Eğitim Bilimleri Ders Notları
EĞİTİM PROGRAMI ÖGELERİ
Eğitim programı 4 öğeden oluşur:
- 1) Hedefler
- 2) İçerik
- 3) Eğitim durumları
- 4) Değerlendirme
a) Hedefler
Eğitimde hedefler; uzak hedefler ve yakın hedefler olarak ayrılmıştır. Başka bir ifadeye göre ise
genel hedefler ve özel hedefler olarak ayrılabilmektedir.
1. Uzak hedefler
Bir ülkenin eğitimden uzak hedefleri o ülkedeki siyasal, politik yapıya yakından ilgilidir.Ülkenin genel politik hedefler göz önünde bulundurarak bireylere verilecek genel hedefleri belirler.
2. Özel hedefler
Özel hedefler öğrenciye kazandırılacak tüm davranışları kapsamaktadır. Genel ve özel hedefler öğrenciye özel hedefler yoluyla ulaşılır. Bu durum eğitim programın tümden gelimci bir özelliğe sahip olduğunu da gösterir.
b) İçerik
İçerik, toplumun ihtiyaçları, hem de konu alanının gerekleri ortaya konulmaktadır.
c) Eğitim durumları
Hedefler belirlenip davranışlar şeklinde ifade edilmelidir. Bu ifade edilen davranışları geliştireceği var sayılan eğitim durumlarının neler olacağı ve nasıl düzenleneceği ortaya konulmaktadır.
d) Değerlendirme Süreci
Öğrenci istendik davranışların ortaya çıkıp çıkmadığını belirlemek yoluyla sürece sürekli geri iletim verme işi değerlendirme olarak adlandırılır.
EĞİTİM PROĞRAMI ÇEŞİTLERİ
1. Eğitim Programı
Okulun okul içi ve dışındaki bütün durumlarda arzu edilen sonuçlara ulaşmak için giriştiği çabaların tümü olarak tanımlanır.
2. Öğretim Programı
Derslerde okutulacak konuları, bunların amacını, her dersin sınıflara göre haftada kaç saat okutulacağını ve öğretim metotlarını, tekniklerini gösteren kılavuzdur.
3. Müfredat Programı
Eğitim öğretim için amaçlar ilkeler, teknikleri belirtilmiyor okutulacak konular teker teker sıralanıyor.
4. Ders Programı
Dersin amacı, muhtevası, öğretme ve öğrenme süreçleri ve değerlenmeden oluşan programlardır.
ÖĞRETİM PLANLARI
1. Yıllık Plan
Öğretimin bir öğretim yılı süresince ders vermekle yükümlü olduğu sınıflarda program uyarınca belli üniteleri yada konuları hangi aylarda yaklaşık ne kadar zamanda işleyeceğini gösteren ve
öğretmen tarafından hazırlanarak öğretim yılı başında okul yönetimine verilen çalışma programına yıllık plan adı verilir.
2. Ünite planı
Öğretmenin gözetim ve denetimi altında öğrencilerle belli bir süre içinde ve belli bir üniteye yada konuları eğitim amaçlarına uyğun olarak bir takım bilgi, beceri ve davranışlarını öngören ayrıntılı plandır.
3. Günlük Plan
Bir öğretmenin bir günde yapacağı çalışmaları gösteren plana günlük plan denir.
ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ
1. ANLATIM ( SUNUŞ ) METODU
Eğitim tarihinde ve günümüzde en yaygın ve en çok kullanılan, ve aynı zamanda “en eski” niteliğini de taşıyabilecek bir öğretim metodudur. Dolayısıyla, geleneksel bir metottur. Bu metot, sözlü anlatım gerektiren hemen bütün eğitim-öğretim faaliyetlerinde kullanılmaktadır.
Bilgi düzeyindeki davranışların kazandırılmasında çok etkili olan bu metot, aynı anda çok sayıda kişiye hitap edilebilmesi dolayısıyla da avantajlıdır. Ancak bu metodun iyi kullanılabilmesi, öğretmenin kişiliğine, bilgisine, ses tonuna, konuşma gücüne (konuşma temposu, melodisi, telaffuzu, süre ayarlama), diyalektik metodu iyi kullanmasına, jest ve mimiklerine bağlıdır. Bu metotla ders anlatılırken drama tekniği, tasvir, açıklama ve hikâye gayet ustalıkla kullanılmalıdır.
Anlatım metodunun eksikleri ve kusurlu yönleri:
- Anlatma yöntemi daha çok işitme organını kullanmaktadır. Oysa eğitimde ne kadar çok duyu organı kullanılırsa o kadar iyi olur. Görmeye dayalı bilgilerin ve psikomotor davranışların bu metotla öğretilmesi çok zordur.
- Öğrenci derse aktif olarak katılmadığı için dersi dinlemeyebilir, öğrenme sorumluluğundan kaçabilir. Yarım yamalak dinlenilen bir derste de bilgiler tam olarak özümsenemez ve kısa zamanda unutulur.
- Eğer öğretmen; bilgisi, ses tonu, vurgulamaları, kullanacağı çeşitli tekniklerle dersi dinlenilebilir bir hale getirmezse, öğrenciler kısa zamanda sıkılır, motivasyonları düşer ve dersten koparlar.
- Büyük ölçüde kitabî bilgilere dayandığından, öğrencileri araştırma ve inceleme yapma yerine,kalıp bilgileri ezberlemeye sevk eder.
- Öğrencilerle sağlıklı iletişim kurulamıyorsa, dersin anlaşılıp anlaşılmadığını ortaya koyacak geribildirimler (feedback) alınamaz ve ders kontrolü zayıflar. Anlatım metodunun iyi yönleri:
- Anlatım yoluyla ders verme metodu ekonomiktir.
- Her türlü bilgi, gözlem, araştırma ve inceleme bu yolla öğrencilere aktarılabilir.
