in

Kpss Maliye Özet Ders Notları

 

_ Emanet yöntemi: Verginin devlet memurları tarafından ve tahsildarlar aracılığı ile tahsili yöntemidir.Bu usulde verginin tarh ve tahsiline ilişkin bütün işlemler devletin ilgili örgütleri tarafından gerçekleştirilir.

 

VERGİNİN DENETİMİ

Yükümlü , vergisel sorumluluklarını yerine getirmeyebilir, eksik yerine getirebilir. Bu durumda bazı denetimlere gerek vardır.

–          Yoklama

–          İnceleme

–          Arama

–          Bilgi Toplama

Yoklama: Yoklamadan maksat yükümlülüklere yükümlülükle ilgili olguları, kayıtları ve konuları araştırmak ve tespit etmektir. Yoklama vergilendirmeyi etkileyen ve vergi idaresinin bilgisi dışında kalan olgu ve bulguları ortaya çıkarmayı hedeflemektedir.

 

İnceleme: Vergi incelemesinin amacı, ödenmesi gereken verginin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır.

Arama: Yükümlü yada sorumlunun rıza ve isteği aranmaksızın defter, belge ve kâğıtlarının vergi incelemeleri için el konulması işlemidir.

Bilgi Toplama: Vergilendirmenin beyana dayalı olması, beyanların doğruluğunun saptanması için gerekli olan bilgilerin sürekli bir biçimde sağlanması gereğini ortaya koymaktadır.

 

VERGİ YARGISI

 

Vergi yargısı vergi mükellefleri ile vergi idaresi arasında vergiye ilişkin işlemlerden dolayı ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulmasını ifade etmektedir.

Ülkemizde vergi yargısı idari yargı sistemi içinde yer almaktadır. Günümüz vergi yargı sisteminde vergi mahkemeleri vergi uyuşmazlıklarının çözümünde ilk derece mahkemesi olarak görev yapmaktadır.

Burada çıkacak herhangi bir uyuşmazlık itiraz yoluyla bölge idare mahkemeleri tarafından çözüme kavuşturulur.

Danıştay vergi mahkemelerinde çok yargıçla alınmış kararları temyiz yoluyla inceleyen bir yüksek idare mahkemesidir.

 

 

 

VERGİ YAPISI

 

 

 

 

TOPLUM: Bireylerin birlikte yaşama ihtiyaçları sonucu oluşan sosyoekonomik bir olgudur.

TOPLUMSAL YAPI: Kurumların ve bireylerin ilişkileri ve karşılıklı etkileşimleri toplumsal yapıyı oluşturur. Toplumsal yapı dinamik bir özellik gösterir. Dünyanın hiçbir yerinde değişim süreci içerisine girmeyen bir toplum ile karşılaşmak olanağı yoktur.

Toplumsal gelişme ve toplum yapıları genel olarak 3 başlık altında ele alınmaktadır.

–          Geleneksel toplum

–          Geçiş dönemi toplumları

–          Modern toplum

 

Geleneksel toplum

 

Geleneksel toplumlarda sanayileşme henüz gelişmemiştir. Genellikle sanayi kuruluşları küçük el sanatlarına dayanır. Milli gelir çok düşük olup büyük bir oranı tarımsal kazançlardan oluşur. Para ekonomisi ve ticaret gelişmemiştir. Teknoloji ilkel düzeyde olup üretim adale gücüne dayanır. Eğitim seviyesinin düşüklüğü nedeniyle toplumda okur yazar oranı düşüktür. Nüfusun büyük bir bölümünün kentleşmenin gelişmemesi nedeniyle, kırsal kesimde yaşaması ve kendi ailesi için üretim yapmasıdır. Genelde kişi başına düşen milli gelir 200 doların altındadır.

