in

Türk Anayasa Tarihi – Konu Özeti – Kpss Tarih

KPSS SON TEKRAR, ÖNERİLER ve TAHMİNLERİM
KPSS SON TEKRAR, ÖNERİLER ve TAHMİNLERİM

 TÜRK ANAYASAL TARİHİ

 

Örgutlenmemiş, düzensiz, aralarında maddi manevi bir ortak yan bulunmayan sosyolojıyı yönlendıremez.

SİYASİ TOPLUM: İnsanların ortak siyasi birlik kurmak amacıyla biraraya gelmesıyle olusur. Sıyasi toplumlarda insanları biraraya getiren unsurlar

  1. a) soy birliği
  2. b) dil birlıği
  3. c) inanç birliği

 

bir arada yaşama duygusu siyasi birliği oluşturmaya yeter. Siyasi toplum aynı özellıkleri gösteren bir cins meydana getirir. Siyasi örgütlenme sıyasi ayrışmayı doğurur. Bu ayrısma yönetilenler ve yönetenler olmak üzere iki bolume sahiptir.

SIYASİ İKTİDAR: Başkasından emir almadan emredebilme yeteneğidir. Yaptırım gücü vardır. İstek, yarar, çıkarların bırarada tutulmasını sağlar. Siyasi erk olmazsa anarşi hüküm sürer. Siyasi erk gücünü toplumdan milletten alır. Millet yonetılme yetkisini siyasi erke verir.

Sıyasi iktidar bir consensus’ tur.

Siyasi erk mutlaka toplumun onayından geçmelidir.

 

Siyasi elde etmek icin girişilen mücadeleye siyasi mücadele denir.

Siyasi güçler        siyasi partiler

Sendikalar

Siyasi hayatın dikkat edılmesı gereken br.

Baskı ve menfaat grupları

 

Anayasa hukuku sıyasi hukuktan yararlanmalıdır.

Anaysada bir devletin  siyasi rejimi

Yapısı                yer alır.

Şekli

 

Tarafların kullandiğı hukukta cercevelenerek sınırlı bir yönetim yaratmak için anayasa yapılır.

 

Osmanlı DEVLETİNE TOPLU BAKIŞ:

 

Sosyo ekonomik ve sınır cizgisi 15. yy. Da belırlendı. Bu yy. kadar askeri bir toprak devletıdır. 19,yy kadar içine kapanık bir feodal yapısı var. Feo. Bir bölge ıktıdar sistemidir. Ancak Osmanlı feo.su farklı.

Devletin üç ana temeli          tımar

 

Yüksek askeri

Saray, hazine, halk

Osmanlıda halk edilgen, pasif siyasal katılım yok.

Ikı unsur daha olusuyor: a)ilmiye(devlet islerının serıata ungun gelısmesı             ıcın calısıyor.)

b)yoncalık(meslek kurulusları)

Osmanlı feo.su tımardır. Devlet toprakları merkeze bağlı parcalara ayrılmıstır. Merkezle en kucuk toprak parcası arasındakı ilişki bununla saglanıyor.

Tımar sahiplerının gorevlerı:

  • Topragı işlemek
  • Vergi toplamak
  • Savunma, zabıta görevlerını yerıne getirmek.

Tımarlı sipahi: tımarlı gorevlilerdir. Ordu sefere cıkacagı zaman devlet cagrısı ile orduya katılmaktır.

 

Toprak rejimi ile askeri hiyerarsi bırbırıne kenetlenmistır.

Saray bütün ülkeyı gecerli kılan kararlar alan merkezdir. Saray hazine kurumunu icine almaktadır.

Osmanlı da monarşik sistem hakim. Hükümdar tek taraflı kararlar alabilir. İktidarın tek kaynagı hükümdardır. Bu monarşi kalıtsal yani ırsidir.

