BORÇLAR HUKUKU Haksız Fiillerden Doğan Borçlar
16
Sorumluluktan kurtulmak için, kusur olmadığını, araç bozukluğu olmadığını, kazanın mücbir sebepten, zarar görenin veya üçüncü kişinin kusurundan kaynaklandığı ispatlanmalıdır. (Kurtuluş kanıtı) Sorumlu Gerçek İşletenler Malik Aracı mülkiyeti muhafaza kaydıyla satın alan Aracı 3 gün veya daha uzun ödünç alan Aracı 3 gün veya daha uzun kiralayan Aracı, alacak teminatlı olarak teslim şartlı rehin alan Sorumlu Farazi İşletenler; Yarış organizatörleri Motorlu aracı çalan, gasp edenler Meslek sahipleri Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri Ayrıca, araç işleten teşebbüs bilet kesmişse, teşebbüs sahibi de sorumludur. Munzam (ek) Kusur Kusursuz sorumlu kişinin zararın doğumunda aynı zamanda kusurunun bulunmasına munzam kusur denir. Kusursuz sorumluluğu bulunan kişi aynı zamanda kusurlu ise; Sorumluluğu ortadan kaldıracak hukuki savunmaları yapamaz (kurtuluş kanıtı yok). Sadece mücbir sebepten yararlanabilir. Tazminattan indirim talep edemez. Rücu edemez. Sorumsuzluk anlaşması yapamaz, varsa bile yararlanamaz. HAKSIZ FİİLİN HÜKÜM VE SONUÇLARI Maddi Tazminat Maddi tazminat talep eden kimse maddi bir zarara uğradığını ve zararın miktarını ispatlamak zorundadır. Maddi zarar aynen tazmin veya para ile tazmin şeklinde giderilebilir. Tazminatın şeklini hâkim durumun gereğine ve kusurun ağırlığına göre belirler. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir. Ölüm Halinde Uğranılan Maddi Zararlar Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri
Ölüm hemen gerçekleşmemişse, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan zararlar Cenaze giderleri Destekten yoksun kalma tazminatı Bedensel Zararlar Tedavi giderleri Kazanç kayıpları Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar. Bedensel zararın kapsamı, karar verme sırasında tam olarak belirlenemiyorsa hâkim, kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde, tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilir. Manevi Tazminat Şahsiyet haklarına yöneltilen haksız bir saldırıda saldırıya uğrayanın manevi üzüntüsünü gidermeyi amaçlar. Zamanaşımı Tazminat İstemi Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir. Rücu istemi Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminatın ödenmesi kendisinden istenilen kişi, durumu birlikte sorumlu olduğu kişilere bildirmek zorundadır. Aksi takdirde zamanaşımı, bu bildirimin dürüstlük kurallarına göre yapılabileceği tarihte işlemeye başlar. Geçici ödemeler Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hâkim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilir. Davalının yaptığı geçici ödemeler, hükmedilen tazminata mahsup edilir; tazminata hükmedilmezse hâkim, davacının aldığı geçici ödemeleri, yasal faizi ile birlikte geri vermesine karar verir.
BORÇLAR HUKUKU Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borçlar
17
SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür. Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur. Şartları A. Zenginleşme Bir kişinin malvarlığında bir çoğalmanın olması veya bir azalmanın önlenmesidir. B. Fakirleşme Malvarlığının azalması veya malvarlığındaki çoğalmanın önlenmiş olmasıdır. C. Haklı bir sebebin olmaması D. İlliyet bağı Fakirleşme ile Zenginleşme arasında neden sonuç ilişkisi olmalıdır. Sebepsiz Zenginleşme Davası Geçersiz Bir Sözleşmeye Dayanan Zenginleşmeler Batıl sözleşmeler baştan itibaren geçersiz olduğundan, verilenler de sebepsiz zenginleşmeye göre geri verilecektir. Ör. Tam ehliyetsizle yapılan satım sözleşmesinde tam ehliyetsize ödeme yapılmışsa, Hukuka ahlaka aykırılıkta açılamaz. Yoklukla Sakat Bir Sözleşmeye Dayanan Zenginleşmeler Kurucu unsurlar yoksa verilenler, sebepsiz zenginleşme ile geri istenir. Ör. Kabul beyanı yokken, var zannedilerek mal gönderilmişse Gerçekleşmemiş Bir Nedene Dayanan Zenginleşmeler Gelecekteki bir amaca, bir hukuki sebebe bağlı olarak ödemede bulunulmuş, fakat bu amaç, hukuki sebep gerçekleşmemişse sebepsiz zenginleşme doğar. Ör. Taşınmazı satımı için 1.000 lira kaparo alan kişi, taşınmazı kamulaştırılmışsa, alınan 1000 lirayı iade etmelidir Hukuki Sebebin Ortadan Kalkması Geçerli olarak meydana gelmiş bir sözleşmenin feshedilmesi, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan birinin ediminin kusuru olmaksızın imkânsız hale gelmesi veya bağışlayanın bağışlamadan cayması hallerinde daha önce yerine getirilmiş olan edimin sebepsiz zenginleşme nedeniyle iadesi istenebilir. Borç Olmayan Şeyin Ödenmesi Borçlu olmadığı bir şeyi kendi isteğiyle veren kimse, yanılarak kendisini borçlu sanıp verdiğini ispat etmedikçe, onu geri isteyemez.
Ancak; Ödenmesi gereken bir borcun olması ve bu borcun ifası amacıyla ödemede bulunulması, ödemede bulunanın yanılarak kendisini borçlu sanması helinde sebepsiz zenginleşme davası açılabilir. Hata fiili veya hukuki bir yanılma olabilir. Sebepsiz Zenginleşme Davasının Açılamayacağı Haller Başka bir hukuki yol varsa, sebepsiz zenginleşme davası açılamaz. Çünkü davacının mülkiyet hakkı hala varsa, davalı sebepsiz zenginleşmemiştir (istihkak davası açar). Sebepsiz zenginleşmeye konu olan şeyin mülkiyeti zenginleşene geçmedikçe, sebepsiz zenginleşmeden söz edilemez. Zamanaşımına uğramış olan bir borcun ödenmesi Ahlaki bir görevin yerine getirilmesi Haksız veya ahlaka aykırı amaç için ödemede bulunulması hallerinde ödemede bulunan sebepsiz zenginleşmeye dayanarak iade talebinde bulunamaz. Sebepsiz Zenginleşmede Doğan Borç (iade) Sebepsiz zenginleşen, zenginleşmenin geri istenmesi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısmın dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür. Zenginleşen, zenginleşmeyi iyiniyetli olmaksızın elden çıkarmışsa veya elden çıkarırken ileride geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür. Giderleri isteme hakkı Zenginleşen iyiniyetli ise, yaptığı zorunlu ve yararlı giderleri, geri verme isteminde bulunandan isteyebilir. Zenginleşen iyiniyetli değilse, zorunlu giderlerinin ve yararlı giderlerinden sadece geri verme zamanında mevcut olan değer artışının ödenmesini isteyebilir. Zenginleşen, iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın, diğer giderlerinin ödenmesini isteyemez. Ancak, kendisine karşılık önerilmezse, o şey ile birleştirdiği ve zararsızca ayrılması mümkün bulunan eklemeleri geri vermeden önce ayırıp alabilir. Geri istenememe Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez. Ancak, açılan davada hâkim, bu şeyin Devlete mal edilmesine karar verebilir. SONUÇLARI Sebepsiz zenginleşme davası şahsi bir davadır. Bu nedenle ancak borçluya ve mirasçılarına karşı açılabilir. Malı zenginleşen şahıstan elde etmiş olan üçüncü kişiye karşı açılamaz. Sebepsiz zenginleşmeden doğan borç geri verme (iade) borcudur. Aynen iade mümkün olmayan hallerde nakden, değer olarak iade gerekir.
