in

Yaşayan Dünya Dinleri

                                             HİNDUİZM

Drahma: Dünyanın yaratılış aşamasında insanın burada huzurlu bir hayat yaşayabilmesi için tanrı tarafından önerilen ve tesis edilen bir yoldur.

–Etnik kökenli olduğundan dolayı yani hindistana ait bir din olduğundan dolayı bu yönüyle Yahudiliğe benzetilir.

–Diğer dinlerden farklı olarak  bir kurucusu ve amentüsü yoktur.

–Hindistan m.ö. 2000yılının ortalarında  ariler trafından işgale uğramıştır.

   Ariler ve dinleri:

Ari: asil soylu anlamına gelir. Aryalar olarak ta bilinirler.

–Ariler  veda metinlerine dayanarak ari dinsel düşünceleri arasında  GÖK ve HAVA hiyerofillerinin  hakim oluşuyla ( başta güneş, ay,yağmur, şimşek, rüzgar gibi )pek çok doğa olayını tanrı ve tanrıça olarak kabul ederler.

–Tanrıların anası olarak  kabul edilen ADİTİ ( şafak tanrıçası) ve ROTRİ (gece ve usus  tanrıçası ) ikinci plada bulunan  dişcil tanrıçalardır.

— Ari dininin bir diğer özelliği yukarıda bahsedilen tanrılara kurban kesmeleridir( koyun, keçi, at veya sığır).

–Ayrıca  ateşin de insanlar ve tanrılar arasın da elçi olduna inanılır ve saygı gösterilir. Bazen de ateş AGNİ adıyla tanrı gibi algılanır.

— Öldükten sonra hayat odluna inanırlar. Ölüler için SRADBA  törenleri yaparlar.

–Ölüler ya iyiler diyarı SVARGAYA yada kötüler ve soğuk diyarı LOKA veya NARAKALOKAYA  gidecek ve burada dünyadaki hayatlarının karşılığını alacaklardır.

*Hinduizm , caynizm, Budizm ve shizm birbirine benzerlik gösterir. Bu dinler hint kökenli dinlerdir. Bu dinlere göre varoluş bir acı ve kederdir. Bu acı ve kederden kurtulmanın yoluda  maya,karma ,samsara,mokşa (nirvana) öğretileridir.

*Hinduizm de inançlar:

—Maya (avidya) inancı: Kişinin gerçeği kavrayarak nihai kurtuluşa ulaşmasını engelleyen unsurdur.  Bununla birlikte hintduizmin kutsal metinleri  RİG-VEDA ve UPANDİŞAD  ve shizmin kutsal kitabı ADİ GRANT aynı terim olan maya  tanrının yaratıcı ve değiştirici gücü+yarattığı  tabiat anlamında kullanmıştır. Maya +mutlak değil+bireyin fenomenler aleminde ki  varlıkların varlığı  ve mahiyetiyle ilgili yanılgısı olduğu söylenir. Çünkü birey  tabiatta ki varlıkların  mahiyetini layıkıyla  yerine getiremediği için  tek ve yegane hakikat olan tanrıyı unutur   ve bu varlıklara yönelir. İşte bu fani şeylere karşı aşırı arzu ve istek  hem bireysel varoluşun hemde hayatta karşılaşılan her türlü acı ve kederin nedenidir.

–Samsara ve karma inancı:

Samsara: Dünyada ki doğum ölüm ve yeniden doğuş döngüsünü ifade eder.

Karma: Ruhun bu fasit dairede ki haraketlerini düzenleyen prensibin adıdır.

–İslam da Şahadet, hristiyanlıkta teslis yahudulikte cumartesi neyse Hinduizm ,Budizm ,shizm ,caynizm de de karma ve samsara o kadar değerlidir.( Samsara ve tenasüh aynı manayı ifade eder.)

Bu nedenledir  tenasühe inanmayan Hindu kabul edilemez-saten söz konusu din mensupları da tenasühü tanımayan bir kimseyide Hindu kabul etmezler.Çünkü tek bir varoluşta ruhun idari kurtuluşunu temin edicek bilginin tek bir varoluş müddetince tecrübe edilmesi mümkün değildir.

–Hinduizm,Budizm,caynizm ,shizm  e göre karma-tenasüh inancı temel inanç  olarak kabul edilir.

–Mokşa ve nirvana inancı:

–Hint dinlerini üçüncü ortak özelliği avidya ve samsara çarkından kurtuluş imkanının kabul edilmesidir. Buda mokşa ve nirvanayla olur.

–Söz konusu dinlerde kurtuluşu ifade etmek için mokşa,  mukti,nirvana,(nibbana)apavarga terimleri kullanılır. Günümüzde mokşa ve nirvana daha fazla kullanılan terimlerdir. Bu iki terim kelime olarak mutlak sukunet, aydınlanma, kayıtsız şatsız özgürlük ve en yüksek mutluluk anlamına gelir.Terim anlamı ise kişinin doğum ölüm girdabından, dolayısıyla bunun neden olduğu her türlü acı ve sıkıntıdan kurtulup aydınlığa erme demektir.

–Teistik dinler olarak Hinduizm ve shizm için böyle bir kurtuluş  aydınlanma  tabiatıyla fenomenler dünyasında ki tek ve yüce hakikatin  yani tanrının varlığının idrak edilmesidir.

— Aydınlanma (nirvana) bu dünyada olur. Nirvanaya uğrayan Bu kişilere de JİVANMUKTİ adı verilir. Bundan sonra kişinin yaşamı boyunca yapacağı her türlü fiili ve davranış istek ver arzularından kaynaklanmadığı için fert açısından herhangi bir kayıtlayıcı niteliği taşımaz. Bu tür bir düşünce hint düşüncesinde kavrulmuş tohum gibi kabul edilir. Kavrulan tohum herhangi bir filiz vermez.

–Yoga  egzersizleri de her türlü dünyevi işlerden uzak olduğu için vesadece tanrıyı düşünme ihtimali taşıdığı için hint dinlerinde kullanılır.

             *Tarihsel ğelişimi:   Kılasik Hinduizm 9. Asırdaki ADVAİTA haraketinin ortay çıkışına kadarki dönemdir. Ortaçağ hinduizmin İSLAMDAN etkilendiği dönem BBAKTİ hareketinin hızla yayıldığı dönem.Modern Hinduizmin hristiyanlıktan etkilendiği dönem  19. Yy ortaya çıkan RAM MOHAN BRAHMA SAMAJ haraketinin yayıldığı dönemdir.

***Kılasik Hinduizm 5 alt devreye ayrılır;

-1  Vedalar dönemi:Vedalar,brahmanalar,aranyakalar ve temel upanişadlar adıyla anılan Hindu kutsal metinlerinin kopoze edildiği ve yazıya geçirildiği dönemdir.

-2  Sutralar dönemi:Hinduizmin içinde kurbanların arttığı ve giderek karmaşık hale geldiği dönemdir.

Kurban törenlerinin el kitabı KALPA SUTRALAR kompoze edilmiştir.MAHAVİRA ve BUDDHA haraketlerinin din hüviyeti kazandığı dönemdir.

-3 Destanlar dönemi: Ramayana ve mahabharata destanları  yajnavakya ve manu kanunnameleri  ve bhagavata gibi hinduizmin kutsal metinleri kompoze edilmiştir.Hinduizmin bütün inançları bu dönemde tamamlanmıştır.hinduizm din adamlarının tekelinden kurtulup halka  mal olmuştur . Brahmanizm devresi sona ermiş Hinduizm tamamen tamamen Hinduların dini olmuştur.

-4 Puranalar Dönemi:Hinduizmin yayıldığı dönemdir.Hint yarımadasının tamamında Hinduizm yayılmıştır.Puranalar adlı kutsal metinler kompoze edilmiş ve hint felsefesi de dahildir buna.

-5 Son darsana dönemi:İki büyük hint filozofunun  kumarila ve şankaranın advaita sistemini tesis ettiği dönemdir. Monist tanrı ve alem anlayışının bütün dini sisteme hakim olduğu dönemdir.

                                               *HİNDUİZİMDEKİ ÇEŞİTLİLİK*

 Bugün hinduizmin 3 temel mezhebinden vişnuculuk (vaisyanizim ) mezhebinin 20 şivacılılk (saivizim) mezhebinin 10 sakta mezhebinin 5 bunlardan hariç 15 irili ufaklı mezhep hinduizimde  bulunmaktadır.

                                                *  ÇEŞİTLİ ORTAK DEĞERLER *

Hindular tarafından hürmet gösterilen ön plana çıkmış tanrılar vaisnava  mezhebinde vişnu saivizimde şiva sakti mzhebinde ise durga veya krişna yüce tanrı olarak görülürler.

_Mutlak hakikat çoğu zaman güneş,ay,rüzgar yağmur ve fırtına gibi doğa olaylarıyla  özdeşleştirilir.Özellikle tanrı güneş formundaiken sabahleyin  brahma ,öğleyin vişnu akşamleyinde şiva şeklinde tezahur ettiği fikri Hindular arasında yaygındır.

_Bütün Hindularca benimsenen son inanç ise karma ve tenasüh inancıdır.buda ferdin bu hayatta yapıp etmelerine bağlı olarak ölümden sonra yine bu dünyada bedenleşmesi anlamına gelir. Bedenleşme insan formunda olacağı gibi bitki hayvan gibi geçiçi bir sürede olsa cansız varlık olarakda olabilir.  

_ Ortak ahliki ve manevi idealar zihnin ve kalbin manevi olarak benimsenmesi ,züht ve riyazet (yoga ) ile nefsin kontrol alınması , az ile yetinme fani ve aldatıcı dünya ardındaki gerçegi hakikati öğrenme arzusu ve hiçbir canlıyı öldürmeme ve yaralamama  (ahimsa ) prensibi  şeklinde sıralanabilir.

                                                              *KAST SİSTEMİ*

Bütün Hindu mezheblerini birleştiren ise günümüzde hinduizmin en belirgin özelliği olan kast sistemidir.  Buna göre toplum kast içerisinde   brahminler (din adamları) kşatriyalar(yöneticiler ve askerler) vaisyalar (tüccar esnaf ve çiftçiler) ve surdalar (hizmetçi sınıfı) olmak üzere 4 de ayrılır.Bunların dışında kastın bütün sistemlerini çiğnemiş ve kast dışına itilmiş paryalar (dokunulmazlar ) vardır. 

-Hindular göre kast sistemi dini bir inaçtır ve rigvedaya dayanır.Bu inanca göre kastlar brahmanın insan şeklini tasavvur eden çeşitli yerlerinden yaratılmıştır. Brahminler brahmanın ağzınadan-kşatriyalar kollarından-vaisyalar midesinden-sudralarda ayaklarınadan yaratılmıiştır.

                                                             *AŞRAMA- DRAHMA*

-Aşrama drahma ideal bir insanın hayatının 4 devreye ayrılması demek.

1- Öğrencilik  dönemi:(Brahmacarin) Genellikle 15-25 yaşları arsında ,kişinin evini terk ederek bir brahminden kutsal metinleri  ve dinini öğrendiği dönemdir.bireyin kendini öğrenmeye verdiği dönemdir.

2-Aile haytı dönemi:(Grbastya)Ferdin ilk dönemde öğrendiklerini uygulamaya koyduğu dönemdir.

Ferdin yaşadığı topluma  ve ükesine karşı sorumlu olduğu tek devredir.