Prinegeture: Tahta en büyük cocugun gecmesi. Kuvvetler ayrılığı söz konusu degıldır. Osmanlı teokratik yapıya sahıptır. Osmanlı hükümdarının yetkılerı sınırsız degıldır. Devletın teokratık yapısı itibariyle ıtaat etmek zorunluluktur. Ancak hükümdarın yetkılerı ıslam kamu hukukuna uygun olmalı.

Padısah serrı hukuk dısında kurallar düzenlemektedir. Bunlar emirnameler

Kanuınlar…

Butun bu kanunnamelrı bır araya getıren kanun Fatih kanunnamesidir.

Bunlar örfi hukuktur ve serri hukuktan daha dünyevidir.

DİVAN:

Kurul halinde calısır. Devletle ilgili bütün işlerin denetlenmesi ancak alınan kararların padisah tarafından onayı gerekir.

Devlet birey ilişkisini duzenler. Bireyerin basvuruu ve sikayetlerını inceler.

 

ASKERİ:

Eyalet ve merkez askerlerı olarak ayrılırlar. Eyalet askerlerı savastan savasa, merkez askerlerı ise yeniceriler olup sürekli padisahın yanında yer alırlar. Yenıceriler daımı ve ücretlidir.

 

HALK:

Üzerinde bulunduğu topragı işlemekler yükümlü. Koylulıer yıllık vergilerini toprak sahibine verir. Vergi borcunu ödemezse tımar sahıbı toprağı gerı alınabılır. Toprak mutlak işlenmeli.cıkan uyumsuzluklarda cözume kadılar bakar. Köylü idari yonden tımar sahibine, yargısal yönden ise kadıların denetimindedir.

 

16.yy’de avrupadaki bolge ıktıdarı gücünü kaybetmıs, kesıfler ve yenilik hareketlerı sonucu aydınlanma sürecıne girmiştir. Bunlara Osmanlı baslangıcta kapalı kalmıstır.

Devletın sıyasi, ekonomik ve toplumsal alanda gerıleme nedenlerı 17. yy.de Koçi Bey raporunda belirtılmistır.

Bunlar:

  • Sarayın devletın işlerine karışması
  • Tımar rejiminin bozulması
  • Devlet örgütü icersındeki makamlara kişilerin gelmesi
  • Vergilerın dagıtımındakı bozulma
  • Kanuni sonrası padısahların aartık dıvana ve devlet islerıne katılmaması
  • Sadrazam atamalarında torpilin doğması.
  • Yüksek dereceli makamların sahıplerının sık sık yer değiştirmesi, yerlerınden olmak istemeyen kişilerin gerceklerı soylememesi.
  • Zülum ve siddetın baskın olması
  • Merkezı bütünlüğün cökmesı.
  • Ordu makamında görülen bozulma ve yarardan cok zarara nedenl
  • Hükümetin ülkeye söz gecırememesi ve balkanlardakı ulusların ayrılıkçı zihniyetlerı.

 

3.SELİM

 

yenilıklerle düzelme gerceklesecegıne inanır. Yabancılardan toplumdan görüs almıştır. Yenilikleri tek fikirli degil cok boyutlu gerceklestırme cabası vardır.

Osmanlıya yenı bir düzen olarak Nızam-ı Cedit’ı getirmiştir. Bu yalnızca askerı duzende gerceklestirilmek istendi. Yenicerılerın kaldırılması, batı teknıgının kullanılmak istenmesi. Yabancı eserlerı cevirtmis, dıs politikada denge saglanmak ıstenmıs, elçiliklerın kurulması.

3.Selım meşveret uslübunu(danısma) oturtmaya calışmıştır.

İdarı alanda alınması gereken önlemler:

  • Ayanların seçimle başa gelmesı, valılerın buna karışmamasi
  • Yüksek valilerın sık sık yerlerınden uzaklastırılmaması.
  • Kadıların usülsuz işlemlere son verilmesi
  • Vergıde keyfı uygulamaya son verılmesı
  • Yenicerılerın yanında avrupai düzende yeni bir ordu
  • Diplomasi alanında acılma
  • Dıvan dısında danısma organı kurulması, hukukı anlamda degıl ancak fiili anlamda hükümdarı sınırlandırma.

