in

Kamu Maliyesi

 

Vergi sorumluluğu è kanuni temsil

Stopaj sorumluluk ile ortaya çıkar.

Başkalarına ödeme yapanların o kişilerin gelir vergisini devlete öderken kazandığı sıfat stopajdır. Vergi sorumlusu ödemekle yükümlü olduğu vergiyi vergi yükümlüsünün malvarlığından ödüyor.

 

Verginin konusu: üzerinden vergi alınması öngörülen iktisadi unsurlar. Yasama organının üzerinden vergi alınmasını kararlaştırdığı her şey.  Bizde gelir, servet ve harcama üzerinden vergi alınır. Belirli durumlarda yani hukuki olaylarda da vergi alınıyor. Hukuki muamelelerde işlem kağıda döküldüğü anda vergi söz konusudur. Vergi hukukunda bir zaman aşımı durumu var.

 

Vergi matrahı: iki yöntem vardır. Ad valorem ve spesifik matrah.

 

Vergi muafiyeti: bir vergi yükümlüsü tarafından belirlenen kişice vergi doğuran olay meydana gelmiş olmakla birlikte yasadaki açıklık gereği vergi dışı tutulmasıdır.

 

Vergi istisnası: verginin konusu açıkça vergi dışı bırakılıyorsa. Emeklilerin emekli sandığından aldığı maaşın vergi dışı olması gibi. Burada bir vergi istisnası söz konusudur. Eğer evi varda emekli ev için vergi vermeye devam edecektir. Sadece maaş vergi dışı bırakılıyor.

 

Kişi muaf tutuluyorsa è vergi muafiyeti

Konusu vergi dışıysa è vergi istisnası.

Diplomatlarda karşılık prensibine dayalı bir muafiyet söz konusudur. Muafiyet ve istisnalar geçici ve sürekli olabilir. Veraset ve intikal vericileri 1999 yılı itibariyle 9 milyar üstü ve 1. dereceden akrabalarda vergili altı ise vergi dışı bırakılmıştır.

 

VERGİ TARİFESİ

Dar anlamda è kastedilen vergi oranıdır. Matrahın vergi olarak alınan kısmın yüzdesi. Vergi oranı bize ödenecek vergi miktarını verir. Ancak bu oran aynı zamanda kişilere ilişkin indirimleri de içerir.

Geniş anlamda è ödenecek vergi miktarının bulunması için uygulanan kurallar bütünüdür.

 

Tevzi vergi è devletin bir yıl önceden üstlenilen kamu hizmetlerini yerine getirmek için gerekli miktarı bazı kriterlere göre kişilere dağıtarak elde ettiği vergi. Artık dünyada uygulanmamaktadır. Köylerde salma usulü buna benzer. Orana dayalı vergi günümüzde geçerlidir. Vergi 4 gruba ayrılır.

  • sabit miktar : mekruh. Harç ve damgalarda. Belli bir orana dayanmaz. Kişiler bakımından farklılaştırma söz konusu değildir. Vergide adillik ilkesinden uzakta. Yararlanma vergilerinde ortaya çıkar.
  • Artan oran vergi

Miktar değiştikçe oranda artar. Bu artışta iki usul uygulanır. Bunlar sınıf usulü ve dilim usulüdür. Sınıf usulünde bir birim arttığında fazla oran uygulanacağından eşitsizlik ortaya çıkmaktadır. Bunu engellemek için dilim usulü ortaya çıkmıştır.

 

11 milyar için;         2      milyar                 % 20            400-

2 – 5      milyar                 % 25            750-

5 – 10    milyar                 % 30         1,500-

10 – 25    milyar                 % 35            350-

25 – 50    milyar                 % 40

50            milyar +             % 45

3 milyar vergi ödenir.

 

Gelir arttıkça uygulanacak vergi oranı da artar. Çok unsurlu artan oranda birden fazla unsur oranı etkiler. İntikal eden miras oranı ve akrabalık derecesi veraset intikal vergisinde birden çok unsura örnektirler.

  • azalan oran.

 

Vergi farkı è bizim sistemde vergi borcunu doğuran an verginin doğduğu andır.

 

Ortalama oran: artan oranlı bir vergi tarifesine göre ödenecek vergi miktarının bu                verginin hesaplandığı toplam matrah miktarıyla orantısıdır. Miktar büyüdükçe ortalama oran değişir, çünkü alınacak oranlar artmaktadır.

 

Tarife basamağı: matrahların karşısında yer alan oranların bulunduğu basamak.

 

Artma oranı: birbirini izleyen oranlar arasındaki fark bize artma oranını verir.

 

Yükseklik farkı: en küçük oranla en büyük oran arasındaki fark.