3-İnziva ve riyazet hayatı devresi(vanaprastha) bireyin evini ve ailesini terk ederek, beşeri hayatın problemlerinden uzak ormanda veya bir dergahta(aşram) tefekkür ve tezekkür temrinlerine başladığı dönemdir.

4-Dini dilencilik dönemi(sannyasa)Bireyin ailesiyle  bütünbağlarını kopardığı kendini tamamen dine atadığı son devredir. Kişi bu dönemde sadece dilenerek topladığı yiyecek ve giyeceklerle hayatını devam ettirmek zorundadır. Böyle bir hayat sürdüren kimselere sannyasin denir.

                                                      *HAYATIN GERÇEK GAYESİNE AİT İNAÇLAR*

Beşeri hayat Hindularda drahma:dini ahlaki kuralları benimseyen bir hayat sürmeyi –artha:bireyin en azından kendine ve ailesine yetecek mal mülk sahibi olmasını-kama:şehavi arzu ve istekleri meşru çerçevede yerine getirmeyi-mokşa:yukarıda ki 3 gayeyi bir yana bırakıp samsara çarkından kurtulup mutlak kurtuluşa ulaşmayı ifade eder. Bu dört gaye hayatın asıl amacıdır.

                                                                    **** KUTSAL METİNLER****

Hint kutsal metinleri vedalar, brahmanalar,arankayalar,upanişadlardan oluşur. Bunlara vahyedilen veya ilham edilenler anlamında SRUTİ türü eserler denir.

Bunların yanı sıra birde destanlar, sutralar,puranalar ve dinsel hukuk alnında yazılmış kanunnameler vardır  ki bunlarada akladilen kaleme alınan eserler anlamında SMRİTİ denir.

1-SRUTİ

  1. Vedalar:  Günümüz muhafazakar Hindulara görekutsal metinlerin hepsi vahiy eseridir RİŞİ adı  verilen   azizlerce yazılmıştır. Dolayısıyle insan eseri değildir. Vedalar  2 bölümden oluşur;

–Matra : şiir şeklinde manzum şeklinde kaleme alınmış dua veya  çeşitli tanrısal varlıklara övgüleri  konu edinir.

–Brahmanalar:mensur olarak kaleme alınan ve matrralarda sözü edilen olayları ve vazifeleri konu  edinen kutsal metinlerdir.

**Rig veda :hint düşüncesinin en eski  ve en klasik kutsal metnidir. Bu eserde yer alan ilahiler agni, surya ,varuna ,indra,maruti gibi tanrısal varlıklara hitap etmaktedir. Rig  vedanın tanrı anlayışını kathenoteizm vehenoteizm olarak  isimlendirilmştir. KOTHENOTEİZM :Çok tanrıcı bir yapı içerisinde  ki her bir tanrının , aynı ve tek bir tanrının  farklı isimlerle çağrılması veye bu tanrıların farklı zaman ve mekanda  yüce tanrı olarak algılanması olarak  tanımalnmasıdır.

–Rig vedanın son kitabı  içerik ve uslup bakımından diğerle bölümlerden faklıdır.bu ilk bölümlerden faklı olarak kainatın  yaratıcısının hiranyagarbha ( altın yumurta) veya pragapati(brahama) adı verilen yüce tanrı olduğu  diğer ikincil tanrılarıda bunun yarattığı ve dolayısıyle kurban ve taktimde sunulmaya  en layık olduğu  sadece o olduğu açıkca beyan edilir.

— yejur veda: tamamen kurban törenleriyle ilgili bir kutsal metindir. Adhvaryas  rahiplerinin el kitabıdır.

–sema veda:Hindu dinsel töenlerinde ve özellikle soma adı verilen  törenlerde okunan ilahi kitabıdır.

–artharva veda: kranolojik bakımıdan diğer  vedalar dan sonra kompoze edilmişir. Artharva veda samhita ,tıpkı Yahudilerde ki  yajur veda ,sama veda gibi dini ayin ve törenlerde okunan  dua ve yakarışları içeren ilahi koleksiyonudur.

b)Brahmanalar: Bu metinlerde  kurban ve diğer dinsel törenlerle  ilgili açıklamaların yanı sıra  hindistanın geçmişi  eski adetleri ve felsefi bilgininin  kuruluşu hakkında bilgi verir.

c) Arankayalar:Hindu inancını caturasbrahma denilen insan hayatının 4 devreye ayrıldığı dönemleri  öğrencilik, ,aile hayatını terk ederek ormanda veya başka bir yerde inzivaya çekilme,dilencilik dönemi bu 4 basamaklı  sürecin üçüncüsü olan ormanda inzivaya çekilme ile ilgilidir.

d) Upandişadlar:Hint felsefesine ait en önemli kaynak en berrak bilgilerin bulunduğu  kutsal metinlerdir.

Şah cihanın büyük oğlu  Dara sukuh 1657 de derya-yı tevhid  diye nitelediği  upandişadlardan 50 tanesini  sırrı ekber adıyla Arapçaya çevirmiştir.

2-SMRİTİ

–Bu katagoride  yer alan eserlere gelince  vedaların aksine kaynarı bakımından  beşeri olan hikaye  ,destan , efsane  veya kanunnameler formunda kaleme alınmış metinlerdir.

–İlahi değildirler.

–Ramayana vemahabharata Hintlilerin en önemli destanlarıdır.

–Mahabrata dünyanın en uzun destanıdır.

**** Puranalar:onlar dünyanın yaratılışını  ve tanrının değişik bedenlere girerek (avatara) insanlık tarihine müdahalelerini  anlatan mitolojik eserdir. Toplam sayıları 30 u aşan bu eser lerdebn bilhassa 18 tanesi hint mitolojisi  felsefe vecoğrafyası  hakkında önemli bir kaynaktır.

***Drahma –şastralar:en meşhueru manu  kanunları adıyla tanınan  manu-smiriti adlı kanunnamedir. Hint dinine rehberlik edebn bir eserdir.

                                                          ***HİNDUİZM DE İBADET***

*Brahmin (din adamı) kşatriya(yönetici)vaisya(esnaf) sınıflarına mensup Hindular ibadetlerini güneşe göre sabhleyin brahma öğleyin vişnu akşam şiva şeklinde tasavvur ederler.( günlük ibadetler nasıl olcana dair  298 ve 299. Sayfaya bak).

**Hinduizm de  günlük ibadetlerin dışında samskara  denilen doğum ve evlenme  ve ölüm gibi insan hayatının  geçiş dönemlerinde  gerçekleştirilen  dinsel törenler vardır.

*** nama karana : çocuğa isim verme töreni on ikinci gününde doğumun…

***upanayana: erkek çocukların dine giriş törenidir. Bu törende adaya asalet ipliği takılır aday onu hiçbir zaman başından çıkarmaz.Ayrıca onun her telini manevi kirlerden korumak zorundadır.

***Hindistanada ölem kişi odunla yakılır.

*** Hinduları hac yerleri:Bridevan ve,matbura krişna ile ilgilidir. Ayrıac banaras ve bodh-gaya arzuları gerçekleştirme yolunda diğer yerlerden daha önemlidir.

(Başlıca Hindu bayramaları sayfa  301)

                                                         *** HİNDU MEZHEPLERİ***

Hinduizm de 3 temel eğilimden söz edilebilir. Bunlar şivacılık, vişnuculuk ve saktizm dir.

-Şivacılık:şivayı tanrı kabul eden  ve ona tapmayı  temel dini görev  olarak kabul eden  bir mezheptir. 0,9. Asır hint filozoflarından şankara ve kumarilanın  görüşleriyle ortaya çıkmıştır.

-vişnuculuk: şivacılığın aksine  asketizm ve öte dünyaya yönelik eylemlere fazla ilgi göstermez. Taraftarları nezrinde  vişnu insanlara çok düşkün  ve onları çok seven  müşfik bir babadır.

-saktizm:tanrıların sakt denile çoğunlukla  eşleriyle temsil edilen dişil fenimen gücüne inanırlar.Dişil tanrıçalar şu şekildedir. ÖRNEĞİN: kali güzel ve şefkatli bir kadındır ana olarak tasfir edilir.durga ise  vahşi ve acımasız bir tanrıçadır. Örnek ganj nehri son derece güçlü dişcil bir varlıktır ve onun suları temizleyicidir. Burayı ziyaretedenlerin günahlarının ganj ın sularıyla  yıkanıp gittine inanılır.erkek tanrıçalarda vardır . bunlar çoğunlukla adı geçen tanrıçaların eşleridir.

 —Günümüz de Hinduizm sayfa  304 okunacak                                                   

           *************************CAYNİZM*******************************

Caynizm hint yarımadasının kuzeyin de  ganj havzasında  yer alan  bihar ayaletin de  geleneksel  Hindu dininin  kast anlayışına ve  kanlı  kurban törenlerine  karşı  reaksiyoner bir haraket olarak ortaya çıkmıştır. Bugün hint yarımadasında varlığını sürdürmektedir.

— Dünyanın en az taraftarlarına sahip dinlerdendir.

— Neredeyse tamamı hindistanda yaşar.

— Dünyada ki bütün varlıklar (canlı- cansız) bir ruha  (abimsa) sahibtir.

—Savundukları  ateist ve hümanist anlayışların yanı sıra  kalidas ve mahatma  gandhi  gibi uluslar arası üne sahip Hintli edebiyat  ve  siyaset adamlarının  destekleri sayesinde kendilerini dünyaya tanıtmayı başarmişlardır.

Caynizm budizme benzerlikleri sayesinde  onun bir kolu olarak veya versiyonu olarakta görülmüştür.

           *** Caynizm ve Budizm arsında ki benzerlikler***

1-Her ikisi de kuzey hindistanda (bihar) bölgesinde orteya  çıkmıştır.

2-Vedalrın diline dini otorotisine  ve onlardan kaynaklanan dini uygulamalara  karşıdırlar.

3-Hint toplumunda ki Kast sistemini anlamsız bulurlar.

4 alemlerin yaratılmasında ki devamındaki tanrı ve tanrısal güçlaeri nde ki rolünü kabul  etmezler.

5-Nihayi kurtuluşun ancak katı züht ve riyazet  hayatı sayesin de gerçekleşeceğini kabul ederler . nihayi aydınlanmaya kavuşan  kimsenin dünyevi  ve insani sınırlmalar ile samsara çarkından ebediyen  kurtulacağına inanırlar.

6-Arbat, targababta, siddha,  mukta gibi terimleri  nihayi aydınlanmaya  ulaşan kimseler için aynı anlamlarda kullanırlar.

***Caynizme göre;

—Karma anlayışını  genel ahlaki nedensellik yasası dışında jiva  atomalrıyla birleştirme anlayışına sahiptirler

—Budimde ki abimsa sadece insanlara değil tüm varlıklara (canlı cansız) uyulması gerektiren bir kuraldır.

— Caynistlere göreyaşadımız alem  ezeli ve ebedidir.

— Alem birbirlerini izleyen yükşeliş ve çöküş  süreçleriyle varlığını sürdürür.

— Yükseliş döneminde huzur ve mutluluk hakimdir . çöküş döneminde ise titbankara denilen ruhani liderler  ortaya çıkarak her türlü sıkıntı ve darlıktan insanları kurtardıklarına inanırlar. İnsanlar uzun ömre sahiptir dolayısıyla  yükseliş döneminde ruhani liderlere ihtiyaç duymazlar.

—Kurucusu vardhamanadır.( Ama öğretileri mahivara ile başlamaz).