 

Yenılıklere karsı cıkılmıştır. Insanlar alıştıklarının devamından yanadır. Bu yenılıkler idari ve ekonomık acıdan eski düzenden cıkarları olanların karsı cıkmasına neden oldu. (Yenıceri maaslarından yararlananlar gıbı.)

Merkezi ve tasra yönetımlerde isyanlar cıkmıstır. Tasrada karışıklık ortamının giderilmesı sonucu merkezi yönetımın güclenecegı korkusuyla ayanlarda isyanda bulunmuştur. 3.Selim çıkan Kabakçı Mustafa ayaklanması ıle tahtan indirilmiştir. Yerıne gelen 4.Mustafa ıse hükümet darbesı ıle ındırılmıs yerıne tekradan yeniliklere önem veren bir padısah 2.Mahmut gecmıstır.

Ancak bu yenilikler istenilen sekılde olmamıstır. Cunku batılılaşma bir sorun halıne geldı. Sonradan gelen padısahlar Nızam-ı Cedıt’e sahıp cıktılar.

Ayanlar        kendı baskanlarını kendileri secerler. Ancak sonraları merkeze               ters dustuler ve devlet merkezden atamalar yaptı. Bu da                        devletın kararsızlığının göstergesidir. Ayanlarla yapılan 1808                 tarıhlı Sened-i İttıfak turk anayasal tarıhındekı ılk onemli belge.

 

Sened-i İttifak:

Ayanlarla hükümet arasındaki anlasmadır. 7 tane hükmü vardır.

  1. padişahın kişiliği ve otoritesi devletin temelidir. Buna karsi açık ya da gizli itaatsizlıkte bulunanlar cezalandırılacaktır.
  2. Bizim yaşamımız devletin  varlıgına baglıdır onun için toplanacak askerler devlet askerı olarak yazılacaklardır, karsı gelen olursa (yanı yenıcerıler) el bırliğiyle cezlandırılacaktır.
  3. Hazine ve devlet gelirlerının toplanması ve konrunmasına padısahın buyruklarının yerıne getirilmesini saglamaya karsi geleni cezlandırmaya soz verıyoruz.
  4. padisahın buyrukları eskiden oldugu gibi sadrazamdan cikacak. Her iste onun izni alınacak. Ama sadrazam da yetkisinii kullanmalı. Keyfılik yaparsa bunu onleyecegiz.
  5. Hanedanların devlete merkezdeki devlet adamlarının da birbirlerine güven duyması sarttır. Hanedanlardan birine devlet ya da valilerden sucsuz oldugu halde bir saldırı gelirse bunu önleyecegiz. Hanedan ve ayanlar karsıklık yaratanları halka zulmedednleri ve şeriata karsı gelenlerı cezalandıracaktır.Bırının sucu varsa soruşturulmadan ceza verilmemeli yani keyfi cezalara son verılıyor.
  6. baskentte askerler ayaklanırsa bütün kanedanlar izin ve cagrı almadan gelıp o ocagı dağıtacaklardır. Bu kişiler sıradan kişilerse soruşturulmadan idam edileceklerdir.
  7. ayan kendı yönetimindeki yerlerin asayişine ve vergilerin ezici olmamasına dikkat edilecektir. Haksız vergilerın kaldırılması. Hanedanlar biribrlerini denetleyecek ve zulüm yapanları devlete bildirceceklerdir.

