• AYIRT ETME GÜCÜNÜ GEÇİCİ OLARAK YAŞAYAN KİMSE
– Ayırt etme gücünü kendi iradesi ile kaybetmişse haksız fiil sorumluluğu vardır.
– Ayırt etme gücünü kendi iradesi dışında kaybetmişse ve bunu ispat ederse sorumlu
tutulmaz!
2. DİKKAT VE ÖZEN SORUMLULUĞU
ü ADAM ÇALIŞTIRANIN SORUMLLULUĞU
Adam çalıştıran, çalıştırdığı kişinin çalışması esnasında başkasına verilen zararlardan
dolayı sorumlu tutulur. Özellikleri:
• Adam çalıştıran ile çalışan arasında bir çalışma ilişkisi (bağımlı) olmalıdır.
Yani çalışan adam çalıştıranın emir ve talimatı ile hareket etmelidir, ücret alıp
almaması önemli değildir.
• Çalışan kişi bir üçüncü kişiye zarar vermiş olmalıdır.
• Çalışan, kendisine verilen işin yapılması sırasında haksız fiil ile başkasına
zarar vermelidir.
• Adam çalıştıran KURTULUŞ KANITI getirememiş olmalıdır. Yani adam
çalıştıran çalışanını seçerken, denetlerken, zararın doğmaması için gerekli
dikkat ve özeni gösterdiğini ispatlarsa (objektif yükümlülük) sorumluluktan
kurtulabilir. Objektif yükümlülük ile zarar arasında illiyet bağı olmalıdır. Öte
yandan adam çalıştıranın üçüncü kişinin zararını karşılamasının ertesinde
çalışanına sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkı vardır.
• ADAM ÇALIŞTIRANIN KUSURSUZ SORUMLLULUĞU ile
YARDIMCI KİŞİLERİN FİİLLERİNDEN SORUMLULUK arasındaki
farklar
§ Adam çalıştıranın sorumluluğu kusursuz sorumluluk halidir, yardımcı
kişinin fiillerinden sorumluluk ise sözleşmeden kaynaklanan
sorumluluktur.
§ Adam çalıştıranın sorumluluğunda adam çalıştıran ile zarar gören
üçüncü kişi arasında sözleşme ilişkisinin varlığı aranmaz, yardımcı
kişilerin fiillerinden sorumlulukta ise sözleşme ilişkisi vardır.29
§ Adam çalıştıranın sorumluluğunda istihdam ilişkisi varken, yardımcı
kişilerin fiillerinden sorumlulukta istihdam ilişkisi zorunlu değildir.
§ Adam çalıştıran kurtuluş kanıtı getirerek sorumluluktan kurtulabilir,
yardımcı kişinin fiillerinden sorumlulukta ise kurtuluş kanıtı
öngörülmemiştir.
§ Adam çalıştıranın sorumluluğunda haksız fiile uygulanan zamanaşımı
uygulanır, yardımcı kişinin fiillerinden sorumlulukta ise sözleşmeden
kaynaklanan zamanaşımı uygulanır.
ü HAYVAN BULUNDURANIN SORUMLULUĞU
• Bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici üstlenen kişi hayvanın
verdiği zararlardan sorumludur. Kişinin, hayvanın sahibi olması gerekmez!
• Zarar, hayvanın davranışından kaynaklanmalıdır. Hayvanın zararı, başkasının
ürkütücü veya kışkırtıcı fiilinden kaynaklansa da hayvan bulunduranın kusursuz
sorumluluğu kalkmaz, zararı karşılar ama ürküten kişiye de rücu hakkı vardır.
(müteselsil sorumluluk)
• Hayvan bulunduran kurtuluş kanıtı getirerek sorumluluktan kurtulabilir.
• Hayvan, başkasının taşınmazı üzerinde zarara sebep olursa taşınmazın zilyedi
hayvanı yakalayabilir, zarar giderilene kadar alıkoyabilir, şatlar gerektiriyorsa
hayvanı etkisiz hale getirebilir ancak hayvan sahibine derhal bilgi vermelidir,
sahibini bilmiyorsa ilgili yerlere bildirim yapmalıdır.
ü YAPI MALİKİNİN SORUMLULUĞU
• Bir binanın veya yapı eserinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan
veya bakım eksikliklerinden doğan zararı gidermek zorundadır.
• İntifa ve oturma hakkı sahipleri yalnızca binanın bakımından kaynaklanan
zararlardan malikle birlikte müteselsilen sorumludur. Ve birbirlerine karşı
rücu hakları vardır.
• DİĞER KUSURSUZ SORUMLULUK HALLERİNDEN FARKLI OLARAK
KURTULUŞ KANITI GETİRME İMKANI YOKTUR!
• Yalnızca illiyet bağını kesen sebeplerden dolayı sorumluluktan kurtulabilir.
ü EV BAŞKANININ SORUMLULUĞU
• Aynı çatı altında birlikte yaşayan kişilerin otorite sahibi olan kişi ev
başkanıdır.
• Ev başkanının denetim, emir ve talimatı altında yaşayan kişiler küçükler,
kısıtlılar, akıl hastalığı, akıl zayıflığı olanlardır. Bu kişilerin birbirlerine veya
başkalarına verdikleri zararlardan dolayı ev başkanı sorumlu olur.
• Gerekli özeni gösterdiğini kanıtlayarak (KURTULUŞ KANITI)
sorumluluktan kurtulabilir.30
3. TEHLİKE SORUMLULUĞU
ü ÖNEMLİ ÖLÇÜDE TEHLİKE ARZ EDEN İŞLETMENİN
FAALİYETLERİNDEN DOĞAN ZARARLARDAN SORUMLULUK
Önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetlerinden dolayı bir zarar ortaya
çıkarsa İŞLETME SAHİBİ ve varsa İŞLETEN kişi müteselsilen sorumludur. Bu
tehlike;
• İşletmenin faaliyetlerinde kullanılan malzeme ve araçlara göre belirlenir.
• İşletme, bir uzmandan beklenen bütün dikkat gösterilse bile zarar doğurmaya
elverişli ise tehlike arz eden işletme var sayılır.
• Bu anlamda zarar görenler bu işletmenin sebep olduğu zararların hakkaniyete
uygun bedelle denkleştirilmesini talep edebilirler.
ü KARAYOLLARI TRAFİK KANUNUNA GÖRE MOTORLU ARAÇ
İŞLETENLERİN KUSURSUZ SORUMLULUĞU
Zarar aracın işletilmesinden doğmuşsa Zarar, işletme halinde olmayan aracın
sebep olduğu trafik kazasından doğmuşsa
• Bir motorlu aracın işletilmesi bir
kimsenin ölümüne veya
yaralanmasına veya bir şeyin zarara
uğramasına sebep olursa, motorlu
aracın bir teşebbüsün ünvanı veya
işletme adı altında veya bu teşebbüs
tarafından kesilen biletle işletilmesi
halinde motorlu aracın İŞLETENİ ve
bağlı olduğu TEŞEBBÜSÜN
SAHİBİ doğan zarardan müteselsilen
sorumludur.
• Zarardan İŞLETEN veya
TEŞEBBÜSÜN SAHİBİ ayrıca
kusurları varsa bu kusur MUNZAM
(EK-AŞKIN) KUSUR sayılır. Bu
durum ise bu kişileri kurtuluş kanıtı
getirerek sorumluluktan kurtulma
imkanından yoksun kılar.
• ÖZEN SORUMLULUĞU: İşleten,
kazanın oluşumunda eylemlerinden
sorumlu olduğu kişilerin kusuru varsa
veya işletenin kendi kusurundan
kaynaklanmayan araçtaki
bozukluktan kaynaklanması veya
kazadan sonra yardım çalışmaları
sebebiyle zarar ortaya çıkarsa söz
konusu olur.
• KUSUR SORUMLULUĞU: İşleten
kazaya kendi kusuruyla sebep
olmuşsa söz konusu olur.
• GENEL HÜKÜMLERE GÖRE
SORUMLULUK:
– Motorsiklet sürücülerinin
sorumluluğu, – trafik kazasından
doğan manevi tazminat talepleri,
– hatır taşımacılığı sırasında oluşan
ölüm ve kazalar
– Hatır taşımacılığı sırasında araca
gelen zararlar
– Araçta taşınan eşyaya gelen zararlar
– Yarışçıların uğrayacakları zararlar
bu kapsamdadır.31
TEHLİKE SORUMLULUĞUNUN GENEL ŞARTLARI
1. Bir motorlu aracın trafik kazasından dolayı zarar ortaya çıkmalı. (İnsan ve hayvan gücü ile
yürütülen araçlar motorlu araç sayılmazlar)
2. Kaza ile motorlu araç arasında illiyet bağı olmalı.
TEHLİKE SORUMLULUĞUNUN ÖZEL ŞARTLARI
1. Araç işleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu bir teşebbüs olmalıdır. (işleten ve teşebbüs
sahibi müteselsilen sorumludur)
GERÇEK İŞLETEN FARAZİ İŞLETEN
• Malik
• Aracı mülkiyeti muhafaza kaydıyla
satın alan
• Aracı en az 3 günlüğüne ödünç alan
• Aracı en az 3 günlüğüne kiralayan
• Aracı alacak teminatı olarak teslimle
rehin alan
• Yarış organizatörleri
• Motorlu aracı çalan veya gasp eden
kişiler
• Meslek sahipleri
• Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri
2. Zarar, motorlu aracın işletilmesinden doğmalıdır
3. İşleten, sorumluluktan kurtaracak bir savunma yapmamış olmalıdır
İşleten illiyet bağının kesildiğini ve kusursuz olduğunu ve araçta bozukluk bulunmadığını
kanıtlayamazsa sorumlu tutulur.
