in

Kpss – Borçlar Hukuku Özet

Zararın Türleri

  • Maddi ve manevi zarar ayrımı haksız fiilde kişinin mal veya şahıs varlığını etkilemesi açısından yapılır. Haksız eylemde ister mal ister şahıs varlığına yönelik olsun mal varlığında bir azalma yaratmışsa maddi zarardan söz edilir. Haksız fiilin yöneldiği varlık önemli değil. Etkisini gösterdiği varlık önemlidir.

Haksız eylemin kişide yarattığı duygu dünyasına ilişin eksilme ise manevi zarar olarak görülür. Acı, elem, ızdırap… bu manevi zarar gerçek ya da tüzel kişide olabilir.

  • mal varlığı zararı – şahıs varlığı zararı

kişinin mal varlığına dahil olan bir değeri zarar görmüşse mal varlığına zarardan bahsedilir. Haksız eylem sadece malvarlığına yöneliktir. Saldırının hedefi, konusu mal varlığına dahil olan değerlerdir. Bu manevi veya maddi zarara yol açabilir. Tazminatın amacı malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermektir. Malvarlığı kaybolmamış ancak değerini yitirmişse bu eksilen değere ilişkin miktar tazmin edilir. Eşya zararlarında zarar hesaplanıp tazminata hükmedilirken eski yeni farkının göz önünde bulundurulması gerekir. 99 model bir arabaya 89 model bir far takılmaz.

Şahıs varlığına zararda haksız eylem şahıs varlığına yönelmiştir. Şahıs varlığı maddi ve gayri maddi değerlerden oluşur. Bedensel bütünlüğe yönelik hasız eylem yaralanmaya ya da ölüme sebep olabilir. Borçlar kanunu 46 cismani, Borçlar kanunu 45 ölüm zararını düzenlemiştir. Şahıs varlığına yönelik haksız eylemlerde bu eylem bedensel bütünlük veya bedensel bütünlük dışındaki değerlere de yönelik olabilir.

ZARAR

Malvarlığına zarar                                           şahıs varlığına zarar

Bedensel bütünlük                   diğer kişisel değerler

Yaralanma                                             ölüm

Tedavi giderler                                     destekten yoksun

Çalışma gücü kaybı zararı                   maddi zarar

Ekonomik geleceğin kaybı

Manevi zarar:

Haksız eylem kişinin kişilik hakkına yönelmiştir. Kişilik hakkını oluşturan değerleri ayırmak gerekir. Maddi kişisel değerler vücut, bedensel bütünlük, maddi olmayan kişisel değerler ise özgürlükler, özel yaşam, onur gibi kavramlar olup Borçlar kanunu şahıs varlığı zararlarını bu ayrıma tabi tutmuştur.

Bedensel bütünlük haksız fiil sonucu zarara uğrayabilir yani yaralanabilir yada ölebilir. Yaralanmaya uğramışsa veya ölmüşse zarar ve tazminat farklı hesaplanır. Haksız fiil şahıs varlığına yönelmiş kişi cismani zarara uğramışsa tedavi giderleri çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybolmasında , ekonomik gücünün sona ermesinde çalışılamayan günlerin kazanç kaybı ve diğer gelir kayıplarının karşılanması gerekir. Ekonomik gücün kaybı çalışma gücünün kaybıyla doğru orantılı olması gerekmez. Çok ufak bir zarar ekonomik geleceğin sarsılması sonucunu doğurur.

Kişinin zararlarının haksız fiil anında ortaya çıkması gerekmez zaman süreci içinde de olabilir. Zarar devam da edebilir. Tedavinin 2 sene devam etmesi . her altı ayda bir bu zarar telafi edilecek…ileriki yıllarda hastalık ortaya çıkabilir. Bu durumda zamanaşımı meydana gelmez. Zamanaşımı süresi zararın ortaya çıktığı andan itibaren her zararda baştan başlayacaktır. Borçlar kanunu 44.2 cismani zararın haksız eylemle gerçekleştiği tarihte tam olarak tespitinin mümkün olmadığı hallerde yargılama aşamasında yargıca hüküm tarihinden itibaren 2 yıl içersinde zarar görenin yeni zararlarının hüküm altına alınabilmesine olanak tanımıştır.

Haksız eylem sonucu ölüm derhal vuku bulmamışsa ölünceye kadarki zararlar ölenin mirasçılarına düşer. Kimse ölenin mirasçısı bu kişiler zararın tazminini ister. Ayrıca kişinin ölünceye kadar geçen sürede tedavi masraflarını, ekonomik gücünün azalması, çalışma gücü kaybı zararları da ödenir. Ölüm sonucu manevi zarar tazminini isteme hakkı mirasçılara geçer.