BORÇLAR HUKUKU Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borçlar
18
İyi niyetli zenginleşen, iade tarihinde zenginleşmesinden elinde ne miktar kalmışsa ancak onu iade ile yükümlüdür. Zenginleşilen şey malvarlığından çıkmış olmakla birlikte, onun karşılığında başka bir değer malvarlığına girmişse, malvarlığı bu yeni değer nispetinde zenginleşmiş demektir. İyi niyetli zenginleşenin yaptığı zorunlu ve faydalı masraflar kendisine ödenir. Lüks masrafların ödenmesi söz konusu değildir. Ancak geri vermeden önce, davalı, almış olduğu şeyle ile birleştirdiği eşyayı (davacı bu eşyanın iade günündeki karşılığını ödemeye razı olmadığı ve asıl şeye zarar vermeksizin ayırmanın mümkün olduğu hallerde) söküp alabilir. Kötü niyetli zenginleşen, elinde kalanla değil ilk zenginleşmesi miktarıyla sorumludur. Ancak zorunlu masrafların ödenmesini isteyebilir. Lüks giderler yönünden kötüniyetli davalı da zenginleşmeye sebep olan şey ile birleştirdiği eşyayı söküp alabilir. Zamanaşımı Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Zenginleşme, zenginleşenin bir alacak hakkı kazanması suretiyle gerçekleşmişse diğer taraf, istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcunu ifadan kaçınabilir.
BORÇLAR HUKUKU Borcun İfası – İfa Edilmemesi
19
BORCUN İFASI İfa, sözleşmelerde, borç ilişkisinin konusu olan edimin borçlu tarafından alacaklıya karşı yerine getirilmesi ve böylece bir borcun sona erdirilmesidir. İfanın Tarafları Borçlu Tarafından İfa Borcun bizzat borçlu tarafından ifasında alacaklının yararı varsa, borç üçüncü bir şahıs tarafından yerine getirilemez. Fakat yapılacak sözleşmede borcun tamamen veya kısman üçüncü bir şahıs tarafından ifası kabul edilebilir. Üçüncü Şahıs Tarafından İfa Üçüncü şahıs tarafından ifası mümkün borçlarda, alacaklı üçüncü şahıs tarafından yapılan ifayı kabule mecburdur. Alacaklı ifayı reddederse borçluya karşı temerrüde düşmüş olur. Alacaklıya İfa Borçlu alacaklıya veya alacaklının yetkili temsilcisine borcu ifa edebilir. İFANIN KONUSU Kural olarak ifa konusu ile borç konusu aynı olmalıdır. İstisnaları; seçimlik yetki, ifa yerine geçen edim ve ifa amacıyla yapılan edimdir. Seçimlik yetkide alacaklı veya borçlu asıl edim yerine başka bir edimi talep veya teklif edebilmektedir. İfa Yerine Edim Borçlu edimden başka bir şeyi ifa yerine önerir ve alacaklı da bunu kabul ederse ifa gerçekleşmiş olur ve borç sona erer. Ör. Özelikle para borçlarının ifasında ifa yerine edim olarak, alacaklıya bir alacak (bono) temlik edilebilir. İfa Amacıyla Edim Borçlu alacaklıya paraya çevirip alacağını elde etmesi amacıyla edimden başka bir şey verir. Şeyin verilmesiyle borç sona ermez, verilen şeyin paraya çevrildikten, alacak tahsil edildikten sonra tahsil edildiği oranda borç sona erer. Kısmen İfa Borcun miktarı belirli, bölünebilir ve tamamı muaccel olduğu takdirde alacaklı kısmen yapılan ödemeyi reddedebilir. Kısmi ödemeyi reddeden alacaklı mütemerrit duruma düşmez. Bölünemeyen Edimlerde İfa Bölünemeyen bir edimin alacaklıları birden çoksa bunlardan her biri borcun tamamının ifasını borçludan isteyebilir. Ancak borçlu edimi alacaklıların tümüne birden ifa etmekle yükümlüdür. Borçlular birden çoksa her biri bölünemeyen borcun tamamını alacaklıya ifa ile yükümlüdür.
Parça Borçlarında İfa Borcun konusu ayrıca nitelikleriyle belirlenmiş bir edim ise parça borcu söz konusu olur. Borç ancak borcun konusu olan edimin yerine getirilmesiyle ifa olunabilir. Borcun konusu borçlunun kusuru olmaksızın imkânsız hale gelirse borç sona erer. Cins Borçlarında İfa Borcun konusu cins ve miktar olarak belirlenmiş bir edim ise cins-nev’i borcu söz konusudur. Cins borçlarında, işin niteliğinden veya sözleşmeden aksi anlaşılmadıkça verilecek şeyin seçimi borçluya aittir. Seçimlik Borçlarda İfa Borç birden çok edimi kapsıyorsa fakat bu edimlerden sadece seçilecek biri ifa edilecekse seçimlik borç söz konusudur. İşin niteliğinden veya sözleşmeden aksi anlaşılmadıkça seçimlik borçlarda seçim hakkı borçluya aittir. Para Borçlarında İfa Konusu para olan borç memleket parasıyla ödenir. Para borcu sözleşmede bir döviz ile belirlenmişse ve aynen ödeme şartı getirilmemişse borçlu borcunu isterse yabancı parayla, isterse Türk parasıyla ödenir. Burada borçlunun seçimlik bir yetkisi söz konusudur. Aynen ödeme şartı getirilmişse borcun sözleşmede öngörülen dövizle ödenmesi gerekir. İFA YERİ İfa yeri, borcun ifa edilmesi gereken yerdir. Borçlunun ya da alacaklının temerrüdü, yetkili mahkeme vb. ifa yerine göre belli olur. İfa yeri açık (sarih) veya örtülü (zımni) olarak taraflarca tespit edilir. Taraflar aksini kararlaştırmamışsa; Para Borçlarında Ödeme zamanında alacaklının yerleşim yerinde ifa olunur. Borçlu, alacaklının yerleşim yerine götürerek veya göndererek borcunu ifa eder. Para posta yoluyla ödenecekse ikametgahta ödemeli olarak gönderilmelidir. Bundan dolayı bu tür borca götürülecek borç denir. (Kıymetli evraklarda Borçlunun İkametgahı) Parça Borçlarında Borcun konusu ayırıcı nitelikleriyle belirlenmiş bir şey ise ifa yeri, sözleşme yapıldığı zaman o şeyin bulunduğu yerdir. Bu hükmün uygulanabilmesi için, sözleşmenin yapıldığı sırada tarafların borcun konusu olan şeyin borçlunun yerleşim yerinden başka bir yerde olduğunu bilmeleri gerekir. Aksi takdirde borcun ifa yeri borçlunun yerleşim yeridir. Diğer tüm borçlarda Doğdukları anda borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir. (Aranacak borç)