KUSURSUZ SORUMLULUKTA KUSURUN ETKİSİ
Kusursuz olarak sorumlu olan kişi aynı zamanda zarardan dolayı kusuru da varsa işte bu
durumda MUNZAM KUSUR ( Ek kusur, aşkın kusur) söz konusu olur. Kişinin munzam
kusur varsa:
• Kişi, kurtuluş kanıtı getiremez
• İlliyet bağını kesen halleri ileri süremez
• Tazminat miktarında bu durumda göz önüne alınır
• Kişi, tazminattan indirim talep edemez
• Ek kusuru olan kişi, zarar görene karşı sorumsuzluk anlaşması ileri süremez
• Birden fazla kişi sorumlu ise munzam kusurlu olan kişi rücu hakkını kullanamaz.32
2. ZARAR
Bir kişinin şahıs varlığında veya mal varlığında meydana gelen eksilmeler genel anlamda
zarar olarak adlandırılır.
MALVARLIĞI
ZARARI
Ekonomik değer taşıyan hukuki varlıklarda meydana gelen
olumsuz farktır.
ŞAHIS VARLIĞI
ZARARI
Kişinin maddi ve manevi nitelikteki şahıs varlığı değerlerini
kapsar. Vücut bütünlüğü, adı, şerefi, özgürlüğü vb.
MADDİ ZARAR Para ile ölçülebilen zararlardır. Malvarlığındaki fiili eksilmeler,
kârdan mahrum kalmak, kişinin maddi bütünlüğüne ilişkin zarar
vb.
MANEVİ ZARAR Kişinin manevi bütünlüğüne ilişkin zararlardır.
DOĞRUDAN ZARAR Haksız fiil sonucu zarar görenin hukuken korunan varlığına
yönelik ihlalin getirdiği zarardır. Yani haksız fiilin ilk elden
yöneldiği zarardır.
DOLAYLI ZARAR Doğrudan zararın ertesinde ortaya çıkan ikincil zarardır. Yine
haksız fiille ve onun doğrudan zararı ile illiyet bağı olan
zararlardır.
YANSIMA YOLUYLA
ZARAR
Haksız fiille zarar gören kişiden başkasının da bu fiil nedeniyle
zarar görmesidir. Destekten yoksun kalan kişilerin zararı
böyledir.
• Zarar gören kişi zararını ve failin kusurunu İSPAT külfeti altındadır.
• Bu ispat her türlü delille yapılabilir.
• Zarar tam olarak tespit edilemiyorsa hakim hakkaniyete göre belirler.
• Menfi zarar ve müspet zarar sözleşmesel ilişkilerde söz konusu olan zarar türleridir.
Yani haksız fiilde söz konusu olmaz!
3. İLLİYET BAĞI (NEDENSELLİK BAĞI)
Haksız fiil sorumluluğunun doğması için zarar ile haksız fiil arasında illiyet bağı olmalıdır.
İlliyet bağını davacı ispatlamak zorundadır.
İLLİYET BAĞI TÜRLERİ
ORTAK
İLLİYET
Birden fazla davranış bir araya gelerek bir haksız fiile vücut veriyorsa
ortak illiyet vardır.
Ör: Ağır bir makinayı iki kişinin çalması.
YARIŞAN
İLLİYET
(BİRLİKTE
İLLİYET)
Haksız fiile neden olacak birden fazla davranıştan her biri diğerine muhtaç
olmadan aynı sonucu gerçekleştirmeye yetiyorsa söz konusu olur.
Ör: İki ayrı fabrikaya ait zehirli atıkların çevreyi kirletmesi.
ÖNÜNE
GEÇEN
İLLİYET
Zararı doğuracak sebep gerçekleşmeden, araya başka bir haksız fiilin
girerek sonucu gerçekleştirmesi halinde söz konusu olur.
Ör: A’nın B’yi öldürmek için zehirlemesine karşın B zehirden önce C’nin
silahıyla öldürülmüşse.33
SEÇİMLİK
İLLİYET
(ALTERNATİF
– FARAZİ)
Birden çok davranıştan biri zarara sebep olmuş ancak hangisi olduğu
tespit edilemiyorsa söz konusudur.
Ör: Bir kişiye üç kişi aynı anda saldırır ancak kimin öldürmüş olduğu belli
değildir. Hepsi müteselsilen sorumlu olurlar.
İLLİYET BAĞINI KESEN SEBEPLER (failin sorumluluğunu ortadan kaldıran
sebepler)
1. Mücbir sebep: Öngörülmesi mümkün olmayan olağanüstü olaylardır. (doğal afetler, kriz)
2. Zarar görenin ağır kusuru: Zarar görenin kusurlu davranışı zararın sebebi haline gelirse
söz konusu olur.
3. Üçüncü kişinin ağır kusuru: Üçüncü kişinin kusurlu davranışı zararın sebebi haline
gelirse söz konusu olur.
HAKSIZ FİİLİN HÜKÜM VE SONUÇLARI
• Haksız fiil nedeniyle zarara uğrayan kişi kusurlu sorumluluk hükümlerine göre
zararının TAZMİN edilmesini isteme hakkına sahiptir.
• Zarar gören, zararı ve zarar verenin kusurunu İSPAT etmelidir. Zarar net olarak
belirlenemiyorsa hakim HAKKANİYETE göre tazminatı belirler.
• Zararın hesaplanması haksız fiilin işlendiği ana göre belirlenir.
1. MADDİ TAZMİNAT
• MALVARLIĞI ZARARI hesaplanırken, malvarlığının haksız fiilden önceki haline
getirilmesi amaçlanır. Zarar gören, bu zarardan yarar sağlamışsa (sigorta tazminatı
gibi) bu yarar, zarardan indirilir. Buna DENKLEŞTİRME denilir.
DİKKAT: Manevi zararda denkleştirme yoktur!
• ŞAHISVARLIĞI ZARARI hesaplanırken
à Yaralanma (bedensel zarar) durumunda aşağıdakiler dikkate alınır:
§ Tedavi giderleri
§ Kazanç kaybı
§ Çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar
§ Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar
à Ölüm durumunda aşağıdakiler dikkate alınır:
§ Cenaze giderleri
§ Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri, çalışma gücünün
azalmasından doğan giderler34
§ Ölen kişinin desteğinden yoksun kalanların uğradığı kayıplar.
DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI: Ölen kişinin yakınlarının uğradığı
zararların karşılanması için ödenen tazminattır. Şartları:
1. Ölen ile yakınları arasında destek ilişkisi olmalıdır. (Akraba olması fark etmeksizin
bakıma muhtaçlık)
2. Ölenin bu kişilere bakım gücüne sahip olduğunun ispatı gerekir.
3. Destekten yoksun kaldığını iddia eden kişinin bakım ihtiyacını ispatlaması gerekir.
MADDİ TAZMİNAT BELİRLENİRKEN DİKKATE ALINACAKLAR
• Haksız fiilin ağırlığı
• Kusurun ağırlığı
• Tarafların sıfatı, sosyal ve ekonomik durumları
• Haksız fiil anında zararı etkileyen diğer şartlar
MADDİ TAZMİNAT BELİRLENİRKEN İNDİRİM SEBEPLERİ
• Zarar görenin zarara olan rızası
• Zarar görenin ortak kusuru
• Ağır kusurun bulunmadığı hallerde zarar verenin tazminat ödediğinde zor duruma
düşecek olması hali
• Zararın miktarının az olması
ZARARIN BELİRLENMESİNDE TAZMİNATTAN İNDİRİLEMEYEN VE
DENKLEŞTİRMEYE KONU EDİLEMEYEN UNSURLAR
• Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri
• İfa amacı taşımayan ödemeler (yardım)
• Manevi zararlar
DİKKAT: Borçlar Kanunundaki bu hükümler idari işlem ve idari eylemler nedeniyle idarenin
sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı maddi zararlara ilişkin davalarda da uygulanır!
2. MANEVİ TAZMİNAT
Haksız fiil sonucu kişilik değerlerinin (kişinin manevi bütünlüğünün) zarara uğraması
durumunda söz konusu olur.
• Yaralanan kişinin iyileşene kadar çektiği sıkıntılar
• Ruh durumu
• Ölüm halinde, ölene kadar çektiği eziyet, ızdırap ve yakınların duyduğu manevi acı35
• Kişinin şeref ve haysiyeti, sırları, özgürlüğü, gururu, adı, resmi vs…
à Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin kendisi veya ölenin yakınlarına
manevi tazminat ödenir. Yani BEDENSEL ZARAR GÖRENLERİN YAKINLARI DA
MANEVİ TAZMİNAT İSTEYEBİLİR!
à Kişilik hakları zedelenen kişi ise manevi tazminat olarak para talep edebilir. Hakim bu
tazminatın yerine başka bir giderim biçimi de belirleyebilir veya bu tazminata ekleyebilir.
Saldırıyı kınayan bir karar yayımlayarak bunu ilan edebilir. Manevi değeri yüksek olan
malvarlığına verilen zararlar da bu kapsamda değerlendirilebilir.
à Medeni Kanuna göre manevi tazminat istemleri karşı tarafça kabul edilmedikçe veya
mirasbırakan tarafından ileri sürülmedikçe mirasçılara geçmez!
HAKSIZ FİİLDE ZAMANAŞIMI
Tazminat talebi, zarar görenin zararı ve faili öğrendiği andan itibaren 2 YIL içerisinde ve her
halde fiilin işlenmesinin üzerinden başlayarak 10 YIL içerisinde zamanaşımına uğrar. Ancak
KULAĞINA KÜPE OLSUN: Türk Ceza Kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa
tazminat isteminde de bu zamanaşımı uygulanacaktır.
YARGILAMAYA İLİŞKİN:
• Ceza hakimi ile hukuk hakiminin kararları birbirini bağlamaz!
• Bedensel zarar kapsamı tam belirlenememişse hakim 2 YIL içinde tazminat
değiştirebilir.
