Kpss A Grubu Maliye
Konu Anlatımı , Ders Notları pdf
EKONOMİK SORUN
Üretim kaynaklarının kıtlığı, devlet ekonomisi (Kamu Maliyesi) nin incelediği konuların hareket noktasıdır.
Üretim faktörlerinin kıt olası ( Emek, Toprak, sermaye, girişimci) veya ülkeler arasında farklılık göstermesi Ekonomi biliminin çözüm aradığı başlıca unsurdur.
Üretim faktörlerinin kullanımındaki tercih aynı zamanda toplumların ekonomi biliminin çözüm aradığı başlıca unsurdur.
Üretim faktörlerinin kullanımındaki tercih aynı zamanda toplumların ekonomik yapısını şekillendirecektir. Günümüz modern toplumlarında bu konuda kararların alındığı iki ekonomik kesim bulunmaktadır. Bunlar “özel kesim” ve “kamu kesimidir.”
Özel Kesim: Kaynakların kullanımı gelirin dağılımı ve üretilen mal ve hizmetlerin özel ve toplumsal ihtiyaçlar arasında dağılımına serbest piyasada çözüm aranmaktadır.
Kamu Kesimi: Kamu kesimi ise , totaliter yada müdaheleci güce dayanarak çözümü öngörür.
Ekonomik Kararların alındığı sistemler
1- Serbest Piyasa Sistemi: Üretim kaynaklarının ( faktörlerinin) özel müteşebbislerin elinde olduğu piyasadır.
Bu piyasada kimler için ne kadar mal üretileceğine üretim kaynaklarının sahipleri ve müteşebbisler karar verir.
– Üretim piyasadaki talep
– Talebi de kaynak sahiplerinin geliri belirler
2- TOTALİTER MÜDAHELECİ (Sosyalist) SİSTEM: Üretim kaynakları devletin mülkiyetindedir. Bunlar devlet tarafından kullanılır.
– Neyin ne miktarda üretileceğine devlet karar verir.
3- Karma Ekonomik Sistem: Piyasa mekanizmasının esasının ( Serbest Piyasa) korunduğu, ancak devletin toplum çıkarlarını korumak için ekonomiye müdahalede bulunduğu sistemdir.
DEVLETİN EKONOMİKDEKİ ROLÜ
Kamu Ekonomisinin Niteliği
Devlet eliyle yürütülen ekonomik işlevlerin tümü “Kamu ekonomisi” kavramını ifade eder.
Kamu ekonomisinin en büyük bölümünü devlet bütçesi teşkil ettiğinden maliye derslerinde, kamu ekonomisinin incelenmesinde genellikle merkezi hükümet bütçesi ele alınır bu nedenle de ” devlet bütçesi deyimi” kullanılır.
Üretim Kaynakları Açısından Kamu Ekonomisi
Ekonomide mevcut üretim kaynaklarının üretimde kullanılması onlara sahip olmakla mümkündür. Burada karşımıza mülkiyet sorunu çıkıyor. Örneğin;
Emek: Kişinin kendi iradesine bağlı çalışma arzusu
Tabiat (Toprak): İnsanlara “mülkiyet” dediğimiz bir hukuki ilişki ile bağlıdır.
Sermaye: Bireylere “mülkiyet” dediğimiz hukuki bir ilişki ile bağlıdır.
İşte bu kıt kaynakların üretime tahsisi ve üretimin bireyler arasında dağılımı meselesi, bu kaynakların aidiyet yada mülkiyet bağları açısından onlara sahip olanların kararlarınada da sıkı sıkıya bağlı olacaktır.
Toplumların kendi bireysel iradelerinin ve güçlerinin üstünde bir devlet otoritesine ihtiyaç duymalarından dolayı üretimin kıt kaynaklarından toprak ve sermayenin bir kısmının mülkiyeti bireyler tarafından toplum adına devlete bırakılmış bu iki kaynakla birlikte, toplumda mevcut emek kaynağınında devlet tarafından kullanılmasına rıza gösterilmiştir.
Amaç: Bireysel ihtiyaçlardan çok toplumsal ihtiyaçların karşılanmasıdır.
Bu nedenle; günümüzde her milli ekonomi, biri diğerlerinden ayrı ilkelerde işleyen ve birbirini etkileyen iki bölüme ayrılmıştır.
1- Kamu Ekonomisi
2- Özel Ekonomi
Aslında her iki ekonomide bireylerin ihtiyacı olan mal ve hizmetleri kıt kaynakları kullanarak artırmak hedefinde birleştikleri halde bu hedefe ulaşma yollarında farklılıklar gösterirler.
Özel Ekonomide neyin nasıl ve kimler için üretileceğine bireyler karar verir.
Devlet Ekonomisinde ise ( Kamu Ekonomisi) üretim ve kaynakların kullanılması toplumsal isteklere göre yapılır.
Kamu Ekonomisinde ve Özel Ekonomide Kıt Kaynakların Kullanımı
Kıt Kaynaklar .
Kamu Ekonomisi Özel Ekonomi
¯ ¯
Bütçe Piyasa
¯ ¯
Politik Süreç Faydalandırma Süreci
¯ ¯
Toplumsal İstekler ® İnsanın İhtiyaçları ¬ Özel İstekler
İHTİYAÇ ve REFAH
İnsanların ihtiyaçları, mal ve hizmetlerin tüketimi ile giderildiğine göre bir anlamda refah duygusunun artmasıdır. İnsanın ihtiyaçlarını karşılayarak bu tatmin duygusunu duyması ise, mal ve hizmet üretiminin azami bolluk düzeyinde olmasını ve bireylerin bu bolluktan eşit olarak pay almasını gerektirir. Bunun için günümüz ekonomilerinde ulaşılması zorunlu bazı hedefler öngörülmektedir.
1- Üretilecek mal ve hizmetlerin tercih özgürlüğü
2- Üretim kaynaklarının optimum düzeyde (en fazla üretim elde edecek tarzda) kullanılması. Buna kaynakların etkin kullanımında diyebiliriz.
3- Toplumda her yıl bir önceki yıla göre kişi başına düşen gelirin ( üretim miktarının- reel gelirin) artış hızının sağlanması yani büyüme hızının sürdürülmesi
4- Üretilen mal ve hizmetlerin toplumun kişileri arasında adil olarak bölüşümü
5- Bütün bu hedeflere bir ekonomik istikrar içinde ulaşmak (Toplam arz = Toplam talep)
Üretimde Optimizasyonun (etkinliğin) sağlanması için 3 şartın yerine getirilmesi gerekir.
1- Toplumun sahip olduğu teknik bilgi ve üretim faktörlerini kullanmada en yüksek düzeyde üretim hacmini sağlayacak, üretim yöntemleri seçilmelidir.
2- Üretim tüketici tercihlerine göre ayarlanmalıdır. (Hangi mal marjinal tatmini daha çok sağlıyorsa o üretilmelidir)
3- Bütün üretim faktörleri tam olarak istihdam edilmelidir.
Kamu ekonomisinde üretilecek mal ve hizmetlerin tercihi “oy” tarafından belirlenir. Özel Ekonomide ise piyasa talebi ve fiyat mekanizması tarafından belirlenir.
ÖZEL EKONOMİDE REFAHI GERÇEKLEŞTİRME İMKANLARI
Piyasa kanalıyla kaynakların optimal dağılımı için öngörülen şartlar şunlardır.
- a) Her tüketim alanında çok sayıda alıcı ve satıcı bulunmalıdırki hiçbir alıcı ve satıcı toplam arz ve talebi değiştirmemeli, dolayısıyla fiyatı etkinlememelidir.