—Vardhamana 13 yıllık  katı bir riyazet sonrasında  amacına yani  nihai aydınlanmaya ulaşır . Bundan sonra kendisine jina büyük kahraman  ünvanı verilir. Kalan otuz yılını keşfettiği  hakikatleri ve  kendisinden önceki 23  titbankaranın öğrettiklerini  yeniden yorumlayıp öğrencilerine anlatarak geçirir . 70 yaşlarıda ölüm orucu sonucu hayata veda eder.

         Caynizm  2 ayrı kola ayrılmiştir. Bunlar Digemara ( çıplaklar) ve svetembara ( beyaz giyinenler)  bunun nedeni  olarak ,keşiş bradrabhahu ile  keşiş sthulabhahu  arsında ki  liderlik mücadelesi  kabul edilebilir.  Örneğin ; bradrabhuhahu  ve arkadaşları  topyekün çıplaklığa soyunurken , kadınların mnastır hayatına girmesini  ve angalanın mhavira nın öğretilerini içeren  gerçek  kutsal metinler oldunu kabul etmezler.svetembaralar se bedyaz elbise giyer ve yukarıdaki yazılan maddelerin tam tersini kabul ederler.

Caynizm kutsal metinleri : a) purvalar:(birinciler öndekiler)

 Mahaviranın on bir  havarisine (gandparas) yazilan metinlerdir.

b)Angalar:(temel organlar,yakarişlar): 12 tanedir:

bunlar;1)akaranga :caynist keşişlerin uyması gereken kuralları konu edinir.

2)sutrakritanga:caynist öğretiyi yeni benimseyen ve uygulamaya çalışan bir kimsenin karşılşacağı zorlukları   bunları aşbilmesi için ne yapması gerektiğini konu edinir.

3-4)stbananga –samavayanga :caynist düşünce  ve önderlerin hayat hikayelerini konu edinir.

5)bbagavata:mahavira nın çağdaşaları ve selefleri hakkında bilgi verir.

6) jnatadbarmakatbab :genel ahlak kuralları  ve dini öğretileri halka anlatmak  ve benimsetmek amacıyla kaleme alınmış bir eserdir.

7-8-9)Upasakadab-antakrddasab-anuttaraupapadika dasab:bunlar insanları riyazet yoluna özendirmek amcıyla yazılmiş hikayelerdir.

10)prasnavyakaranani:bir caynistin kaçınması gereken 5 kötülük ki bunlar; adam öldürmek, zina yapmak, çalmak,yalan söylemek, dünya malına aşırı hırs göstermek ve edinilmesi gereken 5 güzel huyki  yukarıda ki 5 kötü huydan kultulmaktır  hakkında bilgi veren eserdir.

11)vipakasturalar:iyi ve kötü fiillerin yol açtığı güzel ve çirkin sonuçları anlatan  efsanelerden oluşan bir eserdir.

12)drstivada:mahavira ile muhalifleri arasınada geçen felsefi tartışmalar ile onun astroloji,astronomiye çeşitli büyüsel tılsımlar hakkında verdiği bilgileri içermektedir.

c)upangalar: angalarla ilgili hatta onların yorumları olduğu kabul edilir.

d)prakirnalar (müteferrik konular):dine ve ahlaka dair çeşitli konuları ele alırlar.

e) cheda sutralar(manastır kuralları):Budist viyana metinlerinin caynizmdeki benzerleri kabul edilen bu eserler , keşiş ve keşişlerin uyması gereken kurallarıve bunların çiğnenmesi halindekarşılanması gereken muhtemel cezaları açıklayan altı  kitaptan oluşur. Bunlar  nisitba, mabanisita,vyabara,acarabaradasap,brabatkalpa ve pancakalpa.

f) mula sutralar ( temeal metinler)   bizzat mahavira taraaffından  yazıldığı kabubl edilen 4 eserdir.Bunlarmahavira dönemindeki muhalif görüşlere sık sık atıfta bulunan uttaradb yayana ; din adamı  olsun olmasın  herkesin uyması gereken altı kuralı  ele alan avasyaka  caynist din adamlarınındavranış kurallarını ele alan dasavaikalika  ve pindaniryaki adı verilen eserden oluşur.

g)nandi sutra  ve anuyogodvara sutra

yukarıda zikredilen kutsal metinlere dair ansiklopedik bilgilerin yanı sıra onların doğru  yorum tarzlarına dair bilgiler yer  alır.

          ***Temel öğretiler***

Alemin bi rtanrı veya benzeri varlık tarafından yaratılmış olduna kesinlikle karşıdırlar.

—tirtbankara anlayışı nedeniyle tanrısallığı bir varlık kateorişi olarak benimser ve ölümle birlikte bedenden ayrılan ruhun dünyada ki iradi eylemlerin ahlaki  sonuçlarına bağlı olarak alemin (urdva)anrılar alemi (maydba)yeryüzü ve (adbo) kötülerin eçici ve daimi olarak kalacakları yerltı dünyası denilen katmanlardan yaşamını sürdüreceğine inanırlar. Kıyamet inancı yoktur.

Eşyaya can veren jiva  sadece insanlar  hayvanlar bitkiler   değil  taş kaya ırmak  ve dere gibi  nesnelerdede vardır.

—caynist din adamlarında  soğan turp sarımsak   ve patates gibi sebzeleri  vejeteryan diyet  dışında  tutmaları ile  adım atacaği yeri önceden  süpürmesi ve ağızların da maske  bulunması  da bundandır.

—Caynistler de üç mücevher  diye anılan (triratna)bir reçede önerilir . bunlar; doğru iman,  doğru bilgi ve doğru  davranıştır.

***Başlıca ibadet ve uygulamaları***            

Caynist toplumu   dini  bakımdan ,züht ve riyazet hayatı yaşayan keşiler , normal hayatını devam ettiren erkekler, manastır geleneğine bağlı keşişler vedünyevi hayatı sürdüren kadınlar olmak üzere 4 gruba ayrılır.

Caynizmde herkesin yerine getirmesi gereken 5 temel kural;

a)hiçbir canlıya zarar vermemek(abimsa)

b)doğru sözü olmak ve doğruluktan  ayrılmamak(satya)

c)başkasına ait bir şeyi almamak (asteya )

d)cinsel ilişkiden uzak durmak veya zinadan uzak durmak (brabmacarya)

e)az ile yetinmek veya kananatkar olmak(aparigraba) ve ek olarak keşiler için geceleyin birşey yiyip içmeme gibiek bir maddede vardır bunun nedeni abimsa yani tek hücreli dahi olsa canlılarla zarar vermemek.

—keşişlerin nihai aydınlanma tecrübesine (kavolin derecesi) denir.

                                                 ***BUDİZM***

Budizm.6. asırda aşadığı kabul edilen(kuzey hindistanda)siddharta gautama sakyamu nin öğretilerine dayalı olarak gelişen inanç sistemlerini ifade eder. Mensuplsrınca buda drahma( budandın şeraiti), budda vacana ( budandın öğretileri ve mesajı olarak bu inanç sistemi günümüzde dünyanın her tarafında en hızlı büyüyen dinlerden biridir.

***budandın hayatı***

Sakya krallığında prens olarak dünyaya gelen bu gencin adı siddharta  soyadı guatomo  ünvanı ise sakyumunidir.kendisi orta yol olarak tanımladığı 8 dilimli yolu keşfedrer.buddanın anlamı eren ve ermiştir.

Bir başka deyişlede budda nın oluşumu annesi mahayama  bir gece rüyasındasemavi varlıklar tarafından himayalayalarda ki  anavatapta  gölüne götürülür  ve oarada semavi  varlıklar tarafından banyo yaptırıldıktan sonra çevresine işıklar saçarak  gökten inen ve hortumunda nilifer  çiçeği taşıyan beyaz bir fil yanına iner  ve sağ tarafından karnına girer.ertesi gün rüyasını yorumlattığında  kendsine evrensel bir hükümdar  veya evrendsel bir rehber  olacak bir erkek çoçuğuna hamile olduğu söylenir. Gerçektende mahamaya  7 ay sonra bir çoçuk dünyaya getirir adını  siddharta koyar.

                                     *** budizmin yayılışı***

Maurya kralı asokanın budizmi resmi din ilan etmesinden itbaren3 asırlık süre  ilk Budizm dönemi

—asoka dön. Belirlenen ahlaki  ilkelere ve bunların biraysel uygulamalarına  aşırı vurgu yapıldığı dönem  hinanaya budizmi devresi  vee  kral asoka dan  kuşhan kralı  kanişkaya  kadar geçen dönemde  ve sonrasında   yerel kültürlerle etkileşim  sonrasında  gelişen   mahayana budiz mi safhaları olarak adlandırılır.

— Budizm de meydana gelen bi takım   dini problemler nedeniyle  hristiyanlıkta ki konsiller benzer  konsil toplanmıştır.

      *** Bunların ilki rajgir konsili veya rajagrah kon.  Bu toplantı budandın öldüğü yıl gerçeklşmiştir. Pali kononun tripitaka ) oluşturan metinlerin ilk ikisi burada (viyana ve sutta pitaka ) burada tespit edimişir. Rajagah konsili Budist kutsal litaratürünün oluşum sürecinin  başlangıç noktasıdır.

***  visali konsili: konsilde keşişlerin yanına  para   ve değerli maddelerin  taşaımalarını manastır yaşamıyla  uzlaşı uzlaşmadığı konusunda kş tartışmalar üzerine  Budizm de ilk bölüme meydana gelmiştir. Budist cemaat stbaviravadins 8 muhafazakarlar veya ataların öğretisine bağlı kalanlaranlamnda   pali dilinde tberavdins )ve mabasanghi kas olmak üzere 2 ye ayrılmıştır.

***kral asoka imparatorluğun  heryanına  budda nın  anısına stupalar inşa ederek budizmin imparatorluğun yegane dini olduğunu göstermek istemiştir. Ayrıca onun ahlaki öğretilerini halkına anlatmak  için yazdırdığı kaya kitabeleri bugün budizmin  ve dinler tarihinin  en eski önemli beleleridir.

 ** Nepal ve tibette ortaya çıkan vajrayana / mantrayana hinayana ve mahayana  mezheplerinden  farklı olarak birtakım büyüsel ve gizemli  uygulamalara önem veren  ve mantraların  sürekli tekrar  edilmesinin birtakım  manevi sonuçlar ortaya çıkaracağına inanan  vajrayana  zaman la  hinduizme ait  birçok uygulamayıda bünyesine almıştır .  hatta bun durum budizmin yeniden Hindulaşması veya  vajrayana nın  Hindu mezhebi olaak  tanınmasına da yol açar.

                         ***** budandın reformları****

Budda kendi öğretisini  orta yol olarakm tanımlar ve 5 arkadaşına bir kimsenin ik aşırılıktan uzak durmasını söyler  birincisi  mutluluğu arzu ve istekleri  özellikle şehvetin tatmin   edilmesin de aramaktır ki  bu basit yararsız  ve sadece dünyayı  düşünenlere uygun bir daranıştır. İkincisi de  basit  değersiz sıkıntılarla dolu  asketizm yoludur.

***budandın hayatına dair  rivayetler göz önünde alındığında  buraaaada eleştirlen iki yolun  sırasıyla  brahmanik ve sıramanik  din anlayışları olduğu nu söylemek mümkündür. Çünkü o 29 yaşına kadar sarayda  Hindu geleneklerine bağlı olarak Brahmanlarca belirlrnen bir hayat sürmüş  sonrasında ise  srramanik  geleneğin önerdiği  katı riyazet tecrübesi yaşamıştı.