• Şartları ispatlanırsa, tazminat tespit edilene kadar zarar görene geçici ödeme
yapılabilir.36
4. BÖLÜM
SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMEDEN DOĞAN BORÇLAR
Sebepsiz zenginleşme, haklı bir sebebe dayanmadan bir başkasının malvarlığından veya
emeğinden çeşitli biçimlerde fayda sağlamak olarak tanımlanabilir. Sebepsiz zenginleşmenin
sonucu zenginleşilen kısmın aynen iadesidir.
SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMENİN ŞARTLARI
1. Bir tarafın malvarlığında haklı bir nedene dayanmayan artma (zenginleşme), diğer tarafın
malvarlığında ise azalma (fakirleşme) gerçekleşmelidir.
2. Taraflardan birindeki zenginleşme haklı bir nedene dayanmamalıdır. Zenginleşenin
kusurlu olup olmaması önem taşımaz, zenginleşmenin haklı nedene dayanmaması yeterlidir.
Haklı olmayan sebepler genel olarak geçerli olmayan bir sebep, gerçekleşmemiş bir sebep
veya sona ermiş bir sebeplerdir.
3. Zenginleşme ile fakirleşme arasında illiyet bağı olmalıdır.
SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMENİN HÜKÜMLERİ
• Borçlanmamış olduğu bir edimi kendi isteğiyle yerine getiren bir kişi bu durumu
ancak kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispatlayarak geri isteyebilir.
• Eksik borçların (zamanaşımına uğramış borç, kumar-bahis borcu, evlenme
tellallığından doğan borçlar, ahlaki bir ödevden doğan borçlar) yerine getirilmesinden
kaynaklanan zenginleşme geri istenemez!
• Hukuka ve ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri
istenemez, ancak hakim bu şeyin Devlete mal edilmesine karar verilebilir.
• Malvarlığındaki azalma, kayıp olmadan önce diğer davalarla önlenebilecek türden bir
azalma ise sebepsiz zenginleşme davası açılmaz. Zira sebepsiz zenginleşme ikincil
(tali) nitelitedir.
• Malvarlığında azalma olan kişi ayni hakkını kaybetmemişse sebepsiz zenginleşme
davası açamaz. Zira sebepsiz zenginleşmede fakirleşen kişinin hakkı şahsi bir haktır!
SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMENİN SONUÇLARI
• Sebepsiz zenginleşmenin sonucu zenginleşilen değerin geri verilmesidir.
İADE YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN (GERİ VERMENİN) KAPSAMI37
ZENGİNLEŞEN İYİ NİYETLİ İSE à Elinde kalanı geri vermekle yükümlüdür. İade
konusu değer aynen geri verilemiyorsa, değeri ödenir. Zenginleşen, kendi becerisi ile elde
ettiği sübjektif değerleri iade etmek zorunda değildir. Zenginleşen yaptığı zorunlu ve yararlı
giderleri talep edebilir, lüks giderleri ise talep edemez.
ZENGİNLEŞEN KÖTÜ NİYETLİ İSEà Zenginleştiğinin tamamını geri vermekle
yükümlüdür. Yalnızca zorunlu giderlerini isteyebilir. Yararlı ve lüks masraflarını isteyemez.
ZAMANAŞIMI à Geri isteme hakkını öğrendiği andan itibaren 2 YIL içinde, her halde ise
zenginleşmenin gerçekleştiği andan itibaren 10 YIL içinde zamanaşımına uğrar.
5. BÖLÜM
BORÇ İLİŞKİLERİ ORTAK HÜKÜMLERİ
BORCUN İFASI
İfa, borcun konusunun gereği gibi yerine getirilerek alacaklının tatmin edilmesidir. Usulüne
uygun ifa borcu sona erdirir. Yani ifa, dar anlamda borcun yerine getirilmesidir. Oysa borç
ilişkisinin tamamen sona ermesi için asli ve fer’i tüm borçların ifa edilmesi gerekir.
• İfanın konusu yapma, yapmama veya verme biçiminde olabilir.
• İfa, bir itiraz sebebidir. Bu nedenle taraflar ileri sürmese de hakim resen dikkate alır.
İFANIN KONUSU
İfanın konusu;
• Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde EDİM
• Haksız fiilden doğan borç ilişkilerinde TAZMİNAT
• Sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkilerinde İADE’dir.
KURAL à EDİME UYGUN İFA İLKESİDİR!
Borçlu neyi borçlandıysa onu ifa etmekle yükümlüdür. Yani borçlu borçlandığı edimden
farklı bir edimi, daha değerli dahi olsa yerine getirmek zorunda değildir, alacaklı da bunu
kabul etmek zorunda değildir. Ancak bu kuralın istisnaları mevcuttur:38
İSTİSNALARà
1. SEÇİMLİK
YETKİ
Alacaklı veya borçlu, asli edim yerine ikame bir edimi talep edebilir veya
teklif edebilirler.
2. İFA
YERİNE
GEÇEN EDİM
(ifa yerini
tutan edim)
Taraflar, sözleşme kurulduktan sonra ama ifadan önce borçlanılan
edimden başka bir edimin yerine getirilmesini ifa olarak kabul edebilirler.
Bu durumda borç ikame edimin yerine getirilmesi ile sona erer. İkame
edimin değeri asıl edimin değerinden az veya çok olabilir. (Bu değer farkı
istenmez) Ayrıca ikame edimin ifası ile asıl edim için verilen ayni ve şahsi
teminatlar serbest kalır. Son olarak, ikame edimin ifası ile alacaklı,
borçluya karşı ödemezlik def’ini ileri süremez!
3. İFA AMACI
İLE YAPILAN
EDİM (ifaya
yönelik edim)
Borçlunun, alacaklının kabul etmesi şartıyla borçlandığı edimden başka
bir edimi ifa etmesi, alacaklının da ifa edilen edimi paraya çevirerek elde
ettiği değeri borçlanılan edime mahsup etmesidir. Burada alacaklı geçici
olarak tatmin edilmektedir. Yani borçlu borcundan kurtulmuş sayılmaz!
• Borcun konusu parça borcuysa taraflar bu borcun aynen ifası ile borçtan
kurtulabilirler.
• Borcun konusu cins borcu ise borca konu olan şeyin belirlenmesi taraflardan birine
bırakılmış mı diye bakılmalıdır. Bırakılmamışsa veya işin niteliğinden anlaşılamıyorsa
edimi seçme yetkisi borçluya ait olur.
KISMİ İFA
KURAL olarak borç konusu edim tam ve bütün olarak ifa edilmelidir. Ancak bölünebilir
borçların kısmi ifasının mümkün olduğu haller mevcuttur.
• Borcun tamamı belli ve muaccelse alacaklı kısmi ifayı reddedebilir!
• Para borçlarında, ana para ile faiz alacaklarında faiz fer’i bir borç olsa da ayrı bir
alacaktır, bu nedenle faiz ödemesi kısmi ödeme olarak sayılmaz.
• Kısmi ifa durumunda borcun ifa edilen kısmı sona erer. Kalan kısım için ise borçlunun
temerrüdü hükümleri uygulanacaktır.
ALACAKLININ KISMİ İFAYI KABULE ZORUNLU OLDUĞU HALLER
1. Taraflar kısmi ifa konusunda anlaşmışlarsa
2. Edimin niteliği bir defada ifaya imkan vermiyorsa
3. Alacaklının kısmi ifayı reddi, hakkın kötüye kullanılması (dürüstlüğe aykırı) sayılıyorsa
4. Borçlu kanunen kısmi ifaya yetkili ise (Kıymetli evrakta hamilin, muhatabın kısmi kabul ile
söz konusu olan kısmi ifasını kabul etme zorunluluğu)39
SEÇİMLİK BORÇ SEÇİMLİK YETKİ
• Seçimlik borçlarda edimin konusu
birden fazladır ve borçlu bu
edimlerden yalnız birini yerine
getirmekle yükümlüdür. Ör: Borçlu
sözleşme gereği ya masa ya da koltuk
teslimini üstlenmişse seçimlik borç
vardır.
• Hukuki ilişkiden ve işin niteliğinden
aksi anlaşılmadıkça edimlerden
birinin seçimi yetkisi borçluya aittir.
• Buradaki seçim hakkı yenilik
doğurucu bir haktır, tek taraflıdır.
• Borç ilişkisi kurulurken sözleşmede
borçluya (veya taraflardan birine) bir
asli edim (temel edim) bir de yedek
edim (ikame edim) kararlaştırılmışsa
ve borçluya asli edim yerine yedek
edimi ifa ile borçtan kurtulma olanağı
tanınmışsa seçimlik yetki söz
konusudur. Burada seçim yetkisi iradi
olarak belirlenmiştir.
• Bu yetki kanundan da doğabilir. Ör:
yabancı para borcunun kur üzerinden
TL’ye çevrilerek ödenmesi.
PARA BORÇLARINDA İFA
• Para borcu cins borcudur
• Para borcu götürülecek borçtur
• Para borcu ülke parası ile ödenir
• Yabancı para ile ödeme kararlaştırılmışsa, aynen ödeme veya bu anlama gelen ifade
bulunmadıkça, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile de ödenebilir
(kanundan doğan seçimlik yetki)
PARA BORÇLARINDA MAHSUP
1. Borç tek ise kısmi ifada mahsup
• Faiz ve giderler muaccel ise kısmi ödeme öncelikle bu faiz ve giderleri kapsar. Eğer
borçlu faiz ve giderleri ödemede temerrüde düşmemişse kısmi ifasını ana borçtan
düşme hakkına sahiptir. Bu hüküm emredicidir, aksine anlaşma yapılamaz!
• Alacaklı alacağın bir kısmı için kefalet, rehin gibi teminat almışsa, borçlu kısmi
ödemesini güvenceli olan kısma mahsup edemez. Bu hüküm alacaklıyı korur.
