in

Devlet Borçları

 

A- Ariyere Borçlar ( Program Kredileri)

 

Dış ticarette liberalizasyon uygulamalarının başladığı 1950 yılından sonra ithalatçıların liberalizasyon listesine dahil siparişlerine ait bedelleri Türk Parası ile Merkez Bankasına yatırarak mal getirebilmekteydiler.Başlangıçta uluslar arası rezervler dış ödemeler için yeterli olduğu halde,zamanla alım yapıldığı ve döviz rezervleri azaldığı için 1952 yılından itibaren döviz ödemeleri fiilen durmuştur.Özel sektör ithalat bedellerini TL cinsinden yatırdıkları halde,döviz ödemeleri gecikmiştir.

 

B- Kamu Sektörü Kredili İthalat Borcu

 

İktisadi Devlet Teşekküllerinin(kamu nezdinde üretim ve hizmet veren devlet teşekkülleri) yatırımlarını gerçekleştirebilmek(proje-bağlı ve program kredilerine benzeyen) için dış finansman kurumlarından kredi kullanmışlardır.Özellikle bu kredilere yabancı özel sektör firmaları açmış gibi görünmesine rağmen borçlanan kurumların kamu kurumu olması nedeniyle alacaklı firmalar ile hükümet arasında yapılan antlaşmalar ile bu sorun çözülmeye çalışılmıştır.

 

  • OECD Yardım Konsorsiyumu(Ülkelerin iktisadi kalkınmasını sağlamak için birden fazla ülkenin veya uluslar arası kuruluşların işbirliğine giderek bir yardım programı oluşturmalarına denir.)

 

Türkiye’nin planlı döneme geçmesiyle birlikte planda yer alan yatırımların gerçekleştirilebilmesi için OECD üyesi ülkeler Türkiye’ye yönelik bir yardım programı çerçevesinde 2 milyar $ a yakın kredi kullanılmıştır.Bu krediler profe(proje yatırımlarının finansmanı için) ve program(uzun dönemde üretim kapasitesinin devam ettirmeye yönelik ithalatın finansmanı için) kredileri olmuştur.Kredilerin bir kısmı borç ertelemeleri ve röfinansman(vadesi gelen kredilerin ödenmesi için tekrar borçlanma yolu ile kredi sağlanmasına verilen addır.) kredileri olarak da kullanılmıştır.

 

  • Dövize Çevrilebilir Mevduat

 

1970’li yılların ortalarında dış ödeme açıklarının büyümesi nedeniyle dış kaynak ihtiyacı kısa vadeli borçlarla karşılanmıştır.(Hatırlanıldığı gibi iç kaynaktan yapılan borçlanmalar ülkenin GSMH üzerinde genişletici bir etki meydana getirmez.Sadece satın alma gücü bir kesimden diğer bir kesime geçtiği için milli gelir üzerinde hiçbir etkisi yoktur.)Bu borçlanmaların çoğu Dövize Çevrilebilir Mevduat hesapları ile karşılanabilmiştir.DÇM lar mevduatları yurt dışında dövizi olan fakat Türkiye’ye getirmek zorunda olmayanlara yüksek faizler ödenerek açılan hesaplara döviz döviz ihtiyacı giderilmiştir.Kambiyo rejiminden kaynaklanan devletin kambiyo garantisi vermesi dolayısıyla borç devlet borcu haline gelmiştir.Her develüasyondan(TL’nin yabancı cinsten paralar karşısında değer kaybetmesi) sonra devletin borcu artmış ve bu borçlar konsolide(yani konsolide edilen borçlar mahsup edilerek yani birleştirilerek hazine borcu haline getirilmesi) edilmiştir.

 

Türkiyede dış borçların ekonomi üzerindeki yükünü görebilmek için Toplam Dış Borçların/GSMH’ya oranlanması ile bu rasyo kullanılmıştır.