                                                                ***Kutsal  metinler***  

İlk yazılı metinlere 2.  Asırda  kral asoka döneminde raslanır.En eski toplu Budistdini metinleri ise  hikmet yolu (dbarma-cbakra-pravattana ) adını  taşır derlenişi tahminen 2. Asırdır.

Pali dilinde ki metinler  en sahih metinlerdir ve bu yazılara pali kanon ismi  verilir. Pali kanon için kullanılan  diğer bir isim ise  tripikatadır. Tiripikata 3 sepet manasına  gelir.bunlar;

Viyana pitaka:manastır kurallarını ele alır.

Sutta pitaka:budandın vaazlarını içerir. Budandınilk  vaazı olan hikmet yolu(dbarma cbakra pravattana) burada yer alır.

Abbidbamma pitaka:felsefi  konuları ihtiva eder.4 temel gerçeklik , sekiz dilimli yol ve anatma öğratisi gibi budizmin  temel öğretilerine dair felsefi  açıklamalar ve yorumlar içerir.

***yukarıda ele aldığımız kutsal metinler  dışında  pali dilyle  kayda geçirilmiş olan   milindapanba( kral milindanın soruları isimli eserdir.milinda ile keşiş nagasena arasında geçmiştir.

                                      ***Mahayana literatatürü***

Mahayana madhyamika ,Lamaizm,, yogacara, çin ve Japon budizmi  gibi muhtelif mezheplerin genel adıdır.sanskritçe  yazılmış şu 9 eser zaman zaman mahayana kanon olayrakta isimlendirilir.

1)astasaba srikaprajnaparamita 2)gandavyuha 3)dasbhumisvara 4)samadhiraja 5)lankavatatra 6)saddharma 7)tatbagata 8)lalitavistara 9)suvarnaprabhasa (317. Sayfayı oku)

                                      ***budizmin temel inaçları**

Budizm veda kutsal  litaratürünün dinsel otoritesini kabl etmez.dolaysıyla onlardan kaynaklananbir çok  dini uygulama gibi kast anlayışına karşı çıkar ve bundan ötürü   Hindularca sabık kabul edilir.buna rağmen hinduizmin  yeniden dıoğuş ( reenkarnasyon ) karma ve nihai kurtuluş (moksha)öğretileri bazen küçük değişiklerle  bazende olduğu gibi Budizm tarafından kabul edilir. İlk dön.  Ve hinayana mezhebinde  hinduizme reaksiyoer  ve belirgin bir tavır  söz konusu olduğu ahalde  bilhassa mahayana geleneğinde brahma , indra  ve yamagibi  vedik tanrılara   yer verdiği,Hindu ölüm sonrası  hayat anlayışının aynen kabul gördüğü ve nirvana yolunda  yoga egzersizlerinede başvurulduğu görülür. Bunun yanı sıra bağımlı  varoluş yasası 4 temel gerçeklik  sekiz dilimli yolve nirvana  öğretileri ise sadece budizme özgü inanaçlar olarak zikeredilebilir.

a)pratityasamutpada(bağımlı varaluş yasası):budizmin ilk dönemlerinde  yaratıcı tanrı  fikri yoktur.varlığın yokluktan veya kendiliğinden  tesadüfü bir şekilde varoluşuda kabule

 etmez. Her şey göreceldir.  Bu durum 12 halkalı nedensellik   veya bağımlı varoluş  yasasıyla tanımlanır.

  Nedensellik ilkesinin ilk temel  halkası avidyadır.  Avidya eşyanın hakşkatine  dair yanılgıyı  cehaleti ifade  eder. Hayatta ki  acı ve ıstırabın sebebei avidydır.

  • Dört temel hakikat: 1) hayat acı ve ıstırap doludur. Acı ve ıstırap dünyevi  var oluşun  temel özelliğidir.

2) acı ve sıkıntıların nedeni arzulardır.

3)acı ve ıstırabı sona erdirmek,  arzu ve  isteklerden  vazgeçmeye bağlıdır.

4) arzu ve isteklerin üstesinden gelmekte  sekiz dilimli yolu izlemekle mümkündür.

c)sekiz dilimli yol: budandın hayatının 4. Temel  gerçeği  olarak tanımladığı bu yol şu basamaklardan oluşur:

                1)Doğru bilgi veya kesin iman  2) doğru amaç / düşünce 3)doğru konuşma 4) doğru davranış 5)doğru meslek 6)doğru/sürekli çaba  7) doğru /sürekli gözetim  8)doğru/tam konsantrasyon

                                             ***karma öğretisi***

Budizm Hinduizm deki  karma yasasının  yanı sıra bunun  doğal bir sonucu  kabul edilen reenkarnasyon öğretisi de benimser. Karma yasası  bireyin dünyevi  var oluşunu  onun iradi eylemlerini  ahlaki sonuçlarına  göre belirlenmesi şeklinde ifade eder. Budizme göre  insanın kaderi  tanrı tarafından değil  kendi iradi eylemlerince çizilir  ve bu süreç  nirvanaya kadar  ulaşmaya devam eder. Ahiret inancı vardır.

                                                      ***nirvana***                             

Sözlükte sönmek sakinleşmek manasına gelir. Budizm deki nihai kurtuluşu ifade eder. Nirvana eşyanın gerçek  mahiyetiyle kavrandığı  dünyevi varoluş çarkının sona erdiği  mutlak aydınlanma  ve mutlak huzur  hal anlamına gelir. O gelip geçmeyen sürekli bir haldir. Budist kutsal yazıların da bu hal  bazen  karşı sahil  fırtınalı denizde ki sakin ada ,serin mağara, ve kutsal şehir gibi sembolik ifadelerle  bazen de ölümsüzlük ,değişmezlik samsara çarkından ebedi kurtuluş  ve sonsuz barış mutluluk şeklin de tanımlanmıştır ancak onun kelimelerle  tanımlanamayan  sadece tecrübe  edilebilecek  mutlak kurtuluş hali şeklindeki tanımı oldukça yaygındır.

                                                  ***budizmde ibadet***

Budizm de ibadetin objesi budadır. Budda (dharma –kaya:hakiki beden,tatabagatba-garbba:özünde aydınlanma  nüves bulunan  varlık, avalokitişvara:gözetleyen  rab,amitabba: sonsuz nur vaya budda:aydınlanmış veya ermiş olarak adlandırılır.

Budizmde ki ibadet mekanlarının başında viharalar gelir. Tibetliler ise bu terim yerine ayrı yer  manasına gelen gompa temrini tercih eder. Bir viharalar da şu bölümler bulunur.

1)genel ibadet salonu   2)meditasyon odası 3) misafirhane 4) kutsal emanetler odası 5)özel olarak düzenlenmiş avlu bulunur.  Budda,daharma,samgba en az üç defa secde edilir. Bodh  gaya yı ziyaret edenler ise bu hareketi  defalarca yaparlar.

Budistlerin  vaharalara girince şu şu eylemleri yaparlar: a) taktimeler sunmak: çiçek  ışık tütsü hediye  gibi   b) günah itirafı: c) günah itirafı   d) niyaz etme   e) hediye vermek  

— dualar genellikle  kutsal metinlerin orijinal dili/palice ile yapılan dualardır.

                                        **** bayram ve festivaller***                                                                                                                             Budist ibadet takvimi de diğer pek çok dinde olduğu gibi  ay takvimini esas alırlar.Buan göre  her ayın birinci (hilal) ve on beşinci (dolunay)günleri uposatha ;ziyaret etmek; manasına gelir. Bu gudistler viharalarda  oruç tutan  dua eden  ve meditasyon yapan keşişlere raslanır. Ayrıca hilal ve dolunayı  takip eden sekizinci  günlerde  uposatha  günleri kadar olmasada  kutsal günler  arasında sayılır  ve  özellikle ruhbanların  bu günlerde  diğer  iki gün gibi  oruç tutmaları tavsiye edilir.

                                                 ***dua ve meditasyon***

Budistler dua ederken   dua tekerlekleri  veya tesbihleri  kullanırlar. çakra adı verilen tekerlekler  dharma ve  samsara çarklarının  dönüşlerini  sembolize ederken  dua tesbihlerine malas adı verilir.

–iki çeşit meditasyon vardır. 1)samadhi(sakinleşme  , sukunete ulaşma) 2)vipassana(her şeyin iç yüzünü kavrama)

                                             ***kutsal mekanları ziyaret***

Budizm de de birtakım kutsal mekanlar vardır. Fakat  budizm de hac ibadeti yoktur.kutsal yerleri ziyaret etmek isteğe bağlı ve nafile bir ibadettir.ünlü bir öğretmeni veya guruyu ziyaret etmek , çok uzakta ki kutsal bir yere gitmekten daha hayırlıdır. Budistlerin kutsal mekanları şunlardır;

1)Lumbini:budda nın doğduğu yerdir. Nepal sınırları içerisinde  hindistana yakın bir bölgede  yer alır.

2)bodhgaya: budandın tahminen 35 yaşlarında aydınlanmaya  kavuştuğu yerdir. En sık ziyaret edilen yerdir  hindistsnın bihar eyeletinde ki gaya şehrine 15 km. mesafededir. bodhi ağacı burada bulunmaktadır.

3)sarnath:budandın aydınlanmaya ulaştıktan sonra 5 müridine vaaz verdiği yerdir. Bauda ilk vaazını verdiği  vihara olan mulaganghakati  dışında onlarca tapınakmevcuttur.

4)kushinagar:budandın öldüğü yer uttar pradeş  eyaletinde  kasia şehri yakınlarındadır.  Burada budandın nirvanaya ulaşması anısına inşa edilmiş  tapınağın yanı sıra   yine değişik  geleneklere ait manastırlar da vardır. Budistler burada budandın ayak izlerine  yüz sürerler ve böylece  hac ibadetini yerine getiriler.

——Budizm de mezhepler 2 ye ayrılır bunlar; hinayana ve mahayana  dır.(337 yii  oku)

****************SİH DİNİ*******************

Hindistan da ortaya çıkan dinler arasın de  sih dininin de önemli bir yeri vardır.bu din diğer dinlere oranla oldukça yeni sayılabilecek tarihsel süreci ve sentetik  yapısı vardır.

—sih terim anlamı: güçlü bir talip/öğrenci anlamına gelir . gru nanakın  öğreileri doğrultusunda gelişmiştir  Budizm ,caynizm hinduizmin reforme edilmiş şekli gibi sih dini de reforme edilmiştir.

—sih dini hiduizmin kast sistemi  ,tanrı düşüncesi,, rahiplik analyışı vb. konulara karşı duruşuyla dikkat çekerken;

Diğer bir yandan hinduizmin  karma, reenkarnasyon/tenasüh öğretisini  kabul etmiştir. Nanakın aslen bir Hindu olması da bunu açıklamaktadır.

                   *** Guru nanak ve sih dini tarihsel gelişimi***

1469 da pakistanda Lahor yakınlarında ki  atlvandi de  doğan ve  1538 de ölen nanak,  Hindu bir ailenin çocuğuydu. Hindulardan oluşan Hindistan da güçlü bir islamin etkinin olduğu bir zaman dilimin de yaşadı. Dolayısıyla  hem hind ehem de İslami gelenekten –özellikle  tasavvuf analyışından  oldukça etkiendi  ve hiduizmle islamın bazı inançlarının sentezinden senkretik bir dinsel anlayış geliştirdi.

