Dirsekli Talep Eğrisi Teorisi
Bu teori oligopol firmalarından birinin satış fiyatını düşürdüğü zaman rakipleri tarafından taklit edileceğini, buna karşılık fiyat artırdığı zaman rakiplerince izlenmeyeceği varsayımına dayanır.
Oligopolde satılan ürüne karşı bir piyasa talebi ve her satıcı firma için kendi malına olan talep olmak üzere iki ayrı talep eğrisi vardır.
D2 oligopolcü bir firmanın, D1 ise ürünün piyasa talep eğrisidir. Başlangıçta fiyatlar P1 olarak belirlenmişken bir firma fiyat düşürüp P2 fiyatını belirlerse diğer firmalarda aynı fiyat uygulayacaklardır.
Yani oligopolde bir anlaşma olmadan da piyasa fiyatları düşürülebilir. Yani fiyatlar aşağı doğru esnektir. Ancak bir firma anlaşma olmadan fiyat yükseltirse rakipleri onu izlemezler ve eski fiyatı sürdürürler. Bunun nedeni fiyat yükseltenin müşterilerini çalma düşüncesidir. Bu nedenle anlaşma olmadan piyasa fiyatları yükseltilemez. Sadece bir firma yükseltir. Bu nedenle fiyatlar yukarıya doğru katıdır. Talep eğrisi K noktasının altında az esnek, üstünde daha esnektir.
Firma mallarının homojen olduğu oligopole tam oligopol, fakat homojen değil de birbirini ikame edebilen mallar sözkonusu ise noksan oligopol adı verilir.
E- DÜOPOL
İki satıcı firma karşısında, çok sayıda alıcının bulunduğu piyasaya verilen addır. Farklı düopol teorilerinden en önemlileri Cournot, Chamberlin ve Hotteling’in teorileridir.
F- İKİ YANLI TEKEL
Bir malın tek satıcısı ve tek alıcısının olduğu piyasadır. Bu piyasada fiyat tarafların pazarlık güçlerine bağlı olarak oluşur.
VII- FAKTÖR PİYASALARI
Faktör piyasaları analizimizde önce faktör talebini daha sonra faktör arzını inceleyeceğiz.
Faktör Talebi: Üretimde bulunmak üzere firmalar tarafından üretim faktörlerine yönelik taleptir. Firmaların üretim faktörlerine olan talepleri birçok değişken tarafından etkilenir. Bu nedenle bir faktör talebi fonksiyonu oluşturalım.
QDf = Firmanın faktör talep miktarı
Pf = Faktörün fiyatı
PfD = Diğer faktörlerin fiyatı
Vf = Faktörün marjinal verimliliği
P = Faktörün üretiminde kullanıldığı malın piyasa satış fiyatı olsun.
QDf=f(Pf, PfD, Vf, P) şeklinde oluşturduğumuz fonksiyonda faktör talep miktarı bağımlı değişkendir. Bağımsız değişkenlerdeki değişmeler faktör talep miktarını etkileyecektir.
İlk incelememizde faktörü talep eden firmanın tam rekabet koşullarında malını satan tam rekabetçi bir firma olduğunu ve faktör piyasasında da tam rekabet koşullarının geçerli olduğunu varsayalım. Faktör piyasasında tam rekabet koşullarında faktör fiyatları veridir. Tüm faktörler homojendir. Firma piyasada oluşan fiyattan istediği kadar faktör talep edebilir.
Ürününü kısa dönemde sabit bir fiyattan satan tam rekabetçinin, azalan verimler yasası nedeniyle elde ettiği marjinal fiziki ürün belli bir noktadan sonra azalmaya başlayacaktır. Marjinal ürün ile bunun piyasa fiyatı ile çarpımı ilave faktörün firmaya parasal katkısı olan marjinal ürün gelirini verecektir.
Marjinal ürün geliri MRP=MPP.P ‘dir. Firma faktörü tam rekabet koşullarında sabit bir fiyattan talep edeceğinden faktörün fiyatı marjinal faktör maliyetini oluşturacaktır.
Marjinal faktör maliyeti MFC= Pf ‘dir.