- b) Piyasalar “kusursuz piyasa” niteliği taşımalıdır. Yani her üretim alanında tek bir fiyat mevcut olmalıdır.
Kusursuz Piyasa ancak şu şartlarda gerçekleşir
1- Her malın ve hizmetin satıldığı piyasada o mal ve hizmet çeşitlerinin birbirine benzer olması
2- Mal ve hizmetlerin, ekonominin her bir yanındaki piyasalara kolayca götürülmesinin imkan dahilinde bulunması
3- Bütün alıcı ve satıcılar arasında yakın bir ilişkinin bulunması ve bu suretle herkesin alış-verişlerde yapılan tekliflerden haberdar olup, piyasa hakkında kusursuz bilgi sahibi bulunması.
4- Üretim faktörlerinin, talebe bağlı olarak, piyasaya giriş veya çıkışında devlet otoritesince konmuş yasal veya sosyal engellerin bulunmaması
5- Tüm pazarlıkların; duyguların, ön yargıların ve alışkanlıkların etkisinden uzak kalarak, teklif edilen fiyata dayanılarak yapılması ve bu surette en rasyonel tercihe ulaşması
DEVLET FAALİYETLERİNİN OPTİMAL DÜZEYİ VE KAMUSAL MAL VE HİZMETLER
ÜRETİMDE SEKTÖRLER ARASI KAYNAK DAĞILIMI
Bir iktisadi sistem özel ve kamu sektörü arasındaki kaynak dağılımı bileşimini belirlemek zorundadır. Sosyal denge olarak bilinen optimal dağılım bileşimi kavramını genişletmek gerekir. Bunun için toplumdaki bireylerin efektif talebi ve tercih modelleri veri olarak alınır. Gerçek ve optimal dağılım noktaları aynı nokta olabilir veya olmayabilir. Eğer bu noktalar farklı ise, optimal altı kaynak dağılımından , sosyal dengesizlikten veya sektörler arası noksan dağılımdan söz edilir.
Şekil 3.1 Sektörler arası Kaynak Dağılımı Optimal ve Yarı Optimal Noktalar
A noktasında milli üretimin, özel sektör ve kamu sektörü arasında optimal olarak dağıldığı varsayılmıştır. Bu sosyal denge noktası, gelirin, servetin , siyasal oy gücünün bireyler arasında dağılımı nedeniyle etkili bir hale gelen, özel ve kamu malları için toplumdaki bireylerin gerçek tercihlerini yansıtır.
B ve C noktalarında optimal altı kaynak dağılımını ve sosyal dengesizliği gösterir. Sektörler arası yeniden dağılıma gerek vardır.
Optimal = en uygun koşul = optimum = etkin
* . Sosyal Denge “ optimal” ve “gerçek” kaynak dağılımı noktalarının çakışması ile gerçekleşir.
Sektörlerarası Kaynak Dağılımında Farksızlık Yaklaşımı
|
Şekilde 750 milyar liralık özel sektör ve 250 milyar liralık kamu sektörü üretiminin gerçekleştiği, üretim imkanları eğrisinin S3 farksızlık eğrisine teğet olduğu A noktasında sektörler arası optimal kaynak dağılımının sağlandığı durum gösterilmektedir.
KAMUSAL MAL VE HİZMET KAVRAMI
Kamusal mal ve hizmetlerin özelliği bunların faydasının bölünemez olması ve piyasada fiyatlandırılmamasıdır. Bu mallar üretilip topluma sunulursa tüm bireyler ortak olarak bu mal ve hizmetin faydasından yararlanırlar. Bireyler isteseler dahi kamusal mal ve hizmetin faydasından mahrum bırakılamazlar (Milli savunma, adalet). Dolayısıyla talebi ve fiyatı oluşmayan mal ve hizmeti özel kesim üretemeyeceği için, bu tür mal ve hizmetler kamu kesimi tarafından üretilir.
Diğer taraftan kamusal karşıtı olan bölünebilir mallar tüketimden mahrum bırakılma ilkesine göre üretilir. Başka bir anlatımla, bireyler bu tür mal ve hizmetler için bir fiyat ödemedikleri zaman bu malı tüketmekten alıkonulabilir. Bu mal ve hizmetin faydası tamamıyla kullanıcısına ait olduğu için, bölünebilir malları fiyatlandırabiliriz (kalem, gömlek). Bölünebilir mallar; talebi piyasada oluştuğu ve fiyatı olacağı için, özel kesim tarafından sunulur.
Bireylere tek tek fayda sağladığı gibi, toplumada bir bütün olarak fayda sağlayan mal ve hizmetlere “yarı kamusal mal ve hizmet” denir.
DIŞSALLIKLAR(DIŞSAL FAYDALAR VE DIŞSAL ZARARLAR)
Dışsal Fayda: Bir iktisadi birimin iktisadi faaliyetlerinden, bir diğer iktisadi birimin maliyete katlanmadan fayda sağlaması halidir.
Dışsal Zarar: Bir iktisadi birimin iktisadi faaliyetlerinden bir diğer iktisadi birimin zarar görmesi halidir.
Birer örnek verecek olursak; dışsal fayda , bir yere açılan özel bir okulun faaliyetleri ile artan öğrenci sayısıyla oradaki bir kitapçının müşterilerinin artması gibi dışsal zararda da, artıklarını nehre vererek maliyetlerini azaltan bir fabrika buraya yakın bir turizm işletmesinin faaliyetlerinde daraltma yapması.
KAMU HARCAMALARI
Bilim adamlarının kamu harcamalarının üzerine gerçekten eğilmeleri ve bu konudaki çalışmalarını yoğunlaştırmaları 1950 sonrası döneme rastlar.
1950’lere kadar ihmal edilen kamu harcamaları, devletin görevlerinin giderek artması sonucu bu dönemden sonra dikkatleri üzerine çekmeye başlamıştır. Kamu hizmetlerinin ve kamu harcamalarının artmasında ülkeler özelliklerine göre farklılıklar gösterse de genel olarak bazı eğimiler belirlenebilmektedir. Gelir artışı, nüfus artışı, savaşlar ve benzeri nedenler, geleneksel kamu hizmetlerine olan talebi arttırmıştır. Bunun yanında piyasa ekonomisinin, fiyat istikrarını adil bir gelir bölüşümünü tam kullanım (istihdam) ve ekonomik kalkınmayı sağlama gibi önemli sorunları çözmekte yetersiz olduğu kanısının genellikle kabul edilmesi, bir çok faaliyet alanının devletin görevleri arasına girmesine neden olmuştur.
Kamu Harcaması: Kamu harcamaları, devletin kamusal mal ve hizmet üretimi için yaptığı harcamalar olarak tanımlayabiliriz.
Kamu harcamaları, devletin örgütlenme biçimine uygun olarak, kamu örgütleri tarafından yapılır. Diğer bir değişle, üretim devlet sisteminde kamu harcamalarının büyük bir kısmı merkezi devlet örgütünce, bir kısmı yerel yönetimlerce ve bir kısımda kamu kuruluşlarınca gerçekleştirilir.
Dar anlamda Kamu Harcaması: Merkezi devlet örgütü ve yerel yönetimlerin harcamaları girer.
Geniş Anlamda Kamu Harcaması: Devlet örgütü ve yerel yönetimler yanında kamu iktisadi kuruluşlarının, sosyal güvenlik kuruluşlarının harcamalarını, vergi muafiyet ve istisnalarını kapsamaktadır.
