in

Mikro İktisat Ders Notları

 

Malların talebinin fiyat esnekliği ile malı satan işletmenin toplam geliri arasında doğrudan bir ilişki vardır. Esnekliği birden büyük olan mallarda fiyattaki bir düşme talebi daha yüksek oranda artıracağından işletmenin toplam geliri artar. Yine esnekliği düşük bir malda ise fiyat yükseltildiğinde talep miktarı az azalacağından toplam gelir artacaktır. Esneklik e=1 olduğunda ise fiyat değişimi TR’yi değiştirmez. Toplam Gelir TR=P.Q ‘dur.

2- Talebin Çapraz Fiyat Esnekliği

Çapraz fiyat esnekliğinde, ilgili malımızın talep miktarı başka bir malın fiyatındaki değişmelerden ne yönde etkilenir? Bunu inceleriz. Bu bakımdan malları tanımlarsak;

a- Tamamlayıcı mallar (Otomobil – Benzin gibi)

İlgili malımız otomobil olduğunda benzin fiyatlarındaki değişmeler malımızın talep miktarını ters yönde etkiler.

(-)

ex.y=X malı talebindeki % değişme    olduğundan e değeri (-) çıkar.
Y malı fiyatındaki % değişme

(+)

b- İkame mallar (Et-Tavuk gibi)

İlgili malımız et olduğunda tavuk fiyatındaki değişmeler etin talebini doğru yönde etkiler.

(+)

ex.y=X malı talebindeki % değişme     olduğundan e değeri (+) çıkar.
Y malı fiyatındaki % değişme

(+)

c- Bağımsız mallar (Buzdolabı – Pantolon gibi)

Mallar arasında herhangi bir ikame veya tamamlayıcılık ilişkisi söz konusu olmadığından çapraz fiyat esnekliği e=0 olur.

3- Talebin Gelir Esnekliği

Talebin gelir esnekliğinde ilgili malın talep miktarının tüketici gelirinin fonksiyonu olduğu varsayılır. QD=f(G) gibi. Buna “Engel Fonksiyonu” adı verilir. Bu fonksiyonun geometrik bir çizimle gösterilmesine “Engel Eğrisi” adı verilir.

Engel eğrilerini ortaya koyan iktisatçı Engel tüketim mallarını üç ana gruba ayırmıştır.

a- Zorunlu tüketim malları (gıda gibi): Gelir arttıkça toplam harcama içindeki oranı azalan mallardır.

b- Giyim, barınma harcamaları gibi gelirle yaklaşık aynı oranda artan mallar.

c- Gelirdeki oransal artıştan daha fazla oranda artan lüks mallar.

 

 

Gelir Esnekliği eg=Malın talebindeki % değişme
Tüketici gelirindeki % değişme

 

Tüketici gelirindeki artma karşısında talebi artan mallara topluca “normal mallar” adı verilir. Normal malların gelir esnekliği pozitif değerli olur.

Talebin gelir esnekliği bazı özel mallarda negatif değer taşıyabilir. Bu mallara “düşük mal” adı verilir. Bu mallarda tüketicinin geliri arttığında talebinde azalma görülür. Engel eğrisi negatif eğimli olur.

 

 

Not: Engel eğrileri “Gelir Tüketim Eğrisinden” elde edilir.

 

 

 

 

 

Fiyat Tüketim Eğrisinden Talep Eğrisinin Elde Edilişi

Tüketici dengesinde bir malın fiyatı, diğer koşullar sabit iken (ceteris-paribus) değiştiğinde oluşan yeni tüketici denge noktalarından geçtiği düşünülen eğriye Fiyat Tüketim Eğrisi adını vermiştik. Sadece bir malın fiyatının değişmesinin tüketici dengesinde oluşturacağı değişiklik ve fiyatı değişen malın talebinde oluşabilecek değişiklik, fiyatı değişen malın nasıl bir mal olduğuna göre farklılıklar gösterecektir. Örneğin; tüketici dengesinde bir malın fiyatı düştüğünde fiyatı düşen malın diğer mal ile ikamesi yoğun olabiliyorsa fiyatı düşen malın talebi daha fazla artacaktır (ikame etkisi nedeniyle). Yok eğer fiyatı düşen malın ikamesi yoksa veya daha fazla tüketmek toplam faydayı artırmayacaksa (tuz gibi) bu durumda fiyatı düşen malın talebinin artması beklenmez. Bu durumu iki ayrı şekille inceleyelim.

 

Malların Talep Esnekliği ile Satıcı Toplam Geliri Arasındaki İlişki

Bir malın satışı sonucu elde edilen toplam gelir. TR=P.Q biçiminde ifade edilir. Bu durumda malın fiyatındaki değişmelerin talep miktarında oluşturabileceği değişiklik (talebin fiyat esnekliği) toplam geliri etkileyecektir.

Örneğin: e>1 olduğunda fiyattaki değişmeler miktarı daha fazla oranda etkilerken, e<1 olduğunda daha az etkileyecektir. e=1 olduğunda ise fiyat değişimi toplam geliri etkilemeyecektir.


III- ÜRETİM, ÜRETİM TEORİLERİ,

ÜRETİCİ DENGESİNİN OLUŞUMU ve ARZ ANALİZİ

 

 

Üretim dar anlamı ile çeşitli girdileri bir araya getirerek mal ve hizmetlerin meydana getirilmesi faaliyetidir. Geniş anlamı ile üretim ise her türlü fayda yaratma faaliyetidir. Bu anlamda dört ayrı fayda yaratma faaliyeti söz konusudur.