 ***Nanak kuzeyden güneye , doğudan batıya  bir çok seyehat yamış, Hatta bir seferin de Mekke ye dahi  gititiği söylenir. Nanak gittiği yerlerde kardeşliği ön plana çıkarmıştır.

Nanak  ın kabirle görüştüğü,  ve onun  hinduizmle İslam arasında ki  senteze dayalı  düşüncelerden etkilendiği söylenir.

***Sih dininde guru (öğretmen –hoca ) oldukça etkilidir. On tane guru vardır bunlar;

1)Guru nanak  2)guru angad  3)guru amar das  4)guru ram das  5)guru aryan dev   6)guru hargobind   7)guru har rai   8)guru har krişan  9)guru teg bahadır   10)guru gobind singh

***Guru ram das günümüzde  günümüz desihlerin ortak şehri olarak bilinen  amritsarı (ramdaspur) kurmuş; oğlu 4. Guru aryan dev  ise altın tapınakı inşa ettirmiştir.  Beşinci guru aryan daha ziyade politik bir  lider şeklin de faaliyet göstermiş, ve sih geleneğini politik bir   ekol şeklinde  organize etmiştir.

                                                             ***Günümüzde Sihler***

Günümüzde Hindistan ve Pakistan sınırları içerisinde olan pencap  bölgesinde bağımsız  bir sih  dev. Kurma (halıstan)yönün de faaliyetler yürütmüş ve  bu durum zaman zaman kanlı çatışmalara  neden olmuştur.

 Günümüzde çoğunluğu pencapta yaşayan 20  milyon sih vardır. Sih dini sihizm olarakta adlandırılır. Ayrıca   çoğunluk tarafından kabul görmemekle birlikte  hatta heretik olarakta addedilen  namdhari,nirankara,ravidasi ve balmi ki gibi akımlar da bulunmaktadır.

                                                                  ***Temel öğretileri***

Genel özellikleri dikkate alındığın da sih dini tıpkı caynizm ve  Budizm  gibi Hinduizmin reformonik , bir başka şekilde de Hinduizm ile İslam arasın da  senkretik bir din olarak dikkat çeker.

—Nanak hinduizmin  karma ve reenkarnasyon  öğretisi gibi  karakteristik özelliklerini  alırken başta kast  sistemi olmak üzere  tanrı düşüncesine rahiplik  teşkilatına  vb. özelliklerine   eleştiriler getirmiştir. Sih dini insanlar arasın da  eşitlik  ilkesine vurgu yapmış  kadın ile erkeği  eşit olarak vurgulamıştır.

—Sihler katı monoteist yapılarıyla dikkat çeker.  İslamın ALLAH inancına  paralel tarzda  bir yaratıcı tanrı oldunu  kabul ederler. Onun hiçbir  benzeri,şekli  ya da sureti  düşünülemez. Ebediyet alemin de yaşar şekilsiz üstün varlık,yaratıkları üzerin de merhametlidir,bu alem evren dünya hepsi  onun iradesine itaat eder.

— Resimlere, heykellere  ya da suretlere  inanmanın küfür olduna  inanılır.  Tanrının bir çok isimlendirilmesinden en doğru tanımın hak olduna inanılır. Hindulardan farklı olarak  tanru-ını inkarnasyonu  ya da avatarası inancı kabul edilmez.   Maya  öğretisi doğrutusun da  Sihler ,her obje  ve nesnenin yaratıcının hakikatinin  ifadesi olduna inanılır. Sihlere göre her şey geçicidir, ve yalnızca  tanrı  gerçektir. Bir başka ifadeyle  tanrıdan başka hirbirşeye ihtiyaç gerçekte yoktur. Onlara göre  maddi alemin  ihtirası insanların  etrafın da bir valiz sahtecilik  duvarı örmekte ve insanların bu nihai   hakikati anlayıp   kavramasını engellemektedir. Yalnızca arzu ve ihtiraslardan  sıyrılmış ruh   guruların inayetiyle  bunu kavrayabilir ve  her şeyde tanrının  gerçekliğini görebilir.  Mistik bir panteizm anlayışı  içeren bu  monist yaklaşımının , bazı İslam tasavvuf akımlarında ki  vahdet-i vucud öğretisiyle  paralelliği dikkat çeker.

—sihler cennet ve cehennemin varlığını kabul etmez. Reenkarnasyon süreci bir çeşit cehennemdir.

Sihler tanrının  bir, ona giden yolların  farklı ve çok olduna  ve bu bağalamda  sih olmayanların da  kurtuluşa  erebilecene  inanırlar.       Her sihin  5 hırsız olarak adlandırılan;

1)kibir  2)öfke  3)hırs  4)tutku  5)şehvet       (bunlara karşı 5 silah)                                                                            1)kanaat  2)hayırseverlik  3)şefkat  4)iyi davranış  5)alçak gönüllülük, donanması  ahlak temelini oluşturur.

                                                                ****Adi granth****

Sih geleneğinin kutsal metni  olan adi granth (ya da granth sahip)  derlemesinde bir çok dil  kullanılmıştır. Bular;pencap lisanı olan metin de  farsca, Sanskritçe  vb. farklı metin dili de yansımıştır.Adi granth ,nanakın  ve diğer guruların yanında    kabir namdev  ve ramanand  gibi düşünürlerin şiirlerini de içerir. Sihlere göre adi granth vahiy unsurudur.Sihlerin arasın da kutsal kitabın hatmedilmesi  geleneğide vardır.

                                                              *** ibadet anlayışları***

Sabah erkenden  güneş doğmadan önce  meditasyon ve dua Sihlerin  günlük ibadetleri arasındadır. Her ne kadar   genel yapısı itibariyleİslam ve hinduizmin arasında ki bir gelenekte olsa da sih geleneğinde  islam ve hinduizmde ki görülen hac, oruç ve kurban  gibi ibadetler yoktur.Yine  İslam ve Yahudilik gibi inanç sistemlerindeki  görülen sünnet olma  geleneğine de Sihler yer vermezler. Yine Sihler bazı  Hindu geleneklerin de  ön plana çıkarılan  asketizme,keşişlik yaşantısına , dilenciliğe ve dulların  yakılması geleneğine  de karşı çıkarlar.

Sih dinin de  alkol uyuşturucu sigara vb. metaryalleri kullanmak haramdır. Ayrıca yalan söylemek, dedikodu yapmak ve kibirlenmek de haramdır.

Her sihin  günlük yaşantısın da  5 önemli objeyi taşıması gerekir. her birin isimleri  pencabi dilin de k harfiyle başlayan  bu objeler kakkas olarak  bilinir. bunlar keş(saçın uzatılması) kanga (tarak) kara (çelik bilezik) kirban (hançer) ve kaça dır(alta giyilen kısa bir don).  Kakkas çeşitli  sembolik analamlar içermektedir. örn:saçın uzatılması   tanrının yaratmasında ki mkemmelliğin  tarak ise;düzen ve intizamı  ifade eder.çelik bilezik;tanrı ile sözleşmeyi /ahdi canlı tutumayı  giyilen beyaz don ise; iffet ve aile yaşantısınıa verilen önemi  hatırlatmaktadır. Kakkas geleneğine uymayan sihlere sahajari denir ,ancak cemaatin dışın da görülmezler. sihler ölen kişinin  cesedini yakma geleneği yaygındır.nadiren gömmede görülür.sihlerin  kutsal sayılan çeşitli günler ve zamanlar verdır. guru nanakın doğumu  guru aryanın öldürülmesi gibi. Bu yıllık olarak  anılmasına dayalı  kutsalgünler gurpurb  olarak adlandırılır. bundan başka  baisaki ve divali gibi,   hindistanda  utlanan diğer günler sihlerce de kutlanmaktadır.

                                         *******Sih geleneğinde toplamsal yapı*******

Sihler isimlerinin sonuna singh(aslan ) kızlar ise kaur (kraliçe yada dişi aslan ) lakabını eklerler. Sihlerin en dikkat çeken dinsel merkezi Amritsar dır. Burada bulunan altın tapınak olarakda adlandırılan Har mandir, bütün Sihlerin en kutsal mekanıdır. Mabedlere girirlrken ayakkabılar çıkartılır bas da kapatılılır.

Sihlerde çocuğa ad verme töreni (Nam Karan )tapınakda yapılır.Amrit şerbete vrilen isimdir. Kutsal kitabı okuyan kişi (granthi) kutsal kitaptan rastgele bir sayfa açar  ve çocuğa bu sayfadaki ilk harfle başlayan bir isim konulur.

                                                              ****KONFÜÇYANİZM****

Çinin büyük bilginin  ve filozoflarından olan   konfüçyusun adına izafe edilen  dini ahlaki sosyapolitik  içerikli  inanaç ve uygulamalardır. Konfüçyus çinde  ju chiao ( bilginlerin öğretisi ) ve k ung  chiao( konfüçyusun  öğretisi ) diye adlandırılmıştır. Kökleri konfuçyus öncesine  ju diye bilinen   bir bilgin sınıfının öğretilerine kadar gider. Bu sınıf, gök ve yere kurban ve dualaerın sunulduğu , yani tabiat tanrılarına  ve ata ruhlarına  tazim edilen  raemi bir kültün  dini ayin ve törenlerde  görev alan  uzan kişilerden oluşmaktadır.

                                                           ***konfüçyus (k ung fu tzu)***

Çinde şimdiki  şantungun bir bölümü olan lu eyaletinin  tsou şehrinde  dünyaya gelmiştir. Çince ismi

K ung ch iu dır. Kendisine  chung ni unvanıyla hitap edilmiştir. Ona göre ideal insan akıllı, cesur,kibar ,müzik ve törenler e bağlı hırslı olamayan  mütevazi bir kimse , yani chün tzu dur.

                                                     *** çin ulusal kimliği ve konfüçyanizm***

 Konfüçyusun etkisi, öğrencisi tsen tzu  torunu tzu ssu, en büyük takipçisi mensiyus ve hsün tzu nun  öğretileri sayesin de ölümünden kısa bir süre sonra  artamaya başlamıştır.konfüçyus yeni bir din  ortaya çıkarmyı düşünmediği hade  lu unun  prensi onun onuruna  bir ta bir mabet inşa etmiş  ve adına kurbanlar sunulmaya başlamıştır.

 Konfüçyus öğretisi  impartor tarafından  göke yapılan ibadetle  irtibatalndırılmaya başlamıştır. Çin bölgesi ne bağlı bütün yerlere  konfüçyusada ibadet edilmesi emredilmişdir. Böylece konfüçyanizm çinin resmi  ve milli dini haline getirilmiştir.bu dinin milli din haline gelmesinin sebebi imparatorun göğün oğlu olduna dair  tasavvuru  dinin merkezine yerleştirmiş olmasıdır.konfüçyusa  saygıdeğer ni iyi yetişmiş bilge  en büyük muallim  ve kung eski muallim   gerçek  bilge gibi unvanlar verilmiştir. İmparaotor tarafından gök e sunulan kurbanalrın konfüçyusa da sunulacağı  dair ferman verilmiştir.

***konfüçyanizm  orta  yol doktrini nin yeni  çin in  pek çok düşüncesin de fark edileceğini savunmuştur.

***Konfüçyusun  tabletlerinin yanına 4 öğrencisi ve orta yol  dotrininin  yazarı tzu ssu nun  talebeleri de konmuştur.

Konfüçyus adına  dolunay ve hilal de olmak üzere ona , bir ayda  iki defa takdimeler sunulmuştur. Sunulan takdimeler arasın da  tütsü, hububat, bir fincan şarap ile öküz, koyun vb . hayvanlardan  biri yer almıştır. Çin imparatorları  1912 ye kadar onun  şerfine ,ilkbahar ve son baharda  olmak üzere  yılda iki defa  kurban sunma töreni   devam ettirmişlerdir. 1934 te ise konfüçyus  ün doğum günü olan 27 ağustos  ulusal tatail ilan edilmiştir.