Bu sartların uygulanması ıcın yemin edildi ve bunun belgelenip saklanması için bu senet yazıldı.(yazılı belge olmasının onemi)

 

Bu belgeye iki acıdan yorum yapılıyor. Bunlar;

  • Hukuki yanı: Bu belge ne dini ne de örfi hukukla ilgilidir. Fetva, kanunname veya ferman degil. Bu iki tarflı bir belge bır misak veya bir sözleşmedir. (tarafların verdıgı guvenceler var.) bir siyasi uzlasma yanı siyasi sözlesmedir.
  • Genel acıdan bakanlarda Magna Carta Libertatum la benzetmeye sokmuslardır. İngiltere’de yönetim cok serttı. Soylular halka bazı haklara sahip oldugunu bunlara uyulması gerektigini söyledi. Baronlar bunun üzerine magna carta’yı imzaladi. Vergi, can ve mal özgürlukleri acısından Sened-i ittifak ile benzerlik kurulabilir.

 

II. MAHMUT

 

Yenilestırme hareketlerı ikinci mahmut do. Devam ettı. Reformların sürdürüldü. Daha otoriter ve disiplinli ve radikal yontemlerı vardı.

Þ devlet otorıtesını ve merkezi güclendirmek bunun içinde feodal muhalefetı sindirici bir politika izledi.

Þ bozulmus olan Yenicerılerı 1826 yılında Vakayı Hayrıye ıle kaldırdı. Askeri guc sivil güce bağlandı. Askerlerin polıtıka disinda kalmaları saglandı.

Þ Devlet yönetiminde idari ve adlı kurumlar yenilestirildi. Askerı Suara, Meclis-i Ahkam-ı Adliye ve ıdarı işler icin Surayı Babıali kuruldu.

 

Meclıs-i Ahkam­-ı Adliye

Adliye teskılatının en yüksek kurumu. Temelde yargı niteligiyle kuruldu. Ancak Tanzimat dö. Nizamnamelerinin hazırlanması görevi verildi. Yapılan tüzüklerın incelenmesi. Gunumuz Danıştay) devletin yasama faaliyetine katıldı. Yasaları hazırlama gorevi verıldı.

Şerri ve örfi kuralların dısında ınsanlara kurallar konulabileceğini gösterdı. Devletin demokratiklesme belirtisi.

 

Şurayı Babıali

Devletin idari görevini yerine getirir. Toplumun günlük ihtiyaçlarını karşılayan teknik kamu işleri. Bu islevini hukuki işlevlerle maddi eylemlerle yerine getirir.

 

Devletin yürütme  alanında tek organ yoktur. Her konuyla ilgili ayrı bakanlıklar kuruldu. Bakanlar kurumunun baskanı daha önce sadrazam iken bu donemde uyumu sağlayan kisi basbakandır.

 

Þkadıların yetkilerini kötüye kullanmalarını engellemek icin ceza kanunu cıkartıldı. Kanunname-i Hümayun; memurların işleyecegı suclar ve bunların cezaları. Ayrıca ölüm cezasına carptırılan kisilerin devletce alınan mülkıyet ve miras hakları devlet güvencesinde geri verildi.

Þyönetılenler acısından din ve mezhep ayrılıgı yapılmaması benımsendı. din ve vicdan özgürlügü tanındı. Bu düşünce özg. Gelisimi açısından bir adım.

1837 yılında yapılan bir konusma ilede gayri müslımlerle müslümanlar arasındaki eşitlik ilkesi hükümdarca da benımsendı.

İslahat donemı kimi kisilerce hukuk alanında bir batılılaşma olarak görülür.

1808-1839 tarihlerı arası yapılan yenılıkler;

  1. merkezin güclendirilmesi
  2. Askeri gücün siyasi, sivil güce bağlı olması, politıka dışı kalmalarını
  3. devlet içinde yapılan yenılestırme ıle yenı kurumların olusturulması ve memurlara ait kanunlar ile yeniliklerin devamı saglanılmaya calışılmıştır.

 

Tanzimat Hareketleri

Batılılaşma hareketleri yeni bir hukuk düzeni halinde gelistirilmeye calısıldı.