1- Şekil Faydası: Malların fiziksel yapılarını veya kimyasal bileşimlerini değiştirerek yeni ürünler meydana getirme faaliyeti ile yaratılan faydadır. Kısaca imalat ile yaratılan faydadır.

2- Yer Faydası: Malları bol miktarda bulunduğu yerlerden az bulunduğu veya hiç bulunmadığı yerlere ulaştırarak tüketime sunma sonucu yaratılan faydadır. Kısaca taşıma faaliyeti ile yaratılan faydadır.

3- Zaman Faydası: Malları bol bulunduğu dönemlerde saklayarak az bulunduğu veya hiç bulunmadığı dönemlerde tüketicilere sunarak yaratılan faydadır. Kısaca saklama veya stoklama faaliyeti ile yaratılan faydadır.

4- Mülkiyet Faydası: Malları tüketicilere satarak onların fayda görmesini sağlama faaliyetidir. Kısaca satış faaliyetleri ile yaratılan faydadır.

Üretim incelememizde yine daha önce bahsettiğimiz mikroiktisadi analiz tekniklerini aynen uygulayacağız. Yani önce bir üretim fonksiyonu oluşturup ilgili değişkenleri tanımlayıp, daha sonra üretime etki eden faktörlerden diğerlerini sabit varsayıp tek bir faktörün değişiminin üretim üzerindeki etkilerini inceleyeceğiz. Bağımlı değişkenimiz üretim miktarı, bağımsız değişkenlerimiz ise üretimde kullanılan girdiler olacaktır.

Bu incelemede varsayımlarımız;

a- Sadece bir tane değişken girdi vardır.

b- Diğer tüm girdilerin kullanım miktarı sabittir.

c- Üretim miktarı değişken girdinin fonksiyonudur.

d- Değişken girdi ile diğer girdiler her oranda birleştirilip üretime sokulabilir.

Bu varsayımlar altındaki incelmemize “Kısa dönemli üretim analizi yada Marshall analizi” adı verilir. Bu arada üretime ilişkin dönemleri tanımlamada yarar vardır.

a- Çok Kısa (Pazar-Piyasa) Dönemi: Üretimde hiçbir girdinin değiştirilmesinin ve üretimin artırılmasının mümkün olmadığı ancak elde hazır bulunan malların satışına imkan veren bir dönemdir. Bu süre her mal için değişebilen bir süredir.

Örneğin: Tarımsal ürünlerde iki hasat dönemi arasında bir dönemde üretim hiçbir şekilde artırılamaz. Hasat sonucu elde edilen ürün ertesi hasat dönemine kadar sabittir. Ancak ürünün satışı yapılabilir. Bir çok tarım ürününde bu süre bir yılı bulmaktadır Fakat bir konfeksiyon işletmesinde üretim birkaç gün içerisinde yeni girdiler kullanılarak artırılabilir. Burada çok kısa dönem bir gün kadar kısa olabilmektedir.

b- Kısa Dönem: Yine her üretim biçimi için değişebilen bu dönemde, üretimde bazı girdilerin (değişken girdi adını verdiğimiz emek, hammadde gibi) miktarının artırılarak üretimin bir miktar artırılabildiği ancak bina, büyük teçhizat gibi sabit girdilerin değiştirilemediği ve mevcut kapasite içerisinde üretimin kapasite sınıra kadar artırılabildiği bir dönemdir.

c- Uzun Dönem: Mevcut üretim tesisinin ve teknolojisinin değiştirilebildiği, kapasitenin artırılabildiği; hiçbir sabit girdinin olmadığı bir dönemdir.

Üretim incelememizde önce kısa dönemli bir üretim analizi yapacağız. Üretim miktarına; Q ve girdilere de; V dersek;

Üretim Fonksiyonu Q=f(V1,V2………Vn) şeklindedir. Burada V1 tek değişken girdimiz (örneği; emek) olsun. Tek değişken girdinin kullanım miktarının artışı karşısında üretimin artış seyrini analiz edelim.

Tanım:

– Toplam Fiziki Ürün (TPP): Belli miktarda değişken girdi ile sağlanan toplam üretimi göstersin (üretim fonksiyonumuzun bağımlı değişkeni Q)

– Ortalama Fiziki Ürün (APP): Değişken girdi başına sağlanan üründür. Toplam üretimin değişken girdi miktarına bölünmesi ile bulunur.

biçiminde hesaplanır.

– Marjinal Fiziki Ürün (MPP): Değişken girdi miktarının bir birim artırılmasının toplam fiziki üründe yarattığı artıştır.

MPP= biçiminde hesaplanır.

Şimdi Kısa Dönemli Üretim İncelememize Geçebiliriz.

Elimizde işgücü dışındaki tüm girdilerin sabit olduğu ve kapasitesinin değiştirilemediği bir üretim işletmesi olsun. Burada sıfır değerinden başlayarak sadece işgücünü artırıp üretimi kapasite sınırına kadar ulaştırmaya çalışalım. İşçi sayısını artırdıkça elde ettiğimiz üretim verileri aşağıdaki gibi olsun.

