NOT! Kar şeklinde düşen yağışlar ilkbaharda sıcaklığın artmasına bağlı olarak erimeye başlar. Yavaş gerçekleşen bu erime toprağa daha fazla su sızmasına neden olur. Böylelikle yer altı su rezervi artar bitkiler için fayda sağlanır. Ayrıca bir yörede bir hava kütlesi yağmur bırakırken, aynı hava kütlesi başka bir yere kar bırakıyorsa iki yöre arasında yükseltiye bağlı sıcaklık farkı var demektir.
NOT! Avusturya Alplerinde fön rüzgârına verilen isim Türk Rüzgârı’dır. Anadolu’da “Bakır Sattıran” adı ile bilinir. Fön etkisi nedeniyle tarım ürünlerinin kuruması çiftçilerin evlerindeki bakırı satarak geçinmelerine neden olduğu için bu isim verilmiştir.
UYARI! Mutlak nem dağılışında dikkat edilmesi gereken özellik sıcaklık farklarıdır. Çünkü sıcaklık farklarının az olduğu kıyı bölgeleri mutlak nem sayesinde bu özelliği kazanır. Karasal yerlerde mutlak nem azlığı nedeniyle aşırı ısınma ve aşırı soğuma yaşanır.
NOT! Dolu, hızlı yükselen ve sıcaklığın 0°’ın altına aniden inmesiyle oluşur. Etkili olduğu dönemde sorunlara neden olur. Büyük boyutlarda düştüğünde araçlara zarar vermekte ve tarım ürünlerinde tahribata neden olmaktadır.
UYARI! Mutlak nem en fazla Akdeniz’de.
UYARI! Maksimum nem en fazla Güney Doğu Anadolu’da. UYARI! Bağıl nem en fazla Karadeniz’de.
NOT! Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında dağların kıyı şeridine göre paralel uzanması nedeniyle yağış miktarı Ege kıyılarından daha fazladır. Bu duruma bağlı olarak Ege’nin güneyi ile kuzeyi arasında da yağış farkları vardır. Menteşe kıyılarında dağlar kıyıya paralel olduğundan kuzeyde dağların dik uzandığı yerlerden daha fazla yağış alır.
UYARI! Sisin bu olumsuz etkilerinin yanında bazı olumlu etkileri de vardır. Bunlar özellikle tarım ve dağlar üzerinde gelişen alpin çayırlar üzerindedir. Bitkilerin nemlenmesini sağlar.
NOT! Türkiye’de güneşlenme süresi;
NOT! Çevresine göre daha yüksekte kalan Erzurum – Kars çevresi Iğdır Ovası’ndan daha fazla yağış alır. Hakkâri çevresi Güneydoğu Anadolu’nun doğusundan yüksek olduğundan daha fazla yağış alır. Ayrıca Doğu ve Batı Karadeniz Orta Karadeniz’den daha fazla yağış alır. Çünkü Orta Karadeniz’deki Canik Dağları’nın yükseltisi daha azdır.
- Enleme bağlı olarak güneyden kuzeye doğru azalır.
- Karasallığa bağlı olarak kıyılardan iç kesimlere doğru artar.
- Bulutluluğa bağlı olarak Karadeniz’de en azdır.
NOT! Türkiye’nin 250 mm ile en az yağış alan yeri Tuz Gölü çevresidir. İç Anadolu’nun etrafının yüksek dağlarla çevrili olması denizel etkinin iç kesimlere sokulmasını önlemiştir. Ayrıca hava kütleleri kara içine girdiğinde havanın ısınması ve genleşmesine bağlı doymaktan uzaklaşmaktadır bu nedenle yağış en az olmaktadır.
NOT! Çayı Türkiye’ye getiren adam Prof.Dr. Zihni Derin *Üretimde Türkiye 5.sırada
*Tüketimde 1.sırada
*Kalitede 3.sırada
NOT! Akdeniz ve Karadeniz iklimleri, sıcaklık farkının az olması, yağışın fazla olması, nemli iklimler olmaları ve kış ılıklığının olması yönlerinden benzerdirler. Ancak Akdeniz iklimi ile Karadeniz iklimini birbirinden ayıran en önemli özellik yaz kuraklığıdır. Akdeniz’de yaz kuraklığı belirgin iken Karadeniz’de yazlar serindir.
TÜRKİYE’NİN SU VARLIĞI
NOT! İç Anadolu Tipi Karasal İklim ve Doğu Anadolu Tipi Karasal İklim, karasallığın şiddetli olması, yağışın kar şeklinde düşmesi, kışların soğuk geçmesi ve sıcaklık farklarının fazla olması özellikleri bakımından benzerdir. Ancak iki ikimi birbirinden ayıran en önemli fark yaz kuraklığıdır. İç Anadolu Tipi Karasal İklimde yaz ayları oldukça kurak iken Doğu Anadolu Tipi Karasal İklimde yazlar serin ve yağışlıdır.
UYARI! Karadeniz Bölgesi’nde yağış rejimi düzenli olmasına rağmen bu bölgedeki akarsuların bile rejimi düzenli değildir. Çünkü Karadeniz’deki yağışın bir bölümü kar şeklinde düşmektedir. Karlar hemen eriyip akarsuyun bünyesine katılamadığından rejim düzensizliği oluşur.
Türkiye’de Mikroklimalar
UYARI! Bir akarsuyun hidroelektrik potansiyelini artıran faktörlerden biri de taşıdığı su miktarı yani debinin yüksek olmasıdır. Ancak dikkat edilirse Türkiye akarsularının debileri oldukça düşüktür. Akarsu enerji potansiyelini artıran özellik suyun yüksekten dökülüyor olmasıdır.
