Bazı Tarımsal Ürünlerin Fiyatlarının Belirlenmesinde Devlet Etkisi
(King-Kanunu)-(Bolluk Paradoksu)
Tarımda daha fazla ürün elde edilen yıllarda hasılatın daha az , daha üz ürün elde edilen yıllarda ise hasılatın daha çok olacağını ileri süren “King Kanunu” şu cümle ile özetlenir: “iyi ürün kötü hasılat, kötü ürün iyi hasılat sağlar.”
Bunun nedeni genelde tarım ürünlerinin talebinin fiyat esnekliğinin 1’den küçük olmasıdır.
Bunu bir şekille daha iyi görebiliriz.
Toplam gelir TR=P.Q ile hesaplanır. Arz S1 olduğunda satıcıların elde ettiği toplam gelir TR=P1.Q1 kadardır. Herhangi bir nedenle ürünün bol yetiştiği bir yılda arz S2 haline geldiğinde toplam gelir TR=P2.Q2 kadar olacaktır.
Arz artınca fiyat daha çok düşerken talep edilen miktar az artacağından toplam hasılat azalacaktır.
Devlet bu gibi durumlarda üreticiyi korumak amacıyla parite fiyatı denen bir fiyat belirleyerek (taban fiyat) söz konusu ürünün fiyatının asgari seviyesini belirleyebilir.
Taban Fiyatlar
Taban fiyatının piyasa denge fiyatının altında belirlenmesi durumunda piyasada kendiliğinden oluşacak denge fiyatına çıkılması için bir engel olmadığından hiçbir etki görülmeyecektir. Ancak taban fiyatlarının denge fiyatının üstünde belirlenmesi önemli ve bağlayıcı bir etki yaratacaktır.
Dengenin üstünde belirlenen taban fiyat arz fazlası yaratır. Bu fazlalık “destekleme alımları politikası” ile devlet tarafından alınmaz ise üretici zarar görür. Devletin alım yapmadığı bir durumda üreticilerin bazıları mallarını satabilirler.
Tavan Fiyatlar
Devlet bazen tüketiciyi korumak için tavan (azami) fiyat belirler. Bu fiyat denge fiyatının altında bir fiyattır. Bu durum talep fazlası yaratır. Eğer devlet bu durumda üreticileri sübvanse ederek arzın talebi karşılayacak bir düzeyde artırılmasını sağlamaz ise muhtemelen karaborsa oluşacaktır.
Devlet üreticileri sübvanse ederek arzı S1 haline getirirse talep edilip de bulunamayan mal olmayacaktır.
Tavan Fiyatlar ve Karaborsa Fiyat İlişkisi
Devlet tavan fiyatı P1 olarak belirleyip üreticileri de sübvanse etmezse arz Q1 kadar olacaktır. Talep Q2 kadar olup talep fazlası oluşur. Talep fazlasına rağmen fiyatlar yasal olarak yükselemez.
Burada satıcılar Q1 kadar malın tamamını yasal piyasada satmak yerine karaborsada satarlarsa, bu kadar miktar mal tüketiciler tarafından P2 fiyatından talep edilecektir.
Bu durumda karaborsacılar (P2,K,P1,L) alanı kadar karaborsa kazancı elde edeceklerdir.
V- KISA ve UZUN DÖNEMDE FİRMA MALİYETLERİ
A- Kısa Dönemde Maliyet Fonksiyonu
Kısa dönemde firmanın üretimde kullandığı girdilerin büyük bir bölümü değişmez bir nitelik taşır (Bina, büyük makine, araç-gereç, kira, faiz, amortismanlar, idari personel aylığı gibi).
Bazı maliyet öğeleri ise üretim miktarına bağlı olarak değişkenlik gösterir (işçilik, hammadde, enerji, bakım-onarım giderleri gibi).
Firma kısa dönemde bir takım sabit ve değişken olmak üzere “açık maliyetlere” katlanır.
Bunun yanı sıra firma tarafından üretimde kullanılan fakat bir parasal ödeme yapılmayan firmanın kendine ait kaynakları varsa ayrıca “örtük bir maliyete” katlanması söz konusudur. Ne kadarlık bir örtük maliyete katlandığı ise bu kaynakların başka alanlarda değerlendirilmesi ile elde edilebilecek olan “fırsat maliyeti” ile ölçülür.
Bu yüzden firmaların “muhasebe kârı” ile örtük maliyetleri de hesaba katan “ekonomik kârı” farklı kavramlardır.