2. Borç kalemi birden çoksa kısmi ifada mahsup
• Alacaklıya birden çok borcu olan borçlu ödeme gününde hangi borcu ödediğini
alacaklıya bildirir. Bildirmezse, yapılan ödeme derhal itiraz edilmedikçe, alacaklının
makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.
• Kanuna göre;
– Geçerli bir açıklama yapılmadığı hallerde yapılan ödeme muaccel borç için yapılmış
sayılır
– Birden çok borç muaccel ise ödeme, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için
yapılmış sayılır
– Takip yapılmamışsa ödeme, vadesi ilk gelen borç için yapılmış sayılır40
– Birden çok borcun vadesi aynı anda gelmişse, mahsup orantılı olarak yapılır.
– Borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse, ödeme güvencesi en az olan borç için
yapılmış sayılır.
FAİZ
• Yalnızca para borçlarında olur. Asıl alacağa bağlı ve asıl alacaktan bağımsız halleri
vardır:
• Asıl alacağa bağlı (fer’i) nitelikte ise
– Asıl alacağa bağlı olarak istenebilir
– Asıl alacak geçerli ise faiz de geçerli olur
– Asıl alacağın sona ermesi ile alacaklı haklarını saklı tutmamışsa faiz alacağı da son
bulur.
– Asıl alacak için verilen güvence faiz alacağını da kapsar
– Asıl alacak zamanaşımına uğrarsa faiz alacağı da zamanaşımına uğrar
– Asıl alacağın başkasına devri, faiz alacağının da devri sonucunu doğurur
• Asıl alacaktan bağımsız ise
– Alacaklı, asıl alacaktan bağımsız olarak faizi talep ve dava konusu yapabilir
– Asıl alacaktan bağımsız olarak devredilebilir, rehnedilebilir
– Asıl alacak ibra edilse de faiz alacağının devamına ilişkin anlaşma geçerli olur
– Faizin ödenmesi kısmi ifa sayılmaz
FAİZ TÜRLERİ
• ANAPARA (KAPİTAL) FAİZİ: Bir paranın kullanılmasının karşılığı olan faizdir.
• TEMERRÜT FAİZİ: Gecikme faizidir.
• BİLEŞİK FAİZ: Faize faiz yürütülmesidir. Kural olarak yasaktır, yalnızca ticaret
kanununda istisnaları mevcuttur (ticaret hukuku dersinin konusu olduğu için burada
detaylandırılmamıştır)
DİKKATà Sözleşmeden doğan borçlarda anapara ve temerrüt faizleri
istenebilecekken, haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan borçlarda yalnızca
temerrüt faizi istenebilir.
İFANIN TARAFLARI
KURAL à Borcun bizzat borçlu tarafından ifasında alacaklının menfaati bulunmadıkça
borçlu borcunu şahsen ifa ile mecbur değildir. Yani borç, üçüncü kişiler tarafından da ifa
edilebilir.
İSTİSNA 1 à Taraflar anlaşma ile borcun şahsen ifasını zorunlu kılmış olabilirler.41
İSTİSNA 2 à İşin niteliği gereği borcun şahsen ifası alacaklının menfaatine olabilir.
(ressam)
• Borcun üçüncü kişi tarafından tam ifası ile borçlu ifada bulunmuş gibi hukuki sonuç
doğar ve borçlu borcundan kurtulur.
• Alacaklının haklı bir nedene dayanmadan üçüncü kişinin ifasını kabul etmemesi
halinde ALACAKLININ TEMERRÜDÜ denilen sonuç ortaya çıkar.
• Alacaklı ile borçlu arasında hukuki ilişki devam ederken, alacaklı taraf değişirse ve
borçlunun bundan haberi olmazsa, borçlunun önceki alacaklıya yaptığı ifa borcu sona
erdirir.
İFA YERİ
• Borcun ifa yeri tarafların iradelerine göre belirlenir.
• Aksine bir anlaşma yoksa:
• PARA BORÇLARI à ALACAKLININ ÖDEME ZAMANINDAKİ YERLEŞİM
YERİNDE
• PARÇA PARÇLARIà SÖZLEŞMENİN KURULDUĞU ANDA BORÇ
KONUSUNUN BULUNDUĞU YERDE
• BUNLARIN DIŞINDAKİ BORÇLARà DOĞUMLARI SIRASINDA
BORÇLUNUN YERLEŞİM YERİNDE İFA EDİLİR.
• Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun, doğumundan sonra alacaklının
yerleşim yerini değiştirmesi yüzünden ifa önemli ölçüde güçleşecekse borç,
alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir.
• Aksine anlaşma veya adet yoksa, ölçme ve tartma gibi devir giderleri satıcıya, satılanı
devralmak için yapılan giderler ve satılanın ifa yerinden başka yere taşınması
gerektiğinde taşıma giderleri ise alıcıya aittir.
• Alacaklının temerrüde düşmesi halinde borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak
üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek (hakim kanalıyla) borcundan kurtulabilir.
İFA ZAMANI
• Alacaklının borçludan edimin ifasını talep edebileceği, borçlunun da ifaya zorunlu
olduğu zaman, ifa zamanıdır. KURAL olarak taraflar aksini öngörmemişlerse borç
doğduğu anda muaccel olur. İfa zamanı, sözleşmeye göre, kanuna göre veya örf ve
adete göre belirlenebilir.
• Ayın başı (1. Gün), ayın sonu (ayın son günü), ayın ortası (15.günü) anlatır
• İfa zamanı gün olarak belirlenmişse süre hesabında ilk gün dahil edilmez.
• Süre hafta olarak belirlenmişse, son haftanın sözleşmenin kurulduğu güne ismen
uygun gününde dolmuş olur.
• Aksi belirtilmedikçe, sürenin son günü resmi tatile denk gelirse bu günü izleyen ve
tatil olmayan ilk gün dikkate alınır.42
• İfa süresini uzatmak için yapılan sözleşmeye TECİL denilir. Asıl sözleşmenin şekline
tabi olarak yapılmalıdır.
• Aksine anlaşma yapmadıkça, borçlu borcunu erken ifa edebilir, ancak (kanun,
sözleşme veya adet gereği olmadıkça) sırf erken ifa etti diye borcundan indirim
yapamaz.
KULAĞINA KÜPE OLSUN:
MÜECCEL: Borcun henüz vadesinin gelmediği dönem.
MUACCEL: Borcun ödenebilecek zamana girdiği dönem. Borç muaccel olmadan edimin
ifası istenemez!
VADE
Vade, ifa zamanının sonudur! Yani borçlu en geç bu tarihte borcunu ifa etmelidir.
OLAĞAN VADE BELİRLİ VADE KESİN VADE
İhtar gerekir! Yani borçlu bu
vadede kendiliğinden
temerrüde düşmez! Alacaklı
ihtar çekerek borçluyu
temerrüde düşürür!
İhtara gerek olmadan borçlu
vadede kendiliğinden
temerrüde düşer!
İhtara gerek olmadan borçlu
vadede kendiliğinden
temerrüde düşer!
Alacaklı aynen ifa talebini
reddedebilir veya
sözleşmeden dönebilir
İFA SIRASI
• Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde söz konusu olur.
• Taraflar kararlaştırmadıkça veya işlemin özelliğinden anlaşılmadıkça taraflar
edimlerini AYNI ANDA ifa ederler. Bu durumda kendi edimini ifa etmeyen taraf karşı
tarafın edimini ifa etmesini isteyemez. Aksi halde borçlu ödemezlik def’ini ileri sürer.
• Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri borcunu ifada güçsüzlüğe
düşerse, diğer taraf teminat talep edebilir, teminat gösterilene kadar kendi edimini
ifadan kaçınabilir, teminat verilmezse sözleşmeden dönebilir.
İFANIN İSPATI
Borçlu borcunu ifa ettiğini ispat edebilmelidir, aksi halde borcunu ifa etmemiş sayılır. İspat
ise özellikle MAKBUZ ve BORÇ SENEDİ ile mümkündür.
• MAKBUZ: Alacaklının veya yetkili temsilcinin borçlanılan edimi almış olduklarını
gösteren yazılı belgedir. Borçludan herhangi bir alacağının kalmadığını gösteren yazılı
belge ise BAKİYE MAKBUZUDUR. Alacaklı anaparanın tamamı için makbuz 43
vermişse faizlerini de aldığı kabul edilir. Kira gibi dönemsel edimlerde alacaklı aksini
belirtmeden makbuz vermişse önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılır.
• BORÇ SENEDİ: Borcu doğuran veya teyit eden , borçlu tarafından borcun varlığını
ispat için düzenlenen ve alacaklıya verilen belgedir. Borcunu ödeyen borçlu borç
senedinin kendisine iadesini veya iptalini ister. Senedin borçluya verilmesi borcun
sona erdiğini gösterir.
BORÇ İLİŞKİSİNİN ÜÇÜNCÜ KİŞİLERE ETKİSİ
à Üçüncü kişinin ifası
• Kural olarak borcun bizzat borçlu tarafından şahsen ifa edilmesinde alacaklının
menfaati yoksa borçlu borcunu şahsen ifa zorunda değildir. Yani borçlu yerine üçüncü
kişi de ifada bulunabilir. Bu durum borçlunun bilgisi dahilinde yapılabildiği gibi
bilgisi dışında olması da mümkündür:
– Üçüncü kişi, borçlunun bilgisi dışında borçlu yerine, kendi menfaati nedeniyle ifada
bulunabilir. Borçlu bu ifaya karşı çıkmazsa alacaklı bu ifa teklifini kabul etmek
zorundadır. Aksi takdirde alacaklı temerrüde düşer. Alacaklıya ifada bulunan üçüncü
kişi ALACAKLININ HAKLARINA HALEF olur. Böylece üçüncü kişi sanki
alacaklıymış gibi borçluya başvurabilir.