*Rize’de turunçgil yetişmesi-sebebi föhn
*Iğdır’da pamuk yetişmesi-sebebi yaz kuraklığı
*Artvin’de zeytin yetişmesi-sebebi Karadeniz terste ondan(Türkiye’nin asli ikliminin Akdeniz olması)
NOT! Akarsular ile ilgili kısa bilgiler şunlardır:
*Akdeniz’de muz yetişmesi *Karadeniz’de çay yetişmesi
Debisi ve eğimi yüksek olması nedeniyle Çoruh, Manavgat ve Göksu üzerinde rafting yapılır.
NOT! Artezyenlere Türkiye’nin kuraklık şiddetinin fazla olduğu iç bölgelerinde yaygın olarak rastlanır. Yağış miktarının fazla olduğu Karadeniz’de bol miktarda yüzey suyunun bulunması artezyenlere daha az gerek duyulmasına neden olmuştur.
Türkiye’nin en yüksek sete sahip barajı olan Deriner, Çoruh üzerinde yer alır ( Artvin ).
Türkiye’nin debisi en yüksek olan akarsuyu Fırat’tır. Aynı zamanda üzerindeki barajlardan en fazla elektrik üretilen akarsudur.
Sınırlarımız içindeki uzunluğu en fazla olan ve en büyük havzaya sahip olan akarsu Kızılırmak’tır.
Dicle ile Fırat Irak’ta birleşerek Şattül Arap adını alırlar. Türkiye’nin en temiz akarsuyu Zap’tır.
Türkiye’nin en kirli akarsuları Susurluk ve Ergene’dir.
- Bartın Çayı üzerinde 5 – 6 km kadar turistik ulaşım yapılır.
- En fazla bölgede akış gösteren akarsu Sakarya’dır ( İç Anadolu,
Ege, Marmara ve Karadeniz ).
Susurluk Nehri, Marmara Bölgesi’nde aktığından akış hızı,
NOT! Kapalı havza adı verilen alanların oluşmasında;
aşındırma gücü ve hidroelektrik potansiyeli çok düşüktür.
Meriç Nehri, Bulgaristan’ın üzerinde bulunan barajlardaki fazla suları boşaltması nedeniyle Trakya’da sıklıkla taşkına neden
- Yer şekillerinin engebeliliği
- Dağların uzanışı
- Kuraklık şartları
- Yağış azlığı
olmaktadır.
Meriç Irmağının bir kolu olan Ergene Nehri, akış hızı çok az olduğu
Karstik erime etkili olmuştur.
için kendi kendini temizlemeyen bir ırmaktır.
Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes nehirleri
NOT! Türkiye akarsularının büyük bir bölümü en fazla suyu ilkbahar’da taşımaktadır. Bu durumun oluşmasındaki en büyük neden akarsuların genel olarak yüksek dağlık sahalardaki kar erimelerinden besleniyor olmalarıdır.
Ege’deki graben alanlarda aktıkları için menderesler çizerler. Ayrıca bulundukları alanda en fazla yağış kış aylarında yağmur şeklinde düştüğünden debileri ve hızları kışın artar.
GÖLLER
Aksu, Köprü ve Manavgat nehirleri karstik kaynaklarla beslendiklerinden yaz kuraklığından fazlaca etkilenmezler.
NOT! Türkiye’deki doğal göllerin bazıları ile ilgili bilinmesi gerekenler şunladır:
Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin kaynağı Akdeniz dışında olduğundan Akdeniz’in diğer akarsularından farklı özellikler gösterirler.
Sığ olması ve aşırı buharlaşma nedeniyle alanı en fazla değişen göl Tuz Gölü’dür.
Asi Nehri özellikle kış aylarında debisi arttığından dolayı taşkına neden olmaktadır.
Yolu kısaltması ve derin olması nedeniyle üzerinde feribot aracılığıyla demir yolu ulaşımı yapılabilen göl Van Gölü’dür.
Van Gölü ve Beyşehir gölleri oluşum bakımından karma yapıdadırlar. Van’ın oluşumunda tektonizma ve volkanizma, Beyşehir’in oluşumunda tektonizma ve karstlaşma etkili olmuştur.
BUZUL GÖLLERİ:Kilimli Göl, Aynalı Göl, Karagöl
VOLKANİK SET GÖLLERİ:Van, Nazik, Erçek, Haçlı, Balık, Çıldır
Gideğen adı verilen akarsularla sularını dışarı boşaltan akarsuların suları tatlıdır. Eğirdir, Beyşehir, Tortum, Hazar, Ulubat, Manyas, İznik ve sapanca göllerinin gideğeni vardır.
ALÜVYAL SET:Eymir(Ankara), Mogan(Ankara), Marmara Gölü(Manisa), Köyceğiz(Muğla), Bafa(Çamiçi)-AYDIN
Tortum, Hazar ve Eğirdir göllerinin gideğenleri vasıtasıyla enerji üretimi yapılmaktadır.
HEYELAN SET:Abant(Bolu), Yedigöller(Bolu), Zinav(Tokat), Borabay(Amasya), Sera(Trabzon), Tortum(Erzurum)
- Manyas Gölü aynı zamanda bir milli parktır.
- Yedigöller, Abant ve Uzungöl’den turizm amaçlı
KIYI SET:Büyük Çekmece, Küçük Çekmece, Terkos(Durusu)
yararlanılmaktadır.
- En büyük tatlı su gölü Beyşehir.Gideğeninin adı Çarşamba Çayı.
- Beyşehir ve Eğirdir’de Kerevit avlanır.Tatlı su yengecidir.
- Manyas(Kuş cenneti) bir milli parktır.
- İlk milli park Yozgat Çamlığı(5 Şubat 1958)
- Son milli park Sakarya Meydan Muharebesi (40.Miili Park)
Yapay Göller
UYARI! Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde doğal göle rastlanmaz. Nedeni yer şekillerinin sade olması nedeniyle göl oluşturacak bir çanağın olmaması ve şiddetli buharlaşmadır.
8900 7354 6000 2117 1632 1620 1217
NOT! Türkiye’deki göller kentleşme, endüstrileşme ve yanlış atık depolama nedeniyle kirlenmiştir. Bu kirlilik batıda fazla iken doğuya doğru azalır.