– Muhasebe Kârı: Toplam Gelir-Toplam Açık Maliyetler iken
– Ekonomik Kâr: Toplam Gelir-(Toplam Açık + Örtük Maliyetler) dir.
“Normal Kâr” ise firmanın toplam gelirinin, açık ve örtük maliyetler toplamına eşit olmasıdır. Normal kâr elde den bir firma, tüm açık maliyetlerinin yanı sıra, kendisine ait kaynakların fırsat maliyetini de kurtarmış ancak bunun üzerine çıkamamış demektir. Yani ekonomik anlamda kâr sıfırdır. Sadece muhasebe anlamında kâr görülür.
Kısa dönemde firmanın toplam maliyet fonksiyonunu yazarsak;
TC= Toplam Maliyetleri,
(V1.r1+V2.r2+……Vn.rn)= kullanılan değişken girdi maliyetlerini,
T: Teknolojiyi,
K: Kısa dönemdeki sabit Maliyetleri,
N: Örtük maliyetleri gösterdiğinde;
TC=f(V1.r1+V2.r2+……Vn.rn,K,T,N) şeklinde yazabiliriz.
Kısa dönemde teknoloji, örtük maliyetler, sabit maliyetler değişmez kalacağından toplam maliyet üretim miktarına bağlı olarak değişken maliyetlerin değişmesi ile değişebilecektir. Kısa dönemde girdi miktarı arttıkça, yani üretim arttıkça toplam maliyet artacak, azaldıkça azalacaktır.
O halde toplam maliyet üretim miktarının fonksiyonu olacaktır. TC=f(Q) şeklinde yazabiliriz.
TC=aq2+bq3+dq+e gibi bir fonksiyonda (e) sabit maliyetleri (aq2+bq3+dq) ise değişken maliyetleri gösterecektir.
Kısa dönemli üretimde önce artan marjinal verimlilik, sonra azalan marjinal verimlilik söz konusu olacağından,üretilen her ek birim önce daha ucuza sonra daha pahalıya mal olmaya başlayacaktır. Bu nedenle toplam maliyet eğrisi önce azalarak artarken belli bir düzeyden sonra artarak artmaya başlayacaktır.
Şimdi firmanın kısa dönemli toplam maliyet fonksiyonunun öğelerini inceleyelim.
1- Toplam Sabit Maliyetler (TFC): Firmanın üretimi ne olursa olsun katlanmak zorunda olduğu harcamaların tümüne verilen addır.
Toplam sabit maliyetler üretim miktarından bağımsız bir maliyeti oluşturur ve yatay eksene paralel bir doğru şeklinde gösterilir.
2- Toplam Değişken Maliyetler (TVC):
Firmanın belli bir üretimi gerçekleştirmek için kullandığı değişken girdilerin maliyetini gösterir. Üretim miktarına bağlı olarak değişen maliyetlerdir. Kısa dönemli üretimde önce artan, sonra azalan marjinal verimlilik varsayımı nedeniyle önce azalarak artan, sonra artarak artan bir eğri biçiminde gösterilir.
3- Toplam Maliyet (TC): Sabit ve değişken maliyetlerin toplamıdır.
Toplam maliyet eğrisi, toplam değişken maliyet eğrisinin, toplam sabit maliyetler düzeyinden başlatılması ile elde edilir.
Üretim sürecinde toplam değişken maliyetler nasıl bir seyir izliyorsa, toplam maliyetlerde de aynı seyri izleyecektir.
ORTALAMA MALİYETLER
1- Ortalama Sabit Maliyet (AFC): Ortalama sabit maliyet, toplam sabit maliyetin üretim miktarına bölünmesi ile bulunur. Birim başına sabit maliyettir.
üretim miktarı arttıkça birim başına sabit maliyetler sürekli azalacaktır.
Ortalama sabit maliyet eğrisi yatay eksene yaklaşan bir hiperbol şeklindedir. Üretim miktarı ne olursa olsun sıfır değerini alamaz.