Yurtdışında acılan elcılıklerde gorevlerde bulunmus Mustafa Resit Pasa tarafından hazırlanan ferman 3 Kasım 1839 da büyük bir törenle Gülhane de okundu. 3 bölumden olusur;

Gerekçesi: Osmanlı kurulusundan berı Kuran ın hükümleri hakkıyla uygulandıgı için hep güclü kalınmıs ve bu en yüksek safhaya ulasmıstır. Ancak 150 yıldan beri ardarda gelen sıkıntılar seriatın tam uyulmadigi içindir. Gerekli onlemler alınırsa  5-10 yıl icersinde tekrar düzelme gerceklesecektir.

 

 

 

Fermanın asıl konusu:

  1. bu yenı duzenın Nizam-ı Cedit’ten farklı olmadıgı yenı duzen konurken temel haklar ve devletin takip edecegi ilkeler. Can, mal, ırz güvenligi, vergilerin düzene baglanması askere alma ve askeri düzenlemeler.
  2. temel haklar ve devletın ılkelerıne nasıl uyulacagı konusunda kullanılacak araclar. Olum cezasının acık yargı ıle hükme baglanması. Yasa konusunda esıtlık.

Fermanın sonucu: yapılan yenilemelere padısah ve ulema tarafından uyulacagı tahadüt edilmistir. Bu kanunlara uymayanları cezalandırmak ıcın bir ceza kanunu yapılacagı bıldiriliyor. Ferman Osmanlıya getirilen yeni usullerın kaldirilip yenı usulun gecerli olacagı yabancı elciliklerce iletilmistir. Fermana uymayanların tanrı tarafından cezalandırılacagı bıldirildi.

Tanzimat fermanının niteligi hakkında iki görüş vardır:

  • fermanda uyruk ve devlet ilişkileri ve bunların hukuk kurallarına dayatılması. 18.yy. baslayan anayasalcık hareketlerinde yukardakilerin tek tek yazılıp belgelere dayandırılması. Anayasal nitelikte bir ferman. Tek yanlı iradeden özveri. İki tarafli bir sözlesme yoktur.  Bu fermanda batının etkisi vardır. Fransız ıhtılalı ile paralellik gösterir. Ancak 20.yy. anayasaları ile karsılastırılmamalı, 19.yy özelligi monarkın hak ve yetkilerini sınırlamarı.
  • Anayasa niteliği taşımadıgını ileri sürenler vardır. Cünkü anayasalar sistemli bir ic tüzüge sahıptır. Ancak fermanda bir ic tüzük yok. Maddeler değil karısık bir metindir. Sekil olarak anayasa yapısı yok. Devletin icerigi acısından ve iktidarın düzenlenmesı acısından hukumler yer alsaydı anayasa olurdu. Osmanlı da anayasa kavramı 1876 da Kanun-ı Esasi nın olusması ıle ortaya cıkıyor. Tanzimat fermanı ıle bir cesit insan hakları bidirgesi. Yeeeni bir hukuk düzeni acıklaması.

 

ISLAHAT FERMANI:

18 Şubat 1856. bu ferman Paris konferansından önceki günlerde gerceklesmıstır. Osmanlı devletınde Osmanlı uyrugu olan ortodokslar icin osmanlıdan bir takım taleplerde bulunulmuştur. Gercekte ortodoksları korumak olan Rus isteklerını saglamak, Rus saldrısını önlemek amacıyla ingiltere, Fransa ve Avusturyanın bu isteklere set cekmek icin bir takım isteklerde bulunmuslardır. Avrupa Osmanlının kendi icine katılması icin bir takım sartlar one surmus böylece dışa bagımlı bir dış polıtıka oluşmuştur. Fermanın agırlık merkezı müslüman olmayanlara hak ve dinsel özgürlükler, ogrenme veögretim özgurluklerı tanınmasıdır. Gayri müslümlere karsi eziyet, iskence yasaklanmis yargı güvencesi bakımından uyrukllar arası esıtlık saglanmıstır. Ceza ve ceza ifasının düzeltılmesi ayrı dinlerden olan kimseler arasında cıkan hukukı uyuşmazlıkların karma mahkemelerde görülecegi belirltilmis. Ozellıkle avrupa sermayesınden yararlanma yolları ve gerekli kanunların yapılması anlaşılmıştır.