Ölüm gerçekleştiğinde ölenin varlığından mahrum kalan kişilerin tazminat isteminde bulunmaları önem taşır. Ölenin ölünceye kadar ki zararları: maddi zararlar: ölümün getirdiği başlıca zararlar, cenaze,defi… ve ölünceye kadar ki zararlar. Destekten mahrum kalma tazminatı ölüm nedeniyle ölenin ölmeseydi yardımından faydalanan kişilerden dolayı gündeme gelir. Bunlar fiili destekten mahrum kalanlar, farazi destek alanlar ( 10 yaşındaki çocuğunu kaybetmiş kişi ilerde çocuğunun büyüyüp ana babaya yardım edeceği varsayılır.) destekten mahrum kalanın mirasçılıkla ilgisi yoktur. Ancak genelde mirasçıları olurlar. Destekten mahrum kalma tazminatı hesaplanırken göz önünde tutulması gereken kriterler:

  • ölenin yaşı. Böylece muhtemel yaşama süresi belirlenir.
  • Mahrum kalan kişilerin yaşı
  • Ölenin gelir durumu. Gelir düzeyi yüksekse tazminatta yüksek olacaktır.
  • Sağ kalan eş söz konusuysa bunun evlenme şansı oranında tazminat miktarı değişebilir.
  • Çocukların destekten mahrum kalmaları durumunda erginlik yaşı ve bunların eğitimlerine devam etme durumları göz önünde bulundurulur. Çocuk ergin olana kadar ve eğitimini bitirene kadar destek alır. Evlenen kişiye ölen kişi destek vermez. Kız çocukları evleninceye kadar yaşına bakılmamsınızın destekten yoksun kalma tazminatı alır. Erkek çocuklarında bu eğitimi bitinceye kadardır.
  • Destekten yoksun kalanlara yıllarca yapılan desteğin toptan verilmesi.

Bedensel bütünlüğe yönelik saldırılar nedeniyle manevi zararlarda ortaya çıkabilir. Ölüm ortaya çıkmamış olabilir. Acı, ızdırap, elem duymuş olabilir. Tıbbi müdahale sonucu acı çekmiş veya haksız fiil sonucu bedensel bütünlüğü değişikliğe uğramış olabilir. Bunlar manevi zarar giderimini oluşturur. Zarar tazmin edilmeden kişi ölmüşse bu zararın tazmin hakkı mirası reddetmemiş mirasçılara geçer. Maddi zararın kalem kalem dökümü yapılarak kanıtlanabilir. Ancak manevi zararın tazmininde de genel bazı ölçüler vardır.

  1. somut olayın niteliği
  2. kusurun ağırlığı: kasten işlenmişse farklı, tedbirsizlik sonucu oluşmuşsa farklı değerlendirilecektir.

 

Borçlar kanunu 44 e göre genel ölçülere ek olarak

  1. zarara uğrayan kişinin buna rızası
  2. zarara uğrayan kişinin zararın artmasında ortak kusuru.

Manevi tazminat bir şarta bağlanmaksızın zamanaşımı süresinde mirasçılara intikal edebilir. Bu tazminat haksız eylem sonucu bedensel bütünlüğü zarar gören kişinin şahsına özgü bir tazminattır.

Borçlar kanunu 47 ölüm nedeniyle manevi tazminatı düzenlemiştir.

Ölüm gerçekleştiğinde kişilik sona erer. Ölenin zararları mirasçılara intikal eder. Ve ölen kişinin yakınlarının manevi zararı gündeme gelir. Bu zarar dolaylı bir zarardır. Bu dolaylı zarar bir istisnadır. Genelde doğrudan düzenlenmiştir. Ölenin yakınları kavramı esas alınmalıdır. Tazminatın hesaplanmasında da manevi tazminat talep eden kişinin ölene yakınlık derecesi göz önünde tutulmalıdır. Yakınlık derecesinden uzaklaştıkça tazminat düşer.

Diğer kişisel varlık zararları:

Kişilerin şeref, haysiyet, özgürlük gibi haklarına özgü değerlerdir. Bir kişiyi yaralama durumunda Borçlar kanunu 47 uyarınca bedensel bütünlüğün manevi zararları, bir kişiye tükürüldüğü halde de bedensel bütünlük dışındaki bedene yönelik manevi zarar Borçlar kanunu 49 uyarınca uygulanır. Borçlar kanunu 49 manevi tazminatın belirlenmesinde 47den farklı olarak

  • tarafların sıfatı
  • tarafların işgal ettikleri makam
  • diğer ekonomik ve sosyal koşullar dikkate alınacaktır.

Bu genel ölçütlerin dışında özel ölçütlere de yer verilmiştir. 49 47 ye nazaran daha kaypaktır. Kişinin maddi niteliğinde olmayan varlıklarına yönelik bir zarar vardır. Kişinin iç dünyasında sonuç yaratır. 47 de failin kusurunun türü önem taşımazken 49 da kusurun ağırlığı aranıyor. Hafif kusurun olması halinde tazminat istemi reddediliyor. Ancak 3444 sayılı kanun 49. maddedeki kusurun ağırlığı koşulunu kaldırmıştır. Bu kusursuz sorumluluk değildir. Kusur hale aranmaktadır.

  • Müspet ve menfi zarar:

Haksız fiillerde bu ayrımın pek önemi yoktur. Bu ayrım sözleşmelerde önemlidir.

  • doğrudan doğruya zarar:

haksız fiilin yarattığı, bu eylemle doğrudan sebep sonuç ilişkisi içinde bulunan zararlardır. Haksız eylemin etkisi içinde bulunmayan bu eylemin yansıdığı diğer zararlar ise dolaylı zarardır. Haksız eylemin yöneldiği varlığı koruyan normun amacı doğrudan doğruya o varlığı korumaktır. Kişi babasının kaza geçirmesi sonucu babasının yanına gider. Bu durumda bilet masrafları oradaki masrafların kazaya sebep olan tarafından ödenmesi gerekir. Burada dolaylı zarar vardır. Türk hukukunda esas alınan doğrudan doğruya zarardır. Haksız eylem faili ancak doğrudan doğruya zararlardan sorumlu tutulabilir. Bu sorun illiyet bağı ile ilgili sorundur. Zararın türü yönünden haksız eylemin hangi sonuçlardan sorumlu olacağı illiyet bağında değinilmektedir.