2- Ortalama Değişken Maliyet (AVC): Birim başına düşen değişken maliyet anlamına gelir. Toplam değişken maliyetlerin üretim miktarına bölünmesi ile bulunur. Toplam değişken maliyetlerin kısa dönemde önce azalarak sonra artarak artması nedeniyle, ortalama değişken maliyet önce azalıp sonra artacaktır.
ile hesaplanır.
|
Ortalama değişken maliyet, toplam değişken maliyet eğrisi üzerindeki (c) noktasına kadar azalmakta, daha sonra artmaktadır. Yani orijinden çıkan doğrunun toplam değişken maliyet eğrisine teğet olduğu noktada ortalama değişken maliyet minimum değerdedir.
tana= ortalamanın değerini gösterir. O halde toplam değişken maliyet eğrisini orijine birleştiren doğruların eğimi ortalamayı verir.
3- Ortalama Maliyet AC (Ortalama Toplam Maliyet): Her üretim düzeyinde toplam maliyetin üretim miktarına bölünmesi ile bulunur.
Biçim olarak yine AVC görünümünde olacaktır.
4- Marjinal Maliyet (MC): Üretimi bir birim artırabilmek için katlanılması gereken ek maliyettir. Kısa dönemde marjinal maliyetin sabit maliyetle bir ilişkisi yoktur. Değişken maliyetteki artışa eşit bir seyir izler.
Toplam maliyetteki değişimin üretim miktarındaki değişime bölünmesi ile bulunur. Kısa dönemli üretimin özelliği nedeniyle önce artan sonra azalan verimler görüleceğinden, marjinal maliyet önce azalıp sonra artacaktır. Marjinal maliyet , toplam maliyet eğrisinin her hangi bir noktasının eğimini verecektir. Bu nedenle toplam maliyet eğrisine değişik noktalarda teğetler çizersek teğetlerin eğimi bize marjinalin seyrini gösterir.
(E) noktasında AVC minimumdur. (D) noktasında ise (AC) minimumdur. (MC) ise (C) noktasına kadar azalıp daha sonra artmaya başlar. MC (E) noktasında AVC’ye ve (D) noktasında AC’ye eşit olur.
(D) noktası AC’nin minimum noktasıdır.
Marjinal maliyet ve ortalama maliyet eğrilerinin U biçiminde olmasının nedeni değişen verimler ilkesidir.
Not: Kısa dönemli toplam maliyetlerin örtük maliyetleri de kapsadığı varsayılır.
Kısa Dönemde Kapasite Kullanımı
a- Tam kapasite: Kısa dönemde ortalama üretim maliyetinin minimum olduğu düzeyde üretimde bulunulması durumudur.
b- Atıl (Eksik) Kapasite: Tam kapasite üretiminin altındaki üretim düzeyidir.
c- Aşırı Kapasite: Tam kapasite üretiminin üstündeki üretim düzeyidir.
d- Maksimum Kapasite: Firmanın kısa dönemde mevcut tesisleri ile üretebileceği en yüksek üretim miktarıdır.
B- Uzun Dönemde Maliyetler
Firmalar uzun dönemde, kısa dönemde değişmez olan bir takım maliyet öğelerini değiştirerek (bina, makine, araç-gereç, teknoloji) daha büyük üretim kapasitesine geçebilirler. Bir üretimi daha büyük ölçekte gerçekleştirmek başlangıçta maliyeti düşürür. Bu duruma ölçek ekonomileri adı verilir.
Ölçek Ekonomileri: Üretim ölçeğindeki artış nedeniyle firmanın sağladığı tasarruflara veya maliyet avantajlarına verilen addır.
Ölçek ekonomileri uzun dönemde ortalama maliyetleri azaltır. Uzun dönemde ölçek ekonomilerinin ortaya çıkmasına ve maliyetlerin azalmasına yol açan faktörler iki grupta toplanır.
1- Gerçek ölçek ekonomisi
a- Üretimde emeğin işbölümü ve uzmanlaşması
b- Teknolojik avantajlar
c- Satış ve pazarlama avantajları
2- Parasal ölçek ekonomisi
a- Hammadde fiyatlarında daha ucuza alma ile sağlanan avantajlar
b- Düşük faizle finansman avantajları
c- Daha ucuza reklam
d- Düşük tarifeli taşıma gibi parasal iskontolardır.
Negatif Ölçek Ekonomileri: Yönetim etkinliğinin kaybolması, israf ve denetimsizlik sonucu büyümeye bağlı maliyet artışlarıdır. (Disekonomi)
Uzun dönem ortalama maliyet eğrisi (LAC) kısa dönem ortalama maliyet eğrilerine teğet geçen eğridir.