- En esnek metotlardan biridir. Her derse, her türlü dinleyici grubuna, her mekâna ve zamanakolaylıkla uydurulabilir. Küçük gruplarla yapıldığında gerektiğinde bir sohbet tekniğine
dönüştürülebilir. Grup büyüklüğü 50-60’ı geçince de konferans tekniği ile ders yapılabilir.
- Diğer bütün metotlarla birlikte kullanılabilir.
- Dinleyerek öğrenmeye daha yatkın olan kişiler için en verimli öğrenme metodudur.2. SORU – CEVAP METODU
Soru-cevap metodu, başka metotların içinde ara sıra kullanılan soru-cevap tekniğinden ayrı; dersi baştan sona soru-cevap tarzında işleme demektir. Soru-cevap yönteminin uygulaması genellikle tartışma ve yoklama (sınav) şeklinde olmaktadır. Burada diyalogdan ziyade, çok kişi arasında belli bir konuda sistemli bir fikir alışverişi söz konusudur. Tartışmayı, bilgili ve gruba hakim olacak şekilde yetkili bir kişinin yönetmesi gerekir.
Soru-cevap yönteminin faydaları:
- Öğrencinin başkalarını dinlemesini; bunlara karşı kendi fikirlerini üretme ve bunu nazik, mantıklı, etkili bir tarzda söylemesini sağlar.
- Öğrencinin derse aktif olarak katılmasını sağlar.
- Öğrenciyi güdüler, sosyalleştirir; ona öğrendiklerini uygulama ve yorumlama imkânı verir.
- Öğrencinin hatırlama, yargılama, değerlendirme, karar verme ve yaratıcı düşünmesini sağlar.
- Öğrenci, kendisine de her an soru sorulabileceği veya söz düşeceği ihtimali ile dersi veyatartışmayı dikkatle izleme disiplinine alışır. Öğrencinin derse ilgisini arttırır.
Soru – cevap metodunun kusurlu yönleri:
- Sorulara cevap veremeyen öğrencinin kendine güveni azalır. Zamanla öğrenci bildiği konularda bile konuşmamaya başlar.
- Eğer sınıftan sürekli yanlış cevaplar gelir veya hiç cevap gelmezse, öğretmenin de kendine güveni azalır.
- Sorular iyi ifade edilemez ise, anlaşılmaz, kasıtlı ve yönlendirici olursa öğrencinin serbest düşünmesi engellenmiş olur.
- Konunun çok fazla dağıtılması, dersin “kaynatılması” ve dolayısıyla programın yetiştirilememesi durumuna yol açabilir.3. TARTIŞMA METODU
Tartışma, iki ve/veya çok kimsenin herhangi bir konuyu karşılıklı konuşarak, birbirini dinleyerek, eleştirerek, gerektiğinde sorular sorarak incelemesine dayanan bir öğretim yöntemidir.
Tartışmanın soru-cevap metodundan farkı, soru-cevap metodunda öğretmen ile öğrenci arasında sınırlı konularda ve kısa süreli bir bilgi aktarımı olurken, tartışmada çok daha geniş katılımla eşit düzeydeki kişilerin belli konuları geniş olarak konuşması söz konusudur. Bu açıdan tartışma metodu soru-cevaptan daha hür ve kapsamlıdır. Karşılıklı açıklamalar, çözüm önerileri v.s. ile daha eğitseldir. Tartışma metodunda soru-cevap gene vardır, ama değişik bir tarzda. Buradaki soruların da – aynı soru-cevap metodunda olduğu gibi- çook iyi bir şekilde ortaya konması ve cevapların da net ve güzel olması sağlanmalıdır.
Tartışma metodunun faydaları :
- Çocukları, daha sonra yetişkin birer üye olarak katılacakları demokratik toplumun tartışmalarına hazırlar. Katılanlara, tartışma sanatını öğretir.
- Çocukları karşıt düşünceleri tahammül ve hoşgörü ile karşılamaya alıştırır. Bu arada çocukların eleştiri yapma ve eleştirileri hoşgörü ile karşılama yetenekleri de gelişir. Öğrenci kendini kontrol etmeyi, disiplinli davranmayı öğrenir.
- Kendi haklarını nazik bir şekilde savunmayı öğretir. Kişilere, haklı oldukları konularda bile kırıcı olmamayı, nazik olmayı öğretir. Tartışma grupları içinde öğrenciler aidiyet, arkadaşlık, dayanışma gibi yüksek sosyal duyguları öğrenir ve geliştirirler.
- Konuyu çözümleme, kavrama, yorumlama, problem çözme gibi noktalarda öğrencilere yardımcı
olur.
Tartışma metodunun kusurlu yönleri:
Tartışma için herkesin birbirini görebileceği bir oturma düzeni gerekir. Bir yönetici bulunmalıdır ve tartışmaya katılanların seviyeleri birbirine en azından yakın olmalıdır; karşılıklı saygı ve nezaket elden bırakılmamalıdır.
4. PROBLEM ÇÖZME METODU
İnsan, hayatta karşılaşacağı problemleri soğukkanlı olarak karşılamalı; azim ve cesaretle, bilimsel metot ve teknikler kullanarak onları çözmeye çalışmalıdır. Bu nedenle okullarda, hemen her dersteki konular, problem çözme metoduna uygun olarak, problem çöze çözme anlatılmalı; öğrencilere problem çözme metot ve teknikleri öğretilmelidir.
Problem çözme metodu ile öğretim yaklaşımı, aslında bilimsel araştırma metotlarını işaret etmektedir. Burada John Dewey’nin “yapıcı ve yaratıcı düşünce” modeline göre, problem çözmede şu ana aşamalar esas olmalıdır.
Öğrenci, tabiattaki ve sosyal hayattaki problemleri algılayabilmelidir. Problemlerin farkına varmayan kişinin onun üzerinde düşünmesi ve çözümler üretmesi mümkün değildir. Öğrenciye, problemleri buldurma alıştırmaları yaptırmalıdır. Meselâ, trafikteki problemler, çevre kirlenmesi problemleri, öğrencilerin okuldaki problemleri, gençlik problemleri v.s. üzerinde sık sık taramalar yaptırılmalıdır.