KARSTİK GÖLLER:Avlan, Kestel(Gölova), Suğla, Elmalı(Gölova), Salda
NOT! Türkiye’de kurulan barajların kuruldukları yerlere göre kurulum amaçları şu şekildedir:
VOLKANİK GÖLLER:Nemrut Krater Gölü, Meke Gölü(Nazar Boncuğu,Konya’da bulunur), Acıgöl(Nevşehir)
Baraj Adı
Kurulduğu Akarsu
Bulunduğu İl
Enerji Üretimi ( Gw/h )
Atatürk Karakaya Keban Deriner Altınkaya Oymapınar Hasan Uğurlu Aslantaş Gökçekaya Hirfanlı
Fırat
Fırat
Fırat Çoruh Kızılırmak Manavgat Yeşilırmak Ceyhan Sakarya Kızılırmak
Adıyaman
Malatya
Elazığ
Artvin
Samsun
Antalya
Samsun
Adana 569 Eskişehir 562 Kırşehir 400
Karadeniz’de kurulan barajların temel amacı enerji üretimidir. Çünkü bölgedeki düşük kentleşme, düşük sanayileşme ve yıl boyu yağışın olması barajların içme suyu, sanayiye su temin etme ve tarım sulama amaçlı yaralanılmadıklarını gösterir.
UYARI! Çernozyem Toprakları Dünya’nın en verimli toprakları olmasına rağmen tarımda kullanılamaz. Nedeni yöredeki iklimin tarım yapmaya uygun şartlar taşımamasıdır. Yaz kuraklığı isteyen ürünler yazların serin ve yağışlı geçmesinden kış ılıklığı isteyen bitkiler ise kışların çok uzun ve sert geçmesinden dolayı yetiştirilemez.
Büyükşehirler çevresindeki büyük barajların temel yapım amacı büyükşehirlerin içme suyu ihtiyacını karşılamaktır.
- Doğu Anadolu’da kurulan barajların temel amacı enerji üretimidir.
- Güneydoğu Anadolu’daki barajların yapım amaçları elektrik
üretme ve tarımsal sulamadır.
NOT! Kalsimorfik topraklardan olan Vertisoller ve Rendzinalar Trakya’da yaygın olarak bulunurlar. Bu topraklar ay çiçeği tarımına uygundur. Yöresel dilde bunlara verilen isim dönen topraklar veya taş doğuran toprakladır.
UYARI! Enerji üretme amacıyla baraj yapımının en az olduğu bölge Marmara’dır. Bölge akarsularının akış hızlarının çok az olması yükseltinin azlığı hidroelektrik potansiyel ve üretimin en az olmasına neden olmuştur.
TATLI SU PROJELERİ
UYARI! Taşınmış topraklar dış kuvvetler tarafından oluşturuldukları için bulundukları alanlardaki ana kaya ve iklim özellikleri hakkında bilgi vermezler.
*İlk proje:Kıbrıs Barış Suyu Projesi
Türkiye tarafı:Anamur(Dragon Çayı) Alaköprü Barajına aktarıldı.
Kıbrıs tarafı:Geçitköy Barajı ile içme suyu ve Meserya Ovası sulaması yapılacaktır.
*Melen Çayı Projesi:Düzce Melen Çayı suları ”Boğaziçi Tüneli” ile İstanbul Avrupa Yakasına verildi.
*Kızılırmak Projesi:2008-2014 yılları arası Kızılırmak suları Bala Karakeçili’den Ankara’ya verildi.
*Avşa Deniz Suyu Projesi:İlk ve tek deniz suyu arıtılarak içilen merkezdir.(Balıkesir-Avşa 2010)
NOT! Bir yörede yağışın fazla olması toprakların A katmanındaki materyallerin yıkanarak B katmanında birikmesine neden olur. Bu nedenle bol yağışlı yerlerdeki topraklar tuz, kireç ve humus bakımından oldukça fakirdirler.
TOPRAKLAR
NOT! Bir yöredeki aşırı ve vahşi sulama gibi yanlış sulama teknikleri topraklar üzerinde tuz ve kireç birikime neden olarak toprak verimini düşürmektedir. Örneğin, Güneydoğu Anadolu’da topraklar GAP ile birlikte aşırı sulanınca buharlaşmanın fazla olması toprak üzerinde tuzlanma ve kireçlenme yaratmıştır. Bu durum toprak verimini düşürerek tarımsal üretime zarar vermektedir.
NOT! Çernozyem Topraklarının Dünya’nın en verimli toprakları olmasının nedeni üzerindeki organik madde birikiminin fazla olmasıdır. Erzurum – Kars platolarında yaz yağışları ile gelişen gür çayırlar erken gelen kış ile birlikte toprak üstünde birikir.
BİTKİ
Ormanların kendini yenileme süresinin en kısa olduğu yerler kıyıdaki yörelerdir. İç bölgelerde ormanların kendini yenileme süresi en uzundur.
NOT! Türkiye ikliminde Karadeniz dışındaki alanlarda orman oluşumu kendiliğinden gerçekleşmez. Bu nedenle Karadeniz dışında tahrip edilen ormanlar yerine orman gelemediğinde ormanlık sahalar seyrek topluluklar halinde bulunur. Bu durum antropojen bozkır denir.
Karadeniz Bölgesi dışındaki alanlarda ormanların kendiliğinden yetişmesi mümkün değildir. Bu nedenle ormanların tahrip edildiği İç Anadolu’da orman çıkamadığı için Antropojen bozkırlar, Akdeniz’de makiler oluşmuştur.
NOT! Makilerin gelişmiş bir kök sistemine sahip olmalarının nedeni karstik arazi nedeniyle yer altına çok fazla sızan sulara erişmeye çalışmalarından, tüylü gövde ve yapraklar sıcaklık nedeniyle yaşanan terlemeyi azaltmaya çalışmalarındandır.