Uzun dönem marjinal maliyet eğrisi (LMC) üretim kapasitesinin bir birim artırılması sonucu toplam maliyetteki değişimi gösterir.
Uzun dönemde işletme ölçeği büyüdükçe birim maliyetler önce azalır (ölçek ekonomileri işler). Fakat aşırı büyük bir kapasitede ise yönetsel etkinliğin zayıflaması nedeniyle maliyetler artar. Bu nedenle uzun dönem ortalama maliyet eğrisi (LAC) (U) biçiminde olur.
İşletmelerde büyümenin yanı sıra maliyetleri düşüren başka faktörler de vardır. Bunları iki ana başlıkta toplayabiliriz.
1- İçsel ekonomiler
2- Dışsal ekonomiler
İçsel ekonomiler; işletme üretim yaptıkça bilgi beceri ve deneyim artışı ile maliyetlerini düşürebilir. İşletme büyümeden de oluşan bu maliyet düşmeleri öğrenme sonucudur. Bu durum öğrenme eğrileri ile analiz edilir.
Dışsal ekonomilerde ise; firmaların faaliyetlerini etkileyen ancak firmanın faaliyetlerinin dışından gelen kazanç ve kayıplar söz konusudur. Dışsal ekonomilerde ikiye ayrılır.
a- Pozitif Dışsallıklar:
1- Satın alınan yarı işlenmiş mamullerden sağlanan avantajlar
2- Uzmanlaşmış işgücü temini sonucu sağlanan avantajlar.
3- Satın alınan hizmetlerden sağlanan avantajlar
4- Altyapı tesis ve hizmetlerinden sağlanan avantajlar (Kamusal dışsallıklar)
5- Başka bir üretim faaliyetinin dolaylı olarak sağladığı yararlar
b- Negatif Dışsallıklar: Endüstrinin büyümesi sonucu artan firmaların birbirlerine verdikleri zararlar veya başka bir üretim faaliyetinden kaynaklı dolaylı zararlardır.
Dışsallıklar uzun dönem ortalama maliyet eğrilerini yükseltip, alçaltabilirler.
VI- PİYASALARDA FİRMA DAVRANIŞLARI
A- TAM REKABET PİYASASINDA FİRMA DAVRANIŞI
Daha önce tam rekabet piyasasından bahsederken bu piyasada belirli bir malın sadece bir tek fiyatı olacağını gerek alıcılar ve gerekse satıcıların bu fiyatı veri kabul edeceklerini söylemiştik. Öyleyse tam rekabet koşullarında malını arz eden bir firmanın davranışını ve gelir eğrilerini inceleyelim.
Tam rekabetçi firma piyasada oluşan fiyatı veri kabul edip tüm ürününü bu fiyatla piyasaya arz eder. Alıcılarda bu ürünü piyasa fiyatından talep ederler. Bu nedenle tam rekabet piyasasında bir firmanın malına olan talep sonsuz esneklikte olur. Firma yüksek fiyat uygulamak isterse malına olan talep sıfır olur. Alıcılar ise daha düşük bir fiyat öneremeyeceklerinden fiyat düşürmesine gerek yoktur.
Bu piyasada ürün tek fiyattan satılacağı için firmanın toplam hasılatı TR=P.Q ile hesaplanır.
Ortalama hasılat AR= olduğundan P’ye eşit olacaktır.
Yine marjinal hasılat MR= olacaktır.
Satılan her birim aynı fiyattan satılacağından TR orijinden çıkan bir doğru şeklinde olacaktır. P=MR olduğundan TR’nin eğimini P belirleyecektir.
TR1’deki fiyat TR2’dekinden, TR2’ deki fiyat da TR3’dekinden büyüktür.
TR eğimi sabit bir doğru olduğundan eğimi ile hesaplanır.
TR=a.q ise MR=a olur.
TR=P.Q olduğundan MR=P ‘dir.
Şimdi de maliyet eğrilerini de analize sokarak tam rekabetçi bir firmanın kısa dönemdeki kâr analizini yapalım.
Toplam kâr TP= TR-TC ‘dir.
A ve B noktalarında başabaş durumu vardır. Q2 üretim düzeyine kadar ve Q4 üretim düzeyinden sonra toplam zarar söz konusudur. Q3 üretim düzeyinde kısa dönemde toplam kâr maksimumdur.
Marjinal maliyet (MC) ile marjinal hasılat (MR) ‘nin, MC’nin pozitif eğimli olduğu kısmında eşit oldukları Q3 düzeyinde marjinal kâr sıfır ve toplam kâr maksimumdur.
