Yukarıda verilen bilgilere göre, Çoyren yazıtı Orhun harfli ilk yazıt olarak kabul edilir.
2. Uygur Yazıtları: 745’te II. Köktürk Kağanlığı tamamıyla yıkılıp onun yerine
840’a kadar devam eden I. Uygur Kağanlığı döneminden kalan runik harfli metinlerdir.
Bu grubun malzemesini ise şunlar oluşturur:
Mayan Çor (MÇ- Şine Usu 759-760)
Taryat (Terhin- 753)
Karabalgasun (808-821)
Suci (820-840)
Tez Yazıtı (750?)
II. Karabalgasun (825-840)
3. Yenisey Yazıtları: Yenisey ırmağının yukarı taraflarında bugün Rusya’nın Hakas otonom bölgesindeki irili ufaklı mezar taşlarıdır. Bu yazıtların Köktürk Kağanlığı yıkıldıktan sonra buralara hâkim olan bazı Köktürk liderleri tarafından diktirilmiş olduğu sanılıyor. Hiçbirinde tarih bulunmayan bu yazıtlar fazla yıpranmış ve silik olduklarından, Orhun yazıtlarından önce dikildikleri söylense de bu iddia arkeolojik verilerle doğrulanmamıştır. Yeni bilimsel araştırmalar bu yazıtların, Kırgızlar tarafından 9.-10. yy’larda dikildiğini ortaya koymaktadır.
4. Hoytu-Tamir Yazıtları: Sayıları 10 kadardır. Siyasi tarih bakımından önemli bazı cümleler vardır. Bunların Köktürk çağına ait oldukları sanılmaktadır.
5. Talas Yazıtları (Batı Türkistan Yazıtları): Kırgızistan’da Talas ırmağı kenarında yer almış olan bu yazıtlar, yazılış düzeni bakımından diğerlerinden ayrılır. Talas Yazıtlarında satırlar yukarıdan aşağıya ve sağdan soladır. Ayrıca bazı harflerin şekillerinin değişik olması bakımından ilgi çekmektedir. Bu yazıtların dışında Talas vadisinde bir ağaç çubuk üzerine yazılmış Köktürk harfli kısa bir metin de vardır.
6. Doğu Türkistan Yazmaları: Yazmaların bu adla anılmasının sebebi Doğu Türkistan’ın çeşitli bölgelerinde bulunmasından dolayıdır. Bu yazmalar içinde hacim bakımından en önemlisi Irk Bitig’dir. 114 sayfalık bu eserin ilk yayımlayanı W. Thomsen’dir. Thomsen, eserin 9.yy’a ait olduğu tahmininde bulunmuştur.Yukarıda da görüleceği gibi, Köktürk harfli metinlerin çoğunluğu II. Köktürk
Kağanlığı dönemine ait olsa da bu alfabeyle yazılmış metinlerin yazımı sadece bu süre zarfında olmamıştır. Köktürk yazısı, Köktürk Kağanlığı yıkıldıktan sonra aynı coğrafya üzerinde hüküm
süren Ötüken Uygur Kağanlığının kullandığı yazı da olmuştur. Ayrıca runik harfli metinlerin dağılım sahası konusunda yukarıda vermiş olduğumuz bilgi, oldukça damıtılmış bir bilgidir. Bu konuda pek çok çalışma yapılmış olup bugün de bu çalışmalar devam etmektedir
Orhun Harfli Yazıtların Keşfi
Orhun harfli metinlerin keşfi Türkoloji araştırmalarının seyrini değiştirmiştir, ancak bu keşif kolay olmamıştır. Yazıtların varlığından ilk olarak söz eden Çin yıllıklarıdır. Ayrıca 13. yüzyıl İlhanlı tarihçisi Alâüddin Atâ Melik Cüveynî, dünya tarihi ile ilgili Târîh-i Cihângüşâ adlı eserinde Türklere ait yazılı taşların varlığından haber verir.
Yenisey yazıtları, ilk olarak 1721 ve 1722 yıllarında Strahlenberg ve Messerschmidt tarafından Yenisey nehrinin yukarı mecrasında bulunur.
ORHUN ALFABESİ
Orhun (Köktürk, Türk-runik) alfabesi, Türkçenin yazımı için Türkler tarafından kullanılmış, bugüne kadar bilinen, ilk alfabedir. Bugün özellikle Batıdaki türkologlarca bu alfabeye “Türk-runik alfabesi” veya “runik” denmesinin nedeni, bu harflerin runik adı verilen eski İskandinav kitabelerinin yazımında kullanılan harflere benzemesidir. İlk okunan Orhun yazıtları olan Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarında 38 harf vardır. Bu harflerin 4’ü ünlüdür. a-e, ı-i, o-u ve ö-ü ünlü çiftleri tek bir işaretle gösterilir
Ünlü işaretlerinin her biri iki farklı ünlüyü gösterir, yani /a/ ve /e/, /ı/ ve /i/, /o/ ve /u/, /ö/ ve /ü/ ünlüleri yazıdan ayırt edilemez.
Ünlülerin yazımındaki bu noksanlık, ünsüzler konusunda giderilmeye çalışılmıştır. Alfabede 10 ünsüzün art (kalın) ve ön (ince) olmak üzere iki biçimi bulunmaktadır.
