in

Genel İşletme

 

  • İnsan Kaynakları Yönetimi Fonksiyonunun Görevleri :

İnsan kaynakları yönetimi, işlevleri bir bütün altında ve sistem yaklaşımı ile yerine getirmektedir.

  • İş analizi yapar
  • İnsan gücü ihtiyacını saptar,
  • işe alma plan ve politikalarını belirler
  • kadrolama

yapar

  • Gerek işletme içi ve gerekse işletme dışı insan gücü kaynaklarını inceleyerek işe girebilecekleri bulur, seçer ve işe alır.• İşletme içi ve işletme dışı kurslar ve hizmet içi eğitim seminerleri düzenlemek ve gerektiğinde çeşitli okullar, enstitüler veya araştırma kurumlarından yardım almak yoluyla eğitim faaliyetlerini gerçekleştirir • İşe alınan personelin işe alıştırılmasını sağlar • Maaş ve ücretlerin yönetimine ilişkin işleri yürütür ve iş değerlemesi yapar • Başarı değerlemesi işlevini yerine getirir • Personeli özendirme çalışmalarında bulunarak başarılı iş gören ve yöneticilerin ödüllendirilmesini sağlar • İşgörenin işten ayrılması, emeklilik, izin vb. işlemlerini yürütür • İşgören örgütleriyle, işçi sendikalarıyla, sosyal güvenlik kurumları, Çalışma Bakanlığı, sosyal faaliyet örgütleri vb. kurum ve kuruluşlarla ilişki içinde bulunup yeni yapılanmaları izler.
    • İnsan Kaynakları Planlaması

İnsan kaynağı planlaması, işletmenin gelecek dönemlerde ihtiyaç duyacağı insan kaynağının belirlenmesi ve bu ihtiyacın nasıl karşılanacağının saptanması sürecidir. İnsan kaynakları planlamasının yetersiz yapılması, işletme faaliyetleri yerine getirilirken insan kaynağı ihtiyacının ortaya çıkması ve dolayısıyla faaliyetlerin aksaması ve talebin karşılanamaması sonucu pazar payı kaybedilmesi ile sonuçlanabilir   Geliştirilen işletme planları sonucu gelecekte gerçekleştirilecek faaliyetler ortaya konmaktadır. Bu faaliyetler için gerekli olan işgücünün talep ve arzının tahmin edilmesi planlamanın ilk aşamasıdır. Tahmin, işgücüne ilişkin talep tahmini ile başlar. Gelecek dönemlerde ne kadar işgücü gerekli olacağı tahmin edilir. Bu tahmin yapıldıktan sonra gerekli olan işgücünün arzı belirlenmeye çalışılacaktır. Söz konusu iş gücünün nerelerden, ne miktarda ve nasıl bulunacağı belirlenir.

İnsan kaynağı planlamasının sonraki aşaması iş analizidir. İş analizi, işletmede yerine getirilen işlerin nasıl yapılması gerektiğinin belirlenmesi sürecidir. Bu süreç içinde işin amacı, işin özellikleri, bu işin yapılması için gerekli olan nitelikler, nasıl yerine getirileceği gibi sorulara yanıt aranmaktadır. İş analizi yapılırken, iş tanımlamaları ve iş şartnameleri hazırlanır. İş tanımlaması, bir işin doğru bir şekilde yapılabilmesi için ne yapılması gerektiğinin, hangi şartlarda ve nasıl yapılması gerektiğinin belirlendiği süreçtir. İş şartnamesi, işletme içinde belli bir işi yapacak olan işgörende bulunması gereken öğrenim, iş tecrübesi, iş becerisi gibi özelliklerin belirlenmesi sürecidir. İş analizi süreci de bittikten sonra işe alma süreci başlar.

  • MUHASEBE FONKSİYONU

Tamamen veya kısmen mali karakterdeki ve para ile ifade edilebilen işlemlere ait anlamlı ve güvenilir bilgileri sağlayacak şekilde verilerin ilgili kaynaklardan toplanmasına, doğruluklarının saptanmasına, kaydedilmesine, tasnif edilmesine, raporlar halinde sunulmasına, analiz ve yorumlanmasına muhasebe adı verilir. Tanımın birinci kısmına göre muhasebenin temel fonksiyonu, para ile ifade edilen işletme faaliyetleri için sistematik bir kayıt tutmaktır. Tanımın ikinci ve üçüncü kısımları ise kaydedilen verilerin tasnif edilmesi ve rapor halinde sunulması fonksiyonlarını kapsamına alır. Gerçekte muhasebe yukarıda sayılan üç unsurdan çok daha kapsamlıdır. Muhasebenin asıl amacı, yaratılan bilgi ve verilerin kullanılmasıdır. Analiz ve yorumlama olarak tanımlanan bu aşama, muhasebe tanımının dördüncü kısmını meydana getirir (Tatar,1992)

  • Muhasebe Sistemleri :

Muhasebenin temel prensipleri hiçbir yerde değişmemekle birlikte değişik konularda faaliyet gösteren işletmelerde birbirinden farklı işlemler yapıldığı için bu işlemleri kaydetmek için farklı muhasebe çeşitleri geliştirilmiştir. Faaliyet konuları bakımından belli başlı muhasebe çeşitlerini şu şekilde sıralamak mümkündür (Ertürk, 2000) • Genel muhasebe • Maliyet muhasebesi   • Banka muhasebesi • Sigorta muhasebesi • İnşaat muhasebesi • Otelcilik ve turizm muhasebesi • Ulaştırma muhasebesi • Şirketler muhasebesi • Yönetim muhasebesi • Devlet muhasebesi • Ortaklar muhasebesi