Ortaya konan problemi bütün boyutları ile anlamaya çalışma. Öğrenci gerek teorik olarak kitaplardan ve kaynak kişilerden gerekse gözlem olarak çevreden, problem hakkında bilgi toplamalıdır. Problemi iyice anlamadan, sınırlandırma ve tanımlamasını yapmadan onun üzerinde çözüm üretemeyiz.
Sorun anlaşılıp tanımlandıktan sonra, problemi doğuran faktörler bulunmaya çalışılır. Problem neden kaynaklanmaktadır, hangi nedenler problemi ne kadar etkilemektedir? Bu konuda çeşitli hipotezler geliştirilir.
Bu hipotezlerin doğruluğu bilimsel araştırma yöntemleri ile test edilir. Problemin kaynağı olan faktörler tespit edildikten sonra, problemi çözebilecek bazı öneriler (çözüm yolları) geliştirilir. Bunların problemi ne kadar çözdüğü gene bilimsel tekniklerle ölçülmeye çalışılır. Bunun için, çözüm değişik örnek ve durumlar içinde yeniden değerlendirilir.
Öğretmenler, problem çözümünde yazılı kaynaklardan ve kaynak kişilerden yararlanma aşamalarını öğrenciye öğretirken, çözümü mutlaka buralarda aramamaları gerektiğini de öğretmelidirler. Çünkü her problemin kendisine has yönleri vardır. Bir yerdeki veya eski dönemlerdeki hazır reçetelerin, bu problemin çözümünde uygulanamayacağı veya tam uyumlu olmayacağı iyi anlatılmalıdır. Her problem kendi zamanı ve kendi şartları içinde ele alınmalıdır.
Problem çözme metodunun sakınca ve sınırlılıkları:
Öğrenciler, bazı problemleri algılayacak veya doğru algılayacak olgunluğa erişememiş veya o tür şartlar içinde yaşamıyor olabilirler.
Problemin çözümü için gerekli kaynaklar ve araç-gereç bulunmayabilir. Öğrencilere maddî bir
takım külfetler yükleyebilir.
- Tabiat ve fen bilgisi derslerinde kolay uygulanmasına rağmen, bazı derslerde uygulanmasımümkün olmayabilir. Eğer doğru uygulanmazsa, çok ters sonuçlar verebilir.
- Bu metotta, öğrenmenin değerlendirilmesi zordur.Problem çözme metodunun faydaları:
- Öğrenciler, ilerde karşılaşacakları problemleri, bilimsel metotla nasıl çözümleyebileceklerini öğrenirler. Problemleri nasıl algılayıp, onlar üzerinde nasıl düşüneceklerini (akıl yürütmeyi, en isabetli kararı seçmeyi, sebep-sonuç ilişkilerini düşünmeyi) bir alışkanlık olarak kazandırır. Öğrencileri, “zan”larıyla değil bilgileriyle hareket ettirmeye alıştırır.
- Öğrenmeye karşı ilgi ve istek uyandırır. Öğrenci eğer iyi çalışır ve sağlam bilgilere ulaşırsa, cesaretle bir takım önerilerde bulunur, hipotezler geliştirir.
- Öğrenci bir grup çalışmasına hazır hale gelir; yardımlaşma ve başkalarının görüşlerinden faydalanmayı öğrenir.
- Öğrencinin aktif olarak katıldığı, bilgi ve duygusal öğrenmenin bir arada olduğu bir öğretim metodudur.
- Öğrencilere kendine güven ve sorumluluk kazandırır. Öğrenciler plânlı ve düzenli çalışmaya alışırlar.5. GEZİ – GÖZLEM METODU
Gözlem metodu, her çocukta var olan araştırmaya eğiliminin değerlendirilmesi olarak ortaya çıkmıştır. Eğitim-öğretimde gözlem, varlık ve olayların kendi tabiî ortamlarında plânlı ve amaçlı olarak incelenmesi demektir.
Gözlem metodu genelde eğitsel ders gezileri olarak da adlandırılır. Çünkü çoğu kez öğrencileri fabrika, müze, kütüphane, çeşitli devlet kurumları, dağ, orman, göl gibi yerlere götürerek oralarda doğrudan gözlem yaptırılarak bilgi toplanabilir. Bunun yanında gözlem sınıflarda da yapılabilir. Sınıfa getirilecek bir kuş, bir maden parçası, bir model, bir tablo, film vs. incelendikten sonra gözlem sonuçları alınabilir.
Öğretimde daha fazla duyuyu etkileyen metot daha iyi olduğuna göre, yapılacak gözlemlerin öğrencilerin daha fazla duyusuna hitap etmesi sağlanmalıdır. Bu itibarla -metodun adı gözlem olmasına rağmen- göz yanında başka duyularla da bilgi sağlanmaya çalışılmalı; göze, kulağa, koku almaya ve dokunmaya yönelik gözlemlere de önem vermelidir. Daha çok duyuyu etkileyen gözlemin, gözlemcilerin daha fazla ilgisini çektiği ve daha kalıcı öğrenme yaşantısı sağladığı bilinmelidir. En sağlam ve unutulmayan bilgilerin doğrudan doğruya nesnelerden ve olaylardan sağlandığı unutulmamalıdır. Gözlem yoluyla öğrenciler, olay ve nesneleri gerçek biçimleriyle doğru olarak öğrenirler.
Gözlem, öğretimi kitaba bağımlılıktan ve sınıf atmosferinden kurtarmakta, daha kalıcı yaşantılar sağlamaktadır. Gözleme katılan duyu organlarının fazlalığı nispetinde, öğrenme yaşantısının kalıcılık oranı da yüksek olacaktır.