BORÇLAR HUKUKU Borcun İfası – İfa Edilmemesi
20
İFA ZAMANI İfa zamanı, borçlunun edimi ifa etmekle yükümlü olduğu, alacaklının ise ifayı istemeye haklı olduğu zamandır. Taraflar kural olarak ifa zamanını sözleşme ile tayin edebilirler. Sözleşmede ifa zamanı belli edilmemiş, veya tam anlaşılmıyorsa kanun hükümleri uygulanır. Kural olarak borç doğduğu anda muaccel olur. Ancak taraflar ifayı belli bir süreye bağlayabilirler. Bu sürenin sonundaki ana vade denir. Vade gelince müeccel borç muaccel borç haline gelir. Bir borcun veya taraflardan birine düşen herhangi bir yükümlülüğün sözleşmenin kurulmasından başlayarak belli bir sürenin sonunda ifası gerekiyorsa, ifa zamanı aşağıdaki biçimde belirlenir: Vade olarak ayın başı ve sonu verildi ise, ayın birinci ve sonuncu günü, ortası denildi ise ayın 15’i anlaşılır. Gün olarak belirlenmiş süre, sözleşmenin kurulduğu gün sayılmaksızın, bu sürenin son günü dolmuş olur. Sekiz veya onbeş gün olarak belirlenmiş süre ise, bir veya iki haftayı değil, tam sekiz veya onbeş günü ifade eder. Hafta olarak belirlenmiş süre, son haftanın sözleşmenin kurulduğu güne ismen uyan gününde dolmuş olur. Ay olarak veya yıl, yarıyıl ve yılın dörtte biri gibi birden çok ayı içeren bir zaman olarak belirlenmiş süre, sözleşmenin kurulduğu gün ayın kaçıncı günü ise, son ayın bunu karşılayan gününde dolmuş olur. Son ayda bunu karşılayan gün yoksa süre, bu ayın son günü dolmuş sayılır. Yarım aydan onbeş günlük süre anlaşılır. Bir veya birden çok ay ve yarım ay olarak belirlenmiş sürenin dolduğu gün, son aya onbeş gün eklenerek belirlenir. Vade bir tatil gününe rastlarsa, kendiliğinden ertesi işgününe kayar. Borçlu, belirli bir süre içinde yerine getirilmesi gereken bir borcu, bu sürenin dolmasından önce ifa etmekle yükümlüdür. Borç vade gününde iş saatleri içinde ifa edilmelidir. Borç vaktinden öncede ifa edilebilir ama bundan dolayı indirim istenemez. İFA SIRASI (Karşılıklı Borç Yüklü Sözleşmelerde İfa) Karşılıklı borçları içeren bir sözleşmede -taraflardan biri sözleşme veya yasa uyarınca borcunu daha önce ifa etmek zorunda değilse – taraflar borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdür. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, kendi borcunu ifa etmemiş olduğu halde, borcun ifasını isteyen kimseye karşı, diğer taraf ödemezlik def’inde bulunarak ifadan kaçınabilir. (Ödemezlik defi)
Karşılıklı borçları içeren bir sözleşmede, taraflardan birinin ödeme güçsüzlüğü nedeniyle diğer tarafın hakkı tehlikeye düşerse, bu taraf yararına olan borcun ifası garanti edilinceye kadar kendi borcunun ifasından kaçınabilir ve isteği üzerine uygun bir süre içinde teminat verilmediği takdirde sözleşmeyi feshedebilir. ALACAKLININ TEMERRÜDÜ Alacaklının kendisine konu yer ve zaman olarak uygun şekilde sunulan edimi, haklı bir sebep olmaksızın reddetmesine denir. İfa usulü dairesinde önerilmiş olmalıdır. İfa önerisinin zaman yönünden borca uygun sayılabilmesi için alacağın muaccel olması gerekmez. Borcun vadesinden önce ifa edilebilir nitelikte olması yeterlidir. Borçlunun ifayı sözle önermesi yeterli değildir. Kural olarak ifa, fiilen ve gerçekten önerilmelidir. Ancak alacaklının daha önce yapması gereken işlemlerin bulunması ve alacaklının ifayı kabul etmeyeceğini bildirmiş olması hallerinde borçlunun ifayı sadece sözle önermesi yeterlidir. Alacaklı ifa önerisini haklı bir sebep olmaksızın reddetmiş olmalıdır. Alacaklının ifa önerisini reddetmede kusurlu olması gerekmez. Alacaklının temerrüdü kural olarak borcu sona erdirmez. Tevdi veya sözleşmenin feshi yoluyla borçluya borcundan kurtulma olanağı verir. Tevdi borcun konusu olan şeyin alacaklıdan başkasına teslim edilmesidir. Şeyin nereye tevdi edileceğini ifa yeri mahkemesi belirler, borçlu belirleyemez. Borçlu dürüstlük kuralları gereğince malı tevdi ettiğini alacaklıya bildirilmelidir. Tevdi ile borçlu borcundan ve ona bağlı yan haklardan kurtulur. Alacaklı tevdi edilen şeyi kabul ettiğini beyan etmiş veya tevdi bir rehinin sona ermesi sonucunu doğurmuş bulunmadıkça, borçlu tevdi edilen şeyi geri alabilir. Geri alma ile birlikte alacak bütün yan haklarıyla yeniden doğar. Borcun konusu olan şeyin niteliği tevdiye olanak vermiyorsa borçlu alacaklıya ihtarda bulunduktan sonra, hâkimin izniyle, malı açık arttırma ile sattırarak bedelini tevdi edebilir. Borcun konusu bir şeyin teslimi değilse, bir yapma borcu söz konusu ise borçlu sözleşmeyi feshedebilir. Borcun konusu olan şeyi özenle saklama durumunda olan borçlunun sorumluluğu daha az şiddetle takdir olunur. Borçlu mütemerrit durumdan kurtulur. Geçmiş günler faizi işlemeye devam etmez. Alacaklı ifa isteğinde bulunan borçluya karşı ödemezlik def’inden yararlanamaz. Temerrüde düştükten sonra ifa isteğinde bulunan alacaklı borçluya borcun konusu olan şeyi muhafaza için yaptığı giderleri ödemekle yükümlüdür.