Orhun Alfabesinin Çözümü
1891 yılında yazıtların bulunduğu Orhun bölgesine araştırma heyetiyle giden V. Radloff heyetle birlikte geri dönmemiş, yazıtlardaki yazıyı çözmek amacıyla Pekin’e gitmiştir. Çin’e gitme nedeni ise yazıtlardaki Çince metinleri tercüme ettirmektir. (Ahmet Temir, Türkoloji Tarihinde Wilhelm Radloff Devri, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 1991.) Danimarkalı genel dilbilim profesörü
Vilhelm Ludwig Peter Thomsen de bu uğraşı verenler arasında idi. Nihayet Thomsen, 25 Kasım 1893’te alfabeyi bütünüyle çözmüş ve eski Türk “runik” yazısının çözümlendiğini 15 Aralık 1893’te Kopenhag Bilimler Akademisinin toplantı salonunda bilim dünyasına ilan etmiştir.
ORHUN YAZITLARI: KÖL TİGİN, BİLGE KAĞAN VE TONYUKUK YAZITLARI
II. Köktürk Kağanı Bilge Kağan ve kardeşi Köl Tigin için dikilen yazıtlar ile İlteriş Kağan’dan itibaren devlet adamı olan Tonyukuk adına dikilen yazıtlar, Köktürk alfabesi ile yazılmış yazıtlar arasında en büyükleri olup en az tahribata uğrayanlardır. Bu yazıtlar I. Köktürk Kağanlığı’ndan başlayarak Köktürk devletinin öyküsünü aktarırlar. Başka bir deyişle o devletin siyasî ve kültür tarihini yansıtırlar. Köl Tigin yazıtı, koń yılka yiti yigirmi (“koyun yılının on yedisi”) yani 27 Şubat 731’de ölen Köl Tigin adına kardeşi hükümdar Bilge Kağan tarafından 732’de diktirilmiştir. Yazıtta konuşan Bilge Kağan’dır. Bilge Kağan yazıtı ise ıt yıl onunç ay altı otuzka (“köpek yılının onuncu ayının yirmi altısı”) yani 25 Kasım 734’te ölen Bilge Kağan adına oğlu Tenri Tigin tarafından 735’te diktirilmiştir. Bilge Kağan yazıtının büyük bölümü Köl Tigin yazıtıyla aynıdır. Çok az bir kısım Köl Tigin’in ölümünden sonraki olaylar için ayrılmıştır. Talat Tekin’e göre bu kısımlar Bilge
Kağan’ın oğlu Tenri Tigin’e aittir. Her iki yazıt da dört yüzlü tek parça taş olup kaplumbağa kaide üzerine oturtulmuştur. Yazıtların batı yüzleri Çincedir.
Bilge Kağan yazıtı, Köl Tigin yazıtından birkaç cm. daha yüksektir. Ancak bu yazıtta okunamaz durumda olan satırlar diğer yazıta göre çok daha fazladır. Her iki yazıtı taşlar üzerine kazıyarak yazan Köl Tigin’in atısı (yeğeni) Yolluğ Tigin’dir.
Tonyukuk yazıtı, F. Klementz tarafından 1897’de Moğolistan’da, Tola ırmağı kenarında bulunmuştur. Tonyukuk yazıtı aynı boyda, dört yüzlü iki dikilitaş hâlindedir. Bu yazıtın dikildiği tarihin yazılı olduğu yer fazlasıyla tahrip olduğundan bu konuda çeşitli varsayımlar ileri sürülmüştür. V. Thomsen, Tonyukuk yazıtının dikiliş yılı olarak 725 yılını kabul ederken bu konuda Türkiye’deki tek çalışmayı yapan Talat Tekin, 720-725 yılları arasını kabul eder. Ancak, en azından Köl Tigin yazıtının dikildiğini gören Tonyukuk’un buna bir tepki olarak kendi yazıtını diktirdiği olasılığı da gözden uzak tutulmamalıdır; yani yazıtın 732’de veya ondan birkaç yıl sonra dikilmiş olması da mümkündür. Yazıttaki üslup farklılığının bir nedeni de budur. Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarında canlı, heyecanlı, parlak ve etkileyici bir üslup hâkim iken Tonyukuk yazıtında daha ciddî, seçkin sözler ve ifadeler yer almaktadır. Yaşlı Tonyukuk özüm karı bolt(u)m (T 56) ifadesi ile yaşlılığından bahetmektedir. Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarında Tonyukuk’tan söz edilmediğine göre, herhâlde vezir, kendi yazıtında adı geçenlere ciddî bir cevap vermektedir. Tonyukuk yazıtının kimin tarafından yazıldığı bilinmemektedir. Bu yazıt hiç şüphesiz Tonyukuk hayattayken tertip edilmiştir. Kendisi bizzat yazmamış olsa da taş oymacılarına metni yazdırmış ve yazıtın düzenlenmesiyle de uğraşmış olmalıdır. Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarındaki muhteva ile Tonyukuk’un muhtevası arasında fark vardır. Her ikisi de aynı dönemi değerlendirir, ancak Tonyukuk’un muhtevası Köl Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarında anlatılanlara verilmiş cevaplar mahiyeti taşır. Her ikisi de o dönemde Türk milletine yapılmış hizmetlerden bahseder, bu arada görüş farklarını da belirtirler. Bu da, siyasi görüş farklılıklarının tartışılabildiğini gösterir. Radloff ve Thomsen’in çalışmalarından yola çıkan Necip Asım (Yazıksız) Türkiye’de konuyla ilgili ilk çalışmayı yapmıştır (Orhun Abideleri, İstanbul H. 1340- 41/M. 1924-1925). Necip Asım’ın Arap harfli eski alfabeyle yayımlanmış çalışmasında, yazıtların yazıçevrimi ve çevirisi bulunmaktadır. Şemseddin Sami’nin konuyla ilgili yazıları dışında Türkiye’de yapılan ilk çalışma budur. N. Asım, kitabında “Orhun Mahkûkâtı ve Eski Türkler, Orhun Abideleri, Orhun Türkçesinin Sarf ve Nahvı, Orhun Elifbası” gibi başlıkların ardından yazıtların özel işaretlerle yaptığı yazıçevrimine ve anlamlarına yer vermiştir. Yayın tarihi yazı devriminden önce olduğu için bu çalışma, bugün için tarihî bir değere sahiptir. Türkiye’de yazıtlar üzerinde ikinci yayın, Hüseyin Namık Orkun’a aittir (Eski Türk Yazıtları, I-IV, İstanbul 1936-1941). Alman Türkolog A. von Gabain, Eski Türkçe alanında ilk ve temel gramer kitabı olan çalışmasını 1941 yılında yayımlamıştır