NOT! Türkiye’nin günümüz iklim koşulları %90 orman oluşturacak düzeydedir. Ancak tahribatlarla bu oran %28’e düşmüştür. Bu ormanların korunması amacıyla bazı ormanlık sahalar milli park ilan edilerek koruma altına alınmıştır. 1958 yılında ilan edilen Türkiye’nin ilk milli parkı Yozgat Çamlık Milli Parkı buna en güzel örnektir.
NOT! Kızılçam ormanlarının Dünya üzerinde en fazla alan kapladığı ülke Türkiye’dir. Ayrıca orman ağaçları içinde en fazla alan kaplayan ağaç kızılçamdır.
NOT! Sığla ağaçları endemik türler içinde en önemlilerdendir. Köyceğiz Gölü çevresinde bulunan bu ağaçlardan elde edilen sığla yağı kozmetik sanayisinde kullanılır. Bu nedenle tahribata uğrayan sığla ağaçlarını koruma projesi geliştirilmiştir.
NOT! Meşe, iklim seçiciliği en az olan ağaç türlerinden biridir. Bu nedenle Türkiye’nin her bölgesinde rahatlıkla yetişen ağaç meşedir. Türkiye’de ağaçlandırma çalışmalarında en çok tercih edilen ağacın meşe olmasının nedeni de Türkiye’nin tüm iklimlerine uyum sağlamasıdır.
NOT! Türkiye’de endemik türlerin en fazla bulunduğu yerler Toroslar’dır.
NOT! Türkiye’de ormanların bölgelere dağılımını belirleyen faktör nemliliktir. Nemin yüksek olduğu kıyılarda ormanlar daha geniş alan kaplarken iç bölgelerde nemlilik düşük olduğundan orman oranı oldukça azdır.
NOT! Su kirliliğinin akarsular ve göllerde yoğun olarak hissedildiği yerler daha çok batıdadır. Bu alanda yaşanan yoğun atıkların depolanma sorunu kirleticilerin doğrudan suya bırakılması sonucunda ortaya çıkmaktadır.
NOT! Orman alt sınırını belirleyen faktör NEM Orman üst sınırını belirleyen faktör ENLEM’dir.
NOT! Türkiye’de su kirliliğinin yüksek olduğu akarsu, göl ve kıyılar şunlardır:
ÇEVRE ve DOĞAL AFETLER
UYARI!
NOT! Nüfusun büyük bir bölümü birinci derecede deprem alanlarında yaşamaktadır. Nedeni ise genellikle Faylanma sonucu oluşan tektonik ovaların yerleşim ve tarım için uygun düzlükler olmasıdır.
- Sakarya Nehri ( Endüstrileşme )
- Kızılırmak ( Endüstrileşme )
- Susurluk Nehri ( Endüstrileşme )
- Gediz Nehri ( Endüstrileşme )
NOT! Türkiye’de toprak kirliliği, tuzlanma ve kireçlenme gibi sorunlar oldukça fazladır. Örneğin GAP ile birlikte Güneydoğu Anadolu’da yapılan aşırı ve kontrolsüz sulu tarım toprakların tuz tabakası ile bazı yerlerde
- Ergene Nehri ( Akış Hızı Düşük )
- Van Gölü ( Kentleşme )
- Beyşehir Gölü ( Yanlış Arazi Kullanımı )
- İznik Gölü ( Yanlış Arazi Kullanımı )
- Sapanca Gölü ( Yanlış Arazi Kullanımı )
- Manyas Gölü ( Yanlış Arazi Kullanımı )
- İzmit Körfezi ( Endüstrileşme )
- Gemlik Körfezi ( Endüstrileşme )
- Çandarlı Körfezi ( Endüstrileşme )
- İzmir Körfezi ( Kentleşme )
- Gökova Körfezi ( Termik Santral )
- Antalya Körfezi ( Turizm )
- İskenderun Körfezi ( Endüstrileşme )
NOT! Bir yerde hava kirliliğinde yaşanan artış beraberinde bazı sorunlar ortaya çıkarır. Bunlardan en önemlisi hava kalitesinin düşmesine bağlı olarak ortaya çıkan sağlık problemleridir.
Türkiye’nin en temiz akarsuyu Zap Suyu’dur. Kentleşme ve endüstrileşmeden en uzak olan Hakkâri’deki bu akarsu dağlık sahalardan geçmektedir. Türkiye’nin en temiz körfezi Saros Körfezi’dir. Ege’deki bu körfez Çanakkale’nin batısında bulunur. Gelibolu şehitliği nedeniyle kentleşmenin az olması ve Dünya’da kendi kendini yenileyebilen sayılı körfezden biri olması nedeniyle oldukça temizdir.
NOT! Türkiye’de heyelan olaylarına en fazla doğu Karadeniz Bölümü’nde rastlanılmaktadır. Bu alanda heyelan oluşumu için gerekli faktörlerin hepsi mevcuttur.
NOT! Türkiye’de doğal gazın ısınmada yeterince kullanılmaması nedeniyle özellikle büyükşehirlerde Londra tipi hava kirliliği oldukça fazla görülmekteydi. Günümüzde bu kirliliğin azalmasının en önemli nedeni ısınmada kullanılan yakıtın değişmesidir.
UYARI! Türkiye’de göçme – çökme depremlerinin oluşumunda insan etkisi olduğu unutulmamalıdır. Özellikle maden ocaklarında ve yol yapımlarında kullanılan dinamit patlatmaları bu tür depremlere neden olmaktadır.
UYARI! Türkiye’de aktif volkan olmadığından volkanik depremler görülmez.
NOT! Türkiye’deki heyelanların mevsimlere göre dağılımında %65 ile ilkbahar birinci sıradadır. Nedeni ise kar erimeleri ile birlikte toprağın suya doyması ve kayganlığın artmasıdır.
UYARI! Heyelan önlenemez bir afettir. Heyelanın görüldüğü yörelerde etkileri azaltılabilir. Bunda da en önemli çalışma heyelan riski olan yerlere yerleşmemek eğer mevcut yerleşme varsa taşımak gerekir.