BORÇLAR HUKUKU Borcun İfası – İfa Edilmemesi
21
BORCUN İFA EDİLMEMESİ GİDERİM (TAZMİNAT) BORCU Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Giderim (tazminat) Koşulları 1. Borcun Hiç Ya Da Gereği Gibi İfa Edilmemiş Olması 2. Alacaklının Zarara Uğramış Olması İfanın borçlunun kusuruyla imkânsızlaşması halinde borç ve borç ilişkisi sona ermez. Alacaklının sözleşmeden doğan ve aynen ifası mümkün olmayan alacak hakkı nitelik değiştirir bir tazminat alacağına dönüşür. Bu nedenle asıl alacağı garanti eden rehin, kefalet gibi güvenceler tazminat alacağını garanti etmeye devam eder. Asıl alacağa karşı ileri sürülebilecek def’i ve itirazlar tazminat alacağı için de geçerlidir. Zararı ispat yükü alacaklıdadır. Müsbet zarar borç ifa edilmiş olsaydı alacaklının elde etmiş olacağı menfaatin (maddi yararın) sağlanmamış olmasından doğan zarardır. Alacaklının malvarlığının mevcut durumuyla, borç ifa edilseydi alacağı durum arasındaki farkı ifade eder. İfa imkânsızlığı nedeniyle alacaklının uğrayacağı zarar malvarlığının azalması veya kardan yoksun kalma şeklinde olabilir. Menfi zarar, geçerliliğine veya yapılacağına inanılan bir sözleşmenin geçersizliğinden veya yapılmamasından doğan zarardır. Menfi zararın kapsamına sözleşme nedeniyle yapılan giderler ve sözleşmenin geçerli olduğu inancıyla kaçırılan kazanç olanakları girer. 3. Kusur Borca aykırı davranış halinde borçlunun kusurlu olduğu karinesinden hareket edilir. Borçlu alacaklının hakkını elde edememesinde bir kusuru bulunmadığı iddiasındaysa, bu iddiasını ispat ile yükümlüdür. Borçlu olağanüstü hal ve mücbir sebep nedeniyle borcu ifa edemediğini kanıtlarsa kusursuz olduğunu kanıtlamış olur. Ancak borçlunun mütemerrit (direngen) duruma düşmesinden sonra meydana gelen olağan üstü hal ve mücbir sebep nedeniyle borcun ifası imkânsızlaşmışsa borçlu kural olarak zarardan sorumludur. (Mücbir sebep, borçla, işletme ve faaliyetle ilgili olmayan dış kuvvetin etkisiyle meydana gelir) 4. Neden- Sonuç İlişkisi (İlliyet bağı) Borca aykırı davranışla meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağı olması gerekir. Giderim Kapsamı Sözleşmeye aykırı davranışta ödenecek tazminatın üst sınırı uğranılan zarar miktarıdır. Ancak hâkim kusurun ağırlık derecesini, zarara uğrayanın birlikte kusurunu, borçlunun ekonomik durumunu, zararı etkileyen
şartların özelliğini dikkate alarak ödenecek tazminat miktarını azaltabilir. Sorumsuzluk anlaşması Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin Borçlunun alacaklı ile hizmet sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir borç sebebiyle sorumlu olmayacağına ilişkin Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Borçlunun hafif kusurundan doğan sorumluluğunu kaldıran anlaşmalar geçerlidir. BORÇLUNUN TEMERRÜDÜ Edimin ifası mümkün olmasına rağmen, borçlu borcunu zamanında ifa etmemiş olmasına borçlunun temerrüdü denir. Temerrüdün Şartları 1. Borcun muaccel olması 2. İfanın mümkün olması 2. Kusur şartının aranmaması 4. İhtar yapılması Borçlunun temerrüdü için ayrıca alacaklının borçluya ihtar da çekmiş olması gerekir. İhtarın geçerliliği şekle tabi değildir. Ancak tacirler arasındaki ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla veya telgrafla yapılması gerekir. Aşağıdaki hallerde ihtara gerek yoktur: Vadenin taraflarca birlikte belirlenmiş olması İfa gününü bir ihbarla belirleme hakkının taraflardan birine bırakılmış olması Sözleşmede ihtar koşulundan vazgeçilmiş olması İhtarın gereksiz veya yararsız olduğunun açıkça görülmesi Haksız fiillerden doğan bir borcun bulunması TEMERRÜDÜN GENEL SONUÇLARI Aynen İfa + Gecikme Tazminatı Hasarın Borçluya Geçmesi Gecikme Tazminatı Borçlu mütemerrit ise alacaklı, borcun aynen ifasıyla birlikte, gecikmeden doğan zararın ödenmesini de isteyebilir.
BORÇLAR HUKUKU Borcun İfası – İfa Edilmemesi
22
Gecikme tazminatı, borcun ifasında gecikmeden doğan fiili zararla, gecikme nedeniyle yoksun kalınan karı kapsar. Borçlu temerrüde düşmede kusurlu olmadığını ispatlamadıkça alacaklının gecikme yüzünden uğradığı zararı tazmin edecektir. Ödenecek gecikme tazminatında dikkate alınacak tarih, alacağın muaccel olduğu değil, borçlunun mütemerrit sayıldığı andır. Beklenmedik Hal Sorumluluğu (Kaza Halinde Sorumluluk) Temerrüde düşmüş olan borçlu, temerrüdün devamı sırasında edimde umulmayan hal, mücbir sebep dolayısıyla meydana gelen zararlardan kusurlu olmasa dahi sorumludur. Yani, temerrütten itibaren hasar borçluya aittir. PARA BORÇLARINDA TEMERRÜDÜN SONUÇLARI Gecikme (Temerrüt) Faizi Munzam Zarar Gecikme Faizi (Temerrüt/ geçmiş günler faizi) Faiz kural olarak borçlunun mütemerrit olduğu tarihi izleyen günden itibaren kendiliğinden işlemeye başlar ve borcun ifa edildiği güne kadar devam eder. Talebe bağlıdır. Alacaklının bu faizi alabilmesi için zararını ispat etmesine gerek yoktur. Ayrıca borçlu temerrüde düşmede kusuru bulunmasa bile temerrüt faizi ödemek zorundadır. Gecikme (Temerrüt) Faizini Aşan Zararın Tazmini Alacaklı temerrüt yüzünden uğramış olduğu zararın temerrüt faizinden fazla olduğunu ispat ederse, bu zararı da borçluya yükleyebilir. Bu zarara ek zarar (munzam zarar) denir. Borçlu kusuru olmadığını ispat ederek kurtulabilir. KARŞILIKLI BORÇ YÜKLEYEN SÖZLEŞMELERDE TEMERRÜDÜN SONUÇLARI Aynen İfa + Gecikme Tazminatı Aynen İfayı Ret + Müspet Zarar Sözleşmeden Dönme + Menfi Zarar Alacaklı mütemerrit borçludan borcun aynen ifasını ve ayrıca gecikme tazminatı ödenmesini isteyebilir. Aynen İfadan Vazgeçerek Müspet Zararın Ödenmesinin İstenmesi Sözleşme ayakta tutulup, aynen ifa istenmemekte ve gecikme tazminatından vazgeçilmektedir. Sözleşme ayakta tutulduğu için taraflar hala edimlerini yerine getirmek zorundadır. Alacaklı, kendi edimini ifa edecektir. Borçlunun edimi, yerini müspet zarara bırakmıştır. Müspet zarar borcun ifa edilmemesinden doğan zarardır.