SES YAPISI
Ünlüler
1. Orhun Türkçesinde Türkiye Türkçesinde olduğu gibi sekiz ünlü (vokal) bulunmaktadır.
a e ı i o ö u ü
2. Türk dilinin ve ait olduğu dil ailesinin en tipik özelliği ünlü uyumudur. Büyük ünlü uyumu dediğimiz artlık-önlük uyumu (kalınlık-incelik uyumu = dil benzeşmesi = assimilation palatale) Orhun Türkçesinde de vardır, ancak bugün Türkiye Türkçesinde yalnızca yazı dilimize göre varlığını kabul ettiğimiz küçük ünlü uyumu (= düzlükyuvarlaklık uyumu = dudak benzeşmesi = assimilation labiale) bu dönemde çok az örnekte görülmektedir. Bugün altın, kuru- ve yürüşeklinde küçük ünlü uyumuna uygun şekilde söylediğimiz sözler, Orhun Türkçesi ile yazılı metinlerde altun, kurı- ve yorı- şeklinde yer almaktadır.
3. Orhun Türkçesinde düzlük-yuvarlaklık uyumuna girmeyen ekler pek çoktur. Bunların başlıcaları aşağıda gösterilmiştir.
Tamlayan durumu eki:
türük bodun+ıŋ ilin törüsin KT D1 “Türk halkının devletini ve töresini”
bayırku+nıŋ ak adgırıg KT D36 “Bayırku’ların ak aygırını”
3. tekil kişi iyelik eki:
eçüm apam törü+si+n+çe yaratmış boşgurmış KT D13 “atalarım dedelerimin töresince (yeniden) yaratmış, eğitmiş”
beglik urı ogl+i+n kul boltı KT D7 “bey olmaya lâyık erkek evladı ile kul oldu”
Yön gösterme eki:
ol yer+gerü barsar türük bodun ölteçi sen KT G8 “o yere doğru gidersen Türk halkı öleceksin”
yer+i+ŋerü sub+ı+ŋaru kontı BK D40 “(kendi) toprağına suyuna kondu”
Belirsiz geçmiş zaman eki:
kişi oglı kop ölgeli törü-miş KT K10 “insanoğlu hep ölümlü yaratılmış”
tabgaç kaganka kör-miş KT D8 “Çin hakanına tâbi olmuşlar”
3. tekil ve çoğul belirli geçmiş zaman eki:
türük bodun öl-ti alkın-tı yok bol-tı T 3 “Türk halkı öldü, mahvoldu, yok oldu”
bodunı kop kel-ti yükün-ti T 43 “halkı hep geldi, boyun eğdi”
3. tekil kişi emir eki:
türük bodun yok bolma-zun bodun bol-çun tiyin … KT D11 “Türk halkı yok olmasın, (yeniden) halk olsun diye …
Yuvarlak ünlülü sıfat-fiil ekleri:
anta ay-guçı+sı yeme ben ök ertim T 49 “o sırada, (onun) sözcüsü de bizzat ben idim”
bitig taş it-güçi KT K13 “yazıt yapımcısı”
türük bodun ille-dük ilin ıçgınu ıdmış KT D6 “Türk halkı kurduğu devletini elinden çıkarıvermiş”
teŋri yarlıka-duk+ı+n üçün KT G9 “Tanrı buyurduğu için”
Yuvarlak ünlülü zarf-fiil ekleri:
keyik yi-yü tabışgan yi-yü olurur ertimiz T 8 “Yabani hayvan yiyerek, tavşan yiyerek oturuyorduk”
köl tigin yadagın opla-yu tegdi KT D32 “Prens Köl Tigin yayan olarak atılıp saldırdı”
4. Orhun Türkçesindeki e ~ i nöbetleşmesi, daha sonraki dönem Türk yazı dillerinde bu seslerin yazımındaki karışıklığın habercisi gibidir.
ben ‘ben’ T 1 ~ bini ‘beni’ T 10
sen ‘sen’ KT G8 ~ sini ‘seni’ T 10
erser ‘ise’ KT G7 ~ irser KT G13
Ünsüzler
1. Orhun Türkçesinin ünsüzleri (konsonları) şunlardır: b ç d g k l m n ŋ ń p r s ş t y z
Bu ünsüzlerden b, d, g, k, l, n, r, s, t ve y’nin art (kalın) ünlülü ve ön (ince) ünlülü seslerle kullanılan ikili işaretlerinin olduğunu hatırlayınız.