Tanzimat fermanına göre daha demokratik bir anlayis hakım. Bir haklar bildirgesi olarak kabul edilmektedir. Yine hukk devleti ve laıklik bakımından bu fermanı degerlendirenler olmustur.

 

Acaba nasıl bir hukuk düzenine kavuşulmak istenmiştir?

Bir tarafta eski hukuka bağli diğer tarafta da laik hukuk düzenıne eğilimli oldugu ortaya cıkmaktadır. Baktıgımız zaman tanzimat fermanından sonra yaopılan kanunlar ile batı hukuk düzenine yönelilmiştir. Bu kanunlaştırma hareketi icnde eski yeni hukk catısması gorulebilir. Arazi kanunu mecelle tamamen örfi ve serri esaslara göre yapılmıstır. Kara ve deniz ticareti kanunları, hukuk ve ceza kanunu avrupa kanunları örnek alınmıstır. Tanziamt döneminde kurulmus danişma organlarından biri olan Meclis-i Ahkam-ı bu dönemde de onemini korumaktadir. M.A.A. tam bir tartişma görusme icinde calışması gereken bir organdır.bu meclisin calısma ve gorusme usullerı ozenle düzenlenmiştir. Kurul halınde calısan kurumların görüsme calısma tartisma sekilerini gösteren ic tuzuktür. Mecliste görüsülecek sorunların tasarısı hazırlanıp görüsülmeden önce incelenmesi icin uyelere dagitilacaktir. Bir sorun hakkında konuşmak isteyen üyler meclis baskanına adını yazdırıp sıra alacaktır. Mecliste banlardan veya üyelerden birine bir soru sorulduğunda sıra kaydına bakılmaksızın cevap hakkı saklı tutulmaktadır. Görüsme ve tartışmalar düzenli olarak tutanaklara gececek. Cogunlugun oyu meclisin kararı olarak padisaha sunulacaktır. Oylarda esitlik olursa o zaman padisahın katıldıgı tarafın oyuna gidilecek. Meclisin kararları hakkında orda burda konuşmak meslısten uzaklastırmayı ve cezanlandırmayı gerektırecek. Her yıl meclisin ilk toplantısında padisah bulunmak zorundadır. Yapılan isler ve yapılacak isler hakkında bilgi verir. Meclis-i Ahkam 1826 da kurulan bir meclisle birlestirilmistir. 3 bölüme ayrılmiştir. Her bölümde sırasıyla idari yargısal ve düzenleyici işlemler yapma yetkisi tanınmıstır. Bu meclis 1868’de ikiye bölünmüstür. Divan-i ahkam ı Adlıyye yargısal islemleri yapar. Şurayı Devlet ise bugünkü daniştayın esasıdır. Danısma organıdır. Hükümete hizmet eder. Bir yuksek idari mahkemedir.

 

Tanzimat döneminde ne gibi ıslahatlar yapılmıstır?