GENEL HALEFİYET HALLERİ:
1. Başkasının borcu için rehnedilen şeyi rehinden kurtardığı ve bu şey üzerinde ayni
hak bulunduğu takdirde
2. Alacaklıya ifada bulunan üçüncü kişinin, ona halef olacağı borçlu tarafından ifadan
önce alacaklıya bildirildiği takdirde söz konusu olur.
ÖZEL HALEFİYET HALLERİ:
1. Müteselsil borçlu lehine
2. Kefil lehine
3. Sigortalarda sigortacı lehine söz konusu olabilir.
à Üçüncü kişinin fiilini üstlenme
• Borçlu, üçüncü kişinin belli bir edimde bulunacağı hususunda garanti vererek kendisi
borç altına girmektedir. Taahhüt edilen fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararlardan
dolayı taahhüt eden borçlu sorumlu olur. Süreli bir taahhütse, süre bitene kadar
sorumluluğun sona ereceği kararlaştırılabilir.44
à Üçüncü kişi yararına sözleşme
• Alacaklı ve borçlunun anlaşarak edimin bir üçüncü kişiye ifa edilmesini
kararlaştırmalarıdır.
• Eksik sözleşme şeklindeyse,
– lehine hak tesis edilen üçüncü kişi ifayı bizzat borçludan isteyemez,
– yalnızca yapılan ifayı kabul yetkisi vardır, ifayı alacaklı isteyebilir,
– ifanın yerine tam ve eksiksiz getirilmemesi nedeniyle tazminat isteyemez.
• Tam sözleşme şeklindeyse,
– borçluya başvurabilir
– edimin ifasını üçüncü kişi de alacaklı da isteyebilir
ALACAKLININ TEMERRÜDÜ
Yapma veya verme borcunun ifası gereği gibi kendisine önerilen alacaklı haklı bir sebep
olmadan ifayı kabulden kaçınırsa veya borçlunun borcunu ifası için gerekli hazırlık fiillerini
yapmaktan kaçınırsa alacaklı temerrüde düşmüş olur.
KOŞULLARI SONUÇLARI
• Borcun usulüne uygun ifası borçlu
tarafından önerilmiş olmalı
• Borç, muaccel veya ifa edilebilir
olmalı
• Borcun ifası mümkün olmalı
• Alacaklı ifa önerisini haklı bir neden
olmadan reddetmiş olmalı.
• Alacaklının kusurlu olması aranmaz!
• Alacaklının ifayı reddi her türlü
delille ispat edilebilir
• Alacaklının temerrüdü borcu sona
erdirmez! Alacaklı daha sonra ifa
talep ederse borçlu ifadan kaçamaz.
• Alacaklının alacak hakkı kaybolmaz
• Alacaklı aleyhine tazminat yükümü
doğmaz
• Borçlunun sorumluluğu hafifler.
• Borçlunun temerrüdünü engeller,
borçlu aleyhine temerrüt faizi
işlemez.45
Alacaklının temerrüdü halinde borçlu borçtan kurtulmak için;
• Bir şeyin teslimi edimi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alıcıya ait olmak üzere
teslim edeceği şeyi tevdi ederek (bırakarak) borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini
hakim belirler.
• Sözleşme konusu şey tevdiye uygun değilse, bozulacak bir şeyse veya bakımı fazla
masraflı ise alacaklıya önceden ihtar şartıyla, mahkeme kararı ile açık artırma yoluyla
satılarak bedeli tevdi edilebilir. Şeyin borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı belli veya
giderlere göre değeri daha az ise ihtar şartı aranmadan mahkeme kararı ile pazarlıkla
satılabilir.
• Borcun konusu bir şeyin yapılmasını gerektiriyorsa borçlu sözleşmeyi feshedebilir.
• Alacaklı müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse diğerlerine karşı da
temerrüde düşmüş olur.
• Borçlu kusuru olmadan, alacağın kime ait olduğunda veya alacaklının kimliğinde
duraksarsa veya başka bir sebeple borç ifa edilemezse borçlu tevdi veya sözleşmenin
feshi hakkını kullanabilir.
BORCUN İFA EDİLMEMESİ VE SONUÇLARI
Borcun ifa edilmemesi borca aykırı davranış olacaktır ve üç temel şekilde ortaya çıkar.
1. Kusurlu imkansızlık
2. Gereği gibi ifa etmeme
3. Borçlunun temerrüdü (zamanında ifa etmeme)
1. KUSURLU İMKANSIZLIK
Sözleşme
kurulmadan önceki
imkansızlık
• Borçlu kusursuz ise mutlak butlan sebebidir.
• Borçlu kusurlu ise sözleşme öncesi kusurlu sorumluluk hali
vardır. Borçlu karşı tarafın menfi zararlarını karşılamak
zorundadır.
Sözleşme
kurulduktan sonraki
imkansızlık
• Borçlu kusursuz ise borcu sona erdirir.
• Borçlu kusurlu ise Borçlu zararlardan sorumludur
• Borç hiç ifa edilmezse veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu kusursuzluğunu ispat
etmedikçe alacaklının zararlarını gidermek zorundadır.
• İmkansızlık devamlı nitelikte olmalıdır.
• İmkansızlığın objektif veya sübjektif olması fark etmez, borçlu kusurlu ise zarardan
sorumlu.
• Sözleşme kurulduktan sonra ve borçlunun kusurundan kaynaklanmalıdır.
• İmkansızlık hukuki (imar yasağı yüzünden arsada inşaat yapılamaması) ve fiili (borç
konusu edimin yok olması, şahsi edim halinde borçlunun ölümü) olabilir.46
• Kusurlu imkansızlık özellikle parça borçlarında söz konusu olur. Cins borcun ikamesi
mümkün.
2. GEREĞİ GİBİ İFA ETMEME
Borçlu borcunu zamanında ifa etmiş ancak düzgün ifa etmemişse yanlış ifa (ALİUD) söz
konusudur.
• Borçlunun ifası karşı tarafın anlaşma gereği beklediği özellikleri taşımıyorsa KÖTÜ
İFA
• Borçlu sözleşme yapılırken alacaklıyı yeterince aydınlatmamış, taşıma önlemlerini
yeterince almamış ise YAN YÜKÜMLERİ İHLAL nedeniyle zarar doğmuştur, bu
durumda AYNEN İFA olmaz, sadece zararlar nedeniyle tazminat talep edilir.
• Yan yükümlerde temerrüt olmaz.
3. BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ
ŞARTLARI
• İfası mümkün bir borç olmalı
• Borç muaccel olmalı
• Borçluya ihtar çekilmeli. (ihtar kural olarak şekle tabi değil)
• Borçlunun ifadan kaçınma hakkı olmamalı.
• Borçlunun kusuru gerekmez!
İHTARA GEREK OLMAYAN HALLER
• İhtara gerek olmadığı sözleşmede belirtilmişse
• İfa günü açıkça belirlenmişse (belirli ve kesin vade)
• İfa gününü belirleme yetkisi taraflardan birine verilmişse
• İhtar çekmenin gereksiz ve yararsız olduğu anlaşılıyorsa
• Borç haksız fiile dayanıyorsa
• Borç sebepsiz zenginleşmeye dayanıyorsa
BORCUN İFA EDİLMEMESİNİN SONUÇLARI
1. TAZMİNAT
Borçlu kusursuzluğunu ispatlamadıkça doğan zararı gidermekle yükümlüdür. (Şartları: Borca
aykırılık, kusur, zarar, illiyet bağı)
Haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanır.
2. AYNEN İFA VE CEBRİ İCRA
SORUMSUZLUK ANLAŞMASI47
• Borç ilişkisinin tarafları, sözleşme yaparken başka bir sözleşme ile ifa sırasında
HAFİF KUSURDAN (HAFİF İHMAL) doğacak zararlardan sorumlu olmayacaklarına
ilişkin sorumsuzluk anlaşması yapabilirler. (Hizmet sözleşmesi ve uzmanlık gerektiren
mesleklerin hizmetine ilişkin konulardaki sözleşmeler hariç!-kesin hükümsüz olur!)
• Ağır kusurdan sorumsuzluk anlaşması yapılamaz! Yapılsa da kesin geçersizdir!
BORÇLUNUN TEMERRÜDÜNE İLİŞKİN BORCA AYKIRILIĞIN SONUÇLARI
GENEL SONUÇLAR:
1. Aynen ifa ve gecikme tazminatı
2. Beklenmedik halden (kazadan) sorumluluk (borçlu kusursuz olduğunu kanıtlarsa
kurtulur)
ÖZEL SONUÇLARI:
1. Para borçlarına ilişkin sonuçlar:
• Temerrüt faizi: Alacaklı zarara uğramasa da borçluda kusur şartı gerekmeksizin
temerrüt faizi isteyebilir.
• Aşkın zarar: Temerrüt faizini aşan bir zarar varsa borçlu kusursuz olduğunu
kanıtlayamadıkça bu zararı da gidermek zorundadır.
2. Sürekli edimli sözleşmelere ilişkin soruçlar:
• İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmede, borçlunun temerrüdü halinde alacaklı
aynen ifa ve gecikme tazminatı isteyebilir, sözleşmeyi feshedebilir ve sözleşmenin
süresinden önce feshi nedeniyle uğradığı zararın tazminini isteyebilir.
3. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelere ilişkin sonuçlar:
• Alacaklı aynen ifa ve gecikme nedeniyle doğan zararından tazminat isteyebilir.
• Alacaklı aynen ifa ve tazminat isteme hakkından derhal vazgeçtiğini bildirerek borcun
ifa edilmemesinden doğan zararının tazminini isteyebilir.
• Alacaklı sözleşmeden dönebilir. Borçlu kusursuzluğunu kanıtlamadıkça alacaklı
sözleşme hükümsüz kaldığı için zararını isteyebilir.