 

 

 

  • ALACAKLILARA SAĞLANAN MENFAATLER

 

  • ALACAKLLILARA SAĞLANAN MENFAATLER VE GARANTİ SORUNU

 

  • Alacaklılara Devletin Borçlanması Karşılığında Sağladığı Menfaatler

 

Hazine borçlanabilmek için aldığı borca karşılık alacaklılara bazı menfaatler sağlamak zorundadır.Bunlar;

 

  • FAİZ

 

Borçlanmada alacaklıya sağlanan en önemli menfaat faiz geliridir.Bireyler ve kurumlar belli bir dönem için likiditelerinden vazgeçme karşılığında belli oranda faiz istemektedir.Faizler ekonomideki koşullara göre değişmektedir.Ödenecek faiz yurt içi faiz oranları ve yurtdışı faiz oranları itibariyle değişmektedir.Yurtiçindeki faiz oranı ulusal paraya ödenecek faiz oranı iken,yurtdışına ödenecek faiz oranı borçlanmada döviz fiyatı üzerinden ödenecek faiz oranıdır.Bu bakımdan yurtdışından yapılan borçlanmanın döviz riski de bulunmaktadır.Dövizin değerinde meydana gelen bir artış hem borçların ulusal para cinsiden değerini yükseltecek hem de ödenecek faiz miktarını arttıracaktır.Borçlanmada vadeye göre faiz oranı da değişmektedir.Kısa vadeli borçların uzun vadeli borçlara göre faiz oranı düşüktür.Borcun vadesi uzadıkça faiz oranı artmaktadır.Çünkü kişi veya kurumun borcuna karşılık likiditelerinden vazgeçme karşılığı payı borcun vadesi uzadıkça azalmaktadır.Kişi bunu göz önünde tutarak faiz oranlarını arttırmaya gitmektedir.Borçlanmanın nominal olarak gerçekleşmesi durumunda devlete borç verecek olanlar piyasadaki cari faiz oranı üzerindeki bir faizle devlete borç vermektedir.Aksi takdirde ellerindeki parayı başka varlıklarla(tasarrufa veya yatırıma gitmesi gibi) değerlendirecektir.Buna göre Merkez Bankasının izleyeceği para politikası çok önemlidir.Çünkü piyasadaki faiz oranlarının belirlenmesinde para arz ve talebi temel belirleyici olmaktadır.Öte yandan ekonomideki konjonktürel gelişmeler kredi risklerini etkiyebilmektedir.Ekonominin geleceği hakkında endişelerin varlığı kredi faiz oranlarını arttırabilmektedir.Özellikle en temel makro ekonomik gösterge olan enflasyon oranının gelecekte artmasın yada azalması faiz oranlarını etkileyebilen en önemli faktör olacaktır.Bununla birlikte ekonominin makro ekonomik dengelerini etkileyen uluslar arası konjonktürel gelişmeler de faiz oranlarını etkileyen diğer bir önemli faktör olmaktadır.Buna göre borçlanmaya gidecek olan devlet hazinesi yurtiçi faktörler ile yurtdışı faktörler arasında karşılaştırmalar yaparak borçlanmaya gidecek ve faiz oranını belirleyecektir.Devletin bütçe açıklarının seviyesi,borç stokunun büyüklüğü, devletin borçlanma ihtiyacını belirleyen iki temel gösterge olmaktadır.Eğer bütçe açıklarının seviyesi ve vadesi gelen borç ödemelerinin seviyesi,ekonomide ödünç verilebilir fonların üzerinde ise yani mali piyasalar üzerindeki finansal baskı yüksek ise faiz oranları yukarıya doğru gidecektir.Burada hazinenin faiz oranlarını kontrol etme gibi bir imkanı bulunmamaktadır.Bununla birlikte devlet faiz oranlarını kontrol etmeye yönelik bazı düzenlemeler yapabilir.Ancak bu tür müdahaleler ekonomide para ve sermaye piyasalarında dengesizliklerin oluşmasına yol açabilir.

 

  • Başabaşın Altında İhraç

 

Hazine borçlanmaya giderken borç senetlerinin üzerindeki nominal değeri üzerinden yani üzerinde yazılı değer üzerinden satış yapması başa baş fiyatla satış olmaktadır.Ancak borç senetlerinin üzerinde yazılı olan değerin altında satılması ise başabaşın altında bir ihraç olmaktadır.Yani 100 YTL’ lik bir senetin 95 YTL ye satılması gibi.

 

Başabaşın altında ihraç yolu ile devlet piyasada faiz oranını görünüşte muhafaza etmekle birlikte ona ayrıcalıklar sağlamaktadır.Başabaşın altında ihraç,çok uzun vadeli olmayan borçlarda daha çok başarılı olabilen bir uygulamadır.Zira borç,uzun bir vade sonunda ödenecekse,ödeme sırasında elde edilecek farkın cazibesi kişinin likitidesinden vazgeçme karşılığı alacağı fark vade uzadıkça azalmaktadır.