 

Geçiş Dönemi Toplumlar

 

–          Geleneksel Toplumdan Kopuş Dönemi

–          Modern Topluma Geçiş

-Geleneksel Toplumdan Kopuş Dönemi: Geleneksel toplumdan kopuş ekonomik ve sosyal alanda değişmelerin meydana gelmesi ile ortaya çıkar. Sosyal alanda yapılan reformlar, ekonomik kalkınma için gerekli sermaye birikiminin sağlanması, yeni teknolojilerin kullanılmaya başlanması geleneksel toplumdan kopuşu hazırlayan göstergelerdir. Aynı zamanda bu dönemde iç ve dış ticaret ile bankacılık ve ulaştırma hizmetleride gelişmektedir.

Milli birlik duygusunun gelişmeye başladığı, okur yazar oranının yükselmesi için de etkin bir eğitim ve öğretim ve öğretim çabasına girişildiği de göze çarpmaktadır.

 

– Modern Topluma Geçiş: Bu dönemde teknolojik gelişme daha da hızlanmakta, müteşebbis sınıf gelişmekte, yatırımlar artmaktadır. Aynı zamanda kentleşme oranı yükselmektedir. Kentleşme oranının %25 in üzerine çıkması modern üretimin gerekliliğini ortaya çıkarır. Bunu okur yazar oranındaki artış izler.

Genel olarak modern topluma geçiş aşamasında yatırımların milli gelirin %10 una ulaştığı, imalat sanayinin yaygın bir hale geldiği ve modern ekonomik yapıya uygun siyasal ve hukuki kurumların kurulduğu görülür.

 

Modern Toplum

 

Modern toplum, sanayi ve hizmet sektörlerine dayalı bir ekonomik yapıya sahiptir. Teknoloji düzeyi çok ileri olup, üretimde mekanik güç kullanılmaktadır. Üretim piyasa için yapılmakta verimlilik artmaktadır. Bu toplumlar diledikleri her şeyi üretebilecek güce erişmiş durumdadırlar. Kentleşme eğiliminin ve eğitim sisteminin gelişmesi sonucu okur yazar oranı çok yüksek oranlara erişmektedir. Dolayısıyla bu toplumlarda sosyal, kültürel, hukuki alt ve üst yapılar tamamlanmıştır.

 

VERGİ YAPISI

 

Bireylerin ve kurumların belirli dönemlerde tabi oldukları vergi kümelerinin tümü bir ülkenin vergi sistemini veya vergi yapısını oluşturur.

Vergi yapıları, tarihsel bir kurum olarak ülkelerin sosyal, politik ve ekonomik koşullarına bağlı olarak oluşur ve toplumun mali fonksiyonunu yansıtırlar. İdeal bir vergi yapısı, ülkenin sosyo-ekonomik yapısına uygun ve ekonomide istikrarsızlıklara yol açmaksızın her türlü kamusal gereksinmeleri karşılayacak bir biçimde olmalı özellikle devletin sunacağı hizmetlerin maliyetlerini karşılayacak fonları sağlamalıdır.

 

¨Şimdi farklı toplum türlerine özgü vergi yapılarını inceleyebiliriz.

 

Geleneksel Toplumların Vergi Yapıları

 

Böyle toplumlarda devlet gelirleri genellikle

–          Vergi dışı gelirlerden (devletin mülkiyet gelirleri gibi)

–          Geleneksel dolaysız vergilerden (baş vergileri, gayri safi üretimden alınan pay, arazi vergileri gibi)

–          Dolaylı vergilerden (gümrük vergisi, harçlar ve tüketim vergileri)

 

Geçiş Dönemi Toplamlarının Vergi Yapıları:

 

– Geleneksel Toplumdan Kopuş Dönemindeki Ülkelerin Vergi yapıları:

Geleneksel toplumdan kopuş dönemindeki vergi yapılarının özelliğini geleneksel dolaysız vergilerin göreli payının azalması, önceleri dış ticaret üzerinden alınan vergilerin payı artış gösterirken sonraları yurtiçi üretimin genişlemesi sonucu yurtiçi dolaylı vergilerin payının artması olarak özetleyebiliriz.