KAMU HARCAMALARININ SINIFLANDIRILMASI
Kamu harcamaları ekonomik ve toplumsal sonuçlar yaratan etkin bir mali araçtır. Bu kamu kesiminin üretmiş olduğu mal ve hizmetlerin yapısından ileri gelmektedir. Diğer bir anlatımla, kamu kesimince üretilen mal ve hizmetler için yapılan harcamaların, yapıları gereği ekonomik ve toplumsal sonuçlarının belirlenebilmesi, ancak harcamaların ekonomik etkilerine göre sınıflandırılması ile mümkün olabilmektedir.
Biz bu derste kamu harcamalarının hizmet çeşidi ve ekonomik etkilerine göre dağılımını ele alacağız.
KAMU HARCAMALARININ İŞLEVSEL (FONKSİYONEL) SINIFLANDIRILMASI
İşlevsel sınıflandırması politik organlarca belirlenen kamu harcamalarını kapsayan ve harcamalarla ulaşılmak istenen hedeflerin anlamlı biçimde birleştirildiği bir sınıflandırma olarak tanımlanabilir.
İşlevsel Sınıflandırmanın Özellikleri;
- a) Halka Sunulan değişik hizmetleri kapsar
- b) Kamu harcamalarının varmak istendiği hedefler belirtilir
- c) Kamuoyuna açık ve sağlıklı bilgiler verebilir
- d) Daha çok kesin harcamalarla ilgilenir. Yani Bütçe yılı içinde kamu kuruluşlarının gerçekleşen gider veya harcamalarıdır.
İşlevsel Sınıflandırmayı oluşturan hizmetler genellikle üç başlık altında toplanmaktadır. Bunlar;
– Gene Hizmetler
– Ekonomik Hizmetler
– Sosyal Hizmetler
Genel Hizmetler: devlet düzeninin sürdürülmesini, korunmasını ve devletin yönetimini sağlayan hizmetlerdir. (Genel yönetim, savunma, yargı)
Ekonomik Hizmetler; Genellikle bireylere doğrudan yarar sunma yerine üretim sürecinin ilk aşamalarında hammadde ve ara malları ile alt yapıyı oluşturan özellikleri dolayısıyla firmalara yarar sağlama amacına yönelik hizmetlerdir. Bu hizmetler firmaların özel maliyetlerini azaltmaya yardımcı olduğu için tüketicilerde dolaylı bir biçimde yarar sağlamaktadır. Ekonomik hizmetlerin kapsamına tarım, enerji ve doğal kaynaklar ile üretim, inşaat ve ulaşım gibi hizmetler girmektedir. (Ulaştırma Bakanlığı , Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, D.S.İ , Karayolları Genel Müdürlüğü)
Sosyal Hizmetler ; bireylere teker teker ve dolayısıyla topluma yarar sağlayan hizmetlerdir. Sosyal hizmetlerin kapsamına eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve refah, kültürel hizmetler, din gibi hizmetler girer.
KAMU HARCAMALARININ EKONOMİK SINIFLANDIRMASI
Ekonomik sınıflandırmanın özellikleri; bu sınıflandırma yönetimi ile devletin milli gelire olan katkısını ve bu katkının azalıp çoğaldığı konusunda gerekli olan bilgileri sağlayabiliriz. Devlet kesimine yaratılan sermaye birikiminin, ulusal sermaye birikimi içindeki oransal payıda sınıflandırma ile belirlenir. Ekonomik sınıflandırma ile belirli dönemler arası karşılaştırmalar yapılarak devletin talep artırıcı faaliyetleri sonucu enflasyonist etkiler yarattığı gösterilebilir. Aynı zamanda, devlet faaliyetlerinin etkilerinin, transfer veya doğrudan doğruya kaynak kullanımı biçimlerinden hangisi kanalıyla yaratıldığı konusunda bu sınıflandırma yöntemi gerekli bilgiyi sağlayabilir.
Kamu harcamalarının ekonomik yönden sınıflandırılmasının yararlı bir biçimde kullanımı, bütçenin ekonomi üzerindeki etkisinin bilinmesine ve bu tekinin bütçe politikasının belirlenmesinde gerekli etmenlerden birisi olduğunun kabul edilmesine bağlıdır.
GERÇEK HARCAMA ve TRANSFER HARCAMASI
Gerçek harcama; toplam talebin bir öğesini oluşturan ve bu niteliği ile cari dönem üretimi yada fiyat düzeyini etkileyen harcamalardır. Bu harcamalar, esas olarak cari üretimden devletin bir pay alabilmek için ödediği fiyat niteliğini taşır. Söz konusu harcamalar devletin toplumsal ihtiyaçlarını karşılayabilmek ve üstlendiği diğer görevleri yerine getirebilmek için satın aldığı mal ve hizmetlerin son kullanım amacı ne olursa olsun ele alınan dönem üretiminden aldığı bir paydır. Gerçek harcamalarda devlet, mal ve hizmet biçiminde olmak üzere bir karşılık elde etmektedir.
Transfer Harcama; cari dönem üretimine karşı devlet tarafından doğrudan bir talep yaratmamakla birlikte bazı kaynakların devlet bütçesi aracığıyla kişi ve kurumlar arası karşılıksız el değiştirmesi niteliği taşıyan kamu harcamalarıdır.
Yatırım Harcamaları; ekonominin üretim gücünü doğrudan artırmaya yönelik harcamalardır. Sermaye mallarına ilavelerdir.
Cari harcamalar; Kısa dönemde doğrudan üretimi arttırıcı etkisi söz konusu olmayabilen ve faydası bir dönemle sınırlı sayılabilecek harcamalara girer. Bu harcamalar var olan üretim kapasitesini kullanmak için gerekli mal ve hizmetleri içerir.
KAMU HARCAMALARININ ETKİLERİ
- a) Kamu Harcamalarının Üretim üzerindeki etkileri
- b) Kamu Harcamalarının gelir dağılımı üzerindeki etkileri
- c) Kamu Harcamalarının toplam talep ve fiyatlar Genel düzeyi üzerindeki etkileri
- d) Kamu harcamalarının iktisadi büyüme ve gelişme üzerindeki etkileri
A- Devlet kamu harcamalarıyla üretim faktörlerine sahip olarak üretimde bulunabileceği gibi mal ve hizmet satın almak suretiyle de üretimi uyarabilir. Buradaki önemli nokta kamu harcamalarının üretimi artırabilmesidir.
Kamu harcamalarının üretim yönünden en önemli etkisi toplumdaki kaynakların yön değiştirmesini sağlamasıdır.
B- Bilindiği üzere devlet gerçek kamu harcamaları karşılığında mal ve hizmet satın almaktadır. Bu harcamalar toplam talep düzeyi üzerinde doğrudan doğruya etkide bulunduğu için milli gelir ve istihdam düzeyini yükseltmektedir. Bu anlamda gerçek harcamaların ilk etkilerinin ekonomide durgunluk ve çöküntü devrelerinde az gelirli kimselerin gelirlerini arttırmak biçiminde ortaya çıktığı söylenebilir. Üretilen yarı kamusal mallar ve transfer harcamaları kanalıyla gelir dağılımındaki eşitsizlikleri azaltıcı ve giderici yönde etkileme çabası içindedir.
C- Bir ekonomide toplam talebi ve fiyatlar genel düzeyini tüketim ve yatırım malları için yapılan özel ve kamu harcamaların tam olarak kullanımı sağlıyorsa ekonomide tam istihdam söz konusudur. Toplam harcamaların miktarı mevcut kaynakların koyduğu sınırı aşarsa fiyatlar genel düzeyi yükselir ve enflasyon başlar. Toplam harcamalar varolan kaynakların tümünün kullanımını sağlayan düzeyin altında gerçekleşirse işsizlik ve durgunluk baş gösterir. Gerçek harcamalar toplam talebi doğrudan doğruya artırırken transfer harcamaları kişilerin gelirlerini yükseltmek suretiyle dolaylı olarak toplam talebi etkilemektedir.