Firma marjinal ürün geliri eğrisinin azalan kısmında MRP=MFC olduğu düzeyde faktör istih-dam kararını verecektir. Pf1 fiyatından, Qf1 kadar faktör talep edecektir. Eğer faktör fiyatları Pf2’ye düşerse bu kez Qf2 kadar faktör talep edecektir.
Bu nedenle MRP eğrisinin negatif eğimli kısmı firmanın faktör talep eğrisi olacaktır.
Faktörün fiyatı dışında faktör talebini etkileyen diğer etkenleri sabit varsaydığımızda (ceteris-paribus) faktör talep miktarı, faktör fiyatının fonksiyonu olacaktır. Fiyat düştükçe faktör talebi artacak, yükseldikçe azalacaktır. Faktörün fiyatı dışındaki diğer etkenlerin değişmesi ise faktör talep eğrisini (MRP’yi) sağa veya sola kaydıracaktır.
Örneğin; Tam rekabet koşullarında çalışan bir firma belli bir faktör fiyatında istihdam kararını vermiş iken, üretimde kullandığı faktörün marjinal verimliliği artarsa (MPP) veya ürettiği ürünün piyasa satış fiyatı artarsa (P) bu durumda MRP=MPP.P artacağından faktör talep eğrisi MRP sağa kayacak ve belli bir faktör fiyatında daha fazla faktör talebine yol açacaktır.
Faktör Talep Esnekliği
Faktör talep esnekliğinde faktörün fiyat esnekliğini inceleyeceğiz.
| Faktör fiyat esnekliği= | Faktörün miktarındaki % değişme | = |
| Faktörün fiyatındaki % değişme |
Faktör Talep Esnekliğini Belirleyen Faktörler
1- Faktörün üretiminde kullanıldığı malın talep esnekliği: Malın talep esnekliği yüksek ise faktör talep esnekliği de yüksektir.
2- Marjinal ürün geliri (MRP)’nin azalma seyri: Firmada azalan verimler yasası yavaş işliyorsa MPP eğrisi yavaşça azalacak ve MRP de yavaşça azalacağından esneklik yüksek olacaktır.
3- Faktörün maliyetinin firmanın toplam maliyeti içindeki payı yüksek ise esneklikte yüksek olacaktır.
4- Faktörler arası ikame kolay ise esneklik yüksek olacaktır.
5- Faktör fiyatının değişmesi üzerinden geçen zaman ne kadar çoksa esneklik o kadar yüksek olacaktır.
Mal Piyasasında Monopolcü Olan Firmanın Faktörü Tam Rekabet Koşullarında Talep Etmesi:
Faktör piyasasında faktörü tam rekabet koşullarında veri bir fiyattan talep eden firma eğer ürününü monopolcü olarak satıyorsa sabit bir fiyattan satamayacaktır. Daha çok satmak isterse fiyat düşürmesi gerekeceğinden marjinal geliri MR tam rekabetçi gibi P’ye eşit olmayacak ve gittikçe azalan bir seyir izleyecektir. Bu nedenle marjinal ürün geliri MRP=MPP.MR’de hem MPP ve hem de MR azalıyor olacaktır. Oysa tam rekabetçi firma ürününü sabit bir fiyattan sattığı için MRP=MPP.P’de sadece MPP’si azalıyordu. Bu nedenle monopolcü firma için MRP daha hızlı azalan bir eğri olacaktır.
Faktör piyasalarında aynı koşullarda faktör talep eden tam rekabetçi firmaya göre monopolcü firmanın istihdamı daha az olacaktır. Tam rekabetçi firma Qf2 kadar talep ederken, monopolcü Qf1 kadar talep edecektir.
Faktör Piyasalarında Tek Alıcı (Monopson) Durumu
Monopson bir girdinin tek alıcısı olma durumudur. Girdiyi tüm arz edenler tek alıcıyla karşı karşıyadır. Bu nedenle monopsoncu girdi alım fiyatını kendi belirler. Yani girdi fiyatları piyasada oluşmaz ve kendisi için veri değildir. Bu durumda monopsoncu kendisine daha çok girdi arz edilmesini istiyorsa fiyatı yükseltmek zorundadır. MFC eğrisi sabit değil artan eğimlidir.