Kısa dönemde toplam kâr (P,H,C1,D1) dörtgeninin alanı kadar olacaktır. Ortalama kâr ise C1, D1 arası kadardır. Ortalama kâr AP=AR-AC’dir.
Tam rekabette kısa dönemde maksimum toplam kâr sağlandığı durumda firma aşırı kapasite durumundadır. Üretim ortalama maliyet eğrisinin artıyor olduğu bir yerde gerçekleştirilmektedir. Firma ekonomik kâr ile çalışmaktadır.
Kısa dönemde tam rekabetçi firmanın kârını maksimum yapan üretim düzeyi, toplam maliyet ve toplam hasılat fonksiyonları yardımı ile bulunabilir.
TC=q3-12q2+51q+20
TR=30 q biçiminde olsun. Buradan marjinal maliyet ve marjinal hasılat fonksiyonlarını elde ederek kârı maksimumlaştıran üretim düzeyi bulunabilir.
TC=q3-12q2+51q+20 ise MC=3q2-24q+51’dir.
TR=30q ise MR=30 ‘dur.
MR=MC maksimum kârı sağlayan üretim miktarını vereceğinden;
30=3q2-24q+51
3q2-24q+21=0Þq2-8q+7=0
q=7 olarak bulunur.
Tam Rekabette Uzun Dönem Firma Dengesi
Tam rekabet piyasaya serbest girişe imkan veren bir piyasa türüdür. Kısa dönemde bu piyasada ekonomik kâr ile çalışan işletmeleri gören diğer üreticiler bu piyasaya girmek isterler ve girebilirler. Bu durumda piyasa arzı artar ve ürün fiyatı düşer. Ta ki ekonomik kâr sıfır oluncaya kadar bu eğilim sürer. Fiyat düşüp ekonomik kâr sıfır olduğunda tam rekabetçi bir firma ortalama maliyet eğrisinin minimum noktasında normal kâr elde ettiği bir duruma gelir. Bu durumda, kısa dönemde ekonomik kâr elde eden ve aşırı kapasite ile çalışan firma, normal kâr durumunda tam kapasite ile çalışır hale gelir. Uzun dönemde fiyatlar maliyetin minimum noktasına eşit olunca aşırı kapasite ile çalışan yüksek maliyetli firmalar bu fiyattan satış yapmak zorunda olduklarından tam kapasite düzeyine gelmek zorundadırlar. Piyasa fiyatı veri olduğundan uzun dönemde piyasada firmalar bu fiyatla üretim yapabilecek ölçekte bir firma haline geleceklerinden, uzun dönemde bu fiyatın üstünde bir maliyetle üretimde bulunan küçük ölçekli ve aşırı büyük ölçekli firmalarda ortalama maliyeti bu fiyata eşit olan bir büyüklüğe çekilmek zorunda kalacaklardır. Yani bütün firmalar aynı ölçeğe ulaşacaklardır.
Uzun dönemde tam rekabet piyasasında sadece normal kâr elde edileceğinden bütün üretim faktörleri ancak fırsat maliyetleri kadar bir gelir elde edecektir. Yani tam rekabet piyasasında uzun dönemde bir girişimci başka bir firmada yönetici olarak çalıştığında ne kazanacaksa ancak onu kazanır. Bütün üretim faktörleri tam ve etkin olarak kullanılır. Faktörlerin üretimler arası yer değiştirmesi toplam üretimi artırmaz. Kaynak kullanımı optimal düzeye ulaşmıştır.
Tam Rekabette Kısa Dönem Firma Arz Eğrisi
Daha önce arz eğrisi analizimizde kısa dönemde “Azalan Verimler Kanunu” nedeniyle arz eğrilerinin pozitif eğimli olacaklarından bahsetmiştik. Kısa dönemde her ek birimi üretmenin maliyeti artacağından fiyat arttıkça arzın artabileceğini ve düştükçe de arzın azalacağını görmüştük. Şimdi tam rekabet koşullarında malını arz eden bir firmanın fiyat değişimi karşısında arz davranışını görelim.