Gözlem metodunun faydaları:
- Öğrencilerin kapalı kapılar ardından, sınıfın sıkıcı havasından kurtuldukları için, sevinerek katıldıkları ve doğrudan bilgi ve tecrübeye ulaştıkları bir eğitim ortamıdır.
- Öğrencinin birçok duyu organı devreye sokulduğu için, daha sağlam ve kalıcı bilgiler oluşturulur.
- Kullanım alanı çok geniştir; hemen her derste gezi ve gözlem metodu ile işlenecek birçok konular
bulunmaktadır.
Gözlem metodunun sınırlılıkları:
- Bazı yerlere yapılacak geziler için izin alma zorunluluğu vardır.
- Gezi sırasında güvenliğin sağlanması gereklidir.
- Öğrencilerin gidiş gelişleri ve gözlemleri sırasında kargaşa çıkmaması için çok ayrıntılı birorganizasyonun yapılması gerekir.
- Gidiş gelişler zaman alır.6. LABOARTUVAR ( DENEY ) METODU
Öğrencilerin bilgilerini gözlem ve deneyler yaparak kazandıkları, teorik bilgileri pratik olarak uyguladıkları bir metottur. Günümüzde fen derslerinin yanı sıra sosyal derslerde de kullanılmaya başlanan bu yöntem, öğrencilerin el becerilerini geliştirirken, bir yandan yapılacak işi idare kabiliyeti kazandırmakta, bir yandan da analiz, sentez ve gözlem becerilerini artırmaktadır.
Öğrencilerin öğretim konularını laboratuar veya özel donanımlı dersliklerde bireysel veya gruplar halinde gözlem, deney, yaparak-yaşayarak öğrenme ve gösteri gibi tekniklerle araştırarak öğrenmelerinde izledikleri yoldur.
Laboratuar metodunun faydaları:
- Öğrenci deneyin nasıl düzenleneceğini, neler yapılacağını ve deneyin nasıl sonuçlandığını görür.
- Öğrenci, bilgi elde etme sisteminin içinde yaşar.
- Bütün bu aşamalarda aktif olan öğrencidir.
- Duyulara hitap etmesi ve birçok duyunun kullanılmasını sağlaması öğrenmeyi kolaylaştırmaktadır.
- Öğrenme kuvvetli ve etkili olur.
- Öğrenilenlerin unutulmaması ve gerektiğinde hemen uygulanabilmesi veya kullanılabilmesini kolaylaştırır.
- El becerilerini geliştirir.
- Araştırmayı teşvik eder.
- Öğrencileri aktif hale getirir.
- Bilimsel ilgi uyandırır.
- Yaratıcı düşünceyi geliştirir.Laboratuar metodunun sakıncaları:
- Hem maddi hem de zamanın kullanımı açısından ekonomik değildir.
- Az sayıda öğrenciye çalışma imkânı verir.
- Bilgiye değil beceriye daha fazla ağırlık verir.
- Bazı durumlarda tehlikeli olabilir.7. ÖRNEK OLAY İNCELEMESİ METODU
“Case-work”, “case-study”, “case-method” da denilen bu metot, sık sık simülasyon oyunu, karar veya plan oyunu gibi teknikleri kullandığı için, bu tekniklerin adı ile de anılmaktadır.
Örnek olaylar görsel, yazılı birçok kaynaktan derlenebilir. Öğrenciler veya öğretmen, bir trafik kazasını, bir çevre sorununu, bir spor kavgasını veya dostluğunu, tıbbî veya hukukî bir olayı sözel olarak veya resim, film gibi tekniklerle sınıfa getirirler. Kısa bir sunumdan sonra öğrenciler bu konu hakkındaki fikirlerini, yani olayın nedenlerini, gelişimini ve mümkün sonuçlarını ortaya koyup tartışırlar. Seçilen olay iyi bir olay ise bunun geliştirilip yaygınlaştırılması yolları, kötü bir olay ise
bunun engellenmesi ve düzeltilmesi yolları hep beraber ortaya konmaya çalışılır.
Hemen her alanda rahatlıkla uygulanabilecek ve verimli öğretim sonuçları alınabilecek bir metottur. Öğrenciler burada problem çözme tekniklerini, işbirliği içinde öğrenme, rol oynama gibi teknikleri de rahatlıkla kullanabilirler.
Örnek olay incelemesi metodunun faydaları:
- Bilgi ve tecrübelerini burada uygulanmaya koymaya çalışılır.
- Soyut düşünceler burada pratiğe, uygulamaya dönüştürülebilir.
- Bağımsız düşünme, orijinal fikir üretme ve bunu ortaya koyma ve tartışma özellikleri gelişir.
- Öğrenciler, sorunları tartışarak çözme yeteneği geliştirirler.Örnek olay incelemesi metodunun olumsuz yönleri:
- Eğer örnek olaylar iyi seçilmez veya iyi ortaya konmaz ise, olaydaki çatışma ve tartışmalar çıkabilir.
- Öğrenciler yeterli bilgi ve tecrübelere sahip değil iseler katılım az olabilir ve değişik fikirler ortaya konamaz.8. DRAMA METODU
Sosyal hayat içinde ortaya çıkabilecek çeşitli durumları, öğrencilerin oyuncu olarak katıldıkları çeşitli sahneler içinde ortaya koymak ve dersi bunun üzerine bina etmek demektir.
İnsan hayatında hayal gücünün en hür ve yaşama hakim olduğu dönemler, çocukluk dönemleridir. İnsanlar, hayatlarındaki en iyi tiyatro oyunculuğunu çocukluk dönemlerinde yaparlar. Her çocuk mükemmel bir tiyatro oyuncusudur. Örneğini bir kere gördükten sonra oynayamayacağı rol yoktur. İnsan büyüdükçe rol oynama alanlarını daraltmaya başlar. Dolayısıyla eğitim-öğretim sırasında da çocukların bu özelliğinden faydalanmak gerekir.