 

Başabaşın altında ihraç bazı sorunları ortaya çıkarmaktadır.Bunlar;

 

  • Devleti gelecekte daha büyük bir borç yükü altına sokacaktır.
  • Gelecek nesillere oldukça büyük bir borç yükü aktarılmış olacaktır.
  • Tahvilleri yüksek gelirli kesimler aldığı için gelir dağılımında adaletsizlik ortaya çıkacaktır.Çünkü bu kişilerin bu borçları tahsil ettiklerinde onların daha da zenginleşmesine neden olacaktır.
  • Bu tür ihraç açıklık ilkesini zedelemektedir,kırtasiyeciliği arttırmaktadır,tahvillerin anlaşılabilirliğini zorlaştırmaktadır.

 

  • Primli ve İkramiyeli Satış

 

Primli ihraçta devlet ödeme sırasında alacaklıya tahvilin üzerinde yazılı değere ilave olarak artı bir değer ödemeyi kabul etmesidir.Örneğin devletin 100 TL lık %5 faizli 20 yıl vadeli tahvillere vade sonunda 125 YTL yani 25 YTL daha fazla prim ödemesi primli ihraç olmaktadır.

 

İkramiyeli ihraç ise, kur’a ile belirlenen tahvillere nominal değerinin üzerinde bir bedel ödenmesidir.Primle aynı özelliğe sahipmiş gibi görünse de(çünkü her iki kavramda da tahvilin üzerindeki nominal değere artı bir değer daha ödenerek cazip hale getirilmesi) primden bütün alacaklılar faydalanırken,ikramiyeden ise yalnızca kendilerine kur’a isabet etmiş olanlar yararlanmaktadır.Türkiye’de Ergani istikrazlarına( istikraz kamu kesimine iç kaynaklardan uzun dönem yatırım projelerinin finansmanı için verilen bir borçtur.) %5 faiz yanında her yıl %2 ikramiye ödenmesi kabul edilmiştir.

 

  • Vergi ve İstisna Muaflıkları

 

Devlet tahvili yada hazine bonolarının gelirleri üzerinden vergi alınmaması borç vermek teşvik edici bir unsurdur.Büyük ölçüde menkul sermaye iradı olarak kabul edilen bu gelir türünü gerçek kişiler yanında kurumlar vergisi mükellefleri olan sermaye şirketleri(örneğin ananim ve limited şirketleri gibi) de bu mali araçlardan gelir elde edebilmektedir.Buna göre bu tür gelirlerin gelir ve kurumlar vergisinden istisna edilmesi söz konusu olabilmektedir.Hazine çoğu zaman borçlanmada başarı sağlayabilmek için vergi istisnalarına başvurmaktadır.

 

  • Diğer İstisnalar

 

  • Devlet bazı satışlarda tahvil sahiplerine likitide ve tedavül imkanları sağlayabilir.
  • Vadesi gelmeden devlet tahvillerini paraya çevirebilme özelliği kazandırabilir.
  • Bu senetler Merkez Banka’sında reeskonta tabi tutulabilir.
  • Devlet ihalelerinde teminat olarak gösterilebilir.
  • Devlet mallarının satın alışında para yerine geçebilir.
  • Vergi borçlarının ödenmesinde para yerine kullanılabilir.
  • Bu senetlerin haczedilemeyeceği garantisi verilebilir.

 

  • Devlet Borçlarına Değer Değişmelerine Yönelik Sağlanan Garantiler

 

Devletin borç senetlerinin ve bu senetler üzerinde alacaklılıya sağlanan gelirin reel değerinin düşmesinde en önemli faktör deflasyonist nedenlerle borç ana parasının değerinin düşmesidir.Para değerindeki değişmeler dikkate alınmasa bile farklı sebeplerle borç senetlerinin değeri değişebilir.Bunun için bu değer değişmelerine yönelik bazı düzenlemelerin yapılması gerekir.Bunlar;

 

  • Erken Ödeme ve Konversiyon Yapılmaması

 

Hazinenin borçlanma imkanlarının zayıf olduğu dönemlerde cari faiz oranıyla(faiz oranı düşükse) borç senedi satmak mümkün olmayabilir.Hazine kamu borç senetlerine talebi arttırabilmek için yüksek faizi garanti altına almayı ve yüksek faiz vermek için de erken ödeme yapmamayı ve konversiyona gitmeyeceğini taahhüt ederek borçları garanti altına alabilir.