Yasalar, idari reformlar yapılmıstır. 1843’te yapılan bir yasa ile askeri memuriyetle idari memurıyetin aynı kımsede birlesmemesı ılkesi getirillmistir. Bir yönetmelik ile memurların görev ve yetkileri belirlenmis. Bazı eyaletlerın sancak ve kazalarında il ve ilce arasında bir yönetim biriimi ve ilcelerde gayri muslimler icin bvir takım meclisler kurulmustur. O sancagın ılerı gelenlerınden ve gayri müslımlerın ruhani baskanlarından olusan meclisler. Abdüllaziz dönemınde bir vilayet nizamnamesi vardır. Eski eyalet örgütü kaldırılmış yerine iller, sancak, kaza, köy, bucak bölümlemesi getirilmiş. Bugunkü ıdari düzenlemeye benzemektedir. Nizamnamede idari bölümleme yerlerinde bugünküne benzer memuriyetler var. İllerde umumi meclisler, sancaklarda idare merkezleri, köylerde muhtarlıklar ve ihtiyar heyeti kurulmustur. Yayınlanan bir başka nizamnameyle valilere yetkiler verilmiştir. Merkezden izin almadan bir takım idari işlemler yapma yetkisi tanınmıştır. Bundan baska umumi meclislerin yetkileri genişlemiştir. Yani yerinden yönetime dogru bir gidis vardır. Belediye teşkilatı geliştirilmiş ve buna paralel olarak belediye meclisleri kurulmuştur.

Yenı kurulan yerel orgut sistemi. Önemli olmayan konularda merkeze danısılmasına gerek gormuyordu. Halkın kendı yöneticilerini secebilmesi hakkı tanınmişti.

Ceminalization Þ merkeziyet

Decentaligation Þ aden-i merkezıyyet

1864-69 yılları arasında cıkartılan bu nizamnameler demokratiklesme yolunda bir adımdır.

Bu tanzimat donemi yenılıklerı 3 baslık altında toplanır.

HUKUK:

bu hareketı hukuk acısından degerlendırenler olumlu ve olumsuz elestiri yaparlar. Tanzimat fermanı yenilik acısından yüzeysel, köksel olmayan, ödüncü, uzlaşmacı yeni ıle eskiyi beraber yurutmek istedigi icinde düalisttir. Hukuk birligi daha da parcalanmıstır. Hem örfi serri hukuk hemde modern avrupa hukuk sıstemı uygulanmıstır. Tanzimat hareketi eksik bir idari maslahattır. İsin gerektirdigi gibi degil günün kosullarına uydurulup gelişi guzel yapılmıstır. Batıdan yardım beklenilmiş ancak bu yardım iciin cok ödün verilmiştir. Devletin siyasi yapısında köklü degişilklik yapamamistir. Yeniliklerin korunması konusunda bir güvencesi yoktur. Dış devletlerin heran siyasi müdahelelerıne imkan tanımıstır.

Olumlu olarak iki onemli yanı vardır. Devlet islerınde keyfilik uygulamasının yerine kanunilik ilkesi getirtilmiştir. Devletin amacı hukuk düzenini ayakta tutmaktır. Kanuni’den gelen devlet islerınde keyfilik burada sona ermiş. Mutlakiyetten ulus hareketine dogru bir ılerleme. Türkler icin Magna Carta niteligindedir. Tanzimatın düalizmi yadırganamaz ancak bu elestiri biraz sert olmustur. Cunkü hiçbir sıyasi devlet tarihinden biranda kopamaz. Devlet ve uyruk arasında dinsellikten dünyeviliğe dogru bir geçis.

SİYASET ve SOSYOLOJİ:

dinsel ve örfi olmayan yazılı kurallarada uyulmaya baslanmıştir. Kişilerin temsil yetkisi dogmustur. Belediye, il, ihtiyar heyetlerini kurmakla tooplumun siyası hayata daha genis sayılarla ve daha yakından katılması saglanılmıştır. Düsünüs acısından da bir gelisme soz konusu. Modernleşme, çagcıllasma sürecinde zihniyet değişimi.