Alacaklının ifadan vazgeçerek müspet zararın ödenmesini isteyebilmesi için borçlunun mütemerrit duruma düşmede kusurlu olması gerekir. Borçlu kusurlu varsayılır. Kusursuz olduğunu iddia eden borçlunun bunu ispatlaması gerekir. Sözleşmeden Dönme ve Menfi Zararın Tazmini Alacaklının menfaatleri gerektirmiyorsa sözleşmeyi ayakta tutmayıp, sözleşmeden dönebilir. Bu durumda alacaklı borçlunun temerrüdü nedeniyle sözleşme ilişkisine geçmişe etkili olarak son vermiş sayılacaktır. Alacaklı ifadan vazgeçip sözleşmeyi feshettiğini en geç sürenin sonunda, derhal borçluya bildirmelidir. Alacaklının aynen ifadan vazgeçerek sözleşmeyi feshedebilmesi için borçlunun kusurlu olması gerekmez. Sözleşmeyi fesheden alacaklı borcunu ifa yükümlülüğünden kurtulur. Menfi zararın kapsamına alacaklının feshedilen sözleşmeye güvendiği için yaptığı giderler, aynı güven nedeniyle yapma olanağını kaçırdığı başka sözleşmeler dolayısıyla uğradığı zarar girer. Menfi zararın ödenmesinin istenmesi borçlunun kusurlu olmasına bağlıdır. Borçlu kusurlu varsayılır. Kusursuz olduğunu iddia eden borçlunun bunu ispatlaması gerekir. BORÇ İLİŞKİLERİNİN ÜÇÜNCÜ KİŞİLERE ETKİSİ Başkasının Edimini Borçlanma Bir üçüncü şahsın edimini borçlanan kimse, üçüncü şahsın edimini yerine getirmemesinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Başkasının edimini borçlanma bir tür güvence sözleşmesidir. Kefalet sözleşmesinden farklı olarak, başkasının edimini taahhüt eden kimsenin borcu bağımsız bir borçtur. Bu nedenle başkasının edimini borçlanmadan söz edebilmek için, edimi taahhüt edilen üçüncü şahsın, edimi ifa borcu altında bulunması gerekmez. Başkasının edimini borçlanma sözleşmesinin geçerliliği herhangi bir şekle bağlı değildir. Başkasının edimini borçlanmada, üçüncü şahsın edimi kararlaştırılan zamanda yerine getirmemesi halinde, borçlu diğer tarafın müspet zararını ödemekle yükümlüdür. Başkası Yararına Sözleşme Sözleşmenin tarafları kendi adlarına hareket ettikleri, bir temsil ilişkisi söz konusu olmadığı halde, borçlu edimini üçüncü bir şahsa ifa etmekle yükümlüyse başkası yararına sözleşme söz konusu olur. Başkası yararına yapılan sözleşmeler, üçüncü şahsın edimin ifasını isteyip isteyememesine göre eksik veya tam sözleşmeler olmak üzere ikiye ayrılır. Yararına sözleşme yapılan üçüncü şahıs, borçludan ifasını isteme yetkisine sahip değilse eksik sözleşme
BORÇLAR HUKUKU Borcun İfası – İfa Edilmemesi
23
söz konusudur. Bu tip sözleşmelerde üçüncü şahıs bir alacak hakkı kazanmaz, sadece kendisine yapılacak ifayı kabule yetkilidir. Bu sözleşmelerde sözleşmeye taraf olana alacaklı, alacak üzerinde her zaman tasarruf edebilir, borçluyu borcundan kurtarabilir. Yararına sözleşme yapılan üçüncü şahıs alacaklının bu işlemine itiraz edemez. (Örnek üçüncü kişinin oturacağı dairenin kiralanması) Yararına sözleşme yapılan üçüncü şahsın da şahsen borcun ifasını isteyebilmesi, tarafların iradelerine, sözleşmenin anlam ve niteliğine göre edimin ifasını talep etmeye yetkili kılınmış bulunmalarına bağlıdır. Bu durumda başkası yararına tam sözleşmeden söz edilir. Bu sözleşmede üçüncü şahıs borcun ifasını talep hakkını kullanmak istediklerini borçluya bildirmişlerse (BORÇLUYA BİLDİRİMLE HUKUKSAL İŞLEM BENZERİ FİİL gerçekleşmiş olur), alacaklı artık alacak üzerinde tasarruf edemez, borçluyu ibra edemez. Bu sözleşmede alacaklı da üçüncü şahıs da borcun ifasını isteyebilir. Ancak alacaklı borcun kendisine değil, üçüncü şahsa ifasını talep ve dava edebilir. (Örnek zorunlu sigortada zarar gören yararına sözleşme) Başkası yararına sözleşmelerde üçüncü şahsın fiil ehliyetine sahip olması gerekmez. Bu sözleşmelerde borçlu alacaklıya karşı ileri sürebileceği bütün def’i ve itirazları üçüncü şahsa karşı da ileri sürebilir. Ancak borçlu üçüncü şahsa karşı olan borcunu diğer tarafın (alacaklının) kendisine olan borcu ile takas edemez.
BORÇLAR HUKUKU Borçların Sona Ermesi ve Zamanaşımı
24
BORCU SONA ERDİREN SEBEPLER İBRA Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir. Borçlar Kanununda düzenlenmemiştir. Alacaklının borçluyla yaptığı bir sözleşmeyle alacağından vazgeçerek, borçluyu borcundan kurtarmasıdır. Alacaklının tek taraflı bir vazgeçme beyanı ile değil, tarafların yapacakları bir ibra sözleşmesi ile borç sona ermektedir. İbra sözleşmesi herhangi bir şekle bağlı değildir. Feri bir borcun ibra edilmiş olmasıyla, onun bağlı olduğu asıl borç sona ermez. İstisnalar dışında asıl borç ibra edildiğinde ona bağlı feri borçlar da sona erer. YENİLEME (Tecdit) Mevcut bir borcun yeni bir borç meydana getirerek sona erdirilmesidir. Geçerli bir borç mevcut olmalıdır. Eski borç geçerli değilse yeni borç da doğmaz. Yeni, geçerli bir borç meydana gelmelidir. Yeni doğmuş borcun eski borçtan farklı olması gerekir. Bu farklılık, taraflar aynı kaldığı halde borcun konusu olan edimde olabilir ki; buna objektif yenileme denir. Farklılık tarafların değişmesi şeklinde olabilir ki; buna da sübjektif yenileme denir. Tarafların yenileme için açıkça anlaşmış olmaları gerekir. Tarafların yenileme niyeti olmalıdır. Mevcut bir borç için kambiyo taahhüdünde bulunmak veya yeni alacak senedi veya yeni kefaletname düzenlemek yenileme niteliğinde değildir. (para borcunda kambiyo senedi verilirse “ifa yerine edim” olur) Yeni doğan borç eski borçtan bağımsızdır. Eski borcu sakatlayan sebepler ile eski borçla ilgili itiraz ve def’iler yeni borçta ileri sürülemezler. Eski borca ilişkin kefalet, rehin gibi yan haklar da sona ermiştir. Zamanaşımı da yeniden işlemeye başlar. BİRLEŞME Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borç sona erer. Ancak, üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut olan hakları birleşmeden etkilenmez. İFA İMKÂNSIZLIĞI Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarın
ca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır. Borçlu ifanın imkânsızlığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür. Kusursuz imkânsızlık sözleşmenin kurulmasından sonra gerçekleşmelidir. Sözleşme kurulmadan ortaya çıkan imkânsızlık kesin hükümsüzlük sebebiyle geçersizdir. TAKAS İki kişi arasındaki aynı cinsten karşılıklı borçların, bunlardan birinin tek taraflı beyanıyla sona erdirilmesidir. Takas ulaşması gerekli tek taraflı bir hukuki işlem, yenilik doğuran bir haktır. Takas bildiriminin geçerliliği bir şekle bağlı değildir. Borçlu önceden takastan feragat edebilir. Mahsupla takas aynı şey değildir. Mahsupta bir alacak miktarından belli olgular dolayısıyla indirme yapılmaktadır. Alacaktan indirilecek olan miktar bir karşı alacak değildir. Oysa takasta karşılıklı iki alacak vardır. 1. Borçların Karşılıklı Olması Takasta bulunacak iki kişinin karşılıklı alacaklı ve borçlu olması gerekir. 2. Borçların Özdeş Olması Örneğin her ikisi de para olmalı ya da aynı neviden eşya olmalıdır. Borçların baştan itibaren özdeş olması gerekmez. Takasın yapıldığı sırada özdeş olması yeterlidir. 3. Borçların Muaccel Olması Eğer alacaklardan biri müeccel ise bu durumda takas olmaz. Ancak taraflardan biri iflas ederse, diğeri takasa girmek isteyebilir. Borçlunun borcunu diğer taraftan olan alacağı ile takas edebilmesi için, alacağın dava yoluyla elde edilebilir (ifası istenebilir) olması gerekir. Eksik borçlarda taraflardan biri borcunu eksik borçtan doğan alacağı ile takas edemez. 4. Takas Beyanında Bulunulmuş Olması Varması gerekli tek taraflı bir irade beyanı ile takas iradesi açıklanır. Ancak bazı alacakların takasında istisnai olarak karşı tarafın rızası da aranmıştır. Hükümleri Takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Bu durumda her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer. Borçlu, takas hakkından önceden de feragat edebilir.