 

V1TPPMPP
Görüldüğü gibi kısa dönemde işletmenin maksimum üretim kapasitesi 150 birimdir. Bu üretime ulaşmak için değişken girdimizi artırmaya başladığımızda üretimde işbölümü ve uzmanlaşma sonucu marjinal ürün önce artmaktadır.

 

APP00001202020250302539040304120303051402028615010257150021,38140-1017,5

Bu durum ortalama ürünü de artırmaktadır. Fakat diğer girdilerin (bina, makine gibi) sabit olması sonucu artan değişken girdi belli bir yerden sonra (3. işçiden sonra) üretime daha az katkı yapabilmekte ve marjinal verim azalmaktadır. Burada “azalan verimler yasası” işletemeye başlamaktadır. Verim gittikçe azalmakla beraber 6. işçiye kadar devam etmekte ve toplam ürünü azalarak ta olsa artırmaktadır. 7. işçinin ise üretime hiçbir katkısı yoktur. 8. işçi de aşırı değişken girdi üretime zarar vermektedir. Marjinal ürün negatif olmuştur.

Toplam ürün fonksiyonu aşağıdaki gibi, önce artarak artan, sonra azalarak artan ve maksimum değerinden sonra azalan bir eğri olacaktır.

Ortalama ürün APP= olduğundan toplam ürün eğrisi üzerinde herhangi bir noktada ortalama ürün değeri, toplam ürün değerinin o noktadaki değişken girdi miktarına bölünmesi ile bulunur.

 

Bu durumda toplam ürün eğrisi üzerindeki bir noktayı orijine birleştiren doğrunun eğimi (tana açısı) ortalama ürün değerini verir. Ortalama ürün D noktasına kadar artıp daha sonra azalacaktır.

 

Yine toplam ürün eğrisine herhangi bir noktada çizilen teğetin eğimi toplam ürün eğrisinin o noktadaki eğimini yani ’i vereceğinden teğetin eğimi marjinal ürün değerini gösterir. Teğetin eğimi arttıkça marjinal ürün MPP=artıyor demektir. MPP (C) noktasında maksimum olacaktır. (F) noktasında ise MPP sıfır değerini alır. Yani MPP sıfır ise TPP maksimumdur.

 

Yine D noktasında MPP=APP olmuştur. Kısa dönemde ortalama ürünün maksimum olduğu nokta tam kapasite kullanım noktasıdır. Bu noktadan sonraki noktalar aşırı kapasitedir ve ortalama ürünü azaltır. Bu noktadan önceki noktalar ise atıl kapasitedir.

 

Toplam fizik ürün fonksiyonu verildiği taktirde tam kapasiteyi sağlayan değişken girdi miktarı matematiksel olarak hesaplanabilir.

 

Örnek:

Q=-V3+12V2+63V biçimindeki TPPV fonksiyonunda kaç işçi kullanıldığında APPv=MPPv olur? (Tam kapasite girdi kullanım düzeyi)

Çözüm:

tür.

tür.

Ortalama ve marjinal fiziki ürün fonksiyonlarını birbirine eşitlersek;

-V2+12V+63=-3V2+24V+63=2V2-12V=0

2V-12=0

V=6 değeri bulunur.

V=6 olduğunda MPP ile APP eşittir. Değişken girdi miktarı 6 iken ortalama ürünün maksimum olduğunu buluruz.

Diğer bir yol ise ortalama fiziki ürün fonksiyonunu maksimum yapan V değerini bulmaktır.

APP ve MPP fonksiyonları APP’nin maksimum olduğu düzeyde birbirine eşit olmaktadır. APP’yi maksimum yapan V değeri aynı zamanda APP=MPP düzeyindeki V değeri olacaktır.

Ortalama ürün fonksiyonunun türevini alıp, sıfıra eşitlediğimizde maksimum düzeyindeki V değerini bulmuş oluruz.

V=6

 

Üretim incelememizde bu kez tek değişken girdi değil de aynı anda bütün girdilerin değişken olduğunu varsayalım.

Bu kez yeni incelememiz için varsayımlarımız;

a- Üretimde sadece iki girdi kullanıldığını (V1 ve V2 gibi) varsayalım.

b- V1 emek, V2 sermaye girdisi olsun.

c- Girdilerin sürekli olarak birbirleriyle ikamesi mümkün olsun.

Üretimde sadece iki girdinin kullanıldığı ve bu iki girdinin de değişken olduğu bir durumda, aynı toplam ürün miktarını sağlamaya imkan veren girdi bileşimlerinin, iki girdi için çizilmiş bir girdi düzlemindeki geometrik yerlerini birleştiren eğrilere “eşürün eğrisi” adı verilir.

Eşürün Eğrilerinin Özellikleri

1- Eşürün eğrileri üzerindeki her nokta eşit üretim düzeyini gösterir.

2- Eğriler orijinden uzaklaştıkça daha yüksek üretim düzeyini gösterirler.

3- Eşürün eğrileri birbirlerini kesemezler.

4- Tek girdi ile üretimin gerçekleştirilemeyeceği varsayımı altında eşürün eğrileri eksenleri de kesemezler.

5- Eşürün eğrileri girdiler arası ikame yapıldığı varsayımı altında sürekli negatif eğimli olurlar.