Bugün Türkiye Türkçesinde bulunan c, f, ğ, h, j, v sesleri Orhun Türkçesinde yoktur. Yazı dilimizde yer almayan fakat ağız ve lehçelerde bulunan damak genizsili /ŋ/ (nazal n) sesi Orhun Türkçesinde mevcuttur. Ayrıca bugün sadece Yakutçada (Saha Türkçesi) yer alan ön damak genizsili /ń/ (palatal n) sesi de Orhun Türkçesinde bulunur. Bu ünsüz fonemler boğumlanma yerlerine göre şu şekilde
gruplandırılabilir:
Dudak ünsüzleri: b, m, p
Diş ve diş eti ünsüzleri: ç, d, l, n, r, s, ş, t, z
Ön damak ünsüzleri: g2, k2 ń, y
Art damak ünsüzleri: g1, k1, ŋ
2. Orhun Türkçesinde söz başı ünsüzleri şunlardır:
b-: bar ‘var’, bol- ‘olmak’, biş ‘beş’, böri ‘kurt’, bilig ‘bilgi’, ben ‘ben’
ç-: çıgań ‘yoksul’, çorak ‘çorak yer, çöl’, çıkan ‘kuzen, teyzezade’
k-: kentü ‘kendi’, kişi ‘kişi’, kiçig ‘küçük’, kör- ‘görmek; tabi olmak’, katun ‘hatun’
s-: sebin- ‘sevinmek’, sı- ‘kırmak’, sub ‘su, ırmak’, sü ‘asker, ordu’
t-: taşra ‘dışarı, dışta’, takı ‘daha’, teŋri ‘tanrı’, tirig ‘diri’
y-: yıl ‘yıl’, yegirmi ‘20’, yaz ‘ilkbahar’, yitür- ‘yitirmek, kaybetmek’
3. Orhun Türkçesinde d, g, m, n, ŋ, ń, r, z ünsüzleri söz başında yer almasa da bu kuralın aşağıda göreceğiniz üzere istisnaları vardır. l, p,ş ünsüzleri yalnız alıntı sözcüklerde söz başında bulunur.
g-: gü / gu ‘soru edatı’ l-: lagzın ‘domuz’ (<Çince) m-: mag ‘övgü, alkış’ (<Mogolca. magta)
n-: ne ‘ne’, nençe ‘nice, ne kadar çok’, neke ‘niye, niçin’, neŋ ‘şey; hiç’ p-: purum ‘Roma, Bizans’
ş-: şad ‘yüksek bir unvan’
4. Bugün Türkiye Türkçesinde söz başında /d/’li ve /g/’li söylediğimiz Türkçe kökenli tüm sözler, diğer pek çok Türk lehçesinde (Kazakça, Özbekçe, Tatarca, Başkurtça, Yeni Uygurca, Kırgızca …) olduğu gibi Orhun Türkçesinde de /t/’li ve /k/’lidir.
teg- (> değ-), tirig (> diri), tabışgan (> tavşan), tag (>
dağ), kel- (> gel-), kök (> gök ‘mavi’), köŋül (> gönül)
5. Orhun Türkçesinde birden fazla heceli sözlerin sonunda bulunan /g/’ler korunur. Aşağıdaki örneklerde görüleceği üzere, Türkiye Türkçesinde bu ünsüz, söz sonunda düşmüştür.
katıg (> katı), ölüg (> ölü), sarıg (> sarı), yadag (> yaya),kullug (> kullu), elig (> elli), arıg (> arı ‘arı, temiz’)
6. Orhun Türkçesinde ikinci ve daha sonraki hecelerin başında bulunan /g/’ler korunur. Bu durum bugün Özbekçede ve Yeni Uygurca olmak üzere pek çok Türk lehçesinde Orhun Türkçesinde olduğu gibi devam etmektedir. Türkiye Türkçesinde /g/ ünsüzü bu pozisyonda da düşmüştür.
kazgan- (> kazan-), kergeksiz (> gereksiz), edgü (> iyi), ilgerü (> ileri), ölgeli (> öleli)
7. Söz içi ve sonundaki /d/ sesi korunur. Bu ses, günümüzde Tuva, Karagas ve Halaç Türkçelerinde /d/, Çuvaşçada /r/, Yakutçada /t/, Hakas, Şor ve Sarı Uygur Türkçelerinde /z/, bunların dışındaki
Türkiye Türkçesi dahil diğer Türkçelerde /y/’dir.
adak (> ayak), tod- (> doy-), yadag (> yaya), kudug (> kuyu), adgır (> aygır), kod- (> koy-), adrıl- (> ayrıl-), bod (> boy), edgü (>> iyi), bedizet- (>> bezet-)
8. Türkiye Türkçesinde /v/ ile başlayan üç sözcük Orhun Türkçesinde /b/’lidir.
bar (> var), bar- (> var-), ber- (> ver-)
Ayrıca Orh. Tü. bol- > T. Tü. ol-’tır. Günümüzde pek çok Türk lehçesinde bu fiil hâlâ bol- (veya bul-, pol- vs.) şeklinde geçer. Türkiye Türkçesindeki vur- fiili de Orhun Türkçesinde /v/’siz söylenir: ur-
9. Orhun Türkçesindeki söz içi ve söz sonu /b/ sesi, Türkiye Türkçesinde /v/’dir.
eb (> ev), seb- (> sev-), sebin- (> sevin-), yabız (> yavuz),
tabışgan (> > tavşan), sab (> sav ‘söz, haber’ T. Tü. savcı), kabış- (> kavuş-), ebir- (> evir-)
10. /c/ sesi Orhun Türkçesi alfabesinde bulunmayan seslerdendir. Türkiye Türkçesinde /c/’li geçen Türkçe kökenli sözler ve ekler, /ç/’lidir.
