in

Eğitim Felsefesi

 

·         Eğitim öğrenci merkezli ve demokratik olmalıdır.

·         Öğrenciler, bizzat yaparak yaşayarak öğrenmeli, doğal ortamda karşılaştığı problemleri yine kendi çözmeli, duyularını geliştirmeli, çevresiyle etkileşerek hayatını düzenlemelidir.

·         Öğrenme kişinin ilgi ve yeteneklerine göre düzenlenmelidir.

·         Öğretmen bilgi aktaran, ezberleten değil, doğal ortamda bilgi için fırsatlar yaratan olmalıdır.

·         Öğrencilerin çevreyle etkileşimini sağlayarak öğrenmeyi gerçekleştirilmelidir.

·         Öğretmen öğrenciyi zorlamamalıdır, çünkü insan öğrenmeye hazır olduğu zaman öğrenir.

·         Öğrenciye hazır bilgi sunulmamalı, bilgiyi keşfetmesine imkân sağlayacak yöntemler kullanılmalıdır.

J. J. ROUSSEAU EĞİTİM ve EMİLE:Ünlü Fransız düşünür Jean Jacques Rousseau (1712-1778), “Toplum Sözleşmesi” (1762) kitabıyla politik açıdan, “Emile ya da Eğitime İlişkin” (1763) kitabıyla da eğitbilimsel açıdan, Tanzimat Dönemi’nden, Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar sınırlı da olsa pek çok Türk aydınını etkilemiştir.

EĞİTİM AKIMLARI

1. DAİMİCİLİK (Prennialism):Bu akımın temelinde “Klasik realizm” yatar. Bu eğitim görüşünü aynı zamanda idealistlerin birçoğu da destekler. Eğitimin evrensel nitelikteki belli gerçeklere göre şekillendirilmesi üzerinde dururlar. Bunlara göre insanın doğası ve ahlaki ilkeler değişmez. İnsanların bu değişmez ebedi gerçeklere göre yetiştirilmesi gerekir. Eğitim sağlam ve doğru karakterli insan tipi yetiştirme işiyle meşgul olmalıdır. İnsan doğasının en iyi yanı “akıl”dır. Bu nedenle, eğitimde insan zihninin gelişmesine (entelektüel eğitime) önem verilmesi gerekir.

Eğitime İlişkin İlkeleri:

·         Değişmeyen, evrensel bir eğitim

·         Entelektüel eğitim

·         Evrensel ve ebedi (değişmez) gerçeğe uyum için eğitim.

·         Eğitim hayatın bir kopyası (taklidi) değil, ona hazırlıktır. Daimicilere göre, okullar hiçbir zaman gerçek hayatın bir kopyası veya toplumun bir benzeri olamaz. Okulun amacı, insan zihnini geliştirmek olmalıdır. Daimciler “eğitim hayata hazırlıktır” derken, öğrencinin kültürel mirası ve değerleri benimsemesi, bu surette değerlerinin farkında olunmasının sağlanması ve onların gelişimine katkıda bulunması olarak yorumlamaktadırlar. Okulun temel işlevi kültürü etkili bir şekilde yeni kuşaklara aktarmaktır.

·         Çocuk ve gençlere dünyanın hem manevi hem de maddi gerçeklerini tanıtacak bilgiler verilmelidir.  Çocuklara belli zamanlarda önemli olan bilgiler yerine her zaman her yerde ve her yaşta geçerli bilgi ve değerler kazandırılmalıdır. Bu geçerli bilgi ve değerler ise sırasıyla, beşeri bilimler, matematik, felsefe, mantık ve tabii bilimlerde bulunur.

·         Büyük kitaplar (Klasik eserler) eğitimi. Öğrencilere evrensel sorunlar ve insanlığın üstün nitelikteki dilek ve istekleri edebiyatta, felsefede, tarih ve tabii bilimlerde geliştirilmiş olan eserler yoluyla öğretilmelidir. İnsan doğasının evrenselliği ve insan aklının en iyi ve en güzel eserleri klasik yapıtlarda örneklendirilmiştir. Eğitimde bunlara ağırlık verilmelidir.

2. ESASİCİLİK (Essentialism): Esasicilik bir felsefeye bağlı olmaktan çok doğrudan doğruya bir eğitim hareketi olarak ortaya çıkmıştır. Birçok felsefi sistem ve görüşle uyum halindedir.

Eğitime İlişkin İlkeleri:

·         İnsan, sosyal ve kültürel bir varlık olup, doğuştan kafası boştur, hiçbir bilgiye sahip değildir.(tabular rasa-boş levha)

·         Eğitimin temel işlevi, insanın kültürünün temel öğelerini, özünü korumak ve bunları gelecek kuşaklara aktarmak ve topluma uyumu sağlamaktır.

·         Öğrenmenin doğasında, çok ve sıkı çalışma ve çoğu zaman zorlanma / zorlama vardır.

·         Öğrenme zorlu ve çok çalışmayı gerektirir. Disiplin eğitimde çok önemli bir yer tutar. Bu nedenle öğrenciye “kendisini disiplin altına alma” öğretilmelidir. Öğrencilere başlangıçta bazı şeyleri öğretmek zor gelebilir. Bu güçlükler disiplin içinde çözümlenebilir.

·         Eğitimde ve öğretimde “girişim” öğrenciden çok öğretmende olmalıdır. Bu nedenle öğretmen duygusal ve entelektüel yönden ehliyetli ve sınıfta lider olacak şekilde yetiştirilmelidir.

·         Eğitim sürecinin özünü “Konu Alanı”nın çok iyi özümlenmesi oluşturur. Esasicilere göre, tarihin süzgecinden geçmiş temel bilgiler çocukluğun kendi tecrübelerinden daha önemlidir. Programların çekirdeğini oluşturan teorik dersler, tarih, matematik, fen ve yabancı dillerdir.

·         Okulda zihinsel disiplin yaklaşımının geleneksel yöntemleri kullanılmalıdır. İlerlemecilerin önem verdikleri “problem çözme” yeteneği her konuya uygulanamaz. İnsanlığın süzgecinden geçen temel bilgiler soyut niteliktedir. Bunları pratik problemlere uygulamak her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle genel kavramların geliştirilmesi ve hayatın bütününü kavratacak şekilde bir öğretimin yapılabilmesi için soyut düşünme, alıştırma ve ezberleme yöntemleri kullanılmalıdır.

3. İLERLEMECİLİK (Progressivism):Pragmatik (faydacı) felsefenin eğitime uygulanışıdır. Pragmatik felsefe “değişme”yi gerçeğin esası olarak görür. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir”.Bu nedenle de eğitimin sürekli bir gelişim içinde olduğu öne sürülür. Eğitimciler yeni bilgi ve çevredeki değişmeler ışığında politika ve yöntemlerini ayarlamaya hazır olmalıdır. İlerlemeciler geleneksel eğitimin katı disipline dayalı, öğretmen merkezli, edilgen insan yetiştirme anlayışına karşı çıkmakta, toplum dışı dünyaya ve değişmez gerçeklere “uyum”dan çok, değişiklikleri ve günlük yaşamdaki çeşitlilikleri anlamanın gerekliliğini savunmaktadır.

Eğitime İlişkin İlkeleri:

·         Eğitim aktif ve çocuğun ilgilerine göre olmalıdır.  İlerlemeciler, çocuğun bir bütün olarak görülmesi gerektiğini kabul ederler. Buna dayalı olarak çocuğun merkezde olduğu bir eğitim düzeni önem taşır. Çocuklar ilgi, kapasite ve özelliklerine uygun bir eğitim programı içinde yetişmelidir.

·         Öğrenmede “problem çözme” yöntemi esas alınmalıdır. İlerlemeci eğitim görüşünde bilginin soyut olarak elde edilmesi ve bilginin öğretmen tarafından çocukların zihinlerine doldurulması görüşü yer almaz. Bilgi önemli ve anlamlı ise, insanlar o bilgi ile bir şeyler yapabilmelidir. Bilgi etkileşim içinde aktif olarak kazanılmalı ve çocuğun ilgilerine bağlı olarak öğrenilmelidir. Problem çözme bilgi edinmede esastır. Bilgi yaşantı edinmede, yaşantıları geliştirmede ve yeniden düzenlemede bir araçtır. Bu açıdan problem çözme, kritik düşünme ve daha önce öğrenilmişlerin yeniden geliştirilmesini içerir.

·         Okul yaşama hazırlık olmaktan çok, yaşamın kendisi olmalıdır. Okul, çocukların eleştirici güçlerini kullanarak yaşadıkları bir yer olmalıdır. Okulda çocuğa uygun öğretim ortamları hazırlanırken, hayatında karşılaşacağı durumlara yer verilmelidir.

·         Öğretmenin görevi yönetmek değil, rehberlik etmektir. Çocuklar kendi gelişimlerini kendileri plânlamalı, öğretmen de bu durumda onlara rehberlik etmelidir. Öğretmen, öğretme ortamının hazırlayıcısı, yol göstereni ve koordinatörüdür. O sınıfta otoritenin tek kaynağı olarak görülmemelidir.

·         Okul, öğrencileri yarışmadan çok, işbirliğine özendirmeli ve yöneltmelidir. Uygar bir yaşam için eğitim bir gurup yaşantısı olmalıdır.

·         Demokratik eğitim ortamı; bunun için de okulda, öğrencilerin kendi kendilerini yöneltmelerine, fikirlerin serbestçe tartışılmasına, okul faaliyetlerinin öğrencilerle birlikte plânlanmasına ve herkesin eğitim yaşantısı sürecine katılmasına imkân sağlanmalıdır. İlerlemeciler, bireyin dinamik yönüne ağırlık getirerek, onun grup sürecine katılarak, bilimsel yöntemleri kullanarak kendi kendisini gerçekleştirmesine önem vermektedir.

4.YENİDEN KURMACILIK (Re-Constructi-onism) :Bu eğitim akımı ilerlemecilik akımının bir devamıdır. Son gelişen akımlardan biridir. Akımın dayandığı felsefe “pragmatizm” dir. John Dewey, Isaac Bergson, T. Brameld temsilcilerindendir. Eğitim açık seçik bir “sosyal reform hareketi geliştirme”de önemli araçlardan biridir.

İlkeleri

·         Eğitim yeni bir toplumsal düzen (social order) yaratmaya girişmelidir. Toplumsal değişmede temel sorumluluk okullarda, esas güç öğretmenlerdedir.

·         Okul yeni bir toplumsal gelişmeye imkân verecek biçimde geleceğe yönelik olmalıdır.

·         Okul toplumda yapılması gereken sosyal reformların gereğine toplumu inandırmalı ve onları eğitmelidir.

·         Yaşam sadece yaşanan an değildir, geleceği de içine alır. Yaşam sürekli değiştiğinden insan her an onu yeniden kurmak zorundadır. Toplumun ve dünyanın gelecekte karşılaşacağı sorunlara eğitimde önem verilmelidir.

·         Dünyayı paylaşan ülkeler arasında ve içinde ırk, din, cinsiyet, gibi ayrımlar yapılmamalı, eğitimin hedefi sevgi, barış, hoşgörü ve mutluluk sağlama gibi güçlü ve tutarlı değerlere dayalı bir dünya uygarlığı kurma olmalıdır.

·         Eğitimin amacı toplumu yeniden düzenlemek ve toplumda gerçek demokrasiyi yerleştirmek olarak kabul edilmektedir.

·         Bu akımın önemli özelliği, eğitimin davranış bilimlerinin bulgularına dayalı olarak “toplumu yeniden inşa edeceğine” inanılmasıdır.

5.VAROLUŞÇULUK (Egzistansiyalizm -Existantialism) (J.P.Sartre):

Varoluşçular insana önem verirler. Varoluş özden önce gelir. İnsan hayatı süresince ne yapacağı hakkında kararı kendisi vermelidir. Her insan kendisinden, kendi değer yargılarından sorumludur.

·         Bu felsefenin eğitime getirmek istediği unsur “İnsan Özgürlüğü”dür.

·         Eğitim, kişinin kendini gerçek özellikleriyle tanımasına imkân vermelidir.

·         Okul programları “kişiliklerin gelişmesine” yardımcı olmalıdır.

·         Öğretmenin görevi de kişinin kendisini tanımasına yardımcı olmaktır.

·         Öğretimde kişiye değişik seçenekler vererek, doğruyu bulma ve kendi gerçeklerini seçme fırsatı verilmelidir.

·         Eğitimde en uygun yöntem Sokratik Tartışmadır. Ancak öğretmen tarafsız olmalı, kendi doğrularını ve değerlerini kesinlikle öğrenciye zorla benimsetmeye kalkmamalıdır.

6. HÜMANİZM VE HÜMANİSTİK EĞİTİM ANLAYIŞI

Hümanist felsefe de asıl olan insandır. “İnsanlık sevgisini, insanın yüceliğini amaç ve olgunluk sayan bir öğretidir”. İnsan kendi başına anlamlı yeterli bir bütündür. Asıl olan insanın ilgileri değerleri ve ihtiyaçlarıdır.

Hümanizme göre, insanlar diğer canlılar gibi mekanik davranışlar sergilemezler. Yani her zaman kasıtlı ve değerli davranışlar sergilemeyebilirler.  İnsanı bir bütün olarak anlamak gerektiğine inanırlar. İnsanlar hayat boyu yaşadıkları tecrübelerle içinde bulundukları çevre ve sahip oldukları özel ilgi ve motivasyonla bir bütündür.

Hümanistik eğitim anlayışının felsefi temellerini Abraham Maslow ve Carl Rogers’ın attığı söylenmektedir. İlerlemeci eğitim anlayışı ile Hümanist eğitim anlayışı benzer özellikler taşımaktadırlar. Blumfeld (1993) ilerlemeci eğitimle hümanist eğitimin aynı olduğunu söylemektedir.  Ancak birçok eğitimci için ilerlemeci ve hümanist eğitim anlayışı benzer nitelikler taşısa da aynı değildir.

Gage ve Berliner’e göre hümanistik eğitim anlayışında beş temel hedef vardır.

·         Kişisel yönlendirme ve bağımsızlığı teşvik.

·         Ne öğrenilmesi gerektiğini seçme sorumluluğunun verilmesi.

·         Yaratıcılığın geliştirilmesi.

·         Şüphecilik.

·         Sanatsal bir yön.

Hümanistik yaklaşımın yukarıda belirtilen hedeflere ulaşmak için eğitim programlarına koyduğu ilkeler şunlardır;

·         Tam bağımsız birey yetiştirmek amaçlanır. Öğrenciler sadece birer numara değil birer bireydir.

·         Zorlama ve direktif yoktur, ilgi ve saygı vardır.

·         Öğrenci aktif olmaya özendirilir ve kendi tercihlerini yapmalarına teşvik edilir.

·         Öğrenciler öğrenmek istedikleri ve ihtiyaç duydukları şeyleri en iyi öğrenirler.

·         Nasıl öğrenileceğini bilmek çok miktarda bilgi almaktan daha değerlidir.

·         Öğretim öğrencinin ilgi, yetenek ve ihtiyaçlarını temel almalıdır.

·         Kuralları, kaynakları ve uygulamaları öğrenci belirlemelidir.

·         Düşüncede çeşitlilik ödüllendirilir.

·         Öğrenci başarısı için en anlamlı değerlendirme öğrencinin öz değerlendirmesidir.

·         Duygular da gerçekler kadar önemlidir.

·         Tehdit edici olmayan ortamlarda öğrenciler daha iyi öğrenirler.

Hümanist teorinin öğretim ilkeleri arasında öğrenci merkezli olması, sosyal bir kişilik gelişiminin esas olması, performans temelli, test ve sınav ağırlıklı eğitim anlayışına karşı olması, buluş yoluyla öğrenme ve öğrencilerin duygu ve kişisel tercihlerine saygı duyulması ön plana çıkmaktadır.

Hümanist anlayışın üç temel özelliği;

1.     Müfredatın içeriği açısından:Eğitim programının öğrencilerin gerçek hayatıyla ilgili konulardan oluşmuş olması.

2.     Müfredatın işlenişi bakımından:Bilişsel, duyuşsal anlamda tüm öğrenci odaklı olması

3.     Okul ve grup yapısı bakımından:Zamanlama ve okul çevresini hümanist öğretimi ve bireysel sınıfları destekleyecek şekilde düzenlenmesidir.

Hümanist eğitim anlayışı okul bazında açık sınıf ve alternatif değerlendirme yöntemlerini ön plana çıkarırken; sınıf bazında ise etkinlikler, müfredat, sosyal ve düşünsel beceriler öğrenci merkezlidir.

Hümanist eğitim anlayışında yarışma yoktur, işbirliği teşvik edilir, müfredat sınırlılığı yoktur, öğrenci merkezlidir, katı zamanlama yoktur.

Hümanistik anlayış için iyi öğretmen;

·         Her fırsatta öğrencilerin katılacakları etkinlik ve alacakları rolleri kendi seçmeleri için imkân veren,

·         Öğrencilerin gerçekçi amaçlar belirleyebilmeyi öğrenmesine yardım eden,

·         Sosyal ve Duyuşsal becerileri geliştirmek için öğrencilerin grup çalışmasına ve işbirliği içinde öğrenmeye teşvik eden,

·         Uygun olduğunda grup tartışmalarına imkân veren ve sadece yönlendirici olarak görev yapan,

·         Güçlendirmek istediği davranış, inanç ve huylar için rol modeli olan,

·         Öğrencilerin duyguları konusunda duyarlı olan,

·         Öğretimle ilgili öğrenci görüşlerini alan,

·         Övgüde bulunan,

·         Tebessüm etmeyi ihmal etmeyen

öğretmendir.

[wp_ad_camp_2]