 

  • Tahvil Değerinin Piyasada Düşmesinin Önlenmesi

 

Hazine borç senetlerinin nominal değerinin borsalarda değer düşmesine karşı fiyatları istikrarlı kılacak düzenlemeler yapmasını gerekli kılabilir.Bu durumda hazine ihraç ettiği borç senetlerinin faizlerini değişken faizler haline getirerek borçların piyasada değerinin düşmesini engelleyecektir.

 

  • En Ziyade Müsaadeye Alacak Şartı

 

Hazinenin en eski ihraç ettiği devlet borç senetleri ile yeni ihraç ettiği borç senetleri arasında piyasa değerinin farklılığını ortadan kaldırmak üzere eski borç senedi sahiplerine yeni koşullarda ihraç edilen borç senetlerinin ayrıcalıklarının sağlanmasına yönelik düzenlemeler yapmasını ifade eder.

 

  • Altın Kaydı

 

İhraç edilen borç senetlerinin değerinin altın değeri ile ifade edilmesi borç senetlerini değerinin düşmesini engellemektedir.Buna göre borç senedinin satın alındığı tarihteki nominal değerinin karşılığı altın miktarı,senetlerin satıldığı dönemdeki altın miktarının değeri üzerinden tespit edilmekte ve anapara ödemeleri buna göre yapılmaktadır.

 

  • Borç Senetlerinin Dövize Endekslenmesi(Kambiyo Garantisi)

 

Borç senetlerinin anapara değerlerinin dövize endekslenmesi,anapara değerinin konvertbl bir döviz değeriyle değerlendirilmesidir.Buna göre borç senetlerinin ihraç edildiği dönemde borç anapara değeri ABD doları,Japon Yeni ya da Euro ile değerlendirilerek toplam anapara değeri korunmaya çalışılır.

 

  • Fiyat Endeksleriyle Anapara Değerinin Korunması

 

Burada ise borç senetlerinin anaparasının fiyat endekslerine göre ayarlanmasıdır.Buna göre borçların ihraç edildiği dönem ile borç senetlerinin ödendiği dönem arasında oluşabilecek fiyat değişmesi durumunda borçların anaparası fiyat artış oranında değişmekte yani artmakta ve bu artan anapara üzerinden faiz ödenmektedir.

 

“Türkiye’de hazinenin borçlanmasında geniş ölçüde dövize endeksli senetler ve değişken faizli borç senetleri ihraç edilmektedir.”

 

4-DEVLET BORÇLARININ İHRACI

 

I- DEVLET BORÇLARININ İHRACI VE SATIŞI

 

Devlet borçlanmasında hazinenin uygun zaman ve uygun teknikler kullanarak borç senetlerini ihraç etmesi ve satması devletin kredibilitesi ile yakından alakalı olmaktadır.Borcun uygun bir teknikle ihraç edilmesi ve bu tekniğe uygun bir biçimde bireylerin borç senetlerini satın alması büyük önem taşımaktadır.Faiz oranları ile sağlanan menfaatler zaman içerisinde,başabaşın altında ihraç edilmesi,primli ve ikramiyeli ihraç edilmesi,istikrarlı olması,vergiden muaf ve istisna olması,tedavül ve paraya çevrilebilme kolaylıkları gibi nedenlerle bireyler devlet tahvilini,likitide tercihlerinden vazgeçmeye değer bir yatırım aracı olması durumunda borçlanmaya gidilmektedir.

 

A- Kısa Vadeli Borçların İhracı

 

Kısa vadeli borçlanmada devletin çoğu zaman bir borç senedi düzenlemesine gerek kalmamaktadır.Bu borçlar çoğu zaman avans olarak kullanılmakta ve Merkez Bankasından avans şeklinde alınabilmektedir.Bu hazine tarafından ihraç edilen bu senetler çoğu zaman Merkez Bankasına,bankalara ve mali kurumlara satılmaktadır.