bunça (> bunca), ança (> anca), uçuz (> ucuz), törüsinçe (> töresince), oçuk (> ocak)
11. Orhun Türkçesinde geniz ünsüzü /ŋ/ söz içinde ve sonunda /g/ ile nöbetleşir. Bu ses değişmesi, 2. kişi iyelik ekleri ile kişi eklerinde görülür:
bardıgız ‘vardınız, gittiniz’ ~ bardıŋız süŋüküg ‘kemiklerin’ ~ süŋüküŋ
ölsikig ‘öleceksin’ ~ ölsikiŋ törügin ‘(senin) törelerini’ ~ törüŋin
İSİM
İsim Çekim Ekleri
Çokluk (Topluluk) Ekleri
Orhun Türkçesinde yalın durumda bir isim hem tekil hem çoğul anlamda kullanılır:
külüg er O Ek 6 “ünlü adam” ~ öŋreki er T 25 “öncü askerler”
ol at anta ölti KT D33 “o at orada öldü” ~ at yete T 25 “atları yederek”
Bununla birlikte Orhun Türkçesinde çokluk (topluluk) ekleri de vardır: +lAr, +gUn, +An, +(X)t
a. +lAr: Orhun Türkçesinde kişi ve akrabalık isimlerinde görülür.
ög+ler+im KT K9 ‘(üvey) annelerim’ kunçuy+lar+ım KT K9 ‘prenseslerim, kadınlarım’
beg+ler KT G10 ‘beyler, beyler sınıfı’
b. +gUn: Topluluk isimleri yapar.
iniy+gün+üm KT G1 ‘erkek kardeşlerim’ keliŋünüm KT K9 ‘gelinlerim’ < kelin+gün
tay+gun+uŋuz+da KT GD ‘tay (gibi oğul)larınızdan’
c. +An: Moğolca çokluk eki +n ile karşılaştırılmalıdır.
er+en BK G1 ‘adamlar’ ogl+an+ım BK K1 ‘oğullarım’ < ogul+an
d. +(X)t: Moğolca çokluk eki +d ile karşılaştırılmalıdır.
ogl+ıt+ı KT D5 ‘oğulları’
yılpagu+t BK D31 ‘alpler, yiğitler’ < * yılpagu ~ alpagu
Bu ek /n/ ile sonlanan isimler üzerine ulandığında /n/ sesi düşer: tigit Tar. K2 ‘prensler’ < Tigin
tarkat KT G1 ‘tarkanlar’ < Tarkan
Birliktelik (Bağlama) Eki
Orhun Türkçesinde aynı yapı ve görevde iki sözcük +lI eki ile bağlanır. Bu ek, her iki isme ulanır, ancak durum ekleri ikinci isim üzerine eklenir.
toruk buka+lı semiz buka+lı T 5 “zayıf boğalar ve semiz boğalar”
beg+li bodun+lı+g KT D6 “beyleri ve boyları” tün+li kün+li BK GD “gece ve gündüz”
İyelik Ekleri
1. tekil +(X)m apa+m ‘atalarım’ beg+ler+im ‘beylerim’ kunçuy+um ‘prensesim’
2. tekil +(X)ŋ ~ +(X)g ogl+uŋ ‘oğlun’ il+iŋ+in ‘ülkeni’ edgü+g ‘kazancın
3. tekil ve çoğul +(s)I yagı+sı ‘düşmanı’ agı+sı ‘ipekli
1. çoğul +(X)mXz apa+mız ‘atalarımız’ sü+müz ‘askerimiz’
2. çoğul +(X)ŋXz ini+ŋiz+ke ‘erkek kardeşinize’
İsim Durum Ekleri
1. Yalın Durum: Eksizdir, gövde ile bir ve aynıdır.
2. Tamlayan Durumu (İlgi, Genitif): +Iŋ / +nIŋ
bayırku+nıŋ ak adgırıg KT D36 “Bayırkuların ak aygırını”
3. Belirtme Durumu (Yükleme, Akuzatif): +(X)g, +(I)n, +nI
kagan at+ıg bunta birtimiz BK D17 “kağan adını burada verdik”
sab+ım+ın edgüti eşid KT G2 “sözümü iyice işit”
4. Yönelme Durumu (Verme-bulunma, Datif): +kA, +ŋA, +A
kırkızıg u+ka basdımız T 27 “Kırgızları uykuda bastık”
5. Bulunma-Çıkma Durumu (Kalma-Ayrılma, Lokatif-Ablatif): +dA (r, l, n harflerinden sonra +tA)
ekin sü eb+de erti BK D32 “ikinci ordu yurtta idi”
6. Eşitlik Durumu (Ekvatif): +çA
köŋl+üŋ+çe uduz T 15 “(orduyu) gönlünce sevk et”
7. Yön Gösterme (Direktif): +gArU, +ŋArU, +ArU, +rA
oguz+garu sü taşıkdımız KT K8 “Oğuzlara doğru sefere çıktık”
8. Araç Durumu (Instrumental): +(X)n
ok+un urdı KT D36 “okla vurdu”
1. tekil ben T 30 ~ men BK G 9 2. tekil sen 1. çoğul biz BK D32, T 16 2. çoğul siz
Yer Zarfları
Orhun Türkçesinde +A, +DXn, +gArU, +rA, +rU, +DA eklerini almış
sözcükler yer zarfı olarak kullanılır: üze yukarıda asra aşağıda birye güneyde öŋdün doğuya ilgerü doğuda içre içeride anta orada
Zaman Zarfları
Orhun Türkçesinde kün ‘gün’, tün ‘gece’, küntüz ‘gündüz’, amtı ‘şimdi’ ve araç durumu ekini almış kışın, yazın ‘ilkbaharda’, yayın ‘yazın’, küzün ‘güzün’ gibi sözcükler zaman zarfı olarak kullanılır.