D- İktisadi faaliyet sonucu artma imkanı olan üretim faktörü, sermaye stokudur. Sermaye stokundaki artış ileri teknoloji kullanımını sağlar, doğal kaynakların ve emeğin verimliliğini artırır.
KAMU HARCAMALARININ ARTIŞI
KAMU HARCAMALARININ ARTIŞI
2 ye ayrılır;
1- Kamu harcamalarının görünürde artış nedenleri
2- Kamu harcamalarının gerçek artış nedenleri
GÖRÜNÜRDE ARTIŞ NEDENLERİ
- a) Paranın Satın Alma Gücündeki Azalma; Belirli bir dönemde para birimi başına satın alınabilen mal ve hizmet miktarı daha sonraları aynı miktarda alınamadığı taktirde o ülkenin parasının değerinin düştüğü anlaşılmaktadır. Diğer bir anlatımla aynı birim mal ve hizmeti sağlamak için devlet daha fazla harcama yapmak zorundadır.
- b) Bütçe Yönetim ve Tekniğindeki Değişmeler: Bunlardan en önemlilerinden bir tanesi safi hasılat yönteminin bırakılarak gayri safi hasılat yöntemine geçilmesidir. Diğer bir anlatımla, devlet gelirleri toplanırken bunun toplanabilmesi için yapılan harcamaların toplanan gelirden düşülerek gelirlerin net veya safi miktarının yazılması yerine toplanan gelirlerin gayri safi olarak yazılması ve giderlerin ayrıca görülmesi yönteminin benimsenmesidir. Böylece kamu harcamalarında görünürde bir artış olacaktır.
- c) Devlet Sınırlarının ve Nüfus Değişmesi; Yıllar boyunca ülke nüfusunun doğal olarak artması, yada ülke sınırlarının genişlemesi sonucu ülkeye yeni kaynaklarla birlikte yeni nüfus katılması, kamu harcamalarının artışını zorunlu kılmaktadır.
Gerçek Artış Nedenleri
- a) Savaş ve Savunma Harcamalarında Artış; savaş zamlarında askeri harcamaların, tüm kamu harcamalarının % 80’ine kadar ulaştığı görülmektedir. Savaş haricinde dünyadaki siyasal gerginliğin arttığı dönemlerde bu harcamalar genişleme eğilimi göstermektedir ( Savaş tedbirleri)
- b) Teknik İlerleme; Teknik alanda meydana gelen ilerlemelerde bir yandan devletin görevlerini artırmadığı gibi diğer yandan hizmetlerin maliyetini de yükseltmektedir. Örneğin Motorlu taşıt araçlarının çok kısa bir zamanda yayılması geniş ve nitelikli karayollarının yapılmasını gerekli kılan ve bütçelerdeki taşıt ve ulaşım giderlerinin artmasına neden olur.
- c) Nüfus Artışı: Nüfus artışları kent hizmetlerinin ve dolayısıyla kamu harcamalarının artmasına neden olmakta, eğitim sağlık, ulaşım, konut gibi hizmetlerin çeşitlendirilmesini zorunlu kılar. Ayrıca nüfus yeni iş imkanları (istihdam) ve gelir dağılımı ile ilgili önemli sorunlarıda beraberinde getirmektedir.
- d) Devlet Anlayışında Meydana Gelen Değişmeler: Bilindiği gibi eskiden devlet tarafından yürütülen kamu hizmetleri oldukça sınırlı idi. Zamanla bu hizmetler hem nitelik bakımından daha iyi karşılanmaya başlanmış hemde bunların türleri artmıştır. Böylece devlet daha fazla kamu harcaması yapmak zorunda kalmıştır. Diğer bir anlatımla kamu hizmetlerinin daha yaygın ve nitelikli olarak yerine getirilmesi isteği sonucu bunlar için daha fazla harcama yapılması amacı çağdaş devletin temel ilkelerinden biri haline gelmiştir. (Örnek işsizlik sigortaları gibi)
Devlet ekonomik hayattan da kamu harcamalarını artıran önemli görevler yüklenmeye başlamıştır. Piyasa ekonomisinde, gelir dağılımında eşitsizliklerin bulunması bu durumun kamu oyunda iyi karşılanmaması devletleri bu alanda bazı önlemler almaya zorlamıştır. Örneğin bazı mal ve hizmetler ücretsiz veya maliyetin altında bir fiyatla gelir düzeyi düşük halka sunulabileceği gibi.
KAMU HARCAMALARININ ARTIŞINI AÇIKLAMAYA YÖNELİK YAKLAŞIMLAR
Wagner’in Kamu Harcamaları Artış Yasası: ( 19. yy Alman İktisatçısı) Wagner, hem devletin ekonomiye müdahalesinin hemde kamu harcamalarının ekonomik ve sosyal gelişme ile birlikte artığını savunmuştur. Wagner, bu artışın rastlantı sonucu olamayacağını ve bir sosyal yasa kapsamında olduğunu ileri sürmüştür. Ona göre; Kamu harcamalarının artışı, aslında kamu faaliyetleri artışının bir sonucudur. Şöyle ki; toplumların sosyal ilerleme istekleri devlet faaliyetlerini artırmakta ve böylece kamu harcamaları artmaktadır. Bu uzun dönemi kapsayan bir analizdir.
Peacock ve Wiseman’in Sıçrama Tezi: (İngiliz İktisatçıları) Kamu harcamalarının uzun dönemde gösterdiği değişikliklerde önemlidir. Ayrıca kısa dönemdeki değişiklikler kamu harcamalarının uzun dönemdeki genel seyrini açıklamak içinde gereklidir. Bu sıçrama tezi olarak adlandırılmıştır.
Bu yaklaşıma göre kamu harcamalarının artışının nedeni temelde savaş sonucu vergilerin artırılmasıdır. Bu vergilerde kamu harcamaları tekrar savaş sonrası askeri nitelikte olmayan (sivil) kamu harcamaları tekrar savaş öncesi düzeyine dönmemektedir. Dolayısıyla devlet için savaşın bitmesiyle elinde kalan ek mali güçle yeni mal ve hizmetlerin üretimin kamu sektörü içine alma imkanı doğmaktadır. Bunun sonucu kamu harcamaları artmaktadır. Böylece savaş öncesi düzeyden savaş sonrası kamu harcamaları düzeyine doğru bir sıçrama olmaktadır.
Diğer Yaklaşımlar: (Kamusal Tercihler Kuramı) Kamu harcamalarının artışı olgusu siyasal karar alma mekanizması çerçevesinde inceleyen yaklaşımdır. Partiler arası rekabet oy uğruna kamu harcamalarındaki artışı körükler.
KAMU HARCAMALARININ SINIRI
Kamu harcamalarının ekonomideki büyüklüğünü;
. Kamu Harcaması .
___________________________________________ Oranı belirler
Gayrisafi Milli Hasıla
Ayın şeklide devletin ekonomide kaynak dağılımına müdahalesi konusu araştırılmak isteniyorsa transfer harcamaları dışındaki kamu harcamalarının gayri safi milli hasılaya olan oranının hesaplanması söz konusu olmaktadır.
Kamu harcamaları – Transfer harcamaları
________________________________________________________________________________________________
Gayri Safi Milli Hasıla
– Kamu harcamalarının artışının üst sınırı milli gelirin kendisidir
– Bir başka görüşe görede kamu harcamaları sınırının, ülkelerin geleneklerine, niteliklerine ve ekonomik yapılarına bağlı olarak değişebileceğini söylemek en doğru genelleme olacaktır.