  • HALKLA İLİŞKİLER FONKSİYONU

Halkla ilişkiler, özel yada tüzel kişilerin belirlenmiş kitlelerle dürüst ve sağlam bağlar kurup geliştirerek onları olumlu inanç ve eylemlere yöneltmesi, tepkileri değerlendirerek tutumuna yön vermesi, böylece karşılıklı yarar sağlayan ilişkiler sürdürme yolundaki planlı çalışmaları kapsayan bir yöneticilik sanatıdır (Ertürk, 2000) Halkla ilişkiler fonksiyonunun özellikleri ve amaçları aşağıdaki gibi sıralanabilir (Can ve diğerleri, 2003): • Halkla ilişkiler, karşılıklı yarar sağlayıcı çabalara dayanmaktadır. Halka ilişkiler sonucu halka bazı bilgiler aktaran firma zamanla toplumdaki imajını olumlu yönde etkileyebilecektir • Halkla ilişkilere başvuran kişi yada kuruluşun sağladığı en önemli yararlar, karşı tarafın anlayışını, desteğini ve ilgisini kazanarak olumsuz gelişmeleri azaltmak ve yok etmektir . • Halkla ilişkiler faaliyetlerinin başarıya ulaşması için düzenli, programlı ve sürekli olarak yapılması gerekir • Halkla ilişkiler faaliyetleri sonucunda bir etkileşim yaratılmak istenmektedir

  • Halkla İlişkiler Fonksiyonunun Amaçları:
  • Halkla ilişkiler yoluyla işletme ile doğrudan veya dolaylı ilgili tüm halk kesimlerine işletme ve faaliyetleri hakkında gerekli tüm bilgileri vererek onları aydınlatmak.
  • Halk arasında işletme çalışanları ve yöneticileri hakkında var olan olumlu düşüncelerin daha da güçlenmesine çalışarak sevgi ve hoşgörü ortamının devamını sağlamak.
  • Halkın, işletme ile olan ilişkilerinde sunulan mal ve hizmetlerden yararlanmada en iyi ve çabuk yolların öğretilmesine çalışmak.
  • Halkın arzu, düşünce ve sıkıntılarının saptanması yoluyla düzeltici önlemleri almak.
  • Yasal ve benzeri düzenlemelerle getirilmiş olan kurallar ve yeni uygulama biçimlerini halk kesimlerine duyurmak.
  • Halka, işletmeye ve çalışanlara faaliyetlerinde nasıl yardımcı ve destek olabileceklerini anlatmak.

İşletmeler sergi, fuar, çeşitli medya organlarındaki ilanlar, kültürel ve sportif olaylar, turnuvalar ve sponsorluk gibi araçlarla halka ilişkiler faaliyetlerini yerine getirmektedirler.

  • ARAŞTIRMA GELİŞTİRME(AR-GE) FONKSİYONU

Günümüzde artık Ar-Ge fonksiyonun önemi birçok işletme tarafında anlaşılmaya başlanmıştır. Çünkü yoğun rekabetin yaşandığı bir ortamda yapılan çeşitli araştırmalar sonucu elde edilen teknolojik buluş, yenilik ve geliştirmeler işletmelere rekabet avantajı sağlayarak karlılıklılarını artırmalarını sağlamaktadır. Ar-Ge, genel bir biçimde bilimsel ve teknik bilginin yeni uygulamalarda kullanımı olarak tanımlanabilir. Ar-Ge’nin iki temel unsurundan birincisi olan araştırma temel araştırma ve uygulamalı araştırma olmak üzere iki türe ayrılır. Temel araştırma, geniş ölçüde araştırmacının ilgi alanına kişisel arzusuna bağlı olup daha çok bilimsel amaçla yapılan araştırmadır. Uygulamalı araştırma, işletmelerin özellikle endüstri işletmelerinin büyük önem verdikleri ve gerçekleştirdikleri araştırma türüdür.

Burada tüm bilimsel çalışmalardan, temel araştırmalardan yararlanarak belirli ticari amaçlara yönelik olarak mamuller ve üretim süreçleri üzerinde yeni bilimsel ve teknik bilgi elde edilmesine yol açan araştırma söz konusudur. Uygulamalı araştırma ticari amaçlı bir çalışma söz konusu olduğundan elde ettiği sonuçlar patent konusu olabilmekte, böylece ulaştığı teknolojik yenilik uzunca bir süre ulusal ve uluslararası düzeyde yasal korunma hakkı elde etmektedir. Ar-Ge’nin diğer unsuru olan geliştirme ise, temel ve uygulamalı araştırma sonuçlarını, yani bilinenleri kullanmayı ve uygulamada daha iyi sonuçlar almayı amaçlar. Diğer bir deyişle, geliştirme çalışmalarında yeni bir buluş söz konusu değildir. Sadece her iki tür araştırma sonuçlarının malzemeler, mamuller, sistemler, üretim süreçleri ve hizmetlere dönüştürülmesi yolundaki faaliyetleri kapsar. Böylece geliştirme faaliyetleri araştırma faaliyetleri ile üretim faaliyetleri arasında köprü görevini yerine getirir.

  1. İŞLETME VE ÇEVRESİ

İşletmeler ekonomik sistem içerisindeki belli bir sektöre bağlı olarak faaliyette bulunurlar. Faaliyetlerin sürdürülmesi sırasında, ekonomik sistem özellikleri ve sektörel çevre unsurları ile karşılıklı etkileşim içindedirler. Çevre unsurları, çeşitli kaynaklarda, çıkar grupları olarak da nitelenmektedir. İşletmelerin izleyecekleri politikalar, içinde bulundukları çevrenin koşullarına uygun olmalıdır.

İşletmelerin çevresini oluşturan gruplarla ilişkisi, onların beklentilerini karşılama ve faaliyetleri yoluyla onları etkileme biçiminde ortaya çıkar. Her işletme çevresindeki kişi veya kurumlara karşı sorumludur. Bu sorumluluğun gereği olarak bu kişilerin gereksinmelerini karşılamak zorundadır: Talep edilen mal ve hizmetleri üretmek, bunları talep edilen yerde (yer faydası yaratmak) ve talep edilen zamanda (zaman faydası yaratmak) sunmak, yasalara uymak, ekonomiye dinamizm katmak, istihdam yaratmak gibi.İlişkinin bu yönü, işletmenin çevreden etkilenmesini ifade eder. Buna karşılık, çevre unsurları da işletmelerin faaliyetlerinden ve uygulamalarından etkilenir: Yeni ürünleri kullanma alışkanlığı edinme, işletmelerarası rekabetin sonuçlarına katlanma gibi. İşletmelerle çevre unsurları arasındaki etkileşim, ilişkinin niteliğine göre farklılık gösterir. Aşağıda işletmeleri çevreleyen unsurların özelliklerini ve karşılıklı ilişkileri açıklayacağız.