Monopsoncu faktör istihdam kararını yine MFC=MRP olduğu düzeyde belirler.
Faktör Arzı
Faktör arzını her üretim faktörü için ayrı ayrı incelemek gerekecektir. Çünkü her faktörün arzı farklı değişkenlere bağlıdır. Emek arzını etkileyen faktörlerle, sermaye veya toprak arzını etkileyen faktörler farklıdır.
1- Emek Arzı: Emek arzı temelde reel ücretin ve bir derece diğer etkenlerin fonksiyonudur. Diğer etkenler olarak işin niteliği, yoruculuğu vs. de etkilidir. Burada emek arzını (Ls) reel ücretin fonksiyonu olduğunu kabul edelim. Reel ücret arttıkça emek arzı artacaktır.
Bir bireyin çalışma ve boş durmaya ilişkin zevk ve tercihleri olacaktır. Tüm zamanını boş durmaya yada tüm zamanını çalışmaya ayıramaz. 24 saatlik bir günde ne kadar süre çalışıp, ne kadar süre boş durulacağı kararında ücretler etkili olacaktır.
Her bireyin çalışma ve boş durmaya ilişkin zevk ve tercihleri farklı olacağı için, her bireyin çalışma ve boş zaman arasındaki tercihlerini yansıtan farksızlık eğrileri olacaktır. Yine bütçe doğrusuna benzeyen bireyin zaman kısıtı doğrusu da vardır. Bunları bir grafik-le inceleyelim.
Birey az boş durup çok çalışırsa çok reel ücret elde ederken ve daha çok mal tüketip faydasını artırırken, az boş durmakla boş zamanın faydasını kaybeder.
Çok boş durarak boş zamanın faydasını artırmak isterse, bu kez az çalışacağı için, az reel ücret ve az mal tüketip fayda kaybı yaşar.
Bir farksızlık eğrisi üzerindeki toplam faydası değişmez.
Birey için saat ücretinin (w) 1 milyon olduğunu varsayalım. 24 saat boş durursa hiç gelir elde edemez iken, 24 saat çalışırsa 24 milyon gelir elde eder.
Bu duruma ilişkin bireyin zevk ve tercihlerini yansıtan farksızlık eğrilerini devreye sokarak ne kadar saat çalışmak isteyip, ne kadar saat boş durmak isteyeceğini bu ücret düzeyi için bulabiliriz.
Bu ücret düzeyi için (saat ücreti w=1 milyon) bireyin 14 saat boş durduğunu ve 10 saat çalışarak 10 milyon gelir ettiğini D1 noktasında dengeye geldiğini varsayalım.
Şimdi aynı zevk ve tercihlere sahip bu birey için saat ücretinin emek arzı üzerinde etkisini görelim. Saat ücreti w=1,5 milyon olsun. Bu durumda 24 saat çalışmakla 36 milyon elde edebileceğinden zaman kısıtı doğrusu dikey eksende yukarı doğru kayar. Bu durumda birey D2 noktasında dengeye gelerek boş zamanı 12 saate azaltıp, çalışma zamanını 10 saatten 12 saate çıkartarak 18 milyon gelir elde eder.
Yani ücret düzeyinin artması bireyin emek arzını artırmıştır.
Bu duruma “ikame etkisi” adı verilir. Birey ücret haddinin artması ile boş zamanını çalışma zamanına ikame ederek kendisine daha yüksek fayda sağlayan i2 farksızlık eğrisinde D2 noktasında dengeye gelmiştir.
Şimdi ücretlerin daha da artmasının bu bireyin emek arzı üzerindeki etkisine bakalım.
Saat ücretinin w=2,5 milyona çıktığını düşünelim. Birey 24 saatlik çalışmayla 60 milyon kazanabileceğinden zaman kısıtı doğrusu dikey eksende daha yukarı kayar.
Aynı tercihlere sahip birey bu kez D3 noktasında dengeye gelir. Boş zamanını artırarak (14 saate) çalışma süresini 10 saate indirir.