 

Modern Döneme Geçiş Aşamasındaki Toplumların Vergi Yapıları

Bu aşamada bulunan ülkelerde ekonomik kalkınmanın bir sonucu olarak gelir ve kurumlar ülkelerde ekonomik kalkınmanın bir sonucu olarak gelir ve kurumlar üzerinden alınan vergiler uygulama alanı bulmakta, geleneksel dolaysız vergiler önemini iyice yitirmekte dış ticaret üzerinden alınan vergilerin payı azalabilmekte ve yurtiçi dolaylı vergilerde en yüksek gelir getiren tür olarak vergi yapısında yer almaktadırlar.

 

Modern Toplumların vergi yapıları

 

Bu toplumların vergi yapıları incelendiğinde dış ticaret üzerinden alınan vergilerin önemi iyici azalırken, modern dolaysız ve dolaylı vergiler ön plana çıkmaktadır. Vergi yapısı ekonomik yapıdan ziyade sosyo-politik ideolojilerin ve geleneklerin etkisi ile şekillenir. Vergi yapılarındaki farklılıklardan dolayı vergilerin toplam devlet gelirleri içindeki payı üçte bir ile üçte iki arasında değişir. Şahsi gelir vergisi ve diğer dolaysız vergilerle ülkenin siyasal yapıları arasında bir uyum sağlanabilir. Bu dönemde, devlet, daha önceden erişemediği derecede vergileme kapasitesini arttırabilme imkanına kavuşur ve vergi yapısında gerekli değişiklikleri kolaylıkla yapabilir.

 

 

 

                         VERGİ YÜKÜ ve YANMASI

 

 

VERGİ YÜKÜ: Belirli bir dönemde devlete veya diğer kamu tüzel kişilerine yapılan ödemelerle, bu ödemeleri yapan mükelleflerin aynı dönemde ettikleri gelirler arasındaki niceliksel ilişkindir.

 

Vergi Yükü Türleri

 

–          Toplam Vergi Yükü

–          Bireysel Vergi Yükü

–          Net Vergi Yükü

–          Gerçek Vergi Yükü

 

-Toplam Vergi Yükü: Bir ekonomide ödenen vergilerin, ekonomi üzerinde oluşturduğu yüke toplam vergi yükü denir. Bu kavram bize belirli bir dönemde toplumun vergi ödeme kapasitesini göstermesi bakımından yararlı olmaktadır.

 

 

Ödenen Vergiler

Toplam Vergi Yükü=   ¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾

Toplumun Geliri

 

– Bireysel Vergi Yükü: Bireysel vergi yükü objektif ve sübjektif vergi yükü olarak ikiye ayrılmaktadır. Sübjektif vergi yükü bireylerin vergi ödemeleri sonucu vergiye karşı takındıkları psikolojik tavırlardır. Buna vergi baskısı da denilir. Objektif vergi yükü bireylerin belirli bir dönemde ödedikleri tüm vergilerin elde ettikleri gelire oranlanmasıdır.

 

Bireylerin ödediği vergiler

Bireysel Vergi Yükü =   ¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾

Bireylerin Geliri

 

-Net vergi Yükü: Belirli bir dönemde ödenen vergilerden kamusal hizmetler sonucu elde edilen kamusal yararın düşülmesi sonucu bulunan değerin gelire oranlanmasıdır.

 

Ödenen Vergi- Kamu Hizmetlerinden Sağlanan Yarar Net Vergi Yükü= ¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾¾

Gelir

 

-Gerçek Vergi Yükü:

 

 

Ödenen Vergi             Hizmetlerden sağlanan fayda

+                   ¾                       +

Yansıyan vergiler               Yansıtılan Vergi

 

Gerçek vergi yükü=       ________________________________________________

Gelir

Ancak bu hesaplamada kamu hizmetlerinden sağlanan yarar ile, yansıyan ve yansıtılan vergilerin hesaplanması son derece zordur. Bu nedenle uygulamada genellikle toplam ve bireysel vergi yükü kavramları kullanılır.

 

­-Gelir Grupları veya Sektörler arası Vergi Yükü: Bir ekonomide türlü gelir grupları ayrı ayrı ele alınıp, her bir grubun vergi yükleri tek tek hesaplanırsa, gelir grupları arası vergi yükü hesaplanmış olur.

