkılmakta, ancak bu iddia bu noktada kalmamakta, “kamunun şeffaflaştırılması” söylemi ve yönetişim uygulamaları çerçevesinde Sayıştay’ın da uluslararası denetime açılması gündeme gelmektedir. Bu süreç, klasik kamu bürokrasisi sistemindeki son kalıntılar olarak görülebilecek olan Maliye Bakanlığı ve Sayıştay’ın da uluslararası kuruluşlar güdümlü yeni bürokrat elitle uygun bir çizgiye çekilmesinin taşlarını döşemektedir. Yani Hazine Müsteşarlığı’nın Maliye Bakanlığı’ndan koparılması ile başlayan ve üst kurullaşma ile süren “uluslararası kuruluşlara tabi bürokrat yaratılması projesi” son aşamasına ulaşmış olacaktır. Klasik bürokrat yapılar, uluslararası kuruluşların denetimine tabi kılınarak bu kuruluşlardaki bürokratik yapılar ve devletin denetim erki de büyük oranda uluslararası kuruluşların etkisi altına terk edilmiş olacaktır.
  • Geniş halk kitlelerinin temel insani taleplerini temsil eden ve tüm eksikliklerine rağmen ağırlıkla bir kamu hizmeti olarak sürdürülen sağlık hizmetlerinin, yine etkinlik ve kalite söylemi yardımıyla özel sektöre devredilmesi öngörülmektedir. Programda yer alan, “herkesin temel sağlık ihtiyacını özel sektörle işbirliği yaparak yerine getirme” ifadesi bu anlayışın örtülü bir dışavurumudur. Programın asıl hedeflerini ise yıllardır uygulanmakta olan sağlık ocağı sisteminin yerine aile hekimliği sisteminin getirilmesi, sağlık hizmetlerinde özel sektörün teşvik edilmesi ve yoksullara yardım götürülmesi gibi IMF ve Dünya Bankası patentli sosyal politika önerileri oluşturmaktadır. Özellikle yoksullara yardım götürülmesi gibi öneriler son yıllarda IMF ve Dünya Bankası patentli programların ayrılmaz bir parçası olmuştur. Bu yolla, IMF programının yarattığı sosyal riskler giderilmeye çalışılmakta, sosyal bir sübap sistemi inşaa edilmektedir.
  • Bu tür güçlü neoliberal söylemleri temel alan program, Türkiye halkına istihdam ve büyüme açısından gerçekçi hiçbir taahhütte bulunmamaktadır. Reel ekonominin büyümesi basitçe bir güven ortamı tesisi algılayışına terk edilmekte, ne anlama geldiği tam olarak belli olmayan “şeffaf, adil, yerinden ve etkin bir destekleme sistemi”nin oluşturulmasından söz edilmektedir. Hemen tüm programlarda yer alan bu tür genel ifadeler bir kalkınma stratejisi değil bir “boş söylem”den ibarettir.
  • Hükümetin reel sektöre yönelik çözüm önerileri incelendiğinde, ulusal sanayinin taşeronlaştırılmaya çalışıldığı görülmektedir. Bu süreç, yeni bir özelleştirme stratejisiyle tüm KİT sisteminin tasfiye edilmesini, yabancı yatırımlara özel destekler sağlanmasını, teşvik belgesi olmaksızın yatırımları destekleyen bir yapının oluşturulmasını ve yatırımcılara bedelsiz arsa tahsisini temel alan bir model önermektedir. Bu model yabancı sermaye öncülüğünde, ihracata yönelik, dolayısıyla işçi ücretlerinin baskılanması temelinde ve KOBİ’lerin taşeronluğunda bir sanayileşme stratejisinin tekrar gündeme getirilmesinden başka birşey değildir. Nitekim, “özel sektör ile işbirliği içinde ihracata dönük stratejik planlama yapılacak. İhracatçı firmaların girdi maliyetlerini düşürmeye yönelik çalışmalar yapılacak” şeklinde bir ifadenin Acil Eylem Planı’nında yer alması bu öngörüyü doğrular niteliktedir.
  • AKP Hükümet Programı, ekonominin kırılgan maliye ve finansal yapısını dönüştürecek bir perspektiften yoksundur. Nitekim, Hükümet Programı’na göre (sf. 9)

hükümetin uygulayacağı maliye politikasının temel önceliği mali disiplini sağlayarak, borç stokunu sürdürülebilir seviyeye indirmek ve makroekonomik istikrarı koruyacak faiz dışı fazlalığı vermektir… Kamu borç stoku kabul edilebilir ve sürdürülebilir seviyeye indirilecektir.

Bunu sağlamak için alınacak tedbirler ise 2001 boyunca IMF gözetiminde uygulanmakta olan programın temel ilkeleri ile tıpatıp aynıdır:

Bunu sağlamak için, faiz dışı dengede fazla verilmeye devam edilecek, özelleştirme hızlandırılacak, ilave gelir kaynakları bulunacak, ekonomide istikrarlı bir büyüme sağlanacak ve reel faiz oranlarının hızla makul düzeylere gerilemesi için gerekli güven ve istikrar ortamı oluşturulacaktır. (sf.9)