Tam rekabet koşullarında malını arz eden bir firma için fiyat veridir. Malını piyasada oluşan fiyattan arz etmek zorundadır. Fiyat P1 olduğunda Q1 kadar arz ederek kârını maksimize edecektir. Fiyat piyasa arzının artması sonucu P2’ye düşünce Q2 kadar arz ederek, bu fiyat düzeyinde firma sabit maliyetlerinin bir kısmını kurtaramayacak ve toplamda zarar edecektir. Ancak bu fiyat değişken maliyetlerin üzerinde olduğu için üretimi durdurmayacaktır. Fiyat P3 düzeyine indiğinde üretimi Q3 düzeyine gerileyecek ve bu düzey firmanın arz edebileceği en alt fiyat düzeyi olacaktır.
P3 fiyat düzeyinde firma ancak değişken maliyetlerini kurtarabiliyor, sabit maliyetlerin tamamı kadar zarar ediyordur. Burada firma üretimi durdurursa zaten sabit maliyetleri kadar zararı olacağından üretim yapmanın anlamı olmayacaktır. Bu nedenle şekildeki K noktası firmanın kapama noktasıdır. Firma bu noktanın üzerindeki fiyat düzeylerinde MC=MR eşitliği noktalarında arzda bulunacaktır.
Firmanın kısa dönem arz eğrisi MC eğrisinin AVC üstünde kalan kısmı olacaktır. Firmanın kapama noktası ise P=AVC (minimum) olacaktır.
B- MONOPOL PİYASASI
Monopol piyasasında bir malın tek satıcısı söz konusu olduğundan, piyasa talebi monopolcü firmanın malına olan taleptir. Yani, monopolcü firma azalan eğimli piyasa talebi ile karşı karşıyadır.
Monopol homojen bir malın tek satıcısının olduğu ve satılan malın yakın ikamesinin olmadığı bir piyasadır.
Monopol Piyasasının Özellikleri
a- Tek satıcı, çok sayıda alıcı,
b- Homojen olan bir mal
c- Piyasaya başka firmaların girişinin engellenmiş olması
d- Alıcıların tam bilgi sahibi olmaları
Monopolü Yaratan Nedenler
a- Yasal nedenler: Pazar imtiyazı, patent hakları gibi.
b- Ekonomik nedenler: Üretim ölçeğinin sadece tek firmanın faaliyetine olanak tanıması (doğal tekel), yerleşim üstünlükleri, hammadde kaynaklarının denetimi gibi nedenlerden dolayı başka firmaların girişinin mümkün olmaması.
c- Fiili nedenler: Birleşmeler yoluyla oluşan tekeller (Kartel, Tröst gibi).
Monopolde Firma Analizi
Monopolcü Firmanın Gelir Eğrileri:
Monopolcü firma negatif eğimli piyasa talebi ile karşı karşıya olduğundan belirlediği bir fiyattan belirli bir miktar satar. Eğer fiyat düşürmesi toplam hasılatını artıracaksa fiyat düşürerek daha çok satma girişiminde bulunur. Karşı karşıya olduğu piyasa talep eğrisinde esnekliği bir (1) olduğu düzeye kadar fiyat düşürerek daha çok satma girişiminde bulunur. Esnekliğin bir olduğu fiyatta toplam hasılatı maksimuma ulaşır. Bu fiyat düzeyinin altında esneklik birden küçük olacağından, fiyat düşürüp daha çok sattığında toplam hasılatı azalır. Sonuçta monopolcünün gelir eğrileri aşağıdaki gibi olacaktır.
Tam rekabetçi firma malını sabit bir fiyattan sattığı için toplam hasılatı (TR=P.Q) orijinden çıkan bir doğru şeklindeydi. Oysa monopolde daha çok satmak için fiyat düşürmek gerekeceğinden TR eğrisi parabol şeklinde olacaktır.
Yine belirli bir fiyattan belli bir miktar sattığında ortalama hasılat satış fiyatına eşit olacağından talep eğrisi D=AR olacaktır. Daha çok satmak için fiyat düşürmek gerekeceğinden marjinal hasılat MR negatif eğimli ve esneklik e=1 oluncaya kadar pozitif değerli olacak, e=1 iken MR=0 ve TR maksimum olacaktır. e<1 olduğu fiyat seviyelerinde ise MR negatif değerli olacaktır.
MR=P[1-] dir ve e=1 olduğunda MR=0 olur.
Monopolcünün talep fonksiyonundan, marjinal hasılat fonksiyonu elde edilir. Yukarıdaki şekilde marjinal hasılatın sıfır olduğu üretim miktarı, talebin maksimum olduğu miktar olan a’nın yarısı kadar () dır.