6- Eşürün eğrileri genellikle orijine göre dışbükey bir yapıda olurlar. Bunun nedeni azalan marjinal teknik ikame oranı varsayımıdır. Birazdan bunu inceleyeceğiz.

Girdiler arası ikamede dört ayrı durum söz konusu olabilmektedir. Bunlar:

a- Girdiler arası ikamenin azalan oranda olması

 (Azalan marjinal teknik ikame oranı durumu)

 

Şekildeki gibi bir eşürün eğrisi üzerinde aynı üretim düzeyini korumak koşulu ile V2 girdisi eşit miktarlarda azaltıldığında üretimin aynı kalabilmesi için V1 girdisi artan oranda artırılacaktır. Burada kullanımı artırılan V1 girdisinin marjinal verimi gittikçe azalırken (azalan verimler yasası gereği), kullanımı azaltılan V2 girdisinin marjinal verimi gittikçe artacaktır.

Dolayısıyla aynı üretimi koruyabilmek için her defasında azaltılan bir birim V2’ye karşılık daha fazla V1 kullanılması gerekecektir.

 

Marjinal Teknik İkame Oranı: Aynı üretim düzeyini sağlamak, yani aynı eşürün eğrisi üzerinde kalmak koşuluyla iki girdi arasındaki değişim oranına verilen addır.

 

=Kullanımından vazgeçilen girdi miktarı‘dir
İkame edilen girdi miktarı

Bu oran yani=  eşürün eğrisi üzerindeki herhangi bir noktanın eğimini verecektir.

Eşürün eğrisi üzerinde sol yukarıdan sağ aşağıya doğru hareket edildikçe eğim azalacağından  sürekli azalacaktır.

b- Girdiler arası ikamenin mümkün olmaması durumu

Girdilerden biri un ve diğeri de su olduğu varsayımı ile ekmek üretildiğini düşünelim. Bu durumda ancak girdilerin belli oranda birleştirilmesi üretim sağlamaya imkan vereceğinden bu oran bozulamaz. Yani girdiler birbirlerine ikame edilemez.

 

 

c- Girdiler arası ikamenin sabit oranda olması ve tam ikame durumu

Girdiler bazı üretimler için sabit oranda ve birbirleriyle tam ikame edilebilirler. Örneğin; Bir termik santralde ısıtmada kullanılabilir bir birim fuel-oil’in yerini iki birim kömür alabiliyorsa bu durumda azaltılan her birim fuel-oil için iki birim kömür kullanılarak üretim sürdürülebilir. Yada tercih olarak tek başına bir girdi de kullanılarak aynı üretim yapılabilir.

 

 

d- Girdiler arasında artan oranda ikame olması durumu

Girdiler arası ikamenin artan oranda olabilmesi için, bir girdinin daha fazla kullanıldıkça veriminin her defasında artıyor olması gerekir.

gittikçe artar.

 

Eş ürün eğrileri üzerinde her nokta farklı bir teknolojiyi gösterir. İktisadi anlamda teknoloji, belli bir üretimi mümkün kılan girdi bileşimi olarak tanımlanır. Eş ürün eğrisi üzerinde her nokta farklı bir girdi bileşimini temsil ettiği için aynı üretim farklı teknolojilerle gerçekleştirilebilir. Tabi burada en uygun teknolojinin hangisi olduğu sorunu ortaya çıkacaktır. En uygun girdi bileşimi yani teknoloji seçimi iki girdinin fiyatları oranına bağlı olacaktır.

Eş ürün eğrisi üzerinde bir noktada iken girdilerin birbirine göre kullanım oranlarını bozmadan her iki girdiyi de artırdığımızda üretimin artacağı kesindir. Ancak artış hızının girdilerin artış hızından daha fazla veya daha az mı olacağını bilemeyiz. Bu durum bizi “ölçeğe göre getiri” kavramını açıklamaya götürür.

Ölçeğe Göre Getiri: Bir malın üretiminde geçerli olan teknoloji (yani girdilerin birbirine oranı) sabit kalmak koşulu ile girdi miktarları artırıldığında üretimin hangi hızla artacağını belirleyen bir kavramdır.

 

GirdilerSabit GetiriArtan GetiriAzalan Getiri
V1V2ÜretimArtışÜretimArtışÜretimArtış
1020200200200
204030010032012028080
306040010048016034060
408050010068020037535
5010060010095027040025

 

Girdi miktarları artırıldığında üretimin artış hızı üç ayrı durumda gerçekleşebilir;

1- Ölçeğe göre sabit getiri

2- Ölçeğe göre artan getiri

3- Ölçeğe göre azalan getiri

Girdileri birbirine oranı sabit kalmak koşuluyla belli miktarlarda artırdığımızda, üretim eşit aralıklarla artıyorsa sabit getiri, artarak artıyorsa artan getiri, azalarak artıyorsa azalan getiri durumu söz konusudur.

Ölçeğe göre getirinin ölçülmesinde Coob-Douglas fonksiyonundan yararlanılır. tipindeki fonksiyonda L ve K’nin üst katsayıları toplamı 1 ise ölçeğe göre sabit getiri, 1’den büyükse artan getiri, 1’den küçük ise azalan getiri durumu olur.

Örnek:

Q= 4  ise sabit getiri

Q= 4  ise artan getiri

Q= 4  ise azalan getiri vardır.

 

Tekrar eş ürün eğrileri ve uygun teknoloji seçimine dönelim.