 

B- Uzun Vadeli Borçların İhracı

 

1- Satış Yöntemleri

 

Devletin uzun vadeli tahvil satışında kullanacağı en basit ihraç yöntemi “halka doğrudan satış yöntemi” olmaktadır.Bu satış şeklinde borçlanma senetlerinin özelliklerini ve ihraç koşullarını ilan etmesi ve satın alacakların bunları nerelerden alacaklarını bildirmesi suretiyle yapılmaktadır.Bu satış yönteminde;

 

  • PTT ve Banka Gişeleri
  • Büyük sanayi ve ticaret merkezlerinde
  • Aracı kurumlar aracılığıyla satış gerçekleşmektedir.

 

Halka doğrudan satış borçlanmanın maliyetini düşürücü etki yaratmaktadır.Devlet tahvilleri küçük tasarruf sahiplerine kadar ulaşmaktadır.

Diğer satış şekli bankalara satış yapılmasıdır.Bankalar kendi mevduatlarını değerlendirmek için devlet tahvillerini almakla birlikte,daha sonra bu tahvillerini müşterilerine satmaktadır.Öte yandan diğer bir satış biçimi de borsa ajanları aracılığıyla satış yöntemidir.Bu yöntem sermaye piyasaları çok iyi gelişmiş ülkelerde aşamalı bir biçimde gerçekleşmektedir.

 

Devlet genellikle satacağı tahvil miktarını önceden tespit edip ve ilan etmektedir.Borçlanma miktarının ne kadar olacağının ilan edilmesi,borçlanmanın tamamının bir defada yapılmasını gerektirmemektedir.      Dolayısıyla hazine borçlanmayı çeşitli zamanlarda yapacağı borçlanma tertipleri ile yapabilmektedir.Buna göre borçlanma sürecinde her bir parça borçlanmaya tertip denir.Hazine çoğu zaman her istediği kadar borç senedi satamaz.Buna göre borçlanma sınırlı satış yada sınırsız satış biçiminde olabilmektedir.

 

Borçlanmanın sınırlı olması halinde devlet,çıkardığı tahvillerin belirli bir miktar ve belirli bir müddet içinde satılmasını istemektedir.Satış süreci çoğu zaman 1 hafta,15 gün gibi kısa bir dönemdir.Satış devresinin ilan edilen tarihi aşması kamu kredisine karşı güveni azaltabilir.

 

  1. C) Türkiye’de Borçlanma Yöntemleri ve İhraç Şekilleri

 

Türkiye’de hazinenin ihraç ettiği borçlanma senetleri genellikle iç borçlanma senetleri(hazine bonosu,hazine kefaletine haiz bono gibi) ve özel tertip tahviller ya da iç borçlanma senetleri gibi olabilmektedir.

 

1- Bütçe Finansmanında Kullanılan İç Borçlanma Senetleri

 

  • İhale sistemiyle ihraç edilen devlet iç borçlanma senetleri
  • Iskontolu Senetler
  • Enflasyona Endeksli Senetler
  • Sabit Faizli,Kuponlu Devlet Tahvilleri
  • Değişken Faizli ve Dövize Endeksli Devlet Tahvilleri
  • Tap Sistemiyle İhraç Edilen Devlet İç Borçlanma Senetleri
  • Doğrudan Satış Yöntemi İle İhraç Edilen Devlet İç Borçlanma Senetleri

 

  • Özel Tertip Tahviller

 

  • İkraz Tahvilleri,
  • Tahkim Tahvilleri
  • Kur Farkları Karşılığı İhraç Edilen Tahviller
  • Kısa Vadeli Avans Borcu(Merkez Bankasından) Karşılığı İhraç Edilen Tahviller

 