Drama metodu, çocuk hayatında çok önemli bir yer tutan oyun yeteneğinin kontrollü bir şekilde eğitim hayatına aktarılması demektir. Bu metodu iyi kullanmak için öğrencilerin bilgisi kadar yaratıcılıkları da çok önemlidir.
Drama metodunun yararları:
- Öğrenciler rol oynama içinde kendi duygu ve düşüncelerini daha rahat ifade etme imkânı bulabilirler.
- Başkaları ile daha rahat ilişki kurma becerileri geliştirirler.
- Öğrencilerin dinleme ve konuşma becerileri gelişir.
- Tutum ve kavram geliştirmede, sosyal durumları analiz etmede, toplumsal problemlerin çeşitliboyutlarını görüp çözüm geliştirmede, liderlik ve yöneticilik özelliklerini ortaya çıkarmada
yararlıdır.
- Öğrencileri belli konularda araştırma yapmaya ve işbirliği içinde çalışmaya sevk eder.ÖĞRETİM TEKNİKLERİ……. A- Grupla Öğretim Teknikleri
1. Beyin Fırtınası :
Bir konuya çözüm getirmek, karar vermek ve hayal yoluyla düşünce ve fikir üretmek için kullanılan
yaratıcı teknik. Buna buluş fırtınası da denilmektedir.
Temel ilkesi, bir problemi çözmede görevlendirilen grubun üyeleri mümkün olduğu kadar çok fikir üretirler. Burada fikirlerin savunulması istenmez.
Özelliği
1. Toplantının amacı ya da sorunun ne olduğunun belirtilmesi.
2. Zaman sınırı belirlenmeli, bu süre içinde herkesin katkı sağlaması istenmeli.
3. Tartışma bitince analiz edilmeli, değerlendirilmesi ve yeniden örgütlenmesi yapılmalı.
4. Toplantı sonunda tartışmalara devam edilip edilmeyeceğine karar verilmeli.
Beyin fırtınası ile problem çözmede istenilen düşünce yöntemleri farklılıklar göstermekle birlikte en çok yararlanılan çözüm yolları, benzerinden yararlanma, fikir bağlantıları kurma ve zarardan yarar çıkarmadır.
2. Gösteri :
İzleyici grubun önünde bir işin nasıl yapılacağını göstermek ya da genel ilkeleri açıklamak için başvurulan tekniktir. Sınıf içerisinde genellikle öğretmen ya da varsa kaynak kişilerce yapılır. Bu tekniği uygulamak için sınıf içinde etkin ve yoğun hazırlık gerekir.
Özelliği
1. Tüm öğrencilerin problemsiz, iyi duyuyor ve görüyor olması gerekir.
2. Bilinmeyen terimlerin kullanılmasından kaçınılmalı.
3. Öğrencilerde merak uyandıracak soruların sorulmasına dikkat edilmeli.
4. Öğrenciler etkinliğe katılmak için cesaretlenmeli.
Tüm gösterilerin öğretmen tarafından gerçekleştirilmesine gerek yoktur. Gerektiğinde öğrenciler bunu kendi aralarında yapabilmelidir.
3. Soru-cevap:
Öğrencilere düşünme ve konuşma alışkanlıkları kazandırma bakımından önemli bir tekniktir.
Özelliği
1. Bütün sınıfı ilgilendiren sorular , tüm sınıfa sorulmalı ve aynı anda herkes cevabı bulmak için düşündürülmeli ve daha sonra cevap verecek kişi belirlenmeli.
2. Doğru cevaplar anında pekiştirilmeli.
3. Öğrenciye soru yöneltiliyorsa bunun belli bir sıraya göre değil de seçkisiz (random) yolla sorulmasında yarar vardır.
4. Konuşma zorluğu çeken ve yanlış cevap veren öğrenciler sabırla dinlenmeli. Onları küçük düşürücü davranışlardan kaçınılmalı.
4. Rol Yapma :
Öğrencinin kendi duygu ve düşüncelerini başka bir kişiliğe girerek ifade etmesini sağlayan tekniktir. Öğrencinin iyi rol yapabilmesi için yaratıcı düşünce önemlidir. Rol yapma, sosyodrama olarak da adlandırılır. Diğer bir deyişle sosyodrama, öğrencilere, insan ilişkileri konusunda daha çok bilgi, beceri ve anlayış kazandırmayı öngören ve oyun (drama) tekniklerinden yararlanma temeline dayalı deneysel bir eğitim tekniğidir.
Belirtilen aşamalar sınıf içi etkinliklerini yönlendirmede etkili olabilir. Bunlar, ortam yaratmak, rol yapmak için sahneyi hazırlamak, roller için öğrencilerin seçilmesi, rollerin oynanması, olayın tartışılması vb.
5. Drama :
Öğrencilere hangi durumlarda nasıl davranılması gerektiğini yaşayarak öğreten bir tekniktir. problem çözme ve iletişim kurma yeteneğini geliştirir. Bu teknik, bilinen en eski öğretme tekniklerinden birisidir. Çok kullanışlı ve yararlı olduğu için günümüzde okullarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Özelliği
1. Etkili ve dikkatli dinleme yeteneğini geliştirir. 2. Kişinin kendine olan güvenini artırır.
3. Anlama yeteneğini ve yaratıcılığı artırır.
4. Akıcı konuşmayı geliştirir.
5. Dile hakimiyeti ve iyi ifade yeteneğini pekiştirir.
Drama tekniğinin iki türü vardır, bunlar biçimsel ve doğal drama tekniğidir.
6. Benzetim :
Sınıf içinde öğrencilerin bir olayı gerçekmiş gibi ele alıp üzerinde eğitici çalışma yapmalarına olanak sağlayan tekniktir. Diğer bir tanımla, öğrenciyi desteklemek üzere gerçeğe uygun olarak geliştirilen bir model üzerinde yapılan bir öğretim yaklaşımıdır. Benzetim tekniği bir düşünce değil, bir hareket bir olaydır. Benzetim tekniğinin uygulanmasında öğrencilerin iş görüleri gerçektir ancak öğretmen tarafından ortaya konan durum ya da olay yapaydır gerçek değildir.