Çin de cumhuriyetin kurulmasıyla  gök kültü kaldırılmış  mao devrinde  konfüçyanizm kitapları yakılmış ve konfüçyus unutturulmak istenmiştir. Buna rağmen konfüçyuse    gösterilen saygı devam etmiştir.

                                                    ***Konfüçyanizmin temel  inaçları***

Konfüçyanizm  diğer  inanç sistemlerin de ki gibi  tanrılar panteonu,rahiplik,mabet ya da kutsal kitap   inacına yer verilmez.Konfüçyus  hiçbir zaman kendisini  ilahi bir kuvvetin elçisi  olarak hissetmediği  ve bir din kurucusu olarak görmediği   gibi tabiat üstü varlıklar , üstün kuvvetler ve ruhlardan da bahsetmemiştir.ayrıca  konfüçyus tanrıların  ruhların  varlığı hakkın da ki düşünceleride  reddetmiştir. Bu sebeple bazıları , onun din değil felsefe tarihinde ele alınması gereken  bir şahsiyet olduğuiddia edilmiştir. Ölümden sonraki hayatla da pek ilgilenmemiştir.

***tien ile eş anlamlı olarak kullanılan  şang-ti,eski çin de en eski ata ruhu (ti) idi. Çin de yaygın olan

 Ve  şang –ti diye adlandırılan  yüce varlık inancı konfüçyuste de devam etmiştir.

***Tien yüce varlık, tabiat düzeninin idarecisi , her şeyin üstündeki  varlık ve yaratıcı kudrettir.

*** Tanrıyı ifade etmek için kullanılan terim ise şangti dir. Çince bir terim olan tien tanrıyı ,tabiat anlamında gök  e takabul eder. Tien yukarıda ki tanrı gök ün kendisi demektir.

 Konfüçyus tien i her şeye hakim olan tanrı  anlamın da kullanmış  iyiliğin kaynağı olarak ona saygı göstermiş  bağlılığını itiraf etmiş  emrini öğrenmiş onun da kendisini  anladığına inanmıştır.

***Çinlilerin inancına göre imparataor göğün oğludur ve insanlar  idare etme  emir ve yetkisini tien den almıştır.

Konfüçyusa göre tanrı düşkün insanları korusunlar diye hükümdarlar  tanrı yoluna yardımcı olsunlar diye ülkenin her yanın da  huzuru ve güveni sağlasınlar diye  öğretmenler göndermiştir.

O yücedir yerdeki  insanlara  hükmedicidir kötüler çoğalıncada hükmü amansızdır. Ölüm ve  hayat göğün emridir. Zenginlik ve şeref kaderin işidir.fazilet 4 kısmdan meydana gelir; insan sevgisi , adalet,emredilen merasime  riayet ve bilgi.  İnsan bu 4 asli fazilet bir arada toplayarak onlara göre haraket ederse , bahtiyarlık ve saadet kazanacaktır. İnsan göğün emrine  göre  haraket etmelidir.

                                                               ***İbadetleri***

Kofüçyanizm de ibadet  gök ve yer atalarına tapınma ile konfüçyus adına  düzenlenen ibadetlerden ibaretlerdir. Çinde konfüçyanizm ,   Taoizm ve Budizm   gibi dinler ortaya çıkmadan  önce atalara saygı  gök ve tabiat atnrılarına tapınma  gelecektan haber  verme kutsal varlıklara kurbamn sunma  ve şangti  adı verilen  yüce bir varlık inanışı vardı.  Çin de  her devrin  dini özelliği haline gelen  atalara tapınma  asırlardan beri uygulana gelmiştir. Bu uygulamayı konfüçyuste tasvip etmiştir. Herkesin  kendisine ait tanrısı bulunur nitekim  konfüçyus  başkasının atalarına tapınmanın dalkavukluk oldunu dile getirmiştir. konfüçyus atalarına sanki onlar bedenden hazırlanmış gibi  kurban sunmuş   ve ölmüşlere  sankionlar hala  bizimle birlikte yaşıyorlarmış gibi  hizmet etmek ataya  saygının en güzel derecesidir.  Konfüçyusa tapınma da ataya tapınmanın  bir devamı olarak telekki etmiştir.asırlar bayuncada torunları tarafın dan konfüçyusa tapınılmıştır.

***Çinliler aynı  zamanda  yıldızlara da tapınmışlardır.konfüçyanizm  ferdi   ibadet veya duayı şart koşmadığı gibikefaret ayinlerini  günah itirafını ve  günahtan kurtulmak için nefse eziyet  ve işkence yapmayı da şart koşmamştır.

                                                             ***kutsal metinler***

5 kılasik vardır;1:yi king(değişiklikler kitabı)cbou ı diyede bilinir.geleceğe dair olayları tahmin etmede yardımcı olabilecek eski bir kehanet  el kitabı olup eskiye ait bir seri  şema ve  daha sonra onlar üzerine yapılan  yorumlardan ibadetlerdendir.

2:şu king:eski zamanlara  ait bilgiler  diye bilinen  şu king , çinin eski bir tarih kitabıdır.

3:şi king (şiirler ve şarkılar kitabı):çinin en eski  derlemesidir. Batı  chao hanedalığı dönemine ait 305 şiiri ihtiva eder.

4: li king(ayinler ktabı):imparator fermanlarından meydana gelmiştir. Li king   krallığa ait  düzenlemeler , ayinin gelişimi, sihir, ahlaki yasaklar,kurbanın anlamı, ayinle ilgili  konular, kadınlar ve gençlere rehber,eğitim , cenaze törenlerin de giyilecek kıyafetler  ve bir bilim admının davranışları  gibi konuları içerir.

5:cb un  cb iu:( ilk bahar ve sonbahar  vakayinameleri) konfüçyusun ahlakın  bozulmasıyla ilgili  bu eserle  mücadele  ettiği  ileri sürülmüştür.  Eser hakkında yazılan  tefsirler de  Çinlilerce kutsal  metinlerden sayılmiştir.

         *** dört kitap: konfüçyusun  kutsal metinleridir.  Bunlar;

  1. Lün yu (konuşmalar) konfüçyusun konuşmaları , öğretileri ve yaptıkları hakkın da  başlıca bilgi kaynağıdır.
  2. ta hsüeb  ( büyük bilgi) geçmiş 800 yıl bayunca  çinin eğitim sistemin de ki  temel  dökümanları  kapsar.
  3. Chung yung(orta yol   doktrini )ayinler kitabın 31.  Bölümüdür.
  4. Meng-tzu(mensiyüs ün  kitabı)konfüçyusun  bizzat öğretileri  hakkın  da yapmiş olduğu felsefi

  Yorumlarının  muhtemelen  öğrencileri tarafından  kaydedilmiş derlemesidir.

                                                                       ***ahlaki prensiler***

Konfüçyus  tanrı tien e inancı inancı  ön plana çıkaramak  suretiyle , zamanın geleneksel  çin dinini kabul etmekle  birlikte, yeni bir din kurucusu  olmaktan çok bir ahalak öğretisi  olarak ön plana çıkmaktadır. Konfüçyusun  sisteminin  amçları arasında bilgi samimiyet şahsi hayatı geliştirme ,aile  ve sosyal ilişkiler de uyum ve dünya barışını sağlama  yer almaktadır. Konfüçyusun  ahlak sistemi  toplum ve millet içindir.  Gayesi  ise halkını siyasi terbiye yoluyla saadete kavuşmaktadır.

*** Konfüçyusu ahlakın ana temeli ,büyük  bilgede  kendini ev halkını  milletini yönlendirme  ve barışı sağlamanın yolunu bulma şeklinde açıklanmaktadır. Konfüçyus konuşmalar da  dünyada 5 şeyi her şeye uyguluyabilmek  yeteneğine  mükemmel erdem denmektedir. Bunlar ağırbalılık,cömertlık samimiyet,doğruluk ve nezakettir.

***Konfüçyüs,bir kimsenin büyün hayatına rehber olabilecek bir şey var mıdır,sorusuna: karşılılklı davranış  kelimesi kullanılamaz mı? Kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapma  . diye cevap vermiştir. Onun bu sözü çin kaynaklarında ‘ _ Altın Kural _ olarak ifade edilmiştir.

***konfüçyanizm de 5 temel fazilet vardır. Bunlar;1. (Jen)  : menisyusa göre  bu başkalarının duygularını  paylaşabilme ve onlara şefkat gösterme de kendilini gösterme,  kısaca iyilikseverlik denir buna 2.(yi) yapılan bir yanlıştan sonra  utanma duygusu ortaya çıkar. 3.(li) adab-ı muaşeret adetlere riyayet  4.(chih ):hikmet doğru ve yanlışa karar  verme, 5.(hsin)doğru inançtır,  buda güvenilirlik olarak ortaya çıkar.

                                                                               ***felsefi sistem***

Konfüçyanizm deki felsefi sistem evrenin yaratılışı mitosa  dayandırılmıştır.buna göre umimi kaos  düşünülmüş evrenin yaratılışı ,  evrenin yaratılışı bu kaos ortamında ki iki asıl doğrucu   ilkeye isnat edilmiştir. Bunların birine yang birine yin denimiştir yin ile yang birbirlerinr-e karşılıklı tesir ederek elementeri meydana getirmiş,  elementlerin birleşmesiyle de everen meydana gelmiştir.mesela ateş yangtan su yinden çıkmıştır. Güneş ateşin asıl cevheriolduğu gibi ay da suyun asıl cevheridir.bu şekilde meydana gelen güneş ve ay dan  diğer yıldızlar meydana gelmiştir.

***Çinli düşünürler  her şeyde farkına varkına vardıkları bir  dualitenin  zıt ve  tamamlayıcı iki unsuru olarak , felsefi bir anlam kazanmıştır. Buna göre yin  yeryüzü olumsuz ,  pasif, karanlık, dişi ve tahrip edicidir. Siyah  renkle bir ilişkisi vardır  ve siyahala sembolize edilir; ay a bağlıdır, sonbahar ve kışta kuvvet alır. Aynı zaman da devler onun hükmü altında kalırlar.

                                                                           ***TAOİZM***

Taoizm kısaca ismini yol analmına gelen tao dan almıştır. Eski Çinliler Taoizm den tien tao(göğün yolu)  diye söz etmişler  ve onu yen tao(insanın yolu)  ile karşılaştırmışlardır. Onlara göre göğün yolu parlak,  kutsal vedoğrudur.insanın yolu ise karanlık ve göğün yolıununu tersidir.belirgin bir sistem olarak Taoizm kurucusu  la otsu  dur.

***la tsu;   çin filazofların dan biri olan  la tsu m.ö.  604  honan eyaletine bağlı  küçük bir köyde dünyaya gelmiştir. Asıl adı i tan dır. Lao chün   ve lao tan olarakta bilinir.ihtiyar bilgin veya  yaşlı üstat anlamın da la otsu  ismi  ona sonradan  verilmiş bir lakaptır. Hayatı hakkında çok az bilinen la otsu  imparatorluk sarayın da arşiv memuru olarak çalışmıştır.