• Alacaklı seçimlik haklardan hangisini istediğini borçluya hemen bildirmelidir. Aksi
halde, alacaklının adi işlerde aynen ifa ve gecikme tazminatı istediği belirli vadeli
ticari satışlarda, aksi belirtilmemişse, aynen ifayı reddettiği ve müspet zararının
karşılanmasını istediği kabul edilir.
6. BÖLÜM
ÖZEL DURUMLAR – BORCU SONA ERDİREN NEDENLER48
ALACAĞIN DEVRİ (TEMLİKİ)
TANIM: Mevcut bir borç ilişkisinde alacak hakkı sahibinin hukuksal bir işlemle değişmesidir.
Böylece alacak hakkı bunu devralan üçüncü kişiye geçer.
à Sözleşme veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça BORÇLUNUN RIZASINA GEREK
OLMAKSIZIN alacağın üçüncü bir kişiye devri mümkündür.
à Bu devir işleminin GEÇERLİLİK şartı YAZILI ŞEKİLDE yapılmasıdır. Ayrıca
devredenin imzası ve devralanın onayı aranır. (Ancak ön sözleşme niteliğindeki alacağın
devri sözü her hangi bir şekle tabi değildir.)
à Alacağın devri YASAL veya YARGISAL bir nedene dayanıyorsa özel bir şekle veya
devredenin rızasına gerek olmaksızın, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir. (Ör: Başkasının
borcunu ödeyen kişinin halef olması, mirasın mirasçılara kül halinde geçmesi, müteselsil
borçlulardan birinin payından fazlası için ödeme yapması)
ALACAĞIN DEVRİNİN SEBEPLERİ
1. İfa amacı (karşılıklı devir)
2. Tahsil amacı (karşılıklı devir)
3. Teminat amacı (karşılıklı devir)
4. Bağış amacı (karşılıksız devir)
ALACAĞIN DEVRİNİN UNSURLARI
1. Devri mümkün bir
alacak var olmalıdır
2. Alacağın devrine engel bir durum
olmamalıdır.
ALACAĞIN DEVRİNİN YASAK
OLDUĞU HALLER (emredici
değildir)
3. Yazılı bir
devir sözleşmesi
yapılmalıdır.
– Alacak mevcut veya ileride
doğacak bir alacak olabilir
– Temlik, bir şarta
bağlanabilir.
– Devir, alacağın tamamını
veya bir kısmını içerebilir
– Alacağın çekişmeli olması
devre engel değildir
– Eksik borçların da devri
mümkündür
– Devredilmiş bir alacağın
ikinci kez devri mümkün
değildir.
– Alacağın devri bir tasarruf
işlemidir
– Manevi tazminat alacakları
– Ölünceye kadar bakma sözleşmesinden
doğan alacak.
– İşçi ücretleri (en fazla ¼’ü)
– Hizmet sözleşmesinde iş sahibinin
hizmet alacağı
– Nafaka alacağı
– Hasılat kullanıcısının kullanım hakkı
– Ürün kiralarında kiranın konusu,
kullanım, işletme hakkı
– Ödünç konusu malın kullanım hakkı
– Vergi alacağı
– Önalım, alım, gerialım haklarından
doğan alacaklar
– Tarafların iradi olarak yasakladıkları
haller
– Sözleşmede
devreden eski
alacaklı,
devralan ise yeni
alacaklıdır,
borçlu
değişmez!
– Borçluya haber
vermeden, onayı
alınmadan bu
sözleşme
yapılabilir!!49
ALACAĞIN DEVRİNİN HÜKÜM VE SONUÇLARI
• Asli ve fer’i tüm haklar devralana geçer.
• Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı savunma haklarına devralana karşı da
sahiptir.
(Zamanaşımı def’i, şekle aykırılık def’i, ehliyetsizlik def’i gibi. Ancak, alacağı yazılı
borç ikrarına dayanarak devralan kişiye karşı, borçlu muvazaa itirazı ileri süremez!
• Alacağı devralan kişi, borçluya karşı alacağın varlığını ve devraldığını ispatlamalıdır
• Devir işlemi borçlunun zararına olacak şekilde yapılamaz!
• Alacağın devredildiği borçluya bildirilmemişse borçlu önceki alacaklıya ifada
bulunarak borcundan kurtulur. (Borçlu iyiniyetli)
• Kime ait olduğu çekişmeli olan bir alacağın borçlusu, ifadan kaçınabilir, hakimin
belirlediği yere borcunu tevdi edebilir ve böylece borcundan kurtulur.
• Alacağın devri ile devreden alacaklının kişiliğine özgülenmiş olanlar dışında öncelik
haklar ve bağlı haklar da devralana geçer. İşlemiş faizler de devredilmiş sayılır.
• Devreden, alacakla ilgili belgeleri de devralana vermek zorundadır.
• Alacaklı, alacağını borcu ifaya yönelik olarak devretmekle birlikte BORCA MAHSUP
EDİLECEK MİKTARI BELİRLEMEMİŞSE devralan, ancak borçludan aldığı veya
gereken özeni gösterseydi alabilecek olduğu miktarı, kendi alacağına mahsup etmek
zorundadır.
Alacağın devri ivazlı ise Alacağın devri ivazsız ise
veya kanun gereği ise
Devreden, devir sırasında alacağın varlığını
ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu
garanti etmiş olur.
Devreden, alacağın varlığından ve borçlunun
ödeme gücünden sorumlu değildir (Ör:
Miras)
ALACAĞIN DEVRİNDE DEVREDENİN SORUMLULUĞUNUN KAPSAMI
(GARANTİ KAPSAMI)
1. İfa ettiği edimin faizi ile birlikte geri verilmesini
2. Devrin sebep olduğu giderleri
3. Borçluya karşı devraldığı alacağı elde etmek için yaptığı ve sonuçsuz girişimlerin yol açtığı
giderleri
4. Devreden kusursuzluğunu ispat etmedikçe uğradığı diğer zararları talep edebilir.
BORCUN ÜSTLENİLMESİ (BORCUN NAKLİ)
• Borç ilişkisinde borçlu tarafın değişmesine yol açan bir hukuki işlemdir.
• Alacaklının rızasına bağlıdır.
• Devreden borçlu için kazandırıcı, devralan borçlu için taahhüt, alacaklı yönünde
tasarruf niteliğinde bir işlemdir.50
• İki aşamadan oluşur:
1. aşama: İÇ ÜSTLENME: Borçlu ile borcu üstlenen üçüncü kişi arasında yapılan
işlem
2. aşama: DIŞ ÜSTLENME: Üçüncü kişi ile alacaklı arasındaki hukuki işlem.
BORCUN İÇ ÜSTLENİLMESİ (Borcun ödeneceği taahhüdü)
• Borçlu ile üçüncü kişi arasında borcun üstlenilmesi evresidir.
• Üçüncü kişi burada borcu bizzat ifa ederek borçluyu borcundan kurtarma
yükümlülüğü altına girer.
• ALACAKLININ ONAYI ZORUNLU DEĞİLDİR. Alacaklı bu sözleşmenin tarafı
değildir.
• İVAZLI ise borçlu üç üstlenme sözleşmesinden doğan borcunu ifa etmeden diğer
taraftan yükümlülüğünü yerine getirmesini isteyemez. İVAZSIZ ise bu sözleşme
BAĞIŞLAMA TAAHHÜDÜ niteliğindedir. İvazlı borcun iç üstlenilmesi sözleşmesi
şekle tabi değilken, İvazsız borcun iç üstlenilmesi sözleşmesi yazılı şekle tabidir.
• Borçlu borcundan kurtarılmamışsa diğer taraftan güvence isteme hakkına sahiptir.
BORCUN DIŞ ÜSTLENİLMESİ (Borcun nakli sözleşmesi)
• Borçlunun yerine yeni borçlu geçer. Borcu üstlenen ile alacaklı arasındaki
sözleşmedir.
• İç üstlenme sözleşmesinin borçlu tarafından alacaklıya bildirimi, dış üstlenme
sözleşmesinin yapılmasına ilişkin öneri niteliğindedir.
• Alacaklının KABULÜ açık veya örtülü olabilir. Ancak önceki borçlu ile borcu
üstlenen alacaklıya bir süre içerisinde kabul edip etmeyeceği şartı koyabilir, bu
durumda alacaklının süre dolana kadar susması REDDETTİĞİ anlamına gelir.
• Bu sözleşme şekle tabi değildir.
• Alacaklının kabulünden önce başkası ile yeni bir iç üstlenme sözleşmesi yapılırsa ve
bu ikinci üstlenmeye ilişkin olarak alacaklıya öneride bulunulursa ilk öneride bulunan,
önerisi ile bağlı olmaktan kurtulur.
DİKKATà Alacağın kısmen devri mümkündür, borcun kısmen üstlenilmesi mümkün
değildir!
BORÇLUNUN DEĞİŞMESİNİN SONUÇLARI (Borcun dış üstlenilmesinin sonuçları)51
• Borçlu değişse bile alacaklının borçlunun kişiliğine özgü olanlar dışında bağlı hakları
saklıdır. Ancak borcun teminatı olarak rehin veren üçüncü kişinin ve kefilin
sorumlulukları, bunların borcun üstlenilmesine RIZALARINI YAZILI OLARAK
BELİRTMELERİ halinde devam eder.
• Üstlenilen borca ilişkin savunmaları ileri sürme hakkı, yeni borçluya geçer.
• Dış üstlenme sözleşmesinden aksi anlaşılmadıkça, yeni borçlu alacaklıya karşı önceki
borçlunun ileri sürebileceği KİŞİSEL SAVUNMALARDA BULUNAMAZ.
• Yeni, borçlu borcun iç üstlenilmesinden kaynaklanan savunmaları alacaklıya karşı
ileri süremez.