Eş ürün eğrisi üzerindeki herhangi bir noktanın eğiminin o noktadaki marjinal teknik ikame oranına  eşit olacağını söylemiştik. Bu aynı zamanda o noktadan geçen teğetin eğimi demektir.

 

 

Bu durumda değeri o noktadaki iki girdinin marjinal fiziki ürünlerinin birbirine oranına eşit olacaktır. İki girdinin o noktadaki marjinal fiziki ürünleri birbirine eşit ise bir girdideki azalma ile diğer girdideki artış miktarları aynı olacak ve eğim bir olacaktır.

O halde marjinal teknik ikame oranını yani eş ürün eğrisinin eğimini şu şekilde de yazabiliriz.

 

yani marjinal teknik ikame oranı girdilerin marjinal ürünlerinin birbirine oranına eşit olacaktır. Hangi girdi bileşiminin en uygun olacağı girdi fiyatlarına bağlıdır demiştik. O halde girdi fiyatları ile firmanın maliyet olanaklarını analiz edelim.

Firmanın Maliyet Kısıtı

Eşmaliyet Doğrusu: Belli bir maliyetle (firma bütçesi ile) iki girdiden alınabilecek maksimum bileşim noktalarının geometrik yerine verilen addır.

Örneğin; Firmanın maliyet olanağı C= 1000 birim TL.

V1 girdisinin fiyatı…………………….r1= 50 birim TL

V2 girdisinin fiyatı…………………….r2= 40 birim TL olsun.

Bu durumda tüm maliyetle V1 girdisi alınmak istenirse.

adet alınabilecek, yine tüm maliyetle V2 girdisi alınmak istenirse de;

adet alınabilecektir.

Ortaya çıkan doğruya “eş maliyet doğrusu” adını veririz. İki girdinin de kullanımı durumunda eş maliyet kısıtı; C=r1.V1+r2.V2 olacaktır.

 

Buradan eş maliyet doğrusu fonksiyonunu elde edebiliriz. V2 girdisini bağımlı değişken haline getirelim.

 

r2.V2=C-r1.V1=V2=-V1 şeklini alır. Elde ettiğimiz fonksiyon Y=a-bx tipinde bir fonksiyondur.  bağımsız değişken V1’in değeri sıfır iken fonksiyonun alabileceği en yüksek değeri,  fonksiyonun eğimini gösterir. O halde eş maliyet doğrusunun eğimini belirleyen şey girdilerin fiyatlarının birbirine oranıdır. Bu oran değişirse eğim değişir.

r1=50’den 40’a düşerse eğim =1,25 ‘ten,  ‘e değişecektir.

 

Ancak girdi fiyatları oranı değişmeden firmanın maliyet olanakları değişirse bu kez eş maliyet doğrusunun orijine göre konumu değişecektir.

 

 

 

 

Şimdi de üretici dengesinin oluşumunu (yani belli bir parasal olanakla maksimum üretimin nasıl gerçekleştirildiğini) ve aynı zamanda en uygun teknoloji seçiminin nasıl oluştuğunu eş ürün eğrisi ve eş maliyet doğrusu ile birlikte inceleyelim.

 

Üretici Dengesi İçin Varsayımlarımız.

a- Firmanın maliyet olanakları sabittir.

b- Girdilerin fiyatları sabittir.

c- Teknoloji sabittir.

Şekildeki gibi bir eşmaliyet doğrusuna sahip firmamızın parasal olanakları 300 birimlik üretimi gösteren eşürün eğrisi üzerinde girdi kullanmaya yetmeyecektir.

Firma bu maliyetle dilerse A noktasının ifade ettiği girdi bileşimini veya B noktasının ifade ettiği girdi bileşimini seçerek 100 birimlik üretimi yapabi-lir.

 

Fakat üretim maksimizasyonu güdüsü ile davranacak olan firma bu maliyet olanağı ile D noktasının ifade ettiği girdi bileşimini seçerek 200 birimlik üretimi temsil eden eşürün eğrisi üzerinde üretimini maksimize edecektir. İşte bu bileşim en uygun teknoloji olacaktır.

Görüldüğü gibi D noktasında eşmaliyet doğrusu eşürün eğrisine teğet olmaktadır. D noktası hem eşürün eğrisi üzerinde hem de eşmaliyet doğrusu üzerinde bir noktadır. “Bir eğrinin herhangi bir noktasının eğimi, o noktadan teğet geçen doğrunun eğimine eşit olacağından” D noktasında eşmaliyet doğrusunun eğimi, eşürün eğrisinin eğimine, yani marjinal teknik ikame oranına eşit olacaktır.

dengenin cebirsel ifadesi olacaktır.

Yani, üretici dengesinde girdilerin marjinal fiziki ürünlerinin birbirine oranı (eşürün eğrisinin eğimi), fiyatlarının da birbirine oranına (eş maliyet doğrusunun eğimine) eşit olacaktır.

Örneğin: Üretici dengede iken V1 girdisinin fiyatı 50 ve V2 girdisinin fiyatı 40 ve V1 girdisinin marjinal fiziki ürünü 100 ise, V2 girdisinin marjinal fiziki ürünü 80 olacaktır. Bu durumda dengede girdilere harcanan son lira ile eşit marjinal fiziki ürünler elde edilmiş olacaktır.