SOSYO-EKONOMİK:

Tanzimat fermanının kabulu ve uygulanısı sonrası batı kapitalizminin osmyı parcalaması sonucunu dogurmuştur. Tanzimattaki batılılasma sosyo ekonomik acidan batının esiri olmaktır. Dis borclanma ilk defa kabul edilmistır ve bu borclanma hükümetlere karsı degil Londra ve Paristeki zengin bankerlerine karşı gercekleşmiştir. 1854’ten günümüze 4 büyük borçlanma yapılmiştır. Ayrıca borcların onlar tarafından dikte edilmesıne izin verimiştir. Borçlanmaya karşılık olarak devletin gelirleri dayanak olarak gösterilmiştir. Bunlar:

  • Osmanlının Mısırdan aldıgı vergi
  • Suriye ve İzmir gümrük vergileri
  • Balıktan alınan vergi
  • Bursa dolaylarında ipek uretiminden alinan vergi
  • Zeytın ve tütünden alınan vergi

 

 

 

Borçlanmanın siyasi yonü borclanılan miktarlar devletin bütcessıne girmeden alacaklılara gönderilme tahadütü verilmiştir. Buda Duyun-i Umumiye örgütunün olusturulup bütceye resmen karısılmasına olanak tanımıştır. Borclar uzun vadeli oldugu icin gelecek kuşaklarda borç altına sokulmuştur. Alınan paralar faizlere, askeri faaliyetlere, saray masraflarına, komisyonlara gitmiş yani kaynak yaratacak yerlere yatırılmamış. Bu nedenle karsılıkları biryana faizlerini ödüyememiştir.

Sosyal refah gercekleşemedi. Fransız bir yazarın 1902de yazmış oldugu ‘Osmanlının Malıyesı’ adlı eserınde Osmanlının dış borclanmayı yalnız ıktısadı degil aynı zamanda siyasi ilke halıne getırdıgını belirtmiştir. Ayrıca ‘bazı seyler cok cabuk ögrenilinir. Borclanma sanatıda bunlardan biridir. Osmanlı bu yola girdikten sonra hızlı bir ilerleme kaydetmiştir.’ Demiştir. Tanzimat ekonomik açıdan bir israf dönemıdir. Sarayın önde gelenlerini zengin etmistir.

 

I.MEŞRUTİYET:

Tanzimat döneminin devamıdır. Devletin ic egemenligi yönetim esnasında kimseyle otoriteyi paylasmamasidir. Devletin dis egemenligi ise onun bagımsızlıgıdır. Tanzimat dönemi sosyo ekonomik basarısızlıgı sonucu iç egemenlik haklarına el atilmıştır. Meşrutiyet Osmanlı icindeki baskı rejımine ve mutlak otoriteyi degistirmek icin bir arayıs olarak ortaya cikmıstır.

Mutlak bir monarşiden sınırlı, meşruti, anayasal bir monarşiye geciş. Tanzimat döneminde batı ile ilişkilerin cogalması sonucu ülkedeki duzen hakkında hem edebi hemde fikri ve siyasi alanda yenilikler oluşuyor.

Batıcılık ülkeye nasıl uygulanır konusunda buna sekil kazandırma fikri ortaya çıkıyor.

Fikri etmenler açısından önemli bir kurum vardır. Bu 1867 yılında mustafa Fazıl Pasanın onderlıgınde ve Mithat P, Namık Kemal, Ali Suavi, Şinasi üyeliginde kurulan Yeni Osmanlılar Cemiyetidir. Yayınladıkları muhbir, hürriyet ve ibret gibi gazetelerle bu fikirlerini acıkça belirtmislerdir. Dönemin baskıcı yönetimine elestiriler getirmişlerdir. 3 konu üzerinde durmuşlardır.

  • Düşünce özgürlügü, halk egemenligi ve meşveret sisteminin bir anayasaya tasınması
  • Hükümetin kanuna göre hareket ederek keyfiligi bırakması.
  • Kanunun yapılmasını onun yürütülmesini saglayan baska bir kurumca yapılması ve bu kanunun halkın kabulune sunulması. Yanı güçler ayrılıgı ilkesinin benimsenmesi gerektigi yürütme ile yasamanın ayrılmasının zorunlulugu.

 

 

SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ

[wp_ad_camp_5]

sonraki sayfadan devam ediniz