• Dış üstlenme sözleşmesi hükümsüz hale gelirse, iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları
saklı kalmak üzere, eski borç bütün bağlı borçları ile birlikte varlığını sürdürür.
• Borcu üstlenen kişi, dış üstlenme sözleşmesinin hükümsüz hale gelmesinde ve
alacaklının zarara uğramasında kusurlu olmadığını kanıtlamadıkça alacaklı, kendisine
önceden sağlanmış güvenceyi yitirmesi sebebiyle veya başka bir sebeple uğradığı
zararın karşılanmasını, borcu üstlenen kişiden talep edebilir.
**
MÜTESELSİL BORÇLULUK
Borçlar hukukunda kural aslında adi sorumluluktur. Yani alacaklının karşısında birden fazla
borçlu varsa her bir borçlu kendi payından sorumlu olur. Ancak İSTİSNAEN alacaklının
karşısında birden fazla borçlu var ise ve her bir borçlunun borcun tamamından sorumlu olması
halinde ise müteselsil borçluluk söz konusu olur.
• Müteselsil borçluluk iradi olarak veya kanundan doğar.
• Kanundan doğan müteselsil borçluluk halleri:
– Birden fazla kişinin haksız fiilden sorumlu olması
– Birden fazla kişinin birlikte ariyet almaları, vekalet vermeleri, vedia kabul etmeleri
– Adi şirketlerde, ticari şirketlerde vs. örnekleri boldur.
MÜTESELSİL SORUMLULUĞUN ALACAKLI BAKIMINDAN SONUÇLARI
• Alacaklı, borcun tamamını veya bir kısmını dilerse borçluların tamamından dilerse
birisinden isteyebilir. Talepte bulunulan borçlu ya da borçlular, ödeme yapmak
zorundadırlar.
• Müteselsil borçlulardan biri, alacaklıya karşı ancak KİŞİSEL DEFİLER (takas, kendi
ehliyetsizliği, hataya düşmesi, hileye maruz kalması, tehditle sözleşme yapmış olması
gibi) veya MÜTESELSİL BORCUN SEBEP VEYA KONUSUNDAN DOĞAN
ORTAK DEFİLERİ (şekle aykırılık, muvazaa, kanuna ahlaka adaba aykırılık, borcun
muaccel olmadığı, ödemezlik) def’i ve itirazları ileri sürebilir.
• Müteselsil borçlulardan biri ORTAK DEF’İ VE İTİRAZLARI ileri sürmesi gerekir!
Sürmezse diğerlerine karşı RÜCU HAKKINI kaybeder.52
• Müteselsil borçlulardan biri KİŞİSEL DEFİLERİ ileri sürmek zorunluluğunda
değildir. Zira ileri sürmedi diye diğer borçlulara rücu hakkı düşmez.
• ALACAKLININ BORÇLULARDAN BİRİ İLE YAPTIĞI İBRA SÖZLEŞMESİ,
DİĞER BORÇLULARI DA İBRA EDİLEN BORÇLUNUN İÇ İLİŞKİDEKİ
BORCA KATILMA PAYI ORANINDA BORÇTAN KURTARIR.
• Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse bunun
sonuçlarına katlanır.
• Müteselsil borçlulardan birine yapılacak temerrüt ihtarı, diğer müteselsil borçluları
temerrüde düşürmez!
MÜTESELSİL SORUMLULUĞUN BORÇLULAR BAKIMINDAN SONUÇLARI
• Aksi belirtilmedikçe, borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu
ağırlaştıramaz. (Ör, bir borçlu tarafından kabul edilen cezai şart, kendini bağlar)
• Borçlulardan birinin borcun tamamını veya bir kısmını ifa etmesi diğerlerini de o
oranda borçtan kurtarmış olur.
• Borçlulardan biri alacaklıya karşı ifada bulunmadan borçtan kurtulmuşsa, diğer
borçlular bu durumdan borcun niteliği elverdiği ölçüde yararlanabilirler.
• Borçlulardan biri kendi hissesi oranında ifada bulunmuşsa, iç ilişkide diğerlerine rücu
hakkı olmaz.
• Kendisine düşen paydan fazlasını ifa etmiş olan borçlu, ödediği fazla miktarı diğer
borçlulardan isteme hakkına sahip olur. (Rücu)
• Müteselsil borçluların kendi aralarında müteselsil borçluluk hali olmaz.
• Borçluların alacaklıya yaptıkları ifalardan birbirlerine karşı sorumlulukları aksi
öngörülmemişse eşittir.
• Diğerlerine rücu hakkı olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının
haklarına halef olur.
MÜTESELSİL ALACAKLILIK
Borçlunun karşısında birden fazla alacaklı olması durumunda her bir alacaklının borcun
ifasını tek başına talep edebilmesi hakkı doğuyorsa müteselsil alacaklılık vardır. İradi olarak
veya kanundan doğabilir.
• Borçlu, alacaklılardan birine yaptığı ifa ile bütün alacaklılara karşı borçtan kurtulur.
• Alacaklılardan biri mahkeme veya icraya başvurmuşsa önce ona ifa edilir, aksi halde
borçlu dilediğini ifada bulunabilir.
• Aksi anlaşılmadıkça alacaklılardan her birinin edim üzerindeki hakları eşittir.
• Kendisine düşen paydan fazlasını elde eden alacaklı, bu fazlayı payını alamamış diğer
alacaklılara ödemekle yükümlüdür.53
KOŞULLAR (ŞARTA BAĞLI BORÇLAR)
Bir sözleşmenin hüküm ifade etmesi, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya
bırakılmışsa veya bir sözleşmenin sona ermesi önceden gerçekleşip gerçekleşmeyeceği
bilinmeyen bir olguya bırakılmışsa koşula bağlı borç ilişkisi vardır.
• Koşul belirsiz olmalı
• Olay, geleceğe ilişkin olmalı
• Koşul, hukuki işleme ilişkin olmalı.
•
DİKKATà Vade, bir koşul değildir, zira zamanı “belirsiz” değildir.
KOŞUL TÜRLERİ
Olumlu Koşul: Bir değişikliğin oluşması sonucu koşul gerçekleşmiş sayılıyorsa söz
konusudur.
Olumsuz Koşul: Belli bir değişikliğin oluşmaması koşuluna bağlı sözleşmeler.
İradi Koşul: Gerçekleşmesi taraflardan birinin iradesine bırakılan koşullar.
Tesadüfi koşul: Gerçekleşmesi tarafların iradesi dahilinde olmayan koşullar.
Geciktirici Koşul: Bir sözleşmenin hüküm ifade etmesi, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği
bilinmeyen bir olguya bırakılmışsa.
Bozucu Koşul: Sona ermesi önceden gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya
bırakılmışsa.
• Aksi öngörülmedikçe, sözleşmenin sona ermesi geçmişe etkili olmaz.
KOŞULA BAĞLANAMAYACAK İŞLEMLER
• Koşul, kanuna, ahlaka, adaba aykırı olmamalı, imkansız olmamalı, anlamsız olmamalı.
• Yenilik doğuran haklar koşula bağlanamaz!
BAĞLANMA PARASI (PEY AKÇESİ)
• Sözleşme yapıldığının ispatı için verilen paradır. Verilen paranın cayma parası mı
yoksa bağlanma parası mı olduğu belli değilse bağlanma parası olduğu varsayılır.
• Aksi sözleşme veya adetten anlaşılmadıkça bağlanma parası esas alacaktan düşülür.
• Sözleşme geçersiz olursa, bağlanma parası sebepsiz zenginleşme hükümlerince istenir.
CAYMA PARASI (PİŞMANLIK AKÇESİ)54
• Cayma parası, sözleşmeden tek taraflı olarak cayma hakkı (sözleşmeden dönme hakkı)
verir. Cayan tarafa uygulanacak yaptırım, cayma parasını bırakmaktır. Sözleşme ifa
edilirse cayma parası geri verilir.
CEZA KOŞULU (CEZAİ ŞART)
• Alacak hakkının tehlikede olduğunu düşünen alacaklı borçludan güvence talep
edebilir. Cezai koşul da bu güvencelerden biridir.
• Ceza koşulu ile alacaklı, zararı ispat etmek zorunda olmadan sözleşmenin başında
borçluya bir yaptırım kabul ettirmiş olur.
• Cezai koşul fer’i bir haktır.
• Ceza koşulu, KUSUR ŞARTINI GEREKTİRİR ANCAK ZARAR ŞARTINI
GEREKTİRMEZ.
• Alacaklı zarara da uğramışsa ve bu zarar kararlaştırılan cezai şart tutarını aşıyorsa,
alacaklı kusur ve zararı ispat şartıyla aşan miktarı isteyebilir.
• Her türlü borç ilişkisinde cezai koşul getirilebilir. Ancak istisnai olarak
– şahsa sıkı sıkıya bağlı hukuksal işlemler ve tüketicinin korunması hakkında kanun
kapsamındaki sözleşmelerdir.
• Ceza koşulu serbestçe belirlenebilir, genelde paradır.
• Aksi kararlaştırılmadıkça, ceza koşulu ve temerrüt faizi birlikte istenemez!
• Hakim aşırı gördüğü cezai şartı indirebilir.
• CEZAİ ŞARTIN TEMEL İŞLEVİ BORÇLUYU BORCUNU İFAYA SEVK
ETMEKTİR.
CEZAİ KOŞUL TÜRLERİ
• SEÇİMLİK CEZA KOŞULU: Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi
durumunda, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı YA BORCUN YA DA
CEZANIN İFASINI İSTER.
• İFAYA EKLENEN CEZA KOŞULU: Ceza, borcun zamanında ve yerinde ifa
edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı ASIL BORÇLA BİRLİKTE
CEZANIN İFASINI İSTEYEBİLİR.