Ücretlerin artmasıyla birey öncekine göre daha az süre çalışarak daha yüksek bir gelir elde edebileceğinden emek arzını azaltır. Bu duruma “gelir etkisi” adı verilir.
Şimdi bireyin iş gücü arz eğrisini çizersek;
İşgücü arz eğrisi belli bir ücret düzeyine kadar pozitif eğimli olurken (ikame etkisi ile işgücü arzı artarken), belli ücret düzeyinden sonra gelir etkisi nedeniyle negatif eğimli hale gelir.
Sermaye Arzı
Sermaye arzını, tasarruf sahiplerinin girişimcilere parasal tasarruflarını sermaye teşkili için arz etmeleri olarak düşünelim. Bireylerin daha az tüketmeleri tüketimin marjinal yararını artıracağından, daha çok tasarruf ederek ödünç vermek ancak faizler yükselirse mümkün olacaktır. Çünkü bireyler gelecekteki tüketimin bu günkü değeri bugün tüketmekten yüksek olacaksa tasarruf yapmaya ve ödünç vermeye başlayacaktır. Parasal sermayeye ödenecek faiz arttıkça gelecekteki tüketimin bu günkü değeri yükseleceğinden tasarruf (sermaye) arzı artacaktır.
Toprak Arzı
Normalde faktör arzı faktör fiyatı arttıkça artar. Bu durumun tek istisnası topraktır. Toprak miktar bakımından sabit bir faktördür. Başka yere taşınması ve çoğaltılması mümkün değildir. Bu nedenle kullanım yerinde toprağa talep yoksa rant elde edemez. Talep artarsa sadece rant artar. Arzı sabittir.
Değişik Rant Tanımları
Diferansiyel Rant: Topraklar arası nitelik farkından veya pazara uzaklık farkından dolayı aynı büyüklükteki iki toprak arasında oluşan rant farkıdır. Şehir içerisinde arsanın konumuna göre de bu fark oluşabilir. Buna şehir rantı denir.
Rant Benzeri: Kısa dönemde arzı artırılamayan toprak dışı bazı faktörlerde yoğun talep karşısında yüksek gelir elde edebilirler. A. Marshall buna rant benzeri adını verir (Ünlü bir ses sanatçısı veya doktorun yüksek gelir elde etmesi gibi).
Ekonomik Rant ve Transfer Kazancı
Transfer Kazancı: Bir faktörün arzını teşvik için ödenmesi gereken asgari gelirdir. Bir faktöre en az fırsat maliyeti kadar ödeme yapılması halinde arzı mümkün olacaktır.
Ekonomik Rant: Bir faktör sahibinin fırsat maliyetinin üstünde elde ettiği gelirdir. Vasıflı faktöre ekonomik rant ödenmesi gerekir. Toprağın başka yere taşınması mümkün olmadığı için fırsat maliyeti sıfır kabul edilir. Bu nedenle toprağın elde ettiği gelirin tamamı ekonomik ranttır.
Vasıfsız bir faktöre ise fırsat maliyeti üstünde bir ödemede bulunulmaz. Bu nedenle vasıfsız bir işçinin elde ettiği gelirin tamamı transfer kazancıdır.
Vasıflı emekten daha çok yararlanılmak isteniyorsa daha çok bedel ödenerek arzını artırması sağlanabilir.
Faktöre yapılan toplam ödeme () dörtgeninin alanı kadardır. Taralı alan ekonomik rant, alt bölge transfer kazancıdır. Ekonomik rant üretici rantına benzer.
Vasıfsız iş gücüne fırsat maliyeti kadar bir bedel ödenir. Daha çok yararlanmak için daha yüksek bedel ödemeye gerek yoktur.
Bu nedenle vasıfsız işçiler sadece transfer kazancı elde ederler.
Toprak gibi arzı sabit ve taşınması mümkün olmayan, fırsat maliyeti olmayan faktörler sadece ekonomik rant elde ederler.
VIII- GENEL DENGE ve TOPLUMSAL REFAH
Genel denge, tüm girdi ve çıktı piyasalarında arz ve talep eşitliğinin eşanlı olarak sağlanması demektir.