  • İskontolu Senetler(Başabaşın Altında İhraç Edilen Senetler)(Merkez Bankası-açık piyasa işlemlerinde kullanmak üzere); ihale yolu ile(en fazla ödemeyi yapan yöntemiyle) ihraç edilen Devlet Tahvili ve Hazine Bonoları genelde kuponsuz senetlerdir ve iskontolu olarak satılmaktadır.Buna göre 100 YTL nominal değeri olan bir değerli tahvilin iskontolu satış fiyatı(başabaşın altında satış fiyatı) 95 YTL olmaktadır.
  • Enflasyona Endeksli Senetler(Sermaye Piyasaları): Bu tür senetler enflasyona karşı anapara değerini korumak üzere ihraç edilen senetlerdir.Her tahvil kuponu faiz ödeme döneminde anapara enflasyon oranındaki artış kadar artmaktadır.
  • Sabit Faizli Kuponlu Devlet Tahvilleri(Sermaye Piyasalarında): Hazinenin borçlarını çevirebilmesi için düzenli olarak alacaklının düzenli ödemeler yapmak suretiyle ihraç ettiği senetlerdir.Örneğin 1999 yılında hazine tarafından 2 yıl vadeli,sabit faizli ve 3 ayda bir kupon ödemeli tahviller ihraç edilmiştir.
  • Değişken Faizli ve Dövize Endeksli Tahviller(Sermaye Piyasalarında): Hazine enflasyonla mücadele politikaları çerçevesinde sabit getirili ve sabit faizli borç senetlerinin hazinenin borçlanma maliyetlerini arttırması nedeniyle,hazinenin faiz riskini üstlenerek değişken faizli ve dövize endeksli devlet tahvilleri ihraç etmektedir.Böylece tahvilleri cazip hale getirmektedir.Buna göre ödemenin yapılacağı dönemde gerçekleşen faiz oranı üzerinden kupon ödemesi yapılacaktır.
  • Tap Sistemiyle İhraç Edilen Tahviller(Sermaye Piyasalarında): Hazine belli bir miktar ve vadede çıkaracağı tahvilleri sürekli olarak satışa hazır tutmasıdır.Burada satışa sunulacak borç senetlerini Merkez Bankası’na vererek açık piyasa işlemlerinde kullanılması da söz konusudur.Merkez bankasının buradaki rolü daha çok aracı ve depolayıcı bir fonksiyondur.

 

  • Borç Senetlerinin İhraç Edileceği Piyasalar

 

Devlet borçlanmasında müracaat edilecek piyasalar para ve sermaye piyasalarıdır.Para piyasalarında arz edilen borç senetleri hazine bonoları genel olarak Merkez Bankasının açık piyasa işlemlerinin konusunu oluştururken,sermaye piyasalarından ihraç edilen senetler daha çok tahviller olmaktadır.Bununla birlikte özel tertip çıkarılan tahviller de sermaye piyasalarında ihraç edilen borç senetleri yani menkul sermaye iradı getiren değerli kağıtladır.

 

Tasarruf sahiplerinin menkul kıymetleri(hazine bonosu,tahviller ve özel tertip tahviller) doğrudan doğruya ihraç eden kuruluşlardan(merkez bankası,sermaye piyasaları,aracı kuruluşlar) veya ihraca aracılık eden aracı kurumlardan alması birincil piyasaları ifade eder.İhraç edilen menkul kıymetlerin tekrar bankalar veya aracı kurumlar tarafından müşterilerine satılmasına ikincil piyasaları oluşturur.

 

 

5- DEVLET BORÇLARININ YÖNETİMİ

 

I- DEVLET BORÇLARININ YÖNETİMİ

 

Borç yönetimi ekonomide makro ve mikro düzeyde belli amaçlara ulaşmak için devletin borç miktarında ve yapısında değişiklikler yapmasıdır.Borç miktarı ile borç stokunun,borcun yapısı ile borç stokunun yapısı ve alacaklılar itibariyle dağılımı anlaşılmaktadır.Dar anlamda borç yönetimi,vadesi gelen borçların ödenmesi iken,geniş anlamda borç yönetimi, borçların ödenmesi yanında borçlanma ve borç ödemenin ortaya çıkaracağı ekonomik etkilerin izlenmesi anlaşılmaktadır.Öte yandan borç yönetimi ile amaçlanan ekonomik hedefler geniş anlamda genellikle istikrar,büyüme ve kaynak dağılımının sağlanması hedeflenmektedir.Bu yönü itibari ile borç yönetimi maliye politikasının bir aracı olmaktadır.

 

A- Borçların Ödenmesi

 

Borcun ödenmesi ya da itfası alacaklı olanlara paranın iade edilmesidir.Borcun ödenmesi borç senetlerinin ya da kredinin nominal değeri üzerinden borç akdinde yer alan anapara ve faizi ile birlikte ödenmesidir.Ödeme borcun vadesi geldiği zaman yapılmaktadır.Bu ödeme mecburiyeti kanun ya da sözleşmeden,alacaklının teşebbüsü ile borçlunun teşebbüsü ile gerçekleşir.