KAMU HARCAMALARINDA ETKİNLİK
(FAYDA – MALİYET ANALİZİ)
Fayda – maliyet analizi kamu kesiminde kaynakların etkin kullanımını sağlamak amacıyla başvurulan yöntemlerden en önemlisidir. Günümüzde bu analiz devletçe gerçekleştirilen çoğu yatırımlarda (yol, köprü, metro baraj vb. gibi) yaygın olarak kullanılmaktadır.
FAYDA – MALİYET ANALİZİNİN KAPSAMI VE GELİŞİMİ
Bu analiz yaratılan faydanın büyük bir bölümünün ölçülüp parasal değerlerle tanımlanabildiği alanlarda uygulanmaktadır. Bu yöntemde belirli bir girişimin yaratacağı yarar ile doğuracağı maliyet karşılaştırılmakta ve net yarar sağlayan girişimler uygun kabul edilmektedir. Burada temel ilke , marjinal fayda marjinal maliyetinden yüksek olan girişimlerde bulunmak ve bu girişimleri MF = MM noktasına kadar geliştirmektir.
Fayda maliyet analizinin en önemli öğesi faydanın ölçülmesi olup bu alanda ilk adım Jules Dupuit tarafından atılmıştır. Dupuit 19. yy ilk yarısında tüketici rantını açıklamış ve kamu hizmetlerinin faydasının kişilerin bunlar için ödedikleri tutardan ibaret olmadığını, fakat ödemeyi kabul edecekleri maksimum tutara (ödenen tutar + tüketici rantı ) eşit olduğunu ortaya koymuştur.
Fayda – Maliyet analizinin önemi 1950 lerden sonra artmıştır.
FAYDA VE MALİYETLERİN ÖLÇÜLMESİ
Kamu hizmeti programının fayda ve maliyetlerinin ölçülmesi, fayda maliyet analizinde çok önemli bir konudur.
Fayda Ölçülmesi:
Faydanın parasal değerlendirilmesinin yapılması fayda – maliyet analizinde önemli bir sorudur. 3 şekilde ortaya çıkar.
– Faydanın ölçülmesinde projenin çıktıları tanımlanabiliyormu ?
– Projenin gelecek çıktı tutarı tahmin edilebiliyor mu ?
– Bu çıktılara uygun fiyatlar uygulanarak parasal değerlendirilmesi yapılabiliyor mu ? Sorularının yanıtlaması gerekir.
Piyasa Fiyatları:
Pazarlanabilen yatırım çıktılarının parasal olarak gelecekteki faydalarının bulunmasındaki hareket noktası, gelecekteki tahmini fiyatları ile gelecekteki tahmini miktarının piyasasında satılan ve alınan miktara oranla azsa, bu takdirde tam rekabet fiyatı, faydayı tahmini parasal değerine doğru olarak çevirebilecektir. Örneğin; eğer bir kamu hidroelektrik santralınca üretilen elektrik tüm elektrik üretimi ve satılan miktar içinde hiçbir etkisi olmayacak bu fiyat analizde kullanılmak için uygun olacaktır. Bu örnekte elektrik üretiminden sağlanan faydalar fiyat ile miktarın çarpımına eşittir.
¨ Eğer kamu projesinin çıktı miktarı toplam piyasada geniş bir yer tutuyorsa, o zaman arzdaki artışın piyasa fiyatı üzerindeki etkisi gözönüne alınmalıdır.
Gölge Fiyatlar:
Bir kamu projesinin çıktısı, ölçülebilmesine karşın piyasada yer almamaktadır. Bu durumda eğer piyasa fiyatları kullanılmıyorsa ancak çıktıların parasal olarak değerlendirilmeleri gerekiyorsa o zaman gölge fiyatların kullanılması gerekmektedir. Örneğin boş zaman piyasada alışveriş işlemlerine tabi değildir. Bir işçi 50 lira ücretle bir saat fazla çalışmayı kabul etmezse, bu işçinin bir saat boş zamana verdiği değer en az 50 liradır ve bu fiyat bu işçinin boş zamanın gölge fiyatıdır.
Maliyet Ölçülmesi:
Geniş alanda bir kamu yatırım projesinin maliyeti, o projeye tahsis edilen gerçek kaynakların en iyi seçenek kullanımının değeridir. Mümkün olan bütün seçeneklerde ve her birinden sağlanacak faydalarda kullanılacak kaynakların değeri piyasa fiyatı ile ölçülmektedir.
FAYDA – MALİYET ANALİZİNDE KARAR YÖNTEMLERİ
Zaman Öğesi
Herhangi bir projenin uygun olup olmadığının belirlenmesinde gelecekteki fayda ve maliyetlerin tahmini için öncelikle proje ömrünün belirlenmesi gerekmektedir. Yatırım projesinin faydalı ömrü boyunca elde edilen faydaların bugünkü değeri hesaplanarak fayda ve maliyetler karşılaştırılarak yatırım projesinin uygun olup olmadığına karar verilir.
Karar Vermede Kurallar
Projelerin değerlendirilmesinde üç yöntem kullanılır.
1- Net bugünkü değer yöntemi: Net faydaların bugünkü değeri pozitif ve en yüksek olan projeler kabul edilir, negatif olanlar red edilir. Bu yöntem en yaygın yöntemdir.
2- Fayda–maliyet oranı yöntemi: Faydanın bugünkü değeri maliyetlerin bugünkü değerine oranlanır. En yüksek fayda maliyet oranına sahip projeler kabul edilir. (1)’den küçük olanlar red edilir.
3- İç verim oranı yöntemi: Net bugünkü değeri sıfıra eşitleyen iskonto oranı bulunarak genel iskonto oranıyla karşılaştırılır. İskonto oranı genel iskonto oranından küçükse proje red edilir.
Bütçe kısıtlamaları iç verim oranı yönteminin kullanılmasını engelleyebilir. Bütçe kısıtlamaları uzun sürer ve yasa koyucu işletme masraflarını karşılayacak bütçe dışı kaynaklar tahsis etmezse iç verim oranı yerine fayda – maliyet oranının kullanılması daha uygundur.
Uygun İskonto Oranı
Uzun dönemli devlet tahvili faiz oranı, fayda maliyet analizinde iskonto oranı olarak kullanılabilir.
Kaynakların kamu ve özel sektör arasında dağılımı sorunu varsa karlılık oranı uygulanabilir. Ayrıca sosyal zaman tercihi oranı ve piyasa faiz oranlarında iskonto oranı olarak tercih edilir.
Fayda – Maliyet Analizinin Güçlükleri
- a) İktisaden azgelişmiş ülkelerde veri yetersizliği bir sorundur.
- b) Az gelişmiş ülkelerin ekonomik yapıları istikrarsızdır, bu da belirsizliğe neden olur
- c) Fayda – Maliyet analizleri siyasi kararlardan da etkilenir.
BÜTÇE SİSTEMLERİ
Bütçeleme sistemlerinin gelişme nedenleri;
– Eldeki kıt kaynakların en verimli bir biçimde kullanabilme sorununa çözüm bulabilmek
– Halkın yürütme organının mali alanda keyfi davranışlarını önlemek ve denetlemek isteği olmuştur.
GELENEKSEL BÜTÇE SİSTEMİ (KLASİK VEYA ÖRGÜT BÜTÇESİ)
Bütçeleme sistemlerinin en ilkel biçimi olarak kabul edilen geleneksel bütçe sistemi anlayışında, bütçe ödeneklerinin verilmesinde üzerinde durulan konu, sunulacak kamu hizmetlerinin miktarı ve nitelikleri olmayıp daha çok hizmetleri yapacak olan örgütlerin ihtiyaçlarıdır.