 

Bu durumda denge noktasında ikame olmayacağı açıktır. Bu nokta en uygun teknoloji seçimi noktasıdır.

Oysa yukarıdaki şekle bakarsak, B noktasında eşmaliyet doğrusunun eğiminin, eşürün eğrisinin eğiminden büyük olduğunu yani  iken ve V1 girdisinin marjinal fiziki ürünü 100 iken V2 girdisinin marjinal fiziki ürünü 80’den fazladır. V2’nin marjinal fiziki ürünün 100 olduğunu varsayalım.

olduğu durumda, 2= B noktasında harcanan son liralar ile V2 girdisinden 2,5 birim, V1 girdisinden 2 birim marjinal fiziki ürün elde edilmektedir. Üreticimiz bu durumda ikame yapmaya başlayacak, V2’nin kullanımını artırıp, V1’in kullanımını azaltacak, eşmaliyet doğrusu üzerinde D noktasında bu ikame son bulacaktır. Bu bileşim belli bir parayla gerçekleştirilen en yüksek üretim ve en uygun teknolojik bileşim olacaktır.

Üretici Dengesinin Değişmesi

Üretici dengesinin değişmesi için üç koşul gerekir.

 

 

Genişleme Yolu: Eş ürün eğrileri ve girdi fiyatları sabitken değişik maliyet olanaklarına göre ortaya çıkan üretici dengelerinin geometrik yeridir.

Üretici dengesini ve üretici davranışını analiz ettikten sonra şimdi de üretici davranışının bir diğer boyutu olan arz konusunu incelemeye geçelim.

 

ARZ ANALİZİ

Arz: Üreticilerin belli bir piyasada belli bir dönemde mal ve hizmetleri satma istek ve arzularına verilen addır.

Arz Fonksiyonu: Bir mal veya hizmetin arzı ile bunun miktarını etkileyen faktörler arasındaki ilişkiye arz fonksiyonu adı verilir.

Arz Miktarı: Qs, ilgili malın fiyatı:P, diğer malların fiyatı: PD Faktör fiyatları: Pf, Teknoloji: T, Vergiler V, Devletin sınırlamalarına: K, Sübvansiyonlara S dersek

Qs=f(P, PD, Pf, T, V, K, S) biçiminde bir arz fonksiyonu yazabiliriz.

 

Burada ilgili malın fiyatı dışındaki değişkenleri “Ceteris-paribus” kabul edersek arz fonksiyonu; Qs=f(P) şeklinde yazabiliriz.

 

Bu fonksiyonda arz miktarı bağımlı, fiyat ise bağımsız değişkendir. “Arz Kanunu” gereği arz miktarı fiyatla doğru yönlü ilişki içerisindedir. Arzın sadece fiyatın fonksiyonu olduğu durumda böyle bir ilişkinin nedeni “azalan verimler kanunu”dur.

 

Malın fiyatındaki artışlar arzını artırırken, azalışlar azaltır. Fakat fiyat artmadan da arz artıyorsa bu diğer bağımsız değişkenlerdeki değişmelerin bir sonucudur deriz.

Toplam (Piyasa) Arz Eğrisi, bireysel (firma) arz eğrilerinin yatay olarak toplanması yoluyla bulunur.

Arz fonksiyonları daha önce talep fonksiyonunda bahsettiğimiz gibi ters fonksiyonlardır. Yani bağımsız değişken dikey eksende, bağımlı değişken ise yatay eksende gösterilmek üzere çizilirler.

Y=a+bx tipinde fonksiyonlardır. Q=10+2P gibi bir fonksiyonda +2 arz fonksiyonun duyarlılık katsayısıdır. Bağımlı değişken olan arz miktarının bağımsız değişken olan fiyattan etkilenme derecesini gösterir. Fiyattaki her birim değişme arz miktarını 2 birim artırır.

Arz Esnekliği

Arzın esnekliğinde genellikle arzın fiyat esnekliği hesaplanır. İlgili malın fiyatındaki belli bir oransal (yüzde) değişme karşısında, arz miktarında oluşacak oransal (yüzde) değişim incelenir.

es=Miktardaki % değişme
Fiyattaki % değişme

biçiminde hesaplanırsa arzın nokta fiyat esnekliği bulunur.

Aynı talepte olduğu gibi arzda da yay esnekliği hesaplanabilir.

Fiyat esnekliği her noktasında sabit olan üç tip arz eğrisi vardır.

Bunun dışında kalan arz eğrilerinde ise her noktanın esnekliği farklı olacaktır.

olduğundan ve  arz fonksiyonun duyarlılık katsayısını vereceğinden fonksiyonu verilmiş bir arz eğrisinde belli bir fiyattaki esneklik değeri bulunabilir.

 

Örneğin: Arz fonksiyonu Qs=10+0,5P gibi olsun. P=20 ise arzın esnekliği kaçtır?

 

Çözüm: Qs=10+0,5.20        Qs=20

e=0,5. olur. P=40 olduğunda arz esnekliği ise;

Qs=10+0,5.40  Qs=30  e=0,5. olacaktır.

 

IV- PİYASA DENGESİ ANALİZİ

 

Piyasa, alıcı ve satıcıların karşı karşıya geldiği her türlü ortama verilen addır. Burada mal piyasalarını incelediğimizden, bir mal veya hizmeti satmak arzusu ile arz edenlerle, söz konusu mal ve hizmeti satın almak için talep edenlerin tümü piyasayı oluşturur. Yani piyasada, piyasa talebi ve piyasa arzı karşı karşıya gelir.