 

1- Toplu Ödeme

 

Borcun vade sonunda tamamen anapara+faiz şeklinde ödenmesidir.Türkiye’de uzun vadeli iç borçlar genellikle toplu olarak ödenmektedir.

 

  • Kademeli(Taksitli-Parça Parça) Ödeme

 

Borcun devam ettiği müddet boyunca ve genellikle sözleşmede belirtilen bir vade sonundan başlamak üzere alacaklıya faizi ile birlikte anaparanın paylara bölünerek taksit taksit ödenmesini ifade etmektedir.

 

3- Doğrudan Doğruya Ödeme ve Borsadan Tahvil Alarak Ödeme

 

Özellikle başabaşın altında ihraç edilen tahviller,bütçe imkanları uygun olduğu dönemlerde devlet tarafından müşterisine satılmadan borsadan satın alınır.Borç senetleri imha edilir.

 

  • Amortisman Fonu Aracılığı İle Ödeme

 

Halkın kamu borçlanmasına karşı güveninin sarsıldığı,borçlanmanın zamanında ödeneceğinden şüpheye düşüldüğü ülkelerde devlet,amortisman sandıkları kurmak suretiyle borçlar için bir fon oluşturulmuştur.Amortisman sandıkları,devlet borçlarının yönetimini üzerine alarak,fakat bilhassa borçların düzenli bir biçimde ödenmesini sağlayan özerk bir kurum olarak çalışmaktadır.

 

  • Dr Price Sistemi

 

Bu sistemde bileşik faiz hesaplamalarına dayanılarak devletin borcunu ödemesidir.Devlet her yıl bütçeden ayıracağı ödenek miktarını ödeme için kullanmayıp borsadan tahvil satın almaya tahsis edecektir.Be şekilde sahip olacağı tahvil faiz getirecek bu faizlerle yeni tahvil satın alacaktır.Bu işlemler sürekli devam edeceği için devletin elindeki ödeme imkanları artacaktır.

 

  • Bütçe Fazlası Sağlayarak Ödeme

 

Borçların nihai olarak ödeneceği kaynak vergilerdir.Buna göre devlet borcunu ödeyebilmesi için faiz dışı fazla yaratarak borçların anaparasını ödemesi ile devletin borç stoku azalmaktadır.Faiz dışı fazla toplam bütçe gelirlerinden faiz dışı harcamaları çıkardığımızda elde ettiğimiz fazladır.Son yıllarda IMF istikrar programında da bu tür bir yöntem sık olarak kullanılmaktadır.

 

  • Borçların Konsolidasyonu(Tahkimi)

 

Tahkim(konsolidasyon),kısa vadeli borçların uzun vadeli borçlar haline getirilmesidir.Kısa vadede kaldırılan borç ile uzun vadede getirilen borç miktarları eşit olmakta fakat borcun vadesi kısa dönemden uzun döneme geçmektedir ve ayrıca şartları da değişmektedir.Borcun vadesi uzadığında kısa dönemde bütçe üzerindeki baskısı azalmaktadır.Devlet borcunu uzun dönemde daha kolay bir biçimde ödeyebilmektedir.

 

Tahkim(konsolidasyon) genellikle kısa vadeli(dalgalı borçların) uzun vadeli borçlar haline getirilmesi için kullanılmaktadır.Kısa dönemde ödemede güçlük çekilmesi ve yine kısa dönemde alacaklının eline serbest bir satın alma gücü verilmesi(toplam talebin artmasıyla enflasyona neden olması) gibi sakıncalarla,vadesi gelmiş borçların daha uzun vadeye yayılması için tahkim’e gidilmektedir.Konsolidasyon zorunlu ve gönüllü olmak üzere iki şekilde yapılmaktadır.

 

1- Zorunlu Konsolidasyon(Tahkim)

 

Bu yöntemde alacaklıya herhangi bir tercih hakkı sunulmamaktadır.Devlet kısa vadeli hale gelmiş olan borcu uzun vadeli bir borç haline getirdiğini ilan ederek konsolidasyonu gerçekleştirmiş olur.Bunu yaparken alacaklılara bazı menfaatler sağlayarak örneğin uzun dönemde daha yüksek bir faiz getirerek,onları tatmin etmeye de tek taraflı olarak karar verir.

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ

[wp_ad_camp_5]

sonraki sayfadan devam ediniz