  • İLLİYET BAĞI

Haksız eylemin genel koşulları içersinde illiyet bağı yer alır. Borçlar kanunu 41 illiyet bağını açıklar. Haksız eylem sebep, yarattığı zarar ise sonuçtur. Eylem sebep olan sonuçlardan sorumludur. Bu sonucu yaratan sebepler haksız eylem en yakın sebeptir. Haksız eylem sorumluluğu tazminat sorunu ortaya çıkartır. Bu sonuçla illiyet bağı kurulan sebeple sınırlıdır. Sebepler sonsuza kadar genişletilebilir. Acaba hangi sebep bu sonuçlarla bağlantılıdır?

Bir zarara yol açan sebepler çok değişik olabilir. Hangisinin sorumlu olacağı illiyet bağına göre tespit edilir. İlliyet bağı ile ilgili iki teori vardır:

  • şart nazariyesi:

bir sonucu yaratan tüm sebepler, şartlar bu sonuçla illiyet bağı içersindedir. Bunlar arsında ayrım yapılamaz. Somut olay niteliğine göre bunlardan uygun olan sorumlu tutulur.

  • uygun illiyet bağı teorisi:

bir zarar birçok sebep sonuç olabilir. Bular eşit değerde değildir. Bunlar içinde somut olayı yaratmaya en uygun olanı ile illiyet bağı kurulabilir. Sonuçla uygun olan sebep hangisi ise sorumluluk buna aittir. Bunun dışındaki sebepler illiyet bağı içersinde değildir. Borçlar Hukukunda uygun illiyet bağı teorisi kabul edilmektedir.

Sonuçla en yakın neden arasında illiyet bağı kurulabilir. Genel olarak illiyet bağı ilkesi kabul edilmezse sorumluyu ve sorumluluk kapsamı sınırlandırılamaz.

Bütün bunların sonucunda hukuka aykırılık bağı teorisi geliştirilmiştir. Bu teori zarar denilen sonuçtan sorumluluğu tayinde sadece buna yol açan sebeplerden değil bu zararı önlemeye çalışan normun koruma amacı ölçü alınır.

Devlet demiryollarına ait lokomotifin raydan çıkması sonucu köprü yıkılmış, karayolu trafiğe kapanmış ve petrol istasyonu zarara uğramıştır. Petrol istasyonu sahibi devlet demiryollarına dava açmıştır. Burada zarar doğrudan mı? İlliyet bağı var mıdır? Normun koruma amacı nedir?

Haksız eylemle zarar arsında illiyet bağı vardır. Ancak bu bağ tazmin için yetersizdir. Normun amacı bu değildir. Bağ bu kadar genişletilemez.

Haksız eylemle ile zarar arasında sebep bağı kurulmalıdır. Bu bağ kurulamazsa haksiz fiilin bir koşulu eksiktir. Sebeple sonuç arsı bağı kesen olgulara illiyet bağını kesen denir. Bu varsa haksız eylem faili sorumlu tutulmaz. 3 yasal sebep vardır. Bunlar :

  1. mücbir sebep: önceden tahmini mümkün olmayan, karşı konulması olanaklı bulunmayan olayları ifade eder. Bunlar genelde tabii olaylardır. Deprem, heyelan, yıldırım düşmesi vb. karayolunda seyir halindeyken yıldırım düşmesi sonucu devrilen ağaca çarpmamak için direksiyon hakimiyetini kaybeden sürücü yaya çarpmaktadır. Burada eylem vardır ancak kişi sorumlu tutulamaz.
  2. Zarar görenin ağır kusuru: illiyet bağını kesebilir ve sorumluluk söz konusu olmaz. Kusur bu gabi kesecek durumda değildir. Sorumsuzluğa yol açmaz. Ancak haksız fiilden indirime tabi olur.
  3. kişinin ağır kusuru: burada illiyedi kesen zarar faili ile gören dışındakinin ağır kusurlu olduğu bir eylemdir.
  • KUSUR

KUSUR

Ağır kusur                                                hafif kusur

Kast                                 ağır ihmal                           hafif ihmal

İlliyet bağının kurulması.                              İndirim nedeni

Hukuk düzeninde kişinin hoş karşılanmayan davranışıdır. Kişilerin davranış tarzının türüne göre kusurun derecesi değişir. Kusurlu davranış bazen affedilebilirken bazen indirime sebep olabilir.

 

Kast: hukuka aykırı eylemin sonucunu bilerek ve isteyerek hareket etme. Bilme ve isteme önemli unsurlardır. Kastta kişinin eylemi hiçbir şekilde kabul edilmez .kurluluk derecesi sorumluluk kapsamı bakımından önemlidir. Herhangi bir kusur sorumluluk için yeterlidir. Ceza hukukunda bazı durumlarda sorumluluk derecesi önemlidir. Kastta sorumluluk ağır olacaktır. Borçlar kanunu 48 de kusur ağırlığı tazminata hüküm olunur diye belirtilir. Kusur ehliyetini gerektirir ve buda sezginliktir. Borçlar kanunu ve medeni kanun temyiz kudreti yaşı kabul etmemiştir.