BORÇLAR HUKUKU Borçların Sona Ermesi ve Zamanaşımı
25
ZAMANAŞIMI Belli süre içinde hakkını talep etmemiş olan alacaklının, alacağını dava yoluyla elde etme olanağını kaybetmesidir. Şartları; Borcun muaccel olması Kanunun belirlediği sürenin geçmiş olması Zamanaşımının kesilmemiş olması Zamanaşımının durmamış olması A. Süreler On yıllık zamanaşımı Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Beş yıllık zamanaşımı Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır: 1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler. 2. Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri. 3. Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar. 4. Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar. 5. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar. 6. Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar. Sürelerin kesinliği Bu ayırımda belirlenen zamanaşımı süreleri, sözleşmeyle değiştirilemez. Zamanaşımının başlangıcı Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar. Ömür boyunca gelir ve benzeri dönemsel edimlerde, alacağın tamamı için zamanaşımı, ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu günde işlemeye başlar. Alacağın tamamı zamanaşımına uğramışsa, ifa edilmemiş dönemsel edimler de zamanaşımına uğramış olur.
Bağlı alacaklarda zamanaşımı Asıl alacak zamanaşımına uğrayınca, ona bağlı faiz ve diğer alacaklar da zamanaşımına uğramış olur. Zamanaşımının durması Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur: 1. Çocukların ana ve babalarından olan alacakları için velayet süresince, 2. Vesayet altında bulunanların vasiden veya vesayet işlemleri sebebiyle Devletten olan alacakları için vesayet süresince, 3. Eşlerin diğerinden olan alacakları için evlilik devam ettiği sürece, 4. Ev hizmetlilerinin onları çalıştıranlardan olan alacakları için hizmet ilişkisi süresince, 5. Borçlu, alacak üzerinde intifa hakkına sahip olduğu sürece. 6. Alacağı, Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı sürece. 7. Alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesinde, birleşmenin ileride geçmişe etkili olarak ortadan kalkması durumunda, bu durumun ortaya çıkmasına kadar geçecek sürece. Zamanaşımını durduran sebeplerin ortadan kalktığı günün bitiminde zamanaşımı işlemeye başlar veya durmadan önce başlamış olan işlemesini sürdürür. Zamanaşımının kesilmesi Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir 1. Borçlu borcu ikrar etmesi 2. Borca ilişkin faiz ödemesi 3. Kısmen ifada bulunması 4. Borca karşılık rehin vermesi 5. Kefil göstermesi. 6. Alacaklının dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurması 7. Alacaklının icra takibinde bulunması 8.Alacaklının iflas masasına başvurması. Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur. Zamanaşımı asıl borçluya karşı kesilince, kefile karşı da kesilmiş olur. Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır. Zamanaşımından feragat Zamanaşımından önceden feragat edilemez.
BORÇLAR HUKUKU Borçların Sona Ermesi ve Zamanaşımı
26
Müteselsil borçlulardan birinin feragat etmiş olması, diğerlerine karşı ileri sürülemez. İleri sürülmesi Zamanaşımı ileri sürülmedikçe, hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz. Zamanaşımı Sonuçları Alacaklı yönünden zamanaşımına uğraması demek, alacaklının alacağını borçludan talep ve dava hakkını kaybetmesi demektir. Alacak sona ermez, sadece talep ve dava hakkı sona erer. Bu nedenle zamanaşımına uğramış borç eksik borçtur. Borçlu ödemede bulunmuşsa iadesini isteyemez. Bir bağışlama veya alacaklı yönünden bir sebepsiz zenginleşme söz konusu değildir. Sadece talep ve dava haklarını ortadan kaldırdığından, zamanaşımı, borçluya ifadan kaçınma olanağı verir. Bu kaçınma zamanaşımı def’i yoluyla olur. Hâkim kendiliğinden zamanaşımını dikkate almaz. Asıl alacağın zamanaşımına uğraması halinde, ona bağlı olan feri haklar, Ör. Faiz ve cezai şart gibi yan alacaklar da zamanaşımına uğramış sayılır.
BORÇLAR HUKUKU Borç İlişkisinde Özel Durumlar
27
TESELSÜL Müteselsil Borçluluk Borçlulardan her birinin sözleşme veya yasa uyarınca alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olduğu, fakat borçlulardan birinin borcun ifası ile diğerinin de borçtan kurtulduğu bir birlikte borçluluk durumudur. Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar. Böyle bir bildirim yoksa müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar. Alacaklı borçlulardan her birine karşı birbirinden bağımsız alacak hakkına sahiptir. Yasadan doğan müteselsil borçluluk halleri; Aile malları ortaklığındaki ortaklık borçları, Miras bırakanın borçlarından sorumluluk, TTK’deki ticari borçlardaki sorumluluk karinesi, Haksız fiillerdeki faillerin sorumluluğu, Malvarlığı – işletme devrindeki süreli sorumluluk, Birlikte ödünç alanların ödünç alana karşı sorumluluğu TKHK gereği ithal veya imalden perakendeciye kadar olan aşamadakilerin bozuk maldan sorumluluğu. Dış İlişki (Alacaklı ile Borçlular arasında) Alacaklı borcun tümünün veya bir bölümünün ödenmesini, dilerse müteselsil borçlulardan hepsinden birden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borcun tümü ödeninceye kadar bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Müteselsil borçlulardan biri, ödeme veya takas ile borcun tümünü veya bir bölümünü sona erdirmişse, sona eren borç oranında öteki müteselsil borçlular da kendiliğinden borçtan kurtulur. Ancak alacaklı borçlulardan birini ibra etmişse durumun özelliğinden diğerlerini de ibra etmek istediği sonucuna varılamıyorsa diğer borçluların sorumluluğu devam eder. Müteselsil borçlulardan birinin zamanaşımını kesmesi halinde diğer müteselsil borçlular için de zamanaşımı kesilmiş olur. İç İlişki (Müteselsil Borçlular Arasında) Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Müteselsil Alacaklılık Müteselsil alacaklılık, borçlunun, alacaklılardan her birine borcun tamamını isteme hakkını tanıdığı veya kanunun belirlediği durumlarda doğar.