Alınıp satılan malların farklılaşma derecesine ve alıcı ve satıcı sayısına göre piyasalar farklı isimler alırlar. Piyasada alıcı sayısı çok fazla ise alıcılar ve satıcı sayısı çok fazla ise satıcılar fiyatı etkileyemez. Yine çok sayıda firma varsa ve sattıkları mal homojen ise fiyat üzerinde belirleyici olamazlarken, firma malları farklılaştırıldıkça fiyatlar üzerinde firmaların belirleyiciliği artar.

Bu anlamda piyasalar iki temel gruba ayrılır;

1- Tam Rekabet Piyasası: Çok sayıda alıcı ve satıcının olduğu ve alınıp satılan tüm malların homojen olduğu piyasadır.

2- Eksik Rekabet Piyasaları

a- Tekel piyasası: Çok sayıda alıcı karşısında tek satıcının olduğu ve malın homojen ve yakın ikamesinin olmadığı bir piyasadır.

b- Monopson piyasası: Homojen bir malı satan çok sayıda satıcı karşısında tek alıcının olduğu bir piyasadır.

c- Monopolcü (tekelci) rekabet piyasası: Çok sayıda satıcı ve alıcının olduğu fakat her firma malının belli ölçülerde diğerlerinden farklılaştırılmış olduğu bir piyasadır.

d- Oligopol: Az sayıda satıcı ve çok sayıda alıcının olduğu malların homojen veya farklılaştırılmış olduğu bir piyasadır.

e- Oligopson: Çok sayıda satıcı karşısında az sayıda alıcının yer aldığı bir piyasadır.

f- Düopol: Sadece iki satıcı karşısında çok sayıda alıcının olduğu bir piyasadır.

g- Düopson: Sadece iki alıcı karşısında çok sayıda satıcının yer aldığı bir piyasadır.

h- İki yanlı tekel: Bir satıcı ile bir alıcının karşı karşıya geldiği bir piyasa yapısıdır.

Burada tam rekabet koşullarında piyasada fiyat oluşumunu ve değişimini inceleyeceğiz.

Tam Rekabet Piyasalarının Özellikleri

a- Atomize olma özelliği: Bu özellikten, bu piyasada alıcı ve satıcıların sayısının çok fazla olduğu anlaşılır. Alıcı ve satıcıların miktarı sınırlı ise rekabet tam olmayacaktır. Çünkü böyle bir durumda sınırlı sayıdaki alıcı ve satıcı bir araya gelip anlaşarak piyasada oluşan fiyatı etkileyebilecektir. Alıcı ve satıcı sayısı çok olduğunda ise piyasada oluşan fiyat her alıcı ve satıcı için veri olacaktır.

b- Homojenlik özelliği: Bu özellik tam rekabet piyasasına arz edilen belirli bir mal veya hizmetin tüm birimlerinin aynı kalitede ve aynı görünümde olmasını gerektirir. Bu durumda da her satıcının malı aynı olduğundan farklı fiyatlar uygulanmaması gerekir.

c- Mobilite özelliği: Bu özellik alıcıların satıcıların, mal ve hizmetler ile üretim faktörlerinin hiçbir ek maliyete katlanmadan tam bir hareket (piyasa giriş-çıkış) serbestliğine sahip olmaları anlamını taşımaktadır.

d- Şeffaflık özelliği: Bu özellik piyasadaki tüm alıcı ve satıcıların olup bitenler konusunda tam bilgi sahibi olmalarını gerektirmektedir.

Bu özellikler sonucunda tam rekabet piyasasında belirli bir malın sadece bir tek fiyatı olurken, alıcılar bu fiyattan söz konusu malı almaya, satıcılarda satmaya razı olurlar.

Tam rekabet piyasasında fiyat piyasa arzı ile piyasa talebinin karşı karşıya gelmesi sonucu oluşur. Buna denge fiyatı adı verilir.

Piyasa arz ve talep fonksiyonları verildiğinde denge fiyatı ve denge miktarı bulunabilir.

Piyasa arz fonksiyonu: QS=5+2P ve Piyasa talep fonksiyonu QD=30-3P ise denge fiyatı ve miktarı kaç olur?

Dengede S=D olacağından;

5+2p=30-3p ve 5p=25, P=5 olur. Bulduğumuz denge fiyatını arz ve talep fonksiyonundan herhangi birinde yerine koyarsak;

S=5+2.5=15 olarak denge miktarını buluruz.

 

Bu denge arz ve talep eğrileri değişmedikçe (ceteris-paribus) değişmeyecektir.

Tam rekabet piyasasında toplam piyasa talebini oluşturanlar içinde malı denge fiyatının üstünde bir fiyatta da olsa alabilecek kişilerin olduğu bir durumda, bu kişiler de oluşan denge fiyatından malı satın alarak avantaj elde ederler. Elde edilen bu avantaja “tüketici rantı” adı verilir. Piyasa arz ve talep fonksiyonları verildiğinde tüketici rantı geometrik olarak hesaplanabilir.