 

VERGİ BASKISI

 

Ödenen vergilerin bireylerin davranışlarının üzerinde yaratacağı psikolojik tepkilerden söz etmiş ve bunu vergi baskısı olarak tanımlamıştık. Dolayısıyla bireyler vergi nedeniyle gelirlerinde oluşan azalmaya karşı tepki gösterecek ve türlü eylemlerle vergilerin etkilerini gidermeye veya azaltmaya çalışacaktır. Şimdi vergi baskısı karşısında mükelleflerin davranış biçimlerini kısaca inceleyelim.

 

–          Vergiden Kaçınma

–          Vergi Kaçakçılığı

–          Vergi Baskısından Kurtulma Çabaları

–          Verginin Yansıtılması

 

Vergiden Kaçınma

           

Vergiden kaçınma vergi yasalarına aykırı hareket etmeksizin (istisna ve muafiyetlerden yaralanması; vergi konusunun veya mükellefiyetin alanının dışına çıkmak gibi) bireyin vergi mükellefiyetinden kurtulması ve hazineyi vergi kaybına uğratmasıdır. Vergiden kaçınma genellikle 3 yoldan yapılmaktadır.

–          Gelir aktarımı

–          Vergilerin ertelenmesi

–          Vergi arbitrajı

 

Gelir aktarımı:Yüksek oranda vergilenen mükellefler , düşük oranda vergilenen bireylere gelir aktarmak isteyeceklerdir. Özellikle anne babaların çocuklarına bazı varlıkları vererek gelir aktarmaları vergi avantajı sağlayabilmektedir.

 

Vergilerin Ertelenmesi: Bugünün 1 TL’si ertesi yılın 1 TL’sından daha değerlidir. Buna göre, vergi yasaları fırsat tanıdığı sürece, bir mükellefin vergilerini daha sonra ödemeye çalışması çıkarına olacaktır.

 

Vergi Arbitrajı: Vergi arbitrajı farklı gelir türleri ve farklı bireylerin vergilendiği değişik oranların avantajından faydalanmayı ifade etmektedir. Örneğin, iki mükellef ayrı ayrı vergilendiğinden ödedikleri vergi ortak mükellefiyette ödedikleri vergiden yüksek ise, doğal olarak ortak mükellefiyeti tercih ederek daha az vergi ödeyeceklerdir.

 

Vergi Kaçakçılığı: Yasalara aykırı hareket ederek vergi mükellefiyetinden kısmen veya tamamen kurtulmak, vergi kaçakçılığı olarak tanımlanır. Örneğin mükelleflerin bazı tür gelirlerini gizlemeleri, yasalarda yazılı oranlar içinde düşük göstermeleri, tutulan defterlerde hile yaparak vergi matrahının azaltılması gibi

 

Vergi Baskısından Kurtulma Çabaları: Verginin giderilmesi, mükellefin yükünü azaltmak veya bu yükten tamamen kurtulmak için vergi karşısında aldığı ekonomik önlem olarak tanımlanabilir.

 

Verginin Giderilmesinde Ekonomik Eylemler:

 

¨ Karar etkisi:Vergi, mükelleflerin satın alma güçlerini etkilediği gibi, aynı zamanda bireylerin tüketim, tasarruf ve yatırım kararlarını da etkileyebilir. Buna karar veya beyan etkisi denilmektedir. Mükellefler tüketim , tasarruf ve yatırım kararlarını değiştirerek daha az vergi ödeyebilirler.

¨Gelir Etkisi:Vergi nedeniyle gelirleri azalan bireyler, gelirlerindeki bu azalmayı ek işler bularak veya kendi işlerinde daha çok çalışarak gidermek yolunu seçebilirler. Buna verginin gelir etkisi diyoruz. Burada dikkat edilecek konu, bireyin daha fazla çalışarak elde ettiği gelir ile vergi yükünü gidermesidir.