• İFAYI ENGELLEYEN CEZA KOŞULU: Borçlunun, cezayı ifa ederek sözleşmeyi,
dönme veya fesih ile sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı vardır. Buna
dönme cezai koşulu da denir. 55
GENEL İŞLEM KOŞULLARI
• Bireysel sözleşme modelinin istisnalarıdır. Bir sözleşme yapılırken, düzenleyenin,
ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanılmasını sağlamak amacıyla önceden tek
başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir.
• Aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin özdeş olmaması bu sözleşmenin içeriğinin
genel işlem koşulu sayılmasını engellemez.
• Koşulların kapsamı, yazı türü ve şekli önemli değildir.
• Koşulun asıl sözleşme veya ekinde yer alması sonucu değiştirmez.
• Sözleşme hükümlerinin tartışılmasının açık olması o hükmü tek başına genel işlem
koşulu olmaktan çıkarmaz.
**
BORÇLARIN SONA ERMESİ
Genel olarak borcu sona erdiren haller:
– Borcun İfası
– Şahsi Edim İçeren Borçlarda Borçlunun
Ölümü
– Belli Bir Süreye Bağlanan Borçlarda
Sürenin Sona Ermesi
– Bazı Borçlarda Taraflardan Birinin İflası
– İbra
– Yenileme (Tecdit)
– Alacaklı Ve Borçlu Sıfatının Aynı Kişide
Birleşmesi
– Sonraki Kusursuz İfa İmkansızlığı
– Takas
– Zamanaşımı
1. İFA:
Borçlu borcun konusu olan edimi yerine getirirse borç sona erer.
2. İBRA (ibra sözleşmesi):
• Alacaklının herhangi bir karşılık aramaksızın borçluyu onun da rızası ile borcundan
kısmen veya tamamen kurtarmasıdır, yani alacaklının alacağından vazgeçmesidir.
• İbra, sözleşme olduğu için iki tarafın iradesini gerektirir, yani borçlunun onayı
olmadan alacaklı tek başına ibra yapamaz. (Oysa feragat, tek taraflı bir işlemdir!)
• İbra sözleşmesi şekle bağlı değildir, alacak şekle tabi tutulmuş olsa bile ibra
sözleşmesinin şekil şartı yoktur.
• Alacağı azalttığı veya ortadan kaldırdığı için tasarruf işlemidir.
• Feri borcun ibra edilmesi asıl borcu sona erdirmez.
• Alacaklının müteselsil borçlulardan biri ile yaptığı ibra sözleşmesi, diğer müteselsil
borçluları da iç ilişkideki payları oranında borçtan kurtarır.56
3. YENİLEME (TECDİT):
• Eski bir borcun yeni bir borç ile sona erdirilmesidir.
ŞARTLARI:
1- Mevcut ve geçerli bir borç ilişkisi olmalı
2- Yeni bir borç ilişkisi yaratılmalı (Mevcut borca yeni bir kişinin katılması yenileme
değildir!)
3- Eski borç ile yeni borç arasında hukuki sebep farklı olmalı. (Ör: A’nın B’ye
arabasını kullanması için ödünç vermesi (ariyet sözleşmesi) sonrasında bu sözleşmeyi
otomobil kiralama sözleşmesine çevirmeleri)
4- Taraflar arasında yenileme iradesi olmalı
DİKKAT à A ile B arasındaki borç ilişkisi için C’nin kefil olması yenileme değildir, A’nın
B’ye borcunu ödemek için kambiyo senedi vermesi yenileme değildir, A ile B’nin borç
ilişkisinin bir senede bağlanması yenileme değildir.
• CARİ HESAP sözleşmesinde hesabın kesilmesi ve bunun karşı tarafça kabul edilmesi
durumunda borç yenilenmiş olur.
SONUÇLARI:
– Eski borç, asli ve ferileriyle birlikte sona erer (cari hesapta aksi kararlaştırılmadıkça
feriler sona ermez), – Eski borca ilişkin defiler sona erer, – Yeni borç için yeni
zamanaşımı işlemeye başlar, – Yenileme ancak belge ile ispat edilebilir.
4. ALACAKLI VE BORÇLU SIFATLARININ AYNI KİŞİDE BİRLEŞMESİ
• Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesi borcu sona erdirir.
• Üçüncü kişilerin alacak hakkı üzerindeki önceden mevcut alacakları bu birleşmeden
etkilenmez
• Birleşme, geçmişe etkili olarak ortadan kalkarsa eski borç varlığını sürdürür.
5. SONRAKİ KUSURSUZ İFA İMKANSIZLIĞI
• Borcun ifası, borçlunun kusuruna dayanmayan sebeplerle imkansızlaşırsa borç sona
erer!
• Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkansızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu,
karşı taraftan aldığı edimi sebepsiz zenginleşme uyarınca geri verir.
• Borçlu, ifanın imkansızlaştığını alacaklıya derhal bildirmezse ve zararın artmaması
için gerekli önlemleri almazsa bundan doğan zararları gidermek zorunda kalır.57
• Borcun ifası borçlunun kusuruna dayanmadan kısmen imkansızlaşırsa, borçlu
borcunun sadece imkansızlaşan kısmında sorumlu olur.
6. TAKAS
• İki kişi karşılıklı olarak para veya özdeş edimleri birbirlerine borçlular ise ve iki borç
da muaccelse her biri alacağını borcu ile takas edebilir.
• Alacaklardan biri çekişmeli dahi olsa takas ileri sürülebilir
• Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz
zamanaşımına uğramamış olması şartıyla ileri sürülebilir
• Asıl borçlunun takası ileri sürme hakkı devam ettikçe, kefil de alacaklıya ifada
bulunmayabilir
• Üçüncü kişi yararına borçlanan kişi, bu borcu ile sözleşmenin diğer tarafından olan
alacağını takas edemez.
• Borçlunun ifası ile alacaklılar, muaccel olmasa bile alacaklarını müflise olan borçları
ile takas edebilirler
• TAKAS ANCAK BORÇLUNUN TAKAS İRADESİNİ ALACAKLIYA
BİLDİRMESİ İLE GERÇEKLEŞİR.
• TAKAS HAKKINDAN ÖNCEDEN FERAGAT MÜMKÜNDÜR.
• BAZI BORÇLAR TAKAS HAKKININ DOĞUMUNDAN SONRA ANCAK
ALACAKLININ RIZASI İLE TAKAS EDİLEBİLİR:
1. Tevdi edilmiş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar
2. Haksız olarak alınmış veya aldatma sonucu alıkonulmuş eşyanın geri verilmesine
veya bedeline ilişkin alacaklar
3. Nafaka ve işçi ücreti gibi, doğrudan alacaklıya verilmesi gereken alacaklar.
7. ZAMANAŞIMI
• Süresi içinde hakkını talep etmeyen kişinin hakkının belli bir sürenin geçmesi
nedeniyle aşınıyorsa hakkın dava ve takip edilebilme yetkisi ortadan kalkıyorsa söz
konusu olur.
• Zamanaşımı borçlu açısından BORCU SONA ERDİRİR! Alacaklı açısındansa dava
ve takip hakkını sona erdirir.
• Zamanaşımı bir kesin def’idir.
• Zamanaşımından önceden feragat edilemez (emredici hüküm)
• Aşağıdaki haklar zamanaşımına uğramaz!
– Ayni haklar
– Kişilik hakları
– Yenilik doğuran haklar
– Üyelik haklar58
– Tespit davası
– Taşınmaz rehni ile garanti edilen haklar
ZAMANAŞIMINI DURDURAN SEBEPLER
Sebep ortadan kalktığı gün bitiminde kaldığı
yerden işlemeye devam eder!
ZAMANAŞIMINI KESEN
SEBEPLER
Kesen sebep ortadan kalkınca süre
yeniden işlemeye başlar.
• Çocukların ana-babalarından olan
alacakları velayet süresince durur
• Vesayet altındakilerin vasiden ve
devletten olan alacakları
• Eşlerin birbirinden olan alacakları evlilik
boyunca durur
• Hizmet ilişkisi sürdükçe tarafların
alacakları durur
• Borçlu alacak üzerinde intifa hakkına
sahipse
• Alacak, Türk mahkemelerinde ileri
sürülme imkanına dahil değilse
• Alacaklı ve borçlu sıfatı aynı kişide
birleşmişse
• Borçlunun borcunu ikrar etmesi
• Faiz ödemişse
• Kısmen ifada bulunmuşsa
• Rehin vermişse
• Kefil göstermişse
• Alacaklı mahkeme veya hakeme
başvurmuşsa
• Alacaklı icra takibi yapmışsa
• İflas masasına başvurmuşsa
İhtar, zamanaşımını kesmez.
DİKKAT: ZAMANAŞIMI, ALACAĞIN MUACCEL OLMASIYLA BAŞLAR.
• Alacağın muaccel olması bildirime bağlıysa zamanaşımı bildirimin yapılabileceği
günden başlar.
• Ömür boyu gelir ve benzeri dönemsel edimlerde alacağın tamamı için zamanaşımı ifa
edilmiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu günden başlar
• Alacağın tamamı zamanaşımına uğramışsa ifa edilmiş dönemsel edimler de
zamanaşımına uğrar.
• Zamanaşımı hesaplanırken, başlanan gün sayılmaz. (Borçların ifasının
hesaplanmasındaki hükümler uygulanır.)
• Asıl alacak zamanaşımına uğrayınca feri alacaklar da zamanaşımına uğrar.
ZAMANAŞIMI – HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE AYRIMI
• Zamanaşımı defi, hak düşürücü süre itirazdır
• Zamanaşımını hakim resen dikkate almaz, hak düşürücü süreyi resen dikkate alır
• Hak düşürücü süre kesilmez, durmaz.
• Hak düşürücü sürenin bitmesi hakkı sona erdirir.
[wp_ad_camp_2]