İkinci nüfus sayımı 1935 yılında yapılmıştır. Bu tarihten sonra nüfus artış hızı hesaplanabilmiştir.
UYARI! Bitki örtüsü heyelan değil erozyonu önleme de dikkate alınması gerekir. Heyelanda toprak üstündeki bitki örtüsü ile birlikte hareket ettiğinden bitki önleyici değildir.
1935 yılından 1990 yılına kadar her 5 yılda bir 1990 yılından itibaren her 10 yılda bir nüfus sayımı yapılması kararlaştırılmıştır.
UYARI! Akdeniz’de bol yağış, kar erimesi ve kuvvetli eğim olmasına rağmen heyelan riski oldukça düşüktür. Nedeni karstik arazi yapısıdır.
UYARI! 1997 yılında bu karar ile çelişen bir nüfus sayımı yapılmıştır. Ancak bu sayım tüm yaş gruplarını kapsamamıştır. Ara seçim yapılacağından ve seçmen kütükleri belli olmadığından yalnızca oy kullanacak nüfus sayılmıştır. Nüfusun tamamına ilişkin bir yapısal özellik tespiti yapılmamıştır.
NOT! Türkiye’de batıdan doğuya doğru gidildikçe taşkın riski azalır. Nedeni doğuya doğru akarsuların yatak eğimlerinin artmasıdır. Derin yataklar içinden akarsuların çevrelerine çıkmaları daha zordur.
- Son evde sayım yöntemi 2000 yılında uygulanmıştır.
- 2007’de ADNKS’ye ( Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi )geçilmiştir.
NOT! Türkiye’de en çok taşkına neden olan akarsular Asi, Meriç, Ergene ve Gediz’dir. Ortak özellikleri yatak eğimlerinin oldukça az olmasıdır.
UYARI! 2007’de ADNKS’ye geçilmesi ile birlikte 2010 yılında yapılması gereken evde sayım yapılmamıştır.
NOT! Çığ sonucunda doğal bitki örtüsünün zarar görmesi ve kış turizminin olumsuz etkilenmesi gibi iki önemli durum oluşur.
31 Aralık 2015 itibariyle Türkiye nüfusu 78,7 milyon olarak bulunmuştur.
UYARI! Karadeniz’in kuzeye bakan yamaçlarında yüksek eğim ve kar yağışı olmasına rağmen çığ riski oldukça düşüktür. Bu durumun nedeni bitki örtüsünün oldukça gür olmasıdır. Bu nedenle Karadeniz’de çığ görülen alanlar bitkinin cılız olduğu güney yamaçlardır.
31 Aralık 2015 itibariyle Türkiye’nin en genç nüfus ortalamasına sahip il Şanlıurfa’dır.
NÜFUS
Nüfus artış hızını artırmaya yönelik bütün bu çalışmalara rağmen nüfus artış hızı 1940 – 1945 yılları arasında cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesi olan ‰10’a düşmüştür. Bu düşüşte etkili olan iki önemli faktörden birincisi II. Dünya savaşının patlak vermesi nedeniyle erkek nüfusun silâhaltına alınması nedeniyle evlilik çağı nüfusun azalması ikincisi
NOT! 1927 yılı sayımı ilk nüfus sayımı olma özelliğinin yanı sıra başka bir özelliğe de sahiptir. Sadece bu sayımda nüfus artış hızı bulunamamıştır. Daha önce herhangi bir sayım olmadığı için nüfus artış hızı tespit edilememiştir.
UYARI!
31 Aralık 2015 itibariyle Türkiye’nin en yaşlı nüfusuna sahip il Sinop’tur.
ise sağlık ve beslenme koşullarının kötü olmasından dolayı ölüm oranlarının artmasıdır.
Erzurum Eskişehir Gaziantep Mersin
İstanbul
İzmir
Kayseri
Kocaeli
Konya
Samsun
Kahramanmaraş Van
Aydın
Denizli
UYARI! Nüfus artış hızında azalma veya artışın yaşanması o dönemde nüfusun miktarca en az veya en fazla olduğunu göstermez. Grafiklerde hiç eski değer yoksa nüfus hep artmış demektir. Türkiye’de dönemler boyunca nüfus artış hızı düşse dahi nüfus hep artmıştır.
Tekirdağ Muğla
Mardin Malatya Trabzon Ordu
NOT! Gerçek ve doğal nüfus artışının fazla olduğu yerler şu şekilde kodlanabilir.
UYARI! Okuryazarlık 6 yaş üzeri nüfusta hesaplanır. Bu neden %95 olan okuryazarlık Türkiye’nin toplam nüfusunun değil 6 yaş üzerindeki nüfusunun okuryazarlık oranıdır.
3D — Doğal nüfus artışı fazla ise Doğum fazladır o da Doğuda yüksektir.
3G—Gerçek nüfus artışı fazla ise Gelişmiş yerdir o da Göç alır.
NOT! Türkiye’de çalışma çağındaki nüfus 2012 yılında 51 milyondur. Ancak bu kişilerin ancak %46,2’si katılmaktadır. Erkeklerin işgücüne katılım oranı kadınlardan daha yüksektir. Türkiye’de 1970’li yıllarda nüfusun %70’i tarım sektöründe çalışmaktayken günümüzde nüfusun yaklaşık %24’ü tarım sektöründe çalışmaktadır. Sanayi sektöründe çalışanların oranı % 26 civarındadır.
NOT! Türkiye’de kentleşmenin bu denli yüksek olmasında etkili olan durumlardan biri de büyükşehir yasasıdır. Bu yasa kapsamında 750 bin nüfusu aşan iller büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür. Mevcut 16 belediyeye eklenen 14 yeni belediye ile 30 ilde köyler merkeze bağlanmıştır.