EK 3: EKONOMİK GÖSTERGELER

 İHRACATİTHALATDENGEKARŞILAMA ORANI
19802.9107.909-4.99936,79
19814.7038.933-4.23052,64
19825.7468.843-3.09764,98
19835.7289.235-3.50762,02
19847.13410.757-3.62366,32
19857.95811.343-3.38570,15
19867.45711.105-3.64867,15
198710.19014.158-3.96871,97
198811.66214.335-2.67381,35
198911.62515.792-4.16773,61
199012.95922.302-9.34358,11
199113.59321.047-7.45464,59
199214.71522.871-8.15664,34
199315.34529.428-14.08352,14
199418.10623.270-5.16477,81
199521.63735.709-14.07260,59
199623.22443.627-20.40253,23
199726.26148.559-22.29854,08
199826.97445.921-18.94758,74
199926.58740.671-14.08465,37
200027.77554.503-26.72850,96
200131.33441.399-10.06575,69
200236.05951.554-15.49569,94
200347.25369.340-22.08768,15
200463.12197.540-34.41964,71
Türkiye ve IMF arasındaki Borçlanma Anlaşmalarının Tarihi
31 Mart 2005 itibariyle (bin SDR)
KolaylıkAnlaşma TarihiBitiş TarihiAnlaşma miktarıKullanılan miktarÖdenmemiş miktar
Standby AnlaşmasıMay, 2005May, 20086660000
Standby AnlaşmasıFeb 04, 2002Feb 03, 2005128212001191400011914000
Ek Rezerv KolaylığıDec 21, 2000Dec 20, 2001578400057840000
Standby AnlaşmasıDec 22, 1999Feb 04, 200215038400117389601273123
Standby AnlaşmasıJul 08, 1994Mar 07, 19966105004605000
Standby AnlaşmasıApr 04, 1984Apr 03, 19852250001687500
Standby AnlaşmasıJan 01, 1961Apr 03, 1985257550000
 İç Borç Stoku / GSMH (%)Dış Borç Stoku / GSMH (%)Faiz Ödemeleri / GSMH (%)
19801423.420.9
19811223.722.1
19821326.852.6
19832329.6116.4
1984213443
19852037.473.8
1986214282.8
19872346.188
19882244.8122.3
19891838.499.4
19901432.2113
19911533.272
19921834.667.8
1993183792.4
19942149.6196.3
19951743.1195.8
19962142.9118.1
19972143.3110.6
19982246.8168.7
19992954.9103.7
20002958.9163.7
20016979215.1
20025572.2152.4
20037660.9108.8
GSMH Büyüme %TEFE % Kapasite Kullanım Oranı
1980-1,194,755,2
19814,225,656,6
19824,624,859,3
19833,340,160,2
19845,953,575,2
19855,138,270,3
19868,124,570,0
19879,848,977,5
19881,569,776,8
19891,66869,5
19909,449,274,4
19910,359,275,6
19926,461,477,3
19938,160,380,5
1994-6,1149,672,9
19958.064,978,5
19967,184,978
19978,39179,4
19983,954,376,5
1999 -6,462,972,4
20006,132,775,9
2001-9,488,670,9
20027,930,875,4
20035,913,978,4
20049,913,8484,0
   

 

Büyüme

(GSMH)

(%)

  

 

 

Faiz(1)

(%)

  

Enflasyon

(TEFE) (1982=100) (%)

  

 

Reel Kur Endeksi(2)

(1982=100)

  

Cari İşlemler Dengesi/

GSMH (%)

Kamu kesimi Borçlanma Gereği/GSMH

(%)

19909,459,457,694,5-1,77,4
19910,372,759,291,40,210,2
19926,474,263,587,4-0,610,6
19938,174,867,486,6-3,512,0
1994-6,195,6107,366,72,07,9
19958,092,387,275,9-1,45,0
19967,193,878,074,41,08,6
19978,396,681,274,0-0,77,7
19983,994,875,374,9-4,99,4
1999-6,146,755,871,22,315,5
20006,345,650,971,5-0,811,8
2001-9,562,555,359,4-3,216,4
20027,848,243,871,1-0,8412,8
20035,028,624,484,0-2,478,7
 Konsolide Bütçe Açığı/GSMH

(%)

Borç+Anapara+

Faiz/ Vergi Gelirleri (%)

İç borç Stoku/ GSMH(%)MB Brüt Döviz Rezervleri (Milyon $)FaizÖdemeleri/ GSMH

(%)

DTH/M2Y (%)Dış Borç stoku/ GSMH
1990-3,167,2145.759113,019,332,2
1991-5,381,1154.81372,024,733,2
1992-5,490,5186.10767,835,234,6
1993-6,3123186.27792,442,537,0
1994-3,9150,5216.906196,347,749,6
1995-3,8175,41712.043195,843,443,1
1996-8,5209,12116.386118,145,642,9
1997-7,6116,22118.610110,646,443,3
1998-7,5166,92219.718168,746,546,8
1999-11,9182,92923.177103,743,554,9
2000-10,9115,32925.097163,747,658,9
2001-18,9263,76918.892215,153,179,0
2002-13,5233,25527.006152,453,972,2
2003-11,7207,57633.724108,848,860,9
 özelleştirme gelirleri
milyon $
19860,937521
19870,850216
198826,856987
1989131,19996
1990485,989167
1991243,84162
1992422,881905
1993565,53629
1994411,754739
1995514,55649
1996291,998907
1997465,517965
19981019,715145
199938,328651
20002716,535851
2001119,801097
2002536,489242
2003171,644011
20041267,021622
TOPLAM9431,457386

[wp_ad_camp_5]

reklamlar

DÖKÜMANI PDF OLARAK İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