Şekil 2. 3′de işletmelerin çevre ilişkileri iç ve dış çevre olarak ayrılmıştır. İç çevre unsurları, işletmeyi doğrudan etkileyen ve karşılığında işletme faaliyetlerinden doğrudan etkilenen unsurlardır. Yöneticiler, işletmenin iç çevresini, kararları ile doğrudan etkileme, şekillendirme ya da değiştirilebilme yetkisine sahiptir. İşletmelerin iç çevresinde yer alan temel unsurlar; sermaye sahipleri, yöneticiler, yönetilenler yani çalışanlar ve onlardan kaynaklanan yönetim biçimi ya da örgüt kültürüdür. İç çevrede yer alanların, işletmeye sağladığı katkıları karşılığında işletmeden beklentileri vardır.

Sermaye sahipleri, işletmenin özvarlığını sağlayan kişilerdir. Sermaye sahiplerinin öncelikle beklentisi kâr elde etmektir. İşletmenin geleceğinin güvence altına alınması, pazar payının arttırılması, yani yatırımlara girişmek, güç sahibi olmak ya da prestij kazanmak, sermaye sahiplerinin beklentileri arasındadır. Bu kişilerin işletmeye bağlılığı, beklentilerinin karşılanmasına bağlıdır.

İşletmelerde iç çevreyi oluşturan bir başka grup yönetici ve yönetilenlerin oluşturduğu personeldir. Bu grup, işletmenin amaçlarına ulaşması için düşünsel ve fiziksel çaba gösterir. Buna karşılık, en alt basamaktan tepe yönetime kadar personelin yani çalışanların birbiri ile örtüşen veya farklı beklentileri vardır. Doyurucu bir ücret daha iyi çalışma koşulları, sosyal ortam, gelecek güvencesi, yükselme olanakları, ödüllendirilme vb. unsurlar çalışanların işletmeden başlıca beklentileridir. Kalkınmışlık ve refah düzeyi yüksek olan ülkelerde;cinsiyet ayırımı gözetilmemesi, kreş ya da çocuk bakımı gibi konular da çalışanların temel beklentileri arasındadır. İşletmenin amaçlarına etkin biçimde katkı sağlanabilmesi, personelin beklentilerine karşılık verme düzeyi ile yakından bağlantılıdır.

İşletmelerin dış çevresinde; devlet ve yasalar, tüketiciler, toplum yapısı ve kültürü, rakipler, tedarikçi işletmeler, diğer işletmeler, fiziksel (doğal) çevre koşulları yer alır. Dış çevre unsurlarını; yasal-siyasal çevre, toplumsal ve kültürel çevre, ekonomik çevre ve fiziksel çevre olarak da gruplandırabiliriz. Uluslararası faaliyetleri olan işletmeler yukarıda sayılanlar dışında, uluslararası çevre koşulları ile çevrelenmiştir.

Devletin uygulamaları ve yasalar, işletmeleri çevreleyen önemli bir unsurdur. İşletmelerin faaliyetleri, yasaların çizdiği haklar ve sorumluluklar çerçevesinde sürdürülür. Devlet ile birey arasındaki ilişkileri düzenleyen anayasa, iş hukuku, idare hukuku işletmelerle bireyler arasındaki ilişkileri düzenleyen ticaret, borçlar. icra iflas hukuku işletmelerin sorumlulukları ile ilgili kuralları içerir: Çalışanların haklarının verilmesi, vergi vermek, iş güvenliğinin sağlanması vb. gibi. İşletmeler, yasal düzenlemelere uygun faaliyet göstermenin karşılığında devletin sağladığı çeşitli haklardan yararlanır; yatırım indirimi ya da vergi teşvikinden yararlanma, kredi olanakları vb. . gibi.

Tüketiciler, işletmelerin varlığını sürdürebilmesinde önemli bir etkendir. İşletmeler öncelikle hedef kitlenin ve genel olarak tüketicilerin beklentilerine karşılık vermek zorundadır. Mal ve hizmetlerin tüketicilerin tercih ettiği kalitede, zamanda, yerde ve onların ödeyebileceği fiyat üzerinden sunulması, pazarda pay edinmenin ve başarmanın ön koşuludur. Günümüzde tüketiciler, toplum için üretim yapan işletmeleri, üretim için üretim yapanlardan ayırma bilincine ulaşmıştır. Artık, tüketiciye gereksinme duyduğu ürünleri ulaştırmak tek başına yeterli değildir. Tüketici, kendi çıkarlarını gözetip, kendisine hem ürün özellikleri hem de servis açısından kalite sunan işletmelere yönelmektedir.

Bunların dışında, doğal çevrenin korunması, diğer işletmelerle ılımlı ilişkiler içinde olması, devlete karşı yükümlülüklerini yerine getirmesi tüketicilerin işletmelerde aradığı özelliklerdir. Tüketicilerin beklenti ve istekleri, toplumsal değerler, yaşam biçimi, gelenek ve inançlardan büyük ölçüde etkilenir. Özellikle uluslararası faaliyetleri olan işletmelerin; ürünlerini tasarlayıp, hazır hale getirip, pazara sunmadan önce toplum yapısını ve kültürünü iyi tanıması gerekir. Pazar araştırması, tüketici beklentilerine ve rakip işletmelerin uygulamalarına yönelik araştırmalar işletmelere, bu konuda gereksinme duydukları bilgileri sağlar.

Toplumsal çevreden, bir toplumun işletmelere bakış açısı, onlara ilişkin görüşleri anlaşılır. İşletmeyi kuşatan ve işletme ile doğrudan ya da dolaylı ilişkisi olan insanların demografik ve kültürel özellikleri toplumsal çevreyi belirler. Toplumu oluşturan bireylerin çoğunluğunca benimsenen kültürel değerler, o toplumun yaşam biçimini belirler. Yeme içme, eğlenme, barınma, çalışma, sağlık, iş ahlakı, çevrenin korunması gibi kavramlara ilişkin görüş ve davranışlar toplumsal kültürü oluşturur. İşletmeler toplumun yaşam biçimini, alışkanlıklarına, değerlerine uygun bir üretim ve faaliyet ortamı gerçekleştirmekle yükümlüdür.