NOT! Büyükşehir Belediyesi bulunan ve bu nedenle köy statüsü kalmayan iller şunlardır:
UYARI! Çalışanların yarısının hizmet sektöründe çalışması Türkiye nüfusunun yarısının hizmet sektöründe çalıştığı anlamına gelmez. Çünkü çalışanlar içindekilerin yarısı hizmet sektöründedir. Türkiye nüfusunun tamamı çalışmamaktadır.
- Adana
- Ankara
- Antalya
- Bursa
- Diyarbakır
Sakarya Şanlıurfa Hatay
Manisa Balıkesir
UYARI! Aritmetik nüfus yoğunluğu ülkelerin gelişmişliği hakkında bilgi vermez. Çünkü bu yoğunlukta Türkiye’nin her yerinde kişi yaşadığı var
sayılır. Ayrıca nüfusu az olduğu halde bir alanın yüz ölçümü çok küçük ise yoğunluk fazla çıkar.
Göçler daha çok doğudan batıya ve iç kesimlerden kıyılara doğrudur.
NOT! Aritmetik nüfus yoğunluğu ile fizyolojik nüfus yoğunluğu arasındaki oransal farkın fazla olduğu yerlerin eğim ve engebesi daha yüksektir.
Doğal afetler zorunlu göç nedenidir.
Kamulaştırma adı verilen istimlak çalışmaları zorunlu göçe neden
NOT! Tarımsal nüfus yoğunluğu ile fizyolojik nüfus yoğunluğu arasındaki oransal farkın fazla olduğu yerlerin gelişmişliği daha yüksektir. Çünkü tarımsal nüfus yoğunluğunun fazla olduğu yerlerde genellikle nüfus geçimini daha çok tarımdan sağlamaktadır. Bu da bu yörelerin geri kalmışlığını gösterir.
UYARI! Erozyon ve işsizlik hem göç nedeni hem de göç sonucudur. Göç nedeniyle kırsalda toprağın boş bırakılması erozyona neden olur ( Göç Sonucu ) veya erozyon nedeniyle toprağın veriminin düşmesi kırdan kente göç nedenidir. Ayrıca kırsaldan dışarı olan göçün nedeni işsizlik olurken aynı şekilde kentlere gelen binlerce kişi kentte işsizliğe neden olur.
UYARI! İç göçler ülkelerin toplam nüfus miktarını değiştirmez.
NOT! Akdeniz’de Toros dağları kuşağı Anadolu’nun eski yaşam izlerinin görüldüğü yerlerdir. Bu durumun oluşmasında en etkili faktörler, karstik arazi yapısı nedeniyle yaşam için elverişli mağaraların fazla olması ve iklimin ılıman olmasıdır.
NOT! İyi eğitim almış kişilerin yaşadıkları yerlerde aldıkları eğitime uygun iş bulamadıkları için daha gelişmiş ülkelere yaptıkları göçlerdir. Türkiye’nin gelişmekte olan yapısı hem beyin göçü alması hem de vermesine neden olmuştur.
UYARI! Türkiye’de en son yerleşime açılan alan Doğu Karadeniz’dir.
NOT! Türkiye’de göçün ve göç eden nüfusun temel özellikleri şunlardır:
UYARI! Büyükşehir yasası ile birlikte 30 ildeki köyler merkez ilçe veya diğer ilçelere mahalle olarak bağlanmıştır. Bu köylere kırsal mahalle adı verilmektedir.
- Göçe katılanların büyük bölümü çalışma çağındadır.
- Göç edenler içinde erkek oranı daha fazladır.
- Göç edenlerin büyük bir bölümünün eğitim düzeyi düşüktür.
- Vasıfsız işçi olarak çalışanların oranı fazladır.
- Göç alan yerlerde erkek nüfus oranı ve miktarı göç veren yerlerde
NOT! Yaylaların ortaya çıkışının temeli Akdeniz’de serinlemek ve hayvan otlatmak Karadeniz’de hayvan otlatmaktır. Ancak günümüzde yaylalar turizm amaçlı da değerlendirilen alanlara dönüşmüştür.
kadın oranı daha yüksektir.
- Göçün en temel nedeni ekonomik sıkıntılardır.
- Göçlerin yönü en fazla kentlerden kentleredir.
NOT! İç Anadolu’da küçükbaş hayvan beslenen ağıllar zaman içinde sürekli yerleşim yeri haline gelmekte ve köylere dönüşebilmektedir.
olur.
UYARI! Çiftlik yerleşmeleri arazinin düz olduğu geniş tarım parselleri içinde kurulan yerleşmeleridir. Bu nedenle Güneydoğu Anadolu’da, İç Anadolu’da Konya çevresinde, Akdeniz’de Çukurova’da, Ege’de grabenler bölgesinde ve Marmara’da Çatalca bölümünde yaygındır. Ancak arazinin oldukça engebeli olduğu Karadeniz’de en azdır.
NOT! Seracılık: Bir İntansif tarım yöntemidir. Kışların ılık geçtiği yerlerde ısıtma maliyeti düşük olduğundan rahatlıkla yapılabilir. Karadeniz’de kış ılıklığı olmasına rağmen güneşlenme süresi az olduğundan gelişememiştir. Ege’de seracılık ısıtmada jeotermal suların kullanılması ile birlikte artış göstermiştir. İç Anadolu ve doğu Anadolu bölgelerinde kışların soğuk olmasına bağlı olarak ısıtma maliyetinin çok yüksek olması sebebiyle en az yapılan etkinliktir.
UYARI! Türkiye’de arazinin eğimli olduğu yerlerden olan Hakkari ve Menteşe çevresinde de kırsak kesim yerleşmeleri toplu dokudadır. Buralarda önemli olan su kaynağın yine yetersiz olmasıdır.
NOT! Güneydoğu Anadolu’da kuraklık İç Anadolu’dan daha fazla olmasına rağmen GAP’ın devreye girmesi ile gelen sulama nadası daha az yapmıştır.
UYARI! Marmara Bölgesi’nin kırsal kesimindeki meskenlerde belirgin bir yapı yoktur. Bu alanda kerpiç, ahşap, taş veya hımış mesken tiplerine rastlanır. Asıl dikkati çeken betonarme meskenlerin fazlalığıdır. Bu durum kırsal kesim insanının gelir düzeyinin arttığını gösterir.