Tarz Zarfları
Orhun Türkçesinde +çA eşitlik durumu ekini almış ança ‘öyle, öylece’, +DI ekini almış edgüti ‘iyice’, katıgdı ‘iyice, sıkıca’, yegdi ‘daha iyi’ ve +(X)n araç durum ekini almış yadagın ‘yayan, yaya olarak’ gibi sözcükler tarz zarfı olarak kullanılmıştır.
Miktar Zarfları
Orhun Türkçesinde miktar zarfı olarak şu sözcükler kullanılır: ança ‘o kadar, onca’, kop ‘hep, tümüyle’, bunça ‘bu kadar, bunca’, sansız ‘sayısız’, üküş ‘çok’, antag ‘o kadar’, neŋ ‘hiç’, idi ‘hiç’, kalısız ‘eksiksiz, pek çok’, kergeksiz ‘gereğinden çok’, nençe ‘nice, ne çok’.
SONTAKI
İsim, isim soylu sözler ve sıfat-fiilerden sonra gelerek bağlı olduğu bu türden sözler ile cümlenin öteki öğeleri arasında zaman, mekân, yön, tarz, benzerlik, başkalık vb. gibi bakımlardan çeşitli ilgiler kuran sözcüklere sontakı denir. Dilbilgisi kitaplarında sontakı yerine son çekim edatı veya
ilgeç terimi de kullanılır.
Orhun Türkçesinde ara ‘arasında’, birle ‘ile, ile birlikte’, sayu ‘her’, (<sa- ‘saymak), kisre ‘sonra’, kudı ‘aşağı, (bir ırmağın aşağı mecrası) boyunca’, teg ‘gibi’, ötrü ‘sonra’ (<öt- ‘geçmek’), tapa ‘-a doğru, yönünde’ (<tap- ‘bulmak, arayıp bulmak’), üçün ‘için’, üze ‘üzerine, üzerinde’, tegi ‘kadar’, adın ‘başka’ (<*ad- ‘ayırmak), öŋi ‘ayrı, başka’ (<*öŋ- ‘farklı olmak’) gibi sontakılar kullanılır. Bu sontakılar yalın durum, yönelme durumu, bulunma-çıkma durumu gibi çeşitli durum ekleriyle kullanılır.
BAĞLAÇ
Orhun Türkçesinde bağlaç olarak azu ‘veya, yoksa, yahut’, takı ‘ve, dahi’, ulayu ‘ve’, yeme ‘ve, dahi, … da’, yan cümle bağlacı olarak tiyin ‘diye, için’ ve tip ‘diye’ sözleri kullanılır
EDAT
Pekiştirme Edatı
(ok/ök )
Orhun Türkçesinde pekiştirme edatı ok/ök ile yapılır. ok/ök edatı ile bir zamir, bir zarf ya da bir eylem pekiştirilir. bilgesi çabışı ben ök ertim “onun danışmanı ve kumandanı bizzat ben idim” T 7
Olasılık Edatı (erinç)
Türkçeye “herhalde, muhakkak, şüphesiz ki” olarak çevrilen ve kuvvetli bir olasılık bildiren edattır. Çoğunlukla -mIş ekli geçmiş zamanla kullanılır. anta kisre inisi kagan bolmış erinç oglıtı kagan bolmış erinç “ondan sonra erkek kardeşleri kağan olmuşlar şüphesiz, oğlanları kağan olmuşlar şüphesiz” KT D4-5
İyelik Eklerine Benzer Kişi Eklerinin Geldiği Fiil Çekimleri
Tekil Çoğul 1. kişi +m +mIz 2. kişi +ŋ / +G +ŋIz / +Giz 3. kişi +Ø +Ø
1.3.1. Emir Kipi
Tekil Çoğul
1. kişi -(A)yIn -(A)lIm 2. kişi -Ø / -gIl -(I)ŋ / -Ø / -gIl 3. kişi -zU(n) / -çUn -zU(n) / -çUn
2. Zaman ve Kip Çekimleri:
2.1. Geniş Zaman ve Şimdiki Zaman: -(X)r
1. tekil kişi -(X)r men bar-ır men ‘gidiyorum’ Irk Bitig 42, işig küçük bir-ür men ‘işi gücü
veriyorum’ KT D9, Kazgan-ur men ‘kazanırım’ KT D9, ti-r men ‘derim’ T 10
2. tekil kişi -(X)r sen
3. tekil kişi
-(X)r /
sebin-ür ‘sevinir’ Irk Bitig 15, olur-ur ‘tahta oturur’ T 62, anta er-ür ‘orada olur’ T 21
1. çoğul kişi -(X)r biz tez-er biz ‘kaçıyoruz’ T 38, kork-ur biz ‘korkuyoruz’ T 38
2. çoğul kişi -(X)r siz bil-ir siz ‘bilirsiniz’ KT D34
3. çoğul kişi -(X)r
2.2. Geçmiş Zaman: -DI / -mIş
1. tekil kişi
-DXm süle-dim ‘asker sevk ettim’ BK D28, ötündüm ‘arz ettim’ T 12, bul-tum ‘buldum’ T 23
2. tekil kişi
-DXŋ / -DXg içik-diŋ ‘bağımlı oldun’ T 2, kigür-tüg ‘soktun’ KT D23, öltüg ‘öldün’ KT G9
3. tekil kişi -DI
yok bol-tı “yok oldu” T 3, birme-di ‘vermedi’ KT K9, kılıçla-dı ‘kılıç çaldı’ KT K5
1.çoğul kişi