Ödenekler belirli amaçları gerçekleştirmek için tanımlanmış somut hizmetleri yerine getirmek için verilmez. Diğer bir deyişle, amaç- hizmetleri yerine getirmek için verilmez. Diğer bir değişle , amaç – hizmet ilişkisi kesin çizgilerle kurulmamıştır. Verilen ödenekler ile kamu örgütünün bir yıl boyunca faaliyette kalması ve üretebileceği kadar mal veya hizmet üretebilmesinin sağlanması önemlidir.
Geleneksel Bütçe Sisteminin Üstünlükleri;
- a) Tercihlerin saptanması kolay ve belirgindir.
- b) Tahmin ve hesaplamalar daha kolay yapılabilmektedir.
- c) Kaynak israfı önlenmektedir.
- d) Kamu yönetiminde istikrar sağlanmakta ve uzmanlaşma kolaylaşmaktadır.
- e) Bürokrasiye, yapılacak işler konusunda geniş bir taktir yetkisi bırakılmaktadır.
Geleneksel Bütçe Sisteminin Aksaklıkları:
- a) Amaçların belirlenmesi ve gerçekleştirilmesine gereken önemi vermez
- b) Bütçede işlemler görülmez, sadece harcama kalemleri ve bu kalemlerden ne kadar harcama yapılabileceği görülür
- c) Bütçe – Plan ilişkisi kurulamaz
- d) Tahminlerin sağlıklı ve gerçeğe yakın olması ile program sonuçlarının değerlendirilmeside bilimsel tekniklerden yararlanılamaz
PLANLAMA, PROGRAMLAMA, BÜTÇELEME SİSTEMİ (PPBS)
Nihai ürün yaklaşımını benimseyen PPBS, performans ve program bütçelerin daha gelişmiş bir biçimidir. Tanımı konusunda bilim adamları fikir birliğine varmış değillerdir.
PPBS çıktılar etrafında düzenlenmiş bir bütçe türüdür. Bu sistem bir yıldan daha uzun bir zaman süreci için düzenlenen bir bütçedir. Bu bütçeleme tekniği fayda – maliyet analizlerini kapsamına aldığı için sistemin analitik ve verimlilik özellikleri söz konusu olmaktadır.
PPBS hükümetin saptadığı amaçları gerçekleştirmek için var olan kıt kaynakların seçenekler arasında dağıtımında akılcı kararların alınmasına yardımcı olan bir sistemdir.
PPBS’nin çeşitli öğeleri vardır bu öğeler;
Planlama
Programlama
Bütçeleme
Yönetim
Analiz
PLANLAMA
Amaçların ve bu amaçlara ulaşmak için programların politikaların ve yöntemlerin seçilmesi ve seçenekler arasında bir tercih sonucu karar verme sürecidir.
Planlama Özellikleri
- a) Hükümetin genel amaçları belirlenerek bunların öncelik sıralanması yapılır
- b) Bu amaçlara ulaşmak için gelecekte izlenecek seçenek yollar arasından seçim yapılarak uzun dönemli program ve faaliyetler belirlenir.
- c) Bu amaçlar için gerek duyulan mali kaynakların saptanması ve bu kaynakların plan ve programlarının gerçekleştirilmesinde kullanılması sağlanmalıdır.
- d) Planın sürekli olarak gözden geçirilmesi ve gerekli değişmelerin hızla yapılması söz konusudur.
PROGRAMLAMA
Belirli amaçların gerçekleştirilmesi için gerekli faaliyetlerin ve kaynakların bir araya getirilmesi, seçenek programlarının değerlendirilmesi ve aralarından amacı en iyi gerçekleştirecek olanın seçilmesi aşamasını kapsaması biçiminde daha dar bir süreçtir.
Programların en önemli niteliği, belirlenmiş amaçlar etrafında oluşturulmasıdır. Her program belirli bir amacın gerçekleşmesi için hazırlanır ve program ile amacın sonuçlandırılmasına çalışılır.
İyi bir programlama nasıl olmalıdır?
– Program yapısı, ilgili olan tüm faaliyetleri kapsamalıdır.
– Program yapısının katı olmasından kaçınılmalı ve gelecekteki değişmelere , gelişmelere uyum sağlayabilecek esnek bir program yapısı hazırlanmalıdır.
– Program yapısı oluşturulurken her programının gittikçe durulan somutlaşan birimlere bölünmesi ve her birinin ölçülebilir ve aynı amaçlara yönelmiş olması gerekir.
BÜTÇELEME
Programaların bütçe aracılığıyla uygulama aşamasıdır. Bütçe amaçlara ulaşmak için programlama arasında kaynakların tahsisine imkan sağlar. Mali kaynakların sağlanması ve programlama genellikle bir yıl olan belirli dönemler için ayrılması ve bu kaynakların kullanımı bütçeleme aşamasında olur.
Bütçeleme yapılırken çeşitli bütçe sınıflandırılmaları vardır . Biz burada Türkiyede uygulanmakta olan bütçe içi sınıflandırmalara kısaca değineceğiz.
a- Hizmet sınıflandırması
b- Ödenek sınıflandırması
c- Harcama Kalemi (Girdi) Sınıflandırması
- a) Hizmet Sınıflandırması: Bütçede kaynakların plan ve programlarda yer alan amaçların belirlediği hizmetlere göre tahsis edilmesidir. Hizmetler program, alt program, faaliyet / projelere ayrılır.
Program:Hizmet – maliyet, kaynak-amaç ilişkilerinin değerlendirilmesini kolaylaştırmak için birbirleriyle ilgili hizmetler bir program içinde toplanmasıdır.
Alt – Program: Bir program veya alt- programın mümkün olduğu kadar homojen bazı hizmetlere bölünmesi işlemidir.
- b) Ödenek Türü Sınıflandırma: Harcamaların ekonomik yönden sınıflandırılması yapılır
- c) Harcama Kalemi Sınıflandırması: Girdi sınıflandırması da denilmektedir. Çeşitli hizmetlerin yerine getirilmesi için nelere harcama yapılacağını ve ne gibi mal ve hizmetler alınacağını gösterir.
– Personel Giderleri
– Yolluklar
– Hizmet Alımları
– Tüketim Malları ve Malzeme alımları
– Demirbaş alımları
– Makine, Teçhizat ve Taşıt alımları
– Yapı, Tesis ve Büyük Onarım Giderleri
– Diğer Ödemeler
– Transferler
Bu gruba girerler.
YÖNETİM
Bir hizmet programında iletişim, bilgi toplama, merkezileşme, hiyerarşi, yetki ve sorumluluk dağıtımını, denetim konularını belirleyip işlemesini sağlamak, diğer bir deyişle uygulamaktır.
ANALİZ
Sistem analizi, kamu yönetiminde analizi gerektiren sorunların niteliklerine bağlı olarak, değişik tekniklerin kullanılmasına imkan sağlar. Sistem analizi karar vericilere çeşitli seçenekler arasından bir seçim yapmada yardım etmek amacıyla planlanmış, her düzenli analitik çalışma biçiminde tanımlanır.
SIFIR – TEMELLİ BÜTÇELEME SISTEMİ
Performans, program ile PPBS’nin devamı olarak gelişmiş olan sıfır temelli bütçeleme sistemi 1920’lerde ortaya çıkmıştır.
Sıfır – Temelli bütçeleme sistemi bir araç olarak yöneticilerin karar vermelerini, sorunların çözümü için harekete geçmelerini ve kaynakların etkin dağılım ve kullanımını sağlamak amacı ile faaliyetleri ve bunlarla ilgili sorunları tanımlar ve değerlendirir.