¨İkame Etkisi:Varolan, yeni konulan veya oranları arttırılan vergiler çalışma sonucu elde edilen gelirler üzerinde önemli ölçüde etkili olursa, bireyler boş zaman taleplerini arttıracaklardır. Başka bir deyişle daha az çalışarak gelir düzeylerini düşürecekler ve verginin etkisini gidereceklerdir.

 

Verginin Yansıması

Vergiyi ödeyen birey gerçekte onun yükünü taşımıyorsa vergileme yönünde bir yansıma var demektir. Vergi yansıması vergi yükünün piyasa koşullarına bağlı olarak kısmen veya tamamen başkalarına aktarılması işlemidir. Verginin yansıtılması, mükellefin vergi yükünü taşımak istememesinden kaynaklanır. Vergilerin yansıyabilmesi vergilerin türüne, piyasa yapısına, piyasa koşullarına, hukuki bazı öğelere bağlıdır.

 

Vergi Yansıması Süreçleri

–          Verginin Ödenmesi

–          Vurgu

–          Aktarma

–          Yerleşme

 

¨Verginin Ödenmesi: Vergi yansımasından söz edebilmek için herşeyden önce herhangi bir bireyin vergiyi ödemiş olması gerekir.

¨Vurgu : Verginin ödenmesi sonucu parasal mükellefiyet altında olan bireyin vergi karşısında gösterdiği ilk olumsuz psikolojik tepkidir. Bu tepki sonucu birey ödemiş olduğu vergiyi başkalarına aktarma yolunu arar.

¨Aktarma: Aktarma, vurgudan sonra verginin yükünün bir başkasına geçirilmesi olayıdır.

¨Yerleşme: Verginin artık aktarılmaması sonucu nihai bir mükellef üzerinde kalmasıdır.

 

Verginin Yansıması Türleri

 

  1. a) İleriye ve Geriye Doğru Yansıma: Eğer malın fiyatı artınca bu mala olan talepte esnekliği satış miktarlarını etkilemiyorsa, satış fiyatı artırılarak ödenen vergi bir üçüncü bireye aktarılabilir. Buna verginin ileriye doğru yansıması diyoruz. Konuyu üreticiler açısından ele aldığımızda, eğer üreticiler mal ve hizmetleri üretirken ödedikleri vergiyi ileriye doğru yansıtmıyorlarsa girdi maliyetlerinin fiyatlarını düşürmeye çalışarak vergi yükünden kurtulmanın yollarını ararlar. Eğer üreticiler çalıştırdıkları işçilerin ücretlerini aldıkları hammadde ve enerji gibi malların fiyatlarını düşürebiliyorsa bu takdirde ödenen vergi geriye doğru yansıtılmış olur.

 

  1. b) Sınırsız ve Sınırlı Yansıma: Eğer vurgu süreci sonucu vergi aktarılabiliyorsa, ve bu olay çok sayıda tekrarlanabiliyorsa buna sınırsız yansıma denir. Eğer vergi sonucu verginin tamamı aktarılarak vergi yükü belirli bir noktada yerleşiyorsa, bu olay sınırlı yansıma olarak nitelendirilir.

 

c)Yasal Yansıma ve Ekonomik Yansıma: Eğer vergi yansıması hazırlanırken, yasama meclisi ödenecek verginin mükellefi üzerinde kalması gerektiğini veya ödenen verginin bir başkasına aktarılabildiğine dair açık hükümlere yer vermişse bu durumda yasal vergi yansımasından söz edilir. Ekonomik yansıma ise tamamen piyasa koşullarına bağlı olarak verginin yansıtılabilmesidir. Piyasa koşulları elverişli ise vergi yansıtılır. Aksi halde ödeyicinin üzerinde kalır.

 

  1. d) Mutlak ve Diferansiyel Yansıma: Mutlak yansıma, belirli bir vergideki artışın gelir dağılımı üzerindeki etkisidir. Diferansiyel yansıma ise kamu harcamaları değişmez kabul edildiğinde, herhangi bir verginin kaldırılıp yerine yeni bir vergi konulması halinde gelir dağılımında meydana gelen etkilerdir.