Tüketici Hakları; İşletmelerin karar ve politikalarında, tüketicilerin istek ve gereksinimlerini dikkate almasını öngören bir kamuoyu hareketi olarak yaygınlaşmıştır. ABD Başkanlarından J.F. Kennedy, tüketici haklarını; bilgilenme, seçim yapma, güvenlik ve sesini duyurabilme olarak sıralamıştır. Bu konunun önemini kavramış olan işletmeler, tüketici şikayetlerini alabilmek için özel bir çaba gösterirler. Tüketicilerin örgütlenebildiği ülkelerde, tüketicilerin hakları yasalar yoluyla korunmaya çalışılır. Ülkemizde, Tüketicilerin Korunması Kanunu da bu amaca yöneliktir.

Rakipler, işletmelerin dikkatle izlenmesi gereken önemli bir başka dış çevre unsurudur. Rakipler, Pepsicola ve Coca-Cola örneğinde olduğu gibi aynı faaliyet dalında aynı hedef kitleye ürün sunan işletmelerdir. Rekabet; ürünün özelliği, satış koşulları, dağıtım, satış çabaları ya da diğer yan hizmetlerle ilgili olabilir. İşletmeler için rekabet üstünlüğü, bu ve benzeri konularda rakiplerden daha iyi olmak ya da farklı olmak demektir. Bunu sağlayabilmek için işletmeler, içinde bulunduğu sektörün genel yapısı yanı sıra; rakiplerin ürün, fiyat, satış, insan kaynakları politikalarını öğrenmeye çalışmalıdır. Ancak, rakip işletmelerin uygulamalarını aynen almak yerine, bunlar işletmenin kendi yapısına ve gereksinimlerine uyarlanmalıdır. Rakip durumunda olan işletmeler işbirliği içinde de olabilir. Çıkarları gereği anlaşarak, ilerideki ünitelerde açıklanacak olan kartel, tröst, konsorsiyum ya da holding gibi birleşmelere gidilebilir. Bu birleşmeler sayesinde işletmeler arasında finansal, teknolojik, örgütsel ya da hukuki anlaşmalar gerçekleşir. İşletmelerin bu noktadaki en büyük sorumluluğu, karşılıklı olarak yapılan anlaşma kurallarına ve etik ilkelere uygun davranmaktır.

İşletmelerin dış çevre unsurlarından bir başkası tedarikçilerdir. Tedarikçiler, işletmelere, üretim faaliyetleri için gerekli olan mal ve hizmetleri sağlarlar. Teknik donanım, ara mallar, işgücü, dağıtım, taşımacılık ve benzeri konularda katkı sağlayan bu kuruluşlarla olumlu ilişkiler içinde olunması, işletmelerin faaliyetlerinin aksamadan sürdürülmesinde önemli rol oynar. Ucuz, kalite standartlarına ve işletmenin beklentilerine uygun hizmet alabilmek için, tedarikçilerin çıkarlarının gözetilmesi önem kazanır.

Diğer işletmeler içinde, işletmeye kredi veren bankalar, finans kuruluşları da önemli yer tutar. Bu kurumlarla olumlu ilişkiler içinde olunması, işletmelerin parasal kaynak bulmasını kolaylaştırır. İşletmelerin bunlara karşı olan yükümlülüklerini zamanında yerine getirmesi, parasal gereksinmelerinin her seferinde herhangi bir engel olmaksızın karşılanmasını sağlar.

Fiziksel çevre, genel anlamda yeryüzündeki doğal kaynaklardır. Bunlar, toprak, hava, su ve iklimdir. Bütün işletmeler çeşitli derecelerde bu kaynaklara bağımlıdır. İşletmelerin mallarını üretmek için kullandığı kaynakların çoğu fiziksel çevreden sağlanır. Bu kaynakların kullanımı, ekonomik yapıyla, hükümetlerin tutumuyla ve toplumun duyarlılığı ile yakından ilgilidir. Doğal kaynakların bilinçsizce kullanılıp yok edilmesi ve kullanımındaki çıkar ilişkileri işletmeler için de önemli sorunlar yaratır.

İşletmelerin, çevre unsurlarını ve bunların özelliklerini tanıması ne gibi yararlar sağlar?

Genç girişimciler örneğinde, işletmenin iç veya dış çevresinin fazla önemsenmediği sonucuna varıyoruz. Ortakların önemsediği tek konu, maliyetler ve kâr elde edilip edilemeyeceğidir. Teknik konularda, pazarın yapısı ve rakipleri hakkında ön araştırma yapılmamıştır. Hedef kitle tam olarak belirlenmediği için, önemli bir başka çevre unsuru olan radyo dinleyicileri ve bunlara bağlı olarak reklam verecek kesimin özellikleri de bilinmemektedir. Sonuçta, reklam gelirleri beklenenin çok altında gerçekleşmiştir.

Çevre unsurları, çıkar gruplarıdır.

3.1-İÇ ÇEVRE UNSURLARI;

A- Sermaye Sahipleri , İşletmenin öz varlığını sağlayan kişilerdir. Beklentileri kar elde etmektir.

B- Yöneticiler,

C- Çalışanlar, Yönetici ve çalışanlar fiziksel ve düşünsel çaba sarf ederler. İyi çalışma koşulları, ücret ve ödüllendirme beklerler.

3.2-DIŞ ÇEVRE UNSURLARI

A- Devletin Uygulamaları ve Yasalar, Devlet ile birey arasındaki ilişkileri düzenleyen anayasa, iş hukuku, idare hukuku, ticaret hukuku, borçlar hukuku, icra-iflas hukuku sorumluluklarla ilgili şu kuralları içerir. Çalışanların hakları, vergi vermek, iş güvenliği gibi.

B- Tüketiciler, İşletmeler öncelikle hedef kitle olan tüketicilerin beklentilerine cevap vermek zorundadırlar. Pazarda pay edinmenin yolu kaliteli ve uygun fiyatlı mal sunumudur.

C- Toplumsal Çevre,
Toplumun kültürel, demografik özellikleri, yaşam biçimi, yeme-içme alışkanlıkları gibi

D- Rakipler,
Aynı faaliyet dalında aynı hedef kitleye ürün sunan işletmelerdir. İşletmeler rakiplerinin ürün, fiyat, satış, insan kaynakları politikalarını öğrenmeye çalışmalıdır.