Sıfır temelli bütçeleme sisteminin çatısını, her programın esastan ve her programın kapsadığı hizmetlerin ilk kez sunulacakmış gibi analiz edilmesi oluşturur. Bu noktadan hareketle, sunulan hizmet ve bu hizmetin ödeneğinin daha önceden var olmadığı varsayımı ile bir çıktının elde edilmesi gerekli en az maliyetin ve en etkin yönetimin ne olduğu ortaya konulmak istenir.
Bu sistemin bir önceki yıl ödeneklerine dayanmaması kendi yeterliliğini bir anlamda sınırlanmaktadır.
Sıfır temelli bütçeleme sistemi, bütçe harcamalarını düşük öncelikli kamu hizmetlerinden öncelikli hizmetlere doğru yönelten bir sistemdir.
Sıfır esaslığının anlamı; tüm faaliyet ve harcamaların gerekçesini yeniden ve baştan belirlemektir.
Sıfır – temelli bütçeleme sisteminde bütçeleme sürecini;
– Program (karar) paketlerinin oluşturulması
– Sıralanması
– Önceliklerin saptanması
Gibi temel aşamalar oluşturur.
BÜTÇE SÜRECİ
BÜTÇE SÜRECİ
Bütçeler yürütme oranı tarafından hazırlanmaktadır. Bütçeler yürütme organının bir yıllık programının ve hükümet programının bir uygulama aracıdır.
Ülkemizde bütçe çalışmaları; Maliye Bakanlığınca hazırlanıp Başbakan onayı ile yayınlanan, bütçe hazırlıklarında dikkat edilecek ilkeleri belirten Bütçe Çağrısı ile başlatır. Kuruluşlar bütçelerini Bütçe Çağrısı ve Bütçe Hazırlama Rehberinin belirlediği ilkeler doğrultusunda yaparlar
Kuruluşlar cari ve transfer ödenekleri ile ilgili önerilerini Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğüne sunarken, yatırım harcaması ile ilgili isteklerini D.P.T na yaparlar. Bu istekler adı geçen kuruluş tarafından incelenip onaylandıktan sonra Maliye Bakanlığına gönderilir.
Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü, kuruluşların cari ve transfer ödenek önerilerini değerlendirebilmek için gelecek mali yılın gelirleri hakkında bir ön tahmine dayanmak zorundadır. Maliye bakanlığında gelirlerin tahmini ve gelir bütçelerinin hazırlanması gelirler genel müdürlüğünün görevidir.
Tahminlerin yapılmasında genellikle 2 yöntem uygulanmaktadır.
– Serbest Tahmin yöntemi
– Ekonomik Tahmin yöntemi
Serbest Tahmin: Bu yöntemde gelir kalemlerinden geçmiş yıllarda sağlanan gelirler incelenir ve gelecek yıllarda bu gelir kalemlerinde geliri etkileyebilecek yasal ve ekonomik değişiklikler göz önünde bulundurulur. Ülkemizde, genellikle bu yöntem uygulanmaktadır.
Ekonomik Tahmin: Bu yöntemde, bir önceki yıl gerçekleşmiş gelir rakamlarının olduğu gibi alınması bazı ülkelerde kullanılmıştır. Geçmiş birkaç yıl gerçekleşmiş rakamların ortalamasının esas alınması veya geçmiş yılların gelirlerindeki değişme hızlarına göre gelecek yıl için tahminler yapılması da kullanılabilmektedir.
Maliye Bakanlığı, gelir ve gider bütçelerini, bütçe yasası metnini ve ilişik belgelere birleştirerek yıllık bütçe tasarısını oluşturur ve TBMM’ne sunulmak üzere Bakanlar kuruluna teslim eder.
Anayasanın 162. Maddesi, genel ve katma bütçe tasarıları ile milli bütçe tahminlerini gösteren raporun mali yıl başlamadan ne az yetmiş beş gün önce Bakanlar kurulunca TBMM’ne sunulmasını öngörmektedir. Buna göre en geç 17 Ekimde bütçe tasarılarının TBMM’ne sunulması gerekmektedir.
BÜTÇENİN YASAMA ORGANINDAN GEÇİRİLMESİ
Ülkemizde olduğu gibi, parlamenter demokrasilerde bütçenin görüşülüp onanma yetkisi yasama organına aittir. Parlamenter bir sistem olmasına karşın, bütçenin yasama organına aittir. Parlamenter bir sistem olmasına karşın, bütçenin görüşülüp onanma yetkisi fiilen yürütme organında olabilir. Yasama organının yetkisi, biçimsel olarak bütçeyi, yürütme organından geldiği gibi kabul etmektir. Ancak ülkemizde olduğu gibi, yasama organını hükümetin bütçe tasarısını belirli kurallara uyarak değiştirmesi söz konusudur. Yasama organı, yürütme organının yalnızca öneri olarak nitelenebilecek tasarısını istediği biçimde değiştirebilir.
Ülkemizde bütçe tasarısı, Bakanlar Kurulunca, TBMM’ne sunulduktan sonra incelemek üzere, Bütçe Komisyonuna gönderilir. Bütçe Komisyonu 40 üyeden kurulur.
Bütçe komisyonunda en çok 55 gün süre ile bütçe tasarısı üzerinde görüşmelerde bulunur ve gerekli değişiklikler yapılır. Bütçe üzerinde gider arttırıcı ve gelir azaltıcı değişiklikler bu komisyonda yapılabilir.
Bütçe yasa tasarısı T.B.M.M’nce kabul edildikten sonra Cumhurbaşkanının onayına sunulur. Cumhurbaşkanı diğer yasalar için sahip olduğu yetkiyi, yani on beş gün içinde bir daha görüşülmek üzere TBMM’ne geri gönderme (veto) hakkını bütçe yasası söz konusu olduğunda kullanmaz. İmzadan sonra Resmi Gazetede yayınlanan bütçe, mali yılbaşı olan 1 Ocak tarihinde yürürlüğe girer.
Genel olarak bütçeler mali yıl başından önce kabul edilmekle birlikte bazen bütçeler reddedilmektedir. Bu nedenle kamu hizmetlerinin durmaması için geçici bütçe yapılır.
GEÇİCİ BÜTÇE: Yıllık bütçe kabul edilinceye kadar, geçmiş yıl bütçesinin belli bir tutarının veya bir bölümünün uygulanmasının sürdürülmesi, gelirlerin toplanması ve giderlerin yapılması konusunda hükümete yetki ve izin veren bir yasadır. Geçici bütçelerin hükümetçe hazırlanmasında, ivediliği nedeniyle, herhangi bir yönteme bağlı kalmaz. Ancak yasama organına sunulması veya yasama organınca görüşülüp onanmasında bütçe içi izlenen yol ve yöntemin çok kısaltılarak aynen izlenmesi gerekir. Onaylandıktan sonra Cumhurbaşkanınca veto hakkı kullanılmaksızın geçici bütçe mali yılbaşında Resmi Gazetede yayınlanır ve yürürlüğe girer. Geçici bütçe sonradan çıkarılacak mali yıl bütçesine eklenir ve böylece hukuki varlığı sona erer.
BÜTÇENİN UYGULANMASI
Bütçe Mecliste kabul edilmekle hükümete gider yapma ve gelir toplama konusunda yetki verilmiş olur.
GELİRLERİN TOPLANMASI
Çağımızda devlet gelirlerinin çok büyük bir kısmı vergilerden oluşmaktadır. Yürürlükteki vergi yasalarına göre vergilerin toplanmasında tarh, tebliğ, tahakkuk ve tahsil almak üzere 4 aşama vardır.
Ülkemizde vergi gelirlerini toplama görevi Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğüne verilmiştir. Maliye Bakanlığı bu görevini, kendilerine saymanlık yetkisi verilmiş vergi daireleri ve müdürleri eliyle yürütür. Maliye Bakanlığının dışında, Dışişleri Bakanlığı ile birlikte Adalet Bakanlığı gibi diğer bazı kamu kuruluşlarında vergi gelirleri toplama görevini üstlenmişlerdir.
GİDERLERİN YAPILMASI
Ülkemizde bütçe uygulamasına göre, kamu gideri “bütçe içinde, devlet adına gerçekleştirilen yada gerçekleştirilmesi bir özel yasa ile taahhüt edilen bir hizmet karşılığı devletin borcu olarak ortaya çıkan tutardır” biçiminde tanımlanmaktadır.
Devletin bütçesinden bir harcama yapılması belirli aşamalarda gerçekleşmektedir. Bunlar;
– Giderin taahhüdü (yükleme)
– Giderin tahakkuku
– Giderlerin ödeme emrine bağlanması
– Giderin ödenmesi
GİDERİN TAAHHÜDÜ (YÜKLEME):
Bir bütçe ödeneğinin , devleti borçlandıran bir işlemle belli bir hizmete kısmen veya tümüyle bağlanması olarak tanımlanabilir. Devlet adına taahhüt yapılabilmesi için öncelikle bütçede o hizmetle ilgili ödeneğin bulunması gerekir.
GİDERİN TAHAKKUKU:
Taahhüt esaslarına göre devlete yapılan bir hizmetin veya teslim edilen bir malın karşılığını belirlemek suretiyle devlet namına bir borcun kabul edilmesidir. Borcun miktarının kesinleşmesi yani giderin tahakkuku ancak bakanın veya bakan adına görev yapmaya yetkili memurun onayı ile olur Giderin tahakkuku ise gider tahakkuk memurları tarafından yapılır.
GİDERLERİN ÖDEME EMRİNE BAĞLANMASI:
İta amiri, devlet hazinesini temsil eden saymana, kesinleşmiş devlet borcuna olan bu harcamanın alacaklıya ödenmesi konusunda emir verir. Ödeme emrinde ilgili daire, ödeneğin miktarı, harcamanın ilgili olduğu bütçe yılı, ödeneğin ait olduğu tertip , hak sahibinin kimliği yer alır.
BÜTÇE ve HAZİNE İŞLEMLERİ
Devletin bütün gelir ve giderleri arasındaki dengesizliklerin giderilmesi ve hazine işlemleri denir. Bu işlemleri yerine getiren kuruma hazine denir. Hazine bir anlamda devletin kasadarı olmaktadır. Hazine işlemleri Hazine Müsteşarlığı tarafından yürütülmektedir. Kamu Gelir ve Giderlerinin Yer bakımından denkleştirilmesi, nakit hareketleri bankacılık sistemi aracılığıyla yapılır. Ülkemizde bu işlemleri Merkez bankası Merkez bankasının olmadığı yerlerde Ziraat bankası yürütür. Kamu gelirleri ile giderlerinin yıl içinde değişik gelişmeler göstermesi nedeniyle yıllık toplamlar eşit olsalar bile aylık veya haftalık dönemlere göre gelirlerle giderler arasında büyük farklılıklar görülebilir. Hazinenin ikinci temel görevi bu geçici gider-gelir dengesizliklerini gidermektir. Hazine bunu sağlayabilmek için devletin sürekli gelirlerini destekleyecek mali kaynaklar bulmak zorundadır. Bu kaynaklardan başlıcaları Merkez Bankasından borçlanma, kısa vadeli hazine bonoları, devlet tahvilleri çıkararak iç sermaye piyasasından borçlanma, emanet paralardan yararlanma olarak sayabiliriz.
– Hazine geçici ve mevsimlik açıklarla , devamlı ve kesin bütçe açıklarını nasıl kapatma yoluna gider?
– Geçici açıklama için vadesi genellikle 1 yılı geçmeyen hazine bonoları çıkarabilir.
– Devamlı ve kesin bütçe açıklarında, devlet tahvili veya iç istikrar tahvili adı verilen borç senetleriyle uzun vadeli borçlanmaya gidilir. Devlet tahvilinin hazine bonosundan farkı devlet tahvilinin vadesinin bir yıldan daha uzun süreyi kapsamasıdır. Dış borçlanma, hibe ve emanet paralar kanalıyla da bütçe açıklarını giderme yoluna gider.
BÜTÇE UYGULAMASININ DENETİMİ VE AKLANMASI
Bütçe denetimi gerek uygulama sırasında gerek uygulamadan sonra yapılır. Aynı zamanda, idari, yargı ve yasama denetimi olmak üzere denetimi yapan organa göre de bir ayırım söz konusudur. Ülkemizde;
– İdari denetimi Maliye Bakanlığı – Yargı denetimini Sayıştay yapar.
– Yasama denetimini TBMM si yapar
Sayıştayın, temel denetleme organı olarak, idari denetimde görev almakla birlikte, esas görevi yargı denetimini gerçekleştirmektir.
KAVRAMLAR
İTA AMİRİ: Kamu hizmetiyle ilgili programların yürütme sorumluluğunu taşıyan, bütçeyle verilen ödeneklerin kullanımına karar veren en üst düzeydeki yöneticidir.
TAHAKKUK MEMURU: Devletin giderlerini yasalara uygun olarak gerçekleştiren, bir hizmetin yerine getirilmesi veya bir malın teslim edilmesinden sonra devlet adına doğan borcun miktarını, taahhüdün yasalara uygun olarak yerine getirilip getirilmediğini belirleyen kişiye denir.
SAYMAN: Gelirleri tahsil eden, nakit ve ayniyeti saklayan giderleri hak sahiplerine ödeyen ve bu işlerle ilgili her türlü işlemleri yerine getiren ve sayıştaya hesap veren kişiye sayman denir.
BÜTÇE YASAMA METNİ: Bütçenin niteliklerini ve bir yıla ilişkin uygulama kararlarını belirleyen maddelerden ve ek cetvellerden oluşur.
BÜTÇENİN İŞLEVLERİ VE İLKELERİ
BÜTÇENİN İŞLEVLERİ VE İLKELERİ
Bütçenin 2 farklı işlev türü vardır.
– Klasik bütçe işlevleri
– Çağdaş bütçe işlevleri
KLASİK BÜTÇE İŞLEVLERİ
- a) Bütçenin Mali ve Ekonomik İşlevi
- b) Bütçenin Siyasal İşlevi
- c) Bütçenin Hukuki İşlevi
- d) Bütçenin Denetim İşlevi
- a) Bütçenin Mali ve Ekonomik İşlevi: Bütçenin harcamalar ve gelirleri arasında denge sağlaması bütçenin mali; kamusal faaliyetler alanında gerek nitelik gerekse nicelik yönünden planlamasında bütçenin ekonomik işlevini ortaya koyar.
- b) Bütçenin Siyasal İşlevi: Yasama organının bütçe yardımıyla kamu yönetimi üzerindeki siyasi egemenliğidir
- c) Bütçenin Hukuku işlevi: Bütçenin, yürütme organının ve kamu yönetiminin faaliyetlerini yasalara uygun olarak yürütmeye zorlamasıdır
- d) Bütçenin Denetim İşlevi: Yasama organının yürütme organına bütçe ile vermiş olduğu yetkilerin bütçe yasasında belirtilen sınırlar doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığının denetlenmesidir.
SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ
[wp_ad_camp_5]
sonraki sayfadan devam ediniz