Haksız fiil sorumluluğunda yaş sınırlaması yoktur. Sorumluluk için sezginlik zorunluluğu vardır. Sezginliğin yaşı yoktur. Hukuk yargıcı failin kusurunu araştıracak herhangi derecede bir kusurunun yakalanması sorumluluk için yeterli olacaktır. Kusurun derecesi ise tazminat miktarının belirlenmesinde önemlidir. Borçlar kanunu 41 deki kusur olmazsa sorumlulukta oluşmaz. Bankanın batmasına kusuru ile sebep olanlar sorumlu olur. Kısmi sorumluluğun söz konusu olduğu hallerde her bir kişi oran miktarında tazminattan sorumlu olur. Tek başına sorumlulukta birey bundan binde bir sorumlu olsa bile bu tam tazminat sorumluluğunu getirir.

Ağır ihmal: en basit dikkat ve özenin gösterilmemesi. Vurdum duymazlık, özensizlik. Normal kişilerin göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermeme. Kusurun varlığında failin değil aynı koşullarda beklenen normal hareketten yola çıkılır. Ağır ihmal ile hafif ihmal araştırılırken objektif objelerden hareket edilmeli ve somut olayın niteliği bunu belirleyecektir. En basit önlemleri almamışsa birey ağır ihmalle sorumludur.

Hafif ihmal: dikkatli, özenli, tedbirli insanların göstermesi gereken özendeki aksamayı ifade eder. Herhangi bir kişi değildir buradaki. Hafif kusurda da objektif objelerden hareket edilmelidir. Benzer olaylarda çok daha dikkatli kişilerin gösterdiği aşırı önlem alınmış mı ona bakılır. Her iki halde de failin durumu bir yan ölçü olarak göz önünde tutulacaktır.

Kusurun derecesi ve önemi:

  • illiyet bağı açısından önem taşır. İlliyet bağı olmazsa sorumlu olmaz.
  • Tazminat miktarının tayini bakımından önemlidir. Borçlar kanunu 43 te zarar görenin ağır kusuru illiyet bağını keserken hafifse tazminatta indirime sebep olur.
  • Birden fazla sorumlunun bulunduğu hallerde bunların birbirlerine rücu hakları bakımından önem taşır. Müteessir sorumlulukta bu önemlidir.
  • Kusurun derecesi sorumsuzluk kayıtlarının geçerliliği bakımından önem taşır. Borçlar kanunu 99 sorumsuzluk kaydını kusurun derecesi bakımından geçerliliğini ele almıştır. Ağır kusur varsa bu kayıt geçersizdir.

Haksız fiil sorumluluğunda ana kural Borçlar kanunu 41 deki kusuru sorumluluğudur. Kusur yoksa diğer koşullar olsa dahi sorumluluk yoktur. Her türlü şekille kusur kanıtlanabilir. Haksız fiil sorumluluğunda sorumlunun kusurunu zarar gören kanıtlar. Toplanan kanıtlarda kusur herhangi seviyede oluşması tazminatı gündeme getirir. Bazı istisnai hallerde haksız fiil sorumluluğu için kusur araştırılmaz. Eylem, hukuka aykırılık, zarar ve illiyet bağı yeterlidir. Buna kusursuz sorumluluk halleri denir. Bu ağır bir sorumluluktur. Hiç kusuru olmayanın zarardan sorumlu tutulması istisnadır ve yasal açıklık ilkesini gerektirir. Yasaca düzenlenir ve genişletilemez.

 

 

 

HAKSIZ FİİLİN HÜKÜM VE SONUÇLARI

Haksız fiil bir borç kaynağıdır. Verilen zararın giderim borcudur. Borçlar kanununu ilgilendiren kısmı zarara yol açmasıdır. Haksız fiil gerçekleştiğinde araştırılması gereken husus; zarar var mı, tazminata gerek var mı, varsa miktarı ne, kimler sorumlu ve kimler neyi kanıtlayacaktır.

ZARAR VE MİKTARI:

Haksız fiilden doğan borç iddiası karşısında yargıç önce unsurların gerçekleşip gerçekleşmediğine bakar. Kusur ve derecesi ön unsur olup araştırılmalı ve sonra zararın hesabına gelir. İddia her türlü delille kanıtlanabilir. Borçlar kanunu 42.2 de ispat imkansızlığı yargıca tayin yetkisi tanımıştır. Zarar malvarlığı yada şahıs varlığına yönelik olabilir. Ancak her ikisi de maddi zarara yol açmıştır. Eşya zararında amaç yeni eşya değil zarar öncesi hale getirmektir. Tamir edilebilirse tamir masrafı, değer kaybettiyse değerin tazmini, kullanılmaz hale geldiyse aynı eşyanın yenisinin temini gerekir. Ancak burada eski yeni farkı düşünülecektir.

Malvarlıgı ve şahıs varlıgı zararlarında tazminatın amacı kişiyi haksız fiil öncesi konuma getirmektir. Haksız fiil zenginleştirme aracı olmamalıdır. Borçlar kanunu madde 46 zararları sınırlandırmıştır.

Zararı ispat zarar görene aittir. Teknik inceleme gerektirirse bilir kişiye başvurulur. Rapor denetimi yargıca aittir. Kanıtların zaman içersinde kaybolma riskine karşı delil tespiti nitelginde belgeler olabilir.

Zararın anı haksız fiil anıdır. Dava açıldıgındaki, karar verildigindeki an degil haksız fiil işlendigi andır. Eksilme haksız eylem esnasında gerçekleşir. Para alacagında talep anından itibaren faiz uygulanır. Bilirkişi haksız eylem zamananındaki kanıtlara göre rapor hazırlamalıdır.