Talep fonksiyonunda bağımsız değişken P iken, marjinal hasılat fonksiyonunda bağımsız değişken Q’dur.
D=120-4P biçiminde bir piyasa talebi ile karşı karşıya olan monopolcünün marjinal hasılat fonksiyonu MR=30-0,5 Q şeklinde ola-caktır.
Yine marjinal hasılat toplam hasılat fonk-siyonunun herhangi bir noktasına çizilen teğe-tin o noktadaki eğimini vereceğinden toplam hasılat fonksiyonu verilir ise marjinal hasılat fonksiyonu bulunabilir. Marjinal hasılat toplam hasılat fonksiyonun türevine eşit olacaktır.
Monopolde Firma Dengesi
Monopolde kâr maksimizasyon koşulu yine tam rekabette olduğu gibi MC=MR olduğu üretim düzeyinde üretim yapmaktır.
Şekildeki QX üretim düzeyinde toplam kâr maksimumdur.
Kısa dönemde monopolde toplam kârı maksimumlaştıran üretim düzeyi firmanın atıl kapasite ile çalıştığı bir düzeydir.
Aynı maliyetlerle çalışan bir tam rekabetçi firma olsaydı kısa dönem dengesinde marjinal maliyetlerin fiyata eşit olduğu q2 düzeyinde üretimde bulunacak ve P1 fiyatı uygulanacaktı.
Tekelci firma kâr maksimizas-yonu sağladığı düzeyde fiyatı marjinal maliyetten büyüktür. Buna monopol gücü adı verilir ve ile formüle edilir.
MC’nin fiyata eşit olduğu q2 düzeyi monopolcünün karşı karşıya olduğu piyasa talep eğrisinde esnekliği 1’den küçük olduğu bir nokta olduğu için monopolcü bu fiyatı asla uygulamak istemeyecektir.
Monopol piyasasına giriş engelli olduğundan bu durum uzun dönemde de değişmeyecektir. Bu durumun sonucu olarak monopol piyasasında kaynak kullanım düzeyi tam rekabete göre daha etkinsiz olacaktır. Uygulanan fiyat da tam rekabete göre her zaman daha yüksek olacaktır. Tam rekabette uzun dönemde ekonomik kâr ortadan kalkarken, monopolde kısa dönemde kâr var ise uzun dönemde de ekonomik kâr var olacaktır.
Monopolde Fiyat Farklılaşması
Monopolcü piyasa talep eğrisi ile karşı karşıya olduğu için malına bir fiyat koyduğunda tüm malını bu fiyattan satmaktadır. Ancak alıcı kitle içerisinde bu malı daha yüksek fiyat seviyelerinde de olsa alacak birileri vardır.
Fiyat farklılaştırması: Monopolcünün malını talep eden büyük kitle içerisinde birbirinden farklı alım gücüne sahip tüketicilerin olduğu bir durumda, aynı malı alım gücü yüksek olanlara daha yüksek fiyattan satmasıyla fazladan bir hasılat elde etme durumudur.
Fiyat farklılaştırması yapabilmek için 4 temel koşul vardır:
1- Piyasanın bölümlü olması (lüks semt, fakir semt gibi)
2- Bu bölümler farklı talep esnekliğine sahip olmalıdır. Talep esnekliği düşük olanlara yüksek fiyat uygulanır.
3- Piyasaları ayırmanın maliyeti, fiyat farklılaştırarak elde edilecek ek geliri aşmamalıdır.
4- Malın ucuz olan piyasadan alınıp, pahalı olan piyasada tüketilmesini engelleyen yasal veya ekonomik kısıtlar olmalıdır (Örneğin; elektrik meskenlere daha ucuz, işyerlerine daha pahalı satılır. Ancak meskenlerden hat çekerek işyelerlerinde kullanmak yasaktır).
- MONOPOLCÜ (TEKELCİ) REKABET PİYASASI
Monopolcü Rekabet Piyasasının Özellikleri
a- Çok sayıda satıcı firma ve alıcı vardır.
b- Satıcıların malları farklılaştırılmıştır. Bu farklılaştırma gerçek veya görünüşte farklılaştırma olabilir. Mallarını rakiplerine göre daha çok farklılaştıran firmanın malına olan talebin esnekliği azalır.
c- Piyasaya girişte herhangi bir kısıt yoktur.
d- Piyasada eksik bilgi oluşur.