Ekonominin genel dengesine ilişkin ilk görüşlerin 18. yüzyılda Fizyokratlar tarafından ortaya atıldığını görürüz. Fizyokrasi düşüncesinin önde gelen ismi Dr. Quesnay’ın genel ekonomik işleyişe ilişkin görüşleri genel denge analizinin temelini oluşturur.
Daha sonra Neoklasik iktisatçılardan L. Walras, W. Pareto, K. Arrow, G. Debreu ve Edgeworth mikroekonomik analizlerle genel dengeyi açıklamaya çalışmışlardır.
Daha önceki analizlerimizde tüketici dengesi,üretici dengesi gibi kısmi denge analizleri yapmıştık. Şimdi ise genel denge analizlerine geçelim. Genel dengeyi belli varsayımlar altında inceleyeceğiz.
Varsayımlarımız
1- Ekonomide X ve Y olmak üzere iki mal, A ve B olmak üzere iki tüketici, emek (V1) ve sermaye (V2) olmak üzere iki girdi vardır.
2- Gerek girdi ve gerekse mal piyasalarında tam rekabet koşulları geçerlidir. Yani emek ve sermayenin fiyatı tüm üreticiler için aynı ve X ve Y malının fiyatı tüm tüketiciler için aynıdır.
3- Üretimde tam istihdam koşulları vardır.
4- Üretim ve tüketim aynı yer ve zamanda yapılmaktadır. Yani belli bir dönemde üretilen malın tamamı o dönemde o ülke bireyleri tarafından tüketilmektedir. Artık mal yoktur. Ekonomi dışa kapalıdır.
5- Ekonomide dışsallıklar yoktur.
Genel Dengeye İlişkin Kavramlarımız
Pareto Optimalite Kriteri: Başkalarının refahını azaltmaksızın bazılarının refahını artıran her türlü değişiklik toplumun refahını artırır. Başkalarının refahını azaltmadan bir bireyin refahını artırmak mümkün değilse optimallik koşulları sağlanmıştır.
Refah Ekonomisi: Birbirine alternatif olabilecek birden fazla ekonomik durum arasından hangisinin toplumsal açıdan en uygun seçenek olduğu araştırılır. Bu seçeneği belirlemek için “Pareto Optimalite Kriteri” kullanılır.
MAL PİYASASINDA GENEL DENGE
(MALLARIN TÜKETİCİLER ARASINDA DAĞILIMINDA ETKİNLİK)
Burada iki birey arasındaki mübadeleyi (değişimi) Edgeworth Kutu Diyagramı ile inceleyeceğiz. Her iki tüketicinin de orijine göre dışbükey farksızlık eğrilerine sahip olduğunu varsayalım. Tam rekabet koşullarında malların fiyatları her iki tüketici için aynı olacağından bütçe doğrusunun eğimi her iki tüketici için aynı olacaktır. Tüketilmeyen artık mal olmadığını düşüneceğiz.
İki tüketici arasında mallar etkin olarak C, D, E, F ve G gibi noktalarda dağılmıştır. Dağılım bu noktalarda iken bir tüketiciyi daha yüksek refah düzeyine çıkartmak ancak diğer tüketicinin refahının azalması pahasına olacaktır. Bu noktalarda Pareto Optimalite Kriteri sağlanmıştır.
Ancak Z gibi bir noktada yine tüm mallar iki tüketici arasında tüketilmekte ve artık mal olmamakla beraber bu noktada dağılımda etkinlik yoktur. Bu noktada farksızlık eğrilerinin eğimi bütçe doğrusunun eğimine eşit değildir. Bu durumda tüketiciler ikame yapmaya başlayacak ve K noktasında denge sağladığında her iki tüketicide aynı parayla daha yüksek bir fayda elde edebileceklerdir.
Tüketiciler eğer bir kazanç sağlayacaklarını düşünüyorlarsa malları mübadele edeceklerdir. Eğer değişim tüketicilerin faydalarını artırmıyorsa değişim olmaz. Bu durumda mallar etkin dağılmıştır.