Borçlu, alacaklılardan birine yaptığı ifayla, bütün alacaklılara karşı borcundan kurtulmuş olur. Alacaklılardan birinin icraya veya mahkemeye başvurmuş olduğu kendisine bildirilmedikçe, borçlu onlardan dilediği birine ifada bulunabilir. Müteselsil alacaklılardan her biri, diğerinin iznini almaksızın, borçludan alacağının tümünü isteyebilir. Müteselsil alacaklılardan birine ödemede bulunan borçlu bütün alacaklılara karşı borcundan kurtulur. KOŞULLAR Geciktirici Koşul Bir sözleşmenin hüküm ifade etmesi, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılmışsa, sözleşme geciktirici koşula bağlanmış olur. Şartın imkânsız, hukuka ve ahlaka aykırı olmaması gerekir. Aksi halde bu koşula bağlı borç hükümsüz olur. Geciktirici koşula bağlı alacağın kefaletle veya rehinle garanti edilmesi mümkündür. Alacağın devri, haciz ve iflas yoluyla takibi mümkündür. Bozucu Koşul Sona ermesi önceden gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılan sözleşme, bozucu koşula bağlanmış olur. Bozucu koşula bağlanmış sözleşmenin hükümleri, koşulun gerçekleştiği anda ortadan kalkar. Aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça sona erme, geçmişe etkili olmaz. Şüpheli bir olayın gerçekleşmesi şeklinde kararlaştırılan koşula olumlu koşul denir. Ör. sigarayı bırakırsan arabam senin olacak (müspet şart) Şüpheli bir olayın gerçekleşmemesi şeklinde konulan şarta olumsuz koşul denir. Ör. Oğlum yurtdışından dönmezse, kirayı yenileriz (menfi şart) Gerçekleşmesi tesadüfe veya 3. Kişinin iradesine bağlı koşula tesadüfî koşul denir. Ör. Aldığım piyango biletine büyük ikramiye çıkarsa arabam senin olacak. Koşulun gerçekleşmesi taraflardan birinin iradesine bağlı olan koşula iradi koşul denir. Ör. Bu işi bir haftada benim istediğim gibi yapabilirsen, arabam senin olacak Koşulun gerçekleşmesi taraflardan biriyle birlikte belli bir 3. Kişinin iradesine bağlanan koşula karmaşık koşul denir. Ör. Eşimi yeni bir araba almaya ikna edersen, arabam senin olacak. Ortak Hükümler Koşul, taraflardan birinin bizzat yerine getirmesi gerekli bir davranış değilse, o tarafın ölümü hâlinde mirasçısı onun yerine geçebilir.
BORÇLAR HUKUKU Borç İlişkisinde Özel Durumlar
28
Bir koşul, hukuka veya ahlaka aykırı bir yapma veya yapmama fiilini sağlamak amacıyla konulmuşsa, bu koşula bağlı hukuki işlem kesin olarak hükümsüzdür. BAĞLANMA PARASI Sözleşme kurulurken borçlunun alacaklıya sözleşmenin kurulduğuna kanıt olmak ve aynı zamanda ispat kolaylığı sağlamak amacıyla verdiği bir miktar para veya taşınır bir maldır. Sözleşme herhangi bir nedenle geçerli olmazsa, alınan pey akçesinin sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri verilmesi gerekir. Depozito ise tamamen farklıdır. Doğabilecek zarara mahsuben alıkonacak güvence parasıdır. CAYMA PARASI Sözleşmenin yapıldığı sırada verilen, sözleşmeden cayabilmek için kararlaştırılmış bir tazminattır. Cayma akçesi kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır. Akçeyi vermiş olan taraf cayarsa verdiğini bırakır, almış olan cayarsa aldığının iki katını öder. Cayma akçesi kararlaştırılan hallerde, sözleşmede aksi belirtilmedikçe sözleşmeden cayan taraftan cayma akçesinden başka bir tazminat istenemez. Sözleşme ifa edilirse cayma akçesi geri verilir. CEZA KOŞULU Borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi yerine getirmemesi halinde ödemeyi vaat ettiği edime denir. Asıl alacağı kuvvetlendirme amacı taşır. Asıl borcu doğuran sözleşme ile birlikte veya sonradan kararlaştırılabilir. Sonradan kararlaştırıldığı takdirde, asıl borca ilişkin şekle uyulmalıdır. Ceza koşulu kusur şartını gerektirir. Ancak zarar şartı yoktur. Asıl borcun yanında fer’i borç niteliğindedir Bu nedenle asıl borç geçersizse ceza koşulu da geçersizdir. Türleri 1. Seçimlik Ceza Koşulu Cezai şart borcun hiç ifa edilmemesi veya eksik ifa edilmesi halinde ödenmek üzere konulmuş ise aksi kararlaştırılmadıkça alacaklı ya borcun ifasını veya ceza koşulunun ifasını isteyebilir. Cezanın ifasının istenebilmesi, asıl borcun istenebilir olmasına ve hiç ifa edilmemiş veya eksik ifa edilmiş bulunmasına bağlıdır. 2. İfaya Ekli Ceza Koşulu Cezai şart borcun zamanında ve belirlenen yerde ifa edilmemesi halinde ödenmek üzere konulmuş ise, aksi kararlaştırılmamışsa alacaklı, hem borcun ifasını
hem de cezai şartın ödenmesini birlikte istemek hakkına sahiptir. 3. İfa Yerine Ceza Koşulu (Dönme/ Cayma- Fesih Cezai Şartı) Borçlu kararlaştırılan cezayı vererek sözleşmeden cayma yetkisine sahipse cezayı ödeyerek borcundan kurtulabilir. Alacaklı sadece ceza koşulunu isteme yetkisine sahiptir. ALACAĞIN DEVRİ (TEMLİKİ) İradi devir Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Yeteri ölçüde belirlenmiş veya belirlenebilir olmak şartıyla daha sonra meydana gelecek alacaklar ve şarta bağlı alacaklar da devredilebilir. Borçlu bu sözleşmenin dışındadır, onayı gerekmez. Temlik edenin tasarruf yetkisi olmalıdır. Temlik bildirilmemişse temlik edene yapılan ifa borcu sona erdirir. Eğer bildirilmişse, temlik edene ödeme yapılamaz (yapılmışsa, borçlu, temlik edenden, sebepsiz zenginleşme davasıyla ister). Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Alacağın devri sözü verme, şekle bağlı değildir. Yasal veya yargısal devir ve etkisi Alacağın devri kanun veya mahkeme kararı gereğince gerçekleşmişse, bu devir özel bir şekle ve önceki alacaklının rızasını açıklamasına gerek olmaksızın, üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir. Alacağın Devri hükümleri I. Borçlunun durumu Borçlu, alacağın devredildiği, devreden veya devralan tarafından kendisine bildirilmemişse, önceki alacaklıya; alacak birkaç kez devredilmişse, son devralan yerine önceki devralanlardan birine iyiniyetle ifada bulunarak borcundan kurtulur. Kime ait olduğu çekişmeli bulunan bir alacağın borçlusu, ifadan kaçınabilir ve alacağın konusunu hâkim tarafından belirlenen yere tevdi etmekle borçtan kurtulur. Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir. II. Öncelik hakları ve bağlı hakların geçişi Alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer. Asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır.