TAZMİNATIN HESAPLANMASI VE KARARA BAGLANMASI:

Yargıç zararı saptadıktan sonra tazminata hükmeder. Tazminat zarara eşit yada altında olabilir. Altında kalmasının degişik nedenleri vardır. Borçlar kanunu yargıcın tazminata hükmederken göz önünde tutacagı ilkeleri borçlar kanunu 43 te belirtmiştir. Bu kurallar dışında özel hükümlerle getirilmiş olan diger unsurlar da bulunabilir. Borçlar kanunu 49.2 manevi tazminata özgü olmak üzere özel hususlara da yer vermiştir. Yargıç adalet ve hakkaniyet ilkelerini göz önünde tutacak. Somut olayın niteligine bakılır.

  • saldırının agırlıgı. Saldırının türüne göre degişir. Yaşama, saglık hakkı en kutsal haklardandır. Saldırının yöneldigi kişisell varlık önemlidir. Özellikle manevi tazminat belirlenmesinde malvarlıgı ile şahıs varlıgına yönelik saldırılar ayırt edilmelidir.
  • Kusurun agırlıgı. Borçlar kanunu madde 43 haksız fiil sorumlulugunda takdir yetkisini belirlemiştir. Bu ilkeler göz önünde tutularak tazminata karar verilir. Yasalarda tazminat hesaplanmasına ilişkin özel hükümler getiren yerler vardır. RTÜK 93 yılında yürürlüğe kondugunda yargıca hükmedecegi tazminat miktarını belirlemiştir. Bu emredici bir kuraldır. Fikir ve sanat eserleri kanunu 68. maddesi eser sahibi rızası dışında kullanılması sonucu dogan telif hesaplamasında farazi sözleşme ilkesini benimsemiştir. Sözleşme yapılacak olsaydı talep edilecek telifin 3 katı tazminata baglanmıştır.

Maddi tazminatın tayini manevi tazminatın tayinine göre daha kolaydır. Somut etkiler vardır. Manevi zarar kişinin iç dünyasıyla ilgilidir. Kişinin iç dünyasındaki sarsıntıların dış dünyaya yansıyan belirtilerinden yola çıkılır. Manevi tazminatta da amaç zenginleşme olamaz. Manevi tazminat tayini de ölçülere baglanmıştır. Yargıç madde 43teki ölçüleri göz önünde tutacaktır. Şahıs varlıgına yönelik haksız eylemlerde eylemin varlıgının türünü ve cinsini belirleyecektir. Bedensel zararlarda bunu hesaplamak kolaydır. Şeref ve haysiyete yönelik saldırılarda dışa yansıyan lgulardan hareket edilir. Kullanılan sözcügün agırlıgı nedir? Bu sözün yayıldıgı çevre göz önünde tutulur. 49.2 ye ilaveten tarafların ekonomik durumları da göz önüne alınmalıdır. Yargıç manevi tazminata hükmederken maddi tazminat gibi kılı kırk yarmasına gerek yoktur. Maddi tazminatta belge vardır. Manevi tazminatta yargıç yaşam deneyimlerine baglı olarak kişinin ugradıgı zararı hesaplamaya çalışır.

TAZMİNAT İNDİRİMİNİN NEDENLERİ:

Borçlar kanunu madde 44 geregi yargıç tazminata hükmederken bundan indirimde bulunacaktır der. Tazminattan indirimin 3 koşulu vardır. Bunlar;

  • Rıza: taraf zarara razı olursa yargıç tazminattan indirimle yetinmeyip tamamen kaldırabilir de. Buradaki rıza hukuka uygunluk sebebindeki rızadan farklıdır. Hukuka uygunluk nedeni olan rıza medeni kanun madde 24.2 varsa haksız fiil gerçekleşmediginden dava reddedilecektir. Her rıza hukuka uygunluk nedeni degildir. Ölüme, işkenceye, şeref ve haysiyete karşı saldırılara karşı gösterilen rıza geçersizdir. Rıza hukuka aykırı olmamalıdır. Borçlar kanunu madde 44 teki rıza eylemdeki hukuka aykırılıgı ortadan kaldırmayan ancak tazminat indirimine sebep olmaktadır. Bunun için eylem öncesinde verilmesi gerekir. Eylem sonrası rıza tazminattan feragat anlamına gelir.
  • ortak kusur: müterafik kusur. Zarar görenin eylemi olack ve kusurlu olacaktır. Zarar görenin bu eylemi zararın dogumuna ya da zararın artmasına sebep olabilir. Dogumunda etkin ise tazminattan indirim yapılır veya reddedilir. Kişinin kendisini aracın önüne atması, kullanma süresinin bitmesini bilmesine ragmen bozuk gıdayı yemesi, ehliyetsiz oldugunu bildigi halde başka kişinin arabasına binmesi ve arabanın kaza yapması durumunda örnek olarak karşımıza çıkar. Zarar görenin hareketi hukuka aykırı oldugu zaman ortak kusur oluşur. Borçlar kanunu 44.2 bir başka indirim sebebidir.
  • Tazminata hükmedilmesinin faili zor duruma düşürmüş olması. Kişinin derecesine bakmak suretiyle degerlendirilir. İki koşulu vardır. Bunlar;
    • haksız eylemde failin agır kusurunun bulunmaması.
    • Tam tazminata hükmedilmesinin faili muzayakaya düşürecek olması.