 

Uzunluk farkı: en küçük oranın karşısındaki matrah miktarı ile en büyük oran karşısındaki matrah miktarının arasında oluşan fark.

 

Marjinal oran: artan oranlı vergi dilimlerine göre matrah büyüdükçe vergi miktarında meydana gelen artışın matrahtaki artış miktarına oranıdır. Artan oranlı vergide her üst basamaktaki oran bize marjinal oranı verir.

 

 

 

 

 

Uzunluk farkı aynı kaldığında yükseklik farkı ne kadar büyük olursa bu durumda sert vergilendirme tarifesinden bahsedilir.

 

 

Yükseklik farkı aynı kalmak şartıyla uzunluk farkı ne kadar yüksek olursa artan oranlılık o kadar yumuşak bir seyir izler.

 

VERGİ YÜKÜ KAVRAMI

Vergi bireylerin malvarlığında bir azalma meydana getirir. Vergi yükü hiçbir zaman tam olarak hesaplanamaz.

Sübjektif vergi yükü: vergi ödeyerek kişinin uğradığı tatmin kaybı. Kişilerin dünya görüşleri devlete karşı duydukları güven farklı olduğundan sübjektif vergi yükünü ölçmek mümkün değildir.

 

Objektif vergi yükü: kişinin ödemiş olduğu verginin onun ödeme gücüne oranıdır.

 

Ödeme gücü: kamu malları göstergeleri gelir servet ve harcamadır. Toplam vergi gücü; vergi yükünün makro düzeyde ifadesidir. Devletin toplam vergi hasılatının milli gelir içindeki yeri.

 

Net vergi yükü: ödenen vergiler sonucu ortaya çıkan kamu hizmetlerinden ne oranda yararlanıldığıdır. Bunun hesabı neredeyse imkansızdır. Kamusal hizmetlerin ölçülebilir olması çok güçtür.

 

Reel vergi yükü: vergilerin çeşitli ekonomik değerler üzerindeki doğrudan ya da dolaylı değişimidir.

Bu kavramların çıkış noktalarını bilmek yeterlidir.

 

VERGİLEME İLKELERİ

Vergilerin konulmasında, türlerin oranlarının belirlenmesinde uyulması gereken prensiplerdir. Vergi bir toplumsal ihtiyacı tatmin amacını içinde barındırır. İlk önce mali ilkeler daha sonra iktisadi ilkeler açıklanır. Sosyal devlet anlayışının benimsenmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Son olarakta adalet ilkeleri söz konusudur.

 

  • adalet
  • kesinlik                        klasik liberal okulun ortaya attığı ilkeler. Adam smith.
  • uygunluk
  • iktisadilik

 

  • adalet: vergide kişilerin ödeme güçlerini, mali gücü ile orantılı olarak vergi ödeme ilkesidir.
  • Kesinlik: açıklık ilkesidir. Net şekilde verginin kanunda yer almasıdır.
  • Uygunluk: hem yükümlü hem de devlet tarafından en uygun zamanda en uygun şekilde alınmasıdır. Vergi uygulaması hiçbir zaman angaryaya dönüşmemelidir.
  • İktisadilik: verginin tahsili ya da tahsil için yapılan masraflar son derece düşük olmalıdır. Vergide verimlilik olaraktan adlandırılır.

 

GÜNÜMÜZDE GEÇERLİ VERGİ İLKELERİ

 

 

MALİ İLKELER                   İKTİSADİ İLKELER                                   ADALET İLKELERİ

 

Açıklık                                    tarafsızlık                                                           genellik

Genellik                                  iktisadi etkinlik                                    eşitlik

Uygunluk

Vergide etkinlik

Yatay                 dikey

 

Düşük maliyet

Yeterli gelir

Esneklik

 

Vergi usul kanununda vergiyi doğuran olay ahlaka kanuna aykırı olsa da vergi yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

 

MALİ İLKELER:

  • açıklık: kesinlik ilkesi ile paralellik gösteriyor. Net açık şekilde vergilerin ifadesi.
  • Genellik: devlet hizmetlerinden yararlanan herkesin vergi ödemesi.
  • Uygunluk: uygun zamanda uygun koşullar altında verginin alınması.
  • Etkinlik:

Düşük maliyet: verginin tahsil edilmesi sürecinde hem yükümlü hem de devletçe minimum harcama yapılması. Yükümlünün kendisine düşen vergiyi ödeme sürecinde basit işlemlerle vergiyi ödemesi, para ve zaman kaybının önlenmesi.