***la otsu yasklara karşı gelmiş memelekette ne kadar çok şey yasak edilirse millet o kadar  fakir olur demiştir. Lao tsu savaşa da karşıdır. Harp yalnız bozulmuş nizamı tamir etmek için helaldir.

***La otsu ahlaki   ahlaki prensiplere ve  faziletlerede önem vermiştir.  Taoizm de 5mahlaki prensip  ve 1 faziletten söz edilmektedir. Ahlaki prensipler  insan öldürmemek , alkol almamak , alkol almamak  hırsızlık ve zine  yapmamak.  On  fazilet ise   ataya , evlada  yaraşır şekilde saygı göstermek , imparatora ve  öğretmenlere  saygı göstermek , bütün  yaratıklar aşefkat  göstermek , sabırlı lmak ve yanlışı tasvip etmemek, kendini fakirlre yardıma  adamak, köleleri serberst bırakmak  ve ağa dikmek, kuyular kazıp yollar yapmak, cahilleri eğitip refehı artırmak  kutsal kitapları incelemek ve tanrılara uygun taktimeler sunmaktır.

*** la tsu iyiliklere karşı iyilik gösteriyorum ; iyi olmayanlara karşı  yine iyilik gösteriyorum , bu suretle  hepsi iyi olur, demiştir.

***her şeye rağmen  la otsu nun öğretmek istediği derin hakikatler  çin düşüncesin de  güçlü bir  etki meydana getirmemeiştir.  Kendisi  tao ya  göre aydınlatılmış  olanın aklı , insanlarca  karanlıkla kaplanmıştır ,   diyerek   bu durum dan şikayet etmiştir.

                                           ***Temel inanç esasları***

Lao  tsu ya göre dünyadan önce yaratıcı bir prensip (tao) vardır. Hem knfüçyusu hem de  taoist düşünce de  yer alan merkezi   bir kavram olan tao , ilk chou  hanedanlığı bronz kitabelerinde yolanamın da  ve özel isim olarak kullanılmıştır. Tao teriminin  konfüçyus öncesi  dönemde yol , yön, hareket etme  yolgösterme,söyleme, bir faaliyet yönü gibi  analmları ifade etmek  üzere kullanıldığı ifade edilmiştir.

***tao doğruluk yol  tabii dünya  nizamı  dünyanın  değiştirilmez kanunlarına  göre gidişi demektir.

Tao dünyayı yöneten sebeptir.insan onu bilmelidir. Tao alemden  ilk ve her  şeyi kucaklayan  yaratıcı prensiptir. Her şeyin onun  vasıtasıtasıyla   meydana getirilir. O varlığın değişen  çokluluğun temelini teşki eden değişmez  birlik , hayat ve haraketlerin  her şekline sebebiyet veren güçtür. Kendi kendine var olandır.sessiz cisimsiz ve değişmezdir, herşeyi istila eden yanılmazdır,gözle görülemez işitlemez,dokunulamaz, kolay kavranılamaz ve sınırsızdır.Tüm şekillere gözükmeyendir ezeli  ve ebedidir,kendiliğinden vardır,her şeye hazır ve nazırdır. Hiçbir tasvire sığmaz, her şeyin temeli odur,

Fakat o yokluk değildir.  O tüm varlığın nedeni  olup tabiat ve evrenin var olması  onun sayesindedir. Her şeyin gerisin de ve temeindedir. Her şeyi yaratan ve beseyen odur.  İsimsiz olmasına ramen bazen tao ya  ana adı verilir. Çünkü her şey ondan gelir. Onun etkisi kendiliğinden meydana gelir. O, gök ve yer gibi  bir şey değildir ve tüm varlık şeydir ve ondan var olayan (wu) diye  söz edilir.  o sırf yokluk değildir, alemi o meydana getitmiştir.  tao dan bir bir den iki  yin ve yang  ikiden üç  yin yang ve nefes, üçten yaratılmış evren doğar. tao, gğün  ve yerin kaynağı , Yaratıcı ve aynı zaman da  yaşatıcı prensiptir. Her şeyi yaratan tao nun  hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Başka güçlerle rekebet etmez. Dolayısıyla  insanlarda hırstan  uzaklaştırılırsa  iyi bir hayata sahip olurlar.

***tabiatta  haraketsizlik : çin düşüncesin de tabat kendinden meydana gelen bir  şeydir.

*** boşlukta rekabet etmek : tabiatta hareketsizlik prensibinin dier adıdır. Haraketsizlik kimsenin  zahiri  boşluk ise  dahili durumunun karşılığıdır.

***olana razı olmak( mevcutla yetinmek) tabiatta sessiziğin ve  boşlukta rekabetin bir  ifadesidir. Taoist mutluluğu  hiçbirşey beklenmeyen  kimsenin mutluluğudur, zira  sahip olma arzusundan daha büyük bir günah  memnuniyetsizlikten daha büyük bir günah yoktur.

                                                          ****ibadetleri****

Taoizm , han hanedanlığı dönemin de bir kült orgnizasyonu  vwe rahiplikle birlikte   çinin her tarafına hızla yayılan bir  halk dini haline gelmişti. Takip eden yüzyıllarda  hem halkın hem de imaratorluğun  desteğini elde etmek için budizmle yarıştı  iki din asında büyük br rekabetin yanı sıra  karşılıklı etkileşimde söz konusuydu.  Taoizm budizmin  budda ve bodisatvalarına  uydurmak için , evrenin sayısız  ilahlarla dolu olduğu  anlayışını   benimsedi.   Rahip ve rahibeler için Budist modüllere  uydurulan manastır  ihdas edildi ve budizmin  pek çok düşünce  ve ritüeli benimsendi.

*** Taoizm birçok mezhebe ayrıldı  fakat iki ekolü varlığını devam ettirmiştir.  Bunlar i) dünyadan uzaklaşama  züht , meditasyon ve dini inceleme olarakta tanımlanan , bir nevi inzivayı   ve manastır hayatını esas alan  ekol ile;   ii)  rahiplikte evliliğe ve soya çekim  yoluyla din admlığı  sistemine yer veren ekoldür.bu ekolde rahipler halk arsında dolaşır , dini fonksiyonlarını icra eder , tılsım ve muskalar  satar ve  yıldız falına bakarlar. Genelde tılsım ve büyü sayesinde  ün kazanırlar, onların ruhsal alemle haberleştiklerine , hastalıkları tedavi ettiklerine de inanılır.   *** bugün Taoizm  yalaşık 2000  taoist mabedinin bulunduğu tayvanda  çin diyasporası  arasında   gelişimini sürdürmektedir.

                                                      *** kutsalmetinleri***

Tao te king;  yol ve onun gücü kılasıği anlamındadır .lao tsuya atfedilen te king  ta oyu (yol) dünyaın kaynağı , gerçeği ve hayata tatbiki ele alır. Kral ve yöneticilere yol gösteren el kitebı olarak tanımlanmış çin de daimi bir etkiye sahip olmuştur. Fakat te king politik bir eser olarak başarısız olmuştur . çünkü  onun ‘kralın iş yapmaksızın idare etmesi  gerekir’ şeklinde ki görüşü  hiçbir kraltarafından cididiye alımamıtır. Felsefi bir eser olarak başarılı olmuştur.

                                    ***BATIDA ORTAYA ÇIKAN YENİ DİNİ AKIMLAR***

                                            **********YEHOVA ŞAHİTLERİ*********

Yehova şahitleri  19. Yy. lın 2. Yrısında  abd de  ortaya çıkan  ve Mesihçi karakteri  ve eskolatik beklentşleryle tanınan  sentetik  bir dinsel akımdır.

***bu akım  isa mesihin terke-ar yeryüzüne geleceni savunur.

***isa mesihin gelmesiyle  tanrısal krallık kurulacak ve  yehva şahitleri  kurulaak bu krallığın  gerçek   şahitleri ve müjdeleyicileri olacanı  savunurlar.

*** kitabı mukaddes te bulunan  işa ya  42:8 de  ben yahovayım ismim odur… ve 43:10 da geçen  siz şahitlerim ve siz benim  kulumsunuz  bilip bana inanasınız, benim oldumu anlayasınız buradan yehova şahitlerinin kendileri olduna inanırlar. Tüm bunlara bakarak  yehova şahitleri tanrı yahovanın  biricik şahitleri kendilerine olduna inanaırlar.

                                *******cahrles russell ve akımının  tarihsel gelimi********

Yehova şahitlerinin kurucusu  caharles taze russell  1852 de abd  de doğmuş, çocukluk yılların da  isa meshin yeryüzüne zuhur edeceği  ve  bu vaktin çok yakın olduğu kanaatine varmıştır. Kitabı mukaddesi yorumlamak amacıyla  1970 lerin en  başında  kendi kasabasın da  bir kutsal inceleme  grubu oluşturmuştur. Bu  kitatan yapılan araştırmalarda  isa mesihin 1974 te  dünyada ki alışılmış düzenlerin  ve devletin sonunun geleceği  ve bu tarihten itibaren  isa mesihin yeryüzünede tanrısal krallığını kuracağı kanısına vardılar. Russell bu düşünceyi 1876 da   new york  brooklyn  de  yayımlanan  bible examiner( kitab-ı mukaddes tetkikçisi) adlı derginin ekim sayısın da açık  bir şekilde ifade ederek milletin  bilinen sürelerinin   1914 yılında sona ereceni  öne sürdü.

***Russell ve taraftarları fikirlerini yayamak için   1879  da  zion s watch  tower and  herald  off chirist s presense ( siyonun gözcü kulesi  ve isanın  gelişinin  habercisi) adlı  dergiyi yayımlamaya başlamış ve  çevrelerinde taraftar kazanmaya  başlamışlardır.  yukarıda kurmuş oldukları  dergi 1881 de  russell in başkanlığın da bir cemiyet haline gelmiştir. Daha sonra derneğin başındaki Yahudiliği çağrıştıran siyon  adı atılmiştir. Adı zion s watch  tower tract  society  olarak adlandırılmiştır. 1909 da  grubun faaliyetleri uluslararası  bir boyuta ulaşmış  bugünkü merkezi new york  brooklyn deki  kendi mülkü olan binaya taşınmıştır.

*** 1914 te isa Mesih gelmemesi üzerine russell bu  beklentiyi tevil etme  yoluna gitmiş  ve tanrısal  krallığın göklerde kurulduğu, isanın da gökte tahta oturduğunu ileri sürerek ve çok yakın bir zaman da  yeryüzün de tanrı krallığını tesis  edeçeği öğretisini savunmaya başlamışlardır.

***1916 da russell ölmüş yerine  Joseph f.  Seçilmiştir. Onun zamanın da  çeşitli düzenleme ve değişikliler yapılmış  misyon faaliyetleri hızlandırılmış,  basın yayaı faaliyetleri  yanında ev ev gezerek  öğretini yayaılması etkinleştirilmreye çalışılmıştır. Aynı çerçeve de 1879 dan beri yayımlanan gözkü kulesi adlı derginin yanına  bugün kü adı  the golden age olan (altın çağ) adlı 2.  Dergi yayaımlanmaya başlanmıştır. 1931 e geldimizde  russellitler ciddi kitap  araştırmacıları ve milletler arası  kutsal kitap öğrenme  cem. Gibi  adlarla bilinen  grubu adı  yehova şahitleri olarak  değiştirilmiştir.

***Russellin kurduğu Harakete yeni bir ivme kazandıran   Joseph f. Rutherford  1942 de ölmüş yerine  nathan h. Knorr  yeni  başkan olarak seçilmiş ve bu dönem de  misyonerlik faaliyetlerini teşkil eden okullar açılmıştır.