Yukarıdaki arz ve talep fonksiyonları geçerli olsun;

 

Taralı alan toplamı piyasada elde edilen tüketici rantı toplamını gösterir. Üçgenin alanı rant toplamını vereceğinden;

Tüketici rantı= birimdir.

Tam rekabet piyasasında yine bir malı daha düşük fiyatla da olsa satabilecek olan satıcılar oluşan piyasa fiyatından satış yaparak “üretici rantı” elde edeceklerdir. (çizgili alan)

Dengede yine üretici rantı da hesaplanabilir.

 

 

Tam Rekabet Piyasasında Denge Fiyatı ve Miktarının Değişmesi

Tam rekabet piyasasında denge fiyatı ve miktarı, piyasa arz ve talep fonksiyonlarında oluşacak değişmelerle değişebilir.

 

 

 

Arz ve talepte oluşacak farklı miktardaki kaymalarda ise kaymanın şiddetine bağılı olarak denge fiyatı ve miktarı farklı farklı değişebilecektir.

 

Piyasa Dengesinde Dönemler Analizi (A. Marshall)

Piyasada talepte oluşan değişimler karşısında arzın göstereceği tepki zamana bağlı olarak değişecektir.

1- Çok Kısa (Piyasa-Pazar) Dönemi

Piyasa döneminde arz miktarı sabittir. Bu dönemde talep arttığında üretim artırılamaz. Sadece fiyat artar. Arz esnekliği sıfırdır.

e=0

Bir talep artışı karşısında en çok fiyat yükselmesi bu dönemde görülür.

 

 

2- Kısa Dönem

Kısa dönemde talep artışı karşısında üreticiler ellerindeki üretim kapasitesini değiştirmeden mevcut kapasiteyi daha yoğun kullanmak suretiyle üretimi bir miktar artırabilirler. Arzın esnekliği sıfırdan büyük ancak 1’den küçük olacaktır. 0<e<1

 

 

 

3- Uzun Dönem

Uzun dönemde talep artışı karşısında üreticiler ellerindeki üretim olanaklarını genişletip kapasiteyi artıracaklardır. Ayrıca ilgili malın üretimine yeni firmalarda girebileceklerdir. Bu durumda fiyat artışı karşısında arz çok artacak ve esneklik yüksek olacaktır.

Bir talep artışı karşısında en az fiyat yükselmesi bu dönemde görülür.

 

Örümcek Ağı Teoremi

Burada kullanılan varsayım; “inceleme konusu olan bir malın talebinin değişmesi durumunda arzın uzunca bir süre sonra buna uyum göstermesidir.”

Bu nedenle bu teorem açıklanırken örnek mal olarak tarım ürünleri ele alınır. Çünkü tarımda üretim kararı verildiğinde ürün ancak uzun bir süre sonra elde edilir.

Yani t gibi bir dönemdeki talep t döneminin fiyatının fonksiyonu iken, bu dönemdeki arz (t-1) döneminin fiyatının fonksiyonudur.

QDt=f(Pt) iken QSt=f(Pt-1)

Tarım ürünlerinin talebi incelendiğinde bu ürünlerin taleplerinin fiyat esnekliklerinin farklı farklı olacağı görülür. Meyvelerin fiyat esnekliği genelde sebzelerin fiyat esnekliğinden büyük olurken, arzında da sebzelerin arzının fiyat esnekliği meyvelerin bir çoğunun arzının fiyat esnekliğinden yüksektir. Örneğin: Patatesin talep esnekliği, elmanın talep esnekliğinden düşük iken, muhtemelen arz esnekliği daha yüksek olacaktır. Bu yüzden birkaç farklı varsayımla teoremi inceleyeceğiz.

1- Arz ve Talebin Aynı Esnekliğe Sahip Olduğu Bir Tarım Ürünü Piyasası

t döneminde arz S ve talep D1 olsun. Malın fiyatı P1 ve arz ve talep miktarı Q1 ‘dir. Herhangi bir nedenle talebin artarak D2 haline geldiğini düşünelim. Bu tarım ürününün arzı Q1’de sabit kalacağından fiyat P2’ye çıkacaktır.

Bir sonraki dönemde üreticiler bu fiyatı veri alarak arzlarını bu fiyata göre yapacak ve miktar Q2’ye çıkacaktır. Talep D2 iken Q2 kadar mal piyasada P1 fiyatından alıcı bulabilecek ve fiyat tekrar P1’e düşecektir.

 

Eğer piyasaya dışarıdan bir müdahale olmazsa bu süreç böyle devam edip gidecektir. Esneklikleri bu biçimde olan bir tarım ürünü piyasasında devlet tarafından müdahale edilip ertesi dönemin fiyatı önceden deklere edilerek dengeye yöneltilebilir. Ya da üretim miktarı sınırlanabilir.

2- Talep Eğrisi Arza Oranla Daha Esnek (Yatık) Olursa:

 

 

S

Bu durumda fiyat ve miktar dalgalanmaları gittikçe küçülecek ve kendiliğinden istikrarlı dengeye yöneliş olacaktır. Piyasaya devlet müdahalesine gerek kalmayacaktır.

3- Arzın Talebe Oranla Daha Esnek (Yatık) Olması:

 

 

Bu durumda dengeden gittikçe uzaklaşan hareketler gerçekleşecek, yine devlet müdahale etmezse denge kurulamayacaktır.

 

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ

[wp_ad_camp_5]

sonraki sayfadan devam ediniz