Yeterli gelir: verginin toplanması için katlanılan maliyetle verginin getirdiği geliri arasında bir kıyas yapılır. Maliyet ile gelir arası ilişki. Sistemde yer alan vergi geniş istisna ve muafiyetlerle sistem dışı tutuluyorsa o verginin yeterli gelir ilkesine ters düştüğü kanıtlanır.

Esneklik: verginin ekonomik koşulardaki değişmelere uygun gelişme sağlaması.

 

 

İKTİSADİ İLKELER:

  • Tarafsızlık: sistemdeki vergilerin hiçbir suretle ekonomik kararlar üzerinde etki etmemesi. Ancak bu tarihsel gelişimle araştırıldığında vergilerin iktisadi kararlar üzerinde etki etmeme ilkesinde sapmaların kamu otoritesinin siyasi tercihlerine göre olduğu görülür.
  • İktisadi etkinlik: vergi sisteminin içinde bulunulan ekonomik sisteme etkisi.

 

ADALET İLKELERİ:

Hangi kriterlerin esas alınacağı hususu. Adalet vergilendirmede % 100 olarak ancak bir ideal olabilir. Adalet kavramı üzerinde birleşilememesi, toplumsal faaliyetlerin olmasıyla yetki çatışmalarına rastlanılmasıyla oluşur. İktisadi anlamda kurumlar vergisi çifte vergilendirme olabilir ancak hukuksal anlamda böyle bir tanımlama geçerli değildir. Bugün adalet konusunda gelinen nokta:

  • genellik: ülkede yaşayan herkesin vergi vermesi. Bu anayasanın 73. maddesinde de belirtilmiştir.
  • Eşitlik:

Yatay è fertlerin eşit durumda olanlarının aynı şekilde vergilendirilmesi.

Dikey è farklı durumlarda olanların farklılıkları dikkate alınarak vergileme yapılması. Hukuki çerçevede sosyal devlet ilkesiyle bağdaşır.

 

Ekonomik güç maddi güç ödeme gücü

Ekonomik gücü yada mali gücü olan kişinin ödeme gücü olmayabilir. Mali ve ekonomik güç kavramları üzerindeki tartışmalar sürmekte olup kavramlar her zaman birbirleriyle örtüşmemektedir. Servet gelirin biriktirilmiş şeklidir. Harcama gelirin ve servetin elden çıkarılmasıdır.

Ödeme gücünü gerçekleştiren araçlar:

  1. en az geçim: kişilerin yaşamlarını sürdürmesi için gerekli gelir miktarının vergi dışı bırakılmasıdır. B u gerekli miktar nasıl belirlenmesi sorunu ise kişinin fiziki ve sosyal varlığının devamı için gereken minimum değerdir.
  2. Ayırma: gelir türleri arasında bir farklılaştırma. Emek gelirleri ile sermaye gelirlerine göre daha az vergilendirilmeli gibi… en az geçim ülkedeki tüm insanlara uygulanmak zorunda. Ayırma kuramında emek ve sermaye gelirlerinde bir farklılaştırılmaya gidilmektedir.

 

En az geçim indirimi eleştirilere maruz kalmıştır. Gelişmemiş ülkelerde hazinenin ciddi anlamda gelir kaybına uğramasına neden olmaktadır. Kişilerin fiziki varlığını sürdürmesi için gereken hiçbir şey vergilendirilemez. Artan oranlı vergilendirmede bir ülkede vergi matrahı arttıkça yüksek vergi oranlarını da getireceğinden ülkede yapılacak büyük yatırımların azalmasına yatırım kararlarının etkilenmesine neden olur.

 

Ayırma kuramında gelir türleri arasında yapılan bu farklılaştırma sübjektif kriterlere dayanır. Oysa bu sübjektif kriterlerin belirlenmesi zordur. Emek gelirleri olsa olsa politik yaklaşımlara araç olmakta ve vergi gelirlerinde bir azalmaya sebebiyet vermektedir.

VERGİLERİN TASNİFİ

 

Bu noktadan itibaren Türk vergi sisteminin analizine başlanıyor. Bunların kategorize edilmesinin nedeni vergilerin adil, şahsi, yarı şahsi, etkileri konusunda bir takım saptamalar yapabilmek için gereklidir.

 

Nisbi vergi: matrahın belli bir yüzdede alındığı.

Fevzi vergi: toplun gereksinim duyduğu harcamalar belirlenip herkese dağıtılması. Bizde sadece salma uygulaması vardır.

 

Nakdi vergi: verginin ödenmesinin para olarak yapılması

Ayni vergi: günümüzde yok eski zamanlarda ise yol vergisi, ya da 2.dünya savasında TMO’nun uyguladığı toprak vergisi.

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ

[wp_ad_camp_5]

sonraki sayfadan devam ediniz