Bu piyasanın en önemli özelliği birbirleriyle tam olarak ikame edilebilen malları üreten firmalara ayrı ayrı monopolcü gücü kazandıran “farklılık imajının” tüketici gözünde yaratılmış olmasıdır. Bu farklılık imajı marka, reklam, renk, koku, görünüm, desen, ambalaj vs. gibi unsurlarla yaratılmaktadır. Türkiye’de deterjan piyasası buna en güzel örnektir.
Tekelci rekabetçi firmanın malına olan talep eğrisi aynı tekelci firmanın talep eğrisi gibi azalan eğimlidir. Değişik firma mallarının ikame edilebilir olması nedeniyle esnekliği tekelciye göre daha yüksektir.
Yine bu piyasada kâr maksimizasyonu MC=MR koşulu ile sağlanır.
Tekelci rekabetçi firmanın kısa dönem dengesi tekelciden farksızdır. Sadece uzun dönemde farklılık söz konusudur. Uzun dönemde bu piyasada aynı tam rekabetteki gibi ekonomik kâr ortadan kalkmaktadır. Bunun nedeni ise piyasaya girişin aynı tam rekabetteki gibi serbest olmasıdır.
Bu nedenle tekelci rekabetçi için kısa dönem denge analizi şekli çizmeyeceğiz. Monopolcünün denge analizine tekrar bakınız.
Monopolcü Rekabette Uzun Dönem Dengesi
Monopolcü rekabette uzun dönemde üretim P=LAC olduğu düzeyde yapılmakta ve ekonomik kâr ortadan kalkmaktadır. Firma ekonomik kâr elde etmemesine karşın, tam rekabetçi bir firmanın uzun dönem dengesi ile karşılaştırıldığında üretim miktarı daha az (atıl kapasite) ve uygulanan fiyat daha yüksektir.
Tam rekabet koşulları geçerli olsaydı, yani mallar homojen olsaydı firma P1 fiyatını uygulayıp Q1 kadar üretecekti. Fakat firmalar mallarını farklılaştırarak kendi mallarına özgü bir talep eğrisi yarattıklarından ve bu talep eğrisi de azalan eğimli olduğundan dolayı, tam rekabetle kıyaslandığında kaynak kullanımında yine etkinsizlik ortaya çıkacaktır.
D- OLİGOPOLDE FİRMA DENGESİ
Oligopol ve düopol piyasaları monopolcü rekabet piyasasında firma sayısının az olması sonucu olaşan piyasalardır. Yani bu iki piyasa monopolcü rekabet piyasasının alt piyasaları durumundadır. Bu nedenle hasılat ve maliyet eğrileriyle denge analizi incelemesinde pek farklılık yoktur. Sadece bu piyasalarda bazı özel durumlar geçerlidir. Şimdi bunları inceleyelim.
Oligopol: Birbirini etkileyebilecek kadar az sayıda satıcı firma ile çok sayıda alıcının karşı karşıya geldiği piyasa türüdür. Alınıp satılan mallar birbirini ikame edebilen farklılaştırılmış mallar olabileceği gibi, homojen de olabilir. Örneğin; Türkiye’de oligopolistik bir piyasa özelliği gösteren çimento sektöründe firma malları homojendir. Yine oligopolistik bir piyasa özelliği gösteren bira sektöründe ise firma malları farklılaştırılmıştır.
Bu piyasada alıcılar birbirlerini etkileyemezken, satıcı kararları birbirini etkiler. Oligopolde firmalar fiyat belirlerken genellikle işbirliği yaparlar. Çünkü az sayıda firma olduğundan fiyat yükselten bir firma önemli bir miktarda pazar payını diğerlerine kaptırabilir. Bu nedenle oligopolde fiyat dışı rekabet vardır.
Oligopolde fiyat belirlemede birkaç değişik durum ortaya çıkabilmektedir. Eğer firmalardan biri diğerlerine göre çok güçlü ise egemen firmanın fiyat önderliği geçerlidir. Fiyatları egemen firma belirler ve diğerleri de ona uyar. Ancak belli bir egemenlik kurulamıyorsa ve mallar homojen veya çok yakın ikame ise “Kartel” tipinde anlaşmalarla fiyat belirlenir.
Bu konuyla ilgili olarak Sweezy tarafından “Dirsekli talep teorisi” geliştirilmiştir.
SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ
[wp_ad_camp_5]
sonraki sayfadan devam ediniz