-DXmXz aç-dımız ‘açtık’ T 28, al-tımız ‘aldık’ KT D36, yüküntür-tümüz ‘baş eğdirdik’ KT D18, ölürtümüz ‘öldürdük’ KT D36
2. çoğul kişi
-DXŋXz / -DXgXz
ölteçi er-tigiz ‘ölecek idiniz’ KT K10, bardıŋız ‘gittiniz’ İhe Ashete b2
3. çoğul
kişi –DI türk bodun öl-ti ‘Türk milleti öldü’ TI B3
2.3. Gelecek Zaman Çekimleri
2.3.1. -DAçI Ekli Gelecek Zaman öl-teçi sen ‘öleceksin’ KT G8, bol-taçı sen ‘olacaksın’ BK K14
2.3.2. -sIk Ekli Gelecek Zaman türük bodun öl-sik-iŋ “Türk halkı öleceksin!” BK K5
2.3.3. -çI Ekli Gelecek Zaman teg-me-çi men “hücum etmeyeceğim” Ongin sağ 2
2.4. Emir Kipi Çekimi
1. tekil kişi -(A)yIn tüş-eyin ‘ineyim’ T 30, yoglatayın ‘cenaze töreni yaptırayım’ T 31
2. tekil kişi -Ø / -gIl eşid ‘(sen) işit’ BK K1, teg ‘saldır’ T 11, eşid-gil KT G1, urgıl ‘vur, savaş’
3. tekil kişi -zU(n) / -çUn bar-zun ‘gitsin’ T 31, yarlıka-zu ‘bağışlasın’ T 53, yorıma-zun
‘yürümesin, ilerlemesin’ T 11, bol-çun ‘olsun’ KT D11 (BK D10)
1. çoğul kişi -(A)lIm yorı-lım ‘yürüyelim’ T 29, yok kışalım ‘yok edelim’ T 11, yan-alım ‘dönelim’
2. çoğul kişi -(I)ŋ / -Ø bil-iŋ ‘bilin, öğrenin’ BK D33, olur-uŋ ‘oturun’ T 31, unama-ŋ ‘onaylamayın’ T 35
3. çoğul kişi -zU(n) / -çUn
Fiillerin Birleşik Çekimleri
Sürekli Geçmiş Zaman
1. -(X)r / -Ar er-ti (geniş zamanın hikâyesi)
2. -(X)r / -Ar ermiş (geniş zamanın rivayeti)
Geniş-şimdiki zaman eylem sıfatları ve er- yardımcı fiili üzerine, belirsiz geçmiş zaman eki –mIş getirilerek yapılır: azkıńa türük bodun yorı-yur er-miş “azıcık Türk halkı ilerliyormuş” T 9-10
Uzak Geçmiş Zaman
mIş ekli anlatılan geçmiş zaman eki üzerine er- yardımcı fiili getirilerek yapılır:
1. -mIş erti (belirsiz geçmiş zamanın hikâyesi) ol ödke kul kullug küŋ küŋlüg bol-mış er-ti “O zamanda köleler köle sahibi, cariyeler hizmetçi sahibi olmuş idi” BK D18
2. -mış ermiş (belirsiz geçmiş zamanın rivayeti) adıglı toŋuzlı art üze sokuş-mış er-miş “ayı ile domuz dağ geçidinde (sırtta) karşılaşmış imiş” IB 6
Gerçekleşmeyen Gelecek Zaman
-tAçI ekli gelecek zaman eylem sıfatı üzerine er- yardımcı fiilinin belirli geçmiş zaman eki getirilerek (gelecek zamanın hikâyesi) yapılır: türük bodun adak kamşattı yablak bol-taçı er-ti “Türk halkının ayakları titredi, (neredeyse) kötü olacak idi” BK D30-31
TRANSKRİPSİYONLU METİN TÜRKİYE TÜRKÇESİNE AKTARMA
G1
t(e)ŋri t(e)g t(e)ŋride bolm(ı)ş türü̮k bilge k(a)g(a)n bu ödke ol(u)rt(u)m sab(ı)m(ı)n tük(e)ti (e)şidg(i)l ul(a)yu in(i)ygün(ü)m ogl(a)n(ı)m bir(i)ki ug(u)ş(u)m bod(u)n(u)m bir(i)ye ş(a)d(a)pıt b(e)gl(e)r yır(ı)ya t(a)rk(a)t buyruk b(e)gl(e)r ot(u)z……
G2
to͡kuz og(u)z b(e)gl(e)ri bod(u)nı bu s(a)b(ı)m(i)n (e)dgüti (e)şid k(a)t(ı)gdı tıŋla ilg(e)rü kün tugs(ı)k(k)a bir(i)g(e)rü kün ortusıŋ(a)ru k͡uurıg(a)ru kün b(a)tsı͡kıŋa yır(ı)g(a)ru tün ortusıŋ(a)ru (a)n͡ta içr(e)ki bod(u)n k͡oo[p] m[aŋ]a kör[ür (a)n͡ç]a bod(u)n Tanrı gibi gökte olmuş (yaratılmış)
Türk Bilge Kağan, bu zamanda oturdum (tahta çıktım). Sözlerimi tamamıyla işit. Ve erkek kardeşim,
oğullarım, birleşik boyum (soyumsopum), halkım güneyde Şadapıt beyler, kuzeyde Tarkanlar, kumandan beyler, Otuz (Tatar ………………
Dokuz Oğuz beyleri ve halkı, bu sözlerimi iyice işit (ve) sağlamca dinle. Doğuda (ileride) güneşin
doğacağı yere, güneyde gündüz ortasına, batıda güneşin battığı yere, kuzeyde gece ortasına kadar orada (bu sınırlar) içindeki halk hep bana tâbidir.