 

Vergi Yansımasını Etkileyen Öğeler

 

  1. a)       Verginin Türü ve Kapsamı
  2. b)       Talep ve Arz Esnekliği
  3. c)       Piyasa Yapası
  4. d)       Tüketicilerin gelir düzeyi, zevk ve alışkanlıkları

 

  • Verginin Amortismanı

 

Herhangi bir dayanıklı mal veya kıymetli evrakın sermaye değeri veya iradı üzerine konulan sürekli nitelikte vergiler bir tür geriye doğru yansıma olayı meydana getirerek, sermaye değerinin düşmesine yol açarlar. Sermaye değerindeki bu azalmaya verginin amortismanı denir.

Konu bir örnek üzerinde daha iyi açıklanabilir. Bir yılda 100 milyon TL irat sağlayan bir gayrimenkulun, piyasa faiz oranı % 50 ve irat üzerindeki vergi oranı % 20 ise, gayrimenkulun vergi öncesi sermaye değeri nedir?

 

Yıllık İrat          100 000 000

Vergi öncesi Sermaye Değeri = ¾¾¾¾¾¾¾ = ¾¾¾¾¾¾¾ = 200 000 000 TL olacaktır.

Faiz Oranı                   0.50

 

 

Vergi sonrası irat dikkate alındığında % 20 vergi düşüldükten sonra kalan net gelir üzerinde vergi sonrası sermaye değeri;

 

Yıllık İrat            80 000 000

Vergi Sonrası Sermaye Değeri = ¾¾¾¾¾¾¾ = ¾¾¾¾¾¾¾ = 160 000 000 TL olacaktır.

Faiz Oranı                   0.50

 

  • Verginin Kapitalizasyonu

 

Verginin kapitalizasyonu verginin amortismanıının tam tersi bir olaydır. Kapitalizasyon bir dayanıklı mal veya kıymetli evrakın sermaye değeri veya iradı üzerinden alınan bir verginin kaldırılması ile sermaye değerinin yükselmesidir.

Aynı örnekte, verginin kapitilasyonu da açıklanabilir. Vergi sonrası 160 milyon TL değere sahip gayrimenkulün , verginin kaldırılması sonucu elde edilen irat 100 milyon olacaktır ve piyasa faiz oranının da yine sermaye değeri, 100 milyon / 0.50 = 200 milyon TL’ye çıkacaktır

 

 

                         VERGİLENDİRMENİN ÖZENDİRİCİ ETKİLERİ

 

 

 

 

Giriş:

Vergilemenin özendirici etkileri; büyüme hızı üzerinde, dış ticaret üzerinde, sanayi üzerinde ve arz yönlü iktisat olmak üzere dört bölüm halinde incelenmiştir.

 

            Büyüme hızını yetersiz bulan bir hükümet nasıl bir vergi politikası izler?

– Kaynakları tüketimden yatırımlara kaydırmayı hedefleyen bir vergi politikası izleyebilir. Yada talebi yurtdışı mallardan yurt içi mallara kaydıracak tedbirler vergi düzenlemeleri vasıtasıyla uygulanabilir.

 

ªYatırımları Teşvik Edici Vergi Politikaları

 

1-       Vergi İstisnaları

1-a) Yatırım İndirimleri

1-b) Yatırım Fonu İstisnaları

2-       Hızlandırılmış Amortismanlar

3-       Vergi Ertelenmesi

4-       Zararların Mahsubu

5-       Gümrük Kolaylıkları

 

– Yatırımların düşük olmasının esas sebebi yatırımları özendirici araçların yetersizliğidir. Devlet, yatırımları artırabilmek için vergi sistemini yatırımlar lehine ek ayrıcalıklarla donatmalıdır. Şimdi bunları görelim.

 

1-Vergi İstisnaları: İstisna, verginin konusuna yönelik vergi avantajları sağlayan uygulamalardır. Devlet bu tür uygulamada yatırımdan elde edilen gelirleri, kısmen veya tamamen belli bir süre ile vergi dışı bırakmaktadır. Bunlar iki şeklide olur.