Özelliği
1. İleride alabilecekleri rollere daha iyi hazırlanabilirler.
2. Bildikleri ilkeleri hayata geçirebilme yetilerini geliştirirler.
3. Öğrenmeye daha çok güdülenirler.
4. Analiz ve sentez yapabilme yetilerini geliştirir.
5. Diğer bireylerle daha iyi iletişim kurabilirler.
7. İkili ve Grup Çalışmaları :
Öğrenci sayısına göre bir konu üzerinde sınıfın gruplandırılması ve sınıf içi etkinliğinin soru cevap tekniği ile sağlanması.
Özelliği
1. Öğretmen yapılacak etkinlikler hakkında öğrencilere bilgi vermeli.
2. Etkinliğin uzunluğu 5-2O dakika arasında olmalı.
3. Tüm etkinliklere herkesin eşit süreyle ve katılımları sağlanmalı. Etkinlik sırasında mümkünse öğretmen dışında bir gözlemci sınıfta bulunmalı.
8. Mikro Öğretim :
Yüz yüze eğitimin gerçekleştirilmesi için sınıf içinde uygulanan tekniktir. Başarısızlık tehlikesinin düşük, öğretme yeteneği olanaklarının yüksek olduğu yapay ortamlarda öğretmen adaylarına hizmet öncesi deneyim kazandırır. Bu teknikte dersler kısa tutulur ve öğrenci sayısının az olmasına dikkat edilir. mikro öğretim çoğunlukla öğret-yeniden öğret çevrimi adı verilen bir sınama yanılma durumu olarak saptanır. Bu çevrim altı basamaktan oluşur :
1. Verilen görevin gereklerine uygun bir mikro ders hazırlanır.
2. Belirlenen mikro ders öğretilir.
3. Öğretmen işlemin ne derece başarıyla yerine getirildiğine dair dönüt alır.
4. Alınan dönüt ışığında mikro ders yeniden düzenlenir
1. Mikro ders yeniden öğretilir.
2. Bu defa öğretme işleminde gerçekleştirilen ya da gerçekleştirilemeyen iyileştirmelerle ilgili sözlü, yazılı ya da teyple dönüt alınır.
9. Eğitsel Oyunlar :
Öğrenilen bilgilerin pekiştirilmesini ve daha rahat bir ortamda tekrar edilmesini sağlayan tekniktir. Özellikle öğrenmeye yönelik olması ve bir amaç için sınıf içinde uygulanması gerekir. Eğitsel oyunlar derste konular, ilgi çekici duruma getirebilir, en pasif öğrencilerin bile bu etkinliğe katılmaları sağlanabilir. Burada öğretmenin diğer önemli bir rolü, oyunu sürekli kontrol etmesi ve ilgi göstermesidir. Diğer önemli husus ise, oyun oynarken zayıf öğrenciler hata yaptığı zaman üzerinde durulma ması ve herkesin etkin olarak oyuna katılımının sağlanmasıdır.
B. Bireysel Öğretim Teknikleri
1. Bireyselleştirilmiş Öğretim :
Öğrenme hızlarındaki farklılık ve öğrenciler arasındaki bireysel farklılığın giderilmesi, her öğrencinin öğrenme hızına uygun düşecek bir öğretim yapılması, öğretimin bireyselleştirilmesi ile mümkün görülmektedir.
Bireysel öğretim tekniği kullanılırken öğretmen ve öğrencilere yeni roller düşmektedir. Öğretim öğrenci merkezli olmaktadır, öğrencilerin öğretim etkinliğine aktif olarak katılma, nasıl öğreneceklerini kararlaştırma vb. sorumlulukları yüklenmelerini gerektirmektedir. Bireysel gereksinimlere dönük grup çalışmalarında değişik etkinliklere yer verilerek öğrencilerin değişik çalışmalar yapmaları sağlana bilinir. Bunun için :
• – Dönüşümlü günlük çalışma. – Beceri geliştirme çalışmaları,
• – Plânlı grup çalışmaları.-Düzey geliştirme çalışmaları yapılabilir.
2. Programlı Öğretim :
Ünlü psikolog Skinner’in pekiştirme ilkeleri esas alınarak ortaya atılmış bir öğretim tekniğidir. Burada temel felsefe , öğretimin bireyselleştirilmesi ve hatanın en aza indirilmesi gibi iki önemli yeniliği gerektirmesidir.
Programlı öğretim tekniğinde öğrenci belirlenen hedef ve davranışlara kendi algı hızıyla bireysel bir çalışma sonucunda ulaşmaktadır. Programlı öğretim araç ve yöntemleri Programlı öğretime göre hazırlanmış kitap ve programlı öğretim makinelerini ve bilgisayar destekli eğitim araç ve yöntemlerini kapsamaktadır.
Programlı öğretimin temelini oluşturan Skinner ‘in pekiştirme ilkesi;
A. Küçük adımlar ilkesi
B. Etkin katılım ilkesi
C. Başarı ilkesi
D. Anında düzeltme ilkesi
E. Dereceli ilerleme ilkesi
F. Bireysel hız ilkesi
Şeklinde altı ana başlıkta geliştirilmektedir ve bu ilkelerden bugün dünyada doğrusal, dallara ayrılan ve atlamalı dallara ayrılan program modelleri şeklinde uygulanmaktadır.
3. Bilgisayar Destekli Öğretim:
Bilgisayarın öğretme sürecinde öğretmenin yerine geçecek bir seçenek değil, sistemi tamamlayacak güçlendirici bir araç olarak girmesi esastır.
Uygun öğretim programları sayesinde öğrenci kendi hızına göre çalışır ve istediği kadar tekrar yapma imkanına kavuşur.