Eğer tüketici tercihleri normal davranış özelliklerine sahipse ve tüketimde dışsallık yok ise, rekabetçi bir piyasanın değişim dengesi Pareto Optimaldir. Bu sonuç refah ekonomisinin “birinci en iyi teoremi”dir.
Eğer toplumda rekabet koşullarında bir aksama mübadele yapmayı engelliyorsa bu durumda devlet tarafından piyasaya müdahale edilerek tüketiciler için farklı fiyatlar uygulanarak etkin dağılım sağlanabilir.
Yukarıdaki şekilde A tüketicisi için X ve Y mallarının fiyatı daha düşük belirlenerek tüketim noktası Z’den F’ye getirilebilir. Bu durumda B’nin faydası azaltılmadan A’nın faydası artırılmıştır. Yani toplumsal refah kamu müdahalesi ile artırılmıştır. Bu sonuç refah ekonomisinin “ikinci en iyi teoremi”dir.
Mal piyasasında tüketiciler arasında etkin dağılım sağlandığı noktalarda her iki tüketici için marjinal ikame oranı birbirine ve aynı zamanda malların fiyatlarının birbirine oranına eşit olacaktır.
Bu koşul mal piyasasında tüketiciler arası denge koşuludur. Bu denge koşulunun gerçekleştiği noktaların geometrik yeri olan eğriye tüketiciler arası “Anlaşma Eğrisi” adı verilir.
Pareto Optimal noktalarda tüketicilerden birinin refahı azaltılmadan diğerinin refahı artırılamaz.
GİRDİ PİYASALARINDA GENEL DENGE
(GİRDİLERİN ÜRETİCİLER ARASINDA ETKİN DAĞILIMI)
Girdi piyasalarında et-kinlik yine Edgeworth Kutu Diyagramı ile incelenir. Emek ve sermaye kullanarak üre-tim yapan iki üretici için orijine göre dışbükey eşürün eğrilerine göre çizilmiş birey-sel dengelerini birleştirerek kutuyu oluşturalım.
Üreticiler arasında C, D, E, F, G noktalarında tüm girdiler kullanılmakta ve üretim etkin biçimde gerçekleştirilmektedir. Z noktasında da tüm girdiler X ve Y üretimi için kullanılmış, boş girdi bulunmamaktadır. Fakat Z noktası etkin dağılım noktası değildir. Z noktasında eşürün eğrilerinin eğimi, eşmaliyet doğrusunun eğimine eşit değildir. Bu durumda üreticiler ikame yapmaya başlayacak ve bu ikame her iki üretim için belli bir eşmaliyet kısıtıyla en yüksek üretimin sağlandığı (D) noktasında sona erecektir. Bu nokta Pareto Optimaldir. Tam rekabet koşullarında bu durum kendiliğinden sağlanır. Ancak piyasa koşullarında bir aksama bu durumu gerçekleştirmiyorsa müdahale ile girdi piyasalarında etkinlik sağlanabilir. V1 ve V2 girdileri X üretimi için daha düşük fiyatla belirlenerek X üretimi için eşmaliyet doğrusu sağa kaydırılıp E noktasına getirilirse, Y üretimi azalmadan X üretimi artırılmış olur.
Üretimde Genel Denge Koşulu:
ÜRETİM İMKANLARI EĞRİSİ
Üretimde etkinliği incelerken iki mal üretildiği durumda girdilerin etkin olarak kullanıldığı noktaların geometrik yerine “Sözleşme eğrisi” veya “etkin üretim eğrisi” denildiğini gördük. Etkin üretim eğrisi üzerinde girdilerin bir malın üretiminde kullanılan miktarları artırılırsa diğer malın üretimi azalır. Girdilerin tamamı bir malın üretimine tahsis edildiğinde ise diğer malın üretimi sıfır olur. İşte etkin üretim eğrisi üzerindeki bazı üretim düzeylerinin X ve Y ekseninden oluşan bir şekil üzerinde gösterilmesiyle “üretim imkanları eğrisi” elde edilir.
Üretim imkanları eğrisi üzerinde bir malın üretimi azaltılmadan diğeri artırılamaz.