FAİZ:

Eylemin işlendigi tarihte tazminat borcu dogmuştur ve zarrın o esnada giderilmesi gerekir. Borçlar kanunu 101 e göre bir miktar verilmesi belirtilir. Haksız fiil anından itibaren faiz yürütülür. Faiz oranı yasaların öngördügü orandır. Temerrüd faizi haksız fiillerde uygulanır. 15.12.99 tarihli faiz oranı temrrüt faiz oranı reeskont faizi olarak belirlenmiştir. Faiz talep edilmişse hüküm edilir.

ZAMANAŞIMI:

Borçlar kanunu madde 60 ta haksız fiilden dogan alacaklarda 3 süre öngörmüştür. Bu süreler zamanaşımı süreleridir. Hakkı degil dava hakkını ortadan kaldırır. Borçlar kanunu 132 ve 133teki zamanaşımını durduran ve kesen sebeblere baglıdır. İleri sürme hakkı taraflara aittir. Yargıç bunu resen göz önünde tutamaz. Belirtilen süreler

  1. kısa zamanaşımı

ilk iki süreyi ayırt eden unsur işlemeye başlama tarihlerini gösterir. Kısa zamanaşımı kural olarak 1 yıldır. Bu kuralın istisnasi olan özel hükümler vardır. Bu bir yıllık sürenin başlama tarihi zararı ve faili ögrenme tarihidir. Zarar devam ediyorsa 1 yıllık süre henüz başlamamıştır. 1 yıllık süre geçtiginde uzun süre henüz dolmamış olsa bile tazminat alacagı davası zamanaşımına ugrar. Alacak sabit olsa dahi davada tazminat isteminin reddine karar verilir.

  1. uzun zamanaşımı

uzun süre 10 yıldır. Başlaması haksız fiil tarihidir. Olay tarihinden sonraki 10 yıl geçerse zamanaşımına ugrar. Zarara ugrayan kişinin fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması 10 yıllık süreyi ortadan kaldırmaz. 10 yıllık süre dolunca fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kabul edilmez. Fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması sadece maddi tazminata kabul edilir.

Borçlar hukuku ve ceza hukuku zamanaşımı anlayışı farklıdır. Borçlar hukukunda tazminat talebi dava açıldıktan sonra dava ne kadar sürerse sürsün zamanaşımına yol açmaz. Davanın açılmasıyla zamanaşımı kesilir. Ceza hukukunda davanın açılması zamanaşımını bir miktar keser. Burada dava zamanaşımı süresi vardır.

  1. ceza zamanaşımı süresi

haksız fiil aynı zamanda suç teşki ediyor ve ceza yasaları bu suç iin haksız fiil zamanaşım sürelerinden daha uzun bir süre öngörüyorsa tazminat davası açımı için bu süre kabul edilir. Unsurlar: haksız eylem suç olmalı ve ceza yasaları daha uzun bir zamanaşımı kabul etmiş olmalıdır. Sanık hakkında ceza davası açılabildigi hallerde tazminat davası da açılmalıdır. Tedbirsizlikle adam öldürme sucunda ceza zamanaşımı süresi 5 yıldır. Tazminat davası da 5 – 10 yıl olur. Kasten adam öldürme suçunda ceza zamanaşımı 20 yıldır. Tazminat davası açma uzun zamanaşımı 20 olur. Daha uzun süreli olan ceza zamanaşımı hakkının tazminat davalarına uygulanması için yargı karrlarında koşul olrak zarar görenin müdahil olarak ceza davalarına katılmaları gerekmektedir.

Eylemin suç teşkil etmesi uzun süre zamanaşımı için yeterlidir. Ancak yargı kararlarında hatalı olan görüş şikayet hakkını kullanması gerekir. Eylemin suç oup daha uzun süreli zamanaşımının bulunup bulunmaması yargıç tarafından resen incelenmelidir. Eylem af yasası ile suç olmaktan çıkartılabilir ancak bu uzun zamanaşımı süresini etkilemez. Af kanunu ile devlet kişiye verilecek cezayı kaldırır. Bu bireylerin ugradıgı zararın tazminine engel teşkil etmez. Eylem suç olmaya devam edecektir.

Aynı zamanda suç ve haksız fiil teşkil eden eylemler nedeniyle hukuk yargıcının ceza yargısı karşısındaki tutumu:

Borçlar kanunu madde 60taki ceza zamanaşımı uygulanması hukuk yargıcının ceza mahkemesinde verilen karar karşısındaki durumu bakımından önemlidir. Bu borçlar kanunu 53 te düzenlenmiştir.

Ceza hukuku ile medeni hukuk arası münasebet:

Bu ayrım yalnızca haksız fiilden dogan borçlarda önem taşır. 5 unsur varsa haksız fiildir. Eylemin suç teşkil edip etmedigini bilmek için ceza hukukuna bakılır. Bunu yargıç bilmelidir. Ceza davası açılmamış, af kanunu ile kaldırılmış olabilir. Ceza mahkemesinin sanık hakkındaki mahkumiyet veya beraat kararları hukuk yargıcını baglar mı?