Bilgisayar destekli Öğretim Programlarının uygulanışı;
A. Alıştırma ve tekrar programı
B. Birebir öğretim programları
C. Problem çözmeye yönelik programlar
D. Benzetim programları şeklinde olmaktadır.
Bilgisayarlı öğretimin iki temel niteliği etkililik ve yararlılıktır.
Etkililik niteliği eğitim görevlerini daha iyi başarma yönünde umut vaat ederken , yararlılık niteliği geleneksel uygulamaları değiştirmeyi ifade eder.
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
Ölçme: Nesnelerin ya da özelliklerin miktarlarının belirli bir yöntemle gözlenip gözlem sonuçlarının
sayı ya da sembollerle ifade edilmesidir.
- Doğrudan Ölçme: Ölçülmek istenen özellik ya da nesne evrende varolduğu şekliyle ölçülür. Yani özelliğin ya da nesnenin kendisi ölçülür.
- Dolaylı Ölçme: Bazı özellikleri ya da nesneleri şekliyle değil de eserleriyle ölçeriz. (zeka gibi)
Ölçek: Belirli bir özelliği ölçmek için hazırlanmış ve üzerinde birimleri hep aynı olan ölçme araçlarıdır.
- sınıflama ölçekleri:benzerliklere göre (kadın erkek gibi)
- sıralama ölçekleri:belirli bir ölçekle sıralama(birinci, ikinci)
- eşit aralıklı ölçekler:bir nokta sıfır alınır (takvim gibi)
- oranlı ölçekler: birimler arasında oran vardır (terazi, saat gibi)
Değerlendirme: Ölçme işlemiyle elde edilen sonuçlara bir anlam yüklemek (sınavdan 50 almak değil geçip geçmediği bilgisi değerlendirme.)
Ölçme araçlarının sahip olması gereken nitelikler
Geçerlilik
Bir ölçme aracının ölçmeyi amaçladığı özelliği ölçüp başka özellikleri ölçmemesidir. Bir ölçeğin geçerliliğini belirlemek için çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Bu yöntemler geliştirilen ölçeğin ne amaçla kullanılacağına bağlı olarak değişir.
1.kapsam geçerliliği 2.yordama geçerliliği 3.yapı geçerliliği 4.görünüş geçerliliği
kapsam geçerliliği: değerlendirme amacıyla hazırlanan testlerin o derste kazandırılmaya çalışılan davranışların hepsini belirli bir oranda kapsaması gerekir. Bir konuyla ilgili binlerce madde yazılabilir, soru çıkarılabilir. Bunların azaltılması gereklidir elbette, kapsam geçerliliği bu az sayıdaki maddenin o konuyla ilgili yazılabilecek binlerce maddeyi ne kadar temsil ettiğini belirler. 2 farklı yol vardır: rasyonel yaklaşım, istatistiksel yaklaşım.
Rasyonel yaklaşım: testler, konuları ve kazandırılmak istenen davranışları içeren belirtke tablosuna göre geliştirilir. Bu tabloya bakılarak testteki soruların her bir davranışta belirli oranda yer alması sağlanarak kapsam geçerliliği için çalışma yapılır.
İstatistiksel yaklaşım: eğer biz bir alanda geliştirilmiş olan ve kapsam geçerliliği yüksek olduğunu bildiğimiz bir testle kendi geliştirdiğimiz testi aynı öğrencilere uygulayıp öğrencilerin bu testlerden aldıkları puanlar arasındaki ilişkiyi hesaplarsak ortaya çıkan ilişki değerini kendi testimizin kapsam geçerliliği derecesi olarak yorumlayabiliriz.
yordama geçerliliği: yordama belirli bilgilere dayanarak ve belirli teknikler uygulayarak geleceğe ilişkin tahminde bulunmaktır. Eğitimde yordama bir öğrencinin ya da bir öğrenci grubunun gelecekte
ne derecede başarı göstereceğini tahmin etmek için kullanılır. Okula henüz başlamamış öğrencinin zeka testine bakarak, okuldaki başarı durumunun ne olacağını tahmin etmeye yönelik bir çalışma yordama çalışmasıdır. Yordama geçerliliği ise bir testin kişilerin o alanda gelecekteki başarısını ne derecede doğru olarak tahmin ettiğidir.
yapı geçerliliği: yapı, birbiriyle ilişkili olduğu düşünülen belirli öğelerin ve bu öğeler arası ilişkilerin oluşturduğu bir örüntüdür. Zeka, bir yapıdır. Kendine özgü alt öğeleri vardır ve bu öğeler birbirleri arasında ilişkilidir. Biz bu öğeler arasında olduğunu düşündüğümüz ilişkinin aynısını o özelliği ölçen testten elde ettiğimiz veriler arasında da görmek isteriz. Bir anlamda yapı geçerliliği çalışmasında ölçmeye çalıştığımız özelliği nasıl tanımladıysak testin de bize bu tanıma uygun veri sağlamasını bekleriz.
görünüş geçerliliği: bir testin, ne ölçüyor göründüğü o testin görünüş geçerliliğidir. Soruların tümü matematikle ilgili olan bir matematik testinin görünüş geçerliliği vardır diyebiliriz.
Güvenilirlik
Bir ölçme aracının, ölçme sonuçlarına hata karıştırmadan ölçme yapabilmesi güvenilirliktir. Hata, ölçme aracının ölçmek istediği özellik dışındaki özellikleri ölçmesidir. Güvenilirlik, ölçme aracının hatalardan arınık olması yeterliliğidir.
Hata kaynakları:
1.ölçmeciden kaynaklanan hatalar
2.ölçme aracından kaynaklanan hatalar
3.ölçmenin yapıldığı ortamdan kaynaklanan hatalar
4.ölçüm alınan kişilerden kaynaklanan hatalar
Hata türleri:
1.sabit hatalar: ölçmeden ölçmeye hep aynı miktarda karışan hatalardır. 2.sistemli hatalar: puanlama yapanın yanlılığı durumu.
3.rasgele hatalar: dikkatsizlik sonucu oluşur.