Üretim imkanları eğrisi üç farklı biçimde olabilir.
1- İçbükey Üretim İmkanları Eğrisi
Eğri üzerinde C, D, E, F, G noktalarında girdilerin etkin kullanımı söz konusudur. Z gibi noktalarda ise etkin üretim yoktur ve eksik istihdam söz konusudur. K gibi bir noktadaki üretim ise mevcut kaynaklar ve teknoloji ile gerçekleştirilemez. İç bükey üretim imkanları eğrisinde X üretiminin fırsat maliyeti gittikçe artar.
Üretim imkanları eğrisinin içbükey olmasının nedenleri:
a- Her iki mala ilişkin üretim fonksiyonu azalan getiriye sahip olabilir.
b- Üretim fonksiyonlarından biri azalan, diğeri sabit getiriye sahip olabilir.
2- Dışbükey Üretim İmkanları Eğrisi
Üretim imkanları eğrisinin dışbükey olmasının nedeni; Üretim fonksiyonlarından birisi ölçeğe göre artan getiriye sahip iken, diğerinin azalan veya geti-riye sahip olmasıdır.
Bu durumda X üretiminin fırsat maliyeti gittikçe azalır.
3- Doğrusal Üretim İmkanları Eğrisi
Üretim imkanları eğrisinin doğrusal olması-nın nedeni; her iki üretim fonksiyonu da ölçeğe göre sabit getirili ve etkin üretim eğrisinin doğru-sal olmasıdır.
Bu durumda fırsat maliyeti sabit olur.
Üretim imkanları eğrisine herhangi bir nok-tada çizilen teğetin eğimi Y malının X malına marjinal dönüşüm oranı MRT=’i verir. Bu oran dönüşüm eğrisinin (üretim imkanları eğrisi-nin) o noktadaki eğimini gösterir. Eğri doğrusal ise sabit olur. Bu durum sabit fırsat maliyeti durumunun geçerli olduğunu gösterir.
Eğri içbükeyse, artan marjinal dönüşüm oranı ve artan fırsat maliyet söz konusu i-ken, eğri dışbükeyse; azalan marjinal dönüşüm oranı ve azalan fırsat maliyeti geçerlidir.
Bir ekonomide üretimde etkinliğin sağlanmış olması tüketimde de etkinliğin sağlan-dığı anlamına gelmez. Yine bir ekonomide üretimde etkinliğin sağlandığı nokta toplumsal tercihlerin doğrultusunda en yüksek toplumsal faydanın sağlandığı anlamına da gelmez.
Şekilde A ve B noktaları üretimde etkin nokta-lardır. Ancak toplumsal farksızlık eğrileri toplumun tercihlerini gösterdiğinde bu noktaların en yüksek refah sağlayan noktalar olmadığı görülür. Toplumsal tercihler doğrultusunda D noktasındaki etkin üretim daha yüksek bir toplumsal fayda sağlamaktadır.
O zaman üretim bu noktada yapılmalıdır. Y ve X mallarından ne kadar üretilmesi gerektiğini sadece üretim olanakları belirleyemez. D noktasının belirle-diği X, Y bileşimi toplum için en uygun üretimdir.
Bu noktadan teğet geçen doğrunun eğimi; “marjinal dönüşüm oranı” MRT= Y ve X mallarının fiyatları oranını verecektir. Toplumun tercihleri değişip X malına kayarsa üretim B noktasına doğru kayacak Y üretimi azaltılıp X üretimi artacak artan fırsat mali-yetinden dolayı X malı fiyatı artarken Y malı ucuzlayacaktır. Malların fiyatlarının oranını gösteren doğru bu kez B noktasından teğet geçen doğrudur.
Tam rekabet koşullarında X ve Y malı fiyatları bu malları tüketen tüm tüketiciler için aynı olacağından genel dengede;
Yani marjinal dönüşüm oranı MRT, bütçe doğrusunun eğimine eşit olacaktır.
Genel dengede bir bireyin refahı artırılırken diğer bireyin refahı azalacak, ancak top-lumsal refah değişmeyecektir.
[wp_ad_camp_5]