E- Tedarikçiler
, İşletmelere üretim faaliyetleri için mal ve hizmetleri sağlarlar. Tedarikçilerle iyi ilişkilerde bulunmak faaliyetlerin aksamamasını sağlar.

F- Diğer İşletmeler,
İşletmeye kredi veren bankalar, finans kuruluşlarıdır.

G- Fiziksel Çevre, Yeryüzündeki doğal kaynaklardır. Toprak, hava, su ve iklim

4.İŞLETME KURULUŞU

4.1. İşletmelerin kurulma nedenleri:

  • Bağımsız çalışma isteği
  • Miras yoluyla işletme sahipliği
  • Yeni bir buluş veya fikri pazara sunma arzusu
  • Başka fırsatların yokluğu
  • Toplumsal itibar sağlama
  • Kazanç sağlama ve ülke ekonomisine katkıda bulunma

4.2. Kesin yatırım kararı almadan önce yapılacaklar:

4.2.1. Pazar Araştırması

   Hedeflenen pazar ile ilgili bilgilerin doğru elde edilmesini, tasnifini, analizini ve yorumunu içeren tarafsız çalışmadır. Bu araştırmanın verileri iki türdür : Birincil ve İkincil veriler.

            Pazar araştırmasının sağladığı yararlar :

  • Tüketicilerin ürün ve hizmet düzeyinden beklentileri
  • Tüketici gelir düzeyi, yaş ve cinsiyete bağlı satın alma davranışları
  • Yatırım tutarı ve ürün birim maliyeti
  • Rakip va aracı kuruluşlar hakkında bilgi

4.2.2. Proji yatırım düşüncesinin oluşturulması

            Yatırım konusundaki alternatifler gözden geçirilerek bunlardan en ekonomik olanla işletmecilik faaliyetlerine başlanır.

İşletme açısından yatırım, ileride gelir sağlamak amacıyla yapılan her türlü yatırım harcamasıdır.

4..3. Kuruluş aşamaları

  1. Fizibilite Raporu

1.Ekonomik Etüd

  1. Pazar araştırması ve talep tahmini
  2. İşletme büyüklüğünün ve kapasitesinin belirlenmesi
  3. İşletmenin kuruluş yerinin seçimi
  4. Teknik Etüd
    1. İşletmenin kurulacağı arazinin seçimi
    2. Üretimde kullanılacak teknolojinin seçimi
    3. Kullanılacak makinelerin etüdü ve seçimi
    4. Hammadde ve yardımcı malzemelerin etüd ve seçimi
    5. Kullanılacak enerji türünün seçimi
  5. Finansal Etüd
    1. Yatırım tutarının hesaplanması
    2. İşletmenin gelir ve gider tahminlerinin yapılması
    3. Finansal kaynakların hesaplanması
    4. İşletmenin karlılık durumuyla ilgili analizler
  6. Hukuki Etüd
    1. İşletmenin hukuki yapısının seçimi
    2. Kuruluş ve üretim için gerekli izinlerin alınması için gereken yasal koşulların belirlenmesi
  7. Yatırım Kararı
  8. Kesin Proje
  9. Yatırım
  10. Üretime Geçiş

4.4. Kuruluş Yeri seçimi

  • Kuruluş yeri: işletmenin üzerinde kurulacağı, yaşamı boyunca çalışmalarını sürdüreceği yerdir.
  • İşletme stratejisi saptanırken, firma ne tür bir mal veya hizmet sunacağını ve hangi pazarın içinde rekabet edeceğini belirlemiştir.
  • Ürün ve süreç tasarımı kararlarından sonra sıra kuruluş yerinin seçimine gelir.
  • Kuruluş yeri seçimi uzun dönemli, stratejik kararlardandır. Uzun dönemli bir yatırım kararı olduğundan değiştirilmesi güç ve maliyetlidir.

Ancak yine de dinamik bir karardır.

Kuruluş yeri kararı; girdileri temin etme, üretim ve dağıtım maliyetlerini etkiler, dolayısıyla verimliliği etkiler.

  • Kuruluş yeri, görüldüğü gibi, sabit maliyetleri, ve de değişken maliyetleri etkiler. Aynı zamanda gelir üzerinde de etkisi vardır.
  • Örneğin ürün ve üretim tipine göre veya hizmet verilen yere göre ulaştırma maliyetleri (hammaddenin gelmesi ve tamamlanmış ürünün dağıtımı) satış fiyatının %25 ini oluşturabilir. Ulaştırma bunlardan sadece biridir. Ücretler, vergiler, kiralar, hammadde maliyeti vs….

Kuruluş yeri kararının, kapasite ve taleptahmini ile birlikte verilmesi gerekir.

  • Özellikle hizmet işletmelerinde kuruluş yeri, talebi belirler. Kapasite ise talebe göre belirlenir. Bu nedenle kararların bir arada alınması gerekir.

Kuruluş yeri kararı sadece yeni kurulacak işletmelerde değil, bir tesisi kapatıp yeni bir yerde açma, tesis genişletme,yeni ürün üretme, işletmeye yeni bir bölüm ekleme gibi kararlarda da söz konusudur.

  • Normalde periyodik olarak yer seçimi kararı gözden geçirilmelidir.

Tesis yeri seçimi aşağıda belirtilen nedenlerden dolayı oluşabilir:

  • Yeni bir tesis kurulması
  • Yeni bir alana veya binaya taşınılması,
  • Yeni ürün tasarımları veya mevcut ürünlerdeki önemli tasarım ve yönetim değişiklikleri, teknolojik yenilemeler,
  • Bazı ürün üretimlerinden vazgeçilmesi,
  • Yeni makine alımları,
  • Ergonomik koşullardaki olumsuzluklar,
  • Çevre koruma etmenlerinden kaynaklanan zorlamalar,
  • Malzeme taşımalarının maliyetlerde ki etkisi,
  • Ürün ve üretim kalite spesifikasyonlarının sağlanabilmesi.

Endüstriyel kuruluş yeri seçimi analizinde maliyetleri:

1.Girdi sağlama maliyetleri: hammadde, işgücü, enerji, doğal

kaynaklar vs..

2.Ürünün üretilmesi maliyeti: dönüştürme

3.Tüketiciye ulaştırma maliyetleri olarak grupland giderlerine, işgücü ve hammaddenin yeterli karşılanamamasına, rekabetsel ve finansal kayıplara yol açar.