G3
k͡oop itd(i)m ol (a)mtı (a)ń(ı)g yo͡k türü͡k k(a)g(a)n ötü͡k(e)n yış ol(u)rs(a)r ilte buŋ yo͡k ilg(e)rü ş(a)n͡tuŋ y(a)zıka t(e)gi sül(e)d(i)m t(a)luyka kiç(i)g t(e)gm(e)d(i)m bir(i)g(e)rü to͡kuz (e)rs(i)nke t(e)gi sül(e)d(i)m tüpütke kiç(i)g [t(e)g]m(e)d(i)m k͡uurıg(a)ru y(e)nçü üg[(ü)z]
Onca halkı hep düzene soktum. O
şimdi kötü (durumda) değil. Türk
Kağanı Ötüken yaylasında oturursa ülkede sıkıntı olmaz. Doğuda Şantun ovasına kadar asker sevk ettim, denize pek az kala durdum. Güney yönünde Dokuz Ersin’e kadar asker sevk ettim, Tibet’e ulaşmama az kaldı. Batıda İnci (Sır Derya) ırmağını
G4
k(e)çe t(e)m(i)r k(a)p(ı)gka t(e)gi sül(e)d(i)m yır(ı)g(a)ru y(i)r b(a)y(ı)rk͡uu yiriŋe t(e)gi sül(e)d(i)m
bun͡ça yirke t(e)gi yor(ı)td(ı)m ötü͡k(e)n yışda yig idi yo͡k (e)rm(i)ş il tuts(ı)k yir ötü͡k(e)n yış ermiş bu yirde ol(u)r(u)p t(a)bg(a)ç bod(u)n birle
geçerek Demir Kapı’ya kadar asker sevk ettim. Kuzeyde Yir Bayırku yerine (ülkesine) kadar asker sevk ettim. Bunca yere kadar sefer ettim (ordu yürüttüm), Ötüken yaylasından daha iyisi hiç yok imiş. Memleket edinilecek yer Ötüken yaylası imiş. Bu yerde oturup Çin halkı ile
G5
(a)ltun küm(ü)ş işg(i)ti k͡uut(a)y buŋs(u)z (a)nça birür t(a)bg(a)ç bod(u)n s(a)bı süçig (a)gısi
yimşak (e)rm(i)ş süçig s(a)b(ı)n y(i)mş(ak) (a)gın (a)r(ı)p ır(a)k bod(u)n(u)g an͡ça y(a)gutir (e)rm(i)ş y(a)gru k͡oontukda kisre (a)ń(ı)g bil(i)g (a)n͡ta öyür (e)rm(i)ş
barış yaptım (ilişkileri düzelttim). Altın, gümüş, ipekli kumaşı sıkıntısız öylece verir. Çin halkının sözü tatlı, ipekli kumaşları yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipekli kumaşla aldatıp uzak(ta bulunan) halkı öylece yaklaştırır imiş. Yaklaşıp yerleştikten sonra kötülüğü o zaman düşünürmüş.
İyi bilge insanı, iyi yigit insanı yürütmez (ilerletmez) imiş.
G6
(e)dgü bilge kişig (e)dgü (a)lp kişig yor(ı)tm(a)z (e)rm(i)ş bir kişi y(a)ŋ(ı)ls(a)r ug(u)şı bod(u)nı bişü͡kiŋe t(e)gi k͡ııdm(a)z (e)rm(i)ş süçig s(a)bıŋa y(i)mş(a)k (a)gısıŋa (a)rtur(u)p ü͡küş türü͡k bod(u) ölt(ü)g türü͡k bod(u)n öls(i)k(i)g bir(i)ye çug(a)y yış tög(ü)lt(ü)n
Bir kişi yanıldığında soyu-sopu halkının beşikteki çocuğuna kadar acımazmış. Tatlı sözüne yumuşak ipekli kumaşına aldanıp çok sayıda Türk halkı öldün, Türk halkı öleceksin. Güneyde Çugay yaylası, Tögültün
G7
y(a)zı k͡oon(a)yin tis(e)r türü͡k bod(u)n öls(i)k(i)g (a)n͡ta (a)ń(ı)g kişi (a)n͡ça boşgurur (e)rm(i)ş ır(a)k (e)rs(e)r y(a)bl(a)k (a)gı birür y(a)gu͡k (e)rs(e)r (e)dgü (a)gı birür tip (a)nça boşgurur (e)rmiş bil(i)g bilm(e)z kişi ol s(a)b(ı)g (a)l(ı)p y(a)gru b(a)r(ı)p ük(ü)ş kişi ölt(ü)g
Ovasına konayım der isen Türk halkı öleceksin. Orada kötü kişi öylece öğretirmiş. “(Çinliler, bir halk) uzak ise kötü armağan verir, yakın ise iyi armağan verir” diyerek öylece akıl verirmiş. Cahil (bilgi bilmeyen) kişi o sözü alıp yakınlarına gidip, çok insan öldün
[wp_ad_camp_2]