Bunun yanıtını borçlar kanunu madde 53 verecektir. Borçlar kanunu 53 e göre hukuk yargıcı için bağımsızlık ilkesi benimsenmiştir. Ceza mahkemesi kararı ile bağlı değildir. Bunun haklı nedenleri vardır. Ceza hukuku ile Borçlar Hukuku arasında farklılıklar vardır:

  • Ceza hukuku kusur anlayışı farklıdır. Ceza hukuku kastı gerektiren ve ihmal yoluyla işlenemeyen suçları içerir. Borçlar Hukukunda kusurun derecesi haksız fiilde sorumluluğun koşuludur. Kasta gereksinim olmayıp kusur yeterlidir.
  • Ceza hukukunda zamanaşımı anlayışı farklıdır. Süreler ve zamanaşımı kesilmesi bakımından farklıdır. Ceza hukukunda ceza zamanaşımı ve dava zamanaşımı süreleri vardır. Davanın açılması zamanaşımını keser fakat sürenin uzamasını yani davanın sonuçlanması için başka bir süre görülür. Borçlar Hukukunda davanın açılması zamanaşımını keser ve dava devam ettiği sürece başka bir zamanaşımı süresine dahil değildir.
  • Ehliyet anlayışı ile Borçlar Hukuku kaksız fiil ehliyet anlayışı farklıdır. Ceza hukukunda sezginlik + yaş sınırı söz konusuyken Borçlar Hukukunda failin haksız fiili icra ettiği tarihte sezgin olması yeterlidir.

Ceza muhakemeleri usulüne göre suç teşkil eden eylem zarara yol açarsa sanığın cezasının yansıra zararı ödemesi için zarar gören kişinin müdahil olarak katılması şartıyla hukuk mahkemesinde tazminat davası açılabilir. Ceza yargıcı bu talep karşısında sanığın mahkeme karar verirse mağdurun zararını da hüküm altına alır. Mahkumiyet koşulu tazminatı sağlar. Ancak mahkumiyet kararına rağmen mağdurun tazminat istemini saklı tutar ve bunu hukuk mahkemesinin tartışması yönünde karar da verebilir. Ceza mahkemesi tazminata hükmederse bu istemle sınırlı kesin hüküm vardır. Zarar gören kişi ceza mahkemesince hüküm altına alınan miktardan daha fazla bir bedel düşünüyorsa zaman içersinde saklı tuttuğu haklar için ek bir dava açabilir. Mağdur aynı zamanda suç teşkil eden haksız eylem için tazminat istemini hukuk mahkemesinde de dile getirebilir.

Sanık hakkında görülen ceza davası hukuk mahkemesi için bir bekletici sorun teşkil eder mi?

Yasalarda böyle bir zorunluluk yoktur. Bekleme yükümlülüğü getirmez. Ancak hukuk yargıcı ceza mahkemesinin delillerin toplanmasında daha geniş yetkilere sahip olması, kanıtların değerlendirilmesi hakkında önem taşıdığına kanaat getirirse erteleyebilir. Uygulamada da genellikle yapılan budur.

Bir başka sorun hukuk yargıcı ceza davasının sonucunu bekleyerek yada ceza davsında verilen karar söz konusuysa tazminat kararına ceza davası kararıyla bağlı mıdır?

Hukuk yargıcı beraat kararıyla bağlı değil. Hakaret suçunun işlenmesinde kast aranırken tazminat istemlerinde kast bir koşul değildir. Ceza mahkemesinde cezai ehliyet yaşı bulunmadığı için beraat eden kişi tazminat ödemeye mahkum edilebilir. Suçların şahsiliği ilkesi Ceza hukukunda varken Borçlar hukukunda böyle bir ilke yoktur. Hukuk güvencesi nedeniyle hukuk yargıcının beraat kararıyla bağlı olmaması gerekir.

Ancak ceza mahkemesinin mahkumiyet kararı karşısında hukuk yargıcı kural olarak bu kararı dikkate almak zorundadır. Ceza mahkemesi resen araştırma yapılır ve mahkum edilirse sanığın suçlu bulunduğunu gösterir. Böyle bir durumda tazminat kararının da verilmesi gerekir. Mahkumiyet kararında sanığın bu eylemi işlediği görülmüşken hukuk davasında görülmemesi imkansızdır. Ancak farklı anlayışlardan kaynaklanan iki istisna vardır.

Kusurun takdiri ve zarar miktarının tayini bakımından hukuk yargıcı ceza mahkemesinin kararına bağlı değildir. Ceza hukuku kusur anlayışı farklıdır. Hukuk yargıcı kusurla ilgili yeni bir inceleme yaptırabilir. Bu konu hukuk yargıcının takdirine bırakılmıştır. Zarar görenlerin doğan zararı ceza mahkemesinde hüküm altına alınması konusunda istekte bulunmuş olabilirler ya da ceza mahkemesi hakların saklı kalması ile hukuk yargıcına konuyu gönderebilir ya da tazminata hükmedebilir. Fazlaya ilişkin saklı tutulmuş haklar zamanaşımı süresi geçmemek koşuluyla hukuk yargıcına iletilebilir. Bu takdirde zarar miktarına ilişkin inceleme hukuk yargıcı için bağlayıcı değildir.