 

En iyi yer işletme tipine göre değişir :

Endüstri işletmeleri : maliyeti minimize edecek yeri, Hizmet işletmeleri   : karı maksimize edecek yeri seçmeye çalışırlar.

  • Endüstri işletmeleri maliyete odaklanarak

maliyetleri düşürecek bir yeri, hizmet işletmeleri

ise gelire odaklanarak, satılacak miktarı

artıracak yeri belirlemeye çalışırlar.

  • Sonuçta yararları maksimize edecek yeri ararlar.

4.4.1. Kuruluş Yerinin Seçimini Etkileyen Faktörler

Kuruluş yerinin seçimini etkileyen faktörler hem çok karmaşıktır , hem de birbirleriyle yakından ilgilidir. Belli bir yerde yapılan üretim veya pazarlama faaliyetine üstünlük sağlayan(özellikle maliyet üstünlükleri sağlayan) her şey kuruluş yeri faktörü olarak nitelendirilebilir. Seçimi etkileyen faktörler dikkate alınırken hammadde tedariği ile ürün satışı lojistiği ve ulaştırma maliyetleri hesaplanmakta ve üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve işletmenin rekabet üstünlüğünün artırılması ve karlılığının yükseltilmesi amaçlanmaktadır.

  • İşletmelerin, üretim konusuna göre kuruluş yeri seçiminde bazı faktörlerin baskın rol oynadığı gözlenmektedir.

Maden işletmeleri:doğal kaynakların çıktığı yere bağlı iken,

tarım üretimi ile ilgili işletmeler:iklim ve coğrafyayı,

KOBİ’ler : pazarı,

Büyük kuruluşlar: yan sanayileri daha çok dikkate almaktadırlar.

Kuruluş yerinin seçimini etkileyen faktörleri 4 grupta toplayabiliriz :

  • 1.Ekonomik Faktörler : Hammadde, enerji, işçilik,ulaştırma olanakları, arazi ve inşaat maliyetleri, pazara yakınlık, işgören sağlam kolaylıkları, altyapı ve hizmetlerin varlığı
  • 2.Doğal Faktörler : İklim ve arazinin durumu, arazi yapısı, yüksekliği,ısı farklılıkları, yerin deprem kuşağında olup olmaması,nemlilik derecesi, hatta rüzgar durumu, karar vermede etkindir.
  • 3.Sosyal Faktörler: Gürültü,hava kirliliği veya suya zarar vereceği gerekçesi ile toplumun direnişi, işletmenin yerinin seçimini etkileyebilir. Toplumun sağlığını, şehirlerin kuruluşunu ve gelişmelerini göz önüne tutmak gerekir
  • 4.Psikolojik, Fizyolojik ve Politik faktörler : Girişimcinin, bir ülkenin belirli bir bölgesine duyduğu yakınlığın da kuruluş yerinin seçiminde rolü olabilir. Devlet, iktisadi ve sosyal yararlar sağlayacağı düşüncesiyle, işletmelerin belirli yerlerde kurulmasını öngörebilir veya işletmecilik bakımından kurulmaması gereken yerlerde işletmelerde kurulabilir.

Diğer bir gruplandırma ise kuruluş yeri seçimini etkileyen faktörleri 10 ana grupta toplamıştır: (Endütriyel gelişim dergisi-1960)

  • Pazar
  • İşgücü
  • Malzeme ve hizmetler
  • Ulaşım
  • Hükümet ve yasama gücü ile organları
  • Finansman
  • Su ve atıkların yok edilmesi
  • Enerji ve yakıt
  • Toplumun özellikleri
  • Bireysel faktörler

Bu ana sınıflandırma kendi içinde daha alt faktörlere bölünmüş ve sonuçta 753 değerlendirme faktörü elde edilmiştir. Benzer bir biçimde “Factory” dergisi , 1961 yılında 36 ana faktör ve 317 alt faktörlü bir liste önermiştir.

4.4.2. Kuruluş yeri seçimini dört aşamada inceleyebiliriz:

  1. Ülke Seçimi (globalleşme)

Her şeyden önce işletmenin hangi ülke sınırları dahilinde olacağı düşünülmelidir. Globalleşen dünya ve çokuluslu şirket kimliğinin yaygınlaşması da bu soruna eğilme derecesinin artmasına neden olmuştur. • İnternet, e-mail, faks, video, hızlı teslim … Gibi yeni teknolojiler mesafenin önemini azaltmış, işletmelerin kuruluş yerlerini tüm dünya üzerinden seçebilme imkanı sağlamıştır. Bu nedenle kuruluş yeri seçilirken mesafe dışında faktörler kritik hale gelmiştir.

  1. Coğrafi Bölge Seçimi

hammadde kaynaklarına yakınlık,

enerji ve yakıt kaynaklarındaki yoğunluk,

yan sanayi kuruluşları,

işgücü maliyeti,

pazara yakınlık, nakliye olanakları ve maliyetleri,

ulaşım olanakları,

faaliyetleri ve yaşantıyı etkileyecek iklim koşulları,

devlet teşvikleri ve kısıtlamaları gibi nicel ve nitel veriler birlikte değerlendirilir. Bu şekilde belirlenecek bir bölge içindeki tüm noktaların, bu bölge dışında kalan noktalar karşısında aynı üstünlüklere sahipoldukları kabul edilir.

“A.B.D. de 15 büyük firma arasında yapılan bir ankette; Yeni fabrikanızın kurulacağı bölgeyi saptarken hangi faktörlere ağırlık verirsiniz? sualine verilen cevapları 3 grupta toplamakmümkün olmuştur:

15 firmanın 14 ü mamulün pazar koşullarına birinci sırayı vermiştir.

Pazar koşullarını etkileyen iki neden ortaya çıkmıştır:

  • Mamule olan talebin önemli oranda artması.
  • Nüfus kayması dolayısı ile pazar dağılımının değişmesi.

15 firmanın 7 si maliyetleri düşürme zorunluluğuna ikinci faktör olarak yer vermiştir. Bunların 5 i mevcut tesislerin eskimesi yüzünden maliyetlerin arttığını ve yeni fabrikanın zorunlu olduğunu belirtmiştir. Aslında 13 firmanın ikinci sıraya koyduğu faktörün, dolaylı veya dolaysız olarak maliyetleri ilgilendirdiği anlaşılmıştır.

