in

Kamu Maliyesi

 

Şahıs vergisi: konusu insan olan temel nedeni yararlanma kuramı. Madem bireyler toplumda yaşıyor ve kamu hizmetlerinden yaralanmaması söz konusu değil o halde vergi ödemeli.

Mal vergisi: vergiye kişi dışında konu edilebilecek her şeyden alınan vergi. Vergiyi doğuran olaylarda sınır yok ancak ya hukuksal olaylar, kişiler yada iktisadi mallar konu olur.

 

Sübjektif vergi: vergi yükümlüsünün sübjektif özelliklerinin dikkate alınması.

Gayri şahsi vergi: vergi yükümlüsünün kişisel özelliklerinin dikkate alınmadığı. Sistemde yer alan vergilerin adil olup olmadığının anlaşılması için. Sistemde yer alan objektif vergilerin sübjektif vergi haline dönüştürülmesi cabası vardır. Bu sübjektif özellik ne derece dikkate alınırsa o vergi o derece adil olmaktadır. Bizim sistemimizde gelir vergisinde olabildiğince çok sübjektif unsur göz önüne alınır. KDV objektif bir vergiyken lüks tüketim ya da gıda malları ile kültür mallarına uygulanan farklı vergilendirme oranları onu sübjektifleştirme çabasıdır.

 

Geniş tabanlı – dar tabanlı vergi: bu genel ve özel vergi ol arakta ifade edilebilir. Buradaki kriter vergi konusunun kapsamıdır. Bölüm veya tümün ele alınışı belirler. KDV tüm mallara ilişkin genel bir vergiyken akaryakıt tüketim vergisi dar tabanlı bir vergidir.

 

Dolaylı – dolaysız vergiler:  gümrük vergisinde yasal yükümlü malı ithal edendir. Ancak bu kişi bu vergiyi daha sonraki sistemdeki kişilere vergiyi ödemek için bir çaba sarf edecektir.  Bu çabaya yansıma dediğimizi biliyoruz. İşte vergilerin yasama özelliğine bağlı olarak ayrımına dolaylı vergiler yansıyan, dolaysız vergiler ise yansımayan vergilerdir. Bu ayrım iktisadi bir ayrımdır hukuki bir ayrım değildir. Gerçekleşip gerçekleşmemesi tamamen piyasa koşullarına bağlıdır.

Ayrıca vergilerin konusunun sürekli olup olmamasına göre yapılan ayrımda sürekli olan vergiler dolaysızken, süreksiz vergiler dolaylıdır. Gelir vergisi periyodiktir ve KDV mal alınmazsa ödenmez. Veraset intikal vergisi periyodik değildir ancak o zaman dolaylıdır fakat başkasına yansıtmak mümkün değildir. Sağlam kriter olmadığına örnek.

Sistemde dolaylı vergiler yüksekse vergi kurumunda adalet azalır. Bizde  % 65 oranında vergi hasılatı bakımından önemli olan dolaylı vergiler vardır. Dolaylı vergililerin tahsilatı kolay olan vergilerdir. Hissedilmez vergilerdir. Dolaylı vergiler yükseldikçe vergi tahsilatı kolaylaşacak ancak paradoksal olarak vergide adalet azalıyor.

 

Hammaddelerin sisteme girmesi kontrol altına alınsa halkalarda kişilerin vergi kaçırması o kadar zorlaşacaktır. Böylece dolaylı vergilerde denetim kolaydır. Az gelişmiş ülkelerde dolaylı vergiler daha fazla gelişmiş vergi idaresi gerekmemekte ve kolay tahsilat sağlanmaktadır.  Yükümlü herhangi bir defter tutmak zorunda da değildir.

 

Vergilerin ekonomik kaynağına göre tasnifi:

Gelir, servet ve harcama vergileri olmak üzere 3’lü bir ayrıma tutulur.

Gelir dinamik, servet statik, harcama bunların elden çıkarılmasıdır. Sadece gelirin vergi konusu olmayıp diğerleri de vergiye tabi tutulur. Verginin yangınlaştırılıp psikolojik tepkilerin minimuma indirilmesi için bu tür uygulama vardır.

 

Harcama ödeme gücünün göstergesi olamaz. Ancak vergi toplama kaygısı bunun dikkate alınmasını engelliyor. İki tür gelir vergisi vardır. Bunlar sadece gerçek kişilerden alınan gelir vergisi ve gerçek kişi dışındakilerden de alınan kurumlar vergisidir. Kurumlar vergisinin tüzel kişilerden alınması doğru değildir. Çünkü konu tüm tüzel kişiler olmayıp kolektif şirketler, vakıflar vb.

 

Servet vergileri è emlak, motorlu taşıt, veraset intikal, alım-satım…

Burada ikili ayrımdan bahsedilir. Doğrudan servet vergileri ve servet transfer vergileridir. Ancak bu ayrım tartışması sürmektedir.

Harcamalar üzerinden alınan vergi KDV. Gelir kavramsal olarak kişilerin ödeme gücünde artış meydana getiren her şey. Bu iktisadi açıklamadır.

 

Gelirde kaynak kuramı: belli bir kaynaktan devamlı olarak elde edilen ve bir üretim faktöründen atfedilen hasılatın bir kısmı.

Milli piyangodan çıkan para bir gelir sağlamış olamaz çünkü üretim faktörü yoktur.

 

Safi artış teorimi: kişilerin belli bir dönemde ödeme gücünde artış meydana getiren her türlü unsur gelirdir. Bizim kanunumuzda safi artış teorisi kabul edilmişken 4 ay sonra çıkan bir kanunla kaynak kuramı kabul edilmiştir. 2002 yılına kadar sınırsız safi askıya alındı. Simdi sınırlı safi artış kuramı geçerli.

 

Arızi kazanç: ticari, zirai, serbest meslek kazançları gibi devamlılık gösteren faaliyetlerin devamlılık olmadan yapılırken elde edilen kazanç. Hazinenin vergi kaybına ve eşitsizliğe neden oluyor.

 

Mali anlamda gelir: yasada ifadesini bulmuş gelir olarak nitelendirilmiş kazanç. Gelir vergisinin iki uygulaması vardır. Sedüler ve üniter.

 

 

Sedüler è verginin şahsileştirilmesi engellenir.

Üniter è tüm gelirlerden zararların mahsup edilmesi. Verginin adaleti sağlanıyor. Gelir vergisi ilke olarak sübjektif vergilerdendir. Verginin uygulanış tarzına bakılarak şahsiliğine karar verilir.

 

Kurumlar Vergisi:

Haklılığı tartışmalıdır. İktisadi anlamda çifte vergilendirmeye sebep olmaktadır. Kurumlar gerçek kişilerden oluşur. Tüzel kişiler bünyesindeki malların dağıtılması şirketin elinde olduğundan buradan vergi kaçırılmasını engellemek için konmuştur. Kurumlar vergisi yükümlüleri sermaye şirketleri , KİTlerdir. Tüzel kişi olmasına rağmen kolektif şirketler ve adi komandit şirketler mükellef değildir. Tüzel kişiliği olmayan iş ortaklıkları ( sadece belli bir işi yapmak için bir araya gelmiş şirketler topluluğu), vakıfların ve derneklerin iktisadi işletmeleri de kurumlar vergisi yükümlüsüdür. Objektif gayri şahsi vergidir. Bizde % 30 oranında.

  [wp_ad_camp_5]