Güvenilirliğin Anlamları
Güvenilirlik katsayısının belirlenmesi;
1.tekrarlı ölçümle güvenilirlik kestirimi: bu yöntemde güvenilirlik katsayısı tahmin edilecek test aynı gruba belirli bir zaman aralığıyla 2 kez uygulanır. Korelasyon katsayısı –1 ile +1 arasında değişir fakat güvenilirlik katsayısı 0 ile +1 arasında değişir. Eğer iki ölçüm arasında hiç ilişki yoksa güvenilirlik katsayısı 0 olacaktır. Bu durum ölçmelerimizin tamamen hatalı olduğunu gösterir.
2.paralel testler: bu yöntemle güvenilirlik katsayısı hesaplanırken bir testin eşdeğer formu geliştirilir. Eşdeğer form=madde sayısı, maddelerin ölçtüğü davranışlar ve maddelerin niteliği bakımından testlerin birbirine denk olması. İki paralel test aynı öğrenci grubuna aynı zamanda verilir ve bu iki testten elde edilen puanlar arasındaki korelasyona bakılır. Böylece bu testlerin eşdeğerlik katsayısı
hesaplanmış olur. Aynı testler aynı öğrenci grubuna farklı zamanlarda verilirse hem testlerin eşdeğerliği hem de ölçülen özeliğin ne derecede kararlı olarak ölçüldüğüne ilişkin bilgi toplanmış olur.
3.testi yarıya bölme yöntemi: bu yöntemin temel varsayımı testin içindeki tüm maddelerin aynı psikolojik özelliği ölçtüğü yönündedir. Bu nedenle hepsi aynı şeyi ölçen soruların 2eşit yarıya bölünmesi ve bu yarılar arasındaki korelasyonun hesaplanması, testi oluşturan maddelerin testin genel amacına bağlı olarak kendi içlerinde ne derecede tutarlı ölçme yaptıklarını gösterecektir.
Güvenilirliği etkileyen faktörler
Güvenilirliği testin uzunluğu, testin yönergesi, testi oluşturan maddelerin homojenliği gibi etmenler etkiler. Test uzatılırsa güvenilirlik artar ama belirli bir yerden sonra güvenilirlik çok büyük artışlar göstermez.
Güvenilirlik ve geçerlilik arasındaki ilişki
Güvenilirlik geçerlilik için yeterli koşul değildir. Bir test için geçerlilik en fazla güvenilirliğin kareköküne eşit olabilir.
Testlerin sınıflandırılması
Ölçtükleri davranışların içeriğine göre
1.tipik tepki testleri 2.maksimum performans testleri
Uygulama şekillerine göre 1.bireysel testler
2.grup testleri
test ve madde istatistikleri
test ve madde istatistikleri test üzerindeki bilgilerimizi ve testin gücünü artırmaya yönelik bir çalışmadır.
Güvenilirlik katsayısı: test puanlarındaki ölçüm hatasının etkileri hakkında bir şeyler söyler Geçerlilik katsayısı: test puanlarına dayalı kaba bir yordama yapabilmeyi sağlar.
Medyan: puanlar büyükten küçüğe sıralanınca ortadaki rakam
Mod: en çok tekrarlanan puan
Normal dağılım (sir francis galton-1800)
Normal dağılım varsayımına göre evren, her bir özellik ya da madde için (zeka, kişilik, yetenek, boy, kilo vs) bu özelliklere ya da maddeler dahil olan öğelerin birbirine yakın değerlerde veya benzerlikte olmasına özen gösterilmektedir. Yani herhangi bir özelliğin ya da maddenin içindeki öğelerin çok az
bir kısmı aşırı uçlarda değerler alır.
Ölçümlerimizin normal dağılıma olan benzerliği ne kadar artarsa bu ölçümlerin evrene ait ölçümler olduğuna dair kesinliği de artar.
Ölçümlerimizin evrene olan benzerliği bu ölçümlerden yola çıkarak yapacağımız tahminlerin, yordamaların ve bu yordamalara ilişkin tüm girişimlerimizin daha ayakları yere basar şekilde yapılması demektir.
Eğer mod aynı zamanda ortalamaysa elde ettiğimiz puanların normal dağılım gösterdiğini söyleyebiliriz.eğer medyan da bu puanlara eşitse mükemmel bir dağılım eğrisi vardır.
Mod>ort veya medyan>mod ise normal dağılımdan uzaklaşma vardır. Varyans, standart kayma(sapma)
En önemli test istatistiklerinden ikisi varyans ve standart kaymadır. Herhangi bir değişkenin alabileceği tüm değerlerin bulunduğu aralığa o değişkenin değişim alanı denir.
Değişim alanı= varyans
Varyansı biz elimizde bulunan sabit bir ölçme aracına örneğin bir metrelik bir çubuğa benzetebiliriz. Buyo bir metre veya bir metrenin katları olan her şeyi ölçebiliriz. Fakat boyu tam bir metre olmayan ya da bir metreden daha uzun olup ta tam iki metre olmayan cisimlerin boylarını tam olarak belirleyemeyiz. Bunu yapabilmek için çubuğumuzun üzerinde bu çubuğu eşit parçalara bölen bazı işaretlere gereksinim duyarız. Bu işaretlere denk gelen yerleri kaçıncı işaret olduğuna bakarak örneğin 3işaret ya da 4işaret uzunluğunda diyebiliriz. Elde ettiğimiz puanların üzerine yerleştiği yere de dağılım deriz. Ve bu dağılımın iki ucu arasında kalan yeri tıpkı çubukta olduğu gibi bir ölçme aracı düşünürüz. Bu dağılımı da eşit parçalara bölebilmek için de biz bir formülden yararlanırız ve dağılımı eşit parçalara böleriz. Bu bölünen parçaların her birisi bizim dağılımımızın birimleri olur ve bu birimin adı da standart kayma’dır
[wp_ad_camp_2]