Önem sırasında üçüncülüğü alan faktör işçiliktir. Sadece 4 firma bölge seçiminde bu faktöre de ağırlık verdiklerini belirtmiştir. Benzer bir araştırmanın ülkemizde yapılması halinde, yukarıdaki sıralamadan farklı bir durumla karşılaşılması mümkündür. Hatta aynı ülkede faktörlerin önem sıralamasının zamanla, çeşitli gelişmelerin etkisi altında sık sık yer değiştirmesi doğal sayılmalıdır.

  1. Konum Yeri seçimi

Son aşama.Arsa seçimindeki faktörler ve aralarındaki ilişkiler açısından bölge seçimine göre daha karmaşık bir karardır. Bu seçimi yaparken arazi alanı ve arazinin direnci, topoğrafik yapısı, imar durumu gibi faktörler ve diğer işletmelerle bütünleşme olanağı, yan sanayinin durumu da incelenmelidir. Bu veriler değerlendirilerek işletmenin üzerine kurulacağı arsaya karar verilir.• Bölge seçiminde yapılan bir hatanın konum yeri seçimiyle düzeltilmesi mümkün değildir. Aslında bölge seçimi ekonomik bir sorun olup makro analiz gerektirir. Konum yeri seçimi bir mühendislik sorunu olup mikro/teknik analiz ile çözülür.

4.4.3. Kuruluş Yeri Seçim Yöntemleri

  • Karşılaştırmalı Yöntemler
  • – Maliyetlerin karşılaştırılması
  • – Karların ve Karlılıkların karşılaştırılması
  • Faktör karşılaştırma ve değerlendirme (puanlama yöntemi)
  • Sevkiyat-uzaklık modeli
  • Ağırlık merkezi yöntemi
  • Başabaş analizi
  • Doğrusal Programlama Modeli (ulaştırma modeli)
    1. Karşılaştırmalı Yöntemler
      – Maliyetlerin karşılaştırılması :
      Birim maliyetlerin hesaplanmasında, maliyet muhasebesinde kullanılan tahmini ve standart maliyet hesaplama usullerinden yararlanılır. Bu da maliyet karşılaştırmaya dayandığından, başka firmaları gerektirir Bu yolun en büyük güçlüğü, geçerli bir hesaplama yapabilmek için, aday kuruluş yerlerinde aynı mamulü üreten bir işletmenin varlığına ihtiyaç duyulmasıdır. Çünkü, maliyetlerin önceden somut biçimde tahmini son derece güçtür .

– Karları ve Karşılıkları karşılaştırma Yöntemi : en önemli sakınca : maliyet ve özellikle satış gelirlerinin isabetli şekilde tahmin etmenin zorluğu. Özellikle, istikrarsız dönemlerde karlılığa aday yerlere göre belirlemek, hemen hemen olanaksız hale gelir.

  1. Faktör Karşılaştırma veya Puanlama Yöntemi : pek çok değişkeni aynı anda analize tabi tutarak, yalnız kuruluş yeri seçiminde değil pek çok işletme faaliyetinde karar aracı olarak kullanılmaktadır İlk olarak kuruluş yerini etkileyen faktörler bir liste halinde tespit edilir. Daha sonra, faktörlerin çeşitli yoğunluk dereceleri için bir sıralama yapılır. Ağırlıklar verilir. Her aday yerin her faktör için aldığı puanlar belirlenir. Sonraki aşamada, alınan puanlar, faktör ağırlıkları ile çarpılarak ağırlıklı puanlar bulunur. Tüm puanlar toplanarak her aday yerin aldığı toplam puanlar hesaplanır. En yüksek puanı alan yer tercih edilir. • Yönetimin derecelemesinde ve puanlamasında sübjektifliğin fazla oluşu, sakıncalı olarak kabul edilmektedir. Yararlı tarafı ise, basit ve uygulanabilir olmasıdır.
  2. Sevkiyat –uzaklık modeli : kuruluş yeri alternatiflerini uzaklığa bağlı olarak değerlendiren bir yöntemdir.Modelin amacı toplam sevkiyat miktarının katedilen mesafe ile ağırlıklandırılmış değerini minimize edecek bir kuruluş yeri seçmektir. • Alternatif yerlerin karşılaştırılmasında, her alternatifin “ld” (load-distance)(sevkiyat-uzaklık) puanı hesaplanır. “ld” puanı, her sevkiyatın uzaklıkla çarpılması ve bulunan değerlerin toplanmasıyla bulunur. Amaç, büyük sevkiyatların mesafelerini azaltarak “ld” puanını mümkün olduğunca düşük tutmaktır
  3. Ağırlık merkezi yöntemi : dağıtım maliyetlerini minimum kılacak dağıtım merkezinin yerini bulmada kullanılan matematiksel bir tekniktir. Yöntem genellikle perakendeci birimlere mal gönderen işletmeler tarafından kullanılır. İlk önce talep merkezleri koordinat sisteminde işaretlenir ve minimum dağıtım maliyeti oluşturan X ve Y koordinatları hesaplanır. Koordinat sisteminin merkezi (orjin) ve kullanılan ölçek standart değildir. Sadece göreceli olarak uzaklıkların orantılı bir şekilde temsil edilmesine dikkat edilir
  4. Başa baş analizi : Ekonomik temele dayalı karşılaştırmalarda sadece gelir ve maliyetlerin göz önüne alınması yeterli olacaktır. Eğer ürünlerin fiyatı da kuruluş yerinden etkilenmiyorsa toplam gelirleri de analiz dışında bırakmakta sakınca olmaz. İşletmeler için tesis kurulurken karşılaşılan maliyetler sabit ve değişken maliyetler olmak üzere iki grupta toplanır. Arazi, inşaat için yapılan masraflar sabit maliyetler grubuna girerken; işçilik, hammadde gibi maliyetler de değişken maliyetler olarak adlandırılır. Her iki maliyet grubu da bölgeden bölgeye farklılık gösterir. Bu yüzden farklı bölge seçim alternatifleri için bu maliyetleri hesaplamak ve kıyaslamak gerekecektir. Başabaş noktası nalizinde tüm maliyetler sabit ve değişken olarak gruplandırılır ve başabaş noktalarıhesaplanarak, hedeflenen üretim hacminde en düşük toplam maliyeti veren kuruluş yeri seçilir.
  5. Doğrusal Programlama Modeli (ulaştırma modeli) : Ulaştırma modeli genellikle, hali hazırda faaliyet gösteren bir işletmeye yeni bir tesis eklenmesi durumunda kullanılır; ancak yeni bir sistemin kurulması durumunda da uygulanması mümkündür. Ulaştırma problemi, Doğrusal Programlama olarak bilinen problemlerin özel bir durumudur. Optimum çözüme ulaşmak için özel bir algoritmaya sahiptir.
  6. İŞLETMELERİN SINIFLANDIRILMASI