UYARI! Nadas, verimi artırmak için uygulanan yöntem olmasına rağmen erozyona neden olduğundan toprağın verimli kısmının süpürülmesine ve veriminin düşmesine neden olur.
NOT! Türkiye’nin en büyük kargo havalimanı olan Şanlıurfa Havalimanı bu proje kapsamında inşa edilmiştir.
NOT! Nöbetleşe ekimin yapılması nadası azaltır. Ayrıca toprak üzerinde daima bitki olduğundan erozyonda da azalma yaşanır.
UYARI! Bir Akdeniz ili olan Kilis bölgede olmamasına rağmen projeye dahil edilmiştir.
UYARI! Gümüşhane ve Bayburt illeri hem DAP hem de DOKAP’taki illerdendir. Nedeni iki ilin sınırları ile proje bölgelerinin sınırlarının
2. Tarımı Geliştirme Yöntemleri
UYARI! Samsun ili hem YHGP hem de DOKAP’ta yer almaktadır.
Türkiye’de tarım arazileri oranında yüksek tarımsal üretim gerçekleşememiştir. Bu durumun nedeni tarımda kullanılan tekniklerin yetersizliğidir. Bu nedenle tarımı geliştirmek, birim alandan alınan verimi artırmak için uygulanan başlıca teknikler şunlardır:
NOT! Konya Ovası’nda KOP öncesinde sulama amaçlı yoğun olarak açılan artezyen kuyuları yer altında boşlukların oluşmasına neden olmaktaydı. Bu durum sonucunda çöken kısımlarda obruklar oluşmaktaydı. Sulama ile dışarıdan bölgeye su geldiğinde yer altı suları eskisi kadar çekilmediği için obruk oluşumu azalacaktır.
Sulama
Yağış azlığı olan yerlerde uygulandığında verim artar.
- İklimden dolayı yaşanan üretim dengesizlikleri ortadan kalkar.
- Nadas alanları azalır.
- Tarım ürünü çeşidi ve verimi artar.
- Çiftçi gelirleri artar.
Ekilen alanlar genişler. Verim ve üretim artar. Hasat süresi kısalır.
Ürün kayıpları azalır.
- Sebze üretim alanları artar.
- Ekilen alanlar genişler.
NOT! Makineleşmeyle birlikte Türkiye’de sürülemeyen araziler sürülmeye başlamıştır. Bu durum geçmişten günümüze tarım arazilerinin artmasının en önemli nedenidir.
Gübreleme
Toprağın yapısına uygun gübre kullanımı verimi %50’ye kadar artırır.
UYARI! Bazı yörelerde makine kullanımının 1950’lerden itibaren artması kırdan kente göçe neden olmuştur. Ancak bazı yörelerde makine kullanımı günümüzde de sınırlıdır. Bu yerlere örnek olarak;
Türkiye’de karasallıktan dolayı yaşanan yağış azlığı gübre kullanma ihtiyacının yüksek olmasının temel nedenidir.
- Doğu Karadeniz
- Batı Karadeniz
- Hakkari
- Menteşe
Doğal gübre olan tezek, çoğu yörede yakıt olarak kullanıldığından yapay gübre bağımlılığı yüksektir.
Türkiye’nin gübre üretiminde kullanılan kaynakları sınırlı olduğundan dış bağımlılığı fazladır.
- Yıldız Dağları
- Teke ve Taşeli yöreleri verilebilir.
Tohum Islahı ve Toprak Bakımı
Toprağın yapısının analiz edilerek uygun tohumun seçilip kullanılması gerekir.
Tohumlara ve fidanlara zarar veren zararlılarla mücadelede ilaçlama yapılır.
- Yüksek verim elde edilebilen kaliteli cins tohumlar kullanılmalıdır.
- Toprağın havalandırılması ve çapalanması yapılmalıdır.
Bağcılıkta san hastalığı için kükürt, buğdaydaki kımıl zararlıları için ise ilaç kullanılması örnektir.
Makineleşme
Zirai Mücadele
Arazi Toplulaştırması
Bu proje kapsamındaki Türkiye’deki miras yoluyla veya başka nedenlerle ayrılmış toprakların birleştirilmesi ön görülmektedir.
Türkiye’de üretilen tarım ürünlerinin üretim oranlarına göre bölgelere dağılımı şu şekildedir. Dikkat edilmesi gereken husus bazı ürünlerin toplam ürünleri o bölgeyi birinci sırada yapabilir ancak il üretimleri o bölgede olmayabilir.
- Ancak engebeli yerlerde uygulanması zordur.
- Toplulaştırma, zaman kaybını, sulama giderlerini ve gereksiz
toprak boş bırakılmalarını engeller.
Karadeniz’in Üretiminde 1.Sırada Olduğu Tarım Ürünleri
Destekleme Alımları
Fındık
Devletin önceden duyurduğu taban fiyattan ürün alma garantisi vermesine ne denir.
- Yıl boyu nem isteği yüksek olan bir tarım ürünüdür.
- Üretiminde %85 ile Karadeniz birinci %15 ile Marmara ikinci
Ülke için aynı ürünün aynı fiyattan satılması sağlanır. Böylece üretici zarar etmez, tüketici korunur.
sıradadır.
- Karadeniz’in doğal olarak yetişen tek ürünüdür.
- Dünya üretiminde 660.000 ton ile Türkiye birinci sıradadır.
- Üretimdeki dalgalanmaların önüne geçilmeye çalışılmaktadır.
- Destekleme alımı yapılan ürünlerin halkın temel tüketim maddesi olması, ihracata dayalı olması veya ilaçlanıp uzun süre saklanabilir
Çay
olması gerekir.
Devlet meyve sebzede destekleme alımı yapmaz
- Cumhuriyetle birlikte Karadeniz’de yetiştirilmeye başlanmıştır.