                                                  *** öğreti  ve inançları***

Meshin yakın zaman da gelerek  tanrısal krallığını kuracak  ve bu tanrı krallığın da sadece iyiler yaşamayı hak edecek . onlara göre bu krallık 1914 te göklerde başlamıştır.  Bu sürenin gelmesi yakın olup geldikten  sonra  mesihin krallığı  şeytan ve yandaşlarını yenerek   yeryüzün deki bütğn beşeri  sistemler , devletler, ve kötülüğün temsilcileri  ortadan kaldırılıcak yerine yeni  gökler de egemen olan  tanrısal krallık egemen olacaktır.

     Bu zaferden sonra  isa Mesih ile birlikte  144.000 kişilik  seçkinlerden oluşan  bir topluluk  1000 yıllık bir süreyle  bu tanrısal krallığı n göklerden yönetecektir.  Bu süre de insanlık  ve yeryüzü ademin  günahından önceki  özgün haline kavuşacatır. Bu 1000 yıllık  dön. Sonun da isa Mesih  krallığı asıl sahibi olan  tanrıya devredecektir.

***tanrı yeryüzünü  sonsuza kadar  yeryüzü cennetine  dönüşecek şekilde yaratmıştır. Hz ademi ve  eşini  ise  yeryüzün de iyi nesiller yetiştirmek için  görevlandirmiştir  ancak işledkleri günahtan dolayı

Tanrı bu  görevinden vazgeçmemiş hz ademden beri süre  gelen günahı affettirmek için  isa mesihi görevlendirmiştir. İsa Mesih yeryüzün de  tanrısal krallığı hakında aşahadette bulunmuş  ve havarilerine   de bu krallığa  şahitlik etme görevi vermiştir.  Bu görevi ise günümüz de yehova şahitlerinin yerine getirdini zannederler.

***isa Mesih  şeytanı göklerde yenmiş ve 1914 te yeryüzüne atmıştır . bu neden le  yeryüzün deki  bütün kötü olaylara sebep şaytandır isa Mesih gelince  armagedon savaşıyla şeytenı egemenliği sona erecektir.  144.000 kişilik grupta isa mesihle beraber yeryüzün idare edecektir.1000.000 yıllık sürede ölülerde dirilecek ve bu tanrısal krallıkta yaşamaya hak kazanacaktır. Kötü olanlar dirilmeyecektir. İyiler ise ebedi olarak yaşama hakkına sahip olacaktır. Cennetin de yeryüzünde kurulacana inanaırlar ve  kötüler ebediyen yok olacaktır. İyiler ise ilk günahın  siyaret etmesin den  ortaya çıkan  hastalık, yaşlılık ve ölüm gibi  olumsuzluktan kurtulup ilk insanın yaratılışında ki gibi  özgün haline dönüp  genç, sağlıklı ve ölümsüz hale geleceklerdir.

***isa Mesih tanrı değil tanrının ilk yaratığıdır.( Diğer hristyan ilahiyatçılardan bu konu da farklı düşünürler)( yehova şahitlerini başıca  inaçları fotokopi çektir sayfa  415).

                                    ***ibadet  anlayışları ve  kurumsal yapıları***

yehova şahitleri  ibadet yerleri  krallık salonu,mekanlarda hac , resim gibi herhengi bir suret bulundurmezlar. haftada 3 defa cemaat toplanır.  Dua ile başlayıp dua ile bitirirler toplantıları, bunun dışında  bazı ilahiler ama esas kısmını  kitab ı mukaddesin  okunması , yorumlanaması ve ondan çıkarılan vaazlar vardır. Toplantılara cemaat nazırı yönetir. Bugün dünyanın 230  kadar ülkede faaliyetlerini sürdürmektedirler. Türkiye  de1.632 yehova şahididi 32 cemaati vardır.

                                                                  ***MORMONLAR***

         Kendisinigenelde ‘’isa mesihin ahir  zaman  azizleri kilisesi   olarak isimlendirirler . mormıonluğun  hristiyanlık içinde bir mezhep değilde , bağımsız  inanaca dayalı  ilise eksenli bir  dinsel akım ,heretik bir  haraket olduğu  ileri sürlür . mormonlar  kendilerini ısrarla hristiyanlığın tek doğru  yorumu olarak  tanımlamaya  dikkat etmektedirler.

                                                  ****Joseph smith  ve mormon kitabı***

     Mormonluğun tarihi  1820 yılın da batı  new york  bölgesin de   Joseph smith  14 yaşlarında yaşadıklarına dayanır. Çevrende aradını bulamayan smith  bunalımdan dolayı bir koruluğa gider. Bura da tanrıya ne yapması gerektiği  ni sormak üzere  o koruluğun içine kendini atmayı alışkanlık ahaline getirir.  Bu ziyzretleri sırasın da tanrı le isanın   ayrı  varıklar oldunu  ve insanlar gibi göründünü  kendisine öğreten  vahiyler almıştır. Smith  21  eylül  1823  tarihinde , yani ilk vahyi aldıktan tam üç yıl sonra  tanrıya kendisini daha açık  bir şekilde görünmesini dua etmiş  tanrı da kendisine yol göstermek için moroniyi göndermiştir. Moroni kitabın  adını smite getirir.  Kitabın da nerde olduna dair haberi de ona vermiştir. Smith de  kendisine tarif edilen yere yani  cumorah tepesi denilen yere ertesi gün gitmiş ve kitabı orda bulmuştur.ama kitabı sadece görmesine izin verilir ,  bundan sonra da kendsine verilecek kitabın ağırlığını kaldırabilmek için  4 yıllık bir eğitime tabi tutulması gerekmektedier.  Her yıl  orada moroni ile görüşür  ve  herseferin de kendisinin  tanrının mahiyeti ve planları  tanrı krallığının mahiyeti , mevcut kilise veya dinlerin  bu krallığı gerçekleştirme bakımın dan

 Yetersizliği ve tarif edilmişliği  gibi konular da aydınlatılmakta  ve gerçek kilisenin yeniden restore edilmesi işleminin kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğu , bunun için de kendisinin dseçilmiş kişi oldunu söyleyerek  göreve hazırlenır. Daha sonra  moroni aynı tepede josef smith e görünmüş  ama busefer kendisine İngilizceye çevirmek üzere  altın levhaları vermiştir. Urim ve thummim denilen taşlar genç josefe  çeviri konusun da yardımcı olacaktır.

                                                                       ***temel öğretileri***

Merkez de isa Mesih vardır. İsa Mesih kurtarıcı bir  figürdür. Babanın ilk çocuğu ve  bedeni olrak  biricik oğlu dünyanın  kurtarıcısıdır. Bütün insanlığın günahları için kendini kurban olarak sunmuştur. Çarmıha gerilmiştir. Mezarından kıyam eden isa Mesih, yaşamını sürdürmrktedir. Baba ile birlikte smitthe  görülmüştür. O, bir gün dünyaya dönecek  ve  tanrısal krallığı kuracaktır.

  Mormonlar da diğer avangalıjik  unsurlar gibi  tanrının  ahir  zaman da  İsrail oğullarına vaat edilmiş  topraklarda bir araya getileceğine  dair güçlü bir inanca  sahiptirler. Tanrının  krallığının tesisiyle  sonuçlanacak bu süreç aslın da Yahudilerin  çoğunun  ölümüyle  sonuçlanacak  bir büyük savaş yani armegedonu  içermektedir. Mormonlukta diğer Amerikan  dinsel  haraketleri gibi  btün hesabını  ve gelecek ile ilgili  bütün siyasi ve ekonomik  yatırımlarını  bu savaş  üzerine kurmaktadır.

                                                                     ***zion öğretisi***

Mormnculuk  başlangıçtan  sonuna kadar  bütün boyutlarıyla  yerli bir Amerikan dini  olma özelliğini taşımaktadır. Mormonlara göre Amerika  meşakkatli sürgünlerin  sonucunda ualaşılmış  kutsal bir vatan  vaat edilen bir toprak  yada yeni Kudüs olarak  görülür.

   Mormonlar  kendi misyonlarının  öenemli bir parçasını  diğer evanjelikler den farksız  olarak , ahir  zamana doğru  düyada  dağınık duran on iki ( İsrail oğullarına mensup) kabilenin zion da bir araya getirilmesine hasretmi lsa bile  utah ta bir yeryüzü cenneti  olarak kudüsü kurma  konusuna apayrı bir bir önem atfeder .  dolayısıyla mormronlar için  Siyonizm bir yanı  Filistin toprakarın da gerçekleşecek   olan bir toplama  diğer yanı da özel de  utahın  genelinde ise  büyük amarikanın bir  yeryüzü cennetine  dönüştürülmesini amaçlayan  uzun bir programın adıdır. Bütün mormonlar için misyonda budur. Mormonlar Joseph simith  in öldürülmesin den sonra yaptıkları  göç  mormon dinsel hafızasın da  çok kurucu bir rol  oynamıştır.  Denilebilir ki  bu göç  bir dinin kök salabilmesi için  gerekli ıstırap ve çile unsuru nu , yahudiliin diasporasıyla  kıyaslanabilir  bir biçim de  mormonluğun  bütünlüğüne çok güçlü bir  biçim de yerleştirilmiştir. Mormonların 4 şubat  1846  yılın da başlayan bu  meşhur göçü  24  temmuzda  ilk kafilenin ,  birgham young ın  meşhur işte burası  sözüyle  zion olarak  salt lake  city  de  karar kılmasıyla bitmiştir.

                                                              ***aile ve poligami***

   Evlilik konusun da  poligami yada  çok eşlilik  mormon tarihinde yaşanan bir olgudur. Mormonarda  evlilik  ruhların asılı durmaktan kurtarılması, bir bedene kavuşturulması ,  başlı başına bir msyondur  ve  yaratış  sürecinin   de bir parçasıdır. Zaten insanın  ALLAH la   ilişkisi tanrı-kul  ilişkilerinden ibaret değil , baba oul ilişkilerini  de kapsadığı için , insanın tanrıya  benzediğine dair  birçok göstergenin  en önemlilerinden birisi de  budur. Mormon aileleri  genellikle çok çocukludur.

    Vucuda Zaralı olacak her şeye yanaşmak örneğin:alkol almamak,sigara içmemek  ve içinde ki zararlı  kafeinden dolayı   hiçbir kolalı meşrubat ,  çay ve kahve içmemek  gibi hususlara  özen gösterilir. Mormonlar insan vücudunu  tanrının verdiği  bir mabet olarak  olarak  görürler.  Bir mabet nasıl kirletilmemeliyse  bu tür nesnelerle insan  vucududa kirletilmemelidir.

***rahiplik kurumu yoktur. Din adamları sınıfı  yoktur. Her mormonun  19 yaşına geldiğin de  ve  atma yetkisinde  olmak kaydıyla ,gönüllü olarak  hizmet edeceği yer  kilisenin insiyatifinde   iki yıllığına misyonerlik  faaliyetlerine katılması gerekir.

***mormomlarda kilisenin(mabet) başında  ilahi bir işaretle şeçilmiş olduğuna inanılan  bir lider ( peygamber)  ve onun altında  1.  Başkanlık konseyi olarak  iki  yardımcısı vardır.  Mormonlar  kutsal mekanlarını  tapınak olarak adlandırılırlar. Başta salt lake city deki  tapınak olmak üzere , mormon tapınaklarına ancak  mormonların girmesine izin verilir. Mormon olmayanlar bu mekanlara  giremezler.