İşletmeler çeşitli açılardan sınıflandırılır. Diğer bir deyişle, değişik esas veya ölçütlere göre değişik türde işletmelerden söz edilir. Örneğin, ekonomideki sektörlere dağılımlarına göre tarım, endüstri, hizmet işletmeleri; hukuki (yasal) yapılarına göre anonim, kollektif, adi ortaklıklar; büyüklüklerine göre büyük ve küçük işletmeler gibi.
İşletmeciliği iyi kavramak için çeşitli açılardan işletmelerin sınıflandırılmasını veya işletme türlerini bilmek gerekir.
Genellikle işletmeler yedi yönden sınıflandırılır:
1. Faaliyet Alanlarına (işlevlerine) göre,
2. Tüketicilerin (alıcıların) türüne göre,
3. Üretilen mal ve hizmet türüne göre,
4. Üretim faktörlerinin mülkiyetine göre (sahipliğine göre),
5. Büyüklüklerine göre,
6. Hukuki (yasal) yapılarına göre,
7. Birlikler (işletmelerin birleşmeleri)
5.1. Faaliyet Alanlarına Göre İşletmeler
Faaliyet alanlarına göre işletmeleri üç grupta sınıflandırmak ola*naklıdır:
1. Üretici işletmeler,
2. Hizmet işletmeleri,
3. Satıcı işletmeler veya pazarlama kurumları.
5.1.1- Üretici İşletmeler
Genellikle mal veya fiziksel ürün üreten tarım, inşaat ve sanayi sektörlerinde faaliyetlerini sürdüren işletmelerdir. Örneğin, domates, patates, buğday, pamuk gibi tarımsal ürünleri üreten işletmeler; yol, köprü, baraj, konut yapımı işleriyle uğraşan inşaat işletmeleri; her türlü tekstil ürünleri, demir-çelik, çimento, gübre, makina, buzdolabı radyo, televizyon, sabun, deterjan, kâğıt, kalem gibi dayanıklı ve dayanıksız malları üreten işletmeler bu gruba girer.

Endüstri işletmeleri, hammadde ve malzemeyi üretim sürecinde şekil, fiziki nitelik ve kimyasal özellik yönünden değişikliğe tabi tutarak yeni ve farklı mal haline dönüştüren işletmelerdir. Endüstri işletmelerinde faaliyetlerin yoğunlaştığı alan fabrikadır. Fabrika, bir üretim kuruluşu olarak bir çok üretim sürecini bir çatı altında toplar.

Etkin çalışma temposu sağlamak, düzenli çalışma alışkanlıkları yartmak, özel makine ve aletlerden yararlanma olanağı sağlamak bakımından fabrika, üretime yeni birçok olanak getirmiştir. İşgücü, makine ve diğer üretim öğeleri fabrika çatısı altında bir araya getirilir. İş bölümünden yararlanma ancak fabrika şeklinde üretimde mümkündür.

Fabrika halinde üretim modern endüstri işletmelerini belirleyen, temel bir özelliktir. Fabrikada çevreden alınan işgücü, hammadde ve enerji gibi girdiler işleme tabi tutulmakta ve tekrardan çevreye mal şekline dönüştürülüp verilmektedir.

Endüstri işletmeleri şunlar olabilir:

* Analitik Endüstriler: Bunlarda hammadde çeşitli kısımlara bölünür ve bu kısımlar farklı mamullerin üretiminde kullanılır. Burada tek hammadde, çok ürün söz konusudur.

* Sentetik Endüstriler: Senteze dayanırlar. Yeni mamulü meydana getirmek için hammadde parçalarını bir araya getirirler. Burada çok hammadde mamul haline gelinceye kadar değişik aşamalardan geçer.

* Hammaddeyi İşleme Tabi Tutan Endüstriler: Bunlar analitik olabilecekleri gibi, sentetik de olabilirler. Burada hammadde mamul haline gelinceye kadar değişik aşamalardan geçer.

* Montaj Endüstrileri: Burada pek çok parça bir bütünü meydana getirmek için bir araya getirilir.

* Entegre Endüstriler: Bunların çok değişik türleri vardır. Bir türünde, hem hammedde işleme tabi tutulmakta hem de fabrikasyon bir arada yürütülmektedir. Bir başka tür, hammadde de çıkarma, işlem ve fabrikasyonun birleştirildiği entegre endüstri türüdür.
5.1.2- Hizmet İşletmeleri
Bunlar bir hizmetin yerine getirilmesi veya hizmet üretimi ile uğraşan işletmelerdir. Örneğin, berber dükkânları, lokantalar, oteller; doktor, avukat, mali müşavir büroları; banka, sigorta şirketleri; taşıma ve depolama şirketleri; elektrik, havagazı, su ve sağlık hizmetlerini yürüten işletmeler gibi.

Hizmet işletmeleri, hizmet üretmek veya pazarlamak için faaliyette bulunan işletmelerdir. Bu işletmeler hizmet üretmek için üretim faktörlerini bir araya getirirler ve kar amacıyla kurulup işletilirler.

Kar amacıyla çalışan hizmet işletmelerinin çalışma alanına giren ticari hizmet konuları şunlardır:

* Konaklama hizmetleri

* Eğlence hizmetleri

* Bakım hizmeleri

* Özel sağlık hizmetleri

* Özel öğretim ve eğitim hizmetleri

* Danışmanlık hizmetleri

* Sigorta ve finansal hizmetler

* Taşıma ve iletişim hizmetleri

 

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ

[wp_ad_camp_5]

sonraki sayfadan devam ediniz