- Trabzon’dan Artvin’e kadar yetiştirilir.
- Üretimin %100’ü Doğu Karadeniz’dedir.
- Doğu Karadeniz’de bol yağış ve toprak özelliği nedeniyle
UYARI! İncir hariç !!!!
Sebebi:Kurutulup uzun süre dayanabilmesi ve önemli ihraç ürünü olması.
NOT! Destekleme alımı yapılmayan ürünler temel olarak sebzeler ve meyvelerdir. Ayrıca tütün yasa ise özel olarak 2002 yılında destekleme alımlarından çıkarılmıştır.
Keten
3. Bölgelerin Tarım Ürünleri
- En fazla Karabük’te daha sonra Muş’ta yetiştirilir.
- Para kağıdı olarak bilinir.
- Üretim miktarı oldukça azdır.
Kenevir
mikroklima olarak yetişir.
Kivi
birinci sıradadır.
En fazla üretimi Edremit Körfezi çevresindedir.
Artvin Yusufeli çevresinde mikroklima olarak yetişir.
- Batı Karadeniz’de Kastamonu ve Sinop çevresinde en fazla üretilir.
- Uyuşturucu madde yapılabildiği için üretimi devlet
Zeytin
kontrolündedir.
- Her yıl üretim alanları bakanlar kurulu kararı ile belirlenir.
- Kontrollü üretileni tıpta kullanılmaktadır.
Kış ılıklığının olduğu Akdeniz iklim bölgelerinde yetişir.
İki yılda bir yoğun ürün verir.
Yağlık zeytin üretiminde Ege, sofralık zeytin üretiminde Marmara
- Karadeniz’de 1990’lı yıllardan itibaren üretilmeye başlanmıştır.
- Kış ılıklığı istediğinden kıyı iklimlerinde yetişebilir.
- Üretiminde 18.200 ton ile Yalova birinci sıradadır.
Marmara’nın Üretiminde 1.Sırada Olduğu Tarım Ürünleri
Üzüm
Pirinç
İklim seçiciliği oldukça az olduğundan Türkiye’nin her yerinde yetişir.
- Akarsu boylarında sulak alanlarda yetişir.
- En fazla Trakya’da Meriç ve Ergene boylarında yetiştirilir.
- Bataklık alanlarda yetişmesi ne bağlı sıtma hastalığı yaymasından
Karadeniz’in doğusunda aşırı yağış ve güneşlenme azlığı nedeniyle kalitesi oldukça düşük olur.
dolayı üretim alanları devlet kontrolündedir.
Üretim tüketimi karşılayamadığı için ithalatı yapılır.
Üretiminde Manisa birinci sıradadır. Önemli bir ihraç ürünüdür.
Ayçiçeği
Uyuşturucu yapılabildiği için üretim devlet kontrolündedir. Tüm Dünya’da ekim alanları Birleşmiş Milletlerce belirlenir. Karadeniz’in doğusu dışında her yerde rahatlıkla yetişebilir. Ekimde Afyon birinci, Denizli ikinci sıradadır.
- Kalsimorfik topraklar üzerinde en iyi yetişir.
- Tekirdağ, Edirne çevresinde yoğun üretilir.
- Üretimin %75’i Ergene’den sağlanır.
- İl üretiminde birinci sırada ise Konya gelir.
Bolvadin’de bulunan Alkoloidler fabrikasında işlenir. Tütün
Ege’nin Üretiminde 1.Sırada Olduğu Tarım Ürünleri
Haşhaş
İklim değil toprak seçiciliği vardır. Kıraç toprakları sever.
İncir
Portakal, mandalina, greyfurt ve limonun ortak adıdır.
Kış ılıklığı ister.
%89 oranında Akdeniz’de üretilir.
Rize çevresinde fön rüzgarına bağlı mikroklima alanda yetişir.
- İç Anadolu dışında tüm bölgelerde üretilebilir.
- Manisa üretiminde birinci sıradadır.
- Kalitesinin korunması nedeniyle üretimi devlet kontrolündedir.
Akdeniz’de Adana ve Osmaniye çevrelerinde üretilir. Kuruyemiş olarak tüketilir. Yağ elde edilir.
- Kış ılıklığı istediğinden dolayı en fazla kıyılarda yetiştirilir.
- En fazla aydın çevresinde tarımı yapılır.
- Dünya üretiminde Türkiye birinci sıradır.
Akdeniz’in Üretiminde 1.Sırada Olduğu Tarım Ürünleri
Karadeniz dışındaki alanlarda sulama ile yetişir.
Akdeniz’de %45, Karadeniz’de %25 oranında üretilir.
Karadeniz’de iç tüketimi fazla olduğundan ticari üretimi
Gül
Muz
Domates, biber, patlıcan, kabak, ıspanak gibi ürünlerin genel adıdır.
- %90 oranında Isparta çevresinde üretilir.
- Son yıllarda Ege ve Marmara’da üretilmeye başlanmıştır.
- Kozmetik sanayisinde ve gıda sanayisinde kullanılır.
Akdeniz’dedir.
Güneydoğu Anadolu’da GAP ile birlikte üretimi artmıştır.
- Üretiminin %100’ü Akdeniz’de gerçekleşir.
- Kış ılıklığı ve rüzgarsız ortamları sever.
- Alanya’dan Hatay Samandağ’a kadar olan kıyı şeridinde yetişir.
- Üretim ihtiyacı karşılayamadığı için ithal edilir.
- Akdeniz’de mikroklima alanda üretilir.
- Sulama ile yetiştirilen ürünlerdir.
- Akdeniz birinci, ege ikinci Marmara üçüncü sıradadır.
- Bir yöredeki üretim oranının artması sulama ile mümkündür.
- En geri kaldığı yer Doğu Anadolu’dur.
Yer Fıstığı
Güneydoğu Anadolu’nun Üretiminde 1.Sırada Olduğu Tarım Ürünleri
Turunçgiller
Mısır
Sebzeler