BORÇLAR HUKUKU Borç İlişkisinde Özel Durumlar
29
III. Senet ve belgelerin teslimi ve bilgi verilmesi Devreden, devralana alacak senedi ile elinde bulunan ispatla ilgili diğer belgeleri teslim etmek ve alacağını ileri sürebilmesi için gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür. IV. Garanti Alacak, bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur. Alacak bir edim karşılığı olmaksızın devredilmiş ya da kanun gereğince başkasına geçmişse, devreden veya önceki alacaklı, alacağın varlığından ve borçlunun ödeme gücünden sorumlu değildir. Alacaklı, alacağını borcu ifaya yönelik olarak devretmekle birlikte borca mahsup edilecek miktarı belirlememişse devralan, ancak borçludan aldığı veya gereken özeni gösterseydi alabilecek olduğu miktarı, kendi alacağına mahsup etmek zorundadır. 3. Sorumluluğun kapsamı Devralan garanti ile yükümlü olan devredenden aşağıdaki istemlerde bulunabilir: 1. İfa ettiği karşı edimin faizi ile birlikte geri verilmesini. 2. Devrin sebep olduğu giderleri. 3. Borçluya karşı devraldığı alacağı elde etmek için yaptığı ve sonuçsuz girişimlerin yol açtığı giderleri. 4. Devreden kusursuzluğunu ispat etmedikçe uğradığı diğer zararlarını. BORCUN ÜSTLENİLMESİ (BORCUN NAKLİ) Borcun bir üçüncü kişiye geçirilmesine ve böylece borçlunun değişmesine denir. Dış üstlenme sözleşmesinde alacaklının rızası gerekir. Borcun nakli iki aşamada gerçekleşir. İlkinde, borçlu ile borcu yüklenecek kişi arasında anlaşma yapılır (Borcun iç üstlenilmesi- borcundan kurtarma taahhüdü). İkincisinde, alacaklı ile borcu yüklenecek üçüncü şahıs arasında anlaşma yapılır (Borcun dış üstlenilmesi- borcun nakli). Şahsi ifayı gerektirmeyen tüm borçlar iç borçlanmaya konu olabilir. Dış borçlanmada da alacaklı, şahsi ifa gerektiren borçların nakline bile izin verebilir. İç Üstlenme Sözleşmesi Borçlu ile iç üstlenme sözleşmesi yapan kişi, borcu bizzat ifa ederek veya alacaklının rızasıyla borcu üstlenerek, borçluyu borcundan kurtarma yükümlülüğü altına girmiş olur. Borçlu, iç üstlenme sözleşmesinden doğan borçlarını ifa etmedikçe, diğer taraftan yükümlülüğünü yerine getirmesini isteyemez.
Dış Üstlenme Sözleşmesi Borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borcundan kurtarılması, borcu üstlenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşmeyle olur. İç üstlenme sözleşmesinin, üstlenen veya onun izni ile borçlu tarafından alacaklıya bildirilmesi, dış üstlenme sözleşmesinin yapılmasına ilişkin öneri anlamına gelir. Alacaklının kabulü açık veya örtülü olabilir. Alacaklı, çekince ileri sürmeksizin üstlenenin ifasını kabul eder veya onun borçlu sıfatı ile yaptığı diğer herhangi bir işleme rıza gösterirse, borcun üstlenilmesini kabul etmiş sayılır. Borcun üstlenilmesine ilişkin öneri alacaklı tarafından her zaman kabul edilebilir. Ancak, üstlenen veya önceki borçlu, kabul için bir süre koyabilir. Alacaklı bu sürenin bitimine kadar susarsa, öneri reddedilmiş sayılır. Borçlunun Değişmesinin Sonuçları Borçlu değişmiş olsa bile, alacaklının borçlunun kişiliğine özgü olanlar dışındaki bağlı hakları saklı kalır. Bununla birlikte borcun güvencesi olarak rehin veren üçüncü kişinin ve kefilin sorumlulukları, ancak onların borcun üstlenilmesine yazılı olarak rıza göstermeleri hâlinde devam eder. Üstlenilen borca ilişkin savunmaları ileri sürme hakkı, yeni borçluya geçer. Dış üstlenme sözleşmesinden aksi anlaşılmadıkça yeni borçlu, alacaklıya karşı önceki borçlunun ileri sürebileceği kişisel savunmalarda bulunamaz. Yeni borçlu, iç üstlenme sözleşmesinden kaynaklanan savunmaları alacaklıya karşı ileri süremez. Sözleşmenin Hükümsüzlüğü Dış üstlenme sözleşmesi hükümsüz hâle gelirse, iyiniyetli üçüncü kişilerin hakları saklı kalmak üzere, eski borç bütün bağlı borçlarıyla birlikte varlığını sürdürür. Bundan başka, borcu üstlenen üstlenme sözleşmesinin hükümsüz hâle gelmesinde ve alacaklının zarara uğramasında kendisine bir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklı, önceden sağlanmış güvenceyi yitirmesi yüzünden veya başka herhangi bir sebeple uğradığı zararın giderilmesini üstlenenden isteyebilir. BORCA KATILMA Yasadaki yeni düzenlemedir. Borç ilişkilerinde, taraf değişikliği her zaman alacaklı veya borçlu tarafın değişmesi şeklinde gerçekleşmemekte, bunlar yanında mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere üçüncü bir kişinin de katılması şeklinde de ortaya çıkmaktadır. Bilindiği gibi, borcun üstlenilmesi sonucunda eski borçlu borcundan kurtulmakta, onun yerini yeni borçlu
BORÇLAR HUKUKU Borç İlişkisinde Özel Durumlar
30
almaktadır. Borca katılmada ise, borçlu borcundan kurtulmamakta, “katılan” da borçlu ile birlikte aynı borçtan müteselsilen sorumlu olmaktadır. Borca katılmanın alacaklıya teminat sağlamak için yapıldığı durumlarda; kefaletin şekil şartlarının ve eşin rızasının gerçek kişilerce güvence verilmesine ilişkin diğer sözleşmelere de uygulanacağına ilişkin hüküm uyarınca, bu koşullar burada da aranacaktır. MALVARLIĞININ VEYA İŞLETMENİN DEVRALINMASI Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar. Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir. İŞLETMELERİN BİRLEŞMESİ VE ŞEKİL DEĞİŞTİRMESİ Bir işletme, başka bir işletme ile aktif ve pasiflerin karşılıklı olarak devralınması ya da birinin diğerine katılması yoluyla birleştirilirse, her iki işletmenin alacaklıları, bir malvarlığının devralınmasından doğan haklara sahip olup, bütün alacaklarını yeni işletmeden alabilirler
[wp_ad_camp_2]