  1. a)       Yatırım İndirimleri: Belli şartlara uymak kaydıyla yapılan yatırımların maliyetinin kısmen veya tamamen, bu yatırımdan elde edilen gelirden düşülerek vergi dışı bırakılmasıdır.
  2. b)       Yatırım Fonu İstisnaları: İşletmeler kullanılmış makine ve tesislerin satışından önemli ölçüde kar elde edebilirler, zira bunların bu tür karları önemli meblağlara ulaşabilir. Devlet, bu şekilde oluşan karları, firmaların bu fonları yatırım için kullanmaları şartıyla vergi dışı tutmaktadır. Ülkemizde bu tür fonlar üç yıl süreyle vergiden müstesnadırlar.

 

2 –Hızlandırılmış Amortisman: Bazı hallerde amortismana tabi kıymetlerin, kanuni sürelerinden önce vergi ilk kullanım dönemlerinde daha fazla amortismana ayrılarak itfa edilmesine izin verilmekte ve bu yolla işletmelere mali destek sağlanmaktadır.

 

3- Vergi Ertelenmesi: Vergi ertelenmesi ya da vergi tatili, gelirlerinin belli bir süre için (mesala 15-10 yıl gibi) vergi dışı bırakılmasıdır.

 

4- Zararların Mahsubu: Bu müessese özellikle müteşebbislerin riskli yatırımlara girme eğilimini teşvik etmektedir. Zarar mahsubu yöntemi kabul edilirse, devlet bir anlamda işletmelerin zararına da ortak olmakta ve bu zararın gelecek yıllardaki (Türkiye’de 5 yıl boyunca) vergi alacağından vazgeçerek tanzim edilmesini sağlamaktadır.

 

5- Gümrük Kolaylıkları: Bazı durumlarda yurtdışından alınacak makine – teçhizata ait gümrük vergileri önemlice bir miktarı bulmakta ve buda yatırımları güçleştirmektedir. Bu gibi olumsuzlukları önlemek için yatırımlarla doğrudan ilgili makine teçhizat ve hammadde ithalinin kolaylaştırılması savunulmaktadır. Bu amaçla bu tür malları kısmen veya tamamen gümrük vergisinden müstesna tutma, gümrük vergilerini taksitlendirme gibi uygulamalar önerilmektedir.

 

Yatırımları Teşvik Edici Vergi Politikalarında Dikkate Alınması Gereken Hususlar

 

– Yatırımlar teşvik edilirken, tasarrufların arazi, bina, stoklar gibi üretken olmaktan çok spekülatif amaçlı alanlara kayması önlenmelidir.

 

– Vergi sistemini çok fazla ayrıcalıklarla donatmak vergilemenin ihtimali dikkatle araştırılmalıdır.

 

– Vergi teşviklerinin vergi kaçakçılığına alet olarak kullanılması ihtimali dikkatle araştırılmalıdır.

 

– Durgunluk belirtileri gösteren bir ekonomide genişleme yatırım harcamalarını arttırarak sağlanmak isteniyorsa, kullanılacak vergi teşviklerinin geçici olması daha etkili olacaktır. Vergi teşviklerinin geçici olması halinde müteşebbislerin yatırım planlarını teşviklerden faydalanmak için daha erkene almaları sağlanabilir.

 

 

Enflasyon ve Yatırımlar

 

Uzun süre yüksek oranlarda seyreden bir enflasyonun yatırımlar üzerinde olumsuz etkide bulunduğu aşikardır.

Bilindiği gibi enflasyon gelir dağılımını girişimci sınıfı lehine çarpıtır. Girişimci sınıfın tasarruf meyli yüksek olduğundan , enflasyonla ortaya çıkan bu gelirin yeniden dağılımı toplum tasarruflarını artırabilir. Tasarruflar artmasa bile tasarruf bileşimi müteşebbisler lehine değişeceğinden yatırımların artması beklenir.

Ancak enflasyonun tasarrufları spekülatif alanlara kaydıracak ve insanları paradan kaçıp tüketime yöneltecek kadar yüksek olmaması gerekir. Enflasyonun yatırımlar üzerinde bu şekilde olumlu etkilerinin sağlanabilmesi halinde, devlet bir kısım harcamaların vergiler yerine açık bütçe (para basarak) politikası ile finanse ederek enflasyona yol açmak suretiyle yatırımları dolaylı olarak teşvik edebilir.

 

Arz Yönlü İktisat ve Vergi Politikası

 

Art yönlü iktisatçıların yüksek vergi oranlarının insanların çalışma şevkini kırdığını iddia etmekte ve vergi oranlarının düşürülmesinin çalışmayı teşvik edeceği, tasarruf ve yatırımları artıracağını ileri sürmektedirler. Arz yönlü iktisatçılar vergi indiriminin bütçe açıklarını artırmayacağını savunmuşlardır. Çünkü vergi oranları düşürülünce üretim artacak ve toplam vergi hasılatı artabilecektir. Bu görüşlerini de laffer eğrisi ile açıklamışlardır.

 

 

 

 

 

                         TÜRK VERGİ SİSTEMİ

 

 

 

 

Vergi Sisteminin Tanımı: Belirli bir dönemde bir ülkede uygulanan toplumsal mali yüklerin, başka bir deyişle vergi, resim, harç şerefiye ve benzeri yükümlülükler o ülkenin vergi sistemini oluşturur.

Vergi sistemi dar anlamda veya geniş anlamda ele alınabilir. Dar anlamda vergi sistemi ; kamu gelirlerinin bir bölümünü, yani daha çok merkezi, devletin uyguladığı vergileri kapsar. Geniş anlamda vergi sistemi ise; devletin , yerel yönetimlerin, il özel idarelerinin, köylerin vakıfların ve diğer kamu kuruluşlarının sağladıkları tüm mali yükümlülükleri kapsar.

 

Türk Vergi Sistemi

 

Günümüzde Türk vergi Sistemi Üç saç ayağı üzerine oturmaktadır.

 

1-       Gelir üzerinden alınan vergiler

–          Gelir vergisi

–          Kurumlar vergisi

2-       Servet üzerinden alınan vergiler

–          Emlak vergisi

–          Veraset ve intikal vergisi

–          Motorlu taşıtlar vergisi

3-       Harcamalar üzerinden alınan vergiler

–          Katma değer vergisi

–          Banka sigorta muameleleri vergisi

–          Gümrük vergisi

–          Akaryakıt tüketim vergisi

–          Taşıt alım vergisi

 

 

Gelir Üzerinden Alınan Vergiler

 

Gelir Vergisi : Mükelleflerin kişisel ve ailevi durumlarını dikkate alan subjektif yapılı bir vergi türüdür.

 

Gelir Vergisinin Konusu : Genelde gelir vergisinin konusu, gerçek kişilerin belli bir dönemde elde ettikleri kazanç ve iratlardır. Türk Gelir Vergisi Yasasında gelir “Bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır. Vergiye tabi yedi kazanç ve irat türü şu şekilde sıralanmaktadır.

–          Ticari kazançlar

–          Zirai kazançlar

–          Ücretler

–          Serbest meslek kazançları

–          Gayrimenkul sermaye iratları

–          Menkul sermaye iratları

–          Sair kazanç ve iratlar

 

Gelir vergisinde vergiyi doğuran olay gelirin elde edilmesidir. Gelirin elde edilmesinde değişik gelirlere göre, tahakkuk esası veya tahsil esası geçerli olmaktadır.

 

Gelir Vergisinde Matrah

 

Gelir vergisinin matrahı gerçek kişilerin safi geliridir. Genelde en az geçim indirimi ayırma ilkesine dayalı bazı sosyal nitelikli tutarların gelir vergisi matrahından indirilmesi kabul edilmektedir. Bazı tür giderler ise matrahın hesaplanmasında indirilmez. Bu giderlere, ödenen bir kısım vergiler, para cezaları ve belli miktarı aşan bağış ve yardımlar örnek verilebilir.

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ

[wp_ad_camp_5]

sonraki sayfadan devam ediniz