Kusursuz sorumluluk halleri:

Borçlar kanununda kural kusur sorumluluğudur. Kusur varsa haksız fiil sorumluluk doğurur. Kusur aranmadığı halde fiilin kusur dışındaki koşulları varsa failin sorumlu tutulması için bazı esasların olması gerekir. Kişinin sorumluluğu haksız fiille ilgilidir. Sorulu kişi kusur dışındaki diğer unsurları tartışabilir. Yasa koyucu burada zarar görenin korunması amacını gütmüştür. Zararın doğmaması yönünde gerekli önlemleri alma düşüncesinden hareket etmiştir. Kusursuz sorumlu kişilerin azami dikkat ve özeni göstermemeleri söz konusudur. İki ilke vardır. Bunlar; a) dikkat ve özen b) tehlike

  1. dikkat ve özenin esas alındığı kusursuz sorumluluk hallerinde kişinin eylemlerinden sorumlu tutulduğu varlıkların zarar vermesinde gerekli dikkati göstermemesidir. Medeni kanun 320 deki ev reisinin sorumluluğu ve Borçlar kanunu 56 daki hayvan sahibinin sorumluluğu bu gruba girer. Sorumlu tutulan kişi kurtuluş kanıtı getirme olanağına sahiptir. Bu sorumluluğun çıkış noktası gerekli özeni ve dikkati göstermemesi ya da bunu gösterse dahi zarar oluşacaksa kişinin bunu engelleyemeyecek olmasıdır.
  1. Tehlike: faaliyetleri nedeniyle tehlike yaratanlar doğan zarardan kusursuz sorumlu kabul edilir. Yasa koyucu daha sert davrandığı bu sorumluluğun temelini başkalarının can ve mal güvenliğini tehlikeye sokan kuruluşlara dayandırır ve bunların kurtuluş kanıtı getirme olanağı yoktur. Tek yol illiyet bağını kesen durumların kanıtlanmasıdır. Kusursuz sorumluluk hali kanunilik ilkesine tabidir. Yasada öngörülmeyen konularda kusursuz sorumluluk hali oluşmaz. Yorum yoluyla da çoğaltılamaz.

Borçlar hukukunda olan kusursuz sorumluluk halleri:

  1. istihdam edenin kusursuz sorumluluğu:

dikkat ve özen ilkesinin ihlali nedeniyle doğaldır. Borçlar kanunu madde 55 konu ile ilgili genel düzenlemedir. Noterlerin çalıştırdıkları kişilerin eylemlerinden kusursuz sorumluluğu buna örnektir.

Koşulları:

  • çalışan ve çalıştıran ilişkisinin bulunması. Görünen şekli sözleşme ilişkisi, temsil de olabilir. Sözleşme zorunlu değildir. Buna rağmen istihdam söz konusudur. Bu ilişki her türlü delille kanıtlanır. Bir sözleşmeye dayanıyorsa sözleşmenin özel hukuk sözleşmesi olması gerekir. Memurların verdiği zararlar sorumluluğu Borçlar kanunu madde 55 e göre değil kamu hukukuna dayalıdır. Devletin sorumluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Memurun rahat hareket etmesini sağlamaya yönelik amaç benimsenmiştir. Devlet zararı ifa ettikten sonra memuruna rücu hakkına sahiptir. Devlet sorumluluğu için devlet memuru olma ve hizmet kusuru koşulları aranır. Kişisel kusur varsa Borçlar kanunu 41 gereği kişi haksız fiil sorumlusu olur ve devlet bundan sorumlu tutulmaz. Yargı kararını uygulamamak kişisel kusur olarak kabul edilmiştir. Borçlar kanunu madde 55 özel hukuktan kaynaklanan istihdam ilişkisini düzenler.
  • Zarara müstahdemin sebebiyet vermesi. Zarara çalışan ve çalıştıran ortak kusurlarıyla sebep olmuşlarsa birden fazla ortak kusurdan sorumluluk olur. Ancak çalıştıran hem kendi olarak hem de çalışan konusunda sorumludur.
  • İstihdam edilenin 3. kişiye zarar vermiş olması gerekir. Borçlar kanunu 55 ile Borçlar kanunu 100 maddeleri sorumlulukları farklıdır. Borçlar kanunu 100 sözleşmenin ifası ile ilgili sorumluluktur.
  • kişi bir zarara uğramış olmalıdır. Bu zarar maddi veya manevi olabilir. İstihdam eden manevi zarardan da sorumludur.
  • Müstahdemin eylemi ile doğan zarar arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Kişi sorumluluktan kurtulmak istiyorsa özellikle illiyet bağlarını kesen durumları kanıtlamalıdır.

Mücbir sebep

Zarar görenin ağır kusuru           illiyet bağını keser.

  1. kişinin ağır kusuru
  • kurtuluş kanıtı getirilmemiş olmalıdır. Kurtuluş kanıtı iki şekilde gösterilebilir. Bunlar;

gerekli özen ve dikkatin gösterildiğinin kanıtlanması ya da bunu gösterse dahi zararın kaçınılmaz olması.

Hüküm ve sonuçları:

İstihdam edenin sorumluluğu başkasının eyleminden, çalıştırdığı kişinin eyleminden sorumluluktur. İstihdam eden ve eylemi işleyen olmak üzere iki sorumlu vardır. Değişik hukuki nedenlerle birden fazla kişinin sorumluluğu söz konusudur. Bu Borçlar kanunu madde 51 deki mütesersir sorumluluk. Zarar gören kişi bu tür sorumluluktan ötürü zararın tamamını ya da bir bölümünü istediği taraftan talep edebilir. Zararda sorumlu haksız fiil failidir. İstihdam eden kişi zararı müstehdamdan yasal faiziyle isteyebilir.

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ

[wp_ad_camp_5]